Bugünden 1930'a 5,452,704 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 17 TEMMUZ 2007 SALI 4 HABERLER DÜNYADA BUGÜN ALİ SİRMEN CHP lideri Baykal, Türkiye’yi karıştırmak isteyenlerin terörü kullandığını vurguladı Yabancı Basın Ve Türkiye Gazeteciliğe ilk başladığım dönemlerde, Batı basınında ülkemizle ilgili bir yazı çıkması neredeyse bizde haber olacak kadar önem taşırdı. Çok iyi anımsıyorum, 1970’li yıllarda Le Monde gazetesinin Yaşar Kemal ile ilgili bir yazı yayımlanması bizde haber olmuştu. Bu haber ve yazıların büyük bir kısmında da, ya adlar yanlış olur ya da olayın öncesi ile ilgili eksik kalırdı. Bir gün Mehmet Barlas ile konuşurken, Türkiye Doğu ile Batı arasında açılmış, Batılıların hiç dikkatini çekmeyen anlamsız bir parantez gibi duruyor; bir büyük depremle bütün ülke yok olsa acaba ne kadar haber olur, ne biçim yazılırız? demiştim. Uzun süre, büyük gazetelerin Atina’da oturan muhabirleri ikinci iş olarak, çok önemli bir olay meydana geldiğinde, pek istisnai hallerde, Türkiye ile de ilgilenirlerdi. Hemen belirtmeliyim ki, bizim de komşularımıza bakışımız pek farklı değildi o sıralarda. Ortadoğu ülkelerinin çoğunluğuyla ilgili haberleri de Washington, Londra ya da Paris üzerinden alır, ancak onların önem verdiği konulara eğilir, kısacası komşularımıza yedi dağ üç deniz ardındaki gözlüklerle bakardık. Son zamanlarda bize olan ilgi arttı. Artık Avrupa ve Amerikan gazeteleri, burada yerleşik muhabirler de kullanıyorlar. Türkiye sık sık haber konusu yapılıyor. Ama bu yaklaşımlar, folklorik, oryantalist biçimde oluyor ya da çıkarların gözlüğüyle bakılıyor ülkemize. ૽૽૽ Osmanlı İmparatorluğu zamanında da durum değişik değildi. Ya egzotik biçimde bakılırdı bu diyara ya da çıkarların gözlüğüyle. Abdülhamid’in “Kızıl Sultan” unvanını kazanmasında, Osmanlı’nın yüksek faizli borçlarını ödeyemeyeceğinin açıklanması ve daha sonraları da İstanbulBağdat demiryolu imtiyazının Almanlara verilmiş olmasının da büyük payı olduğunu, o dönemi bilenler ibretle görmüşlerdir. Her türlü genellemeden kaçınarak belirtmek gerekir ki, son zamanlarda ülkemize gelen yabancı muhabirlerin hatırı sayılır bir bölümü de, ne tarihimizi ne de dilimizi doğru dürüst bilmekte, gelişmelere yine şabloncu ve oryantalist bir gözle yaklaşmakta ya da Osmanlı’dan beri alışageldikleri çıkar gözlüğünü takarak bakmaktadırlar. Çoğu, ülkenin çeşitli kesim ve görüşlerini yansıtmak yerine, kendi şablonlarına uygun, kendi görüşlerinden yana olup, duymak istediklerini yineleyenlerin çevresine tıkılıp kalmakta ve ülkeyi anlamak yerine kafalarındaki şemayı tekrarlamaktalar. Nitekim Tandoğan, Çağlayan, Göndoğdu mitinglerindeki demokratik yapıyı ve katılımı görmezden gelerek, AKP çizgisinde yorumlarla olayı hiç anlamadıklarını kanıtladılar buradaki muhabirlerden çoğu. Bunlar arasında, ciddiyetiyle tanınan Le Monde’un da bulunması çok üzücüdür. Tabii ki bu durumun istisnaları da var. Nitekim, ülkemizde yerleşik olmayıp Paris’te yaşayan, ama sık sık Türkiye’ye gelen ve çok değişik çeşitli kesimlerle sürekli ilişki içinde olan Marc Semo “Liberation”da durumun doğru bir fotoğrafını yansıtmayı becermişti. ૽૽૽ Son olarak, ABD’nin ünlü Time dergisi (tirajı 4.5 milyon) Avrupa baskısında Türkiye’yi kapak yapmıştı. Bu, dünyaca tanınan yayın organının seksen yılı aşkın sürede Türkiye’yi yedinci defa kapağa çıkarmasıydı. Türbanlı bir kızın foğorafının bulunduğu kapaktaki konu ile ilgili yazı, baştan aşağı yukarıda anlatmaya çalıştığım olgunun çarpıcı bir örneğini oluşturmaktaydı. Ferai Tınç’ın deyimiyle “borsadaki hisselerinin durumu, düzgün gazetecilik yapma endişesinin önüne geçmiş olan” bir zihniyetin ürünü olarak kaleme alınmış olan yazıda, Türkiye’deki bütün gelişmelerden soyutlanarak, AKP’nin Cumhurbaşkanı seçme girişiminin nisan ayında Türk askeri tarafından engellendiği, şematik bir şekilde, AKP’nin Türkiye’yi liberal demokrasiye yönlendirdiği yazılmakta, üstü kapalı olarak da onlara karşı olanlar gerici unsurlar olarak gösterilmekteydi. Burada, yazının analizini yapıp, yanlışlarını düzeltmeye kalkacak değilim. Biliyorum ki, bunu hazırlayanlar ile konuşup önlerine kanıtlar da koysanız, görüşleri değişmeyecektir. Bu satırların amacı, Batı’dan gelen her telkinin tekin olmadığı gibi, Batı basınında çıkan yazıların hepsinin de gerçeği yansıtmadığını (hiçbiri yansıtmıyor diye de bir şey söylenemez) göstermektir. Türk okuru, ülkesinin medyasının yapısı dolayısıyla, artık bir haberi ya da yorumu okurken, ardında hangi niyetlerin, hangi çıkarların yattığını sorgulamayı öğrenmiştir sanırım. Öğrenmemişse de, öğrenmesinde büyük çıkarı vardır. Aynı şeyi Batı basınının haber ve yorumları için de yapmak zorundayız. ‘Y eni dönemin zamanı geldi’ RECEP KAPUCU/ AHMET ŞEFİK IĞDIR / ERZURUM / TRABZON CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Iğdır’da da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldı. Baykal, Erdoğan’a “Senin gibi onu bunu himaye edeceğime, mazotun fiyatını düşürür, adımı mazotçuya çıkarmayı tercih ederim” dedi. Baykal’a Erzurum’da yumurta atan ve Baykal aleyhine bildiri dağıtan 9 kişi gözaltına alındı. Iğdır Zübeyde Hanım Meydanı’ndaki mitingde konuşan Baykal, Türkiye’yi karıştırmak isteyenlerin terörü kullandığını belirterek “İktidar bu konuda büyük yanlışlıklar içinde. İnşallah seçimden sonra Türkiye’de hem kardeşlik hem teröre karşı kararlı bir politika olacak. Şimdi Türkiye’de yeni bir dönemi açmanın zamanı geldi. Şartlar oluştu” diye konuştu. İktidara geldiklerinde mazot fiyatını düşüreceklerini yineleyen Baykal, kendisini eleştiren Erdoğan’a “Sayın Başbakan, sen oğlunun gemisine mazotu ÖTV’li mi veriyorsun ÖTV’siz mi veriyorsun” diye sordu. Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Başbakan’ın oğlu gemisine ucuz alıyor, ama Iğdır’daki çiftçim mazotu ÖTV’li almaya mecbur bırakılıyor. Biz de onları destekleyeceğiz. Hesabını yaptık 2.5 ‘İmralı AKP’yi istiyor’ Baykal’ın Trabzon mitingi ise renkli görüntülere sahne oldu. Baykal’ın sahneye çıkmasıyla gökyüzüne 6 ok gönderildi. Havada patlayan oklardan çıkan Türk bayrakları paraşütle yere indi. Meydanda toplanan kalabalığa yönelttiği “Barzani ve Talabani, PKK terör örgütünün lideri, onun uzantıları kimin iktidara gelmesini istiyor” sorusuna “AKP’nin” yanıtını alan Baykal, “Terörle mücadelenin önündeki en büyük engelin Erdoğan” olduğunu söyledi. Baykal, AKP’nin dış borçları 4.5 yılda 200 milyar dolar artırdığını söyledi ve “Hem devletin kuruluşlarını sattın, hem bu kadar borç yaptın. Nereye gitti bu paralar” diye sordu. Erdoğan’ın malvarlığıyla ilgili açıklamalarını da yanıtlayan Baykal, “Benim durumuma acıdığını söyleyip mendil açmamı istedi. Mendil açma alışkanlığı kendisinin var. Düğünlerde, sünnet düğünlerinde topladıkları var.” diye konuştu. TKP’nin Adana mitingine 1500 kişi katıldı. CHP’nin Trabzon mitingine on binlerce kiyi katıldı. (Fotoğraf: AA) milyar dolar. 20 milyon kişi yararlanacak.” Baykal, iktidara geldiklerinde, Iğdır’a üniversite açacaklarını ve havalimanı projesini bitireceklerini söyledi. rüşüne saygımız var” diyen Baykal ise konuşmasına devam etti. Baykal, sert bir dille eleştirdiği Erdoğan’ı televizyonda karşılıklı tartışmaya çağrırak “Benim aleyhimde meydanlarda konuşuyor. Gelsin yüzüme bakarak konuşsun. Bir başbakan kaçar mı? Gel karşımda konuş. Ben söyleyeyim, sen söyle. Millet kararını versin” dedi. Terör konusunda iktidara yönelik eleştirilerini yineleyen Baykal, “Türkiye’nin düşmanı olan herkes AKP’nin iktidar olmasını istiyor” dedi. Seçim öncesi kömür dağıtılmasını da eleştiren Baykal, “Kömürü şimdi dağıtı TKP lideri Aydemir Güler Yumurtalı saldırı Baykal, daha sonra Erzurum’a geçerek İstasyon Meydanı’nda halka hitap etti. Kürsüye çıkmasından hemen sonra kalabalığın içinden iki kişi Baykal’a yumurta atarak “Fethullah Gülen’in memleketinden def ol”, “Baykal Erzurum seni sandığa gömecek” yazılı pankartlar açtı. İki eylemci polis tarafından gözaltına alınırken “Bizim herkesin gö ‘Bağımsızlığı savunuyoruz’ ADANA/DİYARBAKIR (Cumhuriyet) TKP lideri Aydemir Güler, “TKP olmasa Türkiye’nin bağımsızlığını savunan parti bulamazsınız” dedi. TKP’nin Adana Uğur Mumcu Alanı’ndaki mitinginde konuşan Güler, TKP dışındakı partilerin zengini daha zengin etme politikası yürüttüğünü, TKP’nin ise emekçilerin iktidar mücadelesini sürdürdüğünü kaydetti. TKP Merkez Komitesi Üyesi ve Diyarbakır milletvekili adayı Kurtuluş Kılçer de, yaptığı basın açıklamasında AKP’nin kömür ve erzak dağıtmasını eleştirerek “Emperyalizmle, ABD, AB ve IMF ile hesaplaşma için seçimlere giriyoruz” dedi. Bahçeli: Kara günler bitiyor BEKİR ŞAHİN İP lideri Doğu Perinçek: Kürt başka PKK’cilik başka KIRKLARELİ (AA) İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Bölücüye özgürlük tanıyan, teröriste özgürlük tanıyan bir ülke kesinlikle birliği, barışı, huzuru sağlayamaz. Kürt bizim ülkemizin bir parçası. Ama Kürt başka, Kürtçülük, PKK’cilik başka’’ diye konuştu. Lüleburgaz Kongre Meydanı’nda partisinin düzenlediği mitingde konuşan Perinçek, CHP ve MHP’nin AKP’yi taklit ettiklerini öne sürerek “Hepsi Amerika’ya, Avrupa’ya, AB’ye sadakat yeminleri içerisinde ‘Avrupa’dan vazgeçemeyiz’ diyor” dedi. Perinçek terörün arkasında ABD’nin olduğunu ileri sürdü. asirmen࠽cumhuriyet.com.tr GAZİANTEP MHP lideri Devlet Bahçeli, “Türkiye, var olma ve yok olma ile karşı karşıya. Bu nedenle 22 Temmuz’da verilecek oylar ülkenin geleceğini belirleyecektir” dedi. Bahçeli, iktidara geldiklerinde Recep Tayyip Erdoğan’dan hesap soracaklarını belirterek “İsterse okyanuslar ötesinde olsun, hesap sormazsam namerdim” diye konuştu. Partisinin Gaziantep mitinginde konuşan Bahçeli, Türkiye’nin 4.5 yılının boşa harcandığını ve AKP hükümetinin iktidarda kaldığı süre boyunca devlet kurumlarının yıkıma maruz kaldığı, terörün, açlığın ve işsizliğin had safhaya ulaştığını belirtti. Bahçeli, “Şer ortaklığın sonu gelmiştir. Teslimiyetçi politikaların sonu görülmüştür. Bir hafta sonra AKP’li kara dönem sona erecektir. Türkiye gündeminden çıkacak ve AKP, tahrip ettiği enkazın altında kalacaktır” diye konuştu. Genel Başkanı Mehmet Ağar, “Millet sizi kendi vicAğar: Hesap soracağız DP danlarından, kendi sofralarından, kendi çaresizliğinden iktidar yaptı. Siz milletin yanında duracağınıza, gittiniz zengin sofralarında yanaşma olmayı tercih ettiniz’’ dedi. Partisinin Ordu’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlediği mitingde konuşan Ağar, AKP’den hesap soracaklarını belirterek “Biz devleti soymadık, ihale dağıtmadık. Biz kalkıp Boğaz’da rüşvet karşılığı kaçak yapılar yapılırken Kasımpaşa’da gidip milletin sığındığı çatıları yıkmadık” diye konuştu. Türkiye’nin iki genel meselesi bulunduğunu anlatan Ağar, “Bunlardan bir tanesi şudur: Bu topraklarda doğan, büyüyen bir insanın eline silah alarak kendi askerine ve polisine silah çeker hale getirilmemesi lazım. İkinci mesele, bu memleketin mübarek camilerinin musalla taşlarına şehit cenazeleri getirmeyecek dirayette hükümet lazım’’ şeklinde konuştu. (Fotoğraf: AA) Erdoğan’la görüşme Uzan İzmir’de açıklayacak BURSA (ANKA) Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeşi Hakan Uzan ile görüşmesinin içeriği konusunda yalan söylediğini savunarak “bir fırsat daha veriyoruz kendisine” dedi. Seçim gezilerine Gemlik ve Bursa’da devam eden Uzan, gazetecilerin soruları üzerine Erdoğan’ın 23 Temmuz’dan sonra Yüce Divan’da gerçeği açıklamak zorunda kalacağını öne sürerek, görüşmenin içeriğini bu hafta İzmir’de açıklayacağını söyledi. Uzan, Başbakan’ın, hakkında Güney Kıbrıs’ta şirket kurduğu iddialarıyla ilgili olarak “Başbakan ilk önce doğru konuşmayı öğrensin” dedi. İngiliz Times: AKP’yle ilgili kuşkular hiç bitmedi Dış Haberler Servisi İngiliz Times gazetesinin dünkü başyazısında 22 Temmuz seçimlerinin Türkiye’nin hem kimliği hem de Batı ve Müslüman dünyası ile ilişkileri üzerinde derin etkileri olacağı yorumu yapıldı. Ülkede kargaşa havasının hâkim olduğu ancak bunun henüz bir krize dönüşmediği belirtilen yazıda, “seçimleri Atatürk devrimlerinin bekçisi olan orduyla, gizli amaçları din ve siyaseti yeniden bir araya getirmek olan İslamcılar arasında bir mücadele şeklinde yorumlamanın yanlış olaca ğı” öne sürüldü. Yazıda, AKP’nin, Türkiye’nin Batılı müttefiklerini İslami eğilimlerinin demokrasiye bir tehdit oluşturmadığına ikna etmek için çok çabaladığının üzerinde duruldu. Buna karşın AKP’nin “gerçek niyetleri” konusundaki şüphelerin hiçbir zaman tam olarak bitmediği de kaydedildi. Yazıda, 22 Temmuz’da “sonuç ne olursa olsun Erdoğan’ın uzlaşma araması, Avrupalıların da Türkiye’nin ihanete uğramışlık hissinin olası sonuçlarının bilincinde olması gerektiği” belirtildi. DTP, 4 bakanlık istiyor Ⅵ DİYARBAKIR / MERSİN (Cumhuriyet) Mersin’de yaklaşık 50 bin kişilik bir kitleye seslenen DTP Genel Başkanvekili Nurettin Demirtaş, partisinin desteklediği bağımsız milletvekili adaylarının koalisyon görüşmelerine katılması durumunda biri Dışişleri Bakanlığı olmak üzere 4 bakanlık talebinde bulunacaklarını söyledi. Güçlükonak ilçesinde çalışmalarını sürdüren Şırnak milletvekili adayı Hasip Kaplan ise seçim çalışmaları sırasında bağımsız adaylara oy verilmemesi için baskı yaptığını ileri sürdüğü 4 askeri yetkili ile 2 AKP’li yönetici hakkında suç duyurusunda bulundu. Şaban ağabeyiydi bizim kuşağın. Onlar bize bir önceki mücadeleden miras kalmış gibiydiler. Sevinç Özgüner, Vecdi Özgüner, Şevki Akşit, Reşat Fuat Baraner, Suat Derviş, Sevim Belli, Mihri Belli, Halim Spatar, Şaban Ormanlar, Erdoğan Berktay, İlhan Berktay, Turgut Akalın, Kutber Akalın, Patriyot Hayati Tözün, Gülnur Ormanlar, Naci Ormanlar aklıma hemen ilk gelenler. Onlar hapishanelerde neler çekmişlerdi? Okullarından, eğitimlerinden olmuşlar, çok acılarla yüz yüze gelmişlerdi. 12 Eylül öncesi günlerde ülkücü çeteler Sevinç Özgüner’in evini basmışlar ve evinin orta yerinde öldürmüşlerdi. Sevinç Özgüner annemin de ortaokuldan sınıf arkadaşıydı. Onun öyküsünü çocukluğumda dinlemiş, daha sonra dostu olmuştum. Onlardan önceki kuşaktan Reşat Fuat Baraner ve Suat Derviş’i azıcık tanımıştık. Türkiye İşçi Partisi içinde Milli Demokratik Devrim grubu oluştuğunda onlarla birlikte olmuştuk. Şaban Ormanlar’ı Yolcu Ederken… Deniz Gezmiş de bu kuşağın etkilediği gençlerdendi. ૽૽૽ Şaban Ormanlar, sessiz, sakin ve kararlı bir devrimciydi. Onu önceki gün yitirdiğimiz son ana kadar sosyalist duruşunu, mücadelesini sürdürmüştü. Şaban abi mimardı. 1970’li yıllarda uzun süre Mimarlar Odası’nın Genel Başkanlığı’nı yürütmüştü. Onun yaşam öyküsünde şunlardan söz edebiliriz: Şaban Ormanlar, 1940’lı yılların ikinci yarısında İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği’nin (İYTGD) ve Hür Gençlik dergisinin faaliyetlerine katıldı. İYTGD’nin, sol hareketin tarihinde seçkin bir yeri vardır. Harçlar kampanyası, Nâzım Hikmet’in kurtuluşu için açlık grevi gibi eylemlerle ses getirmişlerdi. Laleli Çiçek Palas’ta düzenledikleri toplantının polis tarafından basılması, küçük bir derneği demokrasi mücadelesi tarihinde önemli bir konuma getirmişti. 1951 TKP davasından tutuklandığında Şaban Ormanlar Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümü’nün son yılına gelmişti. Tutuklama ona işkence, iki buçuk sene hapis (daha sonra Gebze Cezaevi’nde kısa bir süre daha), Edremit, Sıvas, Elazığ ve Bingöl’de sakıncalı piyade olarak askerlik getirdi. Daha sonra Yüksek Mimarlık Bölümü’nü en yüksek proje notunu alarak tamamladı. Sedat Hakkı Eldem’in asistanlığını yaptı ve bir süre bürosunda çalıştı. Mimarlar Odası’nın etkin bir hale gelmesi çalışmalarında aktif rol oynadı. Genel başkanlığını yaptı. 1970’li yıllarda Türkiye Emekçi Partisi’nin Genel Sekreterliği’nde bulundu. Şaban Ormanlar’la 1990’larda sosyalistlerin birlik çalışması başladığında yeniden bir araya geldik. Bütün enerjisiyle birlik için çabaladı. Daha sonra da barış etkinliklerinde, baskılara karşı tepki göstermek gerektiğinde birlikte hareket ettik. Soldaki milliyetçi rüzgârdan çok üzüntü duyuyordu. Zaman zaman kaygılarını dile getirirdi. Mimarlar Odası yöneticilerinden Memik Yapıcı’nın 2003 yılındaki ölümünün ardından yazdıkları Şaban Ormanlar’ın duruşunu ve tutumunu da ifade ediyordu: “(Memik Yapıcı’yla)Son karşılaşmamız, savaş karşıtı mitinglerden birinde olmuştu. Miting sonrası uzunca bir süre, yolu birlikte konuşarak yürüdük. O gün ‘Savaşa Hayır’ mitinglerini de konuştuk. ABD saldırganlığına karşı Türkiye’de ve dünyada görülmemiş biçimde yükselen tepkilerin doğuracağı muhtemel sonuçları tartıştık. Yavaş yavaş gazete yorumlarına da yansımaya başladığı gibi, küreselleşme eğilimi gösteren barış ve emek güçleri, uzun va Pepe: Çocuklarım kirada oturuyor Ⅵ İstanbul Haber Servisi Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, kendisinin 650 dairesi olduğu yönündeki iddiaları yalanlayarak çocuklarının adına 5 dairesi olduğunu, ancak çocuklarının kirada oturduğunu söyledi. CHP’nin iddialarıyla ilgili basın toplantısı düzenleyen Pepe, “650 dairem olsa, çocuklarım kirada oturur muydu? Laila’dan, Reina’dan çıkmaz, evlerinde hizmetçileri olurdu” dedi. Pepe, Çin’den 9 trilyonluk gemi getirmesiyle ilgili olarak ise “Bir finans şirketinden 4.3 milyon dolarlık kredi aldılar, devlet bankasından almadılar. Bunda bir anormallik yok” ifadesini kullandı. dede, acaba tek süper gücün karşısında ‘ikinci bir süper güç’ olarak dikilebilecek midir? Ve benzeri sorular...” ૽૽૽ Şaban Ormanlar, sayıları giderek azalan eski devrimci kuşağın önemli temsilcilerinden birisiydi. Onların hayatı, aslında yakın tarihin bir özeti gibiydi. Şaban abi 1927 yılında Üsküp’te doğmuş, 10 yaşındayken Türkiye’ye gelmişti. Sonra da devrimcilerin çektiği bütün acıların parçası olmuş, bütün engellere rağmen mesleğinin de önemli ve etkili isimlerinden birisi haline gelmişti. Onunla son bir yıl hariç sık olmasa da karşılaşır ve ülkemizin sorunlarına ilişkin dertleşirdik. Kafama takılan konularda onun düşüncelerini öğrenmek için telefon eder, fikrini sorardım. Ülkemiz önemli bir sosyalistini, önemli bir devrimcisini kaybetti. Eşi Gülnur’a, çocukları Ekin ve Çağla’ya ve tüm yakınlarına başsağlığı diliyorum. CUMHURİYET 04 K Fotoğraf: YUSUF BAŞTUĞ yorlar, kararnamesinde diyor ki ‘Parasını gelecek hükümet öder.’ Öderiz sorun değil. Para dağıtıyorlar alın. Ananınızın ak sütü gibi helaldir. Yalnız aldıktan sonra sakın oy vermeyin. Çünkü oy namustur, şereftir” diye konuştu. Bu arada polis miting sırasında Baykal aleyhine bildiri dağıtan 7 kişiyi gözaltına aldı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog