Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

23 MAYIS 2007 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA EKONOMİ ekonomi࠽cumhuriyet.com.tr Rusya’nın NABUCCO’yu devrede dışı bırakma atağının ardından iki uluslararası toplantı birden düzenleyor 11 EKONOMİ POLİTİK ERİNÇ YELDAN Ermeni Bakana davet ᮣ 5 Haziran’daki düzenlenecek konferans, TürkiyeAvrupa Doğalgaz Boru Hattı’nın geleceği açısından büyük önem taşıyor. İkinci toplantının en ilginç yönü bir Ermeni bakan’ın katılacak olması. MAHMUT GÜRER ELÇİN POYRAZLAR Enflasyon Hedeflemesinin Alternatifleri ve IMF Görüşleri Geçen hafta içinde Washington D.C.’de “gelişmekte olan ülkelerde enflasyon hedeflemesi alternatifleri”nin konu edildiği bir sempozyuma düzenleyici ve davetli olarak katılma olanağımız oldu. Sempozyumda Türkiye’den çalışma arkadaşımız ODTÜ öğretim üyesi Ebru Voyvoda ile birlikte Arjantin, Meksika, Brezilya, Hindistan ve Filipinler’den ülke deneyimlerini aktarmak üzere Washington’a gelen diğer araştırmacılar ile görüşme olanağı bulduk. Sempozyumun en ilgi çekici oturumu, IMF’nin Pensilvanya Caddesi üzerinde yer alan merkez binasında düzenlenen ve IMF icra direktörlerinden Murilo Portugal’in de bizzat katıldığı açılış paneli oldu. İki gün süren sempozyum boyunca gelişmekte olan ülkelerde merkez bankalarının görevlerinin neler olması gerektiği ve “enflasyon hedeflemesi” diye anılan yenimuhafazakâr para politikalarının alternatiflerinin neler olabileceği konuşuldu.(*) ૽૽૽ Enflasyon hedeflemesi yaklaşımı ile merkez bankalarının biricik görevlerinin bundan böyle sadece “fiyat istikrarını” sağlamak ile sınırlı olması gerektiği görüşü kastedilmekte. Bu yaklaşıma göre merkez bankalarının ana işlevi fiyat düzeyinde istikrarı sağlamak ile sınırlı olmalıdır. Bu doğrultuda merkez bankaları her yıl periyodik olarak “enflasyon hedefleri” öngörmeli ve bu öngörülerini de “şeffaf” bir şekilde bir “rapor” aracılığıyla “kamuoyu” ile paylaşmalıdır. Söz konusu “rapor”da ayrıca merkez bankasının günlük uygulamalarının neler olacağı “kamuoyuna” açık bir şekilde duyurulmalıdır. Aslında burada “kamuoyu” diye kastedilen birimin gerçekte “yerli ve uluslararası finans sermayesi” olduğu; “şeffaflık” sözcüğü ile kastedilen olgunun da aslında son derece gayridemokratik bir biçimde tasarlanmış bulunan bir örgütlenme yapısının, anayasal hiçbir kuruluşa hesap verme zorunluluğu olmadan, “bağımsız merkez bankacılığı” aldatmacası altında sürdürülmesinden ibaret olduğunu bu satırlarda tekrardan vurgulamanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. Burada daha çok (1980’lerden bu yana her iktisadi konuda artık alışık olduğumuz üzere) alternatifsiz olduğu öne sürülen “enflasyon hedeflemesi merkez bankacılığının” geçerli ve uygulanabilir alternatiflerinin neler olabileceği konusunda tartışılanları aşağıdaki satırlarda sizlerle paylaşmak istiyorum. Sempozyum katılımcılarının ortak çıkış noktası, günümüz küresel piyasalarında ana sorunun mal piyasalarından kaynaklanan enflasyon sorunu olmadığı; bunun yerine çözüm bekleyen ana gündem maddelerinin işsizlik; işgücü piyasalarında küresel ölçekte enformalleşme; ve finans piyasalarındaki istikrarsızlık olduğu önermeleri idi. Katılımcıların ana vurgusu, “fiyat istikrarını sağlamış olmanın tek başına makro istikrarı sağlamaya yetmeyeceği; döviz ve diğer menkul kıymet piyasalarında istikrar sağlamadan fiyat istikrarının da sağlanamayacağı” şeklinde dile getirildi. Dolayısıyla sempozyum katılımcılarına göre merkez bankaları kendilerini sadece fiyat hedefleri ile sınırlarken, aslında makro istikrarı sağlamak konusunda üzerlerine düşen görevi yerine getirmekten kaçınıyorlardı. Sadece fiyat istikrarı ile sınırlandırılmış bulunan bir para politikasının günümüz küresel finans ve döviz piyasalarındaki istikrarsız yapı altında başarılı olma olanağı da yoktu. Kaldı ki sempozyum boyunca da açıkça belirtildiği üzere, günümüzün acil çözüm bekleyen ana sorunu enflasyon değil, küresel işsizlik ve enformalleşme olgularıdır. Son on beş yıl içerisinde dünya işgücü piyasasına “ücretliemek” koşullarında katılmış bulunan 1.5 milyar insan olduğu bilinmektedir. Buna karşın küresel finans piyasaları tasarruf birikimlerini sabit sermaye yatırımlarına dönüştürmekte yetersiz kalmakta ve kıt tasarrufları spekülatif finans oyunlarında, deyim yerindeyse “çarçur” etmektedir. Dünyamızda sabit sermaye yatırımları çok yavaş büyümekte ve işsizlik, enformalleşme ve yoksullaşma gibi acil sorunlara çözüm bulmakta yetersiz kalmaktadır. Bu gerçekler karşısında, merkez bankalarının “Benim biricik görevim fiyat istikrarını sağlamaktır” görüşü ile kendilerini sınırlandırması, bir anlamda hem “görevden kaçma”, hem de kendi başına yeterli olmaktan uzak olan bir hedef uğruna boşuna enerji sarf etmesi olarak görülmelidir. Sempozyumda dile getirilen alternatif para politikalarının ana unsurunu ise sadece enflasyon hedeflemesi ile sınırlandırılmayan, bunun da ötesinde, döviz piyasasında sabit ve rekabetçi bir reel kur hedeflemeyi de içeren, daha kapsamlı bir para politikası oluşturdu. Yani alternatif görüşe göre merkez bankaları sadece fiyat istikrarını değil, döviz fiyatının reel değerini de hedeflemelidir. Reel kur hedeflemesinin, bir yandan (ülkemizin de en önemli sorunu haline dönüşmekte olan) cari işlemler açığının oluşmasına engel olurken, diğer yandan da emekyoğun ihracatı özendirerek isşizliğin azaltılmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla merkez bankaları enflasyonla mücadele hedefinden vazgeçmeden, döviz piyasasında rekabetçi bir reel kuru da hedefleyerek ekonominin acil sorunlarının çözümüne daha aktif olarak katkıda bulunmalıdır. Bu hedefe ulaşmak için merkez bankaları ekonominin diğer birimleri ile koordineli olarak çalışmalı ve gereğinde sermaye hareketlerini daha aktif olarak yönlendirmeli, spekülatif ve borçlanmayı özendirici unsurlarından arındırmaya çalışmalıdır. ૽૽૽ Sempozyumda dile getirilen bu tür “uygulanabilir ve gerçekçi” alternatif politika önerileri karşısında IMF icra direktörlerinden Sayın Murilo Portugal’in görüşü ise “Biz IMF olarak hükümetlerin bu tür kararları almasına karışmıyoruz. Biz sadece teknik bilgi ve destek yardımı yapıyoruz” şeklindeydi. Sayın Portugal’e göre “IMF hükümetlerin enflasyonla mücadele politikalarının biçimi ve yöntemleri ile ilgilenmemekteydi”(!). (*) “Enflasyon Hedeflemesi Alternatifleri” sempozyumuna sunulan bildiriler Massachusetts Üniversitesi’nin http://www.peri.umass.edu/Alternativesto.382.0.html adresinden temin edilebilir. Devirlerde süreç BOTAŞ’ın 30 Kasım 2005’te yaptığı ihalede, toplam 64 milyar metreküplük doğalgaz kontratı 25 milyon dolara dört şirkete devredilmişti. İlk kontrat devri de Shell ile imzalandı. F .Bahçe eski başkanlarından Ali Şen’in ortağı olduğu Bosphorus Gas’ın ardından, sırada Başbakan Erdoğan’ın kuyumcusu ve arkadaşı Cihan Kamer’in ortak olduğu Enerco Enerji var. ANKARA BRÜKSEL Rusya’nın boru hatlarına ilişkin Türkmenistan ve Kazakistan ile imzaladığı protokoller ile ilgili sıkıntı sürüyor. Bu çerçevede uluslararası kamuoyuna sesini duyurmak için büyük çaba gösteren Ankara, art arda iki uluslararası toplantıya birden ev sahipliği yapacak. TürkiyeAvrupa Doğalgaz Boru Hattı’nın (NABUCCO) geleceği her iki toplantının da ana gündemini oluşturacak. 5 Haziran’da toplanacak “Türkiye ve AB; Avrupa Enerji Politikalarında Birlikte” başlıklı konferans, Türkiye’nin endişelerinin yanı sıra yakın gelecekte yaşayacağı enerji darboğazına çözüm bulmaya çalışan AB’nin de Türkiye ile enerji alanında ortaklık arayışlarını yansıtıyor. Toplantıya Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Enerji Bakanı Hilmi Güler, AB Komisyonu Genişleme BOTAŞ Genel Müdürlüğü’nde yapılan törende, Bosphorus Gaz adına Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Metin Şen, BOTAŞ adına Genel Müdür Vekili Hüseyin Saltuk Düzyol ve Gazprom Export temsilcisi imza koydu. Doğalgaz da parça parça devrediliyor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) BOTAŞ’ın doğalgaz kontratlarının devrinde, ikinci protokol Bosphorus Gaz AŞ ile imzalandı. Böylece BOTAŞ’ın sahibi olduğu doğalgaz ithalat sözleşmelerinden yıllık 750 milyon metreküplük bölümü Türkiye’yi doğalgaz ve petrolde Av rupa piyasasından devre dışı bırakan Rusların onayladığı özel sektör şirketine gitmiş olacak. BOTAŞ tarafından gerçekleştirilen ihalede, Shell Enerji AŞ’den sonra en uygun teklifi veren Bosphorus Gaz AŞ, Rus doğalgaz satıcısı Gazprom Export firması ve BO TAŞ arasındaki devir protokolü, dün BOTAŞ’ta imzalandı. BOTAŞ Genel Müdür Vekili Hüseyin Saltuk Düzyol, soru üzerine “Tarafların karşılıklı müzakerelere bağlı olarak, önümüzdeki dönemde tabii fiyat yapısı da değişebilir” dedi. Komiseri Olli Rehn ve Enerji Komiseri Andris Piebalgs katılacak. Rusya’nın da üst düzey bir yetkili göndereceği belirtiliyor. Türkiye burada Türkmenistan’dan gelecek 20 milyar m3’lük doğalgazın, Irak’tan karşılanmasını teklif edecek. Bunun ardından yine İstanbul’da 2628 Hazi ran’da “Doğu Batı’yla Buluşuyor: Enerji Güvenliğinde Yeni Hudutlar” adıyla 400 kişinin katılacağı bir toplantı daha gerçekleştirilecek. Toplantıda Kazakistan ve Türkmenistan’ın kaynaklarının en azından bir kısmını Türkiye üzerinden akıtması istenecek. Enerji Bakanı Hilmi Güler ile Mısır, Kazakistan, Türkmenistan, İsrail, Hindistan ve Çin Enerji bakanları katılacak. OPEC Başkanı Bin Dhalen el Hamdi ile AB’li yetkililer olacak. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in himayesinde yapılacak 2. toplantının en dikkat çeken konuğu ise Ermenistan Enerji Bakanı Armen Movsisyan. Movsisyan’ın katılması, doğrudan diplomatik ilişkileri bulunmayan ve enerjiden kaynaklanan sıkıntılar olan iki ülke için bir ilk. Türkiye, Azerbaycan’ın Ermenistan işgali altında olması nedeniyle boru hatlarını Gürcistan’dan geçirmişti. CARLTON ARSASINA ALICI YOK Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) satışa çıkardığı eski Carlton Oteli arsasına yine alıcı çıkmadı. TMSF, 4 parselden oluşan 49 milyon 562 bin 613 YTL muhammen bedelli arsayı, 3 Nisan ve 10 Nisan 2007’den sonra tekrar satışa çıkardı. Üzerinde İş Bankası, Garanti Bankası ile Etibank’ın 96 milyon YTL tutarında ipotekleri bulunan arsanın ihalesinde alıcı çıkmadı. Arsanın ihale açılış bedelinin 96 milyon 165 bin YTL olduğu belirtildi. Eski Carlton Oteli arsası, 29 Mayıs 2007’de tekrar satışa çıkartılacak. E N H I Z L I İ Ş L E M C İ P İ YA S A D A IBM, bugüne kadar üretilmiş en hızlı mikro işlemciyi piyasaya sunduğunu ve yeni yongayı Sistem p570 sunucularında kullanmaya başladığını duyurdu. IBM’den yapılan açıklamaya göre, kuruluşun ürettiği, 4.7 GHz hızındaki POWER6 yongası, bir önceki modelden yüzde 100 daha hızlı çalışıyor, ancak aynı miktarda elektrik tüketiyor. Yeni yongalarla donatılan Sistem p570 sunucuları ise halen piyasada bulunan en yakın rakibi Itanium tabanlı HP sunuculardan yaklaşık 3 kat daha hızlı çalışıyor. H AVAY O L L A R I D O L A N D I R I L D I Deloitte’nin Uluslararası Havayolu İç Denetçiler Birliği ile birlikte hazırladığı “2006 Havayolu Dolandırıcılık Araştırması”na göre, 2006’da şirket içi ve dışı dolandırıcılık havayolu şirketlerine ortalama 3 milyon dolar kaybettirdi. Dolandırıcılık vakalarının sektöre küresel düzeydeki yıllık maliyeti bir önceki araştırmanın yapıldığı 2000 yılından bu yana beş kat artarak 600 milyon dolara ulaştı. Şirketlerin yüzde 79’u son 12 ay içinde en az bir dolandırıcılık vakası yaşadı. Şirketler kredi kartı dolandırıcılığından ortalama 1 milyon dolar kaybediyor. Alpet, yeni ürünü Torojet’i tanıttı. Altınbaş, grubun enerji kolundaki lokomotifi olan ve perakende akaryakıt şirketi olarak faaliyet gösteren Alpet’in ürün lansmanı toplantısı sonrasında soruları da yanıtladı. Altınbaş: Hedef halka arz Ekonomi Servisi Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı İmam Altınbaş grup bünyesindeki bazı şirketlerin halka arzıyla ilgili çalışma yaptıklarını söyledi. Altınbaş, grubun enerji kolundaki lokomotifi olan ve perakende akaryakıt şirketi olarak faaliyet gösteren Alpet’in ürün lansmanı toplantısı sonrasında Reuters’a açıklamasında, “Bazı şirketlerin halka arzını düşünüyoruz. Bunlar için çalışma yapılıyor, ancak henüz somut bir adım olmadı” dedi. Altınbaş, grubun mücevher alanında faaliyet gösteren şirketi Altınbaş Mücevherat ile Alpet’in ilk düşünülebilecek şirketler olabileceklerini söyledi. Öte yandan Alpet Genel Müdürü Arslan Değirmenci de aynı toplantıda, Alpet’in halen Türkiye’nin yedinci büyük dağıtım şirketi olduğunu belirterek “Bizim halka açılma planımız var. Ancak bu, bu yıl olmaz. Fakat gelecek yıl ciddi olarak düşünülebilir” dedi. K Ö P R Ü V E O T OYO L L A R Gişe çalışanları iş yavaşlattı İSTANBUL / ADANA (Cumhuriyet) KESK’e bağlı Yol, Yapı, Altyapı, Tapu ve Kadastro Emekçileri Sendikası’na (YapıYol Sen) üye karayolları çalışanları, köprü ve otoyollarda iş yavaşlatma eylemi başlattı. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü gişelerinde çalışan sendika üyeleri, saat 14.00’ten itibaren iş yavaşlattı. YapıYol Sen Genel Başkanı Bedri Tekin, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’na bağlı çalıştıklarını ve maaşlarının diğer kamu kurumlarına oranla daha düşük olduğunu dile getirerek bu nedenle 2005 yılından bu yana çeşitli eylemler gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Tekin, “Bu eylemlerde halkımızın mağdur edildiğini biliyoruz, ama eylemleri insanca yaşayacak ücret alıncaya kadar sürdüreceğiz’’ dedi. AdanaPozantı otoyolu batı alım gişelerinde de iş yavaşlatma eylemi gerçekleştiren YapıYol Sen üyeleri davul zurna eşliğinde halay çekti. CUMHURİYET 11 CMYK
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog