Bugünden 1930'a 5,459,040 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 26 KASIM 2007 PAZARTESİ 4 HABERLER Kadıköy ve Taksim’deki gösterilerde kadınlar dayanışmaya çağrıldı 2000’Lİ YILLARDA ERDAL ATABEK ‘Kadına şiddet’e isyan ‘Öğretmenler Öğretmeni Onur Ödülü’ Çığ’a Ⅵ İstanbul Haber Servisi Yeniden Müdafaai Hukuk Hareketi Derneği tarafından (YMHHD), 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’a “Öğretmenler Öğretmeni Onur Ödülü” verildi. Törende konuşan Çığ, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından ülkede Rönesans ve Sanayi Devrimi’nin yapıldığını, halkın da bu devrimleri benimsediğini belirterek, “Ancak Atatürk’ün ölümünden sonra karşıdevrim başladı’’ dedi. “Kadınların sırtından devrim karşılanmaya çalışılıyor” diyen Çığ, “Bu kadar kan dökülerek elde ettiğimiz Cumhuriyet ve devrimlerimiz bir bez parçasıyla yok edilmeye çalışılıyor. Ben bu konuda bütün kadınlarımızı suçluyorum” diye konuştu. Beden Yalan Söylemez... Sevgili Mustafa Balbay’ın yeni çıkan kitabı ‘Heyecan Yaşlanmaz’ın kapağında Atatürk’ün bir fotoğrafı var. Üzerinde manevra giysileri var, sol kolunu dimdik ileriye uzatmış, sol el işaret parmağıyla bir noktayı gösteriyor. Bütün bedeni de oraya yönelmiş. Belli ki orada çok önemli bir emir veriyor. Atatürk’ün bütün fotoğraflarında ‘beden dili’ aynı nitelikleri vurgular: Kararlı, yoğun ve yüksek enerjili, dikkatli. İsmet İnönü’nün beden dili farklıdır: İhtiyatlı, sakin duruşlu, dikkatli, kararlı. Atatürk başkomutandır. İsmet İnönü, kurmay başkanı. Görevler ve işlevler bellidir. Konumlar da. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yılları, kazanılmış çok zorlu bir savaşın haklı gururunu taşıyan insanların dönemidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kapısından birlikte çıkan Mustafa Kemal, İsmet İnönü ve silah arkadaşlarının bir fotoğrafı vardır. Tek sözcükle açıklanmak istenirse bu fotoğrafta görülen, ‘ortak gurur’dur. Gurur, özgüven, kararlılık, cesaret. O dönemin insanları ‘sahici’dirler. Kazanılanlar kanla ve silahla kazanılmıştır. Boyun eğmesi beklenen insanlar isyan etmişler, kurtarmak istediklerini canları pahasına kurtarmışlardır. Gururlu, özgüvenli, kararlı ve cesurdurlar. ૽૽૽ Atatürk, 19231938 yılları arasında Cumhuriyet’in on beş yılında yaşadı. Atatürk’ten sonra İkinci Dünya Savaşı başladı, 1938. İsmet İnönü’nün ihtiyatlı, dikkatli ve her şeyi hesaba katan tutumu ülkeyi savaştan uzak tutmuştur. Ama Atatürk devrimlerinde de bir duraksama, bir tutukluk dönemi başlamıştır. Sonrası karşıdevrim yıllarıdır. Adım adım, Cumhuriyet rejimi, din söylemli Amerika merkezli sağ rejimlere dönüşmeye başlamıştır. Beden dilleri de artık değişmiştir. Gurur, yerini el oğuşturmaya, bel bükmeye bırakmaktadır. Belkemikleri, dik duruşundan öne eğik duruşlara geçmektedir. Özgüven, yerini dışgüvene bırakmaktadır. Türkiye, küçük Amerika yapılmaya çalışılmaktadır. Kararlılık, kapalı kapılar arkasında, sinsi pazarlıkların adı olmaktadır. Cesaret, küstah böbürlenmelere değişmektedir. O ihtilalci, silahı belinde, her şeyi yapmaya yeminli kadronun yerini artık başkaları almaktadır. Bu başkaları, pazarlıkçı ve pazarlamacı, kendi çıkarını kollayan, dar kadro hesaplarına gömülmüş, dış güçlerin işbirlikçileridir. Adına demokrasi denilen bu büyük oyun artık ‘sahici insanlar’ın değil, ‘yapay oyuncular’ın oyunudur ve uluslararası arenada oynanmaktadır. ૽૽૽ George W. Bush ile Oval Ofis’te yan yana oturan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip ‘eşit bir oturma konumu’ göstermektedir. Bacak bacak üstüne atılmış, beden eğilmemiş, bakışlar eşitlikçi. Gerçek durumu bu mudur? Elbette hayır. Bu oturma biçimi, üzerinde çalışılmış bir gösteridir. Ortada eşitlik yoktur. Amerika istemekte, bizimkiler yapmaktadır. Şu anda Türkiye’nin talihi olarak görünen durum, Amerika’nın Türkiye’ye biçtiği yeni rollerin hesabıdır. Amerika daha uzun süre Türkiye’yi kendi hesaplarına yönlendirmek için küçük avanslar verecektir. Asıl beden dilini, Suudi kralın otel odasında Cumhurbaşkanı ve Başbakan olarak bulunan ve kralın iki yanında uysal dostlar olarak oturan Abdullah Gül ile Recep Tayyip Erdoğan açıklamaktadır. Fondaki Suudi Krallığı’nın yeşil bayrağı önünde oturmuş dostlar, yakınlık duyguları her şeylerine yansımış, mutlu bir aile tablosunu oluşturmaktadır. Uyumluluk, isteklilik, ortak amaçlar. Beden yalan söylemez... erdalatak@gmail.com erdalatak@superonline.com www.erdalatabek.com ᮣ Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya gelen Emekçi Kadınlar Derneği üyeleri, “Hayatımıza artık kendimiz karar verelim” dediler. İstanbul Haber Servisi 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle dün İstanbul’da Kadıköy ve Taksim’de çeşitli kadın ve sivil toplum kuruluşlarının yaptığı gösterilerde şiddet protesto edilirken kadınlar dayanışmaya çağrıldı. Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya gelen Emekçi Kadınlar Derneği (EKD) üyeleri hayatın her alanında var olan kadına yönelik şiddeti protesto ederken “Hayatımıza artık kendimiz karar verelim” diyen kadınlar, barış, adalet ve eşitlik istediler. Grup adına açıklama yapan Dernek Başkanı Çiçek Otlu, bir hafta boyunca düzenleyecekleri çeşitli etkinliklerle kadına yönelik şiddeti protesto edeceklerini, 2 Aralık Pazar günü de bir gece yürüyüşü düzenleyeceklerini söyledi. Havva, cennetten kovulduğundan bu yana kadınların hayatına ataerkil düşünce sisteminin karar verdiğini ifade eden Otlu, “Eşinden fiziksel şiddete uğrayan 3 kadından biri olma ihtimalimiz çok yüksek. Sokaklarda, işyerinde, okulda ikinci cins görülen, aşağılanan biziz. Anayasada korumaya muhtaç varlıklar olarak kabul edilip yasalar ile eve mahkum edilen bizleriz” dedi. Militarizmin yükseldiği bu dönemde en çok kadınların barışa ihtiyaç duyduğunu dile getiren Otlu, savaşların en acılı yüzünü kadınların yaşadığını belirtti. Otlu, Tuzla’da Ayazma’da kadınların yıkımlara karşı da direndiğini dile getirerek “Kadınlığımız, geleceğimiz, adalet ve eşitlik için yaşadığımız şiddete karşı isyan etmeliyiz” diye konuştu. “Ekmek, adalet, özgürlük için yürüyoruz”, “Şiddete karşı isyan”, Yoksulluğa, şiddete, yıkıma karşı isyandayız”, “Cinsiyetçi eğitime hayır” pankartlarının taşındığı protesto gösterisinde “Mutfakları değil dünyayı istiyoruz”, “Kadın özgür olmazsa dünya tutsaktır”, “Bursa’da yandık Novamed’de direniyoruz” sloganları atıldı. Kadınların tencereleriyle şiddeti protesto ettiği eylem, halaylarla sona erdi. “25 Kasım Kadın Platformu” Kadınlar hayatın her alanında var olan şiddeti protesto için alanlardaydı. (MEHLİKA AKGÜN / HÜLYA KESKİN) Üzerine kaya düşen er şehit oldu Ⅵ BİNGÖL (AA) Kiğı 17. Piyade Alay Komutanlığı ekipleri tarafından Bingöl’ün Kiğı ilçesi kırsalında terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda, er Erkan Daş, dik bir yamaca tırmandığı sırada kafasına kaya parçası düştü. Olay yerinde şehit olan er Erkan Daş’ın cenazesi, Bingöl Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Erkan Daş’ın cenazesinin Bingöl Devlet Hastanesi’nde otopsi yapıldıktan sonra Kars’ın Kağızman ilçesine gönderileceği bildirildi. üyesi bir grup kadın da şiddeti anlatan dövizlerle Galatasaray Lisesi önünde toplandılar. Kadınların uğradığı şiddet haberlerini içeren gazete kupürlerini yere sererek oturma eylemi yapan kadınlar “Erkek vuruyor, devlet koruyor”, “Sıcak aile masalı, kadına şiddet yuvası”, “Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir” sloganları attı. Türkçe ve Kürtçe yapılan basın açıklamasında resmi kayıtlara göre, Türkiye’de geçen yıl 72 bin 643 kadının şiddete maruz kaldığına dikkat çekildi. Şiddetin, erkeklerin kadın üzerindeki birincil baskı ve kontrol aracı olduğu savunuldu. SÖMÜRÜYE SON Galatasaray’da gösteri yapan Emekçi Kadın Komisyonları üyesi bir grup da, “Eşit işe eşit ücret”, “Cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye son”, “Kadın olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadın kurtulmaz” şeklinde sloganlar attı. Grup adına Güneş Akyüz tarafından okunan basın açıklamasında, 25 Kasım’ın, 1981 yılında Kolombiya’da toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” ilan edildiği anlatıldı. 25 Kasım’ın da kadınların kapitalist sisteme karşı mücadele günü olduğu belirtilen açıklamada, kadına yönelik şiddetin, sömürünün olduğu her yerde ve yaşamın her alanında sürdüğü belirtildi. Tüm İlerici Gençlik Derneği (TÜMİGD) üyesi kadınlar da Taksim’den Galatasaray’a “Şiddete, ırkçılığa, sömürgeye karşı kadınlar mücadeleye” pankartıyla yürüdüler. Galatasaray’da basın açıklaması yapan Funda Günay, “Şiddetin sorumlusu bizler değiliz, şiddeti yaratanlardır” dedi. Yürürlükte olan yasalar kadın hak gaspını önlemekten uzak ‘Şiddetin temeli ataerkil kültür’ SAV AŞ KÜRKLÜ Patronlara protesto Ⅵ İstanbul Haber Servisi Bağımsız Tekstil İşçileri Sendikası (BATİS) üyesi işçiler çalıştıkları firmayı sigorta primlerini ödemediği, zam yapmadığı gerekçesiyle Taksim’de gösteri yaparak protesto etti. “Sefalete mahkum olmayacağız” yazılı pankartlar taşıyarak, “İş, ekmek, adalet”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni” sloganlarını atıp “Yaşasın sınıf dayanışması” yazılı tişörtler giyen işçiler adına basın açıklamasını yapan Engin Taban, firma sahiplerinin işçilere düşük ücret ödemelerinin yanı sıra, zam farklarını ödenmediklerine dikkat çekerek eksik ödenen sigorta primleri için dava açtıklarını söyledi. ADANA Yürürlükte olan yasaların kadın hak gaspını, ezilmesini önlemekten uzak olduğu, kadına yönelik şiddetin temelinde ataerkil kültür, toplumsal önyargılar ve inanışlardan kaynaklanan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yattığı belirtildi. Türkiye Barolar Birliği (TBB) ile Kadın İçin Destek Oluşturma Grubu’nun (KİDOG) yaptıkları ayrı araştırmalar, Türk kadınının, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte kazandığı ve o günden bu yana gelişerek artan yasal hak ve özgürlüklerini yeterince kullanamadığı, buna geleneksel yapının yanı sıra inanış ve önyargıların engel olduğu vurgulandı. Araştırmalarda, dünya ve ülke koşulları karşısında yürürlükte olan yasaların da artık yetersiz kaldığı irdelenirken “Kadının kazanılmış haklarını kullanabilmesi için önce eğitim verilmesi, belli bir duyarlılığa sahip olmasının sağlanması gerekir” denildi. CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ TBB Kadın Komisyonu’nun, raporunda kadına yönelik şiddetin temelinde ataerkil kültür, toplumsal önyargılar ve inanışlardan kaynaklanan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bulunduğu, kadınların tarihsel süreç içinde küresel düzeyde ekonomik, sosyal, kültürel ve politik alanda hep dezavantajlı olduğu kaydedildi. Dünyada açlık sınırında yaşayan 1.3 milyar insanın yüzde 70’inin kadın olduğu, ülkemizde her üç kadından birinin yalnızca kadın olduğu için dövüldüğü, cinsel tacize uğradığı, töre ya da namus adına öldürüldüğü vurgulanan raporda, okulda, ailede ve medyada kullanılan dilde de ataerkil bakış açısının ağırlıkla kullanıldığına işaret edildi. Türkiye’de son yıllarda kadınları hedef alan şiddet olaylarının yanı sıra namus ve töre cinayetlerinin artmasına dikkat çekilen KİDOG raporunda ise bunların önüne geçilmesi için öncelikle kadının toplumsal konumunun yükseltilmesi ve kalkınmaya katılımının arttırılması, eğitim, sağlık, iş yaşamı ve sosyal güvenlikle ilgili göstergelerin iyileştirilmesi gerektiğine yer verildi. Mehmet Şevki Eygi’nin Milli Gazete’de Deniz Gezmiş’i ve onun kişiliğinde 68 kuşağını hedef alan yazısı, birkaç gündür internet sitelerinde dolaşıyor. Eygi’nin yazısından bazı satırbaşlarını buraya aktaracağım: “Deniz Gezmiş, MarksistLeninist bir terörist veya savaşçıdır. Bu ideolojinin dünyada yaptığı tahribat ortadadır… Deniz Gezmiş ve arkadaşları Türkiye’deki bozuk düzeni silah kullanarak, terör metoduyla devirip yerine daha bozuk kızıl bir düzen getirmek istiyordu… Deniz Gezmiş ve arkadaşları Türkiye’nin idaresini ellerine geçirebilmiş olsaydılar, Müslümanlara büyük baskı yapacakları belliydi… 1960’lı, 70’li yıllarda Müslümanlar “Ehveni Şerreyn” (iki kötüden daha hafif olanını) kerhen (istemeyerek) seçmek zorunda kalmışlardır... Deniz Gezmiş asıldı. Asılmalı mıydı? Bunun tartışmasını tarihçiler, hukukçular, büyük düşünürler yapabilir… 1925’ten sonra Türkiye’de inançlarından, fikirlerinden, görüş ve tenkitlerinden dolayı hayli insan idam edilmiştir. Deniz Gezmiş’in asılmasına hayıflananlar, her Deniz Gezmiş ve M. Şevki Eygi nedense Müslüman hocaların, şeyhlerin, vatandaşların asılmasına pek üzülmüş görünmüyorlar... Solcuların canı can da.. Müslümanların patlıcan mı? Benim, bir Müslüman olarak Deniz Gezmiş’i beğenmem, desteklemem, ona sempati duymam mümkün ve muhtemel bir iş değildir. Dinimi ve kimliğimi inkâr etmiş olurum. Ateist, Marksist, materyalist kimseler onu beğenebilirler. Doğru olan nedir? Ben mi haklıyım, onlar mı? İşte bu, iki tarafın gerekçelerinden anlaşılır.” ૽૽૽ Şevki Eygi’nin iddialarına ve duruşuna söylenecek çok şey var. Ancak her sözünü ve iddiasını ayrıntılı cevaplandırmak da gerekmiyor. Bazı noktaları hatırlatayım: 16 Şubat 1969 tarihinde ABD 6. Filo’suna karşı gösteri yapan gençlere Taksim Meydanı’nda “Allahü Ekber” nidalarıyla saldırı yapılmış ve bu saldırıda devrimci gençlerden ikisi “İslamcı” olarak adlandırılan kişilerin bıçaklı saldırısıyla öldürülmüşlerdir. Bu saldırıdan bir gün önce Mehmet Şevki Eygi’nin ve aynı düşüncedeki kişilerin önderlik ettiği Babıâli’de Sabah ve Bugün gazeteleri bu saldırıyı kışkırtan ve ABD karşıtı gençleri hedef gösteren yayınlar yapmışlardı. (Eygi’nin Ehveni Şer dediği bu olsa gerek.) ૽૽૽ Şevki Eygi, Deniz Gezmiş’lerin idamını “Ben bilemem, hukukçular, tarihçiler bilir” diyerek, aslında bir şekilde onaylıyor. Eygi, Deniz Gezmiş’lerin militarist cuntacılar tarafından hiçbir hukuki kurala uyulmadan asıldığını bilmeyecek kadar olayların dışında değildir. Eygi’nin, Deniz’lerin idam edilmeleri sırasında nasıl bir yayın yaptığını hatırlamıyorum. Anlaşılan o ki, o zaman da bu idamların epeyce destekçisi olmuş. Siyaseten idamı onaylamak, bir “inançlı kişi” olarak ona sanırım tam uymuş. Başka nasıl açıklayabiliriz ki! Deniz’lerin eylemleri eleştirilemez mi? Bizler o dönemde de bugün de, Deniz’lerin banka soyma, adam kaçırma türünden eylemlerini doğru bulmadığımızı söyledik ve eleştirdik. Onlar yaşıyor olsaydılar, bu tür konularda muhtemelen bugün hatalı olduklarını kendileri ifade edeceklerdi. Deniz’lerin nasıl bir rejim kuracaklarını kim biliyordu ki! Mehmet Şevki Eygi’ler iktidara gelseler Türkiye’yi Suudi Arabistan, ya da İran mı yapacaklar? O ülkelerdeki iktidarlar, ülkelerini “İslam şeriatı”na göre yönettiklerini söylemiyorlar mı? ૽૽૽ 1968 gençlik eylemleri, bu ülkedeki kurulu düzene karşı daha demokratik, daha eşitlikçi ve daha hakça bir düzen hedefine yönelikti. Köylülerin toprak mücadeleleri, haşhaş, üzüm, tütün, fındık üreticisi köylülerin hak talepleri için yaptıkları gösteriler, işçilerin sendikalaşma yolunda attıkları adımlar, öğretmenlerin hak talepleri ve daha modern bir eğitim için örgütlenmeleri ve daha birçok alandaki toplumsal uya nış, ülkemizdeki kurulu yapıyı sarsmış, bu gelişmeler gençleri de etkilemiş ve onların bu sürece katılmalarına neden olmuştu. Deniz Gezmiş bu eylemlerin içinde sivrildi. Ancak başı bir türlü dertten kurtulmadı. Okulundan atıldı, hapislerde yattı. Birçok arkadaşı o sırada devlet tarafından örgütlenen ve silahlandırılan ülkücü komandolar tarafından, ya da Taylan Özgür örneğinde olduğu gibi bizzat polis tarafından öldürüldü. ૽૽૽ Devletin uyguladığı ve yönlendirdiği şiddet, bizim kuşağın gençlerinin bir kesiminde umutsuzluk, çaresizlik ve isyan duygusu yarattı. 12 Mart 1971 askeri darbesi solcuları yok edip susturmayı hedefliyordu. Denizler 2324 yaşında işte bu darbeciler tarafından asıldılar. Askeri darbenin idamlarını bile “hukukçular, tarihçiler bilir” diyerek mazur göstermek isteyene ne denebilir ki!.. İdamı “mazur gören”le ne tartışılabilir ki!.. Allah ıslah etsin!!! Hırsız çocuklara internet yasağı Ⅵ RİZE (AA) Rize’de hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal etmek, mala zarar verme gibi suçlardan yargılanan B.Ç. (14), D.A. (14) ve F.Ö. (17) adlı 3 çocuğa verilen hapis cezaları denetimli serbestlik uygulamasına çevrildi. Mahkeme, B.Ç’nin 9 ay 5 gün, D.A’nın 13 ay 26 gün, F.Ö’nün ise 1 yıl 6 ay süreyle internet kafe ve diğer oyun salonlarına girmesinin yasaklanmasına karar verdi. Amirlerini vuran polis tutuklandı Ⅵ KOCAELİ (AA) Kocaeli’nin Gebze ilçesinde, Gebze Devlet Hastanesi acil servisinde görev yaptığı sırada, kendisini alkol alırken yakalayan nöbetçi Emniyet Müdürü Hakan Şap ile nöbetçi Komiser Yardımcısı Çelebi Fidan’ı yaraladığı iddia edilen polis memuru tutuklandı. Polis Okan C., Gebze M Tipi Cezaevi’ne gönderildi. CUMHURİYET 04 CMYK
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog