Bugünden 1930'a 5,500,335 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Baştarafı 1. Sayfada Geriye, RTE’nin pek fazla övündüğü ve güvendiği istikrarın giderek sarsıldığını gösteren işaretler kalıyor. RTE birden milliyetçiliğe sarıldı. Kürt sorununa çö- züm bulamayan, sağdan sola savrulan politikalar iz- liyor. Yıllardır tek başına iktidarda olmasına karşın terör belasına etkileyici bir düzen, bir programla mücade- le olanağı yaratamamasının dışında AKP içinde ve li- der düzeyinde ayrışma göze çarpıyor. Ayrışmalar hangi düzeyde? Sorunun yanıtını gün- cel olaylar veriyor. Partinin ikinci adamı DMM Fırat’ın yönetimden ay- rılması sağlık sorunuyla açıklanmayacak kadar önem- li bir olay. Başbakan’ın izlediği yeni Güneydoğu politikaları ne- deniyle Fırat’la RTE arasında derin anlaşmazlık su üze- rine çıktı. Fırat’ın ayrılmasının AKP bünyesindeki Kürt kökenli milletvekillerini etkilemediği söylenebilir mi? Bu olay AKP içindeki kutupları, gruplaşmaları gi- derek kristalize ediyor. RTE iktidar olalı beri ilk kez izlediği veya izlemeyi öngördüğü politikalara bu denli bir karşı koyuşla kar- şılaşıyor. Çankaya ile hükümet arasındaki gelişmeler, son günlerin dikkat çeken olaylarının bir diğeri. Çankaya’daki AKP’li, kimi açıklamalarıyla kimi olaylarda RTE gibi düşünmediğini ortaya koyuyor. Birkaç gün önce iş çevrelerinden bir heyetle görüşen Çankaya’dakinin, örneğin RTE’nin ümüğümüzü sık- tırmam diye karşı çıktığı IMF ile bir an önce anlaşmaya varılmasında sayısız yararlar gördüğü açıklandı. Çankaya’dakinin yakın arkadaşı olduğu bilinen bir yazarın RTE’nin Obama gibi gelip Bush’a dö- nüştüğünü yazması; kişisel bir görüş olmaktan çok, Çankaya’dakinin değerlendirmesi diye yorumlanıyor. RTE’nin, isteseydim Köşk’e ben çıkardım, ama ben istemeseydim Dışişleri Bakanım Çankaya’ya çıka- mazdı, demeye gelen dokundurmaları; kulislerde Başbakanlık’la Cumhurbaşkanlığı arasında giderek de- rinleşen anlaşmazlığın belirtileri diye irdeleniyor. Çanak çatladı mı bir kere, onarma çabaları para et- mez! Hemen her alanda, ekonomiden siyasal alana ka- dar giderek büyüyen sorunlara RTE (tabii AKP iktidarı) çare arayacağı yerde; yerel seçimi yüzde 47’nin üze- rinde (örneğin yüzde 55-60) oyla kazanma hırsına ya- tırım yapıyor. Kimi söylemleri ise kendini Kafdağı’nda görmeye başladığına işaret. “Atatürk ve Kanuni Süleyman var- ken beni Obama’ya, Bush’a benzetmeyin” ne demek? Ben ancak Atatürk’le, Kanuni ile kıyaslanabilirim demek değil mi? Ama nedense Barack Obama, küresel mali kriz için, Afganistan, iklim değişikliği, İran’ın nükleer silahlan- ması gibi konularda dokuz ülkenin başbakanını arı- yor. Lakin Türkiye ile (tabii kendini ve başarılarını bu konuların göbeğinde gören RTE ile) görüşmüyor. Seçilmiş Başkan, Irak’taki Talabani, Barzani’nin adamı Dışişleri Bakanı Zebari ile ikili görüşmeler ya- pıyor, ama nedense yakından ilgilendiği Irak konu- sunda Türkiye ile görüşmeyi düşünmüyor. Bizimki Washington yolcusu; Obama ile bire bir görüşme ta- lebine olumlu yanıt alamıyor. Bir AKP’li milletvekilinin evinde yalaka yazarlar, ken- dine uygun düşen kimi profesör ve rektörlerle, kimi işadamlarıyla bir araya geliyor. Amacı kendine uygun gelenlerin görüşlerini almak ve izlediği politikaları anlatarak destek gereksinimi- ni peşinen sağlamak. Dünya değişiyor, her alanda ko- şullar değişiyor. Ama kafa bu kafa. Hâlâ aynı kafa! SAYFA12 KASIM 2008 ÇARŞAMBA CUMHURİYET 17HABERLERİN DEVAMI İstanbul B 17 Edirne B 16 Kocaeli Y 18 Çanakkale Y 16 İzmir Y 18 Manisa Y 18 Aydın Y 19 Denizli Y 19 Zonguldak Y 15 Sinop B 18 Samsun PB 18 Trabzon PB 18 Giresun PB 18 Ankara B 16 Eskişehir Y 14 Konya B 15 Sıvas PB 14 Antalya Y 25 Adana B 26 Mersin B 26 Diyarbakır PB 19 Şanlıurfa PB 21 Mardin PB 17 Siirt PB 17 Hakkâri PB 9 Van PB 10 Kars PB 6 Oslo Y 4 Helsinki Y 8 Stockholm Y 8 Londra B 11 Amsterdam Y 11 Brüksel Y 9 Paris B 11 Bonn B 8 Münih B 11 Berlin PB 11 Budapeşte Y 11 Madrid PB 14 Viyana Y 10 Belgrad PB 17 Soyfa PB 12 Roma Y 19 Atina B 19 Zürih Y 9 Moskova B 8 Aşkabat B 9 Astana Y 3 Taşkent B 7 Bakû B 14 Bişkek B 5 Tiflis B 12 Kahire Y 25 Şam Y 17 Yurdun batı kesimleri ile Akdeniz parçalı ve çok bulutlu, Marmara’nın güney ve doğusu, Ege, Batı Akdeniz ve Eski- şehir, Bolu, Hatay ve Gaziantep çevreleri yağmur ve sağanak ya- ğışlı, diğer yerler az bu- lutlu geçecek. Hava sı- caklığı güney ve batı bölgelerde 1 ile 3 de- rece azalacak. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Yar- gõtay Onursal Cumhuriyet Başsavcõsõ Vural Savaş, Ergenekon davasõ kapsamõnda yapõlan dinlemelerin yasadõşõ olduğuna işaret ederek Adalet Bakanõ başta olmak üzere davadaki sav- cõ ve hâkimleri himaye eden AKP’lilerin Yüce Divan’da yargõlanacağõnõ bildirdi. Eski başsavcõ Savaş, başta Adalet Bakanõ ol- mak üzere, Ergenekon savcõlarõnõn anayasa- yõ ihlal, gö-revi kötüye kullanma, devlet sõr- rõnõ ifşa etmek ve iftira suçlarõnõ işledikleri- ni savundu. Savaş, “Sadece Ergenekon so- ruşturması dolayısıyla Adalet Bakanlığı hi- mayesinde yapılanlar ileride dava konusunu teşkil edecektir. Adalet Bakanı dahil tüm görevliler için Yüce Divan’da dava açılın- ca iştirak eden savcı ve hâkimler da bu su- çun sanığı olacaktır” diye konuştu. ‘Başlı başına Yüce Divan dosyası’ Savaş, iddianamenin düzenleme biçimiyle bile başlõ başõna Yüce Divan dosyasõ olduğuna işaret ederek şu değerlendirmeyi yaptõ: “Bir kişinin dinlenmesi için hâkim kararı olacak, dinlenecek olan ismen belirlenecek ve bel- li bir süre dinlenecek. Ama tüm Türkiye’yi dinlemek için yetki alıyorlar. Adalet Ba- kanlığı emniyetin dinlemesini istediği için, jandarma için alınan yetkinin kaldırılma- sı için başvuruyor ama emniyet için aynı yo- la gitmiyor. Yargıtay hiçbir kurumun tüm yurttaşları suçlu gibi dinleyemeyeceğine ka- rar verdi. Ama yasadışı dinleme sürüyor. Ergenekon’daki tüm konuşmalar yasaya aykırı şekilde elde edilmiş. Dinlemeyi yap- tıranlar, himaye edenler hepsi yasa ve anayasayı ihlal etmişlerdir. Bu yasadışılı- ğı yapan savcı ve hâkimler için soruşturma izni vermeyerek cezalandırılmalarını en- gelleyenler, kanunsuz eylemler için cesaret veren herkes Yüce Divan sanığı olarak he- sap verecektir. Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince özel hayatın gizliliğini ihlal eden bulguların ayıklanması lazım. Suçla ilgisi olmayanların imha edilmesi gerekiyor.” Yargõtay Onursal Başsavcõsõ Vural Savaş, adalet bakanõ ile savcõlarõn suç işlediğini savundu ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Dev- rim tarihçileri, Milli Savunma Bakanõ Vecdi Gönül’ün “Milli devlet yaratmak için Rum ve Ermenilere yönelik mübadeleye gidildi” açõklamasõna tepki gösterdi. Nüfus değişiminin 1827’den sonra Rumla- rõn Anadolu’da başlayan faaliyetleriyle birlikte düşünülmesi gerektiğini, 1800’lerin sonunda Balkanlar’õn Türkler açõsõndan boşalmaya başladõğõnõ anõmsatan Prof. Dr. Şerafettin Tu- ran, “Kurtuluş Savaşı öncesinde, mütare- ke döneminde Yunanlılar Pontus yaratmak amacıyla Doğu Karadeniz’e, Batum’a ka- dar nüfus gönderiyor. Mübadele asıl bun- ları kapsıyor” diye konuştu. Atatürk’ün bir ulus devlet yaratmak istediğini, bunu da õrk ve din ayrõmõna göre yapmadõğõnõ anlatan Turan, şu değerlendirmeyi yaptõ: “Yunanistan lehi- ne çalışan gruplar var, Patrikhane var. Bir savaş sonucunda bunların geri gönderilmesi kadar doğal bir sonuç olamaz. Kaldı ki iki taraf da gönüllü yapmıştır.” ‘Bugün Kerkük’te yapılanla aynı’ Prof. Dr. Ünsal Yavuz da, Atatürk’ün ulus yaklaşõmõnõn açõk olduğunu belirterek “Er- meniler, Rumlar burada oturmaya kalk- saydı bu devleti kuramayız demek sığ, bil- gi tabanından yoksun bir yaklaşım” dedi. Türkiye’deki bazõ azõnlõklarõn bulunduklarõ yerlerde çoğunluk gibi gösterilerek muhtari- yet verilmek istendiğini kaydeden Yavuz, “Mondoros’tan sonra gelenler, Ege’ye Doğu Karadeniz’e göçenler vardı. Amaç- ları çoğunluk olup muhtariyet kazanmak- tı. Bugün Kerkük’te ne yapıldıysa o gün de aynısı yapılıyordu. Mübadele bunun dü- zeltilmesidir. Gelenlerin geri gönderilme- sidir. Askerliğini yapan, vergisini veren Er- meni, Rum, Yahudi kardeşlerimiz var. Bu yaklaşım onları rahatsız eder” dedi. Gönül: Geçmişe dayalı ifadeler Bakan Gönül ise mübadelenin tek taraflõ ya- põlmadõğõnõ karşõlõklõ anlaşmalarla gerçek- leştirildiğini belirterek, “Bu ifadelerim ta- mamıyla geçmişe dayalı, Atatürk’ün teşhiste ve tedavide nasıl bir yol tuttuğunun iza- hından ibarettir. Ulus devlet olmanın ni- metlerinden Türkiye bugün nasıl istifade et- miştir, onu izah etmekten ibaretti” dedi. KAYBIMIZ Yakın çalışma arkadaşım, çok sevgili kardeşim ERTUĞRUL YÜCEL’i kaybetmenin derin üzüntüsü içinde Perihan’a, Kıvılcım’a, Özüm’e, tüm ailesine, hemşerilerine, arkadaşlarına ve tüm SHP’lilere başsağlığı dilerim. Murat KARAYALÇIN SHP Genel Başkanı Ağar mahkemeye gelmedi Mehmet Ağar’õn Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemle ilgili davada görevsizlik kararõ veren mahkeme heyeti, dosyayõ terör suçlarõna bakan mahkemeye gönderdi İstanbul Haber Servisi - Kurtuluş Sava- şõ’na katõlan, İstiklal Madalyasõ sahibi hayat- taki son gazi Mustafa Şekip Birgöl 105 ya- şõnda İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatõnõ kaybetti. Birgöl, 14 Kasõm Cuma günü Selimiye Camisi’nde öğle vakti düzen- lenecek cenaze töreninin ardõndan, Karaca- ahmet Mezarlõğõ’nda toprağa verilecek. 1903 yõlõnda doğan Birgöl, asteğmen rütbesi ile Afyon Cephesi’nde Kurtuluş Savaşõ’na katõl- dõ. Büyük Taarruz’da da bulunan Mustafa Birgöl, düşmanõn İzmir’de denize dökülme- sinin ardõndan Samsun’daki kõtasõna döndü. Birgöl, Sarõkamõş, Bayburt ve Muğla’da gö- rev yaparken Kurtuluş Savaşõ’ndan sonra çõ- kan bazõ ayaklanmalarõn bastõrõlmasõnda fii- len görev yaptõ. Mustafa Şekip Birgöl, 13 Eylül 1952’de albaylõktan emekli oldu. Son gazi Birgöl’ü İstanbul’da yitirdik HATİCE TUNCER / HİLAL KÖSE Ergenekon davasõnõn 12. oturumunda sa- nõklarõn sorgulanmalarõna başlandõ. İddiana- mede birinci sõrada yer alan tutuklu sanõk Oktay Yıldırım, hakkõndaki suçlamalarõn senaryodan ibaret olduğunu söyledi. Davanõn dünkü oturumuna 45’i tutuklu toplam 58 sanõk katõldõ. Sorgusuna başlanõ- lan Oktay Yõldõrõm heyetin önündeki kürsü- ye gelerek konuştu. Yõldõrõm, sanõk Mahmut Öztürk ile 1994-1997 yõllarõ arasõnda Kilis 2. Hudut Taburu’nda birlikte görev yaptõkla- rõnõ, aynõ lojmanda kaldõklarõnõ söyledi. Yõl- dõrõm, “1998’de İstanbul’a izine geldiğim- de, Öztürk ile birlikteyken, tesadüfen Mu- zaffer Tekin ile tanıştım. Arkadaşlığımız İstanbul’a atandıktan sonra da devam et- ti” dedi. Ümraniye Çakmak Mahallesi’ndeki el bombalarõnõn bulunduğu evin kendisine ait olmadõğõnõ söyleyen Yõldõrõm, o evin sa- hibi olduğu iddia edilen Mehmet Demir- taş’õn 1994-1995 yõlõnda Kilis’te kendisinin askeri olduğunu belirtti. Yõldõrõm, daha sonra İstanbul’da tesadüfen karşõlaşmalarõ üzerine görüşmeye başladõklarõnõ söyledi. ‘Bombaları avukatım hatırlattı’ Kendisine ait olduğu iddia edilen bomba- larõ ne daha önce ne de gözaltõna alõndõğõnda emniyette görmediğini belirten Yõldõrõm, “Avukatım da görmedi, hatta bombaların imha kararını veren mahkemenin dahi görmediği, dosya muhteviyatından anlaşı- lacaktır. Mahkeme beni iki dakikada tu- tukladı. Avukatımın hatırlatması üzerine bombalar soruldu” diye konuştu. Gözaltõnda, Danõştay saldõrõsõ, Muzaffer Tekin, Hurşit Tolon, Veli Küçük, Şener Eruygur ve Cumhuriyet mitinglerinin sorul- duğunu belirten Yõldõrõm, “Bana sorulan sorular çok önemli. Bunlar ‘Bu emekli pa- şalar neden çok konuşuyor?’, ‘Genelkurmay neden seçilmişleri rahat bõrakmõyor?’, ‘As- ker neden başörtüsüne karşõ?’ gibi sorular- dı. Hatta bir tanesi bana gazeteden kesil- miş olan yazarı ve gazetesi belli olmayan ‘Yeniçeri hortlar mõ’ başlıklı yazıyı oku- mam için verdi” dedi. Bombalar nerede imha edildi El bombalarõnõn yapõsõnõ ve ne şekilde patlayacağõnõ kâğõt üzerine çizdiği şema ile anlatan Yõldõrõm, “El bombası hiçbir de- poda patlamaz. Patlar diyen bir uzman varsa uzmanlığından şüphe ederim” de- di. Emniyette birbirlerine “memati, bozo, polat, yüzbaşı” diye hitap eden birkaç po- lisin dõşõnda imha kararõ veren hâkim dahi kimsenin bu bombalarõ görmediğini belir- ten Yõldõrõm, “Orada gerçekten el bom- bası çıktı mı? İmha işleminin nerede ya- pıldığı bile belli değil” diye konuştu. Bombalara el konulmasõna ilişkin tutanak- larõn düzmece ve sahte imzalarla hazõrlan- dõğõnõ savunan Yõldõrõm, “Bu tutanaklar 18 aylık zulmün temel tuğlasıdır” dedi. Yıldırım: El bombaları benim değil ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Başkentteki çeşitli tüketici mahkemeleri, AKP’li Melih Gökçek yönetimindeki Ankara Anakent Bele- diyesi’ne bağlõ EGO Genel Müdürlüğü’nün, başkentli yurttaşlardan doğalgaz abone bedeli adõ altõnda aldõğõ, 150 dolarlõk sayaç bedeli ile 150 dolar abone bağlantõ bedelinin haksõz oldu- ğuna karar verdi. Eryaman semtinde oturan 100 kadar yurttaş, bireysel olarak, belediyenin encümen kararõ doğrultusunda doğalgaz abone bedeli adõ altõnda aldõğõ, 150 dolarlõk sayaç be- deli ile 150 dolar abone bağlantõ bedelinin, tü- ketici haklarõnõ ihlal ettiği gerekçesiyle, çeşitli tüketici mahkemelerine dava açmõşlardõ. Abone ücreti haksız bulundu SANIKLARIN SORGUSU BAŞLADI KURTULUŞ SAVAŞINA KATILDI ‘Ergenokon dinlemeleri yasadõşõ’ ANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) - Ankara 3. Ağõr Ceza Mahkemesi, Mehmet Ağar’õn Susur- luk davasõ kapsamõnda yargõlandõğõ dava ile ilgi- li görevsizlik kararõ vere- rek dosyanõn terör ve or- ganize suçlara bakmakla görevli, kapatõlan DGM’ler yerine kurulan Ankara 11. Ağõr Ceza Mahkemesi’ne gönderil- mesini kararlaştõrdõ. Ağar, aldõğõ 5 günlük rapor ne- deniyle dünkü duruşmaya katõlmadõ. Ağar’õn, Emniyet Ge- nel Müdürü olduğu dö- nemle ilgili “suç işlemek amacıyla silahlı teşekkül oluşturmak” suçundan yargõlanmasõna başlandõ. Ankara 3. Ağõr Ceza Mahkeme- si’nde Ağar’õn gelmediği duruş- maya avukatlarõ Abdullah Ege- li ve Abdulkadir Toluç katõldõ. Çoğunluğunu Çağdaş Hukuk- çular Derneği üyelerinin oluş- turduğu bir grup avukat da du- ruşmayõ izledi. Sanõğa atõlõ suçun “cürüm iş- lemek için silahlı teşekkül oluş- turmak” olduğuna işaret eden Cumhuriyet Savcõsõ Ömer Gür- sel Özgencil, Türk Ceza Yasa- sõ’na göre yargõlanacak Ağar’õn dosyasõnõn, görevsizlik kararõ verilerek, terör ve organize suç- lara bakmakla görevli Ankara 11. Ağõr Ceza Mahkemesi’ne gön- derilmesini istedi. Mahkeme heyeti, baş başa yaptõğõ çok kõsa bir değerlendir- menin ardõndan, dosyanõn gö- revsizlik kararõ verilerek Anka- ra 11. Ağõr Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesinin kararlaştõrõldõ- ğõnõ açõkladõ. Mehmet Ağar, 1993-1996 ara- sõnda, “cürüm işlemek için si- lahlı teşekkül meydana getir- mek, gıyabi tutuklu sanık Ab- dullah Çatlõ’nın saklı bulun- duğu yeri bildiği halde yetki- li mercilere haber vermemek ve gizlenmesine yardım et- mek, yasalara aykırı olarak Abdullah Çatlı ve Yaşar Öz’e silah taşıma izin belgesi ver- mek suretiyle görevi kötüye kullanmak, yasalara aykırı olarak Çatlı ve Öz’e hususi damgalı (yeşil) pasaport ve- rilmesini sağlamak suretiyle görevi kötüye kullanmak” suç- lamalarõyla yargõlanõyor. Halk Cephesi İstanbul Temsilciliği üyeleri, Susur- luk davası kapsamında yar- gılanmasına başlanan Meh- met Ağar’ın tutuklanması, istemiyle suç duyurusunda bulundu. TAYAD Yönetim Kurulu üyesi Gülser Sarı- gül, her türlü kontrgerilla operasyonu içerisinde yer alan Ağar’ın faaliyetlerinin Susurluk olayı ile gün yü- züne çıktığını söyledi. Açık- lamanın ardından avukat Behiç Aşçı ve Halk Cephesi İstanbul Temsilciliği üyele- ri suç duyurusu dilekçesini İstanbul Adliyesi’ne verdi. AĞAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSU ‘Din ve õrk ayrõmõ yapõlmadõ’ Tarihçiler, Bakan Gönül’ün Rum ve Ermenilerle ilgili açıklamalarına tepki gösterdi BAKANDAN İLGİNÇ ZAM SAVUNMASI DİNK CİNAYETİ SORUŞTURMASI ‘Yurttaşõ koruyoruz’ ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) - MHP’nin Enerji ve Ta- bi Kaynaklar Bakanõ Hilmi Gü- ler hakkõnda verdiği gensoru önergesinin gündeme alõnmasõ, AKP oylarõyla reddedildi. Gensoru üzerinde konuşan MHP’li Oktay Vural, Başbakan Tayyip Erdoğan’õn daha önce “hortumcuya gitmiyor, onun için zam yapmıyoruz” dediği- ni anõmsatarak “Bu mantığa, doğalgaza yüzde 80 zam ya- pıldığına göre, hortum yetme- di, boru döşendi. Vatandaşın cebinden kimin cebine aktarı- yorsunuz” diye sordu. CHP Adana Milletvekili Tacidar Sey- han ise vatandaşõn, Rusya ile de- ğiştirilen doğalgaz alõm formü- lünün faturasõnõ ödediğini söy- ledi. Doğalgaza yapõlan zam- larla ilgili eleştirilerin haksõz ol- duğunu ileri süren Güler, “Yok- sa millet doğalgaz için birbirini çiğner miydi” dedi. Güler, TBMM Plan ve Bütçe Komis- yonu’nda da zamlarõ savunarak “Aslında vatandaşı koruyo- ruz. Zam yapmazsam, cebi- nizden mi vereceksiniz, ben mi cebimden vereceğim” dedi. İki yeni isim daha TRABZON (Cumhuriyet) - Agos Gazetesi Genel Yayõn Yö- netmeni Hrant Dink’in öldü- rülmesinde ihmalleri olduğu id- diasõyla iki jandarma görevlisi hakkõnda daha soruşturma izni verildi. Böylece Dink cinaye- tinde hakkõnda dava açõlan ve so- ruşturma izni verilen jandarma sayõsõ 8’e yükseldi. Dink’in avukatlarõ, cinayette istihbarat yönünden ihmalleri olduğu iddiasõyla, jandarma Ast- subay O.Ş. ile jandarma Uz- man Çavuş V.Ş. hakkõnda açõlan ve Trabzon 2. Sulh Ceza Mah- kemesi’nde görülen davada tanõk olarak dinlenen jandarma Ast- subay H.Y. ve Uzman Çavuş H.Ö.Ü. hakkõnda soruşturma açõlmasõ için Bölge İdare Mah- kemesi’ne başvurdu. Mahkeme, başvuruyu kabul ederek H.Y. ile H.Ö.Ü. hakkõnda soruşturma açõlmasõna karar verdi. Dink ailesi avukatlarõndan Er- gin Cinmen, Trabzon Cumhu- riyet Başsavcõlõğõ’nõn bu kişiler hakkõnda dava açmasõnõ ve Trab- zon’daki dosyanõn İstanbul’da- ki ana davayla birleştirilmesini beklediklerini söyledi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog