Bugünden 1930'a 5,504,180 adet makale



Katalog


«
»

28 OCAK 2008 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA DİZİ 9 Gazetemiz, son 30 yılda Mumcu, Üçok, Kışlalı, Aksoy, Kaftancıoğlu, Tütengil, Kutlar gibi birçok değerli yazarını yitirdi ‘UMUT Davası’nda umutlar tükendi FA R A Ç ’ I N Y E N İ K İ TA B I C umhuriyet’in, son 30 yılda Uğur Mumcu, Doç. Dr. Bahriye Üçok, Prof. Dr. Muammer Aksoy, Ümit Kaftancıoğlu, Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil, Onat Kutlar gibi birçok değerli yazarı katledildi. Bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren gazetemiz yazarı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyet yazarlarına yönelen saldırılar zincirinin son halkası oldu. Mumcu, Üçok, Kışlalı cinayetlerinin de aralarında olduğu 22 eylemi kapsayan ve 7 yılını geride bırakarak 3. kez karar aşamasına gelen “UMUT Davası”nda umutlar da tükendi. Gazetemiz yazarları olan Prof. Dr. Tütengil 7 Aralık 1979’da, Kaftancıoğlu 11 Nisan 1980’de sabahın ilk saatlerinde otobüs durakları önünde kurşunlanarak, Prof. Dr. Aksoy, 31 Ocak 1990’da Bahçelievler’deki evi önünde silahlı saldırıya uğrayarak, Doç. Dr. Üçok, 6 Ekim 1990’da evine gönderilen bombalı paket patlatılarak, 24 Ocak 1993’te Uğur Mumcu aracına konan bomba patlatılarak, 30 Aralık 1994’te Onat Kutlar The Marmara Oteli’nin pastanesi bombalanarak ve son olarak da Prof. Dr. Kışlalı 21 Ekim 1999’da otomobiline konan bombanın patlatılmasıyla katledildi. Mumcu cinayetinin soruşturmasına ilk olarak Ankara DGM Savcılığı el koydu. Ancak dosya bir türlü tamamlanamadı ve 7 yıl gibi uzun bir süre sonra 11 Temmuz 2000’de Aksoy, Mumcu, Üçok, Kışlalı cinayetlerinin de aralarında olduğu 22 eylemi kapsayan “UMUT Davası” görülmeye başladı. DGM’de başlayan dava, Yargıtay, yine DGM, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay ve son olarak yine 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. “Arapsaçına” dönen davanın 14 Aralık 2007’deki son duruşmasında 3. kez karar aşamasına gelindi. Geçen yaklaşık 7 yıllık süreçte yapılan yargılamalarda bazı sanıklar “cezasını çekti” denilerek tahliye edildi, bazı sanıkların cezaları ise her kararda değişerek “bir azaldı, bir arttı”. ‘PKK’nin Şifreleri’ Yurt Haberleri Servisi Gazetemiz yazarı Mehmet Faraç, son kitabı “PKK’nin Şifreleri”nde, terör örgütünün özellikle Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının ardından başlattığı siyasallaşma çabalarını gözler önüne seriyor. Kitapta örgütün şehir yapılanmaları, sabotaj timleri, suikastları, lojistik unsurları, İran, Suriye ve Irak’taki kolları, parasal bağlantıları, kaçakçılık yöntemleri, Hizbullah, Talabani, Barzani ve Amerika’yla ilişkileri de irdeleniyor. PKK içindeki iç savaşı anlatan bölümler ise dikkat çekiyor. Bugüne kadar töre ve GAP’taki sosyoekonomik kavganın yanı sıra Hizbullah ve El Kaide gibi şeriatçı terör örgütleriyle ilgili kitaplar yazan Mehmet Faraç, yeni çalışmasında 1984 yılından bu yana izlediği PKK’yi tüm boyutlarıyla ele alıyor. PKK’nin Eruh ve Şemdinli ilçelerine yaptığı baskının ardından başlatılan Güneş Harekâtı’nı izleyen gazetecilerden biri olan Faraç, 2000 yılından itibaren Cumhuriyet gazetesi’nde yazmaya başladığı analizlerinde bir dönem “Bir avuç eşkiya” diye tanımlanan örgütün, askeri ve siyasi açıdan geçirdiği büyük değişimin boyutlarını okuyucularına sunuyor. Örgütün Suriye’nin Bekaa Vadisi’ndeki 50 kişilik ilk silahlı gruptan 67 bin kişilik bir güce ulaşabilmesini sorgulayan Faraç, “PKK’nin Şifreleri”nde “Düz ovada siyaset”, “Pişmanlık Yasası” gibi tartışmalara da ilginç gözlemleriyle dikkat çekiyor. Kitapta, Abdullah Öcalan’ın İslamcılıktan miliyetçiliğe, Kürtçülükten Marksizme uzanan çizgisinin yanı sıra sık sık yakalandıkları iddiasıyla gündeme gelen Murat Karayılan ile Cemil Bayık’ın şaşırtıcı yaşamöykülerini anlatıyor. UĞUR MUMCU. BAHRİYE ÜÇOK. MUAMMER AKSOY. AHMET TANER KIŞLALI. CAVİT ORHAN TÜTENGİL. olup, anayasal düzeni değiştirmeye cebren teşebbüs ettikleri” gerekçesiyle idam cezasına çarptırdı. Mahkeme, Abdullah Argun Çetin’in, “Uğur Mumcu’nun taammüden öldürülmesi olayına fer’i fail olarak iştirak etmek suçunu işlemediği” gerekçesiyle beraatına karar verdi, “cürüm işlemek için oluşturulan teşekküle üye olma” suçundan dosyasını ise Nöbetçi Ankara ÜMİT KAFTANCIOĞLU. tü Aytufan’ın cezasını, müebbet ağır hapis cezasına dönüştürerek onadı. İdam cezasına çarptırılan Ferhan Özmen’in de aralarında bulunduğu 8 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını eksik soruşturma gerekçesiyle bozdu. Yargıtay’ın bozma kararından sonra davaya yine 2 No’lu DGM’de devam edilerek, Ekrem Baytap’ın dosyasının birleştirilmesi kararı alındı. GERÇEKLEŞEN ÖNGÖRÜLER Cumhuriyet Kitapları’ndan çıkan eser, Faraç’ın örgütün stratejisi ve hedefleriyle ilgili öngörülerini de içeriyor. Mehmet Faraç’ın 12 Şubat 2000’de kaleme aldığı “PKK ısrarla muhatabını arıyor” başlıklı yazıda örgütün siyasallaşma çabalarından ve Öcalan’ın yakalanmasının ardından başlayan yeni dönemdeki stratejisinden söz ediyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın 12 Aralık 2007’de yaptığı açıklamada gündeme getirdiği “siyasallaşma”, “legalleşme çabaları” ve “milis grupları” gibi ifadeler Faraç’ın okuyucuları için pek yabancı gelmiyor. Kitapta sadece örgütün Türkiye içindeki eylemleri değil, Kuzey Irak’ta peşmerge liderleri Celal Talabani ve Mesud Barzani’yle ilişkileri, Suriye ve İran’daki kollarının faaliyetlerinin ulaştığı aşamalar da irdeleniyor. Barzaniciliğin Güneydoğu’da yükselişiyle ilgili bölümde ise çarpıcı tespitler yapılıyor. Analizler ve öngörüler PKK’nin, salt Kandil Dağı’ndaki bir grup yöneticinin talimatlarıyla hareket eden silahlı bir grup olmadığını gösterirken örgütün Avrupa’da yoğunlaşan siyasi faaliyetleri ve lobi çalışmalarıyla geliştirilen ilişkiler deşifre ediliyor. PKK’nin Şifreleri’nde örgütün şehir yapılanmaları, sabotaj timleri, suikastları, lojistik unsurları, İran, Suriye ve Irak’taki kolları, Hizbullah’la ilişkileri, parasal bağlantıları, kaçakçılık yöntemleri de önemli satırbaşlarını oluşturuyor. Kamuoyuna fazla yansımayan iç kavgalar, örgüt içi infazlar, muhaliflere yönelik baskılar da “Derin PKK” ve “PKK’nin Susurluğu” gibi bölümlerde irdeleniyor. KARARI UMUT Davası’nın ilk yargılaması 2000 yılında Ankara 2 No’lu DGM’de başladı. Mahkeme, sanık Ferhan Özmen, Necdet Yüksel ve Rüştü Aytufan’ı, “mevcut anayasal düzeni silah zoruyla yıkıp, din kurallarına dayalı devlet kurmak için oluşturulan silahlı çeteye üye İLK YAGILAMADA 3 İDAM Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. 1 sanık hakkındaki davayı erteleyen mahkeme, 4 sanığın beraatına karar verdi. 15 sanığı da 3 yıl 9 ay ile 18 yıl 9 ay arasında değişen ağır hapis cezalarına mahkum etti. YARGITAY 2 İDAMI ONADI Dosyanın temyiz için gittiği Yargıtay 9. Ceza Dairesi, idama mahkum edilen Necdet Yüksel ve Rüş Dava ağır ceza’ya taşındı MUT Davası, Ankara 2 No’lu DGM’nin kapatılmasının ardından Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, DGM’deki ilk yargılamanın ardından kararı Yargıtay’ca bozulan Ferhan Özmen’i, “Anayasal düzeni silah zoruyla yıkarak, yerine din kurallarına dayalı devlet kurmak için oluşturulan silahlı örgüte üye olup, anayasal düzeni değiştirmeye cebren teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. U Savsaklama cezası uygulanmadı oruşturma sürecinde Mumcu’nun, bugün CHP milletvekili olan eşi Güldal Mumcu, henüz Umut Davası başlamadan önce 1994 yılında soruşturmada uygulama yanlışlıkları olduğunu, soruşturmayı yürüten ve “Bu işi devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözülür” diyen DGM Savcısı Ülkü Coşkun’un soruşturmayı savsakladığını belirten dilekçesini Adalet Bakanlığı’na verdi. Bakanlık müfettişlerinin soruşturmasının ardından hazırlanan raporda, Coşkun’un soruşturmayı ağırdan aldığı sonucu ile disiplin cezası tayini gerektiği kararına yer verildi. Coşkun asker olduğu ve özlük hakları Milli Savunma Bakanlığı’na (MSB) bağlı olduğu için bu kararın, MSB tarafından uygulanması kate alarak, bu sanıkların cezalarını da 3 yıl 1 ay 15’er güne indirdi. Cezası önce arttı, sonra tahliye edildi Mahkeme heyeti, sanık Yusuf Karakuş’u ise, 6 yıl hapis cezasına mahkum etti. Karakuş’un cezası önce arttırıldı, daha sonra Topluma Kazandırma Yasası da uygulanarak 3 yıl 9 aya düşürüldü. Sanıklardan Ekrem Baytap’ı ise 12 yıl hapse mahkum eden mahkeme heyeti, cezayı TMY uyarınca önce arttırdı, daha sonra iyi halini dikkate alarak 15 yıl hapse mahkum etti. Baytap’ın, Topluma Kazandırma Yasası’ndan ve yeni TCK’nin “etkin pişmanlık” hükmün S ‘İYİ HAL İNDİRİMİ’ Mahkeme, tutuklu sanıklar Hasan Kılıç ve Mehmet Ali Tekin’i “silahlı örgütün özel görevli yöneticisi olma” suçuna uyan ve lehlerine olan 5237 sayılı yeni TCK’nin 314/1. maddesi uyarınca, 10’ar yıl hapis cezasına çarptırdı. Terörle Mücadele Yasası’nın (TMY) ceza arttırımını öngören 5. maddesi uyarınca sanıkların cezasını 15’er yıla çıkaran mahkeme, Kılıç ve Tekin’in duruşmadaki iyi hallerini dikkate alarak cezalarını 12 yıl 6’şar aya indirdi. Kılıç ve Tekin’in Topluma Kazandırma Yasası’ndan yararlanma isteklerini de yerinde bulan mahkeme, cezalarını, yasanın ilgili maddesi uyarınca 6 yıl 3’er aya indirdi. Ardından, ceza miktarı ve tutuklu kaldıkları süre dikkate alınarak, Kılıç ve Tekin’in tahliyesine karar veren mahkeme, Mehmet Şahin, Fatih Aydın, Muzaffer Dağdeviren ve Abdulhamit Çelik’i, “silahlı örgüt üyesi olma” suçunu düzenleyen yeni TCK’nin 314/2. maddesine göre, 5’er yıl hapis cezasına çarptırdı. TMY’ye göre sanıkların cezalarını 7 yıl 6’şar aya çıkaran heyet, “iyi hal” ve Topluma Kazandırma Yasası’ndan yararlanma durumlarını dik gerekirken MSB, kararı uygulamayarak soruşturmaya yer olmadığına ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verdi. Askeri İdari Mahkemesi’ne, savcı Coşkun’a verilen bu disiplin cezası tayininin uygulanması istemiyle dava açılmasına karşın, davanın sonunda, bu kararın uygulanmayacağı belirtildi. Gerekçe ise “devlet sırrı” olarak açıklandı. Emniyet Genel Müdürlüğü görevini üstlendikten yaklaşık iki ay sonra Mehmet Ağar, Güldal Mumcu’yu evinde ziyaret etti. Mumcu’nun “Görüyorsunuz, bir duvar halinde yükseliyor” sözlerine Ağar, “Altından bir tuğla çekerseniz hepsi yıkılır” yanıtını verdi. Mumcu’nun “Çekin, altında kalsınlar” sözlerine karşılık “Yapamam” diyen Ağar’a, Mumcu, “O halde çekilin, başkası yapsın” dedi. Ağar’ın yanıtı netti: “Onu da yapamam.” Ağar’a yanıtı “O zaman siz de altında kalırsınız” olan Güldal Mumcu, 15 yıl geçmesine karşın umutla duvarın yıkılmasını bekliyor. eksik soruşturma nedeniyle bozdu. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Topluma Kazandırma Yasası’ndan yararlandırılan sanıklar Abdulhamit Çelik, Hasan Kılıç, Mehmet Ali Tekin, Mehmet Şahin, Fatih Aydın, Muzaffer Dağdeviren ve Yusuf Karakuş hakkındaki kararı ise sanıkların aleyhine bozarak, bu kişilerin yasadan yararlanamayacaklarına karar verdi. Dağdeviren, 2005 yılında tahliye olduktan sonra silahlı saldırı sonucu öldürüldü. DAVA 8. YILINA İLERLİYOR den yararlanma başvuruları ise reddedildi. Mahkeme, aldığı ceza miktarı ve tutuklu kaldığı süreyi dikkate alarak, “mağdur olmaması için” Baytap’ı tahliye etti. ARGITAY’DAN İKİNCİ BOZMA Dosyanın temyiz için ikinci kez gönderildiği Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanık Ferhan Özmen’in, “Anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin kararı onadı, ancak, bu kez de Sanık Ekrem Baytap’ın 15 yıl hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin kararı Y Yargıtay’ın ikinci kez bozma kararının ardından Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 Aralık 2007’de yeniden görülmeye başlanan davada, üçüncü kez karar aşamasına gelindi. Esas hakkındaki görüşünü açıklayan Savcı Salim Demirci, mütalaasını yineledi. Demirci, Ekrem Baytap’ın, “Anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs’’ suçundan müebbet ağır hapis, Mehmet Ali Tekin ve Hasan Kılıç ‘ın, “Silahlı terör örgütünde özel göreve haiz yöneticilik yapmak’’ suçundan 12 yıl 6 aydan 18 yıl 9 aya kadar hapis, Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş ve Mehmet Aydın ‘ın ise örgüt üyeliğinden 6 yıl 3’er aydan 12 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi. Demirci, Hasan Kılıç, Ekrem Baytap, Mehmet Şahin, Fatih Aydın, Mehmet Ali Tekin ve Yusuf Karakuş’un, Eve Dönüş Yasası’ndan yararlanmak istemlerinin reddine karar verilmesini istedi. Mahkeme, sanıklar ve avukatlarına esas hakkındaki savunmalarının alınmasının ardından UMUT davasını yeniden karara bağlayacak. KANDİL DAĞI’NDAKİ YANGIN PKK’nin bugüne kadarki eylem stratejilerini anlatan Faraç, gelecek dönemdeki hedeflerini de şöyle sıralıyor: “PKK şiddeti bir yöntem olarak kullanırken üç hedefine ulaşmayı amaçlıyor. Örgüt Türk ve dünya kamuoyunun baskılarıyla taleplerini giderek daraltırken en kısa anlatımıyla Kürt kimliğinin anayasaya girmesini, Kürtçenin resmi dil olmasını ve Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını istiyor. PKK tüm bu hedeflerine varmak için Kandil Dağı’nda şiddet yangınını körüklüyor! Urfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Amara (Ömerli) köyünde doğan Abdullah Öcalan ise İmralı Adası’ndan çıkarak Kürt siyasal hareketinin başına geçeceği günü bekliyor! “ S Ü R E C E K CUMHURİYET 09 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog