Bugünden 1930'a 5,439,171 adet makale



Katalog


«
»

21 KASIM 2007 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA 17 Zor Erol İşisağ: “İşi en zor bakan, Dışişleri Bakanı Ali Babacan. Çünkü iki yardımcısı var: Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan!” Ya ğ m u r E k i m Diyanet, tarikatların eline geçmiş... “Diyanet değil dine ihanet!” BAZEN uçakta bazen kucakta dolaşan gazeteciler, önlerine konduğu kadarıyla konuyu, ucundan köşesinden tırtıklamaya başladılar. Tırtıklamaktaki amaç kamuoyunu alıştırmak, hazırlamak ve kıvama getirmek. Konu dediğimiz ise, terörle; daha doğrusu ABD’nin “ortak düşman” ilan ettiği terör örgütüyle mücadelede izlenecek en kapsamlı son plan. Plan, bütün kapsamı ve haşmeti ile henüz RTE’nin kafasında. Aslında bu plan, Washington’da GWB ile yaptığı baş başa görüşmeden sonra RTE’nin kafasında “şıp” diye oluşuvermişe benziyor. Arzu edenler buna GWB’nin masasındaki plan da diyebilir! Şimdi bu plan ucundan ucundan, uçaktaki ve kucaktaki gazeteciler aracılığıyla kamuoyuna yediriliyor. Plan şöyle işleyecek gibi görünüyor... PANO DENİZ KAVUKÇUOĞLU Plan Terör örgütünün yönetici kademesinden olup da eline silah almamış gibi olanlar bir kere “terörist” sayılmayacak! Bunlar “idari” kadro kontenjanından idare edilecek ve bir şekilde “ev”e dönüşleri garanti altına alınacak. Kamuoyu “barış” için yeterli kıvama getirilebilirse, sonraki süreçte örgütün silahlı yöneticilerine de “ev”e dönüş yolu açılacak. Bu arada, özellikle Avrupa’da örgütün faaliyetleri durdurulacak. Tabii ki bu bir “duraklama dönemi” olmayacak; “ev”deki siyasallaşmaya paralel olarak Avrupa’da da “barış” rüzgârları esecek! Bugüne dek örgüte “terör örgütü” demek zorunda kalan parlamentolar büyük ölçüde rahatlayacak; karşılarında “barış” için kanat çırpan yasal bir Bir Fotoğraf 1948, SıvasZara doğumlu Ziya Halis, İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu bir yüksek inşaat mühendisidir. Serbest olarak çalışan ve müteahhit olarak önemli ihaleler alan Ziya Halis, siyasete atılmış, 19. yasama döneminde Sıvas milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girerek Tansu Çiller’in başbakanlığındaki Doğru Yol PartisiSosyal Demokrat Halkçı Parti hükümeti döneminde önce Devlet Bakanı, sonra da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak görev yapmıştır. Sicili temiz bir iş ve siyaset adamıdır. Ziya Halis’in kız kardeşinin oğlu Yadigar Akanlaç polis memuruydu. İstanbul’da görevliyken içinde bulunduğu devriye arabasına Kartal’da 27 Nisan 1993 günü DevSol grubuna dahil oldukları söylenen teröristler tarafından ateş açılması sonucu şehit düştü. Ziya Halis’in Yücel Halis adında bir yeğeni daha var. O da amcasının Ankara merkezli Halis İnşaat ve Ticaret şirketinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde aldığı okul, köy yolu, köprü gibi inşaatlarının başında görev yapıyordu. Daha sonra, 1993 yılında PKK’ye katıldı ve bilinen ilk eylemi aynı yıl içinde, 2 Temmuz günü mürteciler tarafından düzenlenen Sıvas Madımak olaylarından üç gün önce ErzincanSıvas karayolunu kesmek oldu. 1921 Koçgiri İsyanı’na atfen ‘Alişer Koçgiri’ kod adını alan Yücel Halis, terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan’ın ‘Koçgiri Eyaleti’ olarak adlandırdığı SıvasZaraDivriğiKangalHafik bölgesine ‘eyalet komutanı’ olarak atandı. Kamuoyu onu bu yılki Dağlıca saldırısı sırasında kaçırılan 8 askerin iade ‘töreni’ (!) sırasında masa başındaki ‘protokol’ (!) fotoğraflarından tanıdı. ૽૽૽ Bunları niçin yazıyorum? Biri, anayasaya bağlılık yemini etmiş, ettiği yemine de sadık kalmış bir milletvekili; bakanlık yapmış üst düzey bir siyasetçi. Diğeri, ‘yurttaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak’ görevini yerine getirirken şehit düşen bir polis. Bir diğeri de Türkiye’yi bölmeyi, parçalamayı hedefleyen, bu hedefler doğrultusunda binlerce can almaktan ve binlerce can vermekten kaçınmayan, acımasız bir terör örgütünün üst düzey sorumlusu. Üçü de aynı soydan, aynı aileden, yeğenkuzen derecesinde yakın akraba. Böyle bir fotoğrafa ne Kuzey İrlanda’da, ne de İspanya’da Bask ülkesinde rastlayabilirsiniz. Bu, yalnızca Türkiye’ye, bize özgü bir fotoğraftır. Bu fotoğrafı gözlerimizin önüne getirelim, o ailenin bireylerinin, yakınlarının, çevresinin nasıl bir ikilem içinde, ne derin bir açmazda olabileceklerini düşünmeye çalışalım. Bir yabancının, bir romanda okusa, “Bu kadar da zorlama kurgu olmaz!” deyip elinden kitabı bırakacağı bu tür karmaşık ilişki yumaklarının sayısız benzerleri vardır bu topraklarda. Ancak bizlerin anlayabileceği ‘yerli’ bir sorunun yansımalarıdır bu ilişkiler. ૽૽૽ Daha önce de birkaç kez değinmiştim bu köşede; “terör, sorunun yalnızca bir yönüdür, adını doğru koymak gerekir” diye yazmıştım. Ne var ki her ‘Kürt sorunu’ dediğimde kimi okurlarımdan tepkiler alıyorum. Oysa ‘terör sorunu’ tanımlaması yukarıda sözünü ettiğim fotoğrafın arka planını veremiyor; sorun böyle tanımlandı mı akla da yalnızca ‘askeri çözüm’ geliyor. Bu ise nihai çözüm değil, sivrisinekleri ne kadar yok edersek edelim, bataklık kurutulmadığı sürece yenileri ürüyor. Doğu ve Güneydoğu ancak Ege’nin, Marmara’nın, Akdeniz’in ekonomik, kültürel, toplumsal koşullarına kavuşturulduğunda ölümlere yol açan bu bataklık kuruyabilir. Sınırlarımızı canla başla koruyalım, toplumumuzun bölünmezliği, toprağımızın bütünlüğü doğrultusundaki istencimizden asla ödün vermeyelim, askerimize ve onun kahramanca çabalarına sahip çıkalım, fakat aynı zamanda da Doğu ve Güneydoğu’yu kalkınmış, gelişmiş, Türkiye’nin öbür bölgeleriyle her açıdan eşit duruma getirmeyi, bunu olabildiği en kısa zamanda gerçekleştirmeyi başat hedef seçelim. Bu hedef doğrultusunda seferber olalım. O zaman bataklık da kurur, ‘terör sorunu’ mu, ‘Kürt sorunu’ mu, ne ad koyarsak koyalım, bu sorun da çözülür, hiçbir fotoğraf karşısında da çaresizlik duygusuna kapılmayız. (eposta: dkavukcuoglu࠽superonline.com) AB doğalgazda Türkiye’ye bağlanıyormuş. Acaba? Gaza gelmeyelim! Kudüs M. Alpaslan Yener: “Hizbullah liderlerinin resimleri altındaki ‘Kudüs Gecesi’nden AKP liderlerinin resimleri gölgesindeki ‘Kudüs Gecesi’ne. On yılda nereden, nereye!” platform olacak. Örgütün silah bırakmaktan yana olmayan yöneticileri bu plana mutlaka karşı çıkacak. İşte, “kapsamlı plan”ın en kapsamlı noktası bu aşamada devreye girecek ve silahlı mücadeleye devam etmek isteyenlere İran’daki Kürtler için güç birliği yolu gösterilecek. Böylece bir taşla iki kuş vurulmuş olacak; hem örgütün Türkiye ayağında “barış” sağlanacak hem de İran ayağı güçlendirilecek. ABD, İran’a “demokrasi” ihraç etmek isterse, bu ayağı gönül rahatlığı ile kullanacak. Bu planı, Büyük Ortadoğu Projesi’nin içinde bir “alt başlık” gibi algılayabilirsiniz. İşte o zaman yanılırsınız. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesi Başkanı’ndan ve Eşbaşkanı’ndan daha iyi bilemezsiniz! Üstelik, uçaktakiler ve kucaktakiler yanılmaz! SESSİZ SEDASIZ (!) Son Yolculuğun Fotoğrafları 25 KASIM’A dek yolunuz İstanbul’a düştüğünde veya İstanbul’da iseniz yolunuzu Dolmabahçe Sarayı Müzesi’ne düşürerek “Son Yolculuğun Fotoğrafları”nı görmelisiniz. İki metrelik fotoğraflar, müzenin bahçesinde sergileniyor. Gezmek, görmek ücretsiz. Milli Saraylar arşivinden, Didem Çapa’nın çabasıyla ilk kez gün ışığına çıkan fotoğraflarda Sevgili Atatürk’ün naşının 16 Kasım 1938’de sarayın büyük salonunda halkın ziyaretine açılmasından 19 Kasım 1938’de Yavuz zırhlısı ile İstanbul’dan İzmit’e ve oradan Ankara’ya uğurlanışına uzanan hüzün yüklü görüntüler yer alıyor. Atatürk’ü sel olup caddelere, sokaklara akarak gözyaşları ile uğurlayan halkı görmelisiniz; kadınları, erkekleri, çocukları, öğrencileri dikkatle incelemelisiniz. 69 yıl önce halkın, hele kadınların nasıl modern, nasıl uygar olduğunu görmelisiniz. Ve bugünkü ilkelliğe bir kez daha isyan etmelisiniz! Sergideki 60 kadar fotoğraf, henüz 15 yılını geride bırakmış Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl bir aydınlanma devrimi yarattığını belgeliyor. Bu arada bugün Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde de bir fotoğraf sergisi açılıyor; Muzaffer İnci Kıyat’ın düzenlediği Atatürk ve Cumhuriyet Kadını Fotoğrafları Sergisi’ni 30 Kasım’a dek gezebilirsiniz. behicak࠽yahoo.com.tr Seccade Doğan Kapkıner: “Milli Takım, finale kalırsa futbolculara birer seccade verilsin. Her golden sonra lazım olur!” Kadro Gülhan Elmas: “Örgütün ‘dağ kadrosu’ beş bin civarındaymış. Hükümetin ‘yağ kadrosu’ yanında devede kulak...” ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCİ KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK Otoyol demokrasisi ‘Türkiye’nin batısına yeni otoyollar geliyor…’ Geçen hafta kamuoyuna yansıyan bu habere göre, Boğaziçi’ne “üçüncü”süyle birlikte; Çanakkale’ye ve İzmit Körfezi’ne de köprüler yapılacakmış… Oysa AKP 2002’deki ilk seçim zaferinden önce ne demişti? “Otoyollar yerine demiryollarına ağırlık verilecek…” Üstelik her fırsatta “takipçi”si olduklarını söyledikleri Turgut Özal’ın, otoyolları başlatmakla yetinmeyip trenler için “komünist” demesine rağmen… Ne var ki aynı otoyollar “işbitirici hortumcu”luğu simgelediğinden, buna tepkinin de oyunu almak için siyasette “Özalcı”, ulaşımda ise “demiryolcu” olundu. Bunun olamayacağını ise geçen 5 yıl yeterince kanıtladı… Cumhuriyet devriminin demiryolu ağı hâlâ yeni bir ilimize ulaşmadığı gibi, ulaşacağa da benzemiyor… Otuz yıldır “etüt” edilen(!) İstanbulAnkara hızlı treni bile mühendislikle alay edilircesine “hızlandırılmış normal tren”e dönüşünce sermayedarları beslemek için onları “otoyol yüklenicileri” yapıvermiş… Sakın aynı oyun, 12 Eylül faşizminin “ekonomi kurmayı” Özal’dan bu yana bizde de oynanıyor olmasın? Üstelik “demokrasinin güvencesi” ilan edilen son iktidarda bile… Oysa yeni otoyol ve köprü projelerinin uzman meslek kurumlarından ve üniversitelerden adeta “gizlenerek” hazırlanması da demokratlığın düzeyini gösteriyor… İstanbul’da ve Çanakkale’deki yerel duyarlılığın, yıllardır “direndi”ği Boğaz köprülerinde ısrar etmekse şu “sivil” anayasanın ardındaki “dayatmacı”lığı kanıtlıyor… Kim kime bağlandı?!.. Yeni otoyolları “Ulaştırma Bakanı”nın sahiplenmesi ise bu bakanlığın “tarihsel kimliği”yle bütünleşen “ulusal sorumluluğu”nu bilmediğini gösteriyor. Türkiye’de demiryoluna “yeter” denilen 1949 tarihli ABD raporuyla, karayolları, “demiryolcu ulaştırma bakanlığı”ndan “ayrılmış”tı… İşte o ABD tavsiyesidir ki ulaşımın yüzde 90’ını karşılar duruma gelen karayollarının, ulaştırma bakanlığına bağlı olmaması gibi “akıldışı” bir “kayırma”, 1950’den bu yana devam etti… Şimdi ise bu ayrılığa son verilmesiyle birlikte kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşımlarının ulusal ölçekte “eşgüdüm” içinde planlanması gerekirken Ulaştırma 2008’de başlanacak ‘otoyol’lar! Bakanı’nın bunu bile beklemeden yeni otoyol projelerini “kaza”ya uğradı… açıklaması akla şu soruyu getiSon genel seçimlerde “müj riyor: de”lenen AnkaraEskişehir ve “Acaba Ulaştırma BakanlıKonya projeleri ise karayoluyla ğı’nı mı Karayolları Genel bile sadece birkaç saat süren Müdürlüğü’ne bağladılar?..” mesafelerde, dünyanın en kolay Benzer aymazlık, Çevre ve inşa edilebilir ve en kısa hızlı Orman Bakanlığı’nın aslında tren bağlantıları… uzmanlığı olmadığı halde üstlendiği, ülke düzeyindeki Hak edilmeyen ‘hakediş’ler “1/100 Bin Ölçekli Çevre DüDemiryolları bu haldeyken, zeni Planları” açısından da geAKP’nin övüncü “duble çerli… Bu planlar, birdenbire yol”ların durumu da otoyollartepelerine inen yeni otoyollarla, daki “hortumlama”nın sürdüolası demiryolu tercihlerini de ğünü gösteriyor… yitirmiş olmuyorlar mı? Daha ilk günlerde oluşan Başbakan, referandum tartış“çukur”lara rağmen, yüklenimalarında demişti ki; “Önemli cilerin hazırladığı “hakediş rakentsel projelerde de bunu porları”nın her şeyi “mükemyaygınlaştırmalıyız…” mel” göstermesi başka ne anlaİşte ilk fırsat… Konu “tekma gelir ki? nik” bilgi gerektirdiğinden, ülGeçen yıllardaki bir ulaşım kedeki yaklaşık 400 bin mimar, kongresinde, Almanya’daki mumühendis, ulaşım uzmanı ve azzam otoyol ağının “Hitler faplancı arasında “anket” yapılşizmi”nden kaldığı anlatılmıştı; sın. Özellikle İstanbul ve Çaçünkü “hafriyat”, “dolgu”, nakkale boğazlarına köprü için “kaplama” gibi bittikten sonra “evet” çıkarsa, inşaatlarında bi“ölçülemeyen” imalatlar, “fazle çalışmaya hazırız… la”dan ödemelere en elverişli inşaat türü... Hitler de yandaşı ekinci࠽cumhuriyet.com.tr ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci࠽mynet.com BULMACA HARBİ SEMİH POROY SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu࠽mynet.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 21 Kasım www.mumtazarikan.com 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Rize’nin Çamlıhemşin 1 ilçesinde ün 2 lü bir yayla. 3 2/ İzmir’in bir ilçesi... Bir 4 sayı. 3/ Hiçbir 5 üretici çalış 6 mada bulun7 madan, yalnızca mülkü 8 nün geliriyle 9 yaşayan kim1 2 3 4 5 6 7 8 9 se. 4/ Özellikle resim yapımında kullanı 1 A H I R K A P I A K A L A lan sentetik bir boya. 2 L A R A L I Ç 5/ İlaç... Sindirimi 3 T R A P 4 I R İ K R AM kolay, sağlığa uygun. A S 6/ İzmir’in Tire ve 5 D A V R A S T U R NO Ödemiş ilçelerine 6 A N A T İ M E K özgü bir tür bilye 7 N oyunu... Büyük, 8 K AME R İ Y E önemli. 7/ Birkaç 9 S İ N R A S A T renkli iplikten yapılmış dokuma... Küçük madara. 8/ Tarlada suyu akıtmak için yapılan tahta oluk... Bir görevin yürütülebilmesi için merkez olarak seçilen yer. 9/ Büyük ve süslü kayık. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Yaklaşık üç santimetre genişliğinde yumuşak kösele şerit. 2/ “Göl sanırdık ne zaman dolsak gözlerine” (F.N. Çamlıbel)... Can sıkıntısı, usanç. 3/ Tırpana balığına verilen bir başka ad... Özensiz, gelişigüzel yapılmış. 4/ Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ... İçki kadehi. 5/ “Hazanbel” de denilen ve kökü hekimlikte kullanılan otsu bitki... Güney Amerika’da yaşayan kemirgen bir hayvan. 6/ Ücret karşılığı ölünün arkasında ağlayan kadın... Tarla sınırı. 7/ Genellikle sevecen ve hüzünlü bir konu işleyen küçük lirik şiir. 8/ “Geçme namert köprüsünden aparsın su seni” (Diyarbakırlı Sait Paşa)... Eskişehir’in bir ilçesi. 9/ İslam inancına göre ölüleri mezarında sorguya çekecek olan iki melekten biri... Kenar süsü. CUMHURİYET 17 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog