Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 13 OCAK 2008 PAZAR 8 TÜRKİYE İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Aydın Denizli Zonguldak Açık İstanbul HABERLERİN DEVAMI S S S S B B B B PB 8 4 10 8 14 10 13 10 7 Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara Eskişehir Konya Sıvas Antalya PB 6 PB 5 PB 4 PB 4 S 5 S 2 S 1 S 7 PB 16 Parçalı bulutlu Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars PB 14 PB 13 S 2 B 7 B 0 B 4 S 0 S 1 S 8 Trabzon Ankara Erzurum Hakkari İzmir Antalya Ş.Urfa Adana Yurtta yağış beklenmiyor. Yurdun kuzeydoğu kesimleri parçalı ve çok bulutlu, diğer yerler parçalı ve az bulutlu geçecek. Sabah saatlerinde Marmara ile yurdun iç ve doğu kesimlerinde sis, iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı görülecek. Hava sıcaklığı; yurdun batı kesimlerinde 1 ila 3 derece artacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. Çok bulutlu DIŞ MERKEZLER Oslo K 0 Helsinki K 2 Stockholm K 5 Londra Y 9 Amsterdam B 10 Brüksel B 8 Paris Y 8 Bonn PB 6 Münih PB 7 Yağmurlu Stockholm Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina Zürih B 8 K 3 Y 11 K 9 Y 7 PB 4 Y 15 PB 12 K 6 Moskova Aşkabat Astana Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam Karlı K 1 PB 5 K 14 K 3 PB 0 PB 6 PB 2 B 16 PB 5 Londra Berlin Moskova Belgrad Madrid Ankara Taşkent Tahran Kahire Sulu kar Gök gürültülü Sisli Bulutlu GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada ve beraberlikten söz ediyor. Din konusunda geniş yürekli, geniş anlayış ve kültür sahibi gibi görünerek şov, Türkçesi gösteri yapıyor. Bir tarihte “Ben amacıma varmak için papaz kıyafeti bile giyerim” diyen RTE ile, önceki gün Alevilerin Muharrem orucunda elini kalbinin üstüne koyarak huşu içinde duaya katılan RTE aynı adam. Al birini vur ötekine… Fark etmez! ૽૽૽ Türkiye demokrasi içinde her konuda ve sorunda yüzsüzlük, iki yüzlülük yaşıyor. Dün yok bugün var diyen, ülkeyi “çağdaş medeniyetler seviyesine” çıkaracağını söyleyerek çağdışılığa soyunan dinci bir kafa; bir günde sanki zemzem suyuyla yıkanmışçasına başka bir dünyanın adamı oluveriyor. Ne ki, Alevi kuruluşları RTE’nin bu manevrasına kanmadı. Devletin her türlü maddi ve manevi desteğini seferber etmesine, Alevi işadamlarını yalan yanlış bilgilerle Muharrem orucunun ilk iftar gecesi için kandırmasına, Alevi politikalarında kullandığı çamurdan bir ağzın, böyle bir geceye, aldatmacaya karşı çıkan Alevi örgütlerini “şarlatan” diye aşağılamasına karşın.. ne oldu? Şu oldu: Türlü vaadi yutmadı Aleviler. Beş yıldızlı oteldeki iftara 298 Alevi derneğinden sadece beşi kimi gazeteye göre sadece altı veya sekizi katıldı. İlk kez ama ilk kez toplumda bir inançta, bir amaçta olanlar bu iktidara karşı birleşti. Alevi dernekleri, iktidarın aldatmacaya dayalı iki yüzlü davranışına ve her türlü maddi olanağı sergilemesine karşın bilinçle direnilebileceğini toplumun öteki kesimlerine kanıtladı. Hareketi, sonuncu olmaması dileğiyle kutlamak gerek! ૽૽૽ 2002’den beri iktidarda olan RTE; beş yıl sonra “uyanıyor”. Hiç kuşku yok; RTE’nin Alevilere birden yakınlaşmasının altında başka hesaplar yatıyor. İlk aşamada Alevileri bölmeye girişti, başaramadı. Önceki akşam gerçek suratında patladı. Alevilerin, beş yıldır söyleyegeldiği Sıvas katliamından sanık, Madımak Oteli’nin müzeye çevrilmesi.. cemevlerinin ibadet yeri olarak kabul görmesi.. din derslerinin zorunlu ders olmaktan çıkarılması gibi doğal ve insancıl isteklerini RTE duymazlıktan geldi. Bu kez papaz elbisesi yerine, Alevilerin geleneksel inançlarına sarıldı. Muharrem iftar yemeğindeki kucaklayıcı, okşayıcı bir nutukla Alevileri yan cebine koyacağını sandı, olmadı. Zira, RTE’nin bu manevrasını Aleviler yutmadı. Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş; “Bu yıl bütçe görüşmelerinde Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden Alevilere de bütçe ayrılmasını gündeme getirdik. Bir AKP’li milletvekili ‘Alevilere para verirsek satanistler de ister, satanistlere de mi para verelim’” dediğini açıkladı. Böyle bir kafadan, anlayıştan ne bekleyebilirsiniz ki... ૽૽૽ Şimdi bu kafanın başkanı her zamanki davranışıyla geçen yılları elinin tersiyle çöpe atıyor, “canlara” sesleniyor. NTV’nin canlı yayınından sonraki haber bülteninde sunucu Mirgün Cabas’ın anlaşılmayan bir heyecanla konuşmanın özetini üstelik kimi cümlelerin altını çizerek birkaç kez yinelemesi.. mesleğini AKP’ye adayan Nilgün Balkaç’ın RTE’nin Alevilere çağrılarını durmadan tazelemesi.. ve diğer TV’lerin, RTE adeta bir devrim yapıyormuş gibi özenle bezenli, tam destekli yayınları.. olayın görsel medyada RTE hesabına ne denli ve nasıl algılandığını gösteriyor. Alevi geleneğinde Muharrem ayı bir yas ayı. RTE bu tarihsel gerçeği bile siyasal ihtiraslarına alet etmekten çekinmedi. Çekinmez de; bakmayın her etnik gruba, her dine veya inanca saygılı görünmesine. Oysa böyle görünerek her etnik grubu, her inancı avucunun içine almak istiyor. Ötesi palavra! Fethullah Gülen’e ‘Feto’ diyen gazeteciyi cumhuriyet savcısı tehdit etti GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY ‘Özür dile yoksa yakarım’ İstanbul Haber Servisi Adıyaman’ın Gerger ilçesinde yayın yapan Fırat gazetesinin sahibi Hacı Boğatekin hakkında, “Feto ile Apo” başlıklı yazısı nedeniyle soruşturma başlatıldı. “Basın yayın yoluyla terör örgütü propagandası yaptığı”, “suçu ve suçluyu övdüğü” iddia edilen Boğatekin, savcıya ifade vermek için gittiği adliyede, polislerce tartaklandığını belirtti. Gazeteci Hacı Boğatekin, savcıyı Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikâyet etti. Gerger Cumhuriyet Başsavcılığı, gazetenin 4 Ocak 2008 tarihli sayısındaki köşe yazısı nedeniyle Boğatekin hakkında soruşturma başlattı. Savcılıkta ifadesi alınan Boğatekin, tutuklanmasını istemiyle mahkemeye sevk edildi. Gerger Sulh Ceza Mahkemesi, Boğatekin’in tutuklanması yönündeki talebi reddedip soruşturma dosyasını savcıya iade etti. Mahkeme, Boğatekin’in kaçma şüphesinin bulunmadığını belirtti. HSYK’ye şikâyet etti Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Sadullah Ovacıklı bu karara da itiraz ederek gazeteci hakkında yakalama emri çıkarılmasını istedi. Boğatekin de savcı Ovacıklı’yı kendisine hakaret ettiğini ileri sürerek Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikâyet etti. Boğatekin, kurula gönderdiği dilekçede, çağrılması üzerine 8 Ocak’ta savcılığa gittiğini belirterek “Savcı Ovacıklı sorunca, ‘Feto’nun Fethullah Gülen’in, Apo’nun da Abdullah Öcalan’ın halk arasındaki lakabı olduğunu’ söyledim. Bunun üzerine hiddetlendi” dedi. Ovacıklı’nın “Teröriste ne dersen de ama Türkiye’de milyonların gönlünde taht kuran Fethullah Gülen hoca efendi hazretlerine ‘Feto’ diyemezsin. Onu bu denli alaya alamazsın. Bir sonraki yazında hoca efendiden özür dilersen üstüne gelmeyeceğiz.Yoksa seni yakarım” dediğini ileri sürdü. Koruma talebi Boğatekin, şöyle devam etti: “ ‘Odamdan çık dışarı. Resmi ifadeni alacağım’ dedi. Ben de bu koşullar altında susma hakkımı kullandım. Polisleri çağırdı. ‘Alın bunu, bu tutukludur. Mahkemeye gidecek’ dedi. Polisler üzerime yürüyerek hakaret ettiler.” Olaya üç muhabirin tanık olduğunu belirten Boğatekin, savcı hakkında soruşturma başlatılmasını istedi. “Koruma” talebinde de bulunan Boğatekin, “Şahsıma, aileme ve gazetemize yönelebilecek her türlü haksız ve hukuksuz saldırılardan Gerger Cumhuriyet Savcısı ile İlçe Emniyet Müdürlüğü’nü sorumlu tutuyorum” dedi. 40 yıldır gazetecilik yaptığını belirten Boğatekin düşünce ve ifade özgürlüğünün anayasal hak olduğunu anımsatarak “Ben yazımda laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘tarikat ve şeriat’ tehlikesi altında bulunduğunu, en büyük tehlikenin Fethullah Gülen tarikatı olduğunu yazdım. Feto ile Apo güçleri arasında bir mücadelenin olduğunu, ordunun da şehirleri tarikatlara bırakıp dağlarda PKK kovaladığını söyledim.Yarınlardan endişeli olduğumu belirttim” dedi. DAĞLICA TABUR KOMUTANI ‘İhanete uğradık’ YUSUF ZİYA CANSEVER Erdoğan, Dünyagöz Grubu’nun Etiler’deki hastanesinin açılışını yaptı. (VEDAT ARIK) İstediği gençliği tarif etti İstanbul Haber Servisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “milli ve manevi değerlerle eğitilmiş gençlerin en değerli kıymet” olduğunu, milli ve manevi değerlerden yoksun gençlerin ise “kısmi sorunlara kaynaklık” edeceğini ileri sürdü. Erdoğan, dün İstanbul’da çeşitli açılışlara katıldı. Erdoğan ilk olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 40 okulda yaptırdığı spor salonlarının açılışını yaptı. Darüşşafaka Ayhan Şahenk Spor Salonu’nda düzenlenen törende konuşan Erdoğan, “milli ve manevi değerlerle eğitilen gençlerin” Türkiye’nin avantajı olduğunu, ancak “milli ve manevi değerlerden yoksun, topluma uyum sağlayamayan gençlerin de kısmi sorunlara kaynaklık edeceğini” ileri sürdü. Dünyagöz Grubu’nun Etiler’deki hastanesinin açılışını yapan Erdoğan, geçen hafta Diyarbakır’da bombalı saldırıda yaralananları ziyaret ettiğinde kendinden yardım isteyenlere bunun sözünü verdiğini anlatarak, “Herkes belki Tayyip Erdoğan’a ulaşamayabilir. Gerekirse benim valim, kaymakamım, il sağlık müdürüm, atlayacak arabasına, nerede acaba rahatsız bir hasta var, onunla tek tek ilgilenecek’’ dedi. Devlet hastaneleri kiralaycak Başbakan Erdoğan, girişimcilerin kuracakları hastaneleri devletin 2530 yıllığına kiralayacağını, böylece kent hastaneleri oluşturacaklarını, ayrıca İstanbul İkitelli’de Türkiye’nin en büyük hastanesini inşa edeceklerini açıkladı. VAN Hakkâri’nin Yüksekova ilçesi Dağlıca bölgesinde 12 askerin şehit olduğu çatışma sırasında 8 askerin kaçırılmasıyla ilgili olarak rapor hazırlayan Dağlıca Tabur Komutanı Topçu Yarbay Onur Dirik, askerlerden Mardinli er Ramazan Yüce’ye sert tepki göstererek “Ramazan Yüce vatanına ve birliğine ihanet etmiştir” dedi. Dirik raporunda, 2123 Ekim tarihleri arasında tabur ana üs bölgesi ve iki ileri üs bölgesinin tümünü kapsayan ısrarlı taciz ve sızma girişimlerinin olduğunun altını çizerek “Sonuç olarak sızma girişimleri bertaraf edilmiştir. Keri Tepe’deki sızma ise her türlü çabalara karşın engellenemeyerek kayıplar verilmiştir” dedi. Yarbay Dirik, raporunda şu değerlendirmede bulundu: “Yüce, olaydaki en belirgin şüphelilerden birisidir. Hiçbir baskı altında kalmadan kendi rızası ile silahını da yanına alarak teröristlere teslim olmuştur. Bununla da yetinmeyip kendi arkadaşlarına ‘teslim olun’ çağrısı yaptığı anlaşılmıştır.Yüce’nin bu teslim olun çağrısı birliğin moralini bozmuştur. Olayı kasıtlı yapmasının diğer bir kanıtı ise olay öncesinde arkadaşları ile yaptığı konuşmalardır. Kendisinin, ‘PKK bizden daha iyi’, ‘benim yerim burası değil dağlardır’, ‘ben onları çok seviyorum’ yönündeki sözleridir. Ayrıca olaydan bir gün önce terhis olan 4 askerin tabur merkezine indiği sırada ‘İnşallah gidemezsiniz, havaya uçarsınız’ diye bağırdığı ifade edildi.” Ancak ben bu açılımı eksik buluyorum. Hazır açılmışken, denizaşırı açılsak... Aracıları kaldırsak... Merkez Bankası’nı doğrudan New York’a taşısak. Washington daha uygun, ama bir başkentten öteki başkente taşınmasını ola ki anlatmak zor olur... Merkez Bankası oraya taşınmışken, Hazine’yi ve ilgili bakanlıkları da yerli yerine koymak gerek. Uluslararası finans çevrelerinin Türkiye’den sorumlu devlet bakanının da Merkez Bankası’nın hemen yanında yer alması, yürütme bakımından kaçınılmaz. Başbakan öteki kamu bankalarının da taşınacağını söylüyor. Anlaşılan, bu bankaları alacak olan yabancılar yeni yer olarak İstanbul’u seçtiler. Açıklamasını Başbakan’a bıraktılar. Bu da iyi bir açılım... ૽૽૽ Hazır açılmışken Ankara’daki pek çok kurumu da açmakta yarar var. Antalya’daki pek çok turistik işletme yabancıların eline geçti. Seyahat acentelerinde de çoğunluk yabancılaştığına göre, Turizm Bakanlığı Antalya’ya taşınabilir. Kültür Bakanlığı sanırım artık gereksiz. Topluma kültür gerektikçe Osman Yağmurdereli birkaç kepçe dağıtır. İyi dağıtır! Hiçişleri Bakanlığı ile ilgili fazla yoruma gerek yok... Düşişleri Bakanlığı için iki seçenek önerebiliriz: 1 Tercüme Bakanlığı olarak devam eder. 2 Brüksel’e taşınır. Yerinden yönetim ilkesinin bir maddesi daha gerçekleşmiş olur. Ya Tarım Bakanlığı?.. Sözcükleri birleştirince adı ne güzel oldu: Yatarım Bakanlığı! Hükümetler değişir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın adı oldum olası değişmez: Enerjide Tatlı Kıyaklar Bakanlığı! Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da 2008 icraatı ile yepyeni işlevler üstlenip adında açılım yapacak: Çatışma ve Sosyal Gerginlik Bakanlığı! Diyanet İşleri Başkanlığı nereye taşınmalı? Bunun kararını en iyi Fethullah Efendi verir. Nereye arzu ederse yerleştirilir. Vatikan’ın yanı fena durmaz... Bakarsınız memlekette olsun der, New York’un az ötesinde bir yere taşınmasını ister. ૽૽૽ Bütün bunlardan sonra elbette soracaksınız: Boşbakanlık’ı, affedersiniz Başbakanlık’ı nereye taşımalı? Doğrusunu isterseniz ben yere göğe sığdıramıyorum. Ne demişti şair: Sana dar gelmeyecek binanın temelini kimler kazsın, tüm Türkiye’yi verelim desek sığmazsın! Benim önerim, Başbakanlık’ın uçağa taşınması. Şöyle büyükçe bir uçağa... İç içe odalar olur. Hazine’nin bir kısmı da konur. Böylece havada yakıt ikmalinin yanında bir de havada nakit ikmali geliştirilir. Böyle bir uçak yoksa da sipariş edilir. Özel olarak Tayyip9999 tipi bir uçak! Tüm sülaleyi alacak cinsten! Böylece Osmanlı’nın lale devrine inat, yepyeni bir çığır da açılır: Sülale devri! ankcum࠽cumhuriyet.com.tr BÜYÜKELÇİLİKTEN KUTLAMA Küba Devrimi 49 yaşında İstanbul Haber Servisi Amerikan emperyalizmine karşı kazanılan Küba Ulusal Devrimi’nin 49. yılı nedeniyle Küba Büyükelçiği, Ortaköy Feriye Lokantası’nda bir kutlama düzenledi. Küba Büyükelçiliği 1. Sekreteri Alejandro Simancas Marin, “Türkiye ile aslında birbirimize çok yakınız, aramızdaki tek sorun coğrafi mesafe” dedi. Küba’ya Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) dayatmasıyla uygulanan abluka karşısında Türkiye’nin izlediği tutuma dikkat çeken Marin, “Her yıl Birleşmiş Milletler’deki uluslararası topluluk arasında gerçekleşen abluka hakkındaki oylamada, Türkiye tek yönlü ABD ablukası karşısında Küba’nın yanında yer almıştır” diye konuştu. Marin, bu yıl düzenlenecek olan çeşitli etkinliklerin, devrimin 50. yılına adanacağına işaret etti. Küba Ulusal Devrimi’nin 49. yılı kutlamalarına katılan 68’liler Birliği Vakfı Başkanı Sönmez Targan, Küba Ulusal Devrimi’nin, Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla benzeştiğini belirterek “Gerek Küba Devrimi, gerek Ulusal Kurtuluş Savaşımız emperyalist düşünceler güden ülkelere karşı kazanıldı” dedi. ARAT DİNK’İN İDDİASI ‘Babam valilikte tehdit edildi’ AYŞE SAYIN / IŞIL ÖZGENTÜRK İzninizle bugün biraz kendimi öveyim. Efendim, ben tam bir birinci dereceden sorumlu tüketiciyimdir. Benim gibi cebinde kaç para olduğunu bile bilmeyen birinin, ansızın sorumlu bir tüketici haline dönüşmesi dostlarım için çok ciddi bir bilmecedir. Bazıları bu işe bozulur.. çünkü en lüks, adı en çok anılan lokantalarda bile, beğenmediğim bir yemeği yeniden mutfağa göndermek gibi bir becerim vardır. Bu beceriyi nasıl edindim bilmiyorum; rahmetli anneme göre bende müthiş bir adalet duygusu varmış, yani hâkim olacakken yazar oluvermişim. Şimdi birkaç vukuatımdan söz edeceğim ve siz bana hak vereceksiniz. İşte manevi baskı buna denir. Bakar mısınız, size hiçbir söz hakkı tanımıyorum. Öyle, en iyisi başlayalım: Daha tıfıl bir gazeteciyim, o zaman mekânımız Cağaloğlu.. karnımı doyurmak için orta ölçek bir lokantaya girmişim. Canım da fena halde sosis ve patates çekiyor, ısmarlıyorum. O da ne, önüme belli ki, yirmi kez kullanılmış bir yağda kızartılmış, yarısı yanmış patatesler ve büzüşmüş bir sosis konuyor. Hemen itiraz ediyorum, garson “Bizde bu kadar” diyor, şefi çağırın diyorum, az sonra şişman, kızgın bir adam geliyor, daha ağzımı açmadan, “Beğenmediysen yeme”, diyor. Öyle mi, ben ne yapıyorum.. doğru gazeteye gidip o lokantanın bütün bilgilerini ediniyorum ve belediyeye ciddi bir şikâyette bulunuyorum; çünkü lokantanın ruhsatı yok. Belediye lokantayı altı hafta kapatıyor. Şimdi en kıyak vukuatlarımdan birine sıra geliyor. Artık büyümüşüz, bir arkadaşımı The Marmara’nın tepe barında içkiye davet ediyo Birinci Dereceden Sorumlu Tüketici ANKARA TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu içinde kurulan Hrant Dink ve Festus Okey Cinayetlerini Araştırma Alt Komsiyonu’nun görüştüğü Celalettin Cerrah, Trabzon istihbaratının kendilerine gerekli uyarıda bulunmadığını savunarak, “o beldede herkes cinayetin işleneceğini biliyor ama biz doğal olarak bilemeyiz” itirafında bulundu. Arat Dink ise babasının valilikte “Sokakta serseriler var, başınıza bir şey gelir” diyerek tehdit edildiğini söyledi. Cumhuriyet, alt komisyonun yetkililerle yaptığı görüşmelerin özetlerine ulaştı. Vali Güler, Dink cinayetinin “Hablemitoğlu cinayeti gibi profesyonel bir cinayet olmadığını” söyledi. Güler, şunları söyledi: “2004 yılında azınlık işlerine vali yardımcısı bakıyordu. Hrant Dink çağrılıp iyi niyetle ve nezaket kuralları çerçevesinde uyarılmak istendi.” Dink’i çağırarak, yanında bulunan ve MİT mensubu olduğu belirtilen iki kişi ile birlikte tehdit ettiği ileri sürülen Vali Yardımcısı Ergün Güngör ise “Sadece hassasiyetleri paylaştık” savunmasını yaparken, devreye giren Güler’in “Devlet böyle tehdit etmez, yapsa başka türlüsünü yapardı. Valilikte gerçekleşen görüşme çok önce olmuştu ama Dink’in ölümünden kısa bir süre önce yazısında bu olaydan bahsettiği için gündeme geldi, şanssızlık burada” demesi dikkat çekti. rum. Viski istiyoruz, viski geliyor, ama ben ve arkadaşım viskiyi göremiyoruz. Sadece bardağın dip kısmında sarı bir şerit var. Garsonu çağırıp, “bardakta viski göremediğimizi, bunu değiştirmelerini” söylüyorum, yanıt muhteşem: “Büyük otellerde viski böyle verilir.” Öyle mi, hay Allah.. ben de viskinin bardak dolusu verildiği Yunanistan’dan yeni dönmüşüm.Tabii iş büyüyor, üstelik burada garsonun ciddi bir küçümsemesi söz konusu. Anlayamadım neden bizi büyük otel müşterisi gibi görmedi. Belki de çok güldüğümüz için. Neyse.. viski, olması gerektiği gibi geliyor. Bende de vukuat bitmiyor, çok ünlü bir sinema oyuncusu beni çok özel bir yerde yemeğe davet etmiş, dekor muhteşem, kadife perdeler, yumuşak bir ışık.. ama ben aç kalıyorum. İtalyan mutfağı ayağına yüklüce bir hesap geliyor, ünlü oyuncumuza kıyamıyorum ve hesabı inceliyorum, epeyce bir indirim yaptırdığımı söylemeliyim. Ne sinirim.. öyle değil mi? İtalyan dedim ya, komik bir hikâye anlatayım: Arkadaşlarla bir pazar, bir güzel kafeye gitmişiz. Sabahtan, scrabble oynuyoruz, hikâyeler anlatıyoruz ve tabii bu arada çaylar, kahveler, meyve suları gidip geliyor. Bir ara acıktığımızı fark edip hemen oracıkta bir şeyler ısmarlamaya karar veriyoruz. Mönüyü istiyoruz, mönüdeki bütün yemek adları İtalyanca.. canım domates soslu kıymalı makarna çekiyor, mönüdeki adıyla spagetti a la Bolognese, garsona bu ad yerine sadece “kıymalı makarna” diyorum ve garson beni düzeltiyor: “Yani spagetti a la Bolognese istiyorsunuz..” neyse, öyle diyorum. Sonra koskoca bir tabakta birazcık makarna geliyor, tabak buz gibi, şefi çağırıyorum, İtalya’da herhangi bir lokantada bu yemek soğuk tabakta getirilmez, tabak ısıtılır. Madem her şey İtalyanca, öyleyse tabağı ısıtıp getirin... Şimdi ben çok mu mızmızım? Siz karar verin. Son vukuatım ise muhteşem neticelendi. Küba yolculuğum sırasında size Pronto Tur’dan ve bir iletişim hatasından söz etmiştim. Pronto Tur beni aradı ve Che’ye gidemeyen dostlarımın en azından gönüllerini almak ve belli bir miktar (ekstra tur ücretini) ödemek istediklerini söylediler. Doğrusu bu benim çok hoşuma gitti. Ayrıca Feride Hanım sağlığı elverirse Küba’ya uçurulacak ve Che’yi ziyaret edecek. Teşekkürler Pronto Tur. Bir teşekkür de ben hak etmiyor muyum? Not: Karın tadına varamadım, sanırım siz de öyle.. ben de sizin için bir kar fotoğrafı seçtim. Bari kendimizi kandıralım. isilozgenturk@gmail.com MADRİD’DE YAPILACAK Medeniyetler İttifakı forumuna 350 konuk Dış Haberler Servisi İspanya ve Türkiye’nin eşbaşkanlığında ortaya atılan ve Birleşmiş Milletler nezdinde yürütülen Medeniyetler İttifakı projesinin 1516 Ocak’ta İspanya’nın başkenti Madrid’de yapılacak1. forumuna, Medeniyetler İttifakı Dostluk Grubu’nda yer alan 70’in üzerinde ülkeden 350 konuğun katılacağı bildirildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, BM Genel Sekreteri Ban Kimun ve Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi Jorge Sampaio’nun açılısını yapacağı foruma, birçok ülkeden devlet ve hükümet başkanları, bakanlar, dini liderler, siyasetçiler, iş adamları, gazeteciler, kültür ve sanat dünyasından önemli isimler katılacak. CUMHURİYET 08 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog