Bugünden 1930'a 5,465,197 adet makale



Katalog


«
»

25 TEMMUZ 2007 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA 17 Baykal Eren Çep: “Deniz Baykal istifa eder mi bilmem ama, millet artık istifra ediyor!” Ya ğ m u r E k i m ABD, PKK’ye karşı adım atacakmış... “Beraber adımladık biz bu yolları!” İSTİFA etmeyi ııııı veya etmemeyi ııııııı siyasetin ııııı gereği olarak ııııı bir değerlendirmeye tabi tutmayı ııııı sosyal demokrat ııı anlayış ıııııııı çerçevesinde ııııı gereğini ıııııı yaparak ııııı yerine getirdiğimizi ve ıııııııı seçim sürecinde partimizin bütün kademelerinin görevini en iyi şekilde yaptığını ııı söylemek ııı istiyorum. Değerli arkadaşlar ıııııııı partimiz bu seçimden de ıı öteki ıııı seçimlerde ıııııııı olduğu gibi yine başarıyla çıkmış ve ıııııııı ve 1995’teki ııııı oy oranını on iki ıııı yıl içinde yüzde ıııı 100 artırmayı ııı başarmıştır. 1999 ııı seçimlerine ıııı göre 2007’deki ııı başarımız ıııııı yüzde 140’a ııı ulaşmaktadır. 2002 seçimlerine ııı baktığımızda ise ıııı yüzde olarak ıııı yüzde 1.5’lik bir ııııı gelişme ıııı içinde ıııı olduğumuz görülmektedir. Tabii ki ııııııı yüzde 1.5’lik artış ııııııııı bizi memnun PANO DENİZ KAVUKÇUOĞLU Ağar çekildi... Bakalım kaç günlüğüne! Sav Bahattin Ağataş: “CHP’li Önder Sav Dikmen’de bir toplantıda, Ankara milletvekili adaylarını tanıtırken, genç bir aday için ‘Babasıyla da 1977’de parlamentodaydım’ dedi. Yeter artık; bıraksınlar bu partiyi de torunları biz seçelim!” etmemiştir ıııııııııı. İşte ıııı bütün mesele ııııı budur ve bunun sebebi ııııı merkez sağın ııııı çökmüş olmasıdır ııııııı bunu Sayın Süleyman Demirel ııııı bana ıııı bizzat söylemiştir ıııııı ve hatta Sayın Şeyh Edibali de rüyama ııııı girerek bana “Oğul sen çok başarılısın” ıııııı demiştir. Merkez sağın ıııııı yaşadığı büyük ıııı çöküntü ıııı karşısında partimizin ııı her zamankinden ıııı daha güçlü bir ıııı birlik ve ıııııı beraberlik ıııııı içinde bütünleşmesi ve ııı temel değerlerimizin ııııı çevresinde yoluna ııııı aynı kararlılıkla ııııı devam etmesi ıııııı sosyal demokrasinin ıııı vazgeçilmez ilkelerinden ıııı biridir. İstifa ııııı edilir ıııı daha önce ııı etmiştim şimdi de Iıııııı ıııııı istifa ıııııı edebilirim ama ııı benim istifam ıııı neyi çözecektir ıııı neye çözüm olacaktır ıııı bunu değerlendirmek ıııı gerekir. İstifam ııı halinde merkez sağın yaşadığı çöküşü partimizin de yaşamasının kaçınılmaz olduğu ıııı gerçeği ile ııııı karşı karşıya olduğumuzu ıııı unutmamalıyız. Değerli arkadaşlar üç gündür evde oturuyorum ıııı ve hep yeni genel merkez binamızı ıııı düşünüyorum; uzay yolundan transfer ettiğimiz otomatik kapı sistemlerini ıııı giriş kartı cihazlarını ıııı merkezi kameraları ıııı aydınlatma ve havalandırma düzeneklerini çalıştırabiliyorlar mı çalıştıramıyorlar mı diye aklım devamlı onlarda. Ben olmasam ıııı bırakın partiyi yönetmeyi ıııı parti binasını bile işletemezler. Iııı partide ıııı adam yok adam! Adam olsalardı ıııı zaten ben ııı bu partinin başında olmazdım... Hı? Seçimlerden Sonra Seçimlerden önce kaleme aldığım yazılarda, emeksermaye çelişkisinin kapitalist düzenin temel çelişkisi olduğunu, bu çelişki çözülmedikçe ‘sol’ çözümlerin nesnel olarak emekçilerin potansiyel talepleri olarak hep güncel kalacağını vurgulamıştım. Sol siyasal güçlerin temel işlevi bu nesnel/objektif talepleri çalışan kitlelerin bilincine yükselterek/oturtarak öznel/sübjektif taleplere dönüştürmektir. Kendilerini ‘sol’ olarak tanımlayan partiler emeksermaye çelişkisi sorunsalına emekten yana yaklaştıkları ölçüde ‘sosyal’dirler. Başka deyişle bir siyasal partiyi ‘sol’ ya da ‘sosyal demokrat’ yapan bu temel çelişkinin çözümüne ilişkin getirdiği önerilerin sosyalekonomik niteliğidir. ૽૽૽ Cumhuriyet Halk Partisi ise seçim kampanyasını ‘şeriatlaiklik’, ‘milliyetçilik’ ve ‘yolsuzlukvurgunculuk’ eksenleri üzerinde sürdürmüştür. Laiklik hiç kuşkusuz demokrasinin önkoşuludur, fakat salt laik olmak ‘solcu’ olmak için yeterli değildir. Solu olmayan laik demokrasinin, ancak burjuva demokrasisi olacağını unutmamak gerekir. Milliyetçilikse doğuşu itibarıyla kapitalizmin ürünü olan bir ‘burjuva’ ideolojisidir. Günümüz milliyetçiliği, yurtseverliğin tersine ülkeleri, toplumları parçalayarak kendi hegemonyası altına almak isteyen emperyalizmin payandasıdır, bölücü bir söylemdir. CHP, seçim kampanyasını, ülkemizde Amerikan emperyalizmi ve Kürt milliyetçiliğine karşı gelişen, kabaran Türk milliyetçiliğini sahiplenerek yürütmüştür. Ne var ki estirdiği rüzgâr sonuçta kendine değil, bu söylemin gerçek sahibi olan Milliyetçi Hareket Partisi’ne yaramıştır. CHP’nin 2002 seçimlerinde yüzde 19.41 olan oy oranı yüzde 20.8’e yükselirken MHP’nin yüzde 8.35’lik oy oranı yüzde 14.3’e yükselmiştir. CHP’nin TBMM’deki milletvekili sayısı 177’den 112’ye düşerken geçen seçimlerde barajı aşamayan MHP 71 milletvekilliği kazanmıştır. Yolsuzluklarvurgunlar konusundaki CHP savları, Başbakan’ın kol saati, oğlunun gemisi gibi popülist yaklaşımlarla ‘süslendikçe’ kitlelerin gözünde inandırıcılığını yitirmiş, ‘halkın anlayacağı dilde konuşmak’ derken kullanılan üslup insanların dikkatini içerikten uzaklaştırmıştır. Yoksa CHP liderinin sıkça üzerinde durduğu ‘ezilen, yoksullaşan fındık üreticilerinin’ yoğun yaşadığı Giresun’da AKP, oyların yüzde 51.15’ini alırken CHP’nin yüzde 16.20 almasını, Ordu’da ise oyların yüzde 55.71’inin AKP’ye, yalnızca 15.93’ünün CHP’ye verilmesini nasıl açıklayacağız? ૽૽૽ Seçimlerde İzmir’de Levent Tüzel’i, Ankara’da Şükrü Erbaş’ı, İstanbul’da da Baskın Oran ve Ufuk Uras’ı desteklediğimi açıklamıştım. Solun farklı renklerini temsil eden bu adaylardan ilk üçü kazanamadı, Ufuk Uras’ın başarısını ise gazetemiz Cumhuriyet şu cümleyle verdi: “İstanbul 1. bölgede bağımsız olarak seçime katılan Ufuk Uras 80 bin oy alarak sosyalistlerin Meclis’teki temsilcisi oldu.” Onun başarısı doğru bir kitle çalışmasıyla yüzde 10’luk barajın aşılabileceğini göstermesi açısından önemlidir. TBMM’nin tek sosyalist milletvekilini kutluyorum. 2007 seçimlerinin sonuçları oy pusulalarında yer alan ve kendilerini ‘sol’ olarak tanımlayan tüm partilerin kendilerini ifadede olduğu gibi toplumun çalışan kesimlerinin nesnel taleplerini öznele dönüştürmede de yetersiz kaldığını göstermiştir. Türkiye’nin, toplumumuzun dinamiklerini doğru algılayıp bunları çalışan kesimlerin yararına somut siyasete dönüştürerek farklı bir Türkiye’nin yollarını açacak çağdaş sol yeni bir oluşuma gereksinimi vardır. Kendilerini ‘sol’ olarak tanımlayan mevcut siyasal partilerin kendilerini yenileyecek güçlerinin kalmadığı görülmektedir, bu doğrultuda istekleri olmadığı gibi istençleri de yoktur. Radikal durumlar, radikal çözümleri gerektirir. Mevcut partilerin tabanlarında da, toplumun içinde de yeni bir sol oluşuma omuz verecek çok sayıda donanımlı, özverili insan bulunmaktadır. Gün, hatalardan ders çıkarma günüdür. Bir seçim yenilgisinin dünyanın sonu olmadığını bilerek, düşülen yanılgılara bir daha düşmemek kararlılığıyla yeni günlere umutla uyanmak gerekiyor. eposta: dkavukcuoglu࠽superonline.com SESSİZ SEDASIZ (!) 22 Temmuz’dan sonra kötü olasılık 22 TEMMUZ seçim sonuçlarını herkes kendine göre yorumluyor, bir bakıma kendisi için yontuyor! Ankara’dan dostumuz Mustafa Yıldırım ise farklı bir bakış getiriyor: “AKP’nin aldığı yüzde 46 oyu, Kasım 2002’deki yüzde 34.5 oyu ile kıyaslamak ve bunu büyük bir artış olarak değerlendirmek yanlıştır. Çünkü 2002’den sonra AKP’nin oyları Mart 2004 yerel seçimlerinde yüzde 50’nin üstüne çıkmıştı. 2007’de yüzde 46’ya indi. Diğer taraftan seçim mitinglerinde muhalefet, ABDABİsrail prangasıyla kıvrandıkça kıvrandı. Halk da, IMFWashington egemenliğini kıvırtmadan savunan AKP’yi daha güvenli buldu. Muhalefet, keskin bir çıkışla Ortadoğu’da ve yurdumuzda işgale karşı çıkarak bağımsızlığı savunsaydı, yurdumuzdaki yabancı elleri kesip atacağını açıklasaydı; seçimi yitirse bile geleceğin yolunu açmış olacaktı. Türkiye’de yıllar sonra, büyük işadamları, Amerikancılar ve azınlıkçılar, arkalarına yine büyük bir oy desteği aldılar. Bu sonuçtan sonra kötü olasılık şudur: Halka hakaret etmekten çekinmeyenler, kendileri için mali af yasaları çıkartacak denli gözü kara olanlar bir parti diktasına gidebilirler. Türk Silahlı Kuvvetleri yönetimini mutlu edecek bir cumhurbaşkanı seçmeyi de akıl ederlerse, NATO Genişletme Projesi’nde uzlaşabilirler!” behicak࠽yahoo.com.tr Anıl Öçal: “Kerhen CHP kapatılıp CHP’nin kendine gelme süreci başlatılmalıdır!” Kerhen İstikamet Nami Tepe: “Deniz Baykal Rodos’a, ülkem George Soros’a!” ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCİ KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK ‘Kalkınma’ya verilen oylar!.. İkinci iktidarına hazırlanan “Adalet ve Kalkınma Partisi”, geçen 4.5 yılda “adalet”ten neyi anladığını, özellikle imar konusundaki “ayrıcalıklı yapılaşma hakları”yla da gösterdi: “Rant uğruna toplum yararını çiğnemek...” Hele “özelleştirme” arsalarında rekor kırılan imar yoğunlukları, “kalkınma”da herkes için “toplumsal adalet”i sağlayan şehirciliğin de “reddi” idi... Nitekim bunları “iptal” eden mahkemeler, “Türk Milleti” adına aldıkları kararlarda dediler ki; “İmar ayrıcalığı, kuşaktan kuşağa sağlıklı yaşam haklarının ihlalidir...” Ne var ki 22 Temmuz’da oluşan “milli irade”nin mahkeme kararlarındaki Türk milleti çıkarlarını “gözetmediği” anlaşılıyor. Milletin, kendi yaşam haklarını değil, rant projelerinin ayrıcalıklı imar haklarını savunanlara yağdırdığı oylar, acaba yeni bir “hukuka aykırı demokrasi” türü mü yaratıyor? Üstelik aynı projeler, yasalardaki “kamusal kurallar”a karşı geldikleri için de “sivilleşme”nin simgeleri bile sayılabilirler! Ulusal malvarlığının, parayı bastırana hemen satılmasına; devleti küçültmek adına kamu mülkiyetinin yok edilmesine bunca “halk desteği” verildiğine göre, sakın “demokrat”lığın yeni göstergesi de “yağmayı savunmak” olmasın? bireyler”e katılacaksınız.. Ulaşım ve koruma Peki, kalkınmanın dünyadaki göstergeleri acaba neler? Ne kentlerin yüzde 70’inin kaçak olmasına göz yummak; ne de içme suyu havzalarındaki yasadışı işgalcilerin oylarıyla iktidar olmak... Uygar dünyanın birinci göstergesi; “toplu taşıma”nın oranı... Ülke “kamyon sırtında” mı; yoksa demiryollarında mı kalkınıyor? En liberal ülkelerin bile ulaşımda “birey”selliğe değil, “toplum”sallığa öncelik vermelerinin nedeni; “çalışma ve dinlence zamanı”nı yollarda harcamaması... Bu konudaki son araştırmalara göre, toplu taşımanın “en az” kullanıldığı ülke ise Türkiye... Nedenini, ankete katılanların 58’i şöyle açıklıyor: “Toplu taşıma olanağımız yok...” (Milliyet18 Nisan 2004) Nitekim ünlü bir radyomuz sabah ve akşam haberlerini bile “İşe Giderken” ve “Eve Dönerken” adlarıyla, “otomobildekiler”e veriyor... Oysa siz hiç, trafikteki onca eziyetten sonra işine coşkuyla başlayanı ya da evine mutlu döneni artık duyar oldunuz mu? ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci࠽mynet.com HARBİ SEMİH POROY BULMACA SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN Korumada da sonuncuyuz “Çağdaş kalkınma”nın bir diğer göstergesi de “doğa”nın korunduğu alanlar... Yaşam kaynakları “emlak kazançları”na mı; yoksa “geleceğin esenliği”ne mi ayrılıyor? TÜRSAB geçen aylarda “Birleşmiş Milletler Çevre Programı Korunan Alanlar” raporunu duyurdu. Dünyada koruma altındaki alanların toplam ülke yüzölçümlerine oranı yüzde 12.8... Türkiye, bu ortalamanın üzerine çıkması gerekirkenyüzde 3.9’la en aşağılarında... Dünya lideri ise her 100 m2 toprağının 30 m2’sini koruyan Almanya... Sadece Yunanistan, yüzde 2.8’le Türkiye’yi “sonuncu”luktan kurtarıyor... (Radikal17 Nisan 2007) AKP’nin hem “ulaşım”da hem de “koruma alanları”ndaki işte bu “sonuncu”luğumuza yaptığı 4.5 yıllık katkılar da yüzde 46’yı aşkın oranda taraftar topladı. Söyler misiniz, bu oylar gerçekten “adalet” ve “kalkınma” için miydi? ekinci࠽cumhuriyet.com.tr OTOBÜSTEKİLER KEMAL URGENÇ kurgenc࠽yahoo.com Modern muhafazarkârlık AKP’nin, kalkınma adına yaygınlaştırdığı iş merkezleri ve dev mağazalardaki süper market kültürü bile “demokratik yaşam”ın gelişmesine ortam hazırlayacak bir “modernleşme” olarak tanıtılıyor... Demek ki bundan böyle “demokratikleşerek kalkınmak” isteyenler; “fileyle pazara çıkmak” yerine markette el arabasıyla dolaşmayı; “esnafla konuşarak alışveriş” yapmak yerine kasadaki türbanlı kıza kredi kartını uzatmayı yeğleyecekler... Yeni “mortgage” eviniz de mahallede değil, İngilizce isimli sitede olacak. Konuklarınızı sizden önce silahlı “şerif yıldızlı”lar karşılayacak. Böylece “muhafaza”ya alınmış bir “muhafazakâr düzen”de, fikirleriyle değil, etnik kökenleriyle; düşünceleri yerine de dinsel inançlarıyla siyasal kimliklerini bulan “özgürleşmiş TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 25 Temmuz www.mumtazarikan.com 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Balıke1 sir’in Gönen ilçesinde bir 2 kaplıca. 2/ 3 “Akaju” da denilen bir 4 ağaç... Tur 5 gut Özak 6 man’ın bir 7 oyunu. 3/ Yabancı... Tıp 8 dilinde deri 9 nin kanlan1 2 3 4 5 6 7 8 9 masına verilen ad. 4/ 1 İ S P İ NO Z T Yara izi... Gözleri A H U görmeyen. 5/ Kimi 2 S U A R E P İ P O A R belge ve işlemlere 3 K A R İ Z A geçerlik kazandır 4 E D A İ N makla yükümlü ka 5 T U V A L U K A R E mu görevlisi. 6/ 6 E Z E L İ R A T Y E R Ağırlık ve uzunluk 7 ölçüleri için kabul 8 O K İ N A V A O edilmiş yasal ölçü 9 F O N T E K E L modeli... Bir cetvel türü. 7/ Eski Mısır’da güneş tanrısı... Tümör... Arka, geri. 8/ Baş çoban... Yardım amacıyla toplanan para. 9/ Yüksek rakımlı ülkelerde turizm ve dağcılık etkinlikleri arasında yer alan yürüyüş gezileri. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde bir kaplıca. 2/ Denizli’nin bir ilçesi... Yerinde konuşma ya da davranma. 3/ Pasta hamuru... Kalıtımın maddi temeli olan ve kromozomları oluşturan maddenin kısa yazılışı... Rütbesiz asker. 4/ Kastamonu’nun bir ilçesi. 5/ Güzel söz söyleme sanatı. 6/ Hitit... Hayvanlara vurulan damga... “ gerdan üstüne bir de ben gerek” (Karacaoğlan). 7/ Gecikme... Kars’ın doğusundaki ünlü eskiçağ kenti. 8/ Bir işe gönlü olma... “Bir sesi duymaya göreyim / İki gözüm iki çeşme” (Orhan Veli). 9/ Korunmak için bir yere bırakılan eşya. CUMHURİYET 17 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog