Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B SAYFA CUMHURİYET 24 KASIM 2008 PAZARTESİ 2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER AÇI MÜMTAZ SOYSAL İç Savaş Ürpertisi HİÇBİR olay, bir iç savaş düşüncesinin yarattığı ürpertiyi Bitlis’te yaşanan şu dram kadar anla- tamaz: Ekrem Güngör’le eşi Melike Hanım’ın kü- çük oğulları 21 yaşındaki jandarma komando er Fevzi, Diyarbakır’ın Lice’sindeki bir çatışmada şehit düşmüş; büyük oğul 26 yaşındaki Ferdi Güngör ise geçen yıl dağa çıktığı için bugünlerde PKK saflarındaymış. Düşünebiliyor musunuz? “Şehit” kardeş Kürt- çe ağıtlarla toprağa verilip aile perişan olur- ken “terörist” ağabey yukarılarda bir yerde bi- linmez birilerinin kardeşlerine ateş edip şimdi de başka aileleri yasa boğmak üzeredir. Bundan daha acı bir dram, bundan daha çe- lişkili ve etkili ders olur mu? Etnik kimlik diye diye ve altını üstünü çetrefil formüllerle doldura doldura, insanlık tarihinin büyük uğraşlarla bulduğu “ulus” kavramının bü- tünleştiriciliğini görmeye görmeye bu halkı şu tab- loya sürükleyenler böyle bir dersin yürek bükü- cülüğünü duyabilirler mi? Ya da tam tersine, böylesine yüce bir insan- cıllık içeren aynı ulus kavramını kör bir ırkçılığa dönüştürerek “saf kan” Türkçülük peşinde yan- lış bir ulusalcılığın çeşitli kurallarıyla anadilini ko- nuşmayı bile yasaklamış olanlar, bir bölgenin ge- ri kalmışlığını akılcı kalkınma planlarıyla gidermek yerine her kıpırdanışın panzehirini yalnızca şid- dete şiddet ilacında bulanlar böyle bir kısırlığın nerelere varabildiğini hiç değilse bu dramla an- lamış olabilirler mi? Hele o yabancılar, kendileri çağdaş ulus kav- ramının rahatlığında uygarca bütünlüğe ve in- sanca refaha kavuştuktan sonra “azgelişmişler”e etnik kimlik ve sahte özgürlük yaveleriyle öğüt ve- renler ile bu sahtecilikle halkları bölüp birbirine düşürerek istedikleri gibi sömürmeye devam et- mek isteyenler, Şekspir trajedilerinden de daha kahredici olan böyle bir olayın “künh”üne vara- bilirler mi? Onlar bu duyarsızlıklarını sürdüredursunlar, biz- ler bir kurtuluş savaşıyla bütünleşme ve aydınlanma çabamızı tarihe gömerek, böyle bir kördövüşte kardeşi kardeşe vurdurtmaya, bir- birimizi öldürmeye devam ederek bir iç savaşa sürüklenecek kadar kafasız olabilir miyiz? mumtazsoysal@gmail.com T ürkiye Cumhuriyeti’ni ku- ranlar, yeni yurttaşõn öğ- retmenler eliyle yetişece- ğini bildikleri için öğret- menlik mesleğine özel bir önem vermiştir. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk, hemen her fõrsatta eğitimin ve öğretmenliğin yaşamsal işlevi üzerinde durmuştur. 25 Ağustos 1924 tarihinde Anka- ra Muallimler Birliği Genel Kuru- lu’nda yaptõğõ konuşmada öğret- menlik mesleğinin geleceğine yö- nelik hedefi belirlemiş ve “Öğret- meler yeni kuşak sizin eseriniz ola- caktır. Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür ku- şaklar ister” demiştir. Milli eğitim bakanlarõndan Mus- tafa Necati, Saffet Arıkan ve Ha- san Âli Yücel döneminde öğret- menlerin toplumdaki saygõnlõğõ art- mõştõr. Özellikle Mustafa Necati, öğ- retmenlere tek tek mektuplar yaza- rak, onlara verdiği değeri ortaya koy- muştur. Öğretmenlerin aydõnlanma savaşõmõna, örgütlenme çabalarõna destek vermiştir. Hasan Âli Yücel de gerçekleştir- diği sayõsõz hizmetle öğretmeni ve eğitimi yüceltmiştir. 1950’den sonra işbaşõna gelen iktidarlar ise öğretmenlere, onlarõn örgütlerine hep soğuk davrandõlar. 12 Mart ve 12 Eylül gibi olağanüs- tü dönemlerde olmadõk acõlar çek- tirdiler. Sürüldüler, örgütleri kapa- tõldõ, temsilcileri haksõz yere hapse atõldõ, mallarõna, yardõmlaşma san- dõklarõna el konuldu. Öğretmenlik mesleğine asõl sis- temli darbe ise AKP iktidarlarõnda oldu: 100 binin üzerindeki öğretmen açõğõna karşõn yetersiz atama yapõl- dõ. Öğretmenlik haklarõna sahip ol- mayan, sözleşmeli öğretmenlik uy- gulamasõ getirildi. Yasal hak olmasõna karşõn sendi- kalarla bakanlõğõn imzaladõğõ kurum idare kurulu (KİK) kararlarõ uygu- lanmadõ. İlkokul Öğretmenleri Sağlõk ve Sosyal Yardõm Sandõğõ (İLKSAN) Ana Sözleşmesi demokratikleşti- rilmedi, bakanlõğõn sandõk üzerin- deki etkileri sürdü. Öğretmenler boş sözlerden çok so- runlarõna çözüm istiyorlar. İleri, çağdaş ülkelerde olduğu gibi doğal haklarõnõ istiyorlar. İşte bu istekler- den bazõlarõ: Ne ad altõnda çalõşõrsa çalõşsõn en az öğretmen aylõğõ yoksulluk sõnõ- rõnõn üzerine çõkarõlsõn. Sözleşmeli öğretmenliğe son ve- rilsin, görevdekilere kadro veril- sin. Ders ücretleri günün koşullarõna göre yeniden belirlensin. Öğretmen açõğõ giderilsin. Hazine elinde olan Tüm Öğret- menler Birleşme ve Dayanõşma Derneği’nin (TÖB-DER) mallarõ aynen partiler ve sendikalar gibi öğ- retmenlere geri verilsin. İlkokul Öğretmenleri Sağlõk ve Sosyal Yardõm Sandõğõ’nõn (İLK- SAN) tüzüğü demokratikleştirilsin, sandõk bütün öğretmenleri kapsasõn. Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi ilkeleri zaman geçirilmeden uygu- lansõn. Grevli toplusözleşme hakkõ ta- nõnsõn. Üst düzey bürokratlar dõşõnda, öğ- retmenler yöneticilerini seçebilsin. Kadrolaşma dursun. Eğitim programlarõnda, ders ki- taplarõnda öğretmenler de söz sahi- bi olsun. Öğretmenlerin kendilerini geliş- tirmesi için her ay ödenek verilsin. Öğretmenler en az 5 yõlda bir hizmet içi eğitimden geçirilsin. Bu isteklerin yaşama geçirilme- si, dibe vurmuş eğitimin niteliğini yükseltecektir. Üstelik, bu istekler- den bazõlarõnõ gerçekleştirmek para pul da gerektirmiyor. Demokrat, çağdaş kafalarõn yönetimde olmasõ yeterli. Bunun için de öğretmenin se- sine kulak vermek gerekir. Öğret- mene dayanmadan, onun gücünü al- madan, eğitimde kalõcõ bir ilerleme sağlanamaz. Öğretmenlerin Saygõnlõğõ... Mustafa GAZALCI Eski CHP Denizli Milletvekili
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog