Bugünden 1930'a 5,415,729 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 27 HAZİRAN 2007 ÇARŞAMBA 8 TÜRKİYE İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Aydın Denizli Zonguldak Açık İstanbul HABERLERİN DEVAMI PB PB PB PB B PB B B PB 38 42 40 37 40 42 43 42 36 Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara Eskişehir Konya Sıvas Antalya PB PB B B PB PB B B B 31 32 27 30 38 38 36 30 43 Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B B B B B B PB PB B 38 34 39 40 35 36 28 25 23 Trabzon Ankara İzmir Hakkari Antalya Adana Ş.Urfa Erzurum Yurtta yağış beklenmiyor. Bütün bölgelerimiz az bulutlu ve açık, öğle saatlerinden sonra Batı ve Orta Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Anadolu’nun güneydoğusu ile Marmara’nın Trakya kesimi parçalı ve çok bulutlu geçecek. Yüksek hava sıcaklıkları özellikle güney, iç ve batı bölgelerimizde etkisini sürdürmeye devam edecek. Çok bulutlu DIŞ MERKEZLER Oslo Helsinki Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Paris Bonn Münih Y Y Y B B B B B B 22 17 14 17 17 16 17 9 19 Yağmurlu Stockholm Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina Zürih B B B B B B B B Y 19 25 30 23 28 35 25 37 17 Moskova Aşkabat Astana Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam Karlı PB B B PB B B B B B 26 30 34 42 26 35 25 40 39 Londra Berlin Moskova Belgrad Madrid Ankara Taşkent Tahran Kahire Sulu kar Gök gürültülü Parçalı bulutlu Sisli Bulutlu GÜNCELCÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada ilginç. Malum masalla başladı: Terörün kökünü kazıyacağız!.. Bu masala halk artık itibar etmiyor. Sınır önlemleriyle PKK’nin Türkiye’ye sızmasının tamamen önlenmesini istiyor. RTE, halktan kaynaklanan baskının farkında olmayacak kadar zekâ fakiri değil. Zira, Beyaz Saray’la Pentagon’un Kürt ve Irak politikasının peşi sıra giden RTE ve Gül’ün aksine halk; TSK’nin sınır dışı operasyon yapmasına tek engelin ABD olduğunun bilincinde. ૽૽૽ Operasyon sanki bugünün sorunuymuş ve birden ortaya çıkmış gibi RTE; (daha önce PKK sorununun çözümünde nota verdiğimiz ve entipüften yanıt aldığımız) Bağdat’la görüşmek için Irak Başbakanı’nı davet ettiğini söylüyor. Bunu geçelim. Ama asıl “izin almamız” gereken ABD’ye; hükümet, Ankara Büyükelçisi Roos Wilson aracılığıyla operasyonlarla ilgili isteklerini bildirdi. “…Şimdi Washington’dan cevap bekliyoruz… Ondan sonra (demek ki yanıtın tatminkâr olmayacağını biliyor) ben Başkan Bush’u arayacağım… Daha sonra da çıkacak sonuca göre atmamız gereken adımlar konusunda kararlarımızı alıp harekete geçeceğiz…” Zamanını Gül Abdullah açıkladı: “…Seçim öncesi (sınır dışı) harekât bir istismar olur… Bu konuda siyasi rant sağlamak aklımızdan geçmez…” dedi. Bu söyleme göre 22 Temmuz’dan önce operasyon yok! ૽૽૽ Bütün gelişmeler ABD’nin Türkiye üzerine yıllarca önce kurguladığı ve adım adım uygulamaya giriştiği planın üzerini örtmekten öteye bir anlam ifade etmiyor. Dost, müttefik ve stratejik ortak ABD’nin Kürtler ve Türkiye üzerine kurduğu tezgâhı son olarak Hasan Bögün, Kaynak Yayınları’ndan çıkan “ABD ve AB Belgeleriyle Türk Ordusu 12 Eylül 1980’den Çuval Olayına” başlıklı kitabındaki belgelerle kanıtlıyor. Kitapta, “son 15 yılda, başını çektiği Batı’nın, TSK’nin direnişini kırarak Türkiye’yi teslim almayı amaçlayan eylemlerinin dökümü” yer alıyor. Hasan Bögün, ABD’nin K. IrakKürt ve Türkiye politikalarının nasıl bir mal olduğunu kitabının sonunda tam metinlerini verdiği resmi belgelerle sergiliyor. Birkaçından alıntılar yaparak ABD’nin 1995’te saptadığı, bugüne kadar adım adım geliştirerek uyguladığı politikayı gözler önüne sermek olanaklı. ૽૽૽ Örneğin şu belge: (TC Genelkurmay Başkanlığı/Şahsa özel. Strateji ve Dengeler Görüşmeler Analizi/Hizmete özel Sayı: 11347, 3, 912. Tarih: 04.08.1995. Konu: Strateji). “….ABD, Türkiye himayesinde bir Kürdistan projesini hayata geçirmektedir. Son olarak da Amerika, Kürt sorunu üzerine Kuzey Irak’ta bir anket yaptırdı… Kürt sorununun baş aktörünün ABD olduğu saptanmış…” “…Irak’ın kuzeyinde Kürtlerin de yakında çok silahları olacak…” Aynı yıla ait, aynı kaynaklı bir diğer belgeden: “…Türkiye ve ABD’li heyetler arasındaki görüşmeler çok ateşli geçti. Türkiye özellikle bölgede Kürdistan devleti kurulmaması için baskı yaparken bir taraftan da PKK’nin bitirilmesini ve TalabaniBarzani’nin partilerinin yetkilileri ile PKK’lilerin üst düzey görüşmeler yaptıkları, bölgelerde barındırılması, silah ve istihbarat gibi konularda çalıştıkları.. gündeme geldi…” Aynı yıl ve aynı kaynaktan bir başka belgeden: “…ABD hukukçu ve uzmanlarının hazırladığı projelerin sonucu: Türkiye bölgede istikrarın sağlanmasına yardımcı olmalıdır… …Eğer PKK’den uzak ılımlı Kürtlerle veya DEP milletvekilleri ile görüşmelere oturmak istemiyorsanız, bu süreçte Türkiye’nin yer alabilmesinin tek koşulu PKK’nin Türkiye sınırları içinde ve Kuzey Irak’ta marjinalleştirilmesi gerektiğini vurguladılar… Kuzey Irak’a yakında bir heyet gideceğini, eylül ayı içinde yapılması gereken barış toplantıları için Talabani ve Barzani ile görüşeceklerini bildirdiler…” Aynı yıl (1995) aynı kaynaktan (Genelkumay’dan) bir başka belgeden: “…Her şeyi Amerikan Genelkurmay Başkanlığı bünyesine bağlı ‘Pentagon’ ayarlıyor. ABD, Türkiye’ye Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar’da stratejik bir işbirliğini dayatıyor. Plana göre Türkiye bu üç kriz bölgesinde ABD’nin planlarını uygulayacak. Kuzey Irak’ta ‘Çekiç Güç’ün koruduğu bir Kürt devletini Türkiye’nin himayesinde federasyona bağlı bir Kürt devleti kurulmasını öneriyor. ABD’liler bölgedeki kritik gelişmelerin Türkiye açısından tehlikeli olduğunu (Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından dile getirilmişti) böyle bir federasyonun daha iyi olacağını öneriyor. 27 Mayıs 1960 harekâtından sonra ve 1965’te ve 1974’te aynı Kürt devleti kurulmasını isteyen Amerikalı heyet aynı plan üzerinde duruyor. ABD’liler bu planın artık yalnız ABD Savunma Bakanlığı’nın görüşü olmadığını ‘Pentagon’ Beyaz Sarayında bu plan üzerinde durduğunu belirttiler. Heyet Ortadoğu’da sınırların yeniden çizileceğini öne sürdü. (ABD Dışişleri Bakanı Rice 2007’de Ortadoğu’da sınırların değişeceğini söyledi) Kürt sorununa ilişkin ABD planlarının ardında, petrol yataklarının kimin, kimler arasında bölüştürüleceği sorunu oluşuyor… …ABD’nin bölgede uyguladığı yeni dünya düzeni planlarından en çok etkilenen ülkeler Ortadoğu ülkeleri. Üzerinde hesaplar yapılan ülke ise stratejik noktadaki Türkiye. ABD bir yandan Kuzey Irak’ta Kürdistan kurma hazırlığı yaparken, diğer yandan Irak’ta yönetim değişikliği için planlar yapıyor…” Aynı yıl, aynı kaynaktan bir başka belgeden: “…Görüşmelerde ABD’li heyetin Türkiye’ye önerisi Türkiye’nin güneydoğusunda bir an önce siyasal bir çözüme gitmesini ve demokratikleşme paketinin işler duruma gelmesini önerdi…Türkiye’nin Kuzey Iraklı Kürtlere sıcak bakmasını önerdi… ABD Kürt devletini Türkiye ile ‘federasyon’ federatif bir yapı içinde birleştirmek istiyor… Aksi takdirde Irak gibi İran ve Türkiye’nin parçalanma durumuna doğru gittiğini ve.. gösterilen (Türkiye’nin doğuyla güneydoğusunu Kürt devleti içinde gösteren) bir harita gibi haritanın gündeme geldiğini, ABD’nin yaptırdığı çalışmalarda bu haritanın meydana çıktığını açıklaması.. son bir teklif olarak değerlendirildi…” ૽૽૽ Ve şimdi RTE, bu belgelere, izlenen gelişmelere karşın operasyona Washington’dan olumlu bir yanıt beklediğimizi söylüyor. Danıştay’dan yargı dersi Öğretmen Kılınç’ın okul bahçesinde türban takmasını laikliğe aykırı bulan 2. Daire üyeleri karar düzeltme başvurusu üzerine, Özbilgin’in öldürülmesini anımsatarak ‘çekilme’talep etti ANKARA (ANKA) Anaokulu öğretmeni Aytaç Kılınç’ın okul bahçesinde türban takmasının laikliğe aykırı olduğuna karar verdikten sonra, hedef gösterilen ve saldırıya uğrayan Danıştay 2. Dairesi üyeleri, karar düzeltme başvurusunu karara bağlamamak için “çekilme” talebinde bulundular. Danıştay 2. Dairesi üyeleri, verdikleri karar sonrası daire üyeleri Mustafa Yücel Özbilgin’in ölmesine neden olan saldırıya maruz kaldıklarını ve verecekleri kararın tarafsızlıklarına gölge düşürebileceği gerekçesiyle davadan çekilmek istediklerini bildirdiler. Danıştay 2. Dairesi Başkanı Mustafa Birden, üyeler Kamuran Erbuğa, Ayfer Özdemir ve Ayla Gönenç’in kamuoyunda tartışma yaratan türban kararına ilişkin yapılan karar düzeltme başvurusundan çekilme taleplerini Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu karara bağlayacak. Kurul, çekilme talebini haklı bulursa Kılınç’ın yaptığı karar düzeltme başvurusunu İdari Dava Daireleri Genel Kurulu karara bağlayacak. Köyü İlköğretim Okulu’na çocuk gelişimi öğretmeni olarak atanması işleminin iptali istemiyle dava açtı. Ankara 6. İdare Mahkemesi, işlemi 2002’de iptal etti. İdare Mahkemesi’nin kararında, soruşturma sonunda, öğretmene “aylıktan kesme” cezası verildiği ve Ankara Valiliği’nin işlemiyle Mamak Kıbrıs Köyü İlköğretim Okulu’na atamasının yapıldığı kaydedildi. Kararda, davacının, öğretmenlik görevi süresince kılık kıyafet yönetmeliği hükümlerine aykırı hareket etmediğini söylediği ve nüfus cüzdanındaki fotoğrafında başı açık olduğu ifade edildi. Mahkeme, “Öğretmenin okula alınmayışının, o anda başı kapalı olması değil, daha önce aldığı kimliğindeki resminde başının kapalı olmasından kaynaklandığını belirterek yalnızca bu husus esas alınarak davacının müdürlük görevine başlatılmadan öğretmenliğe atanmasında hukuka uyarlık görülmediği” gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etti. Kararın Ankara Valiliği’nce temyiz edilmesi üzerine dosya Danıştay 2. Dairesi’ne geldi. 2. Daire, idare mahkemesinin kararını bozdu. Kılınç, Danıştay 2. Dairesi’nin verdiği karara ilişkin olarak “karar düzeltme” başvurusunda bulundu. Bu başvurunun karara bağlanmasının ardından hüküm kesinleşmiş olacak. AKP’Lİ BELEDİYELER İktidar gücünü kullanarak kamuya borç ödemiyorlar MURAT KIŞLALI Dava süreci Gölbaşı Bayrak Anaokulu Müdürlüğü’ne atanan ve başı kapalı kimlik göstererek okula girmek isteyen Kılınç, 2001’de görevinden alınarak Mamak Kıbrıs Anayasa Mahkemesi 367 kararıyla ilgili gerekçeyi TBMM Başkanlığı’na gönderdi ‘Cumhurbaşkanı uzlaşıyla seçilmeli’ EMİNE KAPLAN ANKARA Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanı seçiminde toplantı yetersayısının 367 olmasına ilişkin kararının gerekçesini TBMM Başkanlığı’na gönderdi. Gerekçede anayasanın cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşmayı öngördüğü vurgulanarak “3. ve 4. oylamalarda TBMM’nin adaylardan birini üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyuyla seçebilme olanağı karşısında Meclis’te salt çoğunluğa sahip parti ya da partiler 1. ve 2. oylamada 3’te 2 çoğunlukla aranan uzlaşmaya sıcak bakmayabileceklerdir. Bu durum anayasanın, Cumhurbaşkanlığı seçiminin uzlaşmaya dayanması amacıyla bağdaşmamaktadır” denildi. Gerekçede, Meclis Başkanlığı seçimiyle ilgili olarak ise 367’ye gerek olmadığı yorumu yapıldı. Anayasa Mahkemesi 367 kararıyla ilgili gerekçesini dün TBMM Başkanlığı’na gönderdi. Gerekçede, şu görüşlere yer verildi: ✔ Anayasanın, cumhurbaşkanının seçimine ilişkin 102. maddesi özel, Meclis çalışmalarında aranacak toplantı yetersayısıyla ilgili 96. maddesi ise genel hükümler içerir. Bu durumlarda, kuşkusuz TBMM’nin toplantı ve karar yetersayıları bakımından 96. maddedeki genel kural değil, belirtilen maddelerdeki özel hükümler uygulanacaktır. ✔ Öte yandan, Meclis Başkanı seçimine ilişkin anayasanın 94. maddesinin 4. fıkrasında da 102. maddesinin 3. fıkrasında olduğu gibi 4. oylama ve seçilme yetersayısı olarak da TBMM üye tamsayısının, ilk 2 oylamada 3’te 2, 3. oylamada ise salt çoğunluğun öngörülmesine karşın bu maddede 102. maddenin 1. fık Konuklar ağırlandı Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Tarabya’daki Cumhurbaşkanlığı Tesisleri’nde İstanbul’da bulunan eski Portekiz Cumhurbaşkanı Jorge Sampaio onuruna öğle yemeği verdi.Yemeğin ardından Sezer, İzlanda Cumhurbaşkanı Olafur Ragnar Grimsson ve eşi Dorrit Moussaieff (solda) ile yine Tarabya Tesisleri’nde bir süre görüştü. Ayrı ayrı gerçekleşen ve Cumhurbaşkanı Sezer’in eşi Semra Sezer’in de katıldığı yemek ve görüşme, basına kapalı olarak yapıldı. (AA) ANKARA Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) rakamlarına göre devlete 1 milyon YTL’nin üstünde prim borcu olan işverenler arasında 345.2 milyon YTL ile 97 AKP’li belediye de bulunurken, CHP’nin 13.5 yıl Çanakkale Belediye Başkanlığı’nı yapmış olan Çanakkale Milletvekili İsmail Özay durumu, “İktidar partisi belediyeleri ek finansman yaratmak için iktidarın gücünden yararlanıyor” sözleriyle açıkladı. Eski Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürü ve CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu da “AKP bir taraftan sosyal güvenlik açıklarını kapatma gerekçesiyle dar gelirliye büyük bedeller ödetiyor, diğer taraftan kendine bağlı belediyelerin alacaklarını tahsil etmiyor” dedi. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun önceki gün açıkladığı prim borçlu işveren bilgilerine göre, devlete 1 milyon YTL’nin üstünde prim borcu bulunan toplam 130 belediye ve bunların iştiraki bulunuyor. Bunlardan 97’si AKP’li belediyelerden oluşuyor. 130 belediyenin toplam borcu 459 milyon 232 bin YTL’ye ulaşırken AKP’li belediyelerin 345 milyon 171 bin YTL’lik borcu, toplamın yüzde 75’ini oluşturuyor. Özay: Ek finansman yaratılıyor CHP’li Özay “İktidar partisi belediyeleri ek finansman yaratmak için iktidarın gücünden yararlanıyor. Bu sıkıntılar AKP döneminde daha da arttı” diyerek süreci şöyle anlattı: “Her gayri ciddi iktidar döneminde ek finansman yaratmak için belediyeler kamuya olan borçlarını ‘Benden sonrası tufan’ veya ‘Bir af çıkabilir’ düşüncesiyle ödemiyor. SSK 3 ayda bir borçları açıklayıp sonra borçluları icraya verir. İktidarın belediyeleri, bir milletvekili veya bakan torpiliyle SSK’nin kapısını çalar. Bürokratlar kendilerini kurtarmak için bu belediyeleri icraya verir ama işlem yapmaz. Muhalif belediyeler ise icraya verilir, malı haczedilir, İller Bankası payının bir kısmına el konulur. Bu durum vergilerde de yaşanır.” rasına benzer biçimde bir yetersayı öngören kurala yer verilmemiştir. Bu farklı düzenleniş biçimi de 102. maddenin 1. fıkrasındaki, “Cumhurbaşkanı, TBMM üye tamsayısının 3’te 2 çoğunluğu ile seçilir” kuralına bilinçli olarak toplantı yetersayısını belirtmek amacıyla getirildiğini göstermektedir. ✔ Sağlıklı sonuca ulaşılabilmesi için bir kuralın yorumunda onun lafzı kadar amacının da belirtilmesi gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. 102. maddeki düzenlemeyle, cumhurbaşkanı seçiminde Meclis’te olabildiğince nitelikli bir uzlaşma sağlanmasının amaçlandığı açıktır. Cumhurbaşkanı seçilememesi durumunda TBMM seçimlerinin derhal yenilenmesi yoluna gidilmesi cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşmanın temel alındı ğını göstermektedir. ✔ Anayasanın 104. maddesine göre “Cumhurbaşkanı devletin başıdır, bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil eder.” Ayrıca cumhurbaşkanına verilen görev ve yetkilerin niteliğiyle anayasanın cumhurbaşkanının statüsüne ilişkin diğer hükümleri bir bütün halinde incelendiğinde cumhurbaşkanının ulusun önemli bir çoğunluğunu yansıtan temsilcilerinin katılımı ve iradeleri ile seçilmesi yaklaşımının anayasada benimsenmiş olduğu görülmektedir. Bu düzenlemeler, cumhurbaşkanı seçiminde aranması gereken uzlaşının pozitif hukuksal dayanaklarını oluşturmaktadır. ✔ Cumhurbaşkanının seçimi sürecinde ilk 2 oylamada uzlaşmanın sağlanması, 102. madde nin 1. fıkrasındaki “Cumhurbaşkanı TBMM üye tamsayısının 3’te 2 çoğunluğu ile seçilir” kuralının toplantı yetersayısını da kapsaması olanaklıdır. Aksi halde 3. fıkradaki 1. ve 2. oylamalar anlamsız hale gelecek 3. ve 4. oylamalar da üye tamsayısının salt çoğunluğu cumhurbaşkanı seçilebileceği için bir uzlaşmaya da gerek kalmayacaktır. 3. fıkrada öngörülen 3. ve 4. oylamalarda, TBMM’nin adaylardan birini üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyuyla seçebilme olanağı karşısında, Meclis’te salt çoğunluğa sahip parti ya da partiler, 1. ve 2. oylamada 3’te 2 çoğunlukla aranan uzlaşmaya sıcak bakmayabileceklerdir. Bu durum anayasanın cumhurbaşkanı seçiminin uzlaşmaya dayanması amacıyla bağdaşmamaktadır. Kılıçdaroğlu: SGK özerkleştirilmeli CHP’li Kılıçdaroğlu da “Bir taraftan SGK ciddi açıklar veriyor ve bunların kapatılması için dar gelirli kesimlere, sosyal güvenlik reformunda görüldüğü gibi çok ciddi bedeller ödetiyorlar. Öte yandan da AKP kendine bağlı belediyelerde alacaklarını tahsil etmiyor” dedi. CHP’nin SGK’nin borçlarını tahsil edebilmesi amacıyla özerkleştirilmesi için çok çalıştığını anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “AKP belediye gelirleri kanunu getirecekti, 4.5 yılda bir şey yapmadı. Belediyelerin hesapları saydam değil.Yapılması gereken, SGK’nin özerkleştirilmesi. Şu anda SGK’nin yetkisi var ama siyasi otoritenin baskısı nedeniyle belediyenin üstüne gitmiyor. Belediyeler de bu paraları bir dahaki seçimi kazanmak için kullanıyor. AKP işçinin parasıyla kendi siyasal geleceğini garanti altına alıyor.” Belediyelerin kaldırım sevdası Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada BDSP ÜYELERİ rinin seçim öncesinde kaldırım ve bordür taşı yenileme çalışmalarına hız verdiğini ortaya çıkardı. Demirel, “2005 ve 2006 yıllarında büyükşehir belediyeleri, yapılmış olan kaldırım ve bordür taşlarını yenileme ve tadilat çalışmaları için ne kadar para harcamıştır? Döşenmiş olan bordür taşları ve yenilenen kaldırım taşlarının bundan önce değiştirilme zamanları nedir” sorularını yöneltti. Güneş’in verdiği bilgiye göre, 2005 yılında 16 büyükşehir belediyesi kaldırım çalışmaları için 101 milyon YTL ödenek ayırırken, bunun 77 milyon YTL ’sini kullandı. 2006 yılında ise ayrılan ödenek 140 milyon YTL’ye çıkarken, kullanılan bölüm 92.4 milyon YTL olarak gerçekleşti. Kaldırım taşı için ödeneklerinde en fazla artış olan 3 il Erzurum, Kocaeli ve Eskişehir oldu. Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin 2005 yılındaki 2 milyon YTL’lik ödeneği 1 yıl sonra 15.5 milyon YTL’ye, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ödeneği 6.4 milyon YTL’den 19.7 YTL’ye; Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ödeneği de 6.3 milyon YTL’den 21 milyon YTL’ye çıktı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, 2005 yılında kaldırım çalışmaları için hiç ödenek ayırmazken, 2006 yılında ayrılan 5.5 milyon YTL ödeneğin tamamını kullandı. Belediyelere göre ayrılan ödenekler Adana Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında 1.1 milyon YTL, 2006 yılında 3.8 milyon YTL. Ankara Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında ödenek ayrılmadı, 2006 yılında 5.5 milyon YTL. Antalya Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında 1.8 milyon YTL, 2006 yılında 454 bin YTL. Bursa Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında 7.6 milyon YTL, 2006 yılında 2.6 milyon YTL. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DTP): 2005 yılında 2.2 milyon YTL, 2006 yılında 1.5 milyon YTL. Erzurum Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında 2 milyon YTL, 2006 yılında 15.5 milyon YTL. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi (DSP): 2005 yılında 6.3 milyon YTL, 2006 yılında 21 milyon YTL. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında 2 milyon YTL, 2006 yılında 1.7 milyon YTL. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 ılında 60.1 milyon YTL, 2006 yılında 52.7 milyon YTL. İzmir Büyükşehir Belediyesi (CHP): 2005 yılında 4.6 milyon YTL, 2006 yılında 6.4 milyon YTL. Kayseri Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında 2.7 milyon YTL, 2006 yılında 2.8 milyon YTL. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında 6.4 milyon YTL, 2006 yılında 19.7 milyon YTL. Konya Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında 2.6 milyon YTL, 2006 yılında 3.2 milyon YTL. Mersin Büyükşehir Belediyesi (CHP): 2005 yılında ödenek ayrılmadı, 2006 yılında 1 milyon YTL. Sakarya Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında 1.8 milyon YTL, 2006 yılında 2 milyon YTL. Samsun Büyükşehir Belediyesi (AKP): 2005 yılında 300 bin YTL, 2006 yılında 400 bin YTL. Polis engeline protesto İstanbul Haber Servisi Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), 22 Temmuz’da yapılacak genel seçimler öncesi Kartal Karlıktepe ve Gaziosmanpaşa’daki seçim bürolarının açılışlarını engelleyen polisi protesto ederek üzerlerindeki baskıların son bulmasını istediler. Kartal Meydanı’nda toplanan BDSP’liler, “Sınırsız söz, basın, gösteri ve örgütlenme özgürlüğü” pankartı açarken “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek”, “Söz, eylem, örgütlenme hakkımız engellenemez”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm” sloganları attılar. İşçi emekçileri engelleniyor Basın açıklamasını okuyan Duygu Çağlar, seçimle ilgili düzen partilerine tüm imkânların sunulduğunu, işçi emekçilerin ise seçim faaliyetinin engellendiğini söyledi. CUMHURİYET 08 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog