Bugünden 1930'a 5,500,162 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B 3 KASIM 2008 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA HABERLER 3 SÖZ ÇİZGİNİN Turhan Selçuk - ADAMIN ÜZERİNDEN KALEM ÇIKMIŞ!.. AYDINLANMA EMRE KONGAR Adalet Sarsılırsa Devlet Çöker Osmanlı’dan gelen bir deyiş mahkemelerimizin du- varlarında asılıdır: “Adalet mülkün temelidir.” Buradaki “mülk” sözcüğü, “Osmanlı mülkü” anlayışından kaynaklanan “devlet” anlamındadır. Gerçekten de bir toplumun ana yapısı, işleyişi, için- deki ilişkiler, yargı tarafından denetlenir ve korunur. Anayasa Mahkemesi, yasaların ve tüm siyasal et- kinliklerin anayasaya uygunluğunu denetler. Rejimi yani, “demokratik, laik ve sosyal hukuk dev- letini”, bu devletin temelini oluşturan temel hak ve özgürlükleri korur. Danıştay ve idari yargı mahkemeleri, yönetimin bütün işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetler. Yargıtay ve mahkemeler, ilişkilerin hukuka uy- gunluğunu denetler, çıkan anlaşmazlıkları karara bağlar, suçluları cezalandırır. Bütün bu yargı sistemi, bir toplumu oluşturan bi- reylerin bir arada yaşamaları için gerekli olan kural- lar bütününün güvencesidir. Çok kısaca, mahkemeler “Adalet dağıtır”: Hukuka uygun, çağa uygun, vicdanlara uygun adalet. Pozitif hukukun yani çağdaş adaletin en büyük düşmanı ayrımcı siyasettir: Dinlere, mezheplere, etnik kökenlere, milliyetlere, bölgelere, aşiretlere, tarikatlara, ailelere, siyasal partilere, kısacası kökenlere, ilişkilere, inançlara dayanan ayrımcı siyaset! Dincilik, mezhepçilik, tarikatçılık, etnikçilik, faşist (demokratik olmayan) milliyetçilik, bölgecilik, aşiret- çilik, particilik, adalet sisteminin önündeki en büyük engel, en ciddi tehlikedir. Çünkü ayrımcı siyaset, eşitliği engeller, adaleti ze- deler. Eşitliğin engellenmesi ve adaletin zedelenmesi ise toplumsal ve siyasal bütünlüğü ortadan kaldırır. Bu nedenle aynı devlet içinde farklı hukuk veya ay- nı hukukun değişik uygulamaları varsa, o devletin var- lığını sürdürmesi çok zordur. Türkiye’nin siyasal tarihi, Çok Partili Demokra- si’ye geçildiğinden beri, iktidarların adalet meka- nizmasına müdahaleleri ile doludur. Ne yazık ki, Demokrasi yoluyla iktidara gelen De- mokrat Parti, her alanda olduğu gibi bu alanda da elindeki gücü kötüye kullanmış, adalet mekanizmasını kendi emellerine alet ederek, hem basın özgürlüğünü ve siyasal etkinlikleri denetim altına almaya çalışmış, hem de bağımsız ve özerk bir adalet sisteminin de- mokratik temellerini atmamıştır. Bağımsız ve özerk yargı ancak 1961 Anayasası’nın kurduğu Yüksek Hâkimler Kurulu ile gerçekleşti- rilmiştir. 18 asıl 5 yedek yargıçtan oluşan bu kurulun üye- lerinin altısı Yargıtay Genel Kurulu’nca Yargıtay üyeleri arasından gizli oyla, altısı birinci sınıfa ayrıl- mış hâkimler tarafından kendi aralarından gizli oy- la, üçü TBMM, üçü de Cumhuriyet Senatosu tara- fından üye tam sayılarının salt çoğunluğu ile seçili- yor, üyeler kendi aralarından gizli oyla bir başkan be- lirliyordu. Adalet Bakanı kurul toplantılarına katılabilirdi ama oy kullanamazdı. 12 Mart darbesi, Yüksek Hâkimler Kurulu’nun yapısını da değiştirdi; kurulu küçülttü ve siyasetin et- kisine açtı. Yargıtay’ın kendi üyeleri arasından seçeceği 11 asıl ve 3 yedek üyeden oluşan Kurul, başkanını se- çiyor ama Adalet Bakanı gerekli görürse toplan- tılara katılıp Başkanlık ediyordu. 1982 Anayasası, daha da geri gitti; daha küçük bir Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) oluşturdu ve onu iyice siyasal denetime aldı: Adalet Bakanı’nı kurul başkanı, Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nı da kurul üyesi yaptı. Kurul, Yargıtay’dan 3, Danıştay’dan 2 yargıçla bir- likte 7 asıl üyeden oluşuyor. Yargıtay ve Danıştay her üye için seçimle üç aday belirliyor ve bunların için- den biri Cumhurbaşkanınca Kurul üyeliğine atanı- yor. Adalet mekanizması üzerindeki siyasal etki, sa- dece HSYK’nin yapısında görülmüyor: Hâkimlerin ve savcıların denetimleri, Adalet Ba- kanlığı müfettişlerince yapılıyor. Yani bütün adalet mekanizması, siyasetin de- netiminde… Sonuçlar ise ortada… Sadece tek bir olaya, Başbakan’ı üç kuruşluk taz- minata mahkûm eden yargıcın başına gelenlere bakmak bile konunun vahim niteliğini vurguluyor. Tabii Vakit yazarı sabıkalı bir kişinin, bir kız ço- cuğuna tasallutu sonucu ortaya çıkan, Adli Tıp ra- poru sorunu ve tahliye, olaya tuz biber ekti: “Pozitif hukuk kuralları yerine dini değerler mi ge- çiriliyor” sorusunu gündeme getirdi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerini ko- rumak ve güçlendirmek istiyorsak, bir an önce, HSYK’den Adalet Bakanı ve Müsteşarı çıkarılmalı, kurul kendi bütçesi olan özerk bir yapıya ka- vuşturulmalı ve adli teftiş mekanizması da bu ku- rula bağlanmalıdır. ekongar@cumhuriyet.com.tr; www.kongar.org Milli Eğitim Bakanlõğõ eğitimde büyük tartõşma yaratacak yeni bir uygulamaya daha imza attõ Öğretmenler ‘ihbarcõ’ olacakYUSUF BAŞTUĞ ADANA - Milli Eğitim Bakanlõğõ (MEB) eğitimde büyük tartõşma yara- tacak yeni bir uygulamaya daha imza at- tõ. Okullara resmi yazõ gönderen ba- kanlõk, öğrenci velilerinin sigortalõ ça- lõşõp çalõşmadõklarõnõn saptanmasõ için öğretmenleri görevlendirdi. Öğretmen- lerden velinin çalõştõğõ işi, işyeri adres- leri ve meslek bilgilerinin öğrenilmesi- ni isteyen bakanlõk emrine göre gerek- li bilgileri toplayan eğitimciler Sosyal Güvenlik Kurumu’na bu bilgileri gön- derecek. “Eğitimcilere takipçilik yap- tırılıyor. Eğitimcilerin ‘ihbarcõ’ ol- ması isteniyor” diyen meslek örgütle- ri ise bu uygulamanõn eğitimcilerin görevi olmadõğõnõ belirtiyorlar. MEB İlköğretim Genel Müdürlüğü, Genel Müdür Vekili Timur Şeyhoğlu imzasõyla 17 Ekim’de okullara 13100 sa- yõlõ bir yazõ gönderdi. 5510 sayõlõ kanu- nun, “Kamu idareleri ile bankalar, ku- rumca sağlanacak altyapıdan yarar- lanmak suretiyle, kurumca yapıla- cak işlemlerde, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımından tescilli olup ol- madığını kontrol etmek ve sigortasız olduğunu tespit ettikleri kişileri ku- ruma bildirmekle yükümlüdürler” şeklindeki 8. maddesine atõfta bulunu- larak gönderilen yazõda 1 Ekim’den sonra okullara kayõt yaptõran öğrenci ve- lilerinin bilgilerinin toplanmasõ isteniyor. Öğrenci velilerinin meslek bilgisi, iş- yeri unvanõ ve işyeri adreslerinin eği- timciler tarafõndan toplanmasõnõ “em- reden” yazõda bu bilgilerin kasõm ayõ- nõn 5. işgününe dek Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmesi gerektiği vur- gulanõyor. Eğitim-Sen Adana Şube Başkanõ Güven Boğa, öğretmenlerin artõk “ih- barcılık ve takipçilikle” görevlendi- rildiğini kaydetti. Uygulamanõn eğitimle izah edile- meyeceğini vurgulayan Boğa, “Düşü- nün ki öğretmenler velilerin meslek bilgileri ile iş adreslerini öğrenecek- ler, bu bilgiler okul yöneticilerine ile- tilecek ve eğer veli sigortasız olarak çalışıyorsa okulun verdiği bilgi doğ- rultusunda cezalı duruma düşecek- tir. Yani eğitimciler ihbarcı konu- muna düşeceklerdir” dedi. MEB İlköğretim Genel Müdürlüğü, Genel Müdür Vekili Timur Şeyhoğlu imzasõyla 17 Ekim’de okullara yazõ gönderdi. Gönderilen yazõda öğrenci velilerinin sigortalõ çalõşõp çalõşmadõklarõnõn saptanmasõ için öğretmenleri görevlendirdi. Afşin-Elbistan Çernobil’den tehlikeli SERMET ÇUHADAR KAHRAMANMA- RAŞ - TBMM Çevre Araştõrma Komisyonu üyeleri Afşin-Elbistan Termik Santralõ’nda in- celemelerde bulundu. AKP Uşak Milletveki- li Nuri Uslu başkanlõğõn- daki komisyon üyeleri Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odasõ Meclis Salonu’nda çevre örgüt- lerinin temsilcileri ve yet- kililerle bir araya geldi. Komisyon üyelerine brifing veren Kahraman- maraş Çevre ve Orman Müdürü Hüseyin Çanak, santralõn bakõm ve onarõ- mõnõn acilen yapõlmasõ konusunda karar aldõğõnõ, ancak bunun uygulanma- dõğõnõ belirtti. Afşin-El- bistan B Termik Santra- lõ’nõn da yaktõğõ kömürün küllerinin çevreye zarar verdiğini ifade etti. Doğa Savaşçõlarõ Çevre Örgütü Elbistan Temsilcisi Poy- raz Poyrazoğlu da 1986’dan bu yana faali- yette olan termik santra- lõn Çernobil’den 100 kat daha tehlikeli olduğunu söyledi. Poyrazoğlu, sant- ralõn çevreye verdiği rad- yoaktif atõklar nedeniye bölgede akciğer kanseri, kronik astõm ve solunum yolu hastalõklarõnda artõş olduğunu, santraldan çõ- kan küllerin tarõm alan- larõnõ olumsuz etkilendi- ğini vurguladõ. Küçükçekmece’de 2 çocuk cesedi yanmış halde bulundu İstanbul Haber Servisi - Küçükçekmece’de boş bir arazide dün 2 çocuğa ait yanmõş ceset bulundu. Olay, Kayabaşõ Mahallesi yakõnõndaki boş arazide yanmõş cesetler gören yurttaşlarõn durumu polise bildirmesi ile ortaya çõktõ. Olay yerine gelen polis- ler tarafõndan yapõlan incelemede, cesetlerin 2 ço- cuğa ait olduğu belirlendi. Cesetler, olay yerindeki incelemelerin ardõndan Adli Tõp Kurumu morguna kaldõrõldõ. Cesetlerin, daha önce aileleri tarafõndan kayõp olarak bildirilen 11 ve 12 yaşlarõndaki 2 kar- deşe ait olup olmadõğõ da araştõrõlõyor. Öldü, böbrek nakli sırası geldi! KONYA (AA) - Türkiye’de organ nakli haftasõ- na girilirken bağõşlarõn ne kadar yetersiz olduğu ör- nekleriyle ortaya çõkõyor. Konya’da 3 yõl önce böb- rek yetmezliğinden hayatõnõ kaybeden Ziraat Yük- sek Mühendisi Doğan Olukçu için yõllarca beklenen böbreğin bulunduğu haberi, Olukçu’nun ailesini bir kez daha yasa boğdu. Olukçu’nun ağabeyi Mehmet Olukçu, 13 yõl önce, böbrek nakli başvurusunda bu- lunduklarõ Akdeniz Üniversitesi’nden yetkililerin aradõğõnõ belirtip, “Kardeşimin 3 yõl önce böbrek yetmezliğinden vefat ettiğini belirttim. Böbreğin di- yaliz hastasõ kõz kardeşimiz Fahriye’ye nakledilebi- leceğini düşünüp, hastaneye bu talebimi ilettim. An- cak yetkili, Fahriye Büyükeser için böbrek sõrasõna girilmediğinden verilemeyeceğini söyledi” dedi. İETT otobüsüne molotoflu saldırı İstanbul Haber Servisi - Zeytinburnu’nda İETT otobüsüne molotofkokteyli atõldõ. Profesör Muammer Aksoy Caddesi’nde, kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi, hareket halindeki 34 TN 2711 plakalõ İETT oto- büsüne molotofkokteyli atarak kaçtõ. Küçük çaplõ yan- gõn, itfaiye ekiplerince söndürülürken bir yolcu yara- landõ. Bu arada Avcõlar ve Küçükçekmece ilçelerinde de 3 otomobil kundaklandõ. Ayvacık’ta 33 kaçak yakalandı AYVACIK (AA) - Çanakkale’nin Ayvacõk ilçe- sinde 33 kaçak yakalandõ. Şişme botla yasadõşõ yol- lardan Yunanistan’õn Midilli Adasõ’na geçmek iste- yen Moritanya, Filistin, Afganistan ve Burma uy- ruklu 33 kaçak, Kadõrga Koyu açõklarõnda devriye görevi yapan Sahil Güvenlik Komutanlõğõ’na bağlõ ekip tarafõndan fark edildi. Ekip, bottaki kaçaklarõ alarak, Küçükkuyu Sahil Güvenlik rõhtõmõna getirdi. Kaçaklarla birlikte kaçõşõ organize ettiği iddia edilen Türk uyruklu M.D. de gözaltõna alõndõ. Motosikletle otomobil çarpıştı BURSA (AA) - Bursa’da Esin U. (36) yöneti- mindeki otomobille karşõ yönden gelen motosiklet çarpõştõ. Motosiklet sürücüsü Ramazan E’nin (25) Şevket Yõlmaz Devlet Hastanesi yoğun bakõm ünitesinde tedavi altõna alõndõğõ ve 220 promil al- kollü olduğunun tespit edildiği bildirildi. DANIŞTAY’A BAŞVURDU TTB, dava açtı CEMİL CİĞERİM SAMSUN - Türk Ta- bipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, Genel Sağlõk Sigortasõ İşlem- leri Yönetmeliği’nin ba- zõ hükümlerinin iptali için Danõştay’da dava açtõ. Samsun Tabip Odasõ Başkanõ Cem Şa- han, “Açılan davada anayasaya aykırılık içeren kimi hükümler ile birlikte bu hüküm- lerin dayanağını oluş- turan 5510 sayılı Yasa maddelerinin iptali için Anayasa Mahke- mesi’ne başvurulması da istendi” dedi. Şahan, Samsun Tabip Odasõ olarak yaklaşõk 2.5 yõldõr Sağlõkta Dö- nüşüm ve Genel Sağlõk Sigortasõ’nõn halkõn sağ- lõk hakkõnõ ihlal ettiğini bilimsel yöntemlerle or- taya koyduklarõnõ vur- guladõ.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog