Bugünden 1930'a 5,491,976 adet makale



Katalog


«
»

30 MAYIS 2007 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA 17 Sirkeci Nami Tepe: “Sirke keskinliğini artırdı. Halkın Çankaya’da şeriatçı istemediğini hâlâ anlayamadı; çelik çomağı yuttu, sıra küpü çatlatmada!” Ya ğ m u r E k i m Meclis’te yumruklar konuşmuş... “Sandıkta da halkın tokadı konuşacak!” DOKTORASINI Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’den almış; Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’de ders veriyormuş. Anlamayanlar için bir daha: Doktora çalışmasını Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’de yapmış, Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’de ders veriyormuş. Kim mi? Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Asaf Savaş Akad’ın eşi ve Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’den doktoralı ve Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’de ders veren sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Göle. Epeydir ortalıkta görünmüyordu. İslamcı iktidarın el koydurttuğu Sabah gazetesinin manşetinden çıktı ve Paris’ten Türkiye’deki son siyasi gelişmeleri değerlendirip, Türkiye’deki siyasi partilerin tükendiğini ama PANO DENİZ KAVUKÇUOĞLU ABD hava sahamızı ihlal ediyormuş. Sadece hava sahamızı mı? Kelleci Hayati Evliyaoğlu: “İzmir’deki cenazede bir tek onun yakasında şehidin resmi yoktu. Kelle ağır basmış olacak!” iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin merkeze oturduğunu söyledi. Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’den doktoralı olmak ve Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’de ders vermek herkesin harcı değildir; “oturdu” dedi mi oturmuştur. 1987 yılının sonuna doğruydu. Nilüfer Göle, sanırım Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’den doktorasını almış fakat Paris’e yerleşip Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’de ders vermeye henüz başlamamıştı. Nokta dergisini henüz satmamış Ercan Arıklı’nın yakın çevresinde herkesin ağzını bir Cuk karış açık bıraktıran sosyolojik ve politik analizler yapıyor, Turgut Özal’ı yere göğe sığdıramayan en değerli yorumlara en güzel yorumları katıyordu. 12 Eylül’ün ürünleri olan siyasi partiler Milliyetçi Demokrasi Partisi ve Halkçı Parti’nin aksine Anavatan Partisi’nin kalıcı bir parti olarak Türk siyasetinde sarsılmaz ve sağlam bir yer edindiğini anlatıyordu. Anavatan Partisi’nin, merkeze oturduğunu herkesin anlaması gerekiyordu. İşte bilim budur: Bir zamanlar ABD’nin himayesindeki Anavatan Partisi’nin siyaset sahnesinden çekildiği günlerde ABD’nin yeni gözdesi Adalet ve Kalkınma Partisi’ni merkeze oturtmaktır. Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociale’de ne derler bilmiyorum ama Türkçede buna “cuk oturdu” derler. Döneklikler, Bukalemunluklar, Kemiksizlikler 22 Temmuz 2007 günü yapılacak genel seçimlerin bir önemi de olası bir iktidar değişikliğine yol açmasının yanı sıra Türkiye’deki kimi insan malzemesinin geçirdiği evreler sonunda geldiği yeri gözler önüne sermesi olacak. Bu seçimler sonra erip de sonuçlar açıklandığında ‘solcu’ bellediğimiz kimilerinin ‘sağcı’, ‘sağcı’ bellediğimiz kimilerinin de ‘solcu’ politikacılar olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdiklerine tanık olacağız. Buna şaşıracak mıyız? Hiç sanmıyorum, çünkü bu ülkede hayat, bizi uzun yıllardır karşılaştığımız en tuhaf görüntülerde bile şaşırmamaya, her gün yeniden ve en güncel örneklerle alıştırıyor. Döneklik, bukalemunluk, kemiksizlik bu ülkede her sınıftan, her sosyal katmandan, her meslek grubundan insanların hiç de azımsanmayacak sayıdaki bir kesiminin yaşam biçimi olmuş. Bir dönemin en keskin solcuları, en sağcı gazetelerde kalem oynatıyorlar. Bir zamanlar varoşlarda, gecekondularda, yoksullarla aynı kaderi paylaşarak yaşamadan ‘sosyalist olunamayacağını’ vazeden kimi aydınlar, günümüzün en keskin, en inançlı, en ödünsüz liberalleri kesilmişler. Salt eski solcular değil dönenler, bir dönemin gözleri, elleri kanlı ırkçılık furyalarında milliyetçi gazetelerde solcuları sokak pusucularına hedef gösteren kimi kalemşorlar şimdilerde ‘barış, hoşgörü, demokrasi’ havarisi olarak ortada dolaşıyorlar. İçlerinde öyleleri var ki, daha dün denebilecek yakın bir zamana kadar ellerinde Mustafa Kemal Atatürk posterleriyle alanlarda ‘Bağımsız Türkiye’ diye haykırırlarken bugün bıraksanız ellerinde balyozlarla Mustafa Kemal Atatürk’ün heykellerine saldıracaklar. ૽૽૽ Dönekliğin, bukalemunluğun, kemiksizliğin adı bu ülkede ‘değişim’ olmuş. Üstelik de dönekler, bukalemunlar, kemiksizler oldukça saygı görüyorlar toplumda. Saygı kavramı da değişmiş, değiştirilmiş çünkü. İnancın, dünya görüşünün, ideolojinin yerini çıkar ilişkileri, onurun yerini erk, para, nüfuz almış. Dolayısıyla 23 Temmuz 2007 günü oluşacak yeni Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde karşılaşacağımız görüntüler bizi şaşırtmayacak. Eğer bugün okuduklarımız, duyduklarımız doğruysa sosyal demokrasinin acar çocuğu, eski Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Ertuğrul Günay’ı, eski Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyesi, ‘araştırmacıyazar’ , ’30 yıllık sosyal demokrat’ Haluk Özdalga’yı Adalet ve Kalkınma Partisi sıralarında göreceğiz. AKP’nin, genel başkanları Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarını savunacaklar. Eski Demokratik Sol Partili Kültür Bakanı İstemihan Talay da yeni genel başkanı Devlet Bahçeli’nin yanında sağ eliyle ‘kurt’ kafası işareti yapacak. Eski Anavatan Partisi milletvekili, Mesut Yılmaz’ın yakın düşünce arkadaşı İlhan Kesici’nin yüreği ise Cumhuriyet Halk Partisi için çarpacak. Daha niceleri… Şaşırmayacağız. ૽૽૽ Burası Türkiye, bizler de Türk’üz. Şaşırmamak, hayrete düşmemek, dili tutulmamak çoktan beri en belirgin hasletimizdir bizim. Dönenler, yeni yerlerinde ‘hidayete ermişler’ olarak karşılanacak, kucaklanacaklar. Yeni sayfalar açılacak hayatlarında. Kafalarında ne kadar isteseler de, eskilerden kalan artıkları temizlemekte başlarda zorlanacak olsalar da eninde sonunda başaracaklar bunu. Her birinin Türkiye’si onlarla gurur duyacak. Cumhuriyet Halk Partisi’nden TBMM’ye girip de ilk olanakta kapağı AKP’ye atan vatan evlatlarını kaç kişi anımsıyor bugün? Bir tek Doğru Yol Partisi’ne geçen İnal Batu’yu anımsıyoruz, o da en sonuncusu olduğu için. Dedik ya ‘Burası Türkiye’ diye. Daha çok şeyler göreceğiz. Şaşırmayacağız. (eposta: dkavukcuoglu࠽superonline.com) Pay L. Soner Ata: “Abdullah Gül, Cumhuriyet mitinglerinde meydanların doldurmasında payları olduğunu söylemiş. Alçakgönüllülük göstermiş; payları yüzde 100!” SESSİZ SEDASIZ (!) Türk Dil Kurumu, belgeli çalışır! KÜMBELTİ sözcüğünün Türkçedeki karşılığı nedir? Öğrenci Kerim Arpad, hazırlayacağı ödevde gerekli olan bu sorunun yanıtını Türk Dil Kurumu’ndan öğrenebileceğini umarak, kurumun internet sayfasına giriyor ve bir ileti şeklinde sorusunu soruyor, yanıtını beklemeye başlıyor. Aradan aylar geçtiği halde Türk Dil Kurumu’nun yanıt vermediğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Türk Dil Kurumu, gerekli duyarlılığı göstererek öğrencinin sorusunu yanıtlıyor. Nasıl mı? Aynen şöyle: “Türkçemiz ve kurumumuz çalışmaları ile ilgili bilgi edinmek Yüksek Yerilim Hattı erdincutku࠽yahoo.com Sahan Gülhan Elmas: “Türk ordusu sınırı geçeceği zaman kıta sahanı, Amerikan ordusu sınırı geçeceği zaman yumurta sahanı...” isteyen gerçek ve tüzelkişiler, 9 Ekim 2003 tarih ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik’in 9. maddesi uyarınca genel ağ sayfamızda bulunan etkileşimli başvuru belgesini doldurmak veya posta ile göndermek zorundadır. Başvuru belgesini doldurmadığınız için başvurunuz işleme konulmamıştır. Belgeyi doldurarak yeniden başvurmanızı diler, dilimiz Türkçeye ve kurumumuza gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz.” Medyada vaziyet: fan fin fonlama! ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCİ KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak࠽yahoo.com.tr ‘Turizm’deki Faşizm! Her geçen yıl daha “yas”lı kutladığımız “5 HaziranDünya Çevre Günü”nü bu kez yürek ferahlatan bir kararla karşılıyoruz. Turizm tesislerine “orman tahsisi”ni sağlayan yasanın Anayasa Mahkemesi’nce “iptal” edilmesi, sadece çevre açısından değil, “ulusal çıkarlar” ve “demokrasi” açısından da önem taşıyor. Çünkü “durdurulan” aslında bir “12 Eylül” düzenlemesidir… Yüksek mahkeme, siyasilerin yıllardır değiştirmedikleri bir “dikta yasası”nı ulus adına “yargılamış”tır. getirdiğinden, Turizmi Teşvik Yasası da bugüne dek yargılanamadı. Hiç değilse “yağmayı durduracak” değişiklikler yapılması mümkünken, hemen tüm iktidarlar için “yandaşlara imar kıyağı” olarak 25 yıldır “aynen” korundu. Başta “kıyı”lar olmak üzere, ülkenin doğal zenginliklerini oluşturan “Hazine ve orman arazileri” sözde 49 yıllığına kiraya verilerek talan edildi ve ediliyor. “Sözde” diyorum, çünkü son yasal düzenlemelerle, aynı arazilerin “kiracı”lara satışı da hedefleniyor… ‘Anayasasız yasa’lar… 12 Eylül 1980 darbesi, aslında “anarşiye karşı huzur ve güveni sağlamak” için değildi. Ekonomiyi her yönüyle “küresel sömürgecilik”e teslim etmeyi hedefleyen; “ücretlerin kısıtlanarak kâr oranlarının yükseltilmesi”ni öngören ve tüm kamu mallarının satışını amaçlayan 24 Ocak 1980 kararlarının “muhalefetsiz” uygulanabilmesi için yapıldı. Şimdi unutulmuş görünen bu gerçeğin en açık kanıtı, 27 Ma Yağmada “gelişim”… İşte böylesine bir sömürgeci anlayışla çeyrek yüzyıldır yürürlükte tutulan yasadaki son değişiklik, daha önce Turizm Bakanlığı’nca “turizm bölgeleri” adıyla belirlenen yağma alanlarını “kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri”ne dönüştürdü. Amacın sadece kültür ve turizm bakanlıklarının birleşmesine uyumlu bir isim değişikliği olmadığı ise yeni uygulamalarla anlaşıldı… Eskiden “parsel ölçeği”nde ya da belli arazilerle “sınırlı” kalınırken bu kez örneğin Bodrum Yarımadası’nın tamamında; Çeşme Yarımadası’nın geniş bir kesimindeki imar yetkileri, üstelik çok sayıda belediyeyi de içine alacak şekilde bakanlığa bağlandı. Bu “sınırsız” yetki tanımlamasıyla bakanlık eğer “isterse”, örneğin İstanbul’un tamamını ya da Boğaziçi’ni, hatta tüm kıyıları, yaylaları, kentlerin en değerli yerlerini ve aslında her yeri kendine bağlayabilir… Tek ölçü, oraya ait imar kurallarının, şehircilik ilkeleriyle değil, “rant ve pazarlama hedefleri”ne göre belirlenmesinin “gerekli”(!) görülmesi… Şimdi Anayasa Mahkemesi, işte böylesi bir “imar faşizmi”ne karşı tarihsel bir karar aldı. Ormanların yatırımcılara tahsisini sağlayan maddeleri iptal etti. TBMM’nin “anayasaya uygun” yeni bir düzenleme yapması için de kararın bir yıl sonra yürürlüğe girmesini öngördü… Öyle görünüyor ki bu görevi de artık yeni TBMM yerine getirecek. Seçimlerden sonra oluşacak parlamentonun ve hükümetin, 12 Eylül faşizmine “söz”de mi, “öz”de mi “karşı” olacağını, Turizmi Teşvik Yasası’ndaki yeni düzenleme gösterecek… ekinci࠽cumhuriyet.com.tr ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci࠽mynet.com BULMACA HARBİ SEMİH POROY SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN yıs 1960 devriminin mirası olan, “sosyal adalet”e dayalı dünyanın en “özgürlükçü” anayasasının lağv edilmesidir. Darbeciler, özellikle ulusal çıkarları savunan tüm sol kadroları “Anayasayı çiğnediniz” diyerek “etkisiz” kılarlar, aynı çıkarların güvencesi bir anayasayı da hemen yok ettiler… Böylece, demokratik ve ekonomik hakların askıya alınmasıyla birlikte “ulusal değerlerin pazarlanması”na başlandı. Aynı politikayla turistik tesislere “kamu ve orman arazisi tahsisi” ile “ayrıcalıklı imar izinleri” verilmesi de 12 Mart 1982 tarihinde çıkartılan Turizmi Teşvik Yasası’yla düzenlendi… İstanbul’daki Gökkafes ve Parkotel gibi “öncü” rant azmanlarını yaratan; Ege ve Akdeniz’deki ormanlık koyların dev otel ve tatil köylerince işgalini başlatan bu yasa, “Anayasanın olmadığı”, hukuksuz bir “dönem”de darbeci generallerin imzasıyla yürürlüğe girmişti… Ardından aynı yılın (1982) Kasım ayında onaylanan “12 Eylül Anayasası”nın geçici 15. maddesi; darbecilerin tüm düzenlemelerine dava açma yasağı TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 30 Mayıs www.mumtazarikan.com Esas No: 2006/64 Karar No: 2006/594 Davacı Orman Genel Müdürlüğü adına Orman İşletme Müdürlüğü vekili Av. Hikmet Yıldırımlar tarafından davalı Hasan Erdoğan aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasında davacının davasının kabulü ile, dava konusu Duacı Köyü 230 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerinde muhtesat bulunmadığından kal talebi hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, Harçlar Yasası uyarınca alınması gereken 54.00.YTL karar ve ilam harcının peşin alınan 13.50.YTL harçtan düşüldükten sonra eksik kalan 40.50.YTL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 400 YTL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından yapılan harç, davetiye, müzekkere, keşif ve bilirkişi giderinden ibaret toplam 752.43 YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bugüne kadar adresi tespit edilemeyen davalı HASAN ERDOĞAN’a tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen işbu karar ilanen tebliğ olunur. 07.05.2007 Basın: 28135 ANTALYA ASLİYE 1. HUKUK MAHKEMESİ’NDEN 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Sinop’un 1 Erfelek ilçesinde, birbiri 2 ne yakın 28 3 şelalenin ortak adı. 2/ İn 4 ce dantel... 5 Eğitimle de 6 ğil, alışkan7 lıkla elde edilmiş ma 8 haret. 3/ Gi 9 yim süsleme1 2 3 4 5 6 7 8 9 de, çanta, şapka, se1 G Ü N N Ü C E K pet örmede kullanı2 Ö R Ü Ç İ Z İ K lan parlak, renkli ve A dayanıklı bir şerit... 3 L E B L E B İ Y A T A L A K Küçük erkek kardeş. 4 C E Y E R 4/ Alacak ya da 5 Ü Y E A K E N E borç. 5/ Haberci... 6 K A B O R T L O S Ayakkabının yumu 7 şak olan üst bölümü. 8 S A V A N E T İ 6/ Bir soru eki... So 9 A N A A P R ON yundan gelinen kimse... Notada durak işareti. 7/ El ya da makine ile yapılmış şeyler. 8/ Havuca turuncu rengini veren pigment. 9/ Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap... Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta. YUKARIDAN AŞAĞIYA 1/ Erzurum ilinde, Türkiye’nin en yüksekten dökülen şelalesi... Akım şiddeti birimi kiloamperin kısa yazılışı. 2/ Avuç içi... Gemilerin yük alıp boşalttıkları sığınak. 3/ Bir tür sert, ipekli kumaş... Katışıksız, saf. 4/ Gece denizde balıkların ya da küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı. 5/ Uzak... Adıyaman’ın bir ilçesi. 6/ Bakır elementinin simgesi... Soyluluk. 7/ Bir Avrupa ülkesinin başkenti... Maksim Gorki’nin bir romanı. 8/ İyilik, ihsan. 9/ Yansıma, yankı... Küçük bitkilere verilen ortak ad. CUMHURİYET 17 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog