Bugünden 1930'a 5,502,404 adet makale



Katalog


«
»

4 OCAK 2008 CUMA CUMHURİYET SAYFA 17 İpekçi Cemil İpekçi türban serbest olana kadar defile yapmayacakmış. Yapacak zamanı yok çünkü kamu çalışanlarının giysi ihalelerini kapacak! Yağmur Ekim Hastanelerde ilaç yokmuş... “Üfürükçü hocalar var ya!” BAKIŞ AÇISI GÜRBÜZ ÇAPAN KDV’ye yeni isim: Katma Değmez Vergisi! Kırmızı Naci Beştepe: “Mersin’de nü tablosunu bıçakla yırtmışlar. Resim, örümcek kafalı boğaların kırmızısıdır.” İSTANBUL Barosu Genel Sekreteri avukat Hüseyin Özbek dostumuz, geçen ekim ayında Londra’da İngiliz Parlamentosu’nun ev sahipliğinde düzenlenen bir “konferans”tan söz ediyor. Konferansın adı “Tüm dünyadaki Müslümanları etkileyen dini bir entelektüel ve barış girişimcisi olarak Fethullah Gülen’in etkisini anlamak”tı. Türkiye’den bazı siyasilerin de katıldığı bu toplantıyı anımsamış olmalısınız. Toplantının düzenleyicilerinden biri Lordlar Kamarası’ndan Lord Ahmet Nazir’di. Özbek bu “lord”u şöyle anlatıyor: “Birleşik Krallık, İslam coğrafyasından devşirdiği, sömürge kültürüyle yoğrulmuş, ruhen İngilizleşmiş, ılımlılaşmış, ılıtılmış Müslümanların kimine edebiyat, kimine barış ödülü vermekte, kimini insan hakları savunucusu, kimini yılın hukukçusu yapmakta, kimilerine de bol keseden asalet unvanları bahşetmektedir. Ödüllendirdiklerinin, lordluk bahşettiklerinin üzerinden, hem Britanya’da yaşayan, sömürge coğrafyasından kopup gelen sığıntıları denetlemekte, ödül rüyaları gördürerek sadakatlerini daim kılmakta, hem de eski sömürge halklarına Londra’yı asalet unvanlarının dağıtıldığı, küresel adaletin taksim edildiği bir demokrasi ‘kabe’si olarak yutturmaktadır! Ahmet Nazir de sömürge kontenjanından lord yapılıp parlamentoya sokulan, Lordlar Kamarası’nın Pakistan asıllı üyesidir.” “Fetoş Konferansı”nı bir kenarda tutalım. Hüseyin Özbek, bu kez geçen aralıkta yine Londra’da yine İngiliz Parlamentosu’nun ev sahipliğinde ve “Ulusal Kaderi Tayin Hakkı Parlamenterleri Grubu” tarafından düzenlenen Lord “insan hakları” konferansını anımsatıyor. Organizasyonun altında yine malum “lord”un imzası bulunuyor. Toplantıya yine Türkiye’den bazı siyasetçiler katılıyor. Lord hazretleri İngiliz Parlamentosu’nun üç numaralı komite odasında bu kez Fethullah Gülen’in değil Abdullah Öcalan’ın posteri altında konuşuyor: “Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı ilkesel olarak kabul ettiğimiz bir hak. Bugün burada söz konusu sorunu yaşayan Kürtler, Kosovalılar, Sihler ve Keşmirlilerin temsilcilerini dinledik.” İngiliz Parlamentosu’nda alkışlar Fethullah Gülen’den sonra Abdullah Öcalan için yükseliyor. İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in soylu lordlarından Ahmet Nazir; ortak noktaları burunlarından akan sümüğü çekmek olan iki dostunu İngiliz Parlamentosu’nda böylece anmış oluyor. Türkiye’nin Tercihi Sokaklar Batı kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle bütün önemli günlerde Batı’da sokaklar gelin gibi süslenir. Hele yılbaşında daha görkemli olur meydanlar. Bu yıl da dünyanın gelişmiş yüzünde görkemli kutlamalar vardı. New York’taki yılbaşı kutlamalarına bir milyon kişi katıldı; Paris’tekine yine on binler, Londra’daki törenlere yedi yüz bin İngiliz, Moskova’ya binler akın etti ve hatta komşumuz Irak’ın Erbil kentinde dahi yılbaşı kutlamaları coşkuluydu. Bizde ise güvenlik nedeniyle Taksim’de yılbaşı kutlaması yapılmadı, çünkü Batı’da sokaklar kentli olmanın nasıl büyük nimet olduğunu ne kadar anlatıyorsa, bizde sokaklar aynı ölçüde kentte olmaktan nefret ettiriyor. ૽૽૽ Bizde sokak deyince festival, kutlama şöyle dursun, gasp, kapkaç ve taciz akla geliyor. Hele kadınlar için sokaklar birer tehdit adeta. Bu yılbaşında da öyle oldu. Taksim’de yılbaşı kutlaması yasak olmasına karşın kutlama yapmak isteyen üç beş maganda ile turistler Taksim’i mesken tutmuştu. Tabii her yıl karşılaşılan görüntüler yaşandı yine. Turistlerin saflığı, magandaların girişimciliği ile birleşince turist kızlar canlarını zor kurtardılar. Toplu bir lince dönüşebilecek saldırganlık ve rezalet neyse ki çok büyümeden bitti. O arada Taksim’i arşınlayan polis memurları olayı çok önemsememiş olsa gerek, civardaki bir eczane ile kafenin yardımıyla toplu tecavüz önlenebildi. Ertesi gün adam başı 57 YTL’ye tacizciler salıverildiler yine sokaklara. Yılbaşı günü bir gazetemizin manşetinde iki yıl önceki yılbaşında Taksim’de maganda kurşunuyla yaralanan bir gencin dramı anlatılıyor, alkol kullanımının insan hayatını nasıl kararttığı anlatılıyordu. ૽૽૽ Türkiye bir ikilemi yaşıyor. Cehalet ve yoksulluk birleşip de azgınlık önlenemeyince devreye yasaklar giriyor. Yılbaşı kutlamaları yasaklansın, bara gitmek, içki içmek, eğlenmek ve hatta belli bir saatte sokağa çıkmak. Böyle bir niyetle kapatıldı Taksim. Yasaklayarak, göstermeyerek önleyebileceğimizi sanıyoruz kötülükleri. Böylece temizleyeceğiz sokakları kötülüklerden ama aynı zamanda sokakları kapatarak herkese. Oysa yoksulluk, cehalet gün be gün artıyor. Ve sokaklar giderek birer tehdit haline geliyor. Türkiye’nin önünde bir tercih duruyor 2008’de. Ya sokakları herkesin güvenle dolaşacağı, kimsenin maganda kurşunundan ölmeyeceği yerler haline getireceğiz. Ya da kapatacağız onları, teslim edeceğiz yoksulluğa, cehalete. 2008’de ikinci tercihin ağır basmayacağı bir yıl diliyorum. gurbuzcapan@eksev.org.tr/Faks: 0212 672 71 71 Kaşık Necati Yıldırım: “YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Mısır’a şeriat üniversitesini ziyarete gitmiş. Şeriattan dönenin kaşığı kırılsın!” SESSİZ SEDASIZ (!) Ulusal değerlere alternatif üretmek ŞAŞKIN demokrat, yılbaşı gecesine alternatif olarak Mekke’nin fethinin kutlanmasını demokrasinin gereği sayıyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na “Kutlu Doğum Haftası”nın denk getirilmesini de aynı şekilde değerlendiriyor. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na alternatif olarak Kürt Sait namı diğer Saidi Nursi için mevlit okutulmasını unutan ama bunu da onayladığı belli olan şaşkın demokrat “Laik bir demokraside, böyle görüntülerin olması doğaldır ve farklı düşünenin varlığına saygı göstermek, onu farklılığı ile kabul etmek normal olan davranış biçimidir” diyor. Cehenneme giden yolun taşları, dinci ve liboş işbirlikçi tayfanın yanı sıra işte böyle şaşkın demokratların iyi niyetleriyle de döşeniyor. Bir ulusu, ulus yapan ortak değerlerin yerine alternatifler getirilmesi demokraside de başka bir rejimde de kabul edilemez, hoş görülemez. Çünkü bunlar “ortaklığı” birleştiren değil ayrıştıran eylemlerdir. Bir an için şaşkın demokratın, doğru düşündüğünü varsayalım. Bu durumda, Şeker Bayramı’nın ilk günü tam da bayram namazı saatine denk gelecek şekilde kent meydanında “sağlıklı yaşam için sabah sporu” etkinliği yapılmasını veya Regaip Kandili gecesi Sultanahmet Meydanı’nda pop konseri düzenlenmesini destekleyecek misiniz? Şaşkınlığın âlemi yok; artık akıllı olun! behicak࠽yahoo.com.tr Muhallebi Akif Kökçe: “Sultanahmet’teki Bizans Sarayı kalıntıları üzerine otel yapılıyormuş. Sarayın anısını yaşatmak için üzerine bir de muhallebici yapsınlar.” Bu Kadar da Olur mu? MERİÇ VELİDEDEOĞLU İstanbul Kız Lisesi ve İstanbul Erkek Lisesi, Türkiye’nin eğitim yaşamında büyük payları olan kardeş, komşu iki okuldular. Ne yazık ki şimdi başka adlar altında eğitim veriyorlar. Kız lisesinin en üst kattaki görkemli kitaplığından dışarıya bakıldığında, ilk göze çarpan, bir saray yavrusu görüntüsüyle erkek lisesi olurdu. Bir ara bizim lise binası bakıma alındığından, eğitimi erkek lisesinde sürdürmüştük; Osmanlı’nın son dönemlerini okurken, devletin tüm maliyesini, ekonomisini batıran dış borç ve faizlerinden söz eden tarih öğretmenimiz, bu yabancı alacaklıların oluşturdukları “devlet içinde devlet” niteliğindeki “Düyunu Umumiye” kuruluşu, “işte şimdi içinde bulunduğumuz bu binadaydı” dediğinde, biraz irkilmiştim. Çünkü, Anadolu’nun yoksul, aç, emekçisinin tütün ürününe el koyan “reji”nin (regie), Düyunu Umumiye ile bağlantısını da öğrenmiş ve onun “kolcu”larının işlediği, bizim kuşağa dek ulaşıp anlatılan cinayetlerini anımsamıştım. Rejinin acımasız yabancı yöneticileri, tütünü yok pahasına kapatmak için, aylıkla tuttukları “kolcu”larına tütün emekçilerini ölümüne kırdırıyorlardı; kimileyin oğlun babayı, kardeşin kardeşi vurduğu oluyordu. Emperyalizmin temel yöntemi olan “birbirine kırdırmak”la ilgili Bursa rejisine ait olayları, kentin ünlü Cirinboz deresinden toplanan cesetlere ait söylemleri, yarım yüzyıl önce yaşlı büyüklerimden pek çok kez dinlemiştim. Ankara’da Meclis’in açılmasıyla durdurulan bu akıl almaz sömürü, ne var ki Lozan barış görüşmelerinin temel konularından biri oldu. ૽૽૽ Osmanlı’nın dış borç ve faizleri en çok tartışılan sorundu; başdelegemiz İsmet Paşa borçları kabul ediyor ama, Osmanlı Devleti’nden ayrılan ülkelerin de bu borca ortak olmasında direniyordu. İsteğini kabul ettirdi; borçlar bölündü; bize düşeni 1954’te bitirdik. Kuşkusuz, 19. yüzyıla ait bu sömürü “biçimi” 20., 21. yüzyılda sürdürülemezdi; “öz” değişmeden, ad, yöntem, yapılanma, dile getirme değişmeli, at koşturacak yeni alanlar açılmalı, yerli “işbirlikçiler”le ilişkiler yeniden düzenlenip, sağlama bağlanmalıydı. Öyle de oldu denebilir; bilindiği gibi, Dünya Bankası, IMF sahneye çıkarıldı; her iki kuruluş da, Washington’da karşılıklı binalarına yerleştiler. Dünya Bankası’nın giriş avlusundaki, kör bir adama yol gösteren bir gençten oluşan yontunun (heykel) anlamı nedir dersiniz? IMF’nin orta avlusunun insanı çok etkileyen görkemini anlata anlata bitiremiyorlar; binalar Düyunu Umumiye’ninkini aratmayacak boyutta; peki “öz” ne âlemde? Özün, sömürünün değişmediğini 21. yüzyılda Etiyopya’nın başına gelenler adeta ortaya koydu. Yoksulun yoksulu olan, açlık çeken Etiyopya, bir Amerikan bankasından borç alır; bir süre sonra “aşırı faiz” yükünden kurtulmak için borcunu “peşin” öder; işte o zaman kızılca kıyamet kopar; ABD, IMF saldırıya geçerler. Çünkü süreç işlemeli, o yüksek faiz, tıkır tıkır ödenmelidir; IMF borcu askıya alır; tüm yardımların kesileceği bildirilir; iki milyonu açlıktan ölen Etiyopya için bu bütünüyle yok olmak demektir (*). ૽૽૽ Peki, bugün bize oynanan oyuna ve yerli aktörlerine ne demeli? Beş yıllık AKP iktidarı bu süreçte 184 milyar dolar dış borç “faiz”i ödemiş, bu miktarla 60 tane “Atatürk Barajı” yapılırmış(!). Peki, faiz yüzdesi ne? Yüzde 17.2; öbür ülkelere uygulanan ne kadar? Yunanistan’a yüzde 4.8, Mısır’a yüzde 7.1, Pakistan’a 9.7... Bu “ahmakça” faizin ödetildiği Türk halkının, Düyunu Umumiye tuzağına düşürülen tütün emekçisinden ayrımı ne? “Kolcu”ları; bugünün kolcuları en “tepeden başlayarak”, Türkiye yönetiminin her düzeninin başında, içinde; üstelik bir de dinsel zırha bürünmüş olarak... Eh bizler de, kadını erkeği, yaşlısı genci, politikacısı, askeri.. başımızı eğip ensemizi açığa çıkarmayı sürdürürsek daha nice şamarlar yeriz. (*) M. Velidedeoğlu, Bir Öykü de Etiyopya’dan, Cumhuriyet, 28.5.2002 KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK BULMACA SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci࠽mynet.com HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu࠽mynet.com OTOBÜSTEKİLER KEMAL URGENÇ kurgenc࠽yahoo.com 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Vara yoğa ağlayan, sulu 1 gözlü. 2/ Gü 2 ney Ege ve 3 Akdeniz bölgelerimizde 4 çipura balığı 5 na verilen ad. 6 3/ Sahip... “ 7 pezik değil m/Yürek ezik 8 değil mi / 9 Ben sevdim 1 2 3 4 5 6 7 8 9 eller aldı / Bana yazık değil mi” (Tür 1 P A N T U F L A Ş A İ B E kü). 4/ Bir çalgı... 2 A T E 3 N E K T A R A T Gözleri görmeyen. T O K O D A 5/ Gösteriş, caka... 4 T A R A Manda yavrusu. 6/ 5 U Ş A K A V A N S Eski Mısır’da güneş 6 F A R O R A N L tanrısı... Bahçe ya 7 L İ da açık ağıl etrafın 8 A B A D A N P İ daki çit. 7/ “Kırmızı, 9 E T A S L İ P kızıl” anlamında eski sözcük... Argoda karnı aç ya da parasız kimse. 8/ İlişkin, değgin... Bir cetvel türü. 9/ Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Sık ve küçük taneli bir çeşit ekşi üzüm. 2/ Mehmet Akif Ersoy’un toplu şiirlerini içeren yapıtı. 3/ Bir nota... Nikel elementinin simgesi... Rus köylü topluluğuna verilen ad. 4/ Eskişehir’in bir ilçesi... Boğaza ya da bademciklere yerleşen ve anjin türü hastalıklara neden olan mikrop. 5/ Asya’da bir ülke. 6/ Unvan... Utanç duyma... Eylemleri olumsuz yapmakta kullanılan ek. 7/ Turşusu yapılan bir tür yaban sobanı. 8/ Afrika’da yaşayan bir antilop... İtici neden, güdü. 9/ Sıcak parçanın ansızın su içine daldırılmasıyla elde edilen çatlak cam türü. VEFAT FAHİR AKSOY’u kaybettik. m.velidedeoglu࠽hotmail.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 4 Ocak www.mumtazarikan.com AZ 92311 Seri Numara’lı Sağlık Muayene fişim (Reçeteli) çalınmıştır. Hükümsüzdür. Tablolarında çocuksu duyarlılığıyla kırmızı vapurlar, yeşil camiler, siyah kediler, mor evler, sarı balonlar bırakıp gitti. Saygıyla anacağız. Zübeyde Babacan SerapZeynepBülentFuat Aksoy NOT: Cenazesi 4 Ocak Cuma günü Erdek Çarşı Camii’nden kaldırılarak Erdek Mezarlığı’nda defnedilecektir. Cemile KALOĞLU CUMHURİYET 17 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog