Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

20 OCAK 2008 PAZAR CUMHURİYET SAYFA HABERLERİN DEVAMI TÜRKİYE İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Aydın Denizli Zonguldak Açık İstanbul 9 Stockholm B B B B B B B S B 9 7 11 9 15 10 15 12 7 Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara Eskişehir Konya Sıvas Antalya B 8 B 9 B 8 PB 8 S 0 S 1 S 3 S 8 B 17 Parçalı bulutlu Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B 15 B 15 B 7 B 12 S 6 B 8 B 3 S 1 S 11 Trabzon Ankara Erzurum Hakkari İzmir Antalya Ş.Urfa Adana Yurdun kuzey kesimleri parçalı bulutlu, akşam saatlerinden sonra Sinop, Samsun ve Ordu çevreleri hafif yağmurlu, diğer yerler az bulutlu ve açık geçecek. Yurdun iç ve doğu kesimlerinde kuvvetli buzlanma ve don olayı ile birlikte sis görülecek. Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacak. Çok bulutlu DIŞ MERKEZLER Oslo Helsinki Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Paris Bonn Münih Y Y Y B Y Y B B Y 2 4 4 13 11 10 10 10 11 Yağmurlu Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina Zürih Y B B B PB PB B B PB 12 12 18 11 15 10 14 16 10 Moskova Aşkabat Astana Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam Karlı K 0 B 0 PB 10 K 5 K 4 B 6 B 4 PB 17 A 15 Londra Berlin Moskova Belgrad Madrid Ankara Taşkent Tahran Kahire Sulu kar Gök gürültülü Sisli Bulutlu GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Oysa aklı başında hemen herkes türbanı rejim sorunu olarak görüyor. AKP türbana özgürlük getireceğim derken laik, demokratik rejimin altını oyuyor. Sorunu bir rejim sorunu haline getirecek adımlar atıyor. Üstelik bunu bilerek, bilinçle yapıyor. Suç ortağı MHP! RTE’nin Yargıtay’dan ve Danıştay’dan gelen rejimsel kaygıları içeren sert tepkilere karşı söylediklerine bakınız; örneğin Yargıtay C. Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın açıklamasını “parlamentonun bağımsızlığına aykırı beyanlar” olarak nitelediğini hayretle göreceksiniz. Sadece RTE böyle konuşmuyor. İrili ufaklı AKP’liler aynı ağzı kullanıyor, hatta kimileri Yargıtay Başsavcısı’nın politika yaptığını öne sürüyor. AKP kafasına göre Yargıtay Başsavcısı yasalar, hatta anayasal yükümlülükler gereği partileri izlemek ve aykırı davranışlarını saptadığı zaman önce uyarmak ve sonra Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası açmak zorunda değil. İktidarın son açıklamaları yüzde 47 şımarıklığının somut örneği. RTE’ye ve ondan etkilenen çevresine göre, Yargıtay Başsavcısı, üstelik konu AKP olunca anayasadaki görevini bir kenara atmalı. ૽૽૽ Kıvranıyorlar. 10. madde, türban sorununa bir çare değil. Zira soruna 10. madde veya başka maddelerde de değişiklik yaparak çözüm getiremiyorlar. Anayasanın 2. maddesindeki Türkiye Cumhuriyeti… Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti… Değiştirmeye cesaret edemedikleri bir ifade. Ellerini kollarını bağlıyor. MHP’nin önerisini yeterli bulmayarak gelecek hafta karşı öneriyle çözüm yolunu açacaklarını söyleyen AKP kafasının basmadığı gerçek şu: Ne yaparsanız yapınız, nasıl bir formül üretirseniz üretiniz; türban sorunu giderek büyüyecek ve rejimsel bir kargaşayı beraberinde getirecek! ૽૽૽ Bahçeli’nin önceki gün Hürriyet’te çıkan demeciyle dün Milliyet’teki demeci birbirinden farklı. Bahçeli bu kez, üniversitedeki türban sorununun çözümünden söz ediyor. Kamuda çalışanların türban takmalarına karşı. Türbanlı doktorun, avukatın, hâkimin karşısında. AKP’den sızan haberlere göre; RTE de türban sorununun üniversitelerde çözümüne yanlıymış. Tabii ne kadar doğruysa bu bilgiler, doğru olsa bile RTE’nin yarın bu görüşünden çark etmeyeceğine kim güvenebilir? Fakat bir konuyu AKP ve MHP hâlâ açıklığa kavuşturmuş değil. Her iki parti, türbanın sınırını saptamak zorunda. Sadece üniversitelere mi, yoksa kamu hizmeti görenlere de mi türban “özgürlüğü” tanınmasını istiyorlar? Bilinmiyor. Bir türban kavgasıdır sürüp gidiyor. Bu açıklama yapılmadığı için RTE’nin önceki açıklamalarından cesaret alan kadın doktor, hemşire, memur göreve türban takıp geliyor ve yasalara aykırı bu davranışları yetkili makamlar tarafından nasılsa türban takmak serbest kalacak mantığıyla engellenmiyor. Engellenmediği gibi, yasalara, yasaklara karşın türban, türbanlıya özgü bir hakmış gibi teşvik de ediliyor. Üstelik kamu hastanelerindeki aykırı bu duruma hükümetten, tabii Sağlık Bakanı’ndan tepki yok! Neden olsun? Düşledikleri ülke: TTC! Türkiye Türban Cumhuriyeti! Rakel Dink, ‘kanın sesinin ancak adaletle susabileceğini’ söyledi GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY Binlerce seveni andı İstanbul Haber Servisi Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, özgürlükçü yazar Hrant Dink, bir yıl önce katledildiği Agos gazetesi önünde dil, din, ırk, cinsiyet ve siyaset farkı gözetmeden kardeşliğe inanan binlerce kişi tarafından acıyla anıldı. Dink’in eşi Rakel Dink yaptığı konuşmada, eşinin ölümünün ardından bir yıl geçmesine karşın devlet görevlilerinin ve adaletin bu zamana kadar ne yaptığını sorarak “Daha katil yakalanmadan silahın markasına kadar bilen jandarmalara ülkemin adaleti ne yaptı?” dedi. Hrant’ın dostları dün öğle saatlerinden itibaren Agos gazetesinin bulunduğu Osmanbey’deki Sebat Apartmanı’nın önünde toplanmaya başladılar. Dink’in vurulduğu kaldırıma mumlar, karanfiller, Hrant Dink’in fotoğrafları ve Agos gazetesinin “Özlem” başlıklı bir yazısının yer aldığı son sayısı konuldu. Sevdiği şarkılar çalındı Dink’in sevdiği Anadolu Ermeni halk müziği şarkılarını seslendiren Grup Knar ile Kardeş Türküler’in seslendirdiği “Sarı Gelin”, Zülfü Livaneli’nin “Yiğidim Aslanım”, Erkan Oğur’un “Fırat Ağıtı”, Ermeni müzisyen Civan Gasparyan’ın şarkıları ve Dink için bestelenen Yaşar Kurt ile Arto Tunçboyacıyan’ın seslendirdiği “Bizler Hrant’ız, nefretle kinlere karşıyız” şarkıları ve Dink’in çok sevdiği Ermeni halk çalgısı duduktan ezgiler araçlara yerleştirilmiş hoparlörlerle dinletildi. Geniş çapta güvenlik önleminin alındığı tören sırasında gazetenin önündeki yol ayrımı polis emniyeti ile ayrılarak Şişli yönü trafiğe kapatıldı. Ellerinde Ermenice ve Türkçe “Hrant için, Adalet için” yazılı siyah dövizleri taşıyan kalabalık, “Kandan bayrak yapan çocuklara değil, dökülen kanları sorgulayan çocuklara ihtiyacımız var”, “Hrant’ın insan sevgisi sosyalist mücadelemizle yaşayacak” pankartları ile “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Katil devlet hesap verecek” sloganları attı. Dink’in eşi Rakel Dink ile kızları Sera, Delal ve oğlu Arat, gelini Karoline, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Za fer Üskül, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Hintli aktivist yazar Arundhati Roy, siyaset bilimci Prof. Dr. Baskın Oran, Akın Birdal milletvekili Sırrı Sakık, Joost Lagendijk’in yanı sıra çok sayıda arkadaşının katıldığı tören, suikastın gerçekleştiği saat 14.57’de saygı duruşuyla başladı. ‘Keşke hapse girseydi’ Topluluğa “Sevgili kardeşlerim” diye hitap ederek konuşmasına başlayan Rakel Dink, “Önce gelin şu lirik yalnızlığımızı paylaşalım. Bırakın anlaşmayı, yoklayın yüreklerinizi. Bir yıl sonra onu yaşamak için yine buradayız. Burada, onun kanını suyla sabunla temizlemeye çalıştıkları kaldırımdayız. Bu kaldırım bu şekilde temizlenebilir mi” dedi. “Kanın sesinin ancak adaletle susabileceğini” vurgulayan Dink, “Sizler bugün adalet için buradasınız, sessizliğinizde adalet çığlığı yükseliyor. Katilin eline bayrak verip poster çektirenlere adalet ne yaptı? Sadece görüntüleri basına verenlere dava açtı. Stadyumlarda hepimiz Ogün’üz diye bağıranlara ne yaptı ülkemin adaleti? Daha katil yakalanmadan silahın markasına kadar bilen jandarmalara ne yaptı ülkemin adaleti? Eşime haddini bildirmeye çalışan vali yardımcısına ne yaptı ülkemin adaleti” diye konuştu. 301. maddeden kimsenin hapse girmediğinin belirtildiğini anımsatan Rakel Dink, “Ben de diyorum ki Hrant Dink’i yaşatsalardı da keşke hapse girseydi. Çünkü yaşasaydı bugün hapiste 3 aydır yatıyor olacaktı” dedi. Gazetemiz yazarlarından Oral Çalışlar ise 19 Ocak’ın ülkede vicdanı olan insanların acı günü olduğunu belirterek “Aradan 100 yıl da geçse bu tarih unutulmayacaktır. Onsuzluğa alışmak mümkün değil. Hrant hepimizin vicdanına seslenen devrimciydi” diye konuştu. Hrant Dink için bugün de saat 13.00’te Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda anma töreni düzenlenecek. Sevenleri Hrant Dink’in vurulduğu kaldırıma mumlar ve karanfiller bıraktı. Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in topluluğa yaptığı konuşma duygulu anlar yaşanmasına neden oldu. (Fotoğraflar: VEDAT ARIK/ SİBEL BAHÇETEPE/ NİHAN İNAL) kendi kontrolünde yeni bir yönetim yapısı oluşturdu. Bu yapıdan Sam Amca’nın başlıca beklentisi şuydu: Yeni bir petrol yasası... Neden? Çünkü Saddam dönemindeki petrol yasasına göre Irak petrollerinin tümü Iraklılarındı. Devlet şirketi tüm işletme haklarını elinde tutuyordu. Saddam’ın diktatör yanını onaylamamız elbette olanaksız. Ancak Irak petrollerini büyük ölçüde “ülke kaynağı” olarak tuttuğunu söyleyebiliriz. Bunun getirdiği olanaklarla da Saddam döneminde kişi başına düşen gelir 9 bin dolara kadar çıkmıştı. Kaldı ki, Saddam’ın ABD katında başlıca suçunun da diktatörsel tutumlarından çok bu yöndeki davranışları olduğunu söyleyebiliriz. ૽૽૽ ABD nasıl bir petrol yasası istiyor? Halen Irak Parlamentosu’nun tozlu raflarında bekleyen, ABD’nin çok arzu etmesine karşın bir türlü çıkmayan yasanın ruhunu şöyle maddeleyebiliriz: 1 Irak petrolleri çokuluslu şirketlerindir (ÇUŞ). 2 Irak petrollerinden pay alacak ÇUŞ’ları belirleme yetkisi Irak yönetiminindir. 3 Irak yönetimi bu yetkisini ABD ile koordineli kullanır. 4 Petrol gelirlerinden Irak halkına da pay ayrılacaktır. Petrol yataklarının iyileştirilmesi için harcanacak paralar, gelirlerin Irak’a ayrılan diliminden karşılanacaktır. 5 Yerel ayrıcalıklara izin verilmeyecektir. Buna Irak Parlamentosu doğal olarak evet demiyor, diyemiyor. Halka nasıl anlatacaklar, onu bilmiyorlar. Barzani ise işin kolayını bulmuş, “Ben özel anlaşmalar yaparım” diyor ve önüne gelenle ikili anlaşma yapıyor. Barzani, hem Irak’ın kuzeyindeki petrol yataklarından hem de “bütün Irak’ın” petrol gelirinden pay istiyor. Maddelere böyle dökülmese de fiili istemi bu. ૽૽૽ Yukarıda aktardığımız süreç, 2007’nin sonuna kadar böyle devam etti. Son birkaç aydır ABD, ısrarla gündemin birinci maddesine petrol yasasını koyuyor. Çıkarılamayınca, kuzeydeki “işlerin” de durması için ciddi bir adım atıldı. Bağdat yönetimi Barzani’nin anlaşma yaptığı tüm şirketlere uyarı gönderip “Bu anlaşmaları tanımıyoruz, sizi de kara listeye alıyoruz” dedi. Konuyu derinlemesine analiz edince ortaya Aziz Nesin’lik bir kara mizah çıkıyor. Bağdat’ın yaptığı ne? Ambargo koymak. Kime koyuyor? Barzani’ye... Barzani nerede oturuyor? Irak’ın kuzeyinde... Bağdat neresi? Irak’ın merkezi... Bir ülke kendine ait bir bölgeye ambargo koyuyor! Gelişmelerin böyle seyretmesini isteyen kim? ABD... ABD kim? Irak’ın işgalcisi... Niçin işgal etmişti? Irak’a demokrasi getirmek için... Getirdi mi? Çoğunu başardım, birazı kaldı, diyor. Kalan kısım ne? Petrol yasası! Başka yorum yok! ankcum࠽cumhuriyet.com.tr IŞIL ÖZGENTÜRK Vatanseverlik Nedir? Ⅵ Baştarafı Arka Sayfada Kaç çocuk marka hayranlığı dışında kendine özel bir giyim tarzı bulmaya uğraşıyor? Kaç çocuk sanal dünyanın dışında arkadaşlarıyla iletişim kurmaya çabalıyor? Kaç çocuk dedesinin ya da anneannesinin hayat hikâyelerini merak ediyor? Kaç çocuk korkudan sesi kısılan bir yavru kediyi kucaklayıp eve getirebiliyor? Kaç çocuk IMF’nin ne olduğunu merak ediyor ? Kaç çocuk aşk şiiri yazıyor? Kaç çocuğun kimselere benzemeyen hayalleri var? Daha onlarca soru sorabilirim ama, şimdiden yüreğim acımaya başladı. Biz çocuklarımıza hiçbir şey öğretemedik; onlar “Saldım çayıra mevlam kayıra” durumundalar. Belki de bu nedenden, adeta yüzümüze çarpar gibi kanlarıyla bayrak yapıp, bir şeyler söylemek istiyorlar. İflas etmiş bir eğitim sisteminin en belirgin örneğini veriyorlar. Bu olgu onları onaylayanların, hatta kutsayanların hiç aklına gelmiyor. Birer ruh zedeleyicisi olduklarının bile farkında değiller. Ve kan hiç durmadan akıyor. isilozgenturk @gmail.com Özlem, acı ve öfke... İstanbul Haber Servisi Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i özleyen binlerce kişi, Dink’in katledildiği Osmanbey’deki gazetenin bulunduğu Sebat Apartmanı önünde yalnızca Dink’i anmak için değil, adalet için de buluştu. Dink’in arkadaşları, onu ve düşüncelerini yaşatmakta kararlı olduklarını bir kez daha, kimi zaman sessizce, kimi zaman da sloganlarla haykırdılar. Dink’in katledildiği saatte, özlem, acı ve öfke birbirine karıştı... Ellerindeki karanfilleri, Dink’in vurulup düştüğü yere bırakanlara, Türkçe ve Ermenice çalınan “Sari Galin” ezgileri eşlik ediyordu. Erkan Oğur’dan Fırat türküsü çalınıyordu. Hrant da Fırat’ın suladığı toprakların çocuğuydu, üniversite yıllarında Fırat adını kullanmayı tercih etmişti. Dink’in eşi Rakel Dink’in konuşması sırasında gözyaşına boğulan dostlarının beklentisi, adaletin daha fazla geciktirilmemesiydi. Cinayetin arkasındaki karanlığın görünürlüğüne karşın siyasi iradenin vurdumduymazlığına isyan eden Dink dostları, ‘sessiz’ protestoyu sürdürmekte bu kez biraz zorlandı. Konuşmalar sık sık “Hepimiz Hrant’ız, adalet istiyoruz”, “Katil devlet hesap verecek” sloganlarıyla kesildi. Cinayete ortak oldukları her gün yeni bir belgeyle ortaya çıkan devlet görevlileri yuhalandı. Polislerin caddeyi ayıran demir kordonunu yıkan göstericiler, yolun iki tarafına da yayıldı. Hintli yazar, aktivist Arundhaty Roy, Rakel Dink’e konuşması boyunca destek oldu. Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamamızı sağlayan Rakel Dink, gazetenin penceresinden yükselen, adaleti sorgulayan sesine eşlik edenlere el sallayarak mikrofonu bıraktı. Dink’in dev posterinin asıldığı Agos gazetesi de gün boyu ziyaretçi akınına uğradı. Agos çalışanları, ortak acıyı paylaşmak için gelenleri, Dink’in gazeteci dostlarını ağırladı. ‘Çevre’siz çevre konferansı Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Pek çok kentte ve yurtdışında da anıldı Tünel’de bir kişi ayağından yaralandı Her yerde tören Haber Merkezi Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink için katledilişinin 1. yıldönümünde yurtiçinde ve yurtdışında anma törenleri düzenlendi. Ankara’da Dink’in öldürülmesini protesto eden dövizler taşıyan bir grup, sloganlar eşliğinde Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önüne geldi. Saygı duruşunun ardından yapılan açıklamada, olayın üzerinden 1 yıl geçmesine karşın olayın “perde arkasının gizlendiği” belirtildi. Gazeteciyazar Can Dündar, “Bundan sonra bize düşen, bayrağı yere düşürmemektir. Önemli olan, buradaki kardeşlik duygusunu yaşatabilmektir” dedi. İzmir’de Dink anısına güvercin uçuran grup, el ele tutuşup Konak’tan Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş yaparak, denize karanfil bıraktı. Dink Mardin’de de İHD, DTP, Belediyeİş Sendikası ve bazı sivil toplum örgütleri tarafından Cumhuriyet Alanı’nda Meryem Ana Kilisesi’nin önünde düzenlenen törenle anıldı. Rusya’nın başkenti Moskova’daki Türk Büyükelçiliği karşısında toplanan bir grup, protestolu anma töreni düzenlerken; Washington’da St. Mary Ermeni Kilisesi’nde Dink için düzenlenen ayine, ağırlıkla Washington bölgesinde yaşayan Amerikan Ermeni toplumunun mensupları katıldı. Polis silaha sarıldı İstanbul Haber Servisi Güvenlik güçlerinin dün Hrant Dink’i anma töreninin ardından Beyoğlu’nda gösteri yapan gruba karşı silah kullanarak bir yurttaşı yaralaması, polisin aşırı şiddetini bir kez daha gündeme getirdi. Tünel’de göstericilere silahla ateş açan polis, işçi emeklisi Kemalettin Rıdvan Yalın’ı ayağından yaraladı. Yalın, cankurtarana bindirilirken “Ben sıradan bir vatandaşım, polis beni ödediğim vergilerle hedef gözeterek vurdu” diye bağırdı. Dink’i anma töreninin ardından dağılan göstericiler, Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. Göstericiler ile Tünel’deki İşçi Partisi (İP) binasından çıkan grup arasında kısa süreli bir çatışma yaşandı. İP binasının camlarının kırıldığı olay sonrasında, Kumbaracı Yokuşu’ndaki MHP binası da taşlandı. “İşte burası faşist yuvası”, “Taksim faşizme mezar olacak” sloganları atan bin kişilik gruba çevreden birkaç kişiden gelen sözlü sataşma üzerine yeniden arbede yaşandı. Polis gösterici gruba havaya ateş açarak ve biber gazıyla müdahale etti. Polisin açtığı ateş sonucu müzik aletleri satan bir mağaza önünde duran Kemalettin Rıdvan Yalın, ayağından yaralandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada ise Yalın’ın seken kurşunla vurulduğu öne sürülürken olaylarda 12 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. VEFAT Eski TSYD Başkanı Onur Belge’nin ağabeyi ORAL BELGE yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak vefat etti. Merhumun cenazesi yarın (Pazartesi) toprağa verilecek. Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirileceği bildirildi. İlçe Milli Eğitim Müdürü adına Şube Müdürü Mustafa Sarıca imzasıyla gönderilen yazıda, her iki okuldan da 25’er kişilik öğrenci grubunun öğretmenleri gözetiminde konferansa getirilmesi istenildi. Konferans, 15 Ocak’ta, belirtilen yerde öğrencilerin katılımıyla yapıldı. Pendik Kaymakamı M. Haluk Saygı’nın da katıldığı konferans öncesi Pendik Müftüsü Dr. Süleyman Aktaş bir konuşma yaptı. Konuşmasına “Müslüman bir ülkeyiz. Hiç terk etmeyeceğimiz şeyse namazdır” diye başlayan Aktaş, Kuranıkerim’den örnekler vererek harp zamanlarında bile namazın terk edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Namazın şartlarını öğrencilerle birlikte sayan Aktaş, suların, toprağın hızla kirlendiğini belirtti. Aktaş, “Ülke bu duruma hocalar yüzünden geldi diyorlar. Hocalar mı kirletiyor” dedi. Salonun boşluğundan şikâyet eden müftü Aktaş, “Bir dahaki sefere bir organizasyon yapalım ve sesimizi gümbür gümbür duyuralım” diye konuştu. Konferansa katılan erkeklerin takkeli, sakallı, kadınların ise türbanlı ve çarşaflı olması dikkat çekti. Konferansın konuşmacısı çevirmen Nurettin Elhüseyni ise konunun uzmanı olmadığını, fakat çevrenin akademisyenler ya da uzmanların işi olmadığını, herkese önemli roller düştüğünü anlattı. Kurallar yok sayıldı Eğitimİş Pendik Temsilcilik Başkanı rehberlik öğretmeni Önder Yılmaz, planlarda olmayan herhangi bir etkinliğe öğrencilerin götürülemeyeceğini belirterek “Kurallar ve çerçeve yok sayılarak gerici etkinliklerin yapılması için adeta inisiyatif kullanılmaktadır. Çevre bilinci anlatılmadığı gibi çevreyi temiz tutmanın tek yolu Müslüman olmakmış gibi bir imada bulunuldu” dedi. AİLESİ CUMHURİYET 09 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog