Bugünden 1930'a 5,439,171 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9 TEMMUZ 2007 PAZARTESİ 10 DIŞ HABERLER dishab࠽cumhuriyet.com.tr Atina, boşa çıkan umutlara karşın Yeniİslamcı hükümeti desteklemeye devam ediyor DEĞİŞEN DÜNYADAN HÜSEYİN BAŞ ‘İyi çocuk Erdoğan...’ STAVROS LİGEROS Soykırım ve Soykırımdan Sabıkalı Pazarlayıcıları.. Türkiye’nin yıllardır başını ağrıtan sözde Ermeni soykırımını uluslararası düzeye taşıma çabaları aralıksız sürüyor. Bu konuda başı çeken Fransa’da, aklın sınırlarını ne denli zorlasa da, soykırımın alenen inkârını cezalandıran bir yasa bile var. Le Monde gazetesinin, bu saçma sapan yasanın kabulü öncesi 12 Ekim 2006’da yayımladığı başyazısında politikacıları “kendilerini doğruların bakanlığı düzeyine çıkarmamaya” çağıran uyarılarına karşın yasa 577 vekilden oluşan meclisin 453 vekilinin katılmadığı bir oturumda 19’a karşı sadece 119 oyla kabul edilmişti. Oysa 2005’in son aylarında Fransızların sömürge döneminin bazı iyi ve olumlu yanlarının (!) okul kitaplarında yer almasıyla ilgili yasa önerisi, “tarihi siyasetçilerin değil, tarihçilerin yazması gerektiğini savunan” ve önde gelen çok sayıda tarihçi ve öğretim üyesinin yanı sıra bizzat Cumhurbaşkanı Jacques Chirac tarafından da desteklenen bu aklı başında yaklaşımın ağır basmasıyla rafa kaldırılmıştı. ૽૽૽ Ne var ki sözde Ermeni soykırımın inkârını cezalandıran tasarı gündeme geldiğinde, yukarıdaki gerekçe bütünüyle unutulmuş ve “soykırımın inkârını cezalandıran tasarı” az katılımla da olsa meclisten geçmişti. Daha açık bir deyişle, tarihi politikacıların değil, tarihçilerin yazması gerektiği tezi birinci tasarının reddini sağlarken ikinci tasarıda aynı gerekçe, sözde Ermeni soykırımının inkârını cezalandıran tasarı gündeme geldiğinde işe yaramamıştır. Bu açıdan bakıldığında sözde Ermeni soykırımının inkârını cezalandıran yasa, ciddi bir devlete yakışmayan, açık ve net bir ‘çifte standart’ örneğidir. Fransa’nın ardından Belçika, Hollanda ve İsviçre de sözde Ermeni soykırımının inkârını cezalandıran ülkelere katılmışlardır. Birleşik Devletler’de ise bugüne kadar ertelenen benzer bir tasarının yasalaşması için meclis aritmetiği hazırdır ve büyük bir olasılıkla uzak olmayan bir zamanda kabul edilecektir. Birleşik Devletler ve Fransa’nın sözde Ermeni soykırımını uluslararası düzeye taşımak için yoğun ve sürekli çaba göstermelerinin ardında kuşkusuz bu iki ülkedeki Ermeni diyasporasının siyasal ve ekonomik ağırlığının bulunduğu kimse için sır değil. Bir başka önemli neden ise Türkiye’nin bu yolla sürekli baskı altında tutulmasıdır. Ankara’nın sorunun konuyla ilgili tüm belgelerin tarihçiler tarafından uluslararası düzeyde incelenerek değerlendirilmesi önerisine, sözü edilen baskı olanaklarını riske atmamak için kulak tıkamaktadırlar. ૽૽૽ Ama olayın çoğunlukla geçiştirilen, ne var ki kanımızca üzerinde durulması gereken yanı, “soykırım pazarlamacılarının” tümünün yüzyıllarca süren sömürgecilik ve yeni sömürgecilik dönemleriyle ilgili karanlık geçmişleridir. Bu ülkelerin insan hakları ihlalleri, işkence, taIan, soygun, köle ticareti ve sayısız soykırım suçundan oluşan sabıka dosyaları oldukça kabarıktır. Birleşik Devletler, Kuzey Amerika’nın yerli halkının soyunu kurutmaktan, köle ticareti ve yüz kızartıcı ırk ayrımından, Latin Amerika’da ise toplu kıyım, talan ve soygunlardan sabıkalıdır. 2. Dünya Savaşı’nda hiç gerek yokken Dresden’i yerle bir edip binlerce sivili öldürmüş, yine hiç gerek yokken Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı nükleer bombalarla yüz binlerce insanı yok ederek tarihin ilk ‘nükleer soykırımını’ gerçekleştirmiştir. Yakın tarihteki yeni sömürgecilik döneminde Vietnam ve Irak dahil dünyada milyonlarca insanın yaşamına mal olan kundaklamadık savaş, soymadık ülke bırakmamıştır. Küçük Belçika ve Hollanda, Afrika’da ve Pasifik’te, boylarını aşan sömürgelerinde nüfuslarından binlerce kez fazla yerli halkın katliamından, zenginliklerinin talanından, köle ticareti ayıbından sabıkalıdır. “Sözde Ermeni soykırımı”nın ateşli savunucusu Fransa ise sözü edilen sabıkalar açısından apayrı bir yere sahiptir. Sabıka dosyası sömürgecilik, köle ticareti ve yakın tarihlere kadar süregelen yeni sömürgecilik konusunda hayli zengindir. Mağrip, özellikle de Cezayir’den Çin Hindi’ne, Afrika’dan Pasifik’e uzanan bir coğrafyadaki toplu kıyımlardan, birden fazla soykırımdan sorumludur. Madagaskar, Çin Hindi ve Cezayir katliamları bunun ilk akla gelen örnekleri arasındadır. Bu konudaki son sabıkası ise Ruanda soykırımıyla ilgilidir. 1994’te Ruanda’da 800 bin ila 900 bin etnik azınlık Tutsiyle, diktatör Habyarimana rejimi muhalifi Hutu’nun en acımasız bir biçimde katledildiği soykırımda, Fransa’nın etnik çatışmayı önlemek amacıyla giriştiği ‘turkuaz’ operasyonu sırasında, çatışmayı durdurmak yerine Anglosaksonların giderek artan etkisini önlemek amacıyla bu korkunç katliama seyirci kaldığı, dahası birliklerinin soykırıma bizzat katıldıkları, o günlerden bu yana çeşitli davalara konu olması yanında yoğun bir biçimde tartışılıyordu. ૽૽૽ Ciddi Le Monde gazetesi 3 Temmuz 2007 tarihli nüshasında manşetten girdiği başkanlık sarayının (Elysee) konuyla ilgili resmi belgelerinin de yer aldığı tam sayfalık yazısında, yukarıda sözü edilen tartışmalara açıklık getirmekte ve ne yazık ki Fransız birliklerinin Habyarimana rejimine silah ve politik destek sağlaması yanında Ruanda soykırımdaki aktif rolünü net bir biçimde ortaya koyar görünmektedir. Sorun dava konusudur ve Le Monde’un yayımladığı belgeler yargıya intikal etmiştir. Umarız gerçek ortaya çıkacaktır. Ama sözde Ermeni soykırımı şampiyonu Fransa, şimdiden Ruanda’da soykırıma uğrayan 900 bin Tutsi ile rejim karşıtı Hutu’nun yanı sıra Mağrip ülkelerinde kıyıma uğrayan ve köle ticaretine kurban edilen milyonların anısına da anıtlar dikmeye ve sayılan soykırımların inkârını cezalandıran yasalar çıkarmaya hazırlanmalıdır! T ürkYunan ilişkileri yeniden durgun sulara döndü. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ta seçim öncesi yaşananlar, esaslı bir diplomatik girişime izin vermiyor. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs konusuyla ilgili girişimler 2008 yılına ertelendi. O zamana kadar her şeyin yerli yerinde kalacağı (sorunlar donduruluyor) varsayılıyor. Yaklaşık 10 gün önce Karadeniz Ekonomik İşbirliği Zirvesi sırasında yapılan KaramanlisErdoğan görüşmesi tamamen ve tipik olarak seçim öncesi bir görüşmeydi. Bu görüşme, Karamanlis’in hem sağdıcına (Erdoğan’ın kızının nikâh şahidi olduğu için) bir hediyesi hem de Atina’nın Yeniİslamcı hükümeti tercih ettiğinin bir göstergesiydi. Ancak “mavi” (Yunanistan’da iktidardaki YDP partisinin bayrağı mavi) hükümetin tutumu sadece Adalet ve Kalkınma Partisi ile ideolojik akrabalığından kaynaklanmıyor. Yunanistan’da hemen tüm siyasi çevreler, komşu ülkenin direksiyonunda, Kemalizm sonrası kurulu düzenin temsilcileri olacağına, Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP’nin bulunmasını tercih ediyor. Yeni nesil İslamcıların daha ılımlı, TürkYunan konularıyla Kıbrıs konusuna daha yapıcı bir yaklaşımları olduğundan yola çıkılarak bu şekilde değerlendirme yapılıyor. Bu görüşün haklı bir tarafı olduğu gibi, abartılmış tarafı da var. Üstelik bunun, yani İslamcıların olumlu olduklarına dair somut kanıtlar da yok. Erdoğan hükümeti şüphesiz tüm bu yukarıdaki konularda, Genelkurmay Başkanlığı ile Kemalist görüşe sahip diplomatik kurulu düzenin onayıyla hareket etmek zorundadır. Sorun sadece bununla sınırlı değildir. Yeniİslamcılar hem son derece milliyetçi hem de askeribürokrasinin yayılmacı hedeflerini paylaşmaktadır. Bu durum, Atina’dakiler tarafından göz ardı edilen çok ilginç bir sentez oluşturmaktadır. (Erdoğan’ı zor durumda bırakmamak için) karşılık vermedi. Her zaman çok dikkatli bir tutum sergileyen Ortodoksluğun lideri bile Türk devletinin engellemelerinden artık bezdi. Bu engeller, Ankara’nın AB sorumluluklarıyla tamamen ters düşmektedir. Aynı durum TürkYunan konuları için de geçerlidir. Türkiye’nin AB ile üyelik müzakerelerinin devamı için Yunanistan ve Kıbrıs’ın (GKRY) “evet” oylarına yaşamsal anlamda ihtiyacı vardır. Ancak buna rağmen Ankara’nın çizgisinde hiçbir sapma olmamıştır. Türkiye Ege’deki yayılmacı taleplerinden de taviz vermeden yoluna devam etmektedir. Üstelik bu konuda sürekli gerginlikler yaratmakta ve bu durum bazen “mini” krizlere yol açmaktadır. Türkiye’nin tutumuna cevap olarak Atina hâlâ “yatıştırma diplomasisi” uygulamaktadır. Yunanistan’ın tüm beklentisi, Ankara’nın AB ile müzakereler çerçevesinde izleyeceği siyasi tutum ve Avrupa standartlarına ne kadar uyum sağlayacağıdır. Ancak Atina’nın bu ümitleri de boş çıktı diyebiliriz. Yunancadan çeviren: Murat İlem (Kathimerini gazetesi, Yunanistan, 3 Temmuz) Gazze’de dökülen kandan ders çıkarmak Filistin’de olanları ne yazık ki hâlâ ABD yönetimiyle İsrail belirliyor REMZİ BARUD H Karamanlis’in KEİ’deki dikkatli tutumu Kostas Karamanlis ilk dönemler Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la olan kişisel ilişkilerinin ikili ilişkilere de yansıyarak daha yapıcı bir ortam yaratacağına inanmıştı. Bu ümitler doğru çıkmadı. Buna rağmen, Atina Yeniİslamcı hükümeti desteklemeye devam ediyor. İşte bu nedenle Başbakan Karamanlis, İstanbul’daki KEİ zirvesinde Türk meslektaşını rakipleri karşısında zor durumda bırakabilecek herhangi bir açıklama yapmaktan özenle kaçındı. Karamanlis’in bu dikkatli tutumunun kurbanı ise Fener Patrikhanesi oldu. Bartholomeos’un dramatik çağrısına Atina bu nedenle amas ve El Fetih arasında geçen haftalarda miniiç savaşa dönüşen çatışma hem eski hem yeni. Bazı unsurları tamamen Filistin’e özgüyken çoğunluğu ABDİsrail istihbarat servislerinin ve hükümetlerinin emirleri doğrultusunda imal edildi. El Fetih ve Hamas arasındaki gerilimlerin 10 yılı aşkın bir geçmişi var. El Fetih 1960’lardan bugüne kendisine Filistin siyasetinin tepesinde tekleşmediyse de üstün bir konum atfetti. Zaman zaman Yaser Arafat’ın hareketiyle aynı platformda yer alan örgütlerin laik, sosyalist yada dini olsun ancak ufak bir alanı oldu. Aradan geçen yıllar içinde El Fetih, ᮣ İsrail, Filistinlilerle mücadeleleri arasındaki bağlantı Filistinliler arasındaki ayrılıkların olarak kaldı. Ancak El Fetih’in homojen bir ulusal projeyi Batı Şeria’da da yıkması için yapı olarak görülmemesinde yarar var. El Fetih’in güvenlik sorumlusu elinden geleni yapıyor. El Fetih şimdi Muhammed Dahlan ve benzerleri İsrail’in 60 yıllık işgal boyunca yapamadığını El Fetih’in itibarını telafisi mümkün yapmak üzere. Kavganın tüm acılarına olmayacak şekilde zedelediyse de, karşın Filistinlilerin buradan hareket ve on yıllara yayılan mücadelesi ders çıkarmasını bu bireylere indirgenmemeli. “Filistin halkının tek temsilcisi’’ Filistin Kurtuluş umarız... Örgütü içinde yıllardır hâkim olan El Fetih için Hamas’ın yükselişi plan alındığında, Hamas ve El Fetih’in amaçlarına dahilinde değildi. 2000’deki ikinci intifada, barışçıl yöntemlerle ulaşmalarına olanak İsrail işgaline karşı bir ayaklanma olarak sağlayacak seçenekler var mıydı? görülebileceği gibi, Filistinliler arasında Bence iki tarafta da iç savaşı her koşulda zenginleşenleri de hedef alıyordu. Filistin önlemek için yeterli kararlılık vardı ve bu halkının büyük çoğunluğunun yoksulluğuyla nedenle de Mekke anlaşması imzalandı. birlikte bu utanmazlar topluluğunun serveti de Ancak ABD’nin birlik hükümetinin başarısız olağanüstü düzeye ulaşmıştı. olması ve düşmesi yönündeki çabaları ve eçimi kazanınca Hamas da şaşırdı El Fetih’in kendi çıkarını kollayan kolluk güçlerinin olağanüstü yolsuzlukları iyi niyeti boşa çıkardı. Şimdi trajedi gerçekleştiğine göre, Bu utanmazlık sıradan Filistinlilerin Hamas’a sağduyu ve aklın geri dönmesini ve desteğini artırdı ve Ocak 2006’da Hamas, Filistinlilerin, bir kez daha, hâlâ anlamlı bir sandıkları silip süpürdü. Buna herkes kadar siyasi egemenliğe sahip olmayan, işgal altındaki örgütün kendisi de şaştı. Seçkinler ve varlıklı azınlık, şiddet, akrabacılık ve adam kayırma üzerine kurulu, İsrail’in yardımıyla utanmazca sürdürülen bir sistemi kabullenmişti. Hamas ise sıradan Filistinlilerin bakış açısından yolsuzluğa karşı icraatları ve İsrail’e karşı yürüttüğü sıkı mücadeleyle sorumluluk almayı hak eden tek ciddi alternatifti. Filistinliler Hamas’a bir şans vermeye hazır olsalar da, ABD yönetimi, İsrail, kimi Arap devletleri ve El Fetih buna hazır değildi. Gazze’de son haftalarda yaşanan trajik olaylar, ABD ve İsrail’in Hamas’ı iktidardan ne kadar uzak tutmak istediklerini kanıtlıyor. Gazze’de yaşananlar trajik ama bir soru hâlâ yanıtlanmadı: O zamanki koşullar dikkate bir ulus olduklarını anlamalarını bekleriz. Ne yazık ki hâlâ Filisitin’deki olanları en çok ABD yönetimiyle İsrail belirliyor ve doğal olarak zarar vermeye devam ediyorlar. İsrail, Filistinliler arasındaki ayrılıkların ulusal projeyi Batı Şeria’da da yıkması için elinden geleni yapıyor. El Fetih şimdi İsrail’in 60 yıllık işgal boyunca yapamadığını yapmak üzere. Kavganın tüm acılarına karşın Filistinlilerin buradan ders çıkarmasını umarız. Özgürlük ekmekten daha değerli Birincisi Gazze, tarihte hiçbir örnekte görülmediği kadar ABD yönetiminin demokrasi saçmalığının ikiyüzlülüğünü teşhir etti. Eğer ABD gerçekten demokrasi istiyor olsaydı, hükümeti devirmek için Filistinlileri açlığa mahkum edip abluka ve gizli harekâtlara girişmez, Filistin halkının ortak iradesini tanıyıp temsilcileriyle diyalog kurardı. İkincisi, yolsuzluk, geçici olarak kazançlı olsa da asla uzun sürmez ve halk bazen ne kadar bağışlayıcı ve sabırlı olsa da, baskıya direnme ve bazen şiddetle de olsa değişim getirme yetisine sahiptir. Üçüncüsü, başkaları üzerinden siyaset yapmak, Filistin’de ve her yerde en zararlı şeydir. Filistinli liderler siyasi iradenin yabancı politikalara para, iktidar ya da siyasi destek için satılmasının sıradan Filistinlilerin gözünde affedilmez olduğunu anlamalılar. Sonuçta İsrail ile ABD’nin muazzam gücüne ve kendi aralarından bazılarının yolsuzluğuna ve şiddetine karşı ayağa kalkan ve mücadele edenler de bu “sıradan’’ insanlardı. Bedeli ne olursa olsun buna devam edecekler. Kulağa ne kadar akıldışı gelirse gelsin, Filistinliler için özgürlük ekmekten daha değerli. İngilizceden çeviren: Sinan Dinçer (ZNet, ABD, 2 Temmuz) S İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ (Hukuk İşleri Soruşturma Şube Müdürlüğü’nden) Müdürlüğümüz kadrosunda görevli iken meslekten ilişiği kesilen 136664 sicil sayılı, eski Polis Memuru İsmail YAVUZ hakkında, İstanbul İl Polis Disiplin Kurulu’nca verilen; 1 02.06.2006 tarih ve 1724 sayılı “20 Ay uzun süreli durdurma” 2 02.06.2006 tarih ve 1697 sayılı “4 ay kısa süreli durdurma” 3 02.06.2006 tarih ve 1666 sayılı “4 ay kısa süreli durdurma” 4 11.01.2007 tarih ve 70 sayılı “Ceza tahinine mahal olmadığına” kararlar ilanen tebliğ olunur. Basın: 37171 T.C. ÜMRANİYE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO: 2007/104 KARAR NO: 2007/329 Davacı HAMİT, MEHMET, MAHMUT, NEVZAT, MURAT, SELİM, FATİH KAYKIÇ vekili AV. İSMAİL DORUK tarafından mahkememizde açılan isim tashihi davasının verilen kararı uyarınca: Yukarıda esas ve karar numarası yazılı karar ile 1. SİİRT İLİ, ŞİRVAN İLÇESİ, DALTEPE KÖYÜ, CİLT 11, HANE 11’DE nüfusa kayıtlı Mahmut ve Besna dan olma, 03/03/1978 doğumlu (T.C. 59626348.462, BSN: 59) HAMİT KAYKIÇ’ın soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, A) Davacının eşi olan aynı yerde nüfusa kayıtlı Sabri ve Şefika’dan olma 01/11/1972 doğumlu (T.C. 59692346194, BSN: 34) TÜRKAN KAYKIÇ’ın soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, 2. Davacı (yanı yerde nüfusa kayıtlı) Abdullah ve Züleyha’dan olma15/11/1930 doğumlu (T.C. NO 59731344860 BSN: 17) MEHMET ZEKİ KAYKIÇ’ın soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, A) Davacının eşi olan aynı yerde nüfusa kayıtlı Abdurrahman ve Zeynep’ten olma, 01/01/1947 doğumlu (T.C. NO: 59665347050 BSN: 44) AYŞE KAYKIÇ’ın soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesine, B) Davacının kızı olan yanı yerde nüfusa kayıtlı Mehmet Zeki ve Ayşe’den olma 13/09/1995 doğumlu (T.C. NO: 59479353230, BSN: 109) FATMA KAYKIÇ’ın soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, 3. Davacı ( aynı yerde nüfusa kayıtlı) Abdullah ve Züleyha’dan olma 11/12/1942 doğumlu (T.C. NO 59743344414, BSN: 13) MAHMUT KAYKIÇ’ın soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, A) Davacının eşi olan aynı yerde nüfusa kayıtlı Salih ve Muhbet’ten olma, 21/12/1964 doğumlu (T.C.NO 59629348208, BSN: 58) BESNA KAYKIÇ’ın soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesine, 4. Davacı (aynı yerde nüfusa kayıtlı) Mahmut ve Besna’dan olma, 03/03/1982 doğumlu (T.C. NO 59614348718, BSN: 63) NEVZAT KAYKIÇ in soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, 5. Davacı (aynı yerde nüfusa kayıtlı) Mehmet Zeki ve Ayşe’den olma 03/06/1984 doğumlu (T.C. NO: 59608348946, BSN: 65) MURAT KAYKIÇ’ın soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, A) Davacının eşi olan aynı yerde nüfusa kayıtlı Sabahattin ve Cevahir’den olma, 01/11/1981 doğumlu (T.C. NO: 59644347798, BSN: 52) LALİHAN KAYKIÇ in soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, B) Davacının oğlu olan aynı yerde nüfusa kayıtlı Murat ve Lalihan’dan olma 14/10/2003 doğumlu (T.C.NO: 24179110162, BSN: 140) SEFA KAYKIÇ’ın soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, C) Davacının oğlu olan aynı yerde nüfusa kayıtlı Murat ve Lalihan’dan olma 16/08/2006 doğumlu (TC.NO 12752492484, BSN: 149) CAN KAYKIÇ in soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, 6. Davacı (aynı yerde nüfusa kayıtlı) Mehmet ve Zeki ve Ayşe’den olma, 15/05/1985 doğumlu (T.C. NO: 59593349478, BSN: 70) SELİM KAYKI’ın soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltilmesi, 7. Davacı (aynı yerde nüfusa kayıtlı) Mehmet Zeki ve Ayşe’den olma, 14/11/1987 doğumlu (TC. NO: 59497352666, BSN: 103) FATİH KAYKIÇ in soy isminin ŞİRVAN olarak düzeltildiği hususu ilan olunur. 28/06/2007 Basın: 37366 T.C. KAHRAMANMARAŞ AİLE MAHKEMESİ İLAN ÖZETİ Esas No: 20061161 Davacı Fatih ÜNAL vekilince, davalı Özgür ÜNAL aleyhine ikame edilen VELAYET davasının, yapılan yargılaması şırasında verilen ara kararı uyarınca: Dosyamız davalısı olan Kahramanmaraş ili, Afşin ilçesi, Kargabükü köyü, hane 29’da kayıtlı bulunan Oktay ve Vildan kızı, Özgür ÜNAL’ın yapılan araştırmalara rağmen, adresi tesbit edilemediğinden, davalıya duruşma gününün ilanen tebliine karar verilmiş olup, Davalının yeni duruşma günü olan 26.7.2007 günü, saat 09.40’ta mahkememiz duruşma salonunda hazır bulunması veya kendisini bir vekille temsil etmesi, aksi takdirde duruşmanın yokluğunda yapılarak, dosyanın karara bağlanacağı hususu, duruşma gününün davalıya tebliğ yerine kaim olmak üzere ilanen tebliğ olunur. Basın: 33055 T.C. ÇÜNGÜŞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO: 2006/68 KARAR NO: 2007/13 DAVACI: (İhbarda Bulunan) İMMİHAN AKTAŞÇınar Köyü/ÇÜNGÜŞ DAVALI: ATACAN AKTAŞÇınar köyü/ÇÜNGÜŞ Davanın Kabulü ile; a Diyarbakır ili, Çüngüş ilçesi, Çınar köyü, Cilt No: 13, Hane no: 3, BSN No: 91’de nüfusa kayıtlı Atacan ve Emine kızı 13.08.1992 doğumlu MİZGİN AKTAŞ ile, bDiyarbakır ili, Çüngüş ilçesi, Çınar köyü, Cilt No: 13, Hane no: 3, BSN No: 92’de nüfusa kayıtlı Atacan ve Emine oğlu 01.06.1996 doğumlu MAZLUM AKTAŞ ile, c Diyarbakır ili, Çüngüş ilçesi, Çınar köyü, Cilt No: 13, Hane no: 3, BSN No: 93’de nüfusa kayıtlı Atacan ve Emine oğlu 01.01.1999 doğumlu RAMAZAN AKTAŞ’ın velayetlerinin babaları olan davalı Atacan Aktaş’tan alınarak, VELAYETİN KALDIRILMASINA, 2Mizgin Aktaş, Mazlum Aktaş ve Ramazan Aktaş’ın yaşlarının küçük olması nedeni ile vasi tayin edilmesi gerektiğinden, durumun Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarına, kararın tebligat kanununun 7201. maddesi gereğince ilanen tebliğine, kararın ilan tarihinden itibaren 15 gün sonra kesinleşeceği ilan olunur. Basın: 37045 Size Bir Hikâyemiz Var... ZİLLİ ŞIH Meddah Gösterisi Okuma Tiyatrosu Yazan: Haşmet Zeybek Sunan: Doç. Dr. Nurhan Tekerek 14 Temmuz Cumartesi Saat 21.00 Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Açık Hava Sahnesi Bilet Satışı Nâzım Hikmet Kültür Merkezi: Ali Suavi Sokağı (Sanatçılar Sokağı), No: 7 Bahariye 0216 414 22 39 Tiyatral İstanbul Küçükparmakkapı Sok. No: 4 Kat: 5 Daire: 18 Beyoğlu 0212 252 30 24 CUMHURİYET 10 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog