Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

30 OCAK 2008 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA EKONOMİ ekonomi࠽cumhuriyet.com.tr Ankara Ticaret Odası’nın araştırmasına göre hükümetin övündüğü söylemler gerçeği yansıtmıyor 13 EKONOMİ POLİTİK ERİNÇ YELDAN Büyüme esnafa da yansımadı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Ankara Ticaret Odası (ATO), Türkiye ekonomisindeki büyümeye rağmen, derin bir ekonomik kriz yaşayan esnaf ve tüccarın haciz şoklarıyla sarsıldığını bildirdi. Türkiye ekonomisi 20052007 döneminde toplam yüzde 19.2 büyürken Ankara’da protestolu senet sayısı yüzde 69, icralık olan şirket sayısı yüzde 77, savcılık soruşturmasına konu şirket sayısı yüzde 84, şirketlerin ve bireylerin bankalara olan borcu yüzde 67 arttı. Küresel Durgunluk Üzerine Yeni Yorumlar Başta ABD olmak üzere, gelişmiş ekonomilerde 2007 sonbaharında “konut kredisi” ve “vasıfsız kredi” piyasalarında patlak veren kriz artık reel ekonomiyi de sararak küresel bir durgunluğa doğru genişliyor. Durgunluk tehdidinin giderek yaygınlaşması üzerine uluslararası ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan bütün kuruluşların 2008’e ilişkin öngörülerinin “revize” edilmeye başlandığı gözleniyor. Bu konuda en son örnek Birleşmiş Milletler’in 2008 Yılı Ekonomik Durum ve Beklentiler raporunda gözlenmekte. BM raporu dünya ekonomisinin 2007’de ortalama yüzde 3.7 büyüyeceği öngörüsüne ek olarak, 2008’de karamsar bir senaryo altında büyüme hızının yüzde 1.6’ya gerileyeceği tahminini yapıyor. Bu “karamsar” tahmin setinde 2008’de ABD ekonomisinin yüzde 0.1 “gerileyeceği”; AB ülkelerinde ise büyüme hızının yüzde 1 civarında olacağı hesaplanmakta. BM raporuna göre 2008’de dünya ekonomisinin dinamizmi başta güney ve doğu Asya olmak üzere “kalkınmakta olan ülkeler”den kaynaklanacak. ᮣ Türkiye ekonomisi 20052007 arasında yüzde 19.2 büyürken Ankara’da protestolu senet sayısı yüzde 69, icralık olan şirket sayısı da yüzde 77 artarken ATO Başkanı Sinan Aygün, “Türkiye ekonomisi 2005 yılından bu yana toplamda yüzde 19.2 büyüdü, ama bu büyüme esnaf ve tüccara uğramadı. Bu tablo, büyüyen bir ekonomiyle uyumlu değil. Ekonomi büyümüş neyimize” değerlendirmesinde bulundu. ATO Başkanı Sinan Aygün “Türkiye ekonomisi 2005 yılından bu yana toplamda yüzde 19.2 büyüdü, ama bu büyüme esnaf ve tüccara uğramadı. Bu tablo, büyüyen bir ekonomiyle uyumlu değil. Ekonomi büyümüş neyimize” değerlendirmesinde bulundu. ATO’nun ticaret sicil kayıtları ile Merkez Bankası verilerine dayanarak yaptığı araştırmaya göre, Türkiye ekonomisi 2005’te yüzde 7.6, 2006’da yüzde 6, 2007’de de tahmini yüzde 4.5 olmak üzere bu dönemde toplam yüzde 19.2 büyüdü. 2007’de ödenmeyen senet tutarı, bir önceki yıla oranla yüzde 39.9 artarken, 2005 yılına oranla yüzde 100 arttı. Ankara’da şirketlerin ve bireylerin borçlarında ise aynı dönemde yüzde 67.2 oranında artış oldu. Merkez Bankası verilerine göre, 2005 yılında Ankaralıların bankalara olan borcu 24 milyon 604 bin 204 YTL iken 2006 yılında 33 milyon 382 bin 363 YTL’ye, 2007 yılında ise 41 milyon 145 bin 56 YTL’ye tırmandı. Ekonomide durgunluğun diğer bir göstergesi de kapanan şirket sayıları oldu. ATO’nun Ticaret Sicili verilerine göre, son 4 yıldır Ankara’da her yıl ortalama 5 bin 370 civarında şirket kapanıyor. Kapanan şirket sayısı 2004 yılında 5 bin 244, 2005 yılında 4 bin 966, 2006 yılında 5 bin 765, 2007 yılında ise 5 bin 502 oldu. PAKİSTANAFGANİSTAN ‘İkinci Barış İçin Sanayi’ hamlesi ᮣ Filistin ve İsrailli işadamlarını ilk kez yan yana getiren TOBB, bu kez de Afganistan ve Pakistan arasında barış köprüsü kurmak için aracılık yaptı. İSTANBUL (ANKA) – Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İsrail ve Filistinli işadamlarını tek çatı altında toplayan Ankara Forumu’nun ardından, şimdi de Afganistan ve Pakistanlı işadamlarını “İstanbul Forumu” adı altında ikinci kez bir araya getirdi. Afganistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki ekonomik işbirliği için düzenlenen ikinci “İstanbul Forumu”nun sonuç bildirgesini açıklamak üzere düzenlenen basın toplantısında konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ilki 26 Ekim 2007 tarihinde yine İstanbul’da gerçekleştirilen forumun üç ülkenin iş dünyası çatı kuruluşları arasında bir diyalog süreci başlattığını kaydetti. Hisarcıklıoğlu, “Afganistan ile Pakistan arasında güven ve işbirliği ortamını geliştirmek ve güçlendirmek için yürütülen güven arttırıcı önlemlere biz de katkı sağlamak istiyoruz” dedi. Hisarcıklıoğlu, “Bir yerde huzursuzluk varsa, orada ticaret olmaz. Ticaret olmazsa, zenginlik olmaz” sözleri ile Ankara ve İstanbul Forumu’nu düzenlemekteki amaçlarını özetledi. Dünya Üretimi Büyüme Hızı (%) 2003 Dünya toplamı 2.7 Gelişmiş Ülkeler 1.9 Geçiş Ekonomileri 7.2 Kalkınmakta Olan Ülkeler 5.2 Az Gelişmiş Olan Ülkeler 6.6 Dünya Ticaret Hacmi 5.8 2005 3.4 2.4 6.6 6.5 8.4 7.0 2007 2008a 3.7 1.6 2.5 0.5 8.0 5.0 6.9 4.2 6.7 7.2 4.0 Not a. BM “karamsar” senaryo. Kaynak: Birleşmiş Milletler, 2008 Yılı Ekonomik Durum ve Beklentiler Rap. Akbank, ileri teknoloji kullanarak inşa edeceği kompleks için 200 milyon dolar harcayacak Gebze’ye bankacılık üssü ᮣ Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul’a göre bütün bilanço kalemlerindeki pazar payları yaklaşık 2.5 kat artış gösterdi. Banka her yıl ortalama bir banka kadar genişledi. Ekonomi Servisi Akbank, önümüzdeki beş yıl içinde aktif büyüklüğündeki pazar payını yüzde 20’ye çıkarmayı hedefliyor. Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul ve genel müdür yardımcıları, 60’ıncı kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlediği basın tooplantısında, bankanın 10 yıllık performansını aktardı ve hedeflerini açıkladı. 2010 yılında hizmete girecek yeni bir bankacılık üssü için çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kurtul, Gebze Şekerpınar’daki ileri teknoloji kullanılarak inşa edilecek üssün operasyon ve bilgi teknolojilerini kapsayan bir kompleks olacağını söyledi. Akbank Banking Center (ABC) adını taşıyacak merkez, yaklaşık 200 milyon dolara mal olacak. Piyasalardaki gelişmeleri de değerlendirdiği toplantıda Kurtul, 10 Cari açık önemli risk Genel Müdür Kurtul, Türkiye’de cari açığın önemli bir risk olduğunu belirtirken bundan dolayı 2008’de özelleştirme projelerinin devam etmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Kurtul bu arada, Merkez Bankası’nın yerinden daha çok ne yaptığının daha önemli olduğunu BÜYÜKLÜKLER VE PAZAR söyledi. Kurtul, ABD PAYLARI odaklı olan krizin Av(Milyon Dolar) 1997 % Eylül 2007 rupa ve diğer ülkeleri de etkileyebileceğini, ABD’deki küçülmenin, diğer ülkelerde de düşüşe neden olabileceğini söyledi. % Dali kutlamaya geliyor Akbank, Rodin Sergisi’nden sonra bu yıl da büyük bir sanat etkinliğine imza atacak. 20. yüzyılın en önemli ressamlarından, sürrealizmin öncüsü Salvador Dali Sergisi19 Eylül’de sanatseverlerle buluşacak. İBRE AGROKOR’A DOĞRU Migros’ta geri sayım REUTERS Blackstone ve Hırvatistan’ın Agrokor şirketlerinin oluşturduğu konsorsiyumun, Koç Holding’e ait Migros’un talipleri arasında daha şanslı olduğu belirtildi. Konuya yakın kaynaklardan alınan bilgiye göre, Koç Holding’in taliplerin finansmanına ilişkin yeterli ve ayrıntılı bilgi alması halinde Blackstone ve gıda grubu Agrokor ile münhasır görüşmelere başlayabilecek. Koç ve Blackstone açıklama yapmayı reddederken Agrokor’da konuyla ilgili bilgi alınabilecek kimseye ulaşılamadı. Koç, Migros’un yüzde 51’lik hissesini satışa çıkarmıştı. yıl önce 6 milyar dolar tutarında olan Akbank’ın aktif büyüklüğünün yılda ortalama yüzde 26 büyüyerek bugün 56.5 milyar dolar mertebesine ulaştığına dikkat çekti. Kurtul, “2007 yılında aktif büyüklüğümüz yüzde 13 pazar payına ulaştı. Beş yılda bu payı yüzde 20’ye çıkarmayı hedefliyoruz. En önemli hedefimiz ise üstün nitelikli insan kaynağının sürekli olarak fark yaratan sonuçlar elde et tiği, en beğenilen Türk şirketi olmaktır” dedi. Pazar payında 2.5 kat artış Genel Müdür Kurtul, Akbank’ın bütün bilanço kalemlerindeki pazar paylarının yaklaşık 2.5 kat artış gösterdiğini vurgulayarak bankanın elde ettiği bu başarılı sonuçlarda, bankanın güçlü ortaklık yapısı, güçlü mali yapısı ve istikrarlı profesyonel yönetimi ile 2001 yılında başlatılan Yeni Ufuklar Değişim Programı’nın etkili olduğunu dile getirdi. Dünyadaki krizin Citibank ile ortaklıklarını nasıl etkileyeceği sorusu üzerine, global bir banka olan Citibank ile Akbank arasında uzun vadeli stratejik bir ortaklık oluşturulduğunu vurguladı. Kurtul, Citibank’ın Türkiye’ye, bölgeye ve Akbank’a güvenin tam olduğunu ifade etti. SUNEXPRESS SABİHA GÖKÇEN’DEN UÇACAK Türk Havayolları ile Alman Lufthansa’nın ortaklığıyla kurulan Sunexpress, 30 Mart 2008’de İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan uçuşlara başlıyor. İç hatlarda Adana, Antalya, Diyarbakır, Erzurum, Kars, Sıvas, Trabzon ve Erzurum’a; dış hatlarda ise Köln, Hannover ve Nürnberg’e uçacak olan Sunexpress’in genel müdürü Paul Schwaiger, “Bu yıl filomuza katacağımız 4 yeni Boeing737800 uçaklarla dış hatlarda rotamızı arttıracağız” dedi. Sabiha Gökçen’deki hedeflerinin Pegasus’u yolcu ve rota olarak geçmek olduğunu vurgulayan Schwaiger, 2007 yılında taşıdıkları yolcu sayısı bakımından yüzde 27 artış oranı ile 3.01 milyona, cirosunu yüzde 23 artışla 302 milyon Avro’ya çıkardıklarını söyledi. Schwaiger 2008’de de 365 milyon ciro ile kapamayı ve en az 4 milyon yolcu taşımayı hedeflediklerini kaydetti. COLIN’S UZAKDOĞU’DA BÜYÜYECEK Eroğlu şirketler grubu bünyesinde yer alan Colin’s Avrupa’daki kot pazarının doyum noktasına ulaşması ve daralması nedeniyle rotayı Uzakdoğu’ya çevirdi. Colins Jeans Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şahin Eroğlu Uzakdoğu’da jeans üretimi için altyapı olmadığını belirterek pazardaki boşluktan yararlanarak Çin, Güney Kore ve Tayvan’a 40 mağaza açmayı hedeflediklerini söyledi. Eroğlu 40 farklı ülkede 400’e yakın mağazalarının olduğunu ve yıllık üretim kapasitelerinin ise 23 milyona ulaştığını belirterek 2007 yılını 450 milyon dolar ciro ile kapadıklarını söyledi. 2008 yılında Uzakdoğu’da açacakları yeni mağazalarla birlikte cirolarının 650 milyon dolara çıkarmayı hedeflediklerini kaydeden Eroğlu, ekim 2007’de düzenlediği ve 75 YTL ve üzeri alışveriş yapan herkese çekiliş hakkı kazandırdığı, ‘jean fikir’ ve ‘ne kadar jeans’ın’ kampanyasında Samsun’dan Emine Güler isimli talihliye de kazandığı Mini Cooper’ı hediye etti. Paul Schwaiger ૽૽૽ Dünya ekonomilerinde baş gösteren bu yeni kriz acaba sadece 2008’e özgü konjonktürel ve geçici bir olgu mudur? Bu krizin sadece gelip geçici bir dalgalanmadan ibaret olmadığını, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD hegemonyası altında örgütlenmiş olan küresel kapitalizmin artık olgunlaşarak yerini yeni bir üretim ve pazarlama şemasına bırakmakta olduğunu ve söz konusu krizin de bu sürecin sancılarını ortaya dökmekte olduğunu söyleyebilir miyiz? Nitekim, dünya üretimini son 10 yıldır sürükleyen ana kaynağın artık Amerikan ve Avrupa ekonomileri değil de, Asya ve Latin Amerika’nın seçilmiş bölgelerinde yatmakta olduğu gerçeği giderek daha netlik kazanıyor. 20 yüzyılın gelişmiş ekonomileri birer birer bir hizmet toplumuna dönüşürken, dünyanın üretici fabrika ve çiftliklerinin giderek üçüncü dünya ekonomilerine kaymakta olduğunu gözlemliyoruz. Kalkınmakta olan ülkeler grubunun dünya üretimi içindeki payının 2003 itibarıyla yüzde 20’ye; dünya ihracatı içindeki payının ise yüzde 27’ye yükseldiğini gözlemlemekteyiz. Söz konusu ülke grubu, dünya doğrudan yatırım stokunun yüzde 25’ine sahip bulunuyor ve bu payın hızla artmakta olduğu gözleniyor. Bu süreçlere koşut olarak “Yeni Sanayileşen Ülkeler” diye anılan (Kore, Tayland, Malezya vb.) grubun yanına ek olarak “Yeni Tarımsallaşan Ekonomiler” (Kenya, Brezilya, Orta Amerika cumhuriyetleri...) diye betimlenen yeni bir üretici kitlenin eklendiği görülüyor. Gelişmiş ülkelerin hipermarketlerini ve mutfaklarını süsleyen çilek, kivi, papaya, mango gibi egzotik nitelikli tarımsal ürünlerin giderek dünyanın bu yeni “çiftliklerinde”, “organik ürünler” pazarlaması altında üretilmekte olduğunu gözlemlemekteyiz. Üçüncü dünya giderek kapitalizmin ana üreticisi olarak gelişimini sürdürüyor. Bu süreçte ulus ötesi şirketlerin dünya ticaretinin yönlendirilmesi ve küresel kapitalizmin uluslararası işbölümünün yeniden örgütlenmesi işlevini bizzat yürüttükleri açık olarak biliniyor. Bütün bu gözlemlerden hareketle radikal görüşteki birçok iktisatçı ve sosyolog, dünya kapitalizminin yeni bir aşama içine girdiğini ve artık bir tür üçüncü dünya kapitalizminden bahsedilebileceğini savunuyor. Bu yoruma göre, emeğin esnekleştirilip örgütsüzleştirilerek en acımasız şekilde sömürüldüğü ve gezegenimizin bir çevre felaketine sürüklendiği bu tür üçüncü dünya kapitalizmi, dünya çapında proleterleşmenin hızlandırıldığı bir aşamayı ifade ediyor. ૽૽૽ İlginçtir ki kapitalizmin bu tür radikal yorumları sadece Marksist gelenekten araştırmacılar arasında değil, George Soros gibi finansal hükümranlar tarafından da yapılmakta. G. Soros geçen hafta Financial Times’da yayımlanan ve Türk medyasında da geniş yankı bulan yazısında, 2008’deki durgunluğun basit bir dalgalanmadan ibaret olmadığını; bunun da ötesinde, Amerikan Doları’nın hâkimiyeti altında geçen 50 yıllık savaşsonrası kapitalist dünya sisteminin dengelerinin artık yitirilmekte olduğunu ve Amerikan Doları’nın dünya mali piyasalarında yerini yeni para biçimlerine bırakmakta oluşunun sancılarını çekmekte olduğumuz değerlendirmesini yapıyordu. B İ L G İ T O P L U M U N A D O Ğ RU / ÖZLEM YÜZAK ozlem.yuzak@cumhuriyet.com.tr ALTERNATİFBANK Satış için görüşme yok Ekonomi Servisi Anadolu Grubu iştiraklerinden Alternatifbank (ABank), yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda yer alan 16 düzenleyici bankanın öncülüğünde, 135 milyon dolarlık sendikasyon kredisi aldı. Alternatifbank Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, bankanın satışıyla ilgili bir soruya karşılık da bankanın satışı diye bir şeyin söz konusu olmadığını, görüştükleri hiç kimsenin bulunmadığını, dolayısıyla stratejik olarak ne yapacaklarına daha ileri aşamalarda karar vereceklerini belirtti. 23 Ocak tarihli Financial Times gazetesinde George Soros imzalı ilginç bir makale vardı. “Son 60 yılın en kötü piyasa krizi” başlıklı makalesinde bir dönemin ünlü spekülatörü mevcut finansal krizin dolara dayalı kredilerde büyüme döneminin sonu anlamına geldiğini ve FED’nin bile artık bir resesyonu engelleyemeyebileceğini savunuyordu. Soros, makalesinde bu krizin neden diğerlerinden farklı olduğunu şu sözlerle özetlemişti: “Önceki dönemlerde ne zaman kredideki büyümede sorun yaşansa finansal otoriteler devreye girerek likidite enjekte ettiler ve ekonomiyi canlandırma yollarını buldular. Bu şekilde asimetrik teşvikler sistemi kuruldu ve hatta kredi büyümesi daha da arttı. Sistem o kadar başarılı oldu ki insanlar, eski ABD Başkanı Ronald Reagan´ın piyasa yerinin büyüsü, benim ise piyasa köktendinciliği olarak Piyasa Büyüsü mü, Piyasa Köktendinciliği mi? adlandırdığım bu sisteme inandı. Köktendinciler, piyasaların dengeye eğilimli olduğuna ve ortak çıkarlara, katılımcıların öz çıkarlarını gerçekleştirmeye olanak tanınmasıyla daha iyi hizmet edileceğine inanıyorlar. Bu açık ki yanlış bir değerlendirme çünkü finansal piyasaların çökmesini engelleyen, otoritelerin müdahalesi idi, piyasalar değil.” Piyasa köktendinciliği sözünü sarf eden kişinin tüm servetini serbest piyasa dinamiklerinden kazanan ve dünyanın en zengin insanlarından biri olan Soros’un ağzından çıkmış olması ne kadar ilginçse bundan sonraki sözleri daha da ilginç: “Piyasa köktendinciliği 1980’lerden başlayarak hâkim ideoloji konumuna yükseldi ve küreselleşti. Ve ABD son derece yüksek bir cari açık ile ekonomisini döndürmeye başladı. Finansal piyasalar tüketicileri daha fazla borçlanmaya, daha fazla harcamaya teşvik ettiler. Küresel finansal sistemde teklemeler ve riskler oldukça da küçük müdahalelerle rahatlatıldı. Şimdi ise durum kontrolden tam anlamıyla çıktı. Artık otoriteler bile riskleri tam olarak hesaplayamıyorlar. Bu yüzden bankaların risk yönetimi metotlarına başvurmak zorundalar. Kredi derecelendirme otoriteleri de şaşkın. Şoke edici bir sorumluluktan kaçış söz konusu şu anda olan. Artık finansal otoritelerin ekonomiyi canlandırma kabiliyeti, dünyanın diğer ülkelerinin daha çok dolar rezervini biriktirme isteksizliği nedeniyle kısıtlanmış durumda. FED’in bile elinden fazla bir şey gelmeyecektir.” Soros ABD ekonomisindeki gelişmelerin diğer zengin ekonomilere de durgunluk şeklinde yansımasının kaçınılmaz olduğunu vurgularken Çin, Hindistan ve petrol üreten ülkelerin en güçlü pozisyonda olduklarını belirtiyor. Ve şu sözlerle makalesini sonlandırıyor: “Küresel ekonomi için asıl tehlike, ülkelerin siyasi gerilimleri sonucu ortaya çıkacak olandır. Ki buna ABD’nin korumacı politikaları da dahildir. Tüm bunlar küresel ekonomiyi tedirgin edip dünyayı daha derin bir durgunluğun içine sürükleyebilir...” Soros’un makalesi Türkiye açısından da önemli. Çünkü hem devasa bir cari açıkla boğuşuyor hem de “türban” kaynaklı ciddi bir siyasi krizin tam göbeğinde. Önceki akşam Avrasya TV’de bir programa katılan CHP milletvekili İlhan Kesici de sohbetin bir noktasında Soros’un bu ayrıntılarıyla yer vermeye çalıştığım makalesine değindi. Eski Devlet Planlama Müsteşarı Kesici, aralık ayının sonunda AKP’nin hazırladığı 2008 bütçesini son derece somut verilere dayanarak eleştiri yağmuruna tutmuştu. Kesici, sohbet programında “Türkiye’nin en riskli ülkeler arasında bulunduğu tespiti”nin yalnız kendisine özgü olmadığını, aynı tespitin IMF, Dünya Bankası ve dünyanın en büyük yatırım bankalarından Goldman Sachs tarafından da yapıldığına dikkat çekti. Bugün Türkiye’de gerek hükümet otoriteleri gerekse piyasa köktendincileri tarafından öyle bir iyimserlik havası enjekte ediliyor ki hem Soros’un küresel ekonomiye ilişkin bu tespiti hem de Kesici’nin anlattıkları daha bir önem kazanıyor... Acıbadem’in yüzde 69’u Abraaj Capital’in Ekonomi Servisi Acıbadem Sağlık Hizmetleri, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya’da öncü sağlık hizmeti sunucusu olma amacıyla Abraaj Capital ile ortak oldu. Acıbadem’in Yönetim Kurulu Başkanı ve kurucu ortaklarından olan Mehmet Ali Aydınlar ile Abraaj Capital tarafından yüzde 50’şer hisseyle kurulan Almond, Acıbadem’in yüzde 69.6 hissesini satın aldı. Acıbadem Sigorta’nın da yüzde 50 hissesini alan Abraaj Capital’in, yatırımlarını 2 milyar dolar büyüklüğündeki Altyapı ve Büyüme Yatırımları Fonu (IGCF) aracılığıyla yaptı. CUMHURİYET 13 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog