Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

Kültür Servisi - Türkiye ve İsviçre’yi yakõnlaştõrmayõ amaçlayan “Culturescapes” festivali bünyesinde, Behiç Ak’õn karikatür sergisi Zürih Uster’de açõldõ. “Kimlik” konulu karikatürlerden oluşan sergide Behiç Ak’õn gazetemizde yayõmlanmõş elli adet karikatürü sergileniyor. Behiç Ak “kimlik konusundaki önyargı ve kalıpları kırmayı amaçladığını, neoliberal dönemin her türlü çelişkiyi kimlikle ilgili bir sorunmuş gibi göstererek sorunların üzerini örttüğünü, işçilerin kimlik sorunu dışındaki sorunları yokmuş gibi davranmanın, günümüzün modası olduğunu” söyleyerek “karikatürlerinde bu soruna farklı bir açıdan yaklaşmaya çalıştığını” vurguladõ. İsviçre basõnõnõn yoğun ilgisini çeken sergi, bu ay sonuna kadar açõk kalacak. CMYB C M Y B 9 KASIM 2008 PAZAR CUMHURİYET SAYFA KÜLTÜR 17 ESİNTİLER ZEYNEP ORAL Kim Koruyor Bunları? kultur@cumhuriyet.com.tr Kim koruyor bunları? Nasıl sürdürebiliyorlar vahşetlerini? Arkalarında nasıl bir güç var ki, göz göre göre en bü- yük pislikten alçaklıktan, iğrençlikten sanki zemzem su- yunda yıkanmış gibi sırıtarak çıkabiliyorlar? Nasıl paçalarını sıyırıyorlar kendi sapıklıklarından? Na- sıl ellerini kollarını sallayarak insan içine çıkabiliyorlar? Bu heriflerle kim nasıl konuşabilir, gazetesinde kö- şe yazdırabilir? Bu herifler ne uğruna televizyon prog- ramlarına davet edilir, konuşturulur, hastalıklarını saç- malarına izin verilir? Kim nasıl, bu hasta kafaları savunabilir? Bunlara ar- ka çıkabilir? Sahi kim koruyor bunları? Arkalarındaki güç ne ya da kim? Hüseyin Üzmez adı, bir rezilliğin simgesi olarak bel- leklere yerleşirken, Türkiye’deki her kesimden genel bir tepki aldı. Yalnız kadınlardan değil erkeklerden de! Türk Tabipleri Birliği, Adli Tıp Kurulu’nun raporunun “hukuken bilir kişi raporu olarak kabul edilemeyeceği- ni, yok hükmünde olduğunu” ortaya koydu ve Hüse- yin Üzmez’in bu rapora dayanarak tahliyesini yeniden değerlendirmesini istedi. İstek reddedildi. Ancak o andan itibaren tüm medyada Adli Tıp Ku- rulu’nun raporları doğrultusunda benzer cinsel taciz olay- larında alınan kararlar ortaya dökülmeye başlandı. Ra- por, tacize uğrayan kızın “bedensel ya da ruh sağlığı bo- zulmuştur” derse örneğin Şırnak’ta 22 yıl, İzmir’de 15 yıl ceza alıyor sapıklar. Ama “bozulmamıştır” derse tah- liye oluyor! Kuruldan çıkan en çarpıcı, bence en korkunç karar, babasının cinsel istismarına maruz kaldığı iddia edilen B.E’nin, beden ve ruh sağlığının bozulmadığına karar verirken ileri sürdüğü gerekçe: Gerekçede ne deniyor biliyor musunuz? B.E. cinsel istismar edildiği tarihte 12 yaşını bitir- mediğinden olayın ahlaki kötülüğünü algılayamazmış veee bu nedenle psikolojik olarak da zarar göremez- miş! Aklınız alıyor mu? 12 yaşını bitirmediğinden ola- yın yani cinsel tacizin, cinsel istismarın ahlaksızlığını, deh- şetini, alçaklığını, sapıklığını, pisliğini, iğrençliğini, vah- şetini, sömürüsünü, şiddetini, yıkımını yaşı küçük ol- duğundan kavrayamayacağından, anlayamayacağın- dan... Tutuklu yargılanan baba bu nedenle serbest bı- rakılıyor. Kızı daha büyük olsa bu rezilliği, ahlaksızlığı anlayacak ve ruh sağlığı bozulacakmış! Kurul öyle di- yor! Bir yanda bunlar olurken, bir yanda da Hüseyin Üz- mez’e haklı olarak tepki gösterenlere tepki yağmaya baş- ladı. Bence bunun da sorgulanması gerek! Yalnız Müjde Ar ve Aysun Kayacı değil, daha birçok yazar, Üzmez’e “sapık” dedikleri için Vakit gazetesinin hışmına uğru- yorlarsa, bu vahim! Ben, Hüseyin Üzmez olayının “münferit”, bir pislik, bir ahlaksızlık olduğuna inanmıyorum. Bu tür olaylar- da sanıkların bilinçli bir biçimde korunduğuna, kollan- dığına inanıyorum. Kadınlara, kızlara, çocuklara karşı girişilen bu tür yıkıcı olaylarda erkeğin kendinde gör- düğü “hakları” dayatma, uygulama dürtüsü görüyorum. Ve bu dürtü belli bir zihniyetle besleniyor, bu zihniyet- ten güç alıyor! “Başlarken kim koruyor bunları? Nasıl sürdürebiliyorlar vahşetlerini? Arkalarında nasıl bir güç var ki?” diye sor- mam bundan! zeynep@zeyneporal.com faks: 0212. 257 16 50 Ünlü şairin vasiyeti, Bilfen Okulu’nda düzenlenen bir anma ve saygõ gecesinde okundu DağlarcaÇamlõcaTepesi’nde Yahya Kemal’in “Sana dün bir tepeden baktım aziz İs- tanbul” dizesindeki tepe Çam- lõca değildir!.. Bunu gönül ra- hatlõğõyla söyleyebiliriz; çün- kü ünlü dizede geçen yer Çam- lõca Tepesi olsaydõ, adõnõn mut- laka şair tarafõndan anõlacağõnõ söyleyebiliriz. Kocamustafapa- şa’dan Fenerbahçe’ye, Kanlõ- ca’dan Üsküdar’a kadar pek çok semtin adõna şiirlerinde yer veren Yahya Kemal’in Çamlõca Tepesi’ni de unuttuğu yoktur. İş- te, Yahya Kemal’in “Karnaval ve Dönüş” adlõ şiirinden dizeler: Ben yolcuyum bugün Nis karnavalda eğlene dursun Ben yolcuyum bugün. Yolun ufkunda Çamlõca Hâlâ görünmüyor; Hâlâ görünmüyor diyerekten sabõrsõzõm. Çamlõca Tepesi’nin gölgesi- nin şiirimize pek düştüğü söy- lenemez. Oysa, Boğaz’õn bu en yüksek tepesinde geçtiği- miz hafta şiir tarihinin en önem- li olaylarõndan biri yaşandõ: Dağlarca’nõn vasiyeti Çamlõca Tepesi’nin zirvesine yakõn bir yerde kurulan Bilfen Okulu’nda düzenlenen bir anma ve saygõ gecesinde okundu!.. Neden mi Bilfen Koleji’nde yaşandõ bu tarihi olay? Çünkü, bu eğitim kurumu, Dağlarca’ya yaşarken sahip çõkmõş ve bün- yesinde “Dağlarca Burada” adõnda bir müze açmõştõr. Büyük şair sağlõğõnda okulu gezmiş, in- celemiş ve Atatürk’ün aydõn- lanma yolunda emin adõmlarla yürüyen bu eğitim kurumunu çok sevmiştir. Öğrencilere yap- tõğõ konuşmada Dağlarca’nõn Bilfen’in 1923 devriminin õşõ- ğõna sahip çõkmasõndan duydu- ğu memnuniyet ve güven açõk- ça belirgindir. Şairin vasiyetinin okunduğu gecede, Bilfen öğ- rencilerine seslendiği gün ya- põlan çekimden bir bölüm de yer almõştõr. Telifleri eğitim bursuna Dağlarca, üç maddelik vasi- yetinde tüm kitaplarõnõn telifi- ni Bilfen Okullarõ’nda okutula- cak çocuklara eğitim bursu ola- rak bõraktõğõnõ açõklamõştõr. Çağ- daş ve laik Türkiye’ye mezun- larõyla güç katan Bilfen’den, Dağlarca sayesinde ekonomik durumu elverişli olmayan daha fazla çocuk yararlanacaktõr. Okulun vermiş olduğu burslu öğrenci sayõsõnõ Dağlarca’nõn çoğaltmasõ şu düşüncemi daha da güçlendirmiştir: Şair ve ya- zar ödül peşinde koşan değil, in- sanlõğa, yaşadõğõ topluma ödül veren insandõr. Vasiyetin bir diğer maddesi de, Konya’da ailesinden kalma yerlerin Mehmetçik Vakfõ’na bağõşladõğõ şeklindedir. Dağ- larca, çocuklarõ unutmadõğõ gi- bi, ülkenin bağõmsõzlõğõ ve bü- tünlüğü için canõnõ veren genç- leri de unutmamõştõr. Son mad- dede ise, Kadõköy’deki evini müze yapmak üzere Kadõköy Belediyesi’ne bõrakmõştõr. Ge- ceye katõlan Kadõköy Belediye Başkanõ Selami Öztürk, Dağ- larca’nõn evinin müze yapõla- cağõnõ ve bunu da semtin ilk müzesini açan bendenizin kat- kõsõyla hayata geçeceğini söy- ledi. İstanbul Oyuncak Müze- si’nin her sorununda yanõmda olan Sayõn Öztürk’ün, Kadõ- köy’e kazandõrdõğõ sayõsõz kül- tür hizmetine müzeleri ekle- mek için yardõmcõ olmak benim için büyük bir onurdur. Mo- da’daki Barış Manço Müze- si’nin tasarõmõ dõşõnda, Dağ- larca için de aynõ çabayõ sarf et- mek önce Türk şiirine sonra da Kadõköy’e borcumuzdur. Dağlarca’nõn vasiyetinin okunduğu gecede şairin haya- tõnda önemli yer tutan üç kurum bir aradaydõ: Kadõköy Beledi- yesi, Cumhuriyet gazetesi ve Bilfen Eğitim Kurumlarõ… Cumhuriyet gazetesi adõna Egemen Berköz oradaydõ… Bu üç kurumun ortak yanõ, 1923 devrimine bağlõ, Ata- türkçü ve laik olmalarõ, Cum- huriyet õşõğõnõ karanlõğa taşõ- makta gösterdikleri kararlõlõk- tõr. Dağlarca bu üç kurumu da çok seviyordu. Gecede söyle- diğim gibi, Cumhuriyet gaze- tesi şairin şiirlerine ön sayfada yer veriyor ve onu onurlandõ- rõyordu. Oysa, şairlerin adlarõ nice gazetenin ön sayfasõnda ancak Başbakan’õn adlarõnõ yanlõş söylemesinden dolayõ yer bulabilmektedir!.. Dağlarca sevgisi... Dağlarca, hayattayken heykeli dikilmiş az sayõdaki sanatçõdan biridir. Şairin, heykeli Kalamõş Parkõ’ndadõr. Bu heykelde şair, kapağõnda “Dağlarca” yazan bir kitap okumaktadõr. Anma ge- cesinde öğrenciler Dağlarca’nõn şiirlerini okudular, şairin anõsõ- na küçük müzisyenler hünerle- rini sergilediler… Yani Dağlar- ca sevgisi, vasiyetinin okundu- ğu Çamlõca Tepesi’nde, en gü- zel Boğaz manzarasõna sahip bir okulda bir araya gelen insanla- rõn gönlünde yankõlandõ... Yahya Kemal’in dizeleriyle çõkmõştõk Çamlõca Tepesi’nde- ki Bilfen Koleji’ne… İstanbul’a âşõk bir başka şairin dizeleriyle ayrõlalõm bu güzel okuldan ve di- yardan… Diyor ki Orhan Veli: Biliyorum kolay değil yaşa- mak, Gönül verip türkü söylemek yar üstüne; Yõldõz õşõğõnda dolaşõp gece- leri, Gündüzleri gün õşõğõnda õsõn- mak; Şöyle bir fõrsat bulup yarõm gün, Yan gelebilmek Çamlõca Te- pesi’ne… - Bin türlü mavi akar Bo- ğaz’dan - Her şeyi unutabilmek maviler içinde. ULUSLARARASIBİRİNCİSUZANARICHE Türkiye birinciliğine Mimar Sinan Üniversi- tesi’nden Aylin Zapçıoğlu değer görüldü. MÜGSF sanat ve tasarõmda dünya birincisini seçti Kültür Servisi - Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (MÜGSF) ile beraber yirmi ül- kenin üyeliğinde sanat ve tasarõmda eğitimi ka- liteli hale getirmek isteyen kurumlardan oluşan AIAS’nin yõllõk toplantõsõ kapsamõnda gerçek- leştirilen yarõşmada “Sanat ve Tasarımda Ulus- lararası ve Türkiye Onur Birincileri” seçildi. Uluslararasõ onur birinciliğini, “4 Gökdelende Dörtyüz Doksan Üç Apartman Dairesine Sa- natçının Ziyareti” adlõ çalõşmasõyla İsviçre’den Suzana Riche kazandõ.Türkiye onur birinciliği- ne ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nden Aylin Zapçıoğlu değer görüldü. MÜGSF’de AIAS üyeleri öğretim görevlileri ve öğrencileri tarafõndan 3-8 Kasõm tarihleri ara- sõnda sempozyum, atölye çalõşmalarõ, sunum ve sergiler düzenlendi. 6 Kasõm’daki sem- pozyum, MÜGSF Dekanõ Prof. Dr. Nazan Erkmen’in açõş konuşmasõyla başlayõp AIAS Başkanõ Prof. Peter Sonderen, Prof. Petran Kockelkoren ve İsmali Tunalı’nõn konuş- malarõyla devam etti. Sonderen, bu çalõşmala- rõn ülkelerdeki sanatõn farklõlõk ve benzerlik- lerini anlama ve tanõma açõsõndan önemli ol- duğunu belirtti. BehiçAk’ınkarikatürleriİsviçre’de
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog