Bugünden 1930'a 5,454,028 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 20 KASIM 2007 SALI 14 KÜLTÜR kultur࠽cumhuriyet.com.tr Ayşegül Yüksel tiyatro alanındaki birikimini yıllardır okurları ve üniversitedeki öğrencileriyle paylaşıyor AYNA ADNAN BİNYAZAR Tiyatro ve emeğe saygı . Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali üç anlamlı ödülle başladı: Festivalin Onur Ödülü 48 yılını büyük bir inançla tiyatroyasahneye adayan Genco Erkal’a, Tiyatroya Saygı Ödülü Küçük Tiyatro’nun 60. kuruluş yılı nedeniyle Devlet Tiyatroları’na ve Emek Ödülü Prof. Dr. Ayşegül Yüksel’e verildi. Tiyatro birikimini yıllardır tiyatro dünyamızla; kitapları, dersleri ve gazetemiz kültür sayfasındaki ortak köşemizdeki yazılarıyla paylaşan, dostum Ayşegül Yüksel’le, bu ödülden yola çıkarak tiyatromuz üzerine konuşmak güzeldi. Tiyatro hizmet ödülünü kitapların, eğitmenliğin, eleştirmenliğin yani Türk tiyatrosuna katkıların nedeniyle aldın. Bu çok güzel bir olay. İleriye dönük çalışmaların var mı? Nelerdir? Ayşegül Yüksel: Kaçmaktan kovalamaya fırsat olmuyor desem yalan söylemiş olmam. DTCF’deki derslerim sürüyor. Bu nedenle, ‘Samuel Beckett Tiyatrosu’ dışında, tükenmiş kimi kitaplarımın yeni baskılarını hazırlamak için zaman bulamadım. 2000’li yıllarda Cumhuriyet’te çıkan yazılarımı kitap düzeninde toplamayı planlıyorum. En çok istediğim de Shakespeare üstüne boyutlu bir çalışma kotarmak. Ama, Shakespeare şakaya gelmez, çok zaman ve emek ister. Belki daha önce Türk tiyatrosu üstüne ürettiklerimi düzenlemeliyim. Türk tiyatrosunun bugün içinde bulunduğu durumu sence nasıl özetleyebiliriz? Yüksel:Türk tiyatrosu uzun yıllardır yeni bir atılım içine giremedi. Bugüne dek yapılmış olan iyi işlerin kötü taklitleriyle geçinip gidiyoruz. Yazarlık, yönetmenlik ya da oyunculuk bağlamında ortaya konan bir ustalık gösterisi tutmaya görsün, ille de bıktırana dek yineleniyor. Ürettiğimizden daha çoğunu tüketiyoruz kısacası. Geleneksel tiyatromuzun özgün anlatımlarını Kültür Boşluğu Son günlerde, Almanya’da yaşayan insanımızın kültür sorunlarına ilişkin bir yazı yayımlandı Cumhuriyet’te. Verilen bilgiye göre Almanya’da yaşayanların insanımızın sayısı 3.2 milyon. Üniversitelerde 24 bin öğrenci öğrenim görüyor. 27 bin kişi de Alman hapishanelerinde çile dolduruyor. Üniversitede okuyanların akademik başarıları da oldukça yüksekmiş. Bu iyi de; bir ülkenin, yalnızca bir dış ülkede yaşayanları arasında hapishanede yatanların sayısının öğrenim görenlerden fazla olması ne acı! Yurtdışında öyle de yurtiçinde bundan farklı mı sanki?.. Bu oran, bir kültür boşluğuna düşmenin sonucu. ૽૽૽ Türkiye, insanını yurtdışına gönderince birçok sorunu çözdüğü yanılgısına düştü. İşveren ülke de bir kültür varlığı olan insanı yalnızca işini gördürecek araç yerine koydu. Yer değişimi, toplumu kültürel kökeninden koparamıyor. Koptu mu boşluğa düşüyor. Kişi, o boşlukta, yörüngesinden sapmış füzeden farksızdır; başına ne geleceğini kimse kestiremez. Böyle bir durumda gerçek suçlu, hapishanede yatan mıdır, onu boşluğa iten midir, kimse kendine sormuyor bunu. Ülkemizde son altmış yıllık kültür uygulamalarına bakalım; hangi iktidar, bir kitaplık açmanın bir hapishane kapatmak olduğu bilinciyle düşünmüştür?.. Varsa yoksa, her evin bitişiğine bir cami kondurmak... ૽૽૽ Kültür Bakanlığı sırasında Ahmet Taner Kışlalı’nın ilk işi, Hasan Âli Yücel döneminin klasiklerini basıp kitaplıklara göndermek olmuştu. İlgili dairenin başında da ben bulunuyordum. Kitaplar, daha mürekkebi kurumadan, Almanya’ya, Türklerin yoğun olduğu kentlerin kültür evlerine de gönderiliyordu. Oralara bir gidişimde, kimi kitapların daha paketinin bile açılmadığını, açılanların da bir köşeye yığılmış olduğunu görmüştüm. Kültür evinin yöneticisi, günlük giysileriyle oynayan çocukları göstererek, “Biz, kitaptan çok oyun kıyafetlerine gereksinim duyuyoruz” demişti. Demek kültür elçilerimiz, o gün de bedenin donanımını, beynin donanımının önünde tutuyorlardı. ૽૽૽ Dernekler, toplumda kültürel etkileşimi sağlayan kurumlardır. Onun için, adlarının başında ya da ortasında kesinlikle bir “kültür” sözcüğü bulunur. Öyle olsa da, bugüne değin nelerle karşılaşmadım bu tür derneklerde!.. Adında hem “öğretmen”, hem “Atatürk” olan bir derneğin raflarında deste deste oyun kâğıtları mı görmedim, sosyal demokrat olduğunu savunan bir dernekte rakı servisi yapıldığını mı?.. Kitaplığıyla, sahnesiyle, müzik odalarıyla halkevlerini görmüş; kültürün üretildiği Köy Enstitüsü’nde beyni düşünce ırmaklarıyla beslenmiş biri için bunlar, kültürün katledilmesinden başka nedir?.. ૽૽૽ Yürek darlıklarını gideren dilimiz buna da deva olmuştur: “Zararın neresinden dönülse kârdır.” Şu günlerde Amerika’yla yatıp Amerika’yla kalkıyoruz. Bir de Amerika’nın derde deva olan bir yönünden örnek alsak ya!.. Dünya başkentlerinin çoğunda “Amerika Haus”lar vardır. İnsanımızın yoğun yaşadığı Avrupa’nın, Avustralya’nın belli başlı kentlerinde niye biz de kültürümüzü, sanatımızı tanıtacak birer kültürevi kurmuyoruz?.. Belki göstermelik bir iki yerden söz edilecek, ne yazık ki oralarda da gidenler, kültürsüzlük çölünün ortasında kum yutuyor. binyazar@gmail.com 12 da, Haldun Taner, Turgut Özakman gibi ustalarca modern tiyatro adına dönüştürülmüş biçemsel özelliklerini de yineleye yineleye yavanlaştırdık. Bir zamanlar ‘yenilik’ sayılan bize özgü tiyatro unsurları, önce tiyatrocular, sonra da televizyoncular tarafından ayağa düşürüldü. Bu çok kötü. Çünkü seyircinin tiyatroya ilişkin beklentilerinde ‘kalite’ yok oluyor. Seyirci ‘sanat’ yerine sunulan sıradan ‘zenaat’ gösterilerinden hoşlanmaya alıştırılıyor. ‘Öz’de ve ‘biçim’de ‘kolay anlaşılır olan’ın yinelenmesi seyirciyi tembelleştiriyor. Sahne olayı karşısındaki ‘eleştirel duruş’unu yitiriyor, çünkü artık yeterince önemsemiyor tiyatroyu. Bunun bir başka nedeni de tiyatronun sanatsal bir ‘sorunlarla yüzleşme’, bir ‘toplumsal hesaplaşma’ platformu olduğunun seyirciye unutturulması... Hep krizlerin eşiğinde yaşamakta olan bir toplumun tiyatrosu çok farklı olmalıydı. Türk tiyatrosunun geleceğine yönelik umutlar, umutsuzluklar? Yüksel: Sayıları az da olsa yetenekli genç yazarlar yetişiyor. Yönetmen sıkıntımız büyük, ama oyunculuk bağlamında genç yetenek çok. Ancak, herkes televizyona ve İstanbul’a endeks lenmiş durumda. Hak vermiyor değilim. Üne kavuşamadan emekliliği gelen düzeyli tiyatro sanatçıları var. Televizyonda ise bir iki dizide oynadıktan sonra ünleniveriyorsunuz. Televizyonda tıkır tıkır işleyen ‘sponsorluk’ mekanizması tiyatroda da etkili olsa durum çok başka olabilir. Yetenekli yazarlar reklam metni ya da senaryo yazacaklarına oyun yazarlar, oyuncular tiyatrolarına sahip çıkarlar. Dahası, tiyatro bütün dünyada gitgide baş edilmez pahalılıkta bir sanat olarak baş ağrıtıyor. Bu yüzden, Londra, Paris, New York gibi kültür başkentlerinde iş turistik gösterilere döküldü. Çok yüksek bilet ücretleri karşılığında tiyatro endüstrisinin ‘fiyakalı’ ürünleri sunuluyor. Bizim böyle bir endüstrimiz yok, olsa da sürekli alıcımız olmaz. Seyircimizin tiyatro biletine harcayabileceği para ile de tiyatro kalkınmaz. Bu duruma bir de devletin tiyatro politikasızlığını, tiyatro kurumları için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasına bir türlü yanaşılmayışını da eklersek, durum pek de umut verici değil. Genç tiyatrocuların desteklenmesi anlamında yapılması gereken çalışmalar ve bu anlamda festivallerin durduğu yer? Yüksel: Genç tiyatrocuların yolunu açmadan tiyatronun gelişiminden söz etmek olanaksız. Toplumla ve birbirleriyle iletişim içinde olabilmeleri için örgütlenmeleri, bu örgütlenme içinde birbirlerinin ürünlerini izlemeleri, kalite açısından rekabet içinde olmaları, sorunlarını kendi aralarında tartışabilmeleri, yerleşik kurumlardan da maddi manevi destek görmeleri gerekir. Festivaller ise genç tiyatrocuların buluşması için harika bir fırsat yaratıyor. Son İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali aynı zamanda 4. Tiyatro Olimpiyatı ile buluşmuştu. Anımsarsın, genç toplulukların birlikteliği nasıl bir coşku katmıştı festivale... Şu anda sürmekte olan 12. Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali’nde de onlarca genç tiyatro yer alıyor. Örgütlenme konusu 24 Kasım’da düzenlenen bir panelde tartışılacak. Gündemde bir konu. Sence ödenekli tiyatrolar özelleştirilmeli mi? Ben kendi adıma bunu çok sakıncalı buluyorum. Yüksel: Ben de. Toplumda seyirci ve sanatçı yetiştirmede önemli katkısı bulunacak iki kurumu, Köy Enstitülerini ve Halkevlerini ‘siyasal’ nedenlerle kapatarak, eğitim ve sanata ilişkin bir dolu sorunun çözümünü elli yıl geciktirmiş olan eğitim politikamız/politikasızlığımız sonucunda yitirilenlerden sonra, sıra ‘ekonomik’ nedenler ileri sürülerek ucuz bilet ücretleriyle seyirciye kolayca ulaşabilen ödenekli tiyatroların sonunu getirmeye geldi. Ödenekli tiyatrolar devletin topluma ‘kültür’, ‘sanat’ ve ‘eğitim’ sağlama yolunda verdiği bir hizmet. Nüfusu 70 milyonu aşmış bir ülkede devlet (ve devleti yönetmeye talip olanlar) bu görevi yerine getirmek zorundadır. Özel tiyatrolar pek mi ‘kazanç’ sağlıyorlar yaptıklarından? Öyleyse ödenekli tiyatrolar hangi tür alıcıya sunulacak? Köklü ve saygın tiyatro kurumlarının dünyanın her yanında resmi kuruluşlar tarafından desteklendiği de unutulmamalı. 104 SANATÇININ BİNİ AŞKIN YAPITI YER ALIYOR MESCİ’NİN YÖNETTİĞİ OYUNUN İLKGÖSTERİMİ BU AKŞAM ArtForum başladı Başkent’te ‘Çığ’... ANKARA (Cumhuriyet matov ve Momunbek Astar Bürosu) Forum Fuarcılık ve ᮣ Atatürk Kültür bu sanatçılardan bazıları. AnMerkezi’nde bu Geliştirme Anonim Şirkekara Resim Heykel Müzesi’nden ti’nce Atatürk Kültür Merkeyapıtlar da müze dışında ilk kez yıl 3’üncüsü zi’nde (AKM) bu yıl 3’üncüburada sergileniyor. düzenlenen sü düzenlenen ArtForum AnBu yıl ‘Sanatçı Onur ÖdüArtForum kara Plastik Sanatlar Fuarı, lü’ Kayıhan Keskinok’a, ‘KuAnkara Plastik 25 Kasım’a dek sürecek. Ülrum Onur Ödülü’ Mustafa Sanatlar Fuarı, kemizden ve dünyadan sanat Ayaz Müzesi’ne, ‘Sanata Katgalerilerini buluşturan etkinkı Onur Ödülü’ Vakıfbank’a 25 Kasım’a dek likte, 104 sanatçıdan bini aşverildi. Forum Fuarcılık ve Gesürecek. kın yapıt sergileniyor. Nuri liştirme Anonim Şirketi Yöneİyem, Abidin Dino, Mustatim Kurulu Başkanı Bilgin Ayfa Ayaz, Adnan Turani, Devrim Erbil, gül, yaptığı açıklamada üç yıl önce el sanatFerruh Başağa, İbrahim Çallı, Ertuğrul ları fuarından ayırma kararı aldıkları plasAteş, Turgut Atalay, Yusuf Toprak, Bün tik sanatlar fuarıyla daha çok kişiye ulaşyamin Balamir, Ali Candaş, Yoldaş Nur mayı hedeflediklerini belirtti. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Ankara Devlet Tiyatrosu’nun yeni oyunlarından “Çığ”ın ilkgösterimi bugün saat 20.00’de Akün Sahnesi’nde. Dün Akün Sahnesi’nde yapılan basın tanıtımında oyunun yönetmeni Ayşe Emel Mesci, oyunu olabildiğince basit çağrışımlardan yola çıkarak sahneye taşıdığını ve adına “Yeni Dünya Düzeni” denilen süreci anlatmaya çalıştığını vurguladı. Oyunun “göreceli” bir dili olduğunun altını çizen Mesci “Tuncer Cücenoğlu’nun 2003 yılında yazdığı ‘Çığ’, görünürde, çığ mevsiminde doğum yapmanın yasak olduğu bir dağ köyünde, doğurunca köy meclisi tarafından yargılanıp bebeğiyle birlikte diri diri gömülen kadını ve köyde yaşananları anlatıyor ” dedikten sonra oyunun evrensel olduğunu ve oynandığı her yerde, Rusya’da, Japonya’da farklı çağrışımlar yaratabileceğini; oyunda tarih, zaman, mekân gibi kavramların kullanılmadığını anlattı. Oyunun müzikleri ise Baba Zula’ya ait. RİZE 1. İCRA DAİRESİ’NDEN TAŞINIR AÇIK ARTIRMA İLANI Dosya No: 2007/183 Tal. Bir borçtan dolayı hacizli ve aşağıda cins, miktar ve kıymeti yazılı vasıtalar satışa çıkarılmıştır. Birinci artırma 12.12.2007 günü, aşağıda belirtilen saatler arasında, Gülbahar Mah., Yenişehir Cad., No: 4 Arma Otoparkı, RİZE adresinde yapılacak ve o gün kıymetlerinin % 60’ına istekli bulunmadığı takdirde 17.12.2007 günü, aynı yer ve saatlerde 2. artırma yapılarak satılacağı, şu kadar ki, artırma bedeli malların tahmin edilen değerinin % 40’ını bulmasının ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu, mahcuzların satış bedeli üzerinden, ihale karar damga vergisi, dellaliye ve % 18 KDV ve satış sonrası teslim ve tescil masraflarının alıcıya ait olacağı, Ayrıca ihaleye iştirak etmek isteyenlerin, araçların muhammen değeri üzerinden yüzde 10’u nispetinde, aşağıda belirtilen nakdi teminatı yatırmaları veya o miktar milli bir bankanın teminat mektubunu temin etmeleri gerektiği ve satış şartnamesinin icra dosyasında görülebileceği, fazla bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarası ile dairemize başvurmaları gerektiği, Tebliğ ve ilan olunur. S.no Plaka No: Kıymeti YTL Satış Saati KDV Teminat YTL Evsaf ve Özellikleri 1 34VGV48 90.000.00.11.0011.10 %18 9.000.00.1998 Model Mercedes Benz Marka, O 403 SHD tipi, Bordoyeşil gül kurusu renginde, motor no: 4029701094322, Şasi no: NMB61348513226128 yolcu otobüsü. 2 34VZD48 90.000.00.11.2011.30 %18 9.000.00.1998 Model Mercedes Benz Marka, O 403 SHD tipi, Gümüş gri bakır metalik bordo renginde, motor no: 40297010942888, Şasi no: NMB61348513225989 yolcu otobüsü. 3 34VFY48 90.000.00.11.4011.50 %18 9.000.00.1998 Model Mercedes Benz Marka, O 403 SHD tipi, Gümüş gri bakır metalik, bordo yeşil renginde, motor no: 40297010946621 Şasi no: NMB61348513226117 yolcu otobüsü. 4 34VJE48 90.000.00.12.0012.10 %18 9.000.00.1998 Model Mercedes Benz Marka, O 403 SHD tipi, Mavi (Blue) renginde, motor no: 40297010940294, Şasi no: NMB61348513225566 yolcu otobüsü. (İc. İf. K. 114/1, 114/3) Basın: 59903 ESAS: 2007/755 Davacı Yalçın Çelik tarafından davalı Ella Çelik adına açılan boşanma davasının verilen ara kararı gereğince: Davalı Ella Çelik adına çıkartılan davetiye bila ikmal dönmüş olmakla yapılan zabıta araştırmalarında da adresi tespit edilememiş olduğundan, duruşma gününün ilanen tebliğine karar verilmiştir. Hakkında boşanma davası açılan davalı Ella Çelik’in 22.1.2008 tarihinde saat 10.00’da yapılacak olan duruşmasında hazır bulunması veya kendisini bir vekille temsil ettirmesi, geçerli bir mazereti olmaksızın duruşmaya gelmemesi veya kendisini bir vekille temsil ettirmemesi halinde davaya yokluğunda devam edileceği ve karar verileceği hususu HUMK’nin 213 ve 337. maddeleri gereğince dava dilekçesi ve duruşma günü tebliği yerine kaim olmak üzere ilanen tebliğ olunur. 15.11.2007 Basın: 61566 POLATLI ASLİYE 1. HUKUK MAHKEMESİ’NDEN Esas No: 2005/737 Karar No: 2007/555 Mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası yazılı davasında Davacı Mustafa oğlu, 1953 d.lu Sayit YANIK tarafından davalılar Yozgat/Yenifakılı/Bektaşlı Kasabası nf. kayıtlı Fatma Yanık, Mahmut Yanık, Ayşe Yanık (Canbolat), Bülent Yanık Erenler, Ufuk Yanık Öncü ve Nahide Yanık (Ayhan) aleyhine açılan ortaklığın giderilmesi davasında davanın kısmen kabulüne karar verilerek, 1 Tarafların ortak murisi Hacı Mehmet oğlu Mustafa Yanık adına tapuya kayıtlı, Yozgat ili, Yenifakılı ilçesi, Bektaşlı kasabası, Derindere mevkiinde kain 3351 parsel, aynı yer Köyiçi mevkiinde kain, 6153 ve 6207 parsel, aynı yer Kızılağıl mevkiinde kain, 1497 parsel, aynı yer Satılmış mevkiinde kain 2103 parsel, aynı yer Bentbaşı mevkiinde kain, 1184 ve 1223 parsel, aynı yer İğdecik mevkiinde kain, 3964, 3965 ve 4002 parsel ve aynı yer Kale mevkiinde kain, 4206 parsel numaralarda tapuya kayıtlı taşınmazlardaki ortaklığın tapu üzerindeki tüm yükümlülüklerle birlikte satış yolu ile giderilmesine karar verilmiş olup, Yukarıda özetlenen karar davalılar Mahmut Yanık, Ayşe Yanık (Canbolat), Bülent Yanık Erenler, Ufuk Yanık Öncü’ye tebliğ edilmemiş olup adresleri tespit edilemediğinden ilanen tebliğine karar verilmiştir. Yukarıda özetlenen karar işbu ilanın gazetede yayımlandığı tarihten itibaren 15 gün sonra isimleri geçen davalılara tebliğ edilmiş sayılacağı ve karar tebliği yerine geçmek üzere ilanen tebliğ olunur. Basın: 61931 BOĞAZLIYAN SULH HUKUK MAHKEMESİ’NDEN İLAN DOSYA NO: 2003/751 Davacı Yusuf Ziya Özdemir vekili Av.Necati Törekara tarafından, davalılar Abdulkadir Köse vs aleyhine açılan işbu ortaklığın giderilmesi davasında; Mersin, Menteş köyünde kain 20 J2 pafta, 6001 ada, 2 pafta sayılı taşınmazın, davalılar ile davacının hissedar olduklarını, söz konusu taşınmazın taksiminin olanaksız olduğunu, bu nedenle dava konusu taşınmazın paraya çevrilerek paydaşlığın giderilmesi, elde edilen paranı ortaklar arasında taksimi talepli işbu davada, davalılar Abdullah Yılrız, Ahmet Köse, mirasçıları Meryem Köse, Durali Köse, Durali Köse, Hidayet Köse, Havva Köse (Pulla), Fatma Köse (Özgan), Hürü Köse, (Özden), Saniye Köse (Sarıkaya), Ayşe Köse (Bolat), Ömer Faruk Köse, Abdulkadir Köse, Ali Çelik, Ayşe Gülay Çakal, mirasçıları; Neriman Çakal, Ayşe Sarkın, Ayşe Çakal(Saydan), mirasçıları Zekeriye Saydan, Abdullah Serdaroğlu, mirasçıları; Hüseyin Murat Serdaroğlu, Ahmet Vedat Serdaroğlu, Şadiye Baygör, mirasçıları: Mustafa Baygör ve Sürel Baygör, Durmuş Uysal, Elife Yalınayak, Emine Oğuz, Fatma Uysal, Gülsen Çelik, Hatice Baygör, Hikmet Uysal, Hüseyin Çelik, Melahat Kırkali, Meryem Köse Ve Mustafa Uçar adlarına, ilanen tebligat yapılmasına karar verilmiş olmakla, adı geçen davalıların tüm belgeleri ile birlikte, mahkememizde duruşmanın bırakıldığı 24.12.2007 günü, saat 9.00 de hazır bulunmanız ya da kendinizi vekil ile temsil ettirmeniz, aksi takdirde yokluğunuzda yargılama yapılıp, karar verileceği hususu H.U.M.K’nun 509 ve 510. maddelerine göre dava dilekçesi yerine geçmek üzere ilanen tebliğ olunur. 01.11.2007 (Basın: 60994) MERSİN 2. SULH HUKUK HAKİMLİĞİNDEN BAKIRKÖY 3. SULH HUKUK MAHKEMESİ’NDEN Esas No: 2007/380 Karar No: 2007/964 Bartın, Merkez ilçesi, Celilbeyoğlu köyü, Cilt 154, Hane 24’te nüfusa kayıtlı Hasan ve Ayşe oğlu 1973 d.lu KADİR SARAÇ’ın kısıtlanmasına, kendisine MK’nin 413. maddesi uyarınca aynı yerde nüfusa kayıtlı bulunan Hasan ve Ayşe oğlu 1963 d.lu kardeşi MEHMET SARAÇ’ın vasi olarak tayinine karar verilmiştir. İlan olunur. Basın: 61555 ACELE DEVREN ERKEK BERBERİ 5.000 YTL. Tel: 0212.570 13 79 CUMHURİYET 14 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog