Bugünden 1930'a 5,500,162 adet makale



Katalog


«
»

leyla.tavsanoglu@cumhuriyet.com.tr SAYFA CUMHURİYET 30 KASIM 2008 PAZAR 12 PAZAR KONUĞU CMYB C M Y B Çek Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Eva Filipi, AB’nin nüfusu Müslüman olduğu gerekçesiyle Türkiye’yi dõşarda tutmasõnõ eleştirdi Dinüzerindensiyasetyapõlmaz Çek Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Eva Filipi tam anlamõyla bir Türkiye âşõğõ. Yõllar önce Irak’ta maslahatgüzarlõk görevindeyken ailesiyle Türkiye’ye çok sõk gelmiş. O sõralarda da ailecek Türkiye’ye vurulmuşlar. Filipi Türkiye’nin mutlaka AB üyesi olmasõ gerektiğine inanan bir diplomat. Ama AB’nin üst yerlerinde dönen politikalarõn da bilincinde. Bir yandan Türkiye’yi idare ederken öbür yanda bünyeye almayõ akõllarõnõn ucundan bile geçirmediklerini açõkça görüyor. Bunun da siyaset ahlakõna sõğmadõğõnõ net bir biçimde dile getiriyor. AB elitlerinin Türkiye’nin nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olmasõ nedeniyle AB’ye tam üye olamayacağõ sözlerini çok sert eleştiriyor. “Din üzerinden siyaset yapılmasına son derece karşıyım. Dini kullanarak siyaset yapanların amaçları başka” diye görüşünü açõklõyor. AB’nin kendine çekidüzen vermesini, özellikle verimsiz olan tarõm sektörü için, hele de bu finansal kriz ortamõnda, yeni reformlar getirmesini istiyor. - AB dönem başkanlığında Çek Cumhuriyeti ne gibi projeleri hayata geçirecek? FİLİPİ - Biliyorsunuz, Çek Cumhuriyeti Türkiye’nin AB üyeliğini pek çok bakõmdan en güçlü olarak destekleyen AB üyelerinden birisidir. Bunu yapmakta da nedenlerimiz var. Bir kere stratejik nedenler ve mülahazalar burada rol oynuyor. Türkiye’nin ne kadar önemli bir ülke olduğunun bilincindeyiz. İkinci olarak ahlaki nedenler var. Türkiye yõllardõr NATO’nun bir üyesi. Soğuk Savaş döneminde komünist rejimlere karşõ NATO’nun güneydoğu kanadõnõ korudu. Çok önemli roller üstlendi. Dolayõsõyla Türkiye’ye “hayır” deme gibi bir durumda olamayõz. Türkiye zaten NATO üyesi olarak Avrupa’nõn bir parçasõ. Üstelik de AB’yle yõllardõr bir ortaklõğõ var. AB’nin kimi kurumlarõnda bulunuyor. Çek Cumhuriyeti olarak Türkiye’nin zaten Avrupa’nõn içinde olduğunu düşünüyor ve AB’nin de daha güçlü bir birlik haline gelebilmek için Türkiye’ye ihtiyacõ olduğunu biliyoruz. Çek Cumhuriyeti’nin 2009 Ocak ayõnda başlayacak dönem başkanlõğõ için çok özel projeleri olduğunu söyleyemem. Ama şunu söylemeliyim ki Cumhurbaşkanõmõz, Başbakanõmõz, hatta muhalefetimiz bile Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini bütün güçleriyle destekliyorlar. Bizim dönem başkanlõğõmõzda Türkiye’nin üyeliğinin önünü açmak için çalõşmalarõmõz olacak. Ama bildiğiniz gibi AB’nin 27 üyesi bulunuyor. Bu 27’nin kimilerinin Türkiye’nin üyeliğinden yana olmadõğõnõ da biliyoruz. Biz Türkiye’nin üyeliği için elimizden geleni yapacağõz. Ama öte yandan da gerçekçi olup bu çalõşmayõ dikkatle ve akõllõca yapmalõyõz. - Peki, Türkiye için hazırlanmış belli bir proje var mı? - Aklõmõzda olanõ anlatmak zor. Çünkü konu çok duyarlõ. Özellikle Brüksel’deki genişleme grubunda pek çok şeyi açõkça söyleyemeyiz. Ketum olmalõyõz ve karşõmõzdakileri ikna edebilmek için çok fazla ortaya çõkmadan çalõşmalõyõz. Şu anda size planlarõmõzõ açõklayamam. Açõklarsam öbür ülkeler ne yapmak istediğimizden çok erken, zamansõz haberdar olurlar. Daha sonra anlatõrõm. Türkiye’yi destekliyoruz - Ama anladığım kadarıyla Türkiye için bazı planlarınız var. - Yanõlmõyorsunuz. Hazõr planlarõmõz var. Aslõnda gelecek için iyi bir gelişme, Çek Cumhuriyeti’nden sonra dönem başkanlõğõnõn İsveç’e geçecek olmasõ. İsveç de Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen ülkelerden birisi. Belki güç birliği yapabiliriz. - Sizin 1990’ların başında sıklıkla Türkiye’yi ziyaret ettiğinizi biliyorum. O zamanki Türkiye’yle bugünün Türkiye’sini kıyasladığınızda ortaya nasıl bir tablo çıkıyor? - Irak’ta görevli olduğum dönemde dediğiniz gibi ailemle birlikte sõklõkla Türkiye’ye geliyordum. Türkiye’ye böylece âşõk olduk. Anadolu’yu neredeyse karõş karõş gezdik. Arada bir de Ankara’ya geliyorduk. Aslõnda o dönemle bugün arasõnda kõyaslama yapmak güç. O zamanlar hep birkaç günlüğüne ya da bir haftalõğõna Türkiye’ye geliyorduk. Ama buraya atandõktan sonra ülkeyi derinlemesine tanõma fõrsatõ oluyor. Dostluklar kuruyorsunuz. Bürokratlarla, siyasetçilerle, pek çok kişiyle tanõşõyorsunuz. Pek çok bilgi biriktiriyorsunuz. Ama şunu söyleyebilirim. Türkiye gelişiyor. Her yerde yepyeni binalar yükseliyor. Ankara’da yeni caddeler, tüneller yapõlõyor. Sanõyorum Ankara dõşõnda da benzer çalõşmalar var. Hatta pek çok yeni caminin inşa edildiği dikkatimi çekiyor. Ülke övgüye değer biçimde gelişiyor. - Fransa ve Almanya’nın başını çektiği pek çok AB ülkesi nüfusunun çoğunluğu Müslüman olduğu için Türkiye’nin AB’ye tam üye olamayacağını savunuyor. Siz bu fikre katılıyor musunuz? - Bir kere ben buna katõlamam. Çünkü Hõristiyanlõk ve Müslümanlõk bu bölgede doğmuş olan iki dindir. Avrupa sadece Hõristiyandõr, başka bölgeler Müslüman denmesine çok karşõyõm. Hepimiz insanõz sonuçta. Ayrõca Avrupa son derece laik. O nedenle de sürekli “Biz Hıristiyanız” diyemeyiz. Hõristiyanlõk ve Müslümanlõk karşõlaştõrmasõ Avrupalõ kimi politikacõlarõn Türkiye’ye “hayır” demelerine iyi bir bahane yaratõyor. Ben ise Türkiye’nin Avrupa uygarlõğõnõn bir parçasõ olduğuna tam olarak inanõyorum. Türkiye başka uygarlõklara ait olamaz. Ayrõca ben iki uygarlõk kavramõnõ da kabul etmiyorum. Bu dünyada tek bir uygarlõk vardõr. O da insan uygarlõğõdõr. Öte yandan milyonlarca Müslüman bugün Avrupa ülkelerinde yaşõyor. Dolayõsõyla biz zaten Müslümanlar ve Hõristiyanlar ve başka dinlerden olanlar olarak sorunlarõmõzla, iyi ve kötü yanlarõmõzla birlikte yaşõyoruz. Ayrõca AB konseptinin temelinin de Hõristiyanlõk olmamasõ gerektiğini düşünüyorum. Yani, kimi politikacõlarõn “AB Hıristiyandır. O nedenle başka dinden olanlar buraya giremezler” sözlerini de tepkiyle karşõlõyorum. Ben Hõristiyan Protestanõm. Ailem de öyledir. Erkek kardeşim Prag Üniversitesi Teoloji Fakültesi dekanõdõr. İnançlõ bir insan olmama rağmen dini farklõlõğõn AB ya da herhangi başka bir kuruluşa üye olmakla hiçbir ilgisi bulunmadõğõnõ düşünüyorum. İnsanın inancı kendinedir - Özellikle Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra bütün dünyada insanların gittikçe daha fazla dine sarıldıkları gözleniyor. Sizce bunun nedeni nedir? - Bu çok felsefi bir tartõşma konusu. Haklõsõnõz. Bu insanlarõn gittikçe daha fazla dine sarõlõşõ Sovyetler Birliği’nin yõkõlmasõyla başladõ. Sovyet döneminde iki ayrõ blok vardõ. Soğuk Savaş’ta her şey açõk seçik belliydi. Siyah siyah, beyaz da beyazdõ.İnsanlar çizilen bu sõnõrlara göre hareket ederlerdi. Belki de daha mutluydular. Çünkü sõnõrlarõn nerede olduğunu biliyorlardõ. Sovyetler Birliği’nin yõkõlmasõyla birlikte hepimiz özgürlüklerimize kavuştuk. Nasõl mutlu olduk bilemezsiniz. Ama bu dine sarõlõş çok ilginç. Çünkü aslõnda Çek halkõ çok laiktir. Biz ailemde Sovyetler Birliği’nin yõkõlmasõndan sonra kiliselerin adam almayacağõnõ sanõyorduk. Ama öyle olmadõ. Öte yandan dünyanõn başka yerlerinde insanlarõn daha fazla dine düşmeleri gerçekten hiç de iyi bir durum değil. Bu acaba dünyada meydana gelen değişikliklerden mi kaynaklanõyor? - İlk kez bir Avrupalı bürokrattan laiklikle ilgili bu kadar kesin ifadeler duyuyorum. Brüksel’de ve başka Avrupa başkentlerinde konuştuğum pek çok bürokrat ve siyasetçinin laiklik algılamaları, bu konuda hem kendi kafalarının karışık olduğunu hem de karşılarındakinin kafasını da karıştırabileceklerini gösteriyor. Sizce Avrupa’da açık bir laiklik tanımı var mı? - Olmaz olur mu? Tabii ki var. Ama Avrupa’da kilise ve devlet işlerini ayõran laiklik anlayõşõyla buradaki laiklik anlayõşõ arasõnda fark var galiba. Siz laik bir ülke olduğunuzu düşünüyorsunuz. Ama bir Diyanet İşleri Başkanlõğõnõz var. Böyle olunca da o zaman devlet ve din işleri nasõl birbirinden ayrõ olabiliyor? Böyle olunca sizin devlet din işlerini de yönetiyor olmuyor mu? Dolayõsõyla iki tarafta laiklik kavramõ farklõlõklar gösterebiliyor. Bana göre din bir insanõn gönlüne aittir. Din Allah’la insan arasõndadõr. İnanmak ya da inanmamak kişinin kendisine ait olan bir seçimdir. Buna da kimse karõşamaz. Ben dini inançlarõnõ gösteri vesilesi yapanlardan hiç mi hiç hoşlanmõyorum. Din ve inanç gösteri unsurlarõ değildir. Bu yapõlõnca işin içine yapaylõk ve belki de ikiyüzlülük giriyor. Din ve inanç insanlõğa yardõm için olmalõdõr. İnsanõn ahlaki değerlerini oluşturmalõdõr. Ben dini ne kadar temiz bir insan olduğumu kanõtlamak için gösteri vesilesi yapabilirim. Ama kim bilir? Belki de içim kirlidir. Babam pazar ayini için Prag’da kiliseye gidenlere bakardõ. Hepsi temiz pak giyinmiş olurlardõ. Ama babam onlarõn içlerinin ne kadar kirli olduğunu bildiğini söylerdi. Bilmem anlatabiliyor muyum? Ben de inançlõ bir insanõm. Ama inancõm kendime. Aslõnda bütün dinlerin prensipleri aynõdõr. Türkiye’ye çok katõ bürokratik kurallar uygulamak yanlõş - AB’deki son genişleme halkasına bakarsak… Son genişlemede AB’ye üye alınan ülkelerin hemen hemen hiçbirinin AB kriterlerine uygun olmadığı açık açık görülmesine ya da bilinmesine rağmen bunlar büyük bir hızla tam üye yapıldı. Öte yandan da Türkiye yıllardır AB kapısında bekletiliyor. Sizce bunun nedeni nedir? - Aslõnda Türkiye 1963 Ankara Anlaşmasõ’ndan beri AB kapõsõnda bekletiliyor. Sizin de dediğiniz gibi 2004’te 10 ülke tam üye yapõldõ. Bunlarõn içinde Çek Cumhuriyeti de var. Biz AB’nin genişlemesini istiyoruz. Çünkü Avrupa’nõn içine kapanmasõndan yana değiliz. Avrupa açõk olmalõ. Yeni yeni üyeleri bünyesine katmalõ. Ama sizin de bildiğiniz gibi bütün AB üyeleri bizimle aynõ görüşü paylaşmõyor. AB açõk olmalõ derken, çok fazla katõ bürokratik kurallardan da vazgeçmeye başlamasõ iyi olacaktõr. Keşke Türkiye çok yakõn bir gelecekte AB üyesi olabilse. Çek Cumhuriyeti olarak AB’nin genişleme politikasõnõ destekliyoruz. Bu, Avrupa’ya yeni ivmeler kazandõrõyor. - Küresel finansal kriz bütün dünyayı vururken bundan AB üyesi ülkeler nasıl etkileniyor? Siz bu krizin ışığı altında AB’nin yakın geleceğini nasıl görüyorsunuz? - Bu çok karmaşõk bir konu. Aslõnda ben parasal konularõn uzmanõ değilim. Ama okuduklarõm kadarõyla şunu söyleyebilirim. 10 yeni üyenin katõlõmõndan önceki eski Avrupa’nõn ekonomik büyüme oranõ çok büyük değildi. Yeni üyelerin, hatta Türkiye’nin ekonomik büyümesinin çok altõnda kalõyordu. Bana göre bugün yaşanan bu küresel finansal kriz bu ekonomik büyüme hõzõnõ daha da düşürecek. Bu da bütün AB bölgesinde işsizliğin artmasõ, üretimin durma noktasõna gelmesi anlamõna gelecektir. Zaten bu şimdiden hissedilmeye başlandõ. Otomotiv sanayiinde üretim gittikçe düşüyor. Bu sektörde işten atõlmalar arttõ. Yakõn gelecekte de AB için zorluklar artacak, diye düşünüyorum. Bana göre AB bir dayanõşma projesidir. Bu çok hoş ama idealist bir proje. Atatürk’ün kurduğu laiklik çok sağlam - Bu prensipler esas olarak insanların birbirleriyle dayanışması, yardımlaşmayı temel almıyor mu? - Evet. Karşõlõklõ sevgi, saygõ, yardõmseverlik... Bütün bunlar basit ahlak ilkeleri. Ama bir şart var. Başka amaçlar için dini kullanmayacaksõnõz. Ne yazõk ki dünyanõn neresinde olursanõz olun, din başka amaçlar için kullanõlõyor. - Avrupalı elitlerin liderlerinin Türkiye’nin Müslüman kimliği nedeniyle AB’ye üye olamayacakları savından yola çıkarak soruyorum. Sizce Türkiye günün birinde laik sistemi bir kenara atıp şeriat düzenine geçebilir mi? - Türkiye’de böyle bir şey olmayacağõndan eminim. Cumhuriyet’in 1923’te kurulmasõndan sonra Atatürk’ün yerleştirdiği bütün ilkeler ve devrimlerle Türkiye’nin bugün geriye gitmesine imkân yok. Bir kere Türkiye’de sağlam bir laiklik ilkesi kök salmõş. Bu kadar sağlam bir laik sistemi hiçbir güç yok edemez. Buna girişilemez bile. Bu tabii ki benim kişisel görüşüm. Türkler hiçbir zaman geriye gidip şeriat rejimini kabul etmeyeceklerdir. Bir kere şeriat dediğiniz günümüzün çağdaş dünyasõna uygun değildir. Dolayõsõyla Türkiye geriye gidip bir çeşit köktencilik ya da radikalizmi hiçbir zaman içine sindiremez. Dünyanõn başka yerlerinde bunu görüyoruz. Ama bu Türkiye’de yapõlamaz. P O R T R E Dr. EVA FİLİPİ Yükseköğrenimini Prag’da Charles Üniversitesi Felsefe Fakültesi,Tarih, Felsefe, Türkoloji, Doğu Bilimleri Bölümlerinde yaptõ. Aynõ üniversiteden “Osmanlõ İmparatorluğu’nun Başlangõcõ- Ahmedi’nin Yapõtlarõnda İskendername” teziyle doktorasõnõ aldõ. Çekoslovakya’nõn komünist rejim altõnda bulunmasõnõ protesto ederek Komünist Parti’ye üye olmayõ reddettiği için uzun yõllar işsiz kaldõ. Bir süre serbest gazetecilik, çevirmenlik yaptõ. 1991’de Dõşişleri Bakanlõğõ’na davet edildi. 1991-96 arasõ Bağdat’ta maslahatgüzarlõk, 1997-2002 arasõ Beyrut’ta büyükelçilik, 2002-2005 arasõ Çek Dõşişleri Bakanlõğõ Ortadoğu-Afrika Dairesi Genel Müdürlüğü yaptõ. 2005’ten beri Çek Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi. İngilizce, Arapça, Türkçe, Fransõzca, Almanca biliyor. SÖYLEŞİ LEYLA TAVŞANOĞLU - Peki, AB gerçekçi hangi projelere el atmalı sizce? - Örneğin tarõm kesiminde reforma gitmelidir. AB’de çiftçi üretmese de tarõm fonlarõndan yararlanõyor ki bu da son derece saçma bir durum. Sürekli tarõm destekleri var. Bunun yeniden gözden geçirilmesi, yeni reformlara gidilmesi gerekir. AB’nin bunu yapõp yapmayacağõnõ bilmiyorum. Umarõm yaparlar. Düşünün, üretim hõzõnõz düşük olacak, verimliliğiniz olmayacak ama para dağõlõmõ çok mükemmel olacak. Bu bir anlamda AB içinde sosyalizmin uygulanmasõ demektir. - Zaten AB sosyal pazar ekonomisi sistemi uyguladığı için eleştirilmiyor mu? - Haklõsõnõz. AB’de liberal değil, sosyal pazar ekonomisi uygulanõyor. Tabii ki liberal pazar ekonomisinin daha iyi olduğunu söylemiyorum. ABD’nin düştüğü bugünkü duruma bakõn. Sonsuz bir liberal pazar ekonomisi uyguladõğõ için bunlar olmadõ mõ? Şimdi sistemleri tam anlamõyla çöküntüde. Bana göre bugün dünya çok kritik bir dönemden geçiyor. Geleceği doğru yorumlayan, geniş vizyonlu politikacõlarõmõz olmalõ. Ancak bu şekilde iyi bir geleceğe ulaşabiliriz. Benim bütün kaygõm burada. AB inişte. Size anlattõğõm gibi yeni reformlar gereksiniyoruz. Kapitalizm çöktü. Şimdi şuna oturup iyice karar vermeliyiz? İnsanlõk için hangi sistem iyi olacak? Sosyalizm mi kapitalizm mi? Avrupa daha çok sosyalizme yakõn. Bütün bu sorulara cevap ararken de başõm fena halde ağrõyor. - Acaba tamamıyla yeni bir sistem mi oluşturulmalı? - Belki. Ama nasõl bir sistem? İşte bu en önemli soru. Aslında gelecek için iyi gelişme Çek Cumhuriyeti’nden sonra AB dönem başkanlõğõnõn İsveç’e geçecek olmasõ İsveç de Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen ülkelerden birisi. Belki güç birliği yapabiliriz. Avrupa sadece Hõristiyandõr, başka bölgeler Müslüman, denmesine son derece karşõyõm. Hepimiz insanõz sonuçta. Ayrõca Avrupa son derece laik. Tek bir uygarlõğa inanõyorum, o da insan uygarlõğõ. AB’YE YENİ SİSTEM GEREKİYOR
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog