Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

27 MAYIS 2007 PAZAR CUMHURİYET SAYFA MÜZİK haticetuncer࠽hotmail.com 7 Kıraç, 5. solo albümü ‘Benim Yolum’da müzikal enerjisini yoğunlaştırırken yeni çalışmalarının da haberlerini veriyor Hayatın müziği kafamda çalar HATİCE TUNCER ‘Müzik benim ekmeğim’ ıraç’ın 5. solo albümü “Benim Yolum” geçen günlerde TMC Yapım tarafından yayımlandı. Kıraç, Cem Karaca hayranlığı ve Anadolu rock’la başladığı müziğinde tutturduğu kendine özgü bir çizgisini yeni şarkılarında da sürdürüyor. Kıraç müziğinin enerjisi ve coşkusu, Benim Yolum’da daha sert gitarlar ve davullarla daha da katlanıyor. Benim Yolum’da rock’n roll’dan daha sert tınılara uzanan Kıraç, balatlarla, unutulmaz şarkılarla müziğin keyfini yaşadığını hissettiriyor. İlk albümü “Deli Düş”ü 1998’de yayımlanan Kıraç, 1999’da “Bir Garip Aşk Bestesi”, 2001’de “Zaman” ve Funda Arar’la düet yaptıkları “Sevgiliye” adlı bir albüm çıkardı. “Kayıp Şehir” albümünden sonra film müziklerine yoğunlaşan Kıraç’ın yeni albümü “Benim Yolum” için dinleyicilerinin üç yıl beklemesi gerekti: “Diğer albümlerimde Türk müziğinin formlarını alıp, Batı müziğinin altyapısını kullandım, ‘dünya müziği’ diyeceğim artık. Türküler de şehirli şarkılar da söylüyorum. Aşk şarkıları da belli bir hayat bakışının şarkıları da vardı. Müziğimde ani bir değişiklik hiçbir zaman düşünmedim. Her defasında daha titiz çalıştım.” ÜZİKTE MARKA K Afgan şarkısı lbüme adını veren “Benim Yolum” A şarkısı ise Afganistanlı Zaland Farid’in bir bestesi. Kanada’da yaşayan İranlı kadın şarkıcı Googoosh’un sesinden dinlediği şarkıyı beğenen Kıraç, Türkçe sözler yazmış: “Dünyada ve ülkemizde toplumsal ve bireysel olarak bir umutsuzluğun, tedirginliğin içindeyiz. Oysa ki bu topraklarda çok önemli insanlar yaşamış. Değerini bilemediğimiz, çok zorlu yollardan geçmiş insanlar için yazılmış bir şarkıdır. Örnek verirsek, Pir Sultan Abdal’a bağlıyız ama yaşantısını pek örnek almayız. Kendilerini topluma adamış, tarih sayfalarında bazen küçük bir paragrafta adları geçen, feda ettikleri hayatları önemsenmeyen insanlarımıza adanmış bir şarkı oldu. Farsçası da bu anlamı içeriyordu.” ÜÇ YILLIK BEKLEYİŞ Şehrazat’tan yararlanarak hazırladığı müzikler öyle beğenildi ki Korsakov’un eserinin kayıtları da müzik marketlerin en görünür bölümlerinde sergilenmeye başlandı: “Dizinin adı Binbir Gece olunca Amerika’yı yeniden keşfetmek mantıksız olurdu. Korsakof’un Şehrazat eseri zaten var. Korsakov, çocukluğumdan beri fanatik derecede sevdiğim bir müzisyendi. Kadın kahramanın adı da Şehrazat olunca ‘Bu senfonik şiiri mutlaka kullanmalıyız’ dedim. Jenerikteki müzik benim bestem ama klasik Batı orkestrasyonuna uygun yaptık. Korsakof’un eserinden yararlanıyoruz. Tamamen orijinal müziği kullandığımız gibi araya benim bestelerimi, Şehrazat’ın formunu biraz bozarak benim çaldıklarımı koyuyoruz. Özellikle büyük orkestraya çaldırmayı seviyorum.” Kıraç, insanı hayatı boyunca taşıyacak malzemenin çocukluk döneminde toplandığını düşünüyor. 1972 yılında Kahramanmaraş’ta doğan Kıraç, 10 yaşındayken öğretmen olan babası İstanbul’a tayin olunca ailesi Hasköy’e yerleşti. Babasının aldığı bağlama, lisedeki müzik öğretmeninin hediye ettiği gitar, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’ndeki eğitimi, Ortaköy Martı Bar’daki sahne hayatı, müziğinin hamurundaki malzemelerin bir kısmını oluşturuyor. Yaşadığı ortamın siyasal ve sosyal eğilimlerinin de katkısı olmuştur kuşkusuz. Kıraç söyleşilerinde müzikten çok siyasal ve sosyal alanlardaki düşüncelerini aktarmayı sever. İlkgençlik dönemini 80’li yıllarda yaşayan Kıraç, dönemin gençliğine ilişkin ilginç gözlemler yaparken bugünkü konumunu da değerlendiriyor: “Politik, ideolojik unsurlara çok kötü gözle bakıldığı ortamda, ne yapacağımızı şaşırmıştık. Bunlar sadece o yıllarda gençliğini yaşayanların bileceği şeyler. Çocukluğumu hatırlıyorum, zengin insanlar hep vardı ama 90’lı yılların başında korkunç bir uçurum oluştu. Zenginlerle birlikte bir burjuva aydın sınıfı da yaratıldı. Ben de aslında Türkiye’de kişi başına düşen gelirden bayağı bir fazlasını kazanıyorum artık. Yani eleştirdiğim bir yapının ekonomik boyutunun içindeyim. 80’li yıllarda bir görüşün içindeydim. Şimdi, bir gücüm var, şarkı söylüyorum, Türkiye’ye göre lüks yaşıyorum, fakat sorumluluklarımdan da uzaklaşmak istemiyorum. Yani bu tarafa geçmiş olmak istemiyorum. İşte bu albümde ifadelerimin ve büyük bir çoğunluğun beni dinlemesindeki nedenlerinden biri bu. Tamam şu an mikrofon benim elimde, küçük de olsa bir iktidarım var. Ama bu kazandığım söz söyleme gücünü o 80’li yıllardaki benim gibi olan büyük çoğunluk için kullanmaya çalışıyorum. Ama bulunduğum yerde çok yalnızım.” MÜZİK KAYNAKLARI M ıraç, yeni albümünü “biraz daha kentli” diye tanımlarken “sıkıcı ve kasvetli” bir kentten söz ediyor. Geleneksel türküleri düzenlemek yerine Azeri müzisyen Namık Nagdaliev’in İstanbul havalarını andıran, uzun bir “off off”çektiği “Seyrime Gel” parçasını okumayı tercih etmiş. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın şiiri “Yıkık”ı duygularının örtüştüğü bir anda bestelemiş. Kıraç’ın kendi ifadesiyle “Fransız şarkılarının” etkisindeki “Utangaç” ve “Yoruldum” albümün hüzün yanını oluşturuyor. Kıraç bu şarkıların hüznünü “Hayatın kendisinde bir hüzün var. Gurbet gibi hayat sanki” diye anlatıyor. “Dayan” ise K Kıraç’ın çok eskiden yazdığı armonik zenginliğinin yanı sıra duygu yüklü bir şarkı: “Ben müzikle yaşama biçimini çok seviyorum. Hobim de müzik işim de müzik. Acımda, mutluluğumda, maç seyrederken, yani hayatta ne varsa onu müzikle yan yana getirip yaşıyorum. Ekmeği çok severim, ekmek olmadan yemeğin anlamı yok benim için. Müzik de ekmek gibidir benim için. Kafamda sürekli çalan bir müzik vardır. Sizinle konuşurken de bu olayı kafamda müziklendiririm. Hiç bitmez, bittiği an, benim de yaşamımın bir anlamı kalmaz herhalde. Çünkü müzik benim hayat damarım.” Bundan sonraki çalışmalarını Türkiye’de yapılan müziğin daha evrensel niteliğe ulaşabilmesi adına yapacağını söyleyen Kıraç, yeni albümünde bu düşüncesini yansıtmaya çalışmış: “Taksim’de gidip gelirken bazı Avrupa markalarını bir harf bir logo olarak algılarsınız. Müzikte de Amerikalı, Avrupalı diye onun kendi içinde tanımlamaları, markaları vardır. Türk müziğinin tanımlanması henüz daha oturmuş değil. Halk kültürümüz çok geniş boyutta fakat yeterince iyi çalışmalar ortaya çıkmıyor. Çok fikirler var fakat sunulmasında büyük problemler var. Onunla ilgili birtakım şeyler yapmayı düşünüyorum. Türküler üzerinde ciddi ciddi durmak için bu albüme türkü koymadım. Ama türkülerden uzaklaşmış değilim, dinleyiciler en Batı tarzındaki şarkılarda bile bizim kendi kökenlerimizin lezzetlerini de bulacaklar. ” Kıraç, 2002 yılında Zerda dizisine yaptığı müzikler, filmde söylediği şarkılar izleyicinin büyük beğenisiyle karşılanınca, dizi film müziklerinin aranan imzası oldu. Bir İstanbul ıraç, Namık Nagdaliev’in “Sana Mecburum” şarkısına klip de çekti. Alpay’ın yorumuyla sevilen Fecri Ebcioğlu’nun Türkçe sözlerini yazdığı “Hayalimdeki Resim”, Selami Şahin’in bestesi “Ya Seninle Ya Sensiz” şarkıları bu kez Kıraç’ın müziğiyle buluşuyor. K ’80 GENÇLİĞİ Masalı dizisinin müziklerinde başarı grafiğini yükselten Kıraç, Aliye, Yağmur Zamanı, Gözyaşı Çetesi, Beyaz Gelincik dizilerinin müziklerini de yaptı. TMC’nin yapımını üstlendiği dizilerin sevilen şarkılarından oluşan “Efsane Dizilerin, Efsane Müzikleri” albümünde de çoğunlukla Kıraç’ın eserleri yer alıyor. İlk bölümlerinden itibaren etik değerler, kadının toplumdaki durumu, sağlıkta sosyal güvence gibi birçok tartışmaya yol açan öyküsüyle ilgi çeken Binbir Gece dizisinin müziğinde de Kıraç’ın imzası var. Kıraç’ın Binbir Gece dizisinde Rimski Korsakof’un ünlü senfonik süiti BİNBİR GECE FİLM MÜZİKLERİ “TANRI’NIN SEVDİĞİ VE UZUN, SAĞLIKLI YAŞAMASINI İSTEDİĞİ KULLARINI GÖNDERDİĞİ YER.” (STRABON) Otantik mimariye sahip butik otelimizde özel bir tatile hazır mısınız? Eski Muğla evi tarzında olan butik otelimiz, bir karış suyunda balıkların yüzdüğü berrak denize 150 m. mesafededir. Türk motifleriyle hazırlanmış sekiz odaya sahiptir. İşletmemizde müşterilerimize verilen standart ücretsiz hizmetler: Klima, TV, faks, bilgisayar, kablosuz internet eşimi, otopark ve bisiklet. DATÇA TÜRK EVİ info࠽datcaturkevi.com www.datcaturkevi.com Tel: 0252 712 41 81 Faks: 0252 712 40 81 ANKARA 3. AİLE MAHKEMESİ’NDEN İLAN ESAS NO: 2005/1318 DAVALI: EFRAİLGÖÇERKırıkkale Merkez İlçesi, Kulasız Köyü, Kırıkkale, adresi iken adresi meçhul; Davacı Emel Göçer vekili tarafından davalı Efrail Göçer aleyhine açılan boşanma davasında; Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 1999 yılında anlaşarak evlendiklerini, tarafların müşterek çocuklarının bulunmadığını, davalı davacıyı başka kadınlarla aldattığını, eşi tarafından dövüldüğünü, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve yeniden tesisi mümkün olmadığı, beş senedir ayrı olduklarını, evliliklerinin hukuken sonlandırılarak, boşanmalarına karar verilmesini, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmediğinden, Dava dilekçesi ve duruşma gününün ilanen tebliğine karar verilmiştir. 23.07.2007 günü saat 09:30’da yapılacak duruşmaya gelmeniz, duruşmaya gelmediğiniz veya kendinizi bir vekille temsil ettirmediğiniz takdirde, HUMK’nun 213377 maddelerine göre yokluğunuzda yargılama yapılarak karar verilecektir. Davetiye yerine geçmek üzere keyfiyet İLANEN TEBLİĞ OLUNUR. 17.05.2007 (Basın: 27956) İstanbul Kültür Üniversitesi öğrenci kimliğimi kaybettim. Hükümsüzdür. TEVFİK İLKER TÜRESİN Kadıköy Nüfus İdaresi’nden aldığım nüfus kâğıdımı kaybettim. Hükümsüzdür. ELİF BURCU ERSOY CUMHURİYET 07 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog