Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

29 HAZİRAN 2007 CUMA CUMHURİYET SAYFA HABERLER CUMHURBAŞKANI SEZER 7 Takipsizlik kararı zamanaşımı süresi dolmadığı gerekçesiyle kaldırıldı DÜZ YAZI ORHAN BİRGİT ‘Ordumuz ‘Sayın Öcalan’ dosyası yeniden en önemli güvence’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, laik, demokratik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına, huzur ve güven içinde aydınlık yarınlara yönelmesine büyük katkı sağlayan Kara Kuvvetleri’nin, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğe yönelen bölücü ve yıkıcı tehditlerin yok edilmesi konusundaki çabalarını büyük bir özveriyle, yılmadan sürdürdüğünü belirtti. Sezer, Kara Kuvvetleri’nin kuruluş yıldönümü dolayısıyla Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’a mesaj gönderdi. Sezer, Türk ulusunun gurur kaynağı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün, ulusal çıkarların korunmasında, iç ve dış tehditlere karşı yurdun savunulmasında en önemli güvence olduğunu ifade etti. Sezer, şunları kaydetti: ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında, teröristbaşı Abdullah Öcalan’dan “Sayın Öcalan” diye söz etmesi nedeniyle yürütülen soruşturmada verilen takipsizlik kararı “zamanaşımı süresi dolmadığı” gerekçesiyle kaldırıldı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Avustralya’daki bir radyoda 2000 yılında yaptığı konuşmada Abdullah Öcalan’dan iki kez “Sayın” ve şehitlerden de “kelle’ diye söz ettiği konuşması, ilk kez gazetemiz tarafından kamuoyuna duyurulmuştu. Haberin ardından Erdoğan hakkında 10 ayrı suç duyurusunda bulunulmuştu. Suç duyuruları üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hikmet Önen, Türk Ceza Yasası’nın “suç ve suçluyu övme” suçundan inceleme başlattı. Önen, bu kapsamda 4 Ocak 2000 tarihinde yapılan konuşma kasetlerini inceledi. Başsavcı Vekili Önen, Erdoğan’ın konuşmasında “herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı” ve “zamanaşımı” gerekçesiyle suç duyurularına ilişkin takipsizlik kararı verdi. Başsavcılığın takipsizlik kararına itiraz edilmesinin ardından, dosya Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’nca incelemeye alındı. Mahkeme, “zamanaşımı süresinin dolmadığı” ve “delillerin Yargıyı da Dinamitlersek Cumhurbaşkanlığı seçiminin 367 oy engeline takılmasıyla ilgili tartışmalar, tarafların görüşlerinde en küçük değişiklik yapmalarına olanak verilmeden, başlangıcındaki dozu ile sürüyor. Mahkemeyi oluşturan yargıçların, kendilerini bu göreve atayan cumhurbaşkanlarının isimleri altında toplanarak kamuoyuna tanıtılmaya kalkışılmasından başlayan karalama kampanyasının, gerekçeli kararın yazılmasının uzadığı iddialarıyla sürdürüldüğünü unutanımız var mı? Ya da parlamentodaki bugünkü sayısal çoğunluğu nedeni ile, iktidar partisinin 353 milletvekilinin oluşturmak istediği kararlar karşısında Anayasa Mahkemesi’ne gitmek zorunda kaldığı için CHP’yi miting meydanlarında yuhalatma yöntemini seçen Başbakan’ın demokrasi, milli egemenlik gibi kavramlardaki anlayış tarzını? Bugün emekli bir yargıç olarak, evinde oturmakta olan, mahkemenin eski başkanı Tülay Tuğcu da, “o anlayış”ın mağdurları arasında, belki de görevi nedeniyle en ön sıradaydı. Ve bu konumu nedeniyle de ülkenin başbakanı tarafından neredeyse azarlanan; hırpalanma salvolarının etkileri okyanuslar ötesine kadar gittiği için de, kimi gerilim senaryolarında adı öne çıkartılan birisiydi. mahkemece takdir edilmesi” gerekçesiyle takipsizlik kararını kaldırdı. Böylece Erdoğan hakkında “Sayın Öcalan” sözleri nedeniyle yargılanma yolu açılmış oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın takipsizliğin kaldırılması kararına karşı direnme yolu bulunmuyor. Bu nedenle başsavcılığın konuya ilişkin bir karar vermesi gerekiyor. Başsavcılığın dava açabilmek için Erdoğan hakkındaki dokunulmazlığın kaldırılması istemiyle fezleke düzenleyerek TBMM’ye gönderebileceği belirtiliyor. Dokunulmazlığının kaldırılması durumunda Başbakan Erdoğan 2 yıl hapis istemiyle yargılanabilecek. “Sayın Öcalan” açıklamaları nedeniyle DTP’li Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk altışar ay hapse mahkum edilmişlerdi. Yüksek Mahkeme etkilenebilir mi? Personel açığı terörle mücadele döneminde eğitilen askerlerden karşılanacak SAYGINLIK ‘DÜNYADA KAZANDI’ “Dünyadaki ilk düzenli ordulardan biri olan, köklü tarihi boyunca yüksek görev bilinci, yurt ve bayrak sevgisiyle sorumluluklarını başarıyla yerine getiren Türk Kara Kuvvetleri, Yüce Atatürk önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı’nın zafere ulaşmasında ve bağımsız yaşama kararlılığımızın dünyaya duyurulmasında yaşamsal rol üstlenmiştir. Laik, demokratik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına, huzur ve güven içinde aydınlık yarınlara yönelmesine büyük katkı sağlayan Kara Kuvvetlerimiz, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğümüze yönelen bölücü ve yıkıcı tehditlerin yok edilmesi konusundaki çabalarını büyük bir özveriyle, yılmadan sürdürmektedir. Savunma sanayiindeki gelişmeleri yakından izleyen Kara Kuvvetleri Komutanlığı, caydırıcılığı temel alan kuvvet yapısını en son teknolojilerle güçlendirmiş, dünyada saygınlık kazanmıştır. Yurt savunmasında olduğu kadar, ülkemiz adına katıldığı uluslararası görevlerde de gücünü kanıtlayan ve övgü toplayan Türk Kara Kuvvetleri’nin, Yüce Türk ulusuna ve devletimize karşı görevlerini, bundan sonra da aynı kararlılık ve üstün hizmet anlayışıyla yerine getireceğine yürekten inanıyoruz.’’ Hazır komando çok ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Komando tugaylarının profesyonelleştirilmesi yönünde karar verilmesinin ardından alınacak uzman er ve erbaşlar konusunda sıkıntı yaşanmayacağı belirtiliyor. Komando birliklerinde askerliğini yapan ve başarılı olanların 2 yıl içinde uzman er ve erbaş olarak alınma hakkı bulunuyor. Askerliği sırasında başarılı olan ve terhis belgesine “Uzman er, erbaş olabilir” ibaresi yazılanların daha avantajlı olduğu, alınacak personel konusunda bir sıkıntı olmadığı dile getiriliyor. erbaş ihtiyacının bir kısmının mevcutların görevlendirilmesiyle karşılanabileceği, profesyonelleşmeden kaynaklı personel mevcudunun azalabileceği dile getiriliyor. Terörle mücadelenin önemli unsurlarından olan komando birliklerinin profesyonelleştirilmesi için Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın çalışmalarını sürdürdüğü öğrenildi. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) yeni uzman er ve erbaş kadrolarının verilmesi gerekiyor. TSK bünyesinde, birisi Jandarma Genel Komutanlığı, 5’i de Kara Kuvvetleri’ne bağlı olmak üzere 6 komando tugayı bulunuyor. Komando tugaylarının ortalama 45 bin mevcudu bulunuyor. Sınır görevi üstlenen komando tugaylarının mevcudunun 78 bine kadar çıktığı biliniyor. İlk olarak yedek subayların, ardından da 2009 UZMAN ER VE AÇIK ERBAŞLA GİDERİLECEK Afişlerle Kara Kuvvetleri Komando birliklerine alınacak personel konusunda bir sıkıntı olmadığı belirtiliyor. Terörle mücadele döneminde Türkiye’nin komando eğitimine tabi tuttuğu asker sayısının fazla olduğu, ihtiyacın buradan karşılanabileceği dile getiriliyor. Komando birliklerinde askerlik yapanların tezkere belgelerine “uzman er, erbaş olaGenelkurmay Başkanlığı, Türk Kara Kuvvetlebilir” ifadesinin yazılı olduğu, başarılı ri’nin 2216. kuruluş yılı dolayısıyla birbirinden personelin avantajlı olduğu, mevcut dufarklı üç afiş hazırladı. Afişler Genelkurmay’ın ruma göre askerliğini bitirenlerin iki yıl internet sitesinde yayımlanmaya başlandı. içinde başvuru yapabileceğine işaret edi(Fotoğraf: AA) liyor. Komando birliklerinin profesyonelleştirilmesinin beraberinde bazı ek harcamaları da gündeme getirebileceğine sonuna kadar er ve erbaşların komando birliklerinde görevlendirilmemesiyle oluşacak dikkat çekiliyor. Uzman er ve erbaşların terörle mücadele bölgesinde ailelerinin personel açığı uzman er ve erbaşla gibarınması için yeni lojderilecek. Bu kapsamda 1015 bin manların ve diğer yeuzman er, erbaş alınması gündeme ni ihtiyaçların dogelebilir. Bu tugayların uzman er, ğabileceği kaydediliyor. UZMAN ER, BAŞARILI ERBAŞ AVANTAJLI Gerekçeli kararda Tuğcu ile Fulya Kantarcıoğlu’nun, iptal istemiyle önlerine gelen konu için tıpkı Haşim Kılıç ve Sacit Adalı gibi mahkemenin görevsizlik kararı vermesi için oy kullandıklarını okuyunca ben de birçok kişiyle aynı soruyu paylaştım. “Acaba ‘dedim’ Tülay Hanım’ı hedef tahtasının önüne oturtan malum kişilerin yüzleri kızarmış mıdır?” Bence hayır. Çünkü aynı kişiler, mahkemenin, önüne bu boyutta gelen önemli bir konu için gerekçeli kararını 58 günde yazmış olmasında bile bir terslik aramaya kalkışmış olanlardır. Basın toplantısı düzenleyerek, taşıdıkları önemli sıfatlarla bağdaşmayacak biçimde, kararın gerekçesini sorma adına, panayır telallığına soyunmayı ayıp saymayacak kadar kendilerinden geçmektedirler. Tuğcu ve Kantarcıoğlu, görüşmenin başında görevsizlik için verdikleri oylarının azınlıkta kalması üzerine, iptal istemi tartışmalarına katılıyor, görüşlerini bildiriyor ve karar oylamasında çoğunluğu oluşturan 7 üyenin arasında yerlerini alıyorlar. Sadece bu kompozisyon bile mahkemenin, 27 Nisan bildirisi ya da CHP Genel Başkanı’nın o benim de eleştirdiğim demeci gibi dış etki girişimlerinden kendisini korumuş olduğunu gösteriyor. Anayasadaki 102. maddeyi yazan, yani 1982 Anayasası’nı hazırlayanların kendilerinden sonra oluşacak olan parlamentolardan, cumhurbaşkanı seçimi için çok geniş bir mutabakat istemiş oldukları, bir yıl önce gündeme ciddi bir uyarı olarak getirilmişti. O uyarıyı yerinde görenler gibi omuz silkenler de oldu. Anayasanın 102. maddesini okuma ve yorumlama anlayışları biribirine karşıt politikacı, hukukçu ya da gazetecilerin iki farklı kampta savundukları bu görüşler önceki gün yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararıyla yeni bir boyut almıştır. Bir güvence sigortası olarak algılanmalı Gerekçeli karar, Anayasa Mahkemesi TBMM kararlarını, hukuksal niteliği, etkisi ve doğurduğu sonuçları da gözeterek anayasal denetime tabi tutmayı görev saydığını önceki günkü gerekçeli kararın temel dayanağı olarak belirlerken bana göre iktidar ya da muhalefet partileri için ayrımsız bir güvence sigortası olduğunu da göstermiştir. Mahkemenin kararında, özellikle TBMM Başkanı Arınç’ın, ilk turda 184 milletvekilini toplantı için yeterli görerek oylama yaptıracağını tane tane tutanaklara geçirten sözlerinin, olayı bir “Meclis Kararı”na dönüştürme olarak değerlendirildiğinin anlatılmasından sonra bence hem Erdoğan hem de olayın mağduru rolünü oynamak için miting kürsülerinde dolaşan Gül, kabahatin asıl sorumlusu olarak kendi arkadaşlarının yakasına yapışmalıdırlar. Not karnelerindeki “zayıf”lar için öğretmenlerinden şikâyet eden öğrencilere, akıllı babalar “hocayı bırakıp, elife bakmayı” öğütlerlermiş. Elif. Yani eski yazı döneminde alfabenin anahtarı sayılan ilk harf... Dört buçuk yıl bizi yöneten o koskocaman iktidar kadrosu içinde 102. maddenin neyi, nasıl istediğini okuyup da anlayamayanlar, cumhurbaşkanlığı makamına oturacak kişinin, AKP Genel Başkanı’nın kuklası olmayı kabul edenler arasından seçileceğini düşlemekten vazgeçmelidirler. Sayın Başbakan’a: Güneydoğu sınırımızdan gelen teröristlerle ilgili sorunları görüşmek için Irak Başbakanı’nı Ankara’ya davet etmenizden bu yana iki hafta geçti. Hem Washington hem de Bağdat, bu konuların TürkiyeABD ve Irak arasında görüşülmesi gerektiğini zaman zaman yineliyorlar. Ama Irak Başbakanı’nın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın çağrısı için yanıt bile vermeyişi, sizde nasıl bir tepki uyanıdırıyor? ASKERİ SAVCILIKTAN SORUŞTURMA Genelkurmay Ümraniye’yi araştıracak ANKARA / İSTANBUL (Cumhuriyet) Genelkurmay Askeri Savcılığı, İstanbulÜmraniye ile Eskişehir’de ele geçirilen silah ve patlayıcılarla ilgili soruşturma başlattı. Askeri savcılık, “ele geçirilen silah ve patlayıcıların” nasıl askeri tesislerin dışına çıkarıldığını da araştıracak. Ümraniye’de bir evde yapılan arama soncunda silah ve patlayıcı malzemeler ele geçirilmişti. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında Ümraniye’deki oturan emekli astsubay Oktay Yıldırım ile emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin tutuklanmıştı. Soruşturma daha sonra Eskişehir’e uzanmış, burada da emekli binbaşı F. E. gözaltına alınmıştı. Eskişehir’de de emekli binbaşının annesinin evinde silah ve patlayıcı malzemeler ele geçirilmişti. Operasyonlarda askeri malzemenin ele geçirilmesi üzerine Genelkurmay Askeri Savcılığı da harekete geçti. Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği’nden dün yapılan açıklamada şöyle denildi: “Bazı basın ve yayın organlarının haberlerine de konu olan ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturmada gözaltına alınan emekli askeri personel hakkında, ele geçirilen silah ve patlayıcı maddelerle ilgili olarak askeri yargının görev alanı kapsamında Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nca 27 Haziran 2007 tarihinde soruşturmaya başlanılmıştır.’’ Genelkurmay Askeri Savcılığı, silah ve mühimmatın nasıl askeriye dışına çıkarıldığını da araştıracak. Ümraniye ve Eskişehir’deki operasyonlarda silahlar, el bombaları ve patlayıcılar ele geçirilmişti. UZMANLAR: MÜCADELEYİ OLUMLU ETKİLER Komando birliklerinin profesyonelleştirilmesinin bölgede teröre karşı yürütülen operasyonları olumlu yönde etkileyeceği değerlendiriliyor. Doğu ve Güneydoğu’da görev yapan emekli generaller, vatani görevini yapan askerlerin tam deneyim kazandığı zaman terhis edildiklerine, profesyonelleştirme ile bu sorunun ortadan kalkacağına dikkat çekiyor. Emekli generaller, mücadelenin sürekliliği açısından kararın önem taşıdığını, uzman er, erbaşların daha eğitimli, bilinçli, araziye hâkim olacakları için verilen şehit sayısında da ciddi oranda düşüş olacağını dile getiriyor. (Fotoğraf: AA) Kurumlar arası eşgüdüm arayışı TSK, terörle mücadele için sivil, asker, akademisyen ve bürokratların, 24 saat çalışıp önlemler üzerine yoğunlaşacağı bir yapının oluşturulmasını istiyor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’un açıklamalarının ardından, terörle mücadelenin yasal ve kurumsal zorlukları yeniden gündeme geldi. Terörle mücadeleyi olumsuz etkileyen faktörler arama ve dinlemedeki zorluklarla işbirlikçilerin faaliyetlerinin engellenememesi olarak öne çıkıyor. Güvenlik güçlerinin terörle mücadelede yaşadığı zorluklar şöyle sıralanıyor: lah yüklü aracın yakalanmasıyla da ortaya çıkmıştı. Silah yüklü aracı taşıyan Hakkârili bir korucuydu. rekiyor ve süreleri sınırlı tutuluyor. Bu zorluk nedeniyle de terörist eylemlerin önceden haber alınmasının zorlaştığına işaret ediliyor. lı Kuvvetleri’nin (TSK) önerilerinden birini oluşturuyor. Bu yöndeki öneriler Bülent Ecevit’in Başbakan olduğu 57. hükümet döneminden beri gündeme getiriliyor. Ecevit döneminde TSK’nin önerisi basına “Güneydoğu Müsteşarlığı” olarak yansımıştı. RAMA A LK ATEŞ AB’ye uyum kapsamında yapıİ lan değişikliklerle güvenlik güçleYine yasal zorunluluk gereği rinin hâkim kararıyla da olsa arama yapma olanakları sınırlandırıldı. Buna göre önleyici aramalarda yalnızca “dışarıdan göz atma” şeklinde arama yapılabildiği dile getiriliyor. İNLEME D Terör örgütüne karşı telefon dileme yöntemiyle de istihbarat çalışması yapılıyor. Telefon dinleme koşullarının bu hükümet döneminde çıkan yasayla zorlaştırılmasınınsa terörle mücadeleyi olumsuz etkilediği belirtiliyor. Örgüt üyelerinin haberleşmelerini yoğun olarak cep telefonuyla yaptıkları biliniyor. Buna karşın her dinleme için mahkeme kararı gepolis, jandarma ve diğer güvenlik görevlileri şüpheli şahısları gördüğü zaman “dur, kimsin” sorusunu sormakla yükümlü. Bu durumda uyarılan kişi terörist olması durumunda ateşle karşılık veriyor. Bu ilk ateş sırasında da güvenlik güçleri kayıp veriyor. Kara Kuvvetleri Komutanı Başbuğ, terörle mücadeledeki zayiatların birinci nedeninin mayın ve el yapımı patlayıcılar, ikinci nedeninin ise ilk ateş olduğunu açıklamıştı. Faks: 0 216 302 82 08 obirgit࠽ekolay.net DTP’li belediye destek verdi Cenaze terör örgütü gösterisine dönüştü HAKKÂRİ (Cumhuriyet) Tunceli’de çıkan çatışmada güvenlik güçleri tarafından öldürülen “Kölemerik” kod adlı PKK’li terörist Günay Taş’ın cenazesi dün memleketi Hakkâri’de toprağa verildi. DTP Hakkâri İl Teşkilatı’nın desteğiyle Gazi Camii’nde düzenlenen cenaze töreni terör örgütü gösterisine dönüştü. Törende, yaklaşık 200 kişilik grup, PKK lideri Abdullah Öcalan lehine sloganlar attı. Grubun Hakkâri sokaklarında “Hakkârili şehidine sahip çık”, “Kürdistan bölünmez” sloganlarının yanı sıra “Kahrolsun TC” şeklinde de slogan attığı iddia edildi. Grup, cenazeyi toprağa verdikten sonra dağıldı. Polis, herhangi bir müdahalede bulunmadı. Öte yandan, Hakkâri Valiliği’nden yapılan açıklamada, defin işleminin güvenlik birimlerince görüntülü olarak izlendiği, ancak “Kahrolsun TC’’ sloganının atılmadığının anlaşıldığı belirtildi. B Kara Kuvvetleri Komutanı BaşAŞBUĞ ÖNERİYİ HÜKÜMETE İLETMİŞTİ TEKİN’İN İTİRAZI REDDEDİLDİ İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Ümraniye’de ele geçirilen bombalara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin’in tutukluluk haline yönelik itirazı reddedildi. ŞBİRLİKÇİLERLE MÜCADELE Örgüte lojistik ve istihbarat desteği sağlayan, zaman zaman da fiili olarak eylemlere katılan kesimi oluşturuyor. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, köy muhtarları ve imamların bile eylem yaparken yakalandıkları örneğini verdi. Bu örnekler terörle mücadelenin sürdüğü bölgede yoğun olarak yaşanıyor. Buna son örnek Van’da si İ K Terörle mücadele amacıyla kuURUMSAL YAPI rumlar arası eşgüdümü sağlayacak, etkin mücadele edecek bir kurumun oluşturulması Türk Silah buğ, terörle mücadele için sivil, asker, bürokrat, akademisyenlerin 24 saat çalışıp önlemler üzerine yoğunlaşacağı bir yapının oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Başbuğ, Genelkurmay 2. Başkanı olduğu dönemde bu öneriyi hem hükümete iletmiş hem de gazetecilere verdiği brifingde anlatmıştı. AKP hükümeti ise Terörle Mücadele Yüksek Kurulu’nu istenen yapının yerine koymuştu. Başbuğ, bu kurulun bir altyapısının olmadığını, teşkilatının olmadığını, dolayısıyla terörle mücadeleye ciddi katkı yapmadığını söyledi. CUMHURİYET 07 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog