Bugünden 1930'a 5,431,920 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

17 HAZİRAN 2007 PAZAR CUMHURİYET SAYFA MÜZİK haticetuncer࠽hotmail.com 9 Ölümünün ikinci yılı Pınar Sağ, ikinci albümüne Emekçi’nin türküsünün adını vermiş Herkesin bir Kırmızı Gül’ü var HATİCE TUNCER ınar Sağ, türkülere ve insanlara çok sıkı sarılmayı seviyor. “İyi ki türkü söylüyorum, iyi ki duygularımı türkülerle ifade ediyorum” diye sevgisini anlatırken, yüzyılların emanetini doğru taşıyabilmenin kaygılarını da beraberinde götürüyor. Omuzlarında Arif Sağ gibi bir ustanın gelini olmanın sorumluluğu olduğunun da farkında, ama 13 yaşından beri elinden bağlamayı düşürmemiş olmanın güvenini de hissettiriyor. İkinci albümü Kırmızı Gül’ü çıkarmanın telaşını yaşayan Pınar Sağ, sohbetimiz sırasında 2324 Haziran tarihlerinde Sıvas’ın Banaz ilçesindeki Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri’nde vereceği konserin heyecanı içindeydi. Erzurum Aşkale kökenli bir ailenin kızı olan Pınar Sağ, İstanbul’da Çağlayan’da geçirdiği çocukluk yıllarını “Hayatımın en güzel dönemleri” diye anlatıyor. Annesi, bağlama çalamamasını yaşamında büyük eksiklik olarak hissettiği için Pınar’ı 13 yaşında bağlama kursuna göndermiş. Pınar, kursu başarıyla tamamlamakla kalmamış, henüz 16 yaşında iken halk eğitim merkezlerinde bağlama dersleri vermiş. 12 Eylül döneminde annesinin gözaltında kaldığı sürenin her bir gününü bir yıl gibi büyük acıyla geçiren Pınar’ın türkülerden yana tercihi de bu süreçte belirginleşmiş: “Türküler, annemin çevresindekilerin, yoldaşlarının verdiği bir görevdi aslında. Bana ‘Seni ya kaleminle ya da bağlamanla görmek istiyoruz’ demişlerdi.” Pınar Sağ, ortaöğrenimini Florya’daki Tevfik Ercan Lisesi’nde sürdürdü. Arkadaşlarıyla farklı sosyal ortamlardan gelmenin uyumsuzluğunu yaşasa da felsefe ve edebiyat öğretmenlerinin destek verdiği Sağ, nota bildiği için okulun korosunu çalıştırmış, bağlama çalarak kendini göstermiş. Liseden sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuvarı Temel Bilimler Bölümü’nde eğitim gören Pınar Sağ, kendi ayakları üzerinde durmak istediği için babasının muhalefetine karşın türkü evlerinde sahne almaya başladı: “Haftada 4 gün barda gece üçlere kadar çalışıyordum, ertesi gün okula gidiyordum. Az da olsa kendin kazanmak zorundasın. Çünkü bu insanı hayata karşı daha dik tutuyor.” Pınar Sağ, konservatuvar eğitimi sürerken uzaktan akrabası olan Tolga Sağ’la tanıştı ve 2002’de evlendiler. Türkü evlerinde programlarını yürütürken bir yandan da albümü için hazırlandı. Pınar Sağ, 2003’te ASM’den çıkan ilk albümüne “Türkü Söylemek Lazım” adını vererek Anadolu’nun büyük kültürel emanetine saygısını ifade etmek istemiş. Arif Sağ gibi bir ustanın gelini olmanın sorumluluğunu da üzerinde taşıyordu: “Arif Sağ, ismini 50 yılda tırnaklarıyla Deniz’in Çocuğu anılacak üzik yaşamında daha alacağı çok yol varken genç yaşında yakalandığı hastalık sonucu kaybettiğimiz Karadeniz’in unutulmayacak sesi Kazım Koyuncu ölümünün 2. yıldönümünde, Artvin’in Hopa ilçesi Yeşilköy’de bulunan mezarı başında anılacak. 25 Haziran 2005’te İstanbul’da 33 yaşında yaşamını yitiren Kazım Koyuncu’nun ağabeyi Hüseyin Koyuncu, herhangi bir siyasi harekete malzeme olmasını istemedikleri için Hopa’dan yürüyüş yerine mezarı başında anmayı tercik ettiklerini belirtti. OPALI VE EVRENSEL Hüseyin Koyuncu, ailenin ve sevenlerinin 25 Haziran Pazar günü saat 12.00’de mezarı başında buluşacaklarını, isteyenlerin Kazım’la ilgili duygu ve düşüncelerini ifade edebileceklerini söyledi. Hopa’daki kültür merkezine Kazım Koyuncu adı verilip verilmemesi tartışmalarının aileyi üzdüğünü ifade eden ağabey Koyuncu, “Kazım Hopalıydı, Karadenizliydi. Kazım dünyalıydı. Kazım her şeyden önce evrensel bir insandı. Basit tartışmalara, siyasi çekişmelere malzeme olmasını istemiyoruz” dedi. “Kazım, sanatçı, devrimci ve insan sevdalısıydı. Mücadelesinde ezilenlerin yanında, ezenlerin karşısındaydı” diye kardeşini anlatan Hüseyin Koyuncu, anma töreninin herhangi bir sivil toplum örgütü ve siyasi parti tarafından üstlenilmesini istemediklerine özellikle dikkat çekti. Hüseyin Koyuncu, siyasi tartışmalara neden olacak herhangi bir pankart ve slogan atılmayacağını, yalnızca Kazım’ın resimlerinin taşınacağını belirterek “Sevenlerinin inisiyatifinde, dünya görüşüne yakın insanlarla birlikte onu yaşatmak ve anmak istiyoruz. Çok acı çeken bir aile olarak bizi hiç yalnız bırakmayan, acımızı paylaşan herkese teşekkür ediyoruz” dedi. M P kazıyarak hak etmiş. Onun ismiyle bir yerlere gelmeye kalkışmak çok büyük haksızlık olur. Hatalarımı üstleniyorum, ama olumlu yaptıklarım da bana aittir. 23 yaşında Tolga’yla evlendim ama ben 13 yaşında bağlama çalmaya başlamıştım.” Pınar Sağ’ın İber Müzik tarafından yayımlanan ikinci albümü, adını Emekçi’nin çok sevilen “Kırmızı Gül” eserinden alıyor: “Herkesin hayatının bir noktasında beklediği ya da verdiği bir kırmızı gül var. Örneğin, doğum yaptığımda bir kırmızı gül görmek çok istedim karşımda. Emekçi’nin Kırmızıgül adlı eseri de onun sevenleri tarafından çok iyi bilinen, niteliği çok yoğun bir eser. Kırmızı Gül var olmanın, sorgulayabilmenin cesaretidir. Emekçi’nin siyasi kimliği çok önemlidir.” Pınar Sağ, Kırmızı Gül’de, Âşık Ali’den “Ezel Bahar Geldi”, Erguvanlı Muharrem Temiz’in derlediği “Arayı Arayı”, Yılmaz Çelik’in Zeynel Batar’dan derlediği “Dört Kardaşız” gibi türkülerle birlikte “Ekin İdim Oldum Harman”a da yer vererek halk müziğinin yenilikçi ustası Ruhi Su’ya saygısını ifade ediyor. “Selvi Revanım”, Hacı Bayrak’tan alınan bir deyiş. Orta Anadolu’dan oldukça hareketli anonim bir türkü olan “Mendilim Darda Kaldı”da elektrobağlamaları Tolga Sağ çalıyor. “Sevda Bağı”, Rıza Çağlayan’ın sevda üzerine bir bestesi. Zaralı Halil’in ünlü “Ellere Yar Ellere” türküsü ise albüme neşesiyle sıcaklık katıyor. Pınar Sağ, Ümmüşen’in Dost adlı eserine ayrı bir önem veriyor: “Ümmüşen benim için çok özel bir isim. Hep kadınların daha öncelikli olmalarını istedim. Kadın yazar, kadın besteci gibi özelliklerin başına kadın sözünün eklenmesine karşıyım ama bir kadın olarak Ümmüşen’in 17 yaşında yazdığı ilk eseri benim için çok anlamlı.” Halay neşesi ahne programlarında halaylarla dinleyicilerini coşturan Pınar Sağ, Kırmızı Gül’de de “Deriko’nun Düzleri”, “Karşıda Üzüm Kara”, “Dello” ve “Hele Meryem” halaylarından oluşan bir çeşitleme sunuyor: “İkinci çalışmamda, daha çok içselleştirdiğim türküleri okudum, daha kendim oldum aslında. Daha yolun çok başındayım. Halk müziğini benimseyenlere ‘bu bizim kız’ havasını hissettirmek önemliydi benim için.” KIRMIZI GÜL S H RUHİ SU’YA SAYGI SOSYAL FARKLAR Turna ve Toprak klipte Pınar Sağ: Çok olanı herkes paylaşır, önemli olan azı paylaşabilmek. Onun için türküler gönlümde yatan en büyük aşk oldu. Bu ülkenin dimdik durabilmesi için en büyük dayanağımız türküler. Bu kültürümüzden ödün verirsek çok şeyimizi kaybederiz. ırmızı Gül’ün klibi yönetmen Salih Çetin tarafından Yedikule Zindanları’nda çekildi. Bağlamanın yaşamının büyük bir bölümünü kaplamasının ifadesi olarak klipte bütün mekân bağlamalarla donatılmış. Pınar ve Tolga Sağ’ın biri kız biri erkek olan ikizleri Tuna ve Toprak’ı da klipte izleme şansını buluyoruz: “İlk albüm çalışmalarım sırasında ikiz bebeklerim düşmüştü. Evde yas havası vardı. Âşık Mahzuni’nin ‘Bebek’ türküsünü ağlaya ağlaya okumuştum. 5 ay geçmeden doktor yine ikizlerim olduğunu söyledi. Bazı insanlar kariyerim için bebek yapmamamı söyledi. Dünyanın hiçbir değeri benim çocuklarımın önüne geçemez. Gittiğim her konser, sahneye çıktığım her ilk türküde ilk düşündüğüm şey çocuklarım. Büyük şair Nâzım ‘En güzel aşk henüz yaşanmamış olandır’ diyor ya, ben de ‘En güzel aşk çocuklardır’ diyorum. Çocuklarımı büyütürken müziği yürütebilmemin en büyük yardımcılarının annem ve yeğenim olduğunu da söylemeliyim.” ÜMMÜŞEN’İN ‘DOST’U K TÜRKÜ SÖYLEMEK LAZIM slında çok güzel türkü söylemek, çok güzel bağlama çalmak marifet değil. Çekiç Ali’ler, Muharrem Ertaş’lar, Davut Sulari’lerin bulunduğu yerde kendime sanatçı diyemem, ancak aday olabilirim. Biz, onların ürettiklerini tüketiyoruz. Benim yaptığım şey, bu toplumun, bu gündemin koşulları içinde bunları dimdik ayakta onurluca devam ettirebilmek, yarınlara taşıyabilmek. ‘A ’ DOSYA NO: 2007/5 BASİT TASFİYEDE ALACAKLILARI DAVET İLANI MÜFLİS KİMLİĞİ: UNİ KİMYA SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. YERLEŞİM YERİSİCİL NO: Kağıthane Çeliktepe Mah., İnönü Cad. No: 10/308 Şişli/İstanbul İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu 348734 / 260315 İFLAS TARİHİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006/21 Esas sayılı dosyasından 13.03.2007 tarihinde iflasına karar verilmiştir. Yukarıda adı yazılı müflisin, iflas dairesince defteri tutulan mallarının bedelleri tasfiye giderlerini koruyamayacağı anlaşıldığından, Basit Tasfiye usulünün uygulanmasına karar verilmiştir. Bu sebeple alacaklıların, ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde alacaklarını ve iddialarını bildirmeleri, bu müddet içinde alacaklılardan birinin giderleri peşin vermek sureti (Yön. Md. 53) ile tasfiyenin adi şekilde (Md. 219) yapılmasını isteyebileceği, İİK.nun 218. maddesi gereğince ilanen tebliğ olunur. 12.06.2007 (Basın: 32719) İSTANBUL 3. İFLAS MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN CUMHURİYET 09 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog