Bugünden 1930'a 5,504,049 adet makale



Katalog


«
»

28 OCAK 2008 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA 17 Kadrolaşmaya engel YARSAV, iktidarın yargıç ve savcılık mesleğinde kadrolaşma anlamında önemli bir adımını, Adalet Bakanlığı hesabına burs alanların yargıç ve savcılık sınavlarından muaf tutulmasına ilişkin yönetmeliği yargıya taşımıştı. Danıştay 12. Dairesi, yönetmeliğin yürütmesini durdurmakla kalmadı, yönetmeliğin dayandığı yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne de başvurma kararı verdi. Hem çok açık seçik gerekçelerle: “Burs alarak öğrenimlerini tamamlamış olanların staj için yazılı sınava tabi tutulmayacakları hükmü, bu hükümde belirtilenler ayrıcalıklı kılınmak ve liyakatın ölçüldüğü yazılı yarışma sınavına alınmamak suretiyle hâkimlik ve savcılık mesleğine, objektif kriterlere ve liyakat esasına dayanarak atanmalarını engellemekte ve burslu öğrencilerin seçimini yapan yürütme organına karşı bağımsızlıklarını korumaları konusunda şüphelere neden olabilmektedir. Diğer yandan, anılan hüküm, kadro ve ihtiyaç durumuna göre Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 8. ve 9. maddelerine dayanılarak yapılacak yazılı yarışma sınavı ve mülakatta başarı gösterenlerin başarı derecesine göre tespit edilecek adaylar ile Adalet Bakanlığı’ndan burs verilmek suretiyle yüksek öğrenimini tamamlayan arasında eşitsizliğe yol açacağı gibi subjektif değerlendirmelere neden olacağı da açıktır.” SAĞNAK NİLGÜN CERRAHOĞLU İşsizler ne olacak? Türkiye İş Kurumu’nun resmi kayıtlarına göre, yüksekokul ve üniversite mezunu işsiz sayısı 2002 yılında 21 bin 523, 2003’te 46 bin 625, 2004’te 76 bin 724, 2005’te ise 57 bin 892 idi. Ankara Ticaret Odası’nın bir süre önce yaptığı araştırmaya göre de tıp fakültelerinden her yıl mezun olan 4 bin 500 dolayındaki doktordan 3 bini işsiz kalıyor. 18 bin veteriner hekimin 3 bini işsiz, 6 bini de mesleklerinin dışında işlerle uğraşıyor. 10 bin “maden mühendisi”nin 4 bini işsiz… Jeoloji Mühendisleri Odası’na Yazar Günay Güner’in, Çağdaş Eğitim ve Köy Enstitüleri Vakfı’nda Sabahattin Eyuboğlu’na ilişkin sunduğu bildiri, geçmişten bugüne derslerle doluydu. Güner, Eyuboğlu’nun Kurtuluş Savaşı sonrası yeni Türkiye’ye ilişkin saptamalarını da özetlemişti: “... yeni Türkiye, topraklarını kesin olarak sınırlamış İstanbul’daki sarayını, devasız dertlere düşmüş, ayağı yerden kesilmiş, dostunu düşmanını bilemez olmuş sarayını kökünden yıkmış, ‘imtiyazsız, sınıfsız’ olmasını dilediği bir lakayıtlı 10 bin jeoloji mühendisinin 5 bin 500’ü işsiz. 30 bin “hemşire” iş arıyor. Binlerce “kimya, fizik, biyoloji, matematik, felsefe, sosyoloji, tarih, psikoloji bölümü mezunu” ile “kimya mühendisi, fizik mühendisi, jeofizik mühendisi, çevre mühendisi ve peyzaj mimarı” da işsiz… Bu tablo karşısında, anayasanın 49. maddesi gereği “işsizliği önlemeye elverişli ekonomik ortam yaratma” görevi ile yükümlü olanlar ne mi yapıyor? Üniversitedeki “kılık kıyafet” ile uğraşıyorlar... İlim ve sanat Sanat müziği hayranıdır... Makam aracında Adnan Şenses’in kasetleri hiç eksik olmaz... Şiirler okur, “Minareler süngümüz, kubbeler miğfer” diye bağıra bağıra... Sinema düşkünüdür, Robert de Niro ile iftar açar. Yanlış yapan üniversite hocalarını sözleriyle haşlayacak kadar da bilim âşığıdır. Hukuk alanında mutlaka “ulema”ya danışılmasından yanadır. Bütün bu birikimlerdir, Recep Tayyip Erdoğan’ı “Biz Batı’nın ilmini, sanatını almadık. Maalesef, değerlerimize ters düşen ahlaksızlıklarını aldık” diye konuşturabilen... ROMA Beppe Grillo, İtalya’nın en sevilen komedyenlerinden biri. Prodi iktidarını alaşağı eden güvenoylamasında kavga dövüş birbirlerine giren, parlemento çatısında şampanya şişeleri patlatarak merkez solun düşüşünü kutlayan siyasi sınıfı, Grillo, “Guguk Kuşu” filminin “zırdelisi” Jack Nicholson’a benzetiyor: “Guguk Kuşu’nun delileri gibi hepsi!” diyor: “Ayakta ölmüşler, haberleri yok!” TV programlarından bir zamanlar eksik olmayan Grillo, nicedir ekranlarda yok. Eski ve şimdi artık müstakbel Başbakan Berlusconi güdümündeki medyadan sürülensilinen komedyen, bir süredir internette açtığı bir “blog”da yaşıyor. İtalya’nın çeşitti kentlerindeki düzenlediği turnelerde izleyicilerine ısrarla “çürüyen sistemi” anlatıyor. Grillo’nun müdavimleri, sağ ya da sol hangi kanattan olursa olsun politikacılara yitirdikleri güvenle orantılı biçimde sürekli artıyor. Komedyenin tek gösteride topladığı izleyici sayısı “50 bine” ulaşabiliyor... Siyasetin İflası... Vatikan, ‘siyaset medya kastı’ Yalnız “sanal âlemde” var olabilen bir sanatçının “50 bin izleyici” toplayabilmesi, “sokakla siyaset” arasındaki makasın göstergesi. Sokağın sesine tercüman olan Grillo, “Kanalizyondan taşan lağım kokuları!” diyor, “artık her yeri kaplıyor...” İtalya’da sorun kısacası bir başına sağ ya da sol değil, “sistemin” bizzat kendisi... “Sistem” derken, “ideolojiler, fikirler ve projelerin ölümüyle iktidar ve ayrıcalık paylaşımından başka şey düşünmeyen yaşlı liderlerden oluşan bir ‘siyasi kast’, bu ‘kastla’ örtüşen ‘embeddediliştirilmiş’ medya” ifade ediliyor. Anahtar kavram burada: “kast”! “Dokunulmaz, erişilmez, imtiyazlarla donatılmış, halktan kopuk değişmez siyaset kadrolarını” anlatan bu sözcük, çok satan bir kitabın adı aynı zamanda. Yaz aylarından bu yana 1 milyon kopyadan fazla satan Gian Antonio Stella ile Sergio Risso’nun “La Casta” isimli kitabına 2007 sonunda çıkan ikinci bir kitap eşlik ediyor şimdi: Yeni bir “bestseller” olmaya aday Beppe Lopez imzalı ikinci kitabın adı da: “Gazetelerin Kastı”... İki kastın birbirine sımsıkı kenetlenerek oluşturduğu bu “dokunulmaz ittifak”, İtalya’ya damga vuran “sistemin” kod adı. Faşizm, Avrupa komünizmi, Temiz Eller, Berlusconizm, liderizm.. gibi olgularla “Eski Kıta”nın siyasi trendlerine öncülük eden “siyasi laboratuvar” İtalya; her zamanki gibi nicedir hissedilen ama siyasi jargonda adı tam konulamayan “postmodern kast sisteminde” iflas eden siyasetin aynası. Siyaset, malum boşluk kaldırmıyor. Siyasetin iflas ettiği noktada, toplumların ezeliebedi tutkalı “din” devreye giriyor! Vatikan, nitekim artık “politikaya müdahale eden dışarıdan bir güç” değil Çizme’de. Siyasi yaşamda doğrudan yer alan “fiili bir aktör”. Hatta baş aktör... Elden giden ik devleti kurmuş, eski devletin bağlı kaldığı donmuş Doğu kültürünü de bırakıp yaşayan, gelişen Batı kültürüne yönelmişti. Halka dayanan, halka güvenen bir yeni devletin yapacağı ilk iş, halkın yaşadığı her yerde ve en çok da köylerde bir tek sözcüsünü olsun bulundurmak, barındırmak, desteklemekti. Köy Enstitüleri bu sözcüyü memleket ölçüsünde yetiştirmek amacıyla kuruldu. Yeni Türkiye sözcüsünün köyde kalabil mesi için en az imam kadar köylü olması, köyün geçimine, yaşamına karışması, çifti çubuğu, çoluğu çocuğuyla köylünün kaderini paylaşması ve değiştirebileceği kadar değiştirmesi gerekiyordu.” Köy Enstitülerini kapattılar. Gelinen nokta belli. İmam okulunu bitirmiş bir isim yönetiyor ülkeyi. Üstelik, yakın geçmişte “Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, laiklik elden gidiyor. Yahu, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki” diyen bir isim... Adalet çığılığı Adalet ve Demokrasi Haftası’ndayız ve çok tiz bir çığlık duyuyoruz. “Ocak ayı ne kara bir ay” diyor ve aramızdan zorla, zorbalıkla alınıp götürülenleri anıyor: “Muammer Aksoy, Gaffar Okkan, Uğur Mumcu.” O çığlık, Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu’nun çığlığı, kırbaç gibi yüzlerde şaklıyor: “Sanki koca koca yılların, ülkemin 12 ayının kara olmayan bir tek ayı yok gibi... Aydınlık, vatansever insanlarımızı birer birer düşürerek her anımızı kara günlere çevirenler biliyorlar, farkındalar; gerçekten de yerine yenilerini koymayı, üstelik de yok edilemeyecek kadar çoğaltarak, çoğalarak yerlerini doldurmayı başaramadık. Onların yerini piyasacı, küreselleşmeci, neoliberal aydınlar aldı. Üstelik mantar gibi her yerdeler.” Kulaklarımızda patlıyor aynı ses, başımızı zonklatıyor: “Gerçekten kara, hem de kapkara günler daha gelmedi.” ÇALIŞANLARIN SORULARI/SORUNLARI YILMAZ ŞİPAL KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak࠽yahoo.com.tr Askerlik Süresinin Kıdem Tazminatı SORU: Ben emekli olmaya hak kazanmadan iş akdim kıdem tazminatı ödenerek feshedildi. Askerlik borçlanması yapmıştım. Ancak askerlik süresi için kıdem tazminatı ödenmedi. Emekli olmaya hak kazanan ve bunu kanıtlayan arkadaşlara askerlik süresinin kıdem tazminatını ödeyeceklerini söylediler. Anacak benim gibi askerlik borçlanması yapan emekli olmaya hak kazanamayanlara askerlik süresi için kıdem tazminatı ödenmeyeceği iletildi. Askerlik süresi için kıdem tazminatı sadece emekli olanlara mı ödeniyor? (Y.C.) YANIT : Konu, 1475 sayılı İş Yasası’nın “Kıdem Tazminatı” başlıklı 14. maddesinde şöyle açıklanmaktadır: “TC Emekli Sandığı Kanunu’na ve Sosyal Sigortalar Kanunu’na veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye; bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.” Yasa, askerlik süresi de dahil olmak üzere bir ya da birden çok kamu kuruluşlarında geçen süreler için kıdem tazminatı ödenmesini, Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almaya hak kazanmış olmak koşuluna bağlamıştır. Konu yargı kararında açık bir biçimde anlatılmıştır. (*) “ÖZET: Kamu kuruluşunda çalışan işçinin SSK’ye borçlandığı askerlik süresinin kıdem tazminatının hesabına dahil edilebilmesi için, iş akdinin yaşlılık, malullük veya toptan ödeme amacıyla işçi tarafından feshedilmesi gerekir. (...) KARAR: İş Kanunu’nun 14. maddesinin 4. fıkrası hükmü, kamu kuruluşlarında çalışan işçinin hizmet sözleşmesini yaşlılık veya malullük aylığı, yahut toptan ödeme almak amacıyla feshetmesi haliyle sınırlı olmak üzere, işçinin kıdeminin değişik kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden hesap edileceğini öngörmektedir. Görülüyor ki, değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi, kıdem tazminatının ödeneceği tüm haller için değil, sadece işçinin, yaşlılık veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacı dışında başka bir nedenle feshedilmiş ise değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle kıdem tazminatı ödenmesi söz konusu olamaz. Nitekim, dairemizin yerleşik görüşü ve uygulaması da bu doğrultuda olmuştur. Bu kural, Sosyal Sigortalar Kurumu’na borçlanılan muvazzaf askerlik hizmeti süresinin kıdem tazminatının hesabında kıdeme dahil edilmesi konusunda da aynen geçerlidir. Olayımızda, davacının hizmet akdi, İş Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca ihbar ve kıdem tazminatları ödenmek suretiyle işveren tarafından feshedilmiştir. İşçinin, fesih tarihinde yaşlılık aylığı almaya hak kazanmış bulunması (işverenin fesih yazısında davacının emeklilik hakkını kazandığından söz edilse bile) onun emekliye sevk edildiği anlamına gelmez. Çünkü, işverenin böyle bir yetkisi yoktur. Gerçekten, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu zorunlu emeklilik sistemi öngörmemiş, yaşlılık aylığından yararlanmayı işçinin kendi isteğine bırakmıştır. İşçi istekte bulunmadıkça, işverenin veya Sosyal Sigortalar Kurumu’nun resen emekliye sevk yetkisi yoktur. (...)” Yargı kararına göre, askerlik süresine ilişkin kıdem tazminatının ödenebilmesi için kamu işçisinin iş sözleşmesini kendi isteği ile Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacı ile bozmasına bağlıdır. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 10.6.1993 Tarih, 1992/15158 Esas ve 1993/9984 Karar) Kaynak:(*) Lebib Yalkın Yayımları, Yargıtay Kararları Sıra No: 416 Zeytin Ağacı’nın çalıları Arkalarına yüzyılların deneyimini alan bir muhafazakârlık ve din tutkalına yaslanan bu “postmodern kast sistemine” karşı, solun belirgin bir reçetesi ya da yanıtı yok. Bir zamanlar, yüzde 35 oyla Avrupa’nın en büyük komünist partisine sahip olan ülkede “sol”, “yıkılan Berlin Duvarı” kompleksinden, travmasından sıyrılabilmiş değil... Duvar sonrası dönemin “gerici şahlanmasına” karşı icat edilen, “Zeytin Ağacı formülü” de yaşlandı artık. Formülün mucidi Prodi 70’ini aştı ve yıprandı. Zamanla “kuruyan ağaç”tan geriye yalnızca “çalılık” kaldı... 2006 seçimlerini kılpayı 25 bin oy farkıyla alan Prodi hükümeti iş başına geldiğinde “Zeytin Ağacı serüveninin” sonuna gelindiğini yazmıştım: (24/4/2006 “Zeytin Ağacı Dersleri”) “Zeytin Ağacı İtalya’da siyasi yaşamın belli bir aşamasında ortaya çıktı. Siyasetteki dağınıklığı toparlamaya olduğu kadar, demokrasiyi rayından çıkaran ‘Berlusconi tehdidini’ iktidardan uzaklaştırmaya yaradı. Ve misyonunu tamamladı. Sol adına yeni bir şeyler söyleyebilmek amacıyla şimdi artık, güçlü, klasik bir merkez sol partiye ihtiyaç var... Hedef bundan böyle (Zeytin Ağacı gövdesinden çıkacak) yeni ‘Demokratik Parti’!” Gözler, 20 ay öncesinde bahsettiğim bu “Demokratik Parti”de PD şimdi. Geçen ekim ayında kurulan ve bünyesinde sosyal demokratlaşan eski komünistlerle, sola yakın Hıristiyan Demokratları birleştiren yeni partinin lideri, 50’li yaşlarını süren Roma Belediye Başkanı Walter Veltroni... Seçimlere, ittifaklardan bağımsız, PD ile tek başına gireceğini açıklayan Veltroni de sisteme beklenen “yeni kan”ı getiremezse İtalya, Grillo’nun bahsettiği “lağım kokularından” arınamayacak... HARBİ SEMİH POROY HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu࠽mynet.com nilgun࠽cumhuriyet.com.tr BULMACA SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN O2@@6K ?O2@@@@@@@@6X? ?O26K? ?O2@@@@@@@@@@@1? ?W2@@@@6X? ?O2@@@6K ?W2@@@@0M?eI'@@@L ?7@@@@@@)XhfW2@6X??W2@@@@@@@@?hg W&@@@0M?f?V'@@1 J@@(?4@@@1hf7@@@)X?7@@@@@@@@@Lhg ?W&@@(M?hN@@@ 7@@He?@@@eW2@@@?f@@W@@)X@@@@0?4@@@1hg W&@@(Yhe?@@@ @@5?e?@@@?W&@@@@?f@@@Y@@@@@(M?e?@@@hg ?W&@@0Y?he?@@@ @@H?e?3@@?7@@?@@@@@@@@@@@@@@@@Hf?@@@hg W&@(M?hfJ@@5 @@f?N@@?@@@@@@@@@@@@@@@@@@@5?f?@@@hg ?W&@@Hhf?O&@@H @@g@@?3@@@@@(MI4@@@e?@@@H?fJ@@@@@@@@@6Kg ?7@@5?he?O2@@@@T2@@@@6K?g@@L?e?J@@?V'@@@(Yf@@e?@@@f?O&@@@@@@@@@@@@6X?e J@@(Y?h?O2@@@@(R@@@@@@@@@@6KO2@@@)Xe?7@@eV@@@f?J@@e?@@@e?O2@@@@0M?eI4@@@@)Xe 7@@Hh?W2@@@@@@??@@@@@@@@@@@@@@@@@@)X??@@@@@@@@@)XeW&@@e?@@@e@@@@0Mh?I'@@1e @@@?h?7@@@@@@@)X@@(MI'@@V'@@@@@@@@@)X?@@@@@@@@@@)KO&@@@e?@@@?J@@(MhfN@@@e @@@?h?@@@@@@@@@@@@HeN@@?N@@0M??I'@@1?@@@@(M?I'@@@@@@@@@@@@@@?7@(Y?hf?@@@e 3@@@@@@@@?e?@@@(M?I'@@@@?e?@@??@M?fN@@@?@@@0Yf@@@@@@@@@@@@@@?@@H ?@@@e V4@@@@@@@?e?@@@H?eN@@@@?e?@@?h?3@@@@(Mf?7@@@@@@@0M?I'@@?@@Lg?O2@fJ@@@e I4@@@@@?e?@@5fJ@@@@?e?@@?h?N@@@0Y?fJ@@@@@@@f?V4@?@@)K?e?O2@@5e?W&@@5e @@@?e?@@Hf7@@@@?eJ@@?he@@g?O&@@(Y@@@eO26Ke?3@@@6?2@@@@0YeW&@@(Ye @@@?e?@@?e?J@@@@@?e7@@??@@@6Xe?J@@f?O2@@@(Y?3@@?@@@@@6X?V4@@@@@@@(Me?O&@@(Y?e @@5?e?@@?e?7@@?@@?e@@@??@@@@1e?7@@e?W2@@@@@H??N@@?@@(?'@1e?I'@@@@(Y??O2@@@@Yf W2@@@6X?e@@H?e?@@?eJ@@5?@@?e@@5??@@@@@e?@@@e?7@@@@@@f@@@@@?e@@f?@@@0Y?W2@@@@@@@6Xe ?W&@@@@@)Xe@@f?@@??W&@@U?@@?e@@H?J@@@@5eJ@@@L??3@@@@@@f@@@@@)?&@5e?W&@(Me?&@@0MI4@@@)X? ?7@@@@@@@)K?@@f?@@??7@@V@@@@?e@@e7@@@@He7@@@1??V4@@@@@f@@V'@@@@@He?7@@H?heI'@@1? ?@@(M?I4@@@@@@fJ@@??@@@@@@@@??J@@e@@@@@??J@@@@@Le?I'@@@f@@?V4@@@@?e?@@5hf?N@@@? ?@@HfI4@@@@f7@@??@@@@@0?@??7@5e@@@@@?W&@@?@@)X?eV'@@L?e@@he?@@Hhf?J@@@? ?@@? @@@??@@@0MfJ@@H?J@@@@5?7@@@@@@@)Xe?N@@1??J@@g?WX?@@?hfW&@@5? ?@@L @@@?f?W26X?7@@??7@@@@Y?@@(Y@@@@@)K?e@@@??7@@gW&@1?@@?he?O&@@(Y? ?@@1hf?J@@@LfO&@@)X@@5?J@@@@@@@@@Y?@@@@@@@6K?@@5??@@@f?O&@@@?@@@6Kg?O2@@@(Ye ?3@@L?heW&@@@)KO2@@@@@@@@@YO&@@?@@@@@@@@@(MI'@@@@@@@H?J@@@@@@@@@@@@@?@@@@@@@@@@@@@@@@0Y?e ?N@@)Kh?O&@@@@@@@@@@(?4@@@@@@@@5?@@@@@@@@(YeV4@@@@@@?O&@@@@@@@@@(Y@@@@@@@@@@@@@@@@@0M?f 3@@@6Kf?O2@@@(?4@@@@@0Ye?I'@@@@(Y?e?I4@@0Y?fI4@@@@@@@@@?I4@@@0Y?@@@@(M V4@@@@@@@@@@@@@0Y?hfV4@@0Y ?I'@@@@@@?h?I40Y? I4@@@@@@@@@0M? V4@@0M ?I4@@@0M (ÇÖPLÜK ÇOCUKLARI) TAYYAR ÖZKAN www.junkidz.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 28 Ocak www.mumtazarikan.com 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ İstanbul’un gü1 venliğini sağlamakla görevli yeni 2 çerilere verilen ad. 2/ İzmir’in bir il 3 çesi... Kuzu sesi. 4 3/ Şarkının sert bir 5 biçimde vurgulandığı disko müzik 6 üslubu... Cennet. 7 4/ İstanbul’un bir 8 semti. 5/ Bir sanat yapıtının ilk tasla 9 ğı... Gözü gönlü çeken du1 2 3 4 5 6 7 8 9 rum; cazibe. 6/ Kil ve kum 1 K A YMA Ç İ N A karışımı, sarı renkli verim2 E L AM li balçık... Bir etkinliğin O K A R 3 L U T A D A N A geçici olarak durdurulduG R E V ğu süre. 7/ Rütbesiz asker... 4 A B N E V A Satrançta bir taş... “Gelse 5 J A K O İ B R E İ M o şuh meclise ü tegafül 6 A T E eylese” (Şarkı). 8/ Torba 7 P Ü R E N biçiminde yorgan kılıfı. 9/ 8 E R İ N İ D İ L Uyuşturucu düşkünü... 9 Ş E K E R P A R E Ayak direme. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Baharda çok erken çiçek açan soğanlı bir bitki. 2/ Muğla’nın bir ilçesi... Bir tür hamur işi. 3/ Yüzgeçleri dikenli ve zehirli, eti makbul bir balık... Bir bağlaç. 4/ Bir nota... Meslek... Göklerin en yüksek katı. 5/ Kimi nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı... Tanrıtanımaz. 6/ Karadeniz Bölgesi’nin en yüksek dağı... Bir nota. 7/ Hayvanlarda ve insanda deri, saç, kıl, tüy, pul ve bazı iç zarlarda bulunan koyu renkli pigment. 8/ Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş yaratık... Gözleri görmeyen. 9/ Tıp dilinde “bere” anlamında kullanılan sözcük. CUMHURİYET 17 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog