Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 29 OCAK 2008 SALI 10 KAVŞAK ÖZGEN ACAR DIŞ HABERLER dishab࠽cumhuriyet.com.tr Amerikalı stratejist 2016’da dünya egemenliğini ABD, AB ve Çin’in paylaşacağını savundu Nesin’den ‘Büyüklere Masallar!’ Gel de büyük yazar Aziz Nesin’e hak ğalmaları önlenince, içeridekilerle müverme! Türk halkının yüzde 60’ının ze cadele kolaylaşmış. Ülke eski mutlu yakâsından kuşku duyan yazarın, yakla şamına dönmüş. Aradan uzun bir süre geçmiş. Ülkeşık yarım yüzyıl önce okuduğum “Büyüklere Masallar” kitabından bir öykü nin ileri gelenlerinden bazıları ötekilerin önüne geçme sevdasını kayü anımsadım. pılmışlar. “Doğu kapısını azıcık “Bir varmış bir yokmuş!” aralarsak, gelenler bize oy vedeyip Nesin’in öyküsünü rir, biz de seçimi kazanır, başa özetleyelim: Halkı mutlu, zengeçeriz”, düşüncesini uygulagin bir ülkede yılanlar, çıyanmışlar. Doğudan gelen yılanlar, lar, çakallar, çeşitli haşereler çıyanlar, çakallar oylarını kapıçoğalmaya başlamış. Ne kayı aralayanlara vermişler. Bir dar mücadele edilirse edilsonraki seçimde öteki ileri gesin bu yaratıkların tüm ülkelenler de “Bu sefer Doğu kapıye yayılışı önlenememiş. sını biz biraz daha fazla aralaÜlke ileri gelenleri ne yayalım. Yeni gelenlerin oyları ile pacaklarını şaşırmışlar. Biri, Fotoğraf: seçimi biz kazanırız.” demişler. bir ulu insanı anımsamış. Ül Murat Suyur Gerçekten yeni gelenlerin oylakeyi, kurtarsa kurtarsa ancak rı ile seçimi kazanmışlar. O günonun kurtaracağını algılamışlar. Ulu, den sonra seçimi kazanmak isteyen insanların isteklerini kabul ederek ba herkes, kapıyı kendine göre aralamış, şa geçmiş. İlk talimatı “Doğu kapısını sonuçta ülke ulunun müdahalesinden kapatın!” olmuş. Güç bela doğu kapı önceki duruma dönmüş. sı kapatılınca, yaratıkların ülkeye giÖykü, ileri görüşün güzel bir örneği rişleri önlenmiş. Yaratıkların daha da ço değil mi? Dünya 3 Büyükler’e kalıyor ᮣ Yeni Amerika Vakfı’ndan Paraf Khanna, ABD’nin dünya çapındaki egemenlik gücünün eridiğini vurguladı. Bu eğilimin önüne geçmenin mümkün olmadığını belirten Khanna, Bush’un koltuğunu devralacak ABD başkanlarına uzlaşmacı politikalar izlemelerini önerirken Avrupalılaşmakta olan Türkiye’nin de içinde yer aldığı “ikinci dünya” ülkelerinin esas mücadele alanı olacağını savundu. Dış Haberler Servisi Amerikan gazetesi New York Times’ın hafta sonu ekinde yayımlanan ayrıntılı analiz yazısında, dengelerin 2016 yılında nasıl olabileceği ele alınarak egemenlik gücü hızla azalan ABD’nin, dünya düzenindeki yerini AB ve Çin ile paylaşacağı iddia edildi. Yeni Amerika Vakfı’nın üst düzey araştırmacılarından Paraf Khanna, mart ayında yayımlanacak “İkinci Dünya: Yeni Küresel Düzende İmparatorluklar ve Etki” kitabında yer alan görüşlerini özetlediği makalesinde, ABD Başkanı George Bush’un izlediği politikalar nedeniye dünya dengelerinin hızla değiştiğini belirterek “Belki de tarihin ne kadar hızla meydana geldiğini anlamanın en iyi yolu biraz ileriye bakmaktır” dedi ve şu tabloyu çizdi: petrol ve doğalgazı olduğu gibi, önemli miktarda nükleer enerjiyi güvenlik altına almıştır. ABD’nin dünyadaki drumu ise sürekli düşüştedir.” Amerikan emperyalizminin sembolleri olarak görülen Afganistan ve Irak işgallerinin, ABD ordusunu güçten düşürdüğü gibi, başka bir dünya düzenini amaçlayan terör eylemleriyle, Amerikan karşıtı hareketleri kışkırttığını vurgulayan Khanna, bu gelişmelerin önüne geçmenin mümkün olmadığını ifade etti. Yeni dünya düzeninde ABD, AB ve Çin’den oluşacak “3 Büyükler”in dünyaya yön vereceğini savunan Amerikalı stratejist, mali açıdan AB’ye bağımlı Rusya, iç çekişmeler yaşayan İslam ülkeleri Kuzey Irak’ta 20 bin asker “Yıl 2016’dır ve Hillary Clinton veya John McCain veya Barack Obama yönetimi ikinci döneminin sonuna yaklaşmaktadır. Amerika Irak’tan çekilmiştir ama bağımsız Kürdistan devletinde 20 bin askeri vardır; ayrıca Bahreyn’e demir atmış savaş gemileri ve Katar’da hava kuvvetleri. Afganistan istikrarlıdır, İran nükleer güç sahibi. Çin Tayvan’ı yutmuştur ve ... donanma varlığını sürekli arttırmaktadır. AB 30’dan fazla üyeye ulaşmıştır ve Kuzey Afrika, Rusya ve Hazar Denizi’nden gelen ve Çin’in gölgesinde kalan Hindistan’ın ise bu güçlerle yarışamayacağını yazdı. Khanna, Amerikan Doları’nın dolaşımı azalıp Washington’un siyasi nüfuzu zayıflarken AB ve Çin’in bölgelerindeki ülkelerle bağlarını sıkılaştırdığına dikkat çekerek, bu üç “arka düşman” arasındaki esas mücadele alanının ise Türkiye’nin de aralarında bulunduğu “ikinci dünya” olacağı görüşünü dile getirdi. 2 yıl boyunca dünyanın 5 farklı stratejik bölgesinde 40 civarında “ikinci dünya” ülkesindeki gözlemlerini aktaran Khanna, “3 Büyükler” ile yoksul ülkeler arasında yer alan Venezüella, Vietnam, Malezya gibi ülkelerin Çin ile birlikte dünya döviz rezervinin büyük bölümüne sahip olduklarına ve artık ABD’ye bağımlı olmadıklarına dikkat çekti. Neo Osmanlı unsurlar Makalenin Türkiye’ye ayrılan 5 paragrafında, AB ile ilişkilerini ilerletmek için çaba harcayan Türkiye’nin, ABD’nin Irak işgali için topraklarını açmamasının bir dönüm noktası olduğu kaydedilerek, Anadolu’nun doğu ve batı arasındaki enerji trafiğinde ve ticaretteki rolünün hızla yükseldiği ifade edildi. AB üyesi olmasa bile 20 milyar dolardan fazla yabancı yatırım ve yılda 20 milyon turist çeken Türkiye’nin giderek Avrupalılaşmakta olduğunun altı çizilen makalede “Türk gururu, bazı AB standartlarıyla gerilim halinde olan atak neo Osmanlı unsurları barındırsa da, bu en sonunda Avrupa’nın Suriye, Irak ve İran’da bir denge oluşturma silahı olabilir” denildi. Orta Asya ülkelerinin Çin ve Rusya’yla ilişkilerinin, Venezüella lideri Hugo Chavez ile Brezilya’nın bağımsızlıkçı tavırlarının, bazı Ortadoğu ülkelerinin izlediği çeşitli politikaların Amerikan çıkarlarını sarstığına dikkat çekilen makalede, artık tek bir yapının “iklim değişikliği, enerji güvenliği, silahların yayılması ve isyancı devletler” gibi esaslı sorunlarla karşı karşıya olan dünyanın liderliğini yürütemeyeceğine vurgu yapıldı. Bush’un koltuğunu devralacak ABD başkanlarına, “Siz başkansınız, imparator değil” öğüdünü veren Khanna, 3 Büyükler arasında uzlaşma ve “ikinci dünya” ülkelerinde istikrar için ABD’nin karşılıklı danışmalar yürütmesi gerektiğini vurguladı. Hilafeti Seçilmiş Odun Getirecek! yenlerin seçimi olacak!” deyip Doğu ka14 Mayıs 1950 seçimini Demokrat pısını iyiden iyiye açıp önce başbakan, Parti kazandı. Adnan Menderes’in kursonra cumhurbaşkanı olmadı mı? duğu hükümetin ilk kararı, ulunun kullandığı ulusal dili Türkçeyi minarelerde Ardından gelen Tansu Çiller, “Tür“Tanrı uludur”dan Arapça “Allahu ekkiye’nin Avrupa Birliği yolu, imam haber”ine çevirerek Doğu kapısını aralatip lisesinin önünden geçer” sözleri ile mak oldu. Her seçimde Doğu kapısı iktidar koltuğuna oturmadı mı? Medaha aralandı. Laik Türkiye Cumhurisut Yılmaz, “Başörtülü bacılarım, üniyeti’nde DP iktidarını korurken yılanlar, versitelerde okumalıdır” demedi mi? çıyanlar, çakallar özel giysileri ile her Her kim, bu sözü söylediyse, Bülent yerde boy gösterdiler. “Odunu aday Ecevit, Devlet Bahçeli, İsmail Cem, göstersem seçilir” dediği milletvekilleMehmet Ağar, Erkan Mumcu Dorine Menderes, “Siz isterseniz hilafeti ğu kapısını biraz daha, biraz daha bile getirirsiniz” sözleri ile gaz verdi. Bu aralamadılar mı? gidişle seçilmiş odunlar, hilafeti TürkiKuşkusuz Doğu kapısı yalnızca içeye’ye getirebilirler... riden değil, dışarıdan da çe1960 devrimi anayasası ile kilerek ardına kadar açıldı. TürDoğu kapısının yeniden kakiye’ye laiklik karşıtı rejimi ihpatılması da hedeflenmişti. raç etmek isteyen İran, Doğu Sonraki ilk seçimde ülke 2. kapısında karargâh kurdu. Bu uluya emanet edildi. Bir süre kapıyı örtmeye çalışan Uğur sonra o da dışlandı. Adalet Mumcu, Ahmet Taner KışPartisi döneminde imam ve lalı, Bahriye Üçok, Muamhatip okulları mantar gibi bimer Aksoy, Cavit OrhanTüter oldu. Sanki kadınlar imam tengil, Çetin Emeç, Turan olurlarmış gibi kızları da imam Dursun, Ümit Kaftancıoğlu hatip okullarına aldılar. Bu gibi değerli bilim insanları, yaMenderes okullar, en çok Süleyman Dezarlar, din adamları Kum kenmirel hükümetleri döneminde açıldı. tinin tetikçilerince öldürüldüler. Doğu kapısının aralanması sürdü. Necmettin Erbakan, İran büyüYılanların, çıyanların, çakalların doluşkelçileri ile birlikte meydanları kara tukları bilim yuvası üniversitelerde siyaçarşaflılarla doldurdu. Recep Tayyip sal simgeler arttıkça, Doğu kapısının Erdoğan’ın bugün yaptıklarına nearalanması da hız kazandı. Bir askeri darden tepki gösteriliyor, anlamak güç. be ile sanıldı ki ulunun yaptığı gibi DoAlt tarafı o Doğu kapısını sindire sinğu kapısı kapatılacak. Hayır öyle olmadire fakat tümden açmak istiyor. dı. Darbeci Kenan Evren “Türkİslam “Bunu yapacak yeterli oyu almadı” sentezi” palavrası ile Doğu kapısını ardiyemezsiniz. Yüzde 46... Yetmedi... dına kadar araladı. Nakşileri başbakan MHP’nin yüzde 14’ü de devreye giryaptı. Dönemin başbakan adayı Turgut di... N’oldu yüzde 60... Ah Aziz NeÖzal, “Demokrasi ekmeğinizdir. Başörsin ah... Şimdi mezarında “Ben detüsü namusunuzdur. Bu seçim, başörmedim mi?” deyip kahrından dönüp tülü çocuğunu üniversiteye göndermeduruyor olmalısın! Eski diktatöre devlet töreni Endonezya’da yaklaşık bir milyon solcunun ölümümden sorumlu olan eski diktatör Suharto, hükümet yetkililerinin ve binlerce kişinin katıldığı devlet töreniyle aile mezarlığına defnedildi. Bir süredir hastanede tedavi altında tutulan ve önceki gün 86 yaşında ölen Suharto için Solo kentinde düzenlenen törende diktatörün ailesi ve yakın arkadaşlarının yanı sıra hükümet tam kadro hazır bulundu. Ülkedeki iki büyük kentte hükümetin bayrakları yarıya indirme emrine uyulmadığı bildirildi. Halkın bir bölümü, hükümetin Suharto’yu “ulusal kahraman” ilan etmesini “halka hakaret” olarak nitelendirdi. (AP) Severek, sevilerek, inanarak sürdürdüğü Yaşamı boyunca toplumumuza soluk veren Takke Düştü Kel Göründü! Erbakan’ın ABD ve AB’yi dışlama, Doğu kapısını tümden aralama siyasasının 28 Şubat’ta tökezlemesi üzerine Erdoğan, “Batılı takıyye” siyasını sahnelemeye başladı. AKP, ABD ve AB yanlısıydı! İlk beş yıl Batı’yla “filört” (kırıştırma) ile geçti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, eşinin “türban” konusunda AİHM’ye yaptığı başvuruyu geri aldırmakla kalmadı, Erdoğan’ın imzaladığı “Türbanın Türkiye’deki laik ve demokratik rejimi ortadan kaldırmak isteyen siyasi bir görüşün simgesi haline geldiği açıktır. Bu yüzden yasaklanması gerekir.” yazısını AİHM’ye gönderdi. 22 Temmuz seçiminden sonra ErdoğanGül ikilisinin maskeleri, “türban” tasarısı ile düşmeye başladı. Dün AİHM’ye o yazıyı yazan Erdoğan, bugün ne diyor: “Başı örtülü olan laik olamaz mı? Neden laik olmasın. Kişi laik olmaz, devlet laik olur. Temenni ederiz ki, bu sancılı kesimler de şifa bulur. Seçkin kesimin kendi içinde sorunu var.” Takke düştü, kel göründü... Anayasanın değiştirilmesi bile teklif edilemeyecek maddelerinde “hilei şeriye” ile yapılmak istenenlere, ilk taslağın mimarı anayasa profesörü Ergun Özbudun’da jeton yeni düştü: “Hiçbir kayıt konmazsa, bir kısmı burkayla, bir kısmı Nazi üniforması ile ya da bikini ile üniversiteye girmeye kalkar. Hiçbir özgürlük sınırsız değildir. Kamu düzeni, devrim yasaları, genel ahlak, gözetilmelidir.” Günaydın sayın anayasa profesörü! Tasarının öncülerinden Profesör Zafer Üskül de “Bu haliyle yalnız üniversitelerde kalmaz. Dolayısıyla ilk ve öğretimde anne baba değil, kılık kıyafete devlet karar verir” diyor. Diş macununu sıkan iki profesör, şimdi sıktıkları macunu tüpe geri koyamıyorlar. Yarattıkları Frankestein ufukta göründü. Nesin’in öyküsünü biz sürdürelim. Bundan sonra ne olur? Türban üniversitelerde serbest olur. Ardından çarşaf, peçe gelir. Akademisyenlerin cüppeleri yerine Nakşilerin cüppeleri, Nurcuların sarıkları boy gösterir. Peki, bu öğrenciler mezun olunca, ne olacak? Kaymakamlık makamına, yargıçlık kürsüsüne başı açık mı oturacaklar. Neymiş polis ve askeri okulların özel yasaları varmış, oralarda bu yasa değişikliği uygulanamazmış. Özel yasa ne oluyor ki, anayasa değiştirilip babayasa haline getirilerek erkek egemen bir toplumda bu özel yasalardan söz edilebilir mi? Türbancılar, anayasanın eşitlik ilkesinden söz ediyorlar. “Rahşan Affında” ne olmuştu? Sınırlı mahkumlar için af çıkarılmıştı. Sonra her önüne gelen “anayasanın eşitlik ilkesi” ile aynı aftan yararlandı ve cezaevleri boşalmadı mı? Cüppeli kaymakam, sarıklı yargıç, türbanlı hemşire “anayasa eşitliği” deyip yüksek mahkemeden karar çıkarmayacak mı? AKP milletvekili Hüsnü Tuna şimdiden “Kamu hizmeti veren personelin türban takamaması utanç verici bir Hocamız Prof. Dr. TARIK ZAFER TUNAYA’yı Ölümünün on yedinci yılında SAYGI, SEVGİ ve ÖZLEMLE ANIYORUZ. ÇARŞAMBA TOPLANTILARI Konukları BAFRA İCRA MÜDÜRLÜĞÜ GAYRİMENKULÜN AÇIK ARTTIRMA SURETİYLE SATIŞ İLANI Dosya No: 2007/148 Talimat Satılmasına karar verilen gayrimenkullerin cinsi, kıymeti, evsafı: 1 TAPU KAYDI: Samsun İli, Bafra İlçesi, Gaziosmanpaşa Mah., Cilt: 7, Sayfa: 619, Ada: 315, Parsel: 11’de kayıtlı, A Blok 3. Kat, 130/1520 arsa paylı 3 no.lu mesken vasıflı taşınmaz. 2 ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİ: Satışa konu taşınmazın bulunduğu parsel; Samsun İli, Bafra İlçesi, Gaziosmanpaşa Mah. Stad Cad. No: 19/3 (Telekom Bayii üzeri) adresindedir. Belediye imar sınırları içinde ve düz bir arazi yapısına sahiptir. Altyapı ve ulaşım sorunu yoktur. Çevresi tamamen meskundur. Şehir merkezine, iş ve alışveriş merkezlerine çok yakındır. Satışa konu taşınmaz işbu parsel üzerindeki zemin katı dükkân olan betonarme yapı tarzındaki binanın 3. katındadır. Satışa konu bağımsız bölüm 165 m2 alanlı olup; oturma odası, misafir odası, 3 yatak odası, antre, banyo ve WC’den oluşmaktadır. Islak alanların taban döşemeleri seramik, diğer kısımlar ahşap döşemelidir. Oda duvarları plastik boyalı, ıslak alanların duvarları seramiktir. Pencereler PVC, kapılar ahşap doğramadır. Daire sobalı olup, elektrik ve suyu vardır. 3 MUHAMMEN BEDELİ: Satışa konu meskene 53.556,25YTL değer takdir edilmiş olup, Bafra İcra Hukuk Mahkemesi’nin 02.10.2007 tarih, Esas 2007/78, K.2007/120 sayılı ilamıyla kesinleşen işbu muhammen değer üzerinden satışa çıkarılmıştır. 4 SATIŞ GÜN VE SAATLERİ: BİRİNCİ SATIŞ: 07/03/2008 tarihinde, saat 14.00 14.10 arasında, İKİNCİ SATIŞ: 17/03/2008 tarihinde, saat 14.00 14.10 arasında. SATIŞ ŞARTLARI: 1) Satış yukarıdaki şartlarda, Bafra İcra Müdürlüğü’nde, açık arttırma suretiyle yapılacaktır. Birinci arttırmada tahmin edilen kıymetin %60’ını ve satış isteyen alacaklıya rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları mecmuunu ve satış ve paylaştırma masraflarını geçmek şartı ile taşınmaz en çok arttırana ihale olunur. Böyle bir bedelle alıcı çıkmazsa en çok arttıranın taahhüdü baki kalmak şartıyla ikinci arttırmaya çıkarılacaktır. Bu arttırmada da bu miktar elde edilememişse, gayrimenkul en çok arttıranın taahhüdü saklı kalmak üzere, arttırma ilanında gösterilen müddet sonunda en çok arttırana ihale edilecektir. Şu kadar ki, arttırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetinin %40’ını bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olması ve bundan başka, paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi lazımdır. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2) Arttırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen kıymetin %20’si nispetinde pey akçesi veya bu miktar kadar milli bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubunu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir. Alıcı istediğinde 10 günü geçmemek üzere mehil verilebilir. Katma değer vergisi, resmi ihale pulu, tapu alım harcı ve masrafları, tahliye masrafları alıcıya aittir. Taşınmazın aynından doğmuş birikmiş vergiler, tapu satım harcı ve dellaliye resmi satış bedelinden ödenir. 3) İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgililerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklarını, hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialarını, dayanağı belgeler ile on beş gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır. Aksi takdirde hakları tapu sicili ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaklardır. 4) İhaleye katılıp, daha sonra ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan, tüm alıcılar ve kefilleri, teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesul olacaklardır. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın, Dairemizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden alınacaktır. Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup, masrafı verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 5) Taşınmaz, İİK m. 132 gereğince, üzerlerindeki tüm takyidatlardan ari olarak satışa çıkarılmıştır. 6) Satışa iştirak edenler, şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacak olup, başkaca bilgi almak isteyenlerin 2007/148 Tal. sayılı dosya numarasıyla Müdürlüğümüze başvurmaları gerekir. 7) İşbu taşınmaz açık arttırma ilanı tüm ilgililere tebliğe gönderilmiş olup, tebliğ edilememesi halinde dahi işbu ilanın tebligat yerine kaim olacağı, tapu kaydında adresleri bulunmayan sair ilgililere, İİK m.127 gereğince, gazetede yapılan ilanın tebliğ yerine geçeceği, tebliğ ve ilan olunur. (İc.İf.K.126) (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. Basın: 3959 durum” demiyor mu? Bu uygulama mezuniyet sonrasına doğru yayılırken öncesini de etkileyecektir. Liselerde türbanlı öğrenciler boy göstermeye, bazı okullarda kız ve erkek öğrenciler farklı sıralarda oturmaya başlamadılar mı? Bundan sonra ne olacak? Sınıflar, okullar cinsiyetlere göre ayrılacak. İlkokullarda kızcağızın “regl” olmasından itibaren türbana, çarşafa sokulması yolu açılacak. Tıpkı Doğu kapısının doğusundaki İran ve Afganistan’da, Suudi Arabistan’da olduğu gibi... Özal ne demişti: “Anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz!”. Böyle bir anayasaya “bâkire” ya da “az bâkire” denilebilir mi? Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu gelişmeleri, “Bu dindarlaşma değildir. Biçimci bir din anlayışının yerleşmesidir. Dinin genel anlamını boşaltan bir anlayış geliyor.!” sözleriyle değerlendiriyor. Elmek: oacar࠽superonline.com Faks: 0312. 442 79 90 CUMHURİYET 10 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog