Bugünden 1930'a 5,447,563 adet makale



Katalog


«
»

24 MAYIS 2007 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA KÜLTÜR kultur࠽cumhuriyet.com.tr Kentin tarihsel peyzajını parçalayan dev yapıların çoğu Türk firmalarının “marifet”leri 15 ODAK NOKTASI AHMET CEMAL Baku’yu da İstanbul’a benzetiyoruz! “İki devlet, bir milletiz…” Bu söz, Azerbaycan ile hemen tüm resmi ya da özel buluşmalarımızın “açılış” sözüdür. Türkçenin ve Azericenin birbirine karıştığı konuşmalar bu duyguyla sürer. Böylesi içten bir yakınlık ne kadar güzelse, yine her iki tarafa ait değerlerin karşılıklı “gözetildiği” bir kardeşliğe de özen gösterilmesi o kadar anlamlı olmaz mı? Ne var ki özellikle “imar” alanındaki işbirliğine bakıldığında, Türkiye’de önü alınamayan “kimliksiz” yapılaşmanın Azerbaycan’a da adeta “bulaştırıldığı” görülüyor. Baku’da hızla artan ve büyük çoğunluğu “Türk firmalar”ca gerçekleştirilen sözde “modern” binalar, tarihsel peyzajı parçalayan “uygunsuz” mimariyi bu güzelim kente de taşıyor. Başta İstanbul olmak üzere artık tüm bölgelerimize yayılan kimliksiz rant yapılaşmasının en özensiz örnekleri, denebilir ki “bizim” de kültür mirasımız olan Baku’nun siluetine “Türkiye’deki yanlış”ı taşıyor. Üstelik dünya mirası bir kenti, yine bizdeki gibi “giderilemeyecek” bir “kalıcı çirkinlik”le tahrip ederek. DUYARSIZLIK Azerbaycan’la “iki devlet bir millet” olmamızın, özellikle tarihi kent merkezlerimizdeki “bakımsız”lıktan da belli olduğunu daha önce yazmıştım. İstanbul’un Tarihi Yarımadası (Suriçi) gibi, Baku’nun da eski kent suruyla çevrili “İçerişehir”i, UNESCO’nun dünya mirası listesinde… Ne var ki UNESCO, yine İstanbul’daki gibi Baku’da da “tarihsel dokuya gerekli özenin gösterilmediği”ni belirterek, kenti kuran “Şirvanşahlar”ın 12. yy’daki başkentleri olan İçerişehir’in bu listeden çıkmasını istedi. Bir süre Türkiye’de de çalışan İngiliz uzman David Michelmore tarafından 2003 yılı nisan ayında hazırlanan raporda özetle şunlar vurgulanıyordu: “Dünya Bankası desteğiyle süren, ancak yanlışlarla dolu Şirvanşahlar Sarayı restorasyonunun hemen durdurulma Sevgi Kültürü Üzerine Bir Deneme (2) Geçen haftaki yazımın başında, sevgi kavramıyla ilgili olarak şöyle demiştim: “…günlük yaşamla doğrudan ilintili kimi kavramlar vardır ki, her şeyden önce bu ilintiden ötürü söylemde ve uygulamada hemen somuta, başka deyişle, eyleme dönüştürülmesi gerekir; bu gerekliliğin yerine getirilmemesi, o kavramlarda soyutluğun yerini hızla bulanıklığa bırakmasına ve kavramın tüm işlevlerini yitirmesine yol açar… Sevgi, bu kavramların en başında gelenlerden biridir.” Şimdi de, sevgi ile eylem arasındaki ilişki bağlamında bir başka alıntı: “Bu yaşamdan ne istiyorum? Sizi neyin mutlu ettiği, yeterli değildir. İçgüdülerimizi tatmin eden her şey, yalnızca içimizdeki hayvanı tatmin eder. Ben, kendimle gurur duymak istiyorum. Yani, daha çoğunu istiyorum. Kendime bakmak ve öldüğümde, yapmadıklarımdan ötürü ağlamak değil, fakat yaptıklarımdan ötürü gülümsemek istiyorum.” Bu sözler, genç İngiliz fotoğrafçısı Thomas Hurndall’a ait. Manchester Metropolitan Üniversitesi’nde fotoğraf eğitimi görmekte olan Hurndall, 11 Nisan 2003 tarihinde, “Uluslararası Dayanışma Hareketi”nin (ISM) bir gösterisine katılmak üzere Gazze şeridinde iken, İsrail askerlerinin aniden ateş açmalarıyla bulundukları yerde sıkışıp kalan üç küçük Filistinli çocuğu kurtarmak üzere ortaya atıldı. Çocuklardan birini güvenli bölgeye taşıdıktan sonra, tam kalan iki çocuğu da kurtaracağı sırada, İsrailli bir keskin nişancının tek kurşunuyla başından vuruldu. Vurulduğunda, sırtında ISM’nin turuncu ceketi vardı. Aldığı kurşun yarası sonucu bitkisel hayata giren Thomas Hurndall, olaydan dokuz ay sonra Londra’da öldü. Öldüğünde, 21 yaşındaydı. Thomas Hurndall’ın trajik ölümü, antikçağ Yunan tragedyalarına egemen olan trajik düşüncenin 21. yüzyılın başında bütün boyutlarıyla yinelenişi gibidir. Üç küçük çocuğun karşılaştığı tehlike sonucu kendini çıkışsız, yani trajik bir konumda bulan Hurndall, o ateş yağmuru altında çocukları kurtarma kararını vermesiyle birlikte, seçimini ölüm olasılığının çok yüksek olduğu bir şıktan yana kullanmıştır. Bu olasılığa rağmen kendini ortaya atışı, 21 yaşındaki Thomas Hurndall’a, sonunda yıkıma sürükleneceklerini bilmelerine rağmen başkaldırılarını gerçekleştiren antikçağ tragedya kahramanlarının soyluluğunu kazandırır. Ama bu, aynı zamanda da sevgiyi eyleme dönüştürmenin yüce ve katıksız soyluluğudur. Çünkü bu olayda, sevmek sözcüğünü seslendirmenin veya yazmanın bazen nasıl ölesiye bir sorumluluğu da beraberinde getirebileceğinin en çarpıcı kanıtlarından biri somutlaşmaktadır. İngiliz vatandaşı Thomas Hurndall, Filistinli çocukları kurtarmak için ölüme koşarken, insana duyduğu sevgiyi gözünü kırpmadan ölesiye bir eylemin potasında yoğurmakla, sevgilerinin ahlakını savunmaktan âciz yaratıkların da insan diye nitelendirildiği bir dünyanın ayıbını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir. Hurndall’ın yukarıda alıntıladığım sözleri, yaşamın geneli bağlamında zaten yapmış olduğu temel bir seçimi çok net ortaya koyuyor: “…öldüğümde, yapmadıklarımdan ötürü ağlamak değil, fakat yaptıklarımdan ötürü gülümsemek istiyorum.” İnsanların yapmadıklarını, yapamadıklarını, bu yüzden ağlamak bir yana, artık neredeyse hiç umursamadıkları bir dünyada, insana duyduğu sevgiyi eyleme dönüştürürken ölüme giden Thomas Hurndall, nicedir yaşanmakta olan bir ‘Korku Çağı’nda başlı başına bir vicdan olup çıkmıştır – aynısına sahip olmak için çaba harcamanın bile o çabayı harcayanı soylu kılacağı bir vicdan! Hurndall’ın annesi Jocelyn Hurndall, oğlunun ölümünden sonra şöyle demiş: “Onunkisi, yaşanmaya değer bir hayattı!” 21 yaşında noktalanan kaç hayatın ardından bu sözün söylenebileceğini düşünmek, sanırım sevginin gücünün bilincine varmaya yetecektir. Haftaya, “Sevgi Kültürü Üzerine Bir Deneme”nin son bölümünde buluşmak üzere. acem20@hotmail.com ‘Güzgülü’ binalar UNESCO MİRASINA RANT DARBELERİ... 1İşte Baku’daki tarihi kimliğe aykırı rant yapılaşmasının yarattığı yeni görünümler... 2Türkiye’nin kente armağanı olan camiyi kent siluetinden silen bu yapılaşma da Türk firmalarının imzasını taşıyor. 3Eski evlerin bulunduğu sokaklar bakımsız; bazıları da yıkılarak dev iş merkezleri yapılıyor... (Fotoğraflar: İpek Yezdani) sı; eski dokuya aykırı gerçekleştirilen tüm yeni yapılanmanın yasaklanması; arkeolojiyi dikkate almayan yeraltı otopark inşaatlarının engellenmesi…” Michelmore’un bu saptamalarıyla birlikte, özellikle “eskiyi yıkarak yeni ve daha yüksek yapı inşa edilmesi”ni de eleştirdiğini belirttiğim yazımda, aynı raporun şu vurgulamasını da aktarmıştım; “Baku’daki evrensel mirasın korunması sözleri unutulmuş görünüyor…” (Cumhuriyet12 Şubat 2004) ATILILAR” KÜRESELLEŞİNCE Tarihsel merkezde işte böylesine “bizdeki duruma benzer” duyarsızlıklar saptanırken, özellikle 19. yy’da Batılı petrol şirketlerince yaratılan görkemeçenlerdeki ziyaretinde kentin son G durumunu inceleyen Azeri kökenli gazetecimiz İpek Yezdani, özellikle son 67 yıldır inşa edilen ve Türkiye’de yaygınlaşan “cam” kaplı devasa yapıları, Bakuluların da beğenmediklerini belirtti. Kentin en güzel göründüğü “Şehitler Hıyabanı” tepesinden bakarken, eski güzelliklerin artık görülemediği “hüzün”lü bir manzara yaratan bu yapılar için, Bakulu taksi şoförü diyor ki; “Bu güzgülü (aynalı) binalardan zehlem gedir (nefret ediyorum)”… Bu tepkinin nedenini hemen herkesten soran İpek Yezdani, “güzgülü binalar”ın genelde hiç sevilmediğini öğrenerek, yerel yetkililerden şu bilgileri ediniyor: “Bunları Türkiye’den gelen müteahhitler başlattı, arkasından Azeri müteahhitler ve yabancılar devam ettirdi. Son 67 yılda bu şekilde 500’ün üzerinde bina yapıldı…” Baku’daki bu “uygunsuz” gelişme, “kentin özgün köşeleri”ni de etkiliyor. Örneğin, bir zamanlar “Gorki Geçidi” ile ünlü “Tolstoy Caddesi”nin köşesinde bulunan ve balkonlarından üzüm salkımları sarkan eski ahşap evler artık “yok”lar. Kartpostallara konu olmuş bu evler, biçimsiz ve hantal bir işyeri kompleksi yapılması için yıkılmış. Üstelik yine diğerleri gibi “aynalı” camları ve yeraltı otoparkıyla, Baku’ya saygısızlığın örneği bir iş merkezi uğruna. Sözün kısası, Azerilerin sayısız şarkılar besteledikleri, Kafkas dünyasının gözbebeği ve Hazar Denizi kıyısında bir uygarlık merkezi olarak nam salan “göğçek” (çok güzel, alımlı) Baku da bizim kentlerimize göz koyan sözde modern yapılaşmanın talanı altında. Hadi diyelim ki Azeriler yeterli duyarlılıkta değiller; peki ya şu çok sevdikleri için çok güvendikleri “bizim”kiler?. “Kardeşlik” acaba böyle mi olmalı? TARİHE “ORTAK” ESKİ EVLER YIKILIYOR “B li “Avrupai kent dokusu” da yüksek rant yapılaşmasıyla tahrip olmakta. İşin ilginç yanı, “muhteşem taş binalar”dan oluşan kent peyzajını gözetmeden yükselen yeni binalar arasında, yine aynı Batılı petrol şirketlerine ait projelerin de önemli yer tutması. Yani Baku da şu tüm dünyayı sarmalayan “küresel finans mimarisi”nin baskısı altında; ve üstelik buna da eski “sanatsal mimari”yi yaratmış firmaların bugünkü “uluslararası yönetimler”i neden oluyor. TÜRK GENÇLİĞİNE HİZMET VAKFI SERİ KONFERANSLAR: 7 Konu TÜRKİYE VE BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ Konuşmacılar E. Tümgeneral OSMAN ÖZBEK Doç. Dr. EMİN GÜRSES Yönetmen Prof. Dr. GÜNGÖR ŞATIROĞLU TGHV Başkanı Tarih: 24 Mayıs 2007 Perşembe Saat: 17.0019.00 Yer: Taksim Hill Otel (Sıra selviler Cad. Taksim Atatürk Anıtı Karşısı) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ MEZUNLARI DERNEĞİ DEMOKRATİK DAYANIŞMA DERNEĞİ AYDINLANMA SÖYLEŞİLERİ Yıl: 8 No: 9 Konu DEMOKRASİYİ KOLLAMAK, DEMOKRASİYİ KULLANMAK Yönetmen NUMAN ESİN 1961 Anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı Başkanı Konuşmacılar Amiral TANJU ERDEM Cumhuriyet Gazetesi Konuk Yazarı MEHMET BAŞARAN Eğitimci, Yazar, Gazeteci Yer: Levent Kültür Merkezi, Levent Çarşı İçi Çalıkuşu Sok. (İş Bankası yanında) No: 2 1. Leventİstanbul Tarih: 26 Mayıs 2007 Cumartesi Saat 10.3013.00 arası İletişim: İ.Ü. Mezunları Derneği (Fatoş Taştan) 0212 238 03 21 Aydınlık yarınlar özlemi içindeki tüm yurttaşlarımız davetlidir. Giriş serbest ve ücretsizdir. TATYANA MORAN’A VEDA TANYA’MIZI DA DİĞER SEVGİLİ HOCALARIMIZIN YANINA UĞURLADIK. YOLU AÇIK OLSUN AYDIN PESEN, LALEAZİZ KAYA, NESRİN BALTACIGİL, GÜNER LİMAN, İNCİ BİRDAL, ARDA DİNÇOL, LALECÜNEYT AKALIN, OYA BERK, BİNNAZERGÜN MELİN, NÜVİT ALEMDAROĞLU, TOROS ÖZTÜRK, NİHAL AKBULUT YALOVA SULH HUKUK MAHKEMESİ SAYI: 2006/ 19 SATIŞ Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 24/05/2005 tarih 2003/808 2005/508 esaskarar sayılı ilamı ile Yalova ili, Çınarcık ilçesi, Taşliman mevkii eski 1999 parsel, yeni imar uygulaması sonucu ada 110, parsel 12 de kayıtlı kargir apartman vasıflı zemin kat 17/107 arsa paylı 2 nolu bağımsız bölümün veraseten iştirak halinde Mustafa Samsa, Göksün Samsa, Gökçen Samsa, Zihniye Gülsen Dinçer adına kayıtlı olup açık arttırma ile satışına karar verildiği, satış müdürlüğünce mahallinde yapılan keşifte taşınmazın Çınarcık Belediye Başkanlığı’nın yazısında 1999 parsel sayılı taşınmazın belediyece yapılan 18. madde uygulaması sonucu numarasının değiştiği, tapu bilgilerinin değiştiği ve taşınmazın son imar durumunun bulunmadığı, taşınmazın mevki, konumu büyüklüğü, yıpranmışlığı, altyapısının bulunuşu, belediye hizmetlerinden faydalanır oluşu, deniz manzaralı oluşu, hisseli oluşu kapalı oluşu nedeniyle içerisinin görülemeyişi, deprem sonrası gayrimenkule olan talepler, bu talepler sonrası oluşan serbest piyasa rayiçleri dikkate alındığında arsa paylı değerine 50.000,00 YTL değer takdir olunmuştur. Çınarcık Çamlık mevkii, Şenyalı apt no. 59 zemin kat no. 2 adresinde tebligat yapılamayan REZAN SAMSA (ÇAKIR), RIZVAN SAMSA, GÖKSÜN SAMSA, GÖKÇEN SAMSA, ZİHNİYE GÜLSEN DİNÇER’e bilirkişi raporunun gazete ilanı ile tebliğine işbu ilanın gazetede ilanından itibaren 15 gün sonra itiraz edilmediğinden kesinleşmiş sayılacağı ilan olunur. 17/05/20007 (Basın: 27356) BODRUM’UN BİTEZ KOYU’NDA MAVİ BAYRAKLI, DENİZE SIFIR MANUELA HOTEL Botanik bahçesini andıran doğası ile mavi ve yeşilin buluştuğu bir tatil cennetidir. Özel plaj keyfi, konforlu odalarda TV klima rahatlığı, 20 yılı aşkın, kaliteli ve güleryüzlü hizmetiyle siz Cumhuriyet okurları için 48 YTL. Tam pansiyon, gazeteniz kahvaltı masanızda... OTELİMİZE AİT TEKNEYLE ÜCRETSİZ TEKNE VE BALIK TURLARI Tel: 0 252 363 79 04, Cep: 0 533 722 81 81, Faks: 0 252 363 77 88 Daha fazla bilgi: www.manuelahotel.com CUMHURİYET MAHALLESİ’NDE SAHİBİNDEN 800 m2 BAHÇE İÇERİSİNDE YAZKIŞ OTURUMA HAZIR SATILIK LÜKS VİLLA 0532 277 84 76 OSMANİYE 2. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ TAVZİH KARARIDIR DOSYA NO: 2006/702 Müdürlüğümüz dosyasında satılmasına karar verilen Osmaniye İli, Merkez Yedi Ocak Mh., 214 ada, 27 parsel sayılı taşınmazın değeri, 10.04.2007 tarihli Açık Artırma İlanında sehven, 22.0680,00YTL. Yazılmışsa da doğrusu 22.080,00YTL. olması, ikinci artırma günü de 06.06.2007 yazılmışsa da doğrusu 07.06.2007 olması gerektiğinden işbu tavzih kararının yazılmasına karar verilmiştir. Bütün ilgililere duyurulur. (Basın: 27645) T.C. KADIKÖY 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ 2006/271 Vas. Tayini İLAN Mahkememizce verilen 27.02.2007 tarih ve 2006/271 Esas 2007/137 Karar sayılı kararı ile İstanbul, Kadıköy, Suadiye mah. de nüfusa kayıtlı Hekimhan1931, ZEHRA ŞAHİN TMK’nun 405. maddesi gereğince VESAYET ALTINA ALINARAK TMK 419. mad. gereğince Bektaş kızı, 1959 doğumlu, MEHTAP SARIKAYA vasi olarak tayin edilmiştir. 08.03.2007 (Basın: 27478) CUMHURİYET 15 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog