Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 29 OCAK 2008 SALI 8 TÜRKİYE İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Aydın Denizli Zonguldak Açık İstanbul HABERLERİN DEVAMI K B K B B Y B B K 4 3 3 4 9 5 8 5 4 Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara Eskişehir Konya Sıvas Antalya K K K K K K K K B 5 4 4 4 2 3 2 5 12 Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars Y Y K K K K K K K 12 12 5 7 5 5 2 1 9 Trabzon Ankara İzmir Hakkari Antalya Adana Ş.Urfa Erzurum Kıyı Ege ve Batı Akdeniz kıyıları dışında kalan tüm bölgeler yağışlı geçecek. Yağış Doğu Akdeniz kıyılarında yağmur diğer yerlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olacak. Yağışlar sabah saatlerinde Marmara’nın doğusu ile doğu ve güneydoğuda etkili olacak. Hava sıcaklığı 86 derece azalacak. Çok bulutlu DIŞ MERKEZLER Oslo Helsinki Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Paris Bonn Münih K 5 K 3 K 6 Y 11 K 9 PB 5 PB 4 PB 5 PB 10 Yağmurlu Stockholm Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina Zürih PB PB PB PB PB PB Y PB PB 8 5 16 8 5 4 15 10 10 Moskova Aşkabat Astana Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam Karlı PB 6 B 9 B 7 PB 8 B 4 PB 8 K 0 Y 14 Y 7 Londra Berlin Moskova Belgrad Madrid Ankara Taşkent Tahran Kahire Sulu kar Gök gürültülü Parçalı bulutlu Sisli Bulutlu GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada TÜSAİD ve TOBB gibi kuruluşlar ise ülkenin birinci sorunu türban değil ekonomidir dediler ve bir kenara çekildiler. Ekonominin ihmal edilmez bir sorun olduğu yadsınamaz bir gerçek. Ama laik Cumhuriyet, ülkenin geleceği açısından en az ekonomi kadar önemli, bir bakıma ekonominin de önüne geçecek kadar önemsenecek bir gelişme değil mi? TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’a, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na göre, evet türban bir sorun ama, hayır ekonominin önüne geçecek değerde değil. Tabii sormak gerekiyor: Bugün edindiğiniz nimetleri acaba dinci bir devlet ekonomisinde sağlayabilir miydiniz? Ya da sağlayabilecek misiniz? Dinci bir devlette bir yolunu bulur, yine işlerin tıkırında gitmesini sağlarız diye düşünüyorlarsa, o zaman sorun yok. Türban Arzuhan Hanım’ın başına, takke veya cüppe Hisarcıkoğlu’na, kızlarına ve erkek çocuklarına mübarek olsun. Tepe tepe kullansınlar! ૽૽૽ Ülke sadece laiklerlaiklik karşıtları diye ikiye bölünmüyor, bir başka çabayla üçe bölünüyor... Üçüncü bir dalga, TürkKürt diye ülkeyi bölmeye çalışıyor. Giderek azgınlaşan üçüncü dalga bölücülük, bugün için önemli bir tehdit, bir tehlikeymiş gibi görünmüyor, gösterilmiyor ama… Bir partinin bölücülük peşinde olduğunu kanıtlamak için programına yazması veya yazılı bir açıklama yapmasına gerek yok. DTP’nin önde gidenleri, son olarak örneğin Genel Başkan Yardımcısı Ayna Emine, “sadece siyaset yapmak için değil, özgürlük mücadelesi verdiklerini” söyleyecek kadar amaçlarını açık seçik ortaya koyuyor. Üniter bir devlet yapısında “demokratik konfederasyon önerisini” ikide bir ısıtıp piyasaya sürmenin altında bir başka niyet aramak gerekmez mi? ૽૽૽ Adam almış başını gidiyor. Ağır ağır, ama sindire sindire laik rejimin altını oyuyor, içini boşaltıyor. Bugün üniversitede, yarın, yakın bir gelecekte kamu kurumlarında da türbanın serbest bırakılması eğilimine karşı belirli çevrelerden yükselen tepki; “Bu istekler gerçekleşmez ve döner dolaşır anayasanın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyeceği 2. maddeye çarpar” demekle yetiniyor. Sağduyu ve hukuksal mantık ile Başbakan’ın, Millet Meclisi Başkanı’nın, türbana destek veren MHP’nin görüşleri aynı değil. Değiller ki, anayasa baba yasa, Cumhuriyet’in temel ilkeleri bunlara vız geliyor. Oysa beklenen oluyor; yasa çıkmadan türban üniversitelerden sonra ortaöğretime çoktan girdi bile. Başındaki AKP ve din emrindeki kafa TRT’de yayınlattığı türban konulu bir programda giysileriyle ucube kılıklı, kadın demeye insanın dili varmadığı sıkma başlı birinin yer almasına izin veriyor. Efendim tepki? TRT’nin telefonları kilitlenmiş. Sonra? Sonrası yok! Yasal yasakların sürdüğü bir dönemde ne yürütme organındanörneğin Adalet adındaki bakanlıktan ne de bu bakanlığın emrindeki savcılardan tık yok! Telefonlar kilitlenmiş de ne olmuş; şu olmuş: TRT yönetimi sıkma başlının da katılacağı programa devam kararı vermiş. İçimizdeki kurumlar, savcılar, hatta örneğin türban olayını resimleyen medyanın önemli bölümü bu aymazlıklar karşısında suspus! ૽૽૽ İçimizdekiler böyle de dışımızdakilerin gidişe karşı nasıl durduğu da ortada. Bugüne kadar bir iki çıkış dışında AB’den laiklik konusunda sarsıcı tek bir açıklama gelmedi. Sanki Avrupa Türkiye’de din devletine karşı değil. Din devletine dönüşmesini bekliyor gibi bir izlenim veriyor. Laik rejim içimizden dışımızdan kuşatıldı. Olası sonuç hayırlara vesile olacağa benzemiyor. Yeniden yakalama istemi Ⅵ Arkası Sa. 8, Sü. 1’de GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY kın hükümete isyanın sınırlarını nasıl çizeceğiz? Kaos oluşacak” dediler. Kerinçsiz’in Başbakan’ı şehitlere kelle dediği için üç kuruşluk manevi tazminata mahkum ettirmesi nedeniyle tutuklandığını ileri sürdüler. Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, mahkemede, Noel Baba Konseyi’nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu konseyin başkanı olan Muammer Karabulut’un, Milli Güç Birliği Platformu’na da sözcülük ettiğini belirtti. Erenerol, “Ofisimde ele geçirildiğini düşündüğüm ve ‘derin Ergenekon’ konulu CD’nin içeriğini ve bana kimin tarafından verildiğini bilmiyorum. Lobi adlı örgütlenme konusu, Muzaffer Tekin’e sıkça yöneltildiğinden, ben de bu konuda arkadaşlarımla konuştum. İn ternetten indirebileceğimi söyleyip, bana bu konu ile ilgili belgeleri verdiler” dedi. ‘Belgelerim evime nasıl girdiğini bilmiyorum’ Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan yüzbaşı Muzaffer Tekin ile 2003 yılındaki Kıbrıs mitinginde tanıştığını anlatan Erenerol, emekli Albay Fikri Karadağ’ı ise Tekin aracılığıyla tanıdığını söyledi. Avukat Kemal Kerinçsiz emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile bir etkinlikte tanıştığını söyleyen Erenerol, “Küçük ile 2004 ya da 2005 yılında milli şehidimiz olan Boğazlıyan Kaymakamı’nı anma etkinliklerinde karşılaştım. Milli konulardaki görüşlerimize değer verdiği için bayramlarda mesajlaştık” dedi. “Fişleme” anlamına gelebilecek belgelerin evine nasıl girdi ğini bilmediğini söyleyen Erenerol, “Bu bilgiler öğretim üyelerine yönelik bilgilermiş. Akademik bir yönüm olmadığından bilemem. Milli Güç Platformu, güncel olaylara karşı tepkiyi ortaya koymak için oluşturuldu” dedi. İhsan G.: JİTEM görevlisiyle görüştüm Fikri Karadağ da Küçük ile Türk Dünyası ve Araştırmaları Vakfı’nda görüşmüşlüğünün olduğunu, Ergenekon tipi örgütlenmeyi bilmediğini belirtti. Erenerol’un evinde çıkan ve Ergenekon’u Hıristiyan bir yapılanma gibi gösterdiği söylenen belge konusunda da bilgi sahibi olmadığını kaydeden Karadağ, “Ben bir din adamı değilim ancak Müslüman olmam nedeniyle Kuran’ı birçok kez hatmetmişimdir.Ve ruhunu kavradığımı düşünüyorum” diye konuştu. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan İhsan G, üzerinde çıkan belgelerin Kuvayı Milliye Derneği’ne ait olduğunu söyledi. İhsan G, Karadağ ile derneğin genel başkanı olması nedeniyle görüştüğünü söyleyerek “Dernekte uyuşturucu işinden âlem yapmaya kadar her türlü pislik vardı. Bende ele geçirilen belgelerde ‘Hıyanet edenleri cezalandıracağız’ şeklindeki beyan da geçiyordu ama benim bir bilgim yok” dedi. Scientology Derneği’nin üyesi olduğunu söyleyen G.’nin “Türkiye’deki yayılma şekillerini Levent’teki JİTEM biriminde görevli Yavuz Beye teslim ettim.Aynı belgeler bilgisayarımda da vardı. Benim eski eşim bu örgütün üyesiydi.Türkiye gizli başkanıdır ve bu sebepten dolayı boşandım” dedi. EMEKLİ KORGENERAL YALÇIN: Yeni bir hayat tarzı seçtim ANKARA (ANKA) Kocaeli Muhabere Hizmet Destek Eğitim Komutanı Korgeneral Metin Yavuz Yalçın’ın, sürpriz bir şekilde görevinden ayrılarak emekli olması, gündeme bomba gibi düştü. Yalçın, emekliliğinin ardından farklı yorumlar yapılmasına tepki göstererek “Ailemin kararıyla yeni bir hayat tarzı seçtim.Aileme daha fazla vakit ayırmak için emekli oldum” dedi. Yalçın, emekliye ayrılma isteğinin uzun zamandır aklında olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kendi isteğimle, ailemin kararıyla kendime yeni bir hayat tarzı seçtim. Bir torunum var, biri daha geliyor. Ailecek aldığımız bir karar oldu. 60 yaşına gelmiş birinin emekli olması şaşılacak bir durum değil.” Emekli olduktan sonra kitap yazmayacağını ve televizyonlara da çıkmayacağını belirten Yalçın, sakin bir emeklilik süreci geçirmek istediğini kaydetti. Yalçın’ın, emekli olmaya karar verdikten sonra yeni yılın ilk haftasında 3 Ocak tarihinde emeklilik dilekçesini verdiği öğrenildi. Korgeneral Yalçın, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları sırasında geçit töreninde bir grup öğrencinin önlerinden kara çarşaf ve fesle geçmelerine tepki göstermesiyle gündeme gelmişti. Ağustos ayındaki Yüksek Askeri Şura’da orgeneralliğe terfisi için durumu görüşülen, ancak korgeneral rütbesindeki bekleme süresi 1 yıl uzatılan Yalçın, daha önce Genelkurmay Harekât Başkanlığı görevinde bulunmuştu. Yalçın, bu yıl yapılacak şurada orgeneralliğe terfi için ikinci sıradaydı. ‘Zorunlu eğitim 12 yıl olmalı’ Türk Eğitim Derneği’nce (TED) düzenlenen ‘’Eğitim Hakkı ve Gelecek Perspektifleri’’konulu forumun açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanı Köksal Toptan, gelişmiş ülkelerle eğitim alanında yarışır seviyeye gelebilmek için eğitime ayrılan kaynakların arttırılmasının zorunlu olduğunu söyledi. Toptan, “Çocuklarımızı geleceğe hazırlayabilmek için 8 yıl olan zorunlu eğitimi de kısa bir süre içerisinde 12 yıla çıkarmak zorundayız. Eğitimimizi dünya kalitesine yükseltirken milli olma özelliğini de korumaya özen göstermeliyiz’’ dedi. (Fotoğraf: AA) Balkanlar deyince gündemde Kosova’nın bağımsızlığı var. Katılımın yüzde 50 civarında kaldığı seçimlerden galip çıkan Haşim Taçi Başbakanlık koltuğuna oturdu. Günaşırı uluslararası ajanslara demeç veren Taçi, bir an önce bağımsızlığa ulaşmak için gün sayıyor. Haksız da sayılmaz. Güvenliği NATO’dan, yönetimi BM’den sorulan Kosova, başta ABD olmak üzere Batı güvencesinde özenle bağımsızlığa doğru koşuyor. Kosova’nın bağımsızlaşmasıyla birlikte Balkanlar’da Yugoslavya’nın dağılmasının ardından ikinci bir kriz dalgasının gelme olasılığı yüksek. ABD her fırsatta Kosova’nın bağımsızlığından dem vuruyor, buna karşılık Rusya da aynı ses tonuyla Sırbistan’a güvence veriyor: “Ben varken Kosova bağımsız olamaz, bana güven.” 25 Ocak günü Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç ve Başbakan Voyislav Koştunitsa Kremlin’de Putin katında kabul gördü. Aynı güvenceleri bir kez daha aldı. ૽૽૽ Kosova seçimlerinin ardından önceki hafta da Sırbistan’da seçimler yapıldı. Beklendiği gibi aşırı milliyetçiler kazandı. Avrupa Birliği AB’cilerin kazanmasını yürekten istiyor ve destekliyordu ama, olmadı. Kosova sonuçları Belgrad’da bunları doğurdu! Sırbistan seçimlerinde de katılımın yüzde 50 dolaylarında kalması, bölge halklarının demokrasiye ne kadar güvendiklerini de gösteriyor. Küresel güçler Balkanlar’da son 1015 yıldır her seçime, kafalarındaki planların halk tarafından kabul zemini gözüyle baktılar. Toplumun da bu numarayı daha fazla yemeyeceği görülüyor. Birleşmiş Milletler’in Kosova Özel Temsilcisi Martti Ahtisaari’nin, “Barış ve Bağımsızlık” formülü altında geliştirdiği Kosova formülü bölgedeki seçimlere halkın katılımının düşük olmasıyla birlikte uluslararası alandaki inandırıcılığını da büyük ölçüde yitirdi. ૽૽૽ Kosova’daki gelişmeleri dikkatle izleyenlerin başında Mesud Barzani geliyor. Barzani, Kosova’nın bağımsızlığının ilanının ve uluslararası alanda tanınmasının ardından sesini yükseltecek: “Aynısından ben de isterim.” Yukarıda Kosova’nın bağımsızlığının ikinci bir kriz dalgasına neden olabileceğini söylememizin başlıca dayanaklarından biri buydu. Uluslararası güçlerin egemen olduğu bir coğrafyada adım adım pişirilen bağımsız bir devlet. Kosova’nın gerçek özeti bu. Aslında Irak’ın kuzeyiyle Kosova’daki gelişmeler birbirine koşut ilerliyor. 1974’te Saddam yönetimi Barzani’ye özerklik vermek durumunda kalmıştı, aynı dönemde Yugoslavya’da da Kosova’ya ayrı bir statü verildi. 1990’ların başında ABD Irak’ta birinci Körfez Savaşı’nı başlattığında Kosova da gerilimliydi. BosnaHersek öne geçince ikincil kaldı. Kosova yeniden sahnede, bu kez rakipsiz görünüyor! ankcum࠽cumhuriyet.com.tr IŞIL ÖZGENTÜRK ‘Tarafsız yargılama istiyoruz’ diyen Elçi’nin 3 yıl hapsi isteniyor Kaymazlar’ın avukatına dava Haber Merkezi Mardin Kızıltepe’de 2004 yılında Ahmet Kaymaz ve 12 yaşındaki oğlu Uğur Kaymaz’ın öldürülmesi olayının müdahil avukatı Tahir Elçi hakkında “Tarafsız yargılama istiyoruz” dediği için adil yargılamayı etkilemeye çalıştığı iddiasıyla 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Elçi’nin “Taleplerimize kayıtsız kalındı. Ciddiye alınmayan bir tutum saptadım. Tarafsız yargılama istiyoruz. Adaletin burada gerçekleşmesini istiyoruz” açıklaması üzerine Eskişehir Cumhuriyet Savcılığı harekete geçti. Adalet Bakanlığı’na başvuran savcılık, Elçi hakkında soruşturma için izin aldı. Elçi hakkında dava açılarak, dava dosyası “taraflı olduğu” konusunda şikâyetçi olduğu Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme heyeti, davanın ilk duruşmasında “Elçi’nin aynı mahkeme heyeti tarafından yargılanacak olmasının ve Adalet Bakanlığı’na şikâyette bulunulmasının mahkemenin tarafsızlığını şüpheye düşüreceğini” belirtip davadan çekildi. Dosya, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu Kütahya’da oluşturulan komisyona gönderildi. Komisyon, davanın Eskişehir’de görülmesine, ancak ağır ceza mahkemesi heyetinde, başka hâkimlerin görev yapmasına karar verdi. Hey İkinci Cumhuriyetçiler Bu Ülke Hepimizin Ⅵ Baştarafı Arka. Sayfada El Kaide operasyonu Gaziantep’te 19 kişi tutuklandı GAZİANTEP (Cumhuriyet) Gaziantep’te, El Kaide terör örgütüne yönelik operasyonda gözaltına alınan 25 kişiden 19’u tutuklandı. El Kaide terör örgütüne bağlı olan ve örgütün Türkiye kolunu oluşturduğu ileri sürülen gruba yönelik “Ufuk” operasyonu kapsamında Gaziantep, Kahramanmaraş ve İstanbul’da gözaltına alınan 25 kişiden 3’ü savcılıktaki sorgulamalarının ardından serbest bırakılırken diğerleri mahkemeye çıkarıldı. Sanıkları, kendisi de El Kaide davasından yargılanan avukat Osman Karahan savundu. Nöbetçi mahkemede ifadeleri alınan zanlılar Mehmet P., Murat K., İlker G., Aytaç P., Hüseyin I., Ali K., Coşkun A., Hasan K., Ali K., Mehmet Ç., Murat Ö., Davut Y., Selim Ç., Zübeyir Ç., Ahmet Y., İrfan P., Müslüm B., Mithat Ç., Müslüm K. ile Çeçen asıllı Ramazan Elkan Erkenov tutuklandı. Zanlılardan Ökkeş D. ve Mehmet K. ise tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi. Zanlılar adliyeden çıkarılırken kimi yakınlarının ağladıkları gözlendi. Bu arada tutuklu yakınları, kendilerini görüntülemeye çalışan bir gazeteciye saldırdı. ‘Lozan’ı tek taraflı deliyoruz’ Vakıflar Yasası’nı,Yunanistan’daki hazırlanan tasarı ile karşılaştıran MHP’li Bal, “AB’ye uyum” adı altında yapılan düzenlemedeki yanlışlara dikkat çekti AYŞE SAYIN ANKARA 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in vetosuna karşın, AKP hükümetinin Meclis Adalet Komisyonu’ndan “virgülüne” bile dokundurmadan geçirdiği Vakıflar Yasası’nı Yunanistan’daki Türk azınlıklar için hazırlanan tasarı ile karşılaştıran MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal, “Düzenlemeyle Lozan’ı tek taraflı deliyoruz” uyarısında bulundu. Yasanın TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeleri sırasında yaptığı sunumla dikkat çeken ve Yunanistan’ın hazırladığı aynı içerikli tasarıyı komisyon üyelerine dağıtan Bal Türkiye’nin “AB’ye uyum” adı altında yaptığı düzenlemenin yanlışlarla dolu olduğunu söyledi. AB ülkeleri içinde Yunanistan dışında “vakıf mevzuatı” olmadığına dikkat çeken Bal, “Vakıf mevzuatı olmayan bir birliğin mevzuatına nasıl uyum sağlanır? Bu bir dayatmadır” dedi. Yunanistan’ın hazırladığı tasarının Türkiye’nin tersine ciddi sınırlamalar içerdiğini söyleyen Bal, şu saptamalara yer verdi: ‘Liderleri uzaklaştırıyorlar’ ✔ Yunanistan’ın tasarısında da Türkiye’deki gibi vakıf idarelerinin seçimle işbaşına geleceği ifade ediliyor. Ancak seçimlere karar verme yetkisi bölge sekreteri denilen, bölge valisinin kararına bağlı bırakılıyor. Vali isterse vakıf yöneticisini azledebilecek. Oysa bizim yasada böyle bir sınırlama yok. Vakıf yönetiminin onayı ise Yunanistan hükümetinin atadığı müftünün onayına bağlanıyor, seçilmiş müftüyü devre dışı bırakıyor. ✔ Bizde yöneticilerin görev süresi için sınırlama yok. Yunanistan, vakıf yöneticisinin en fazla 3 yıl görev yapabileceğini, ikinci kez seçilemeyeceğini hükme bağlıyor. Bunun amacı “lider” olarak nitelendirilebilecek isimleri vakıflardan uzaklaştırmak. ✔ Yunanistan bu kanunu sadece Batı Trakya Türk azınlıklarının vakıfları için ve Lozan’ı esas alarak çıkarıyor. Oysa biz tüm cemaat vakıflarını kapsayan bir düzenleme yaparak, Lozan’ı tek taraflı deliyoruz. ✔ Yunanistan’daki uygulamada, bu vakıfların yurtdışıyla ilişkilerine ilişkin ya da şube açmalarına dönük bir düzenleme yok. Ama Türkiye’deki vakıflar hem yurtiçi hem yurtdışı temaslarını kurabiliyorlar, şubeler açabiliyor. Türkiye bu vakıflar aracılığıyla yabancıların nüfuz alanı haline gelecek ve mesela Soros’un kurdurduğu kimi vakıflar, Türkiye’de her oyunu uygulamaya sokabilecek. ✔ Yunanistan’daki Türk vakıflarının kâr amacı güdemeyecekleri açıkça belirtilirken, bizde ticari işletme kurma hakkı veriyoruz. Orada vakıfla ilgili bir uyuşmazlığı çözmek için aralarında Maliye, Dışişleri, Kamu Yönetimi, İçişleri bakanlarının da bulunduğu 6 bakanlık görevlendiriliyor. Biz ise çözümü sadece Vakıf Meclisi’ne bırakıyoruz. Vakıf Meclisi’ne de gayrimüslim cemaat vakıflarından bir temsilci alarak, oy hakkı tanıyoruz. servisinin kaldırılması” isteniyordu. Bu şu demeye geliyor, Büyükada Spor Kulübü’nde, Caddebostan Balıkadamlar Kulübü’nde, Fenerbahçe Spor Tesisleri’nde, Galatasaray Kulübü Tesisleri’nde ve daha aklıma gelmeyen pek çok tesiste bundan böyle içki servisi yok; yasak. Bu yasak üç ay önce de öğretmen evlerine geldi. Benim anlamadığım bir şey var; belki ikinci cumhuriyetçiler siz beni aydınlatabilirsiniz. Bu ülkede hepimizin vergi kaçırdığı herkes tarafından bilinen bir gerçek. Tek doğru düzgün alınan vergi emekçilerin, memurların maaşlarından kesilen vergiler. Bir de dolaylı vergiler var; içkiden, sigaradan alınanlar. İçkiden alınan vergi öylesine yüksek ki millet bu nedenle tatilini Yunanistan’da geçiriyor. Şimdi neden bu iktidar bindiği dallardan en kalınını kesmeye kalkıyor? Benim cevabım çok net; bırakın Malezya’yı, İran’ı, bizim şimdilerde rol modelimiz Suudi Arabistan. İçki yasak! Peki ne serbest? Dört kadınla evlenmek. Avrupa’ya gidildiğinde bikini ve mini etek giymek, viski ve şampanya banyosu yapmak. Başka? Artık onu da sizin hayal gücünüze bırakıyorum. Hey ikinci cumhuriyetçiler sadece silahlı kuvvetleri eleştirmekle ülke kurtulmuyor, biraz şu sınıf meselelerine ve dinci oligarşiye gelelim. Bu ülke hepimizin ve çok güzel bir ülke. isilozgenturk@gmail.com Eğitimİş’ten protesto Ⅵ İstanbul Haber Servisi Eğitimİş çalışanları din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olan Mustafa Cemil Kılıç’ın, din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabında laikliğe aykırı unsurlar olduğu yönündeki raporunun ardından MEB tarafından açılan soruşturmayı protesto etti. Eğitimİş Hukuk Sekreteri Vahap Güney, Kılıç hakkında başlatılan soruşturma ile ilgili olarak hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. CUMHURİYET 08 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog