Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 16 KASIM 2007 CUMA 6 HABERLER PKK yöneticileri, partiyi kullanarak Kürt dili ve kimliğini anayasaya sokma çabası içinde BİR BAKIMA SERVER TANİLLİ DTP’nin hedefi anayasa... MEHMET FARAÇ 1917 Unutulmamalı, Unutulmaz... 7 Kasım, bir büyük devrimin, Rusya’da ünlü 1917 Sosyalist Devrimi’nin 90. yılıydı. 1789 Fransız Devrimi, nasıl bir ilkse, o da bir ilkti; yeni bir çığır açıyordu. Bu çapta bir yıldönümü unutulmazdı. Ne var ki, gazetemizde güzel bir yazı, dev olayı hatırlatıyordu; ama öteki gazetelerde, o gün ve izleyen günlerde, ne bir ses, ne bir nefes! Oysa, o devrim, tarihimizden bir parçadır. Bir de bu nedenle, 1917 unutulmamalı, unutulmaz. Bu yazımızı bu bilinçle yazıyoruz... ૽ Klasik tipteki devrimler, yalnız “siyasal değişikliklerle” yetinirler; yani sadece iktidardaki kişileri değiştirirler. 1917 Ekim Devrimi, bu tür bir devrim değildir; o daha “köklü” bir dönüşümü hedef almıştı; Rusya’da iktisadi ve sosyal temelleri de değiştirmek istiyordu. Bu niteliğiyle yeni bir uygarlık yaratmak istiyordu, yaratmıştır da. Böylesine bir değişiklik, her şeyden önce, “burjuva devleti”nin bütün dayanaklarının ortadan kaldırılmasıyla mümkündü. Lenin, bunu Devlet ve Devrim adlı eserinde açıklar. Geriye, bu kurumsal verilerin somut hale getirilmesi kalıyordu. 1917’de o yapılır... Ortada yeni bir siyasal rejim vardır: Sovyetler Birliği, “çok uluslu”, federal bir devlettir; bu, aynı zamanda, tek partili bir “sosyalist demokrasi”dir. Sistem, faşizmin de karşısındadır. Sosyal tabloda görünen, “sınıfsız bir toplum”dur: En değerli sermaye insandır; insan da, başta “özgürlüğünü kazanmış” kadın ve “eğitimi önde gelen” çocuktur. Ülkenin iktisadi yaşamında, “beş yıllık planlar”ın damgasını vurduğu dev bir kalkınma süreci başlar; topraklar da kolektifleştirilir. Edebiyat ve sanatta gelişmeler de çarpıcıdır: Edebiyat, Lenin’in deyimiyle “ulusal bilincin aynası” olmuştur. 1932 yılından beri kullanılan bir deyimle, “sosyalist gerçekçilik”, zaman zaman hayli dar bir biçimde yorumlanmış da olsa özellikle romanda büyük eserlerin ortaya çıkışını hazırlamıştır. Sovyetler Birliği’nde açıkça bir kitle sanatı olan sinemada, gerçekten de seçkin eserler ortaya konmuştur. Lenin, “Sinema, sanatlar arasında en fazla işimize yarayacak olandır” diyordu. Gelişme ve evrim, mimarlık ve şehircilik alanında en belirli biçimde kendini gösterdi. Özetle, yeni rejim, ülkeyi, çok önceden başlamış bir çözülüşten kurtardı; savaşı bitirdi ve ülkesine sahip çıktı; bir sanayi sistemi kurdu, emeği kutsadı ve halkına her derecesiyle bir eğitim sağladı. Bütün bunlar, eski Rusya’ya oranla dev ilerlemelerdir; Sovyet Rusya’nın iniş ve çıkışlarıyla 20. yüzyılın tarihinde büyük bir yeri vardır. Çöküşü beklenmiyordu, birden oldu. Yıkılışını, sosyalizme bağlamak inandırıcı olmaz; nitekim, koskoca Çin ayaktadır, Komünist Parti’nin yönetimindedir ve kapitalist sistemin düşlerini kaçıran bir ülkedir. Bir de şunu söylemeli: Sovyet Rusya yıkılmasaydı, ABD’nin dizginsiz emperyalizmi, bugünkü kadar insanlığı tedirgin edici olmazdı. Onun yaptıkları, kapitalizmin kara kitabında baş köşededir ve çevresinde hempaları vardır. Olan biteni, liberalizm öyküleri ile geçiştirmek aldatıcıdır; insanlığın üstüne çullanan kapitalizmdi, bugün de odur. Geleceği kurtaracak ise sosyalizm olacaktır. ૽ 1917 Devrimi’nin, tarihimizin bir parçası olduğuna gelince... 1915 tarihindeki o dev Çanakkale Savaşlarını anlatırken, çokça unutulan bir şey vardır; İngilizler, Fransızlar o boğazı almakta niçin öyle ısrarlı idiler? Şundan: Başarırlarsa İstanbul Boğazı aşılacak, Bolşeviklerin karşısında direnen Çarlık Rusya’nın yardımına gideceklerdi. Ne var ki olamadı. 1917 Devrimi’nin zaferinde, bizim Çanakkale zaferimizin payı unutulmamalı! Bitmedi: 1919’da emperyalizm Anadolu’ya saldırdığında, arkamızda başta Sovyet Birliği oldu; maddi ve manevi bizi destekledi. Sonunda bizim zaferimizde onun payını da biz unutmadık. Her şey bir yana, Lenin’le Mustafa Kemal’in mektuplaşmalarındaki içtenlik ve sevgi, çok şey anlatır. Özetle, 1917 unutulmamalı, unutulmaz!.. DTP Genel Başkanı Nurettin Demirtaş’ın, “Bizim akan kanı durduracak projemiz var” diyerek siyasi partilere yaptığı çağrının benzerini PKK yöneticileri günlerdir dile getiriyor. Örgüt yöneticileri bir yandan Abdullah Öcalan’ın sağlık kontrolünden geçirilmesini isterken diğer yandan da Kürt dili ve kimliğinin anayasada yer alması koşulunu dayatarak siyasi çözümde ısrar ediyor. Demirtaş’ın “proje” diye açıkladığı görüşlerinin temelinde de işte bu beklentiler yatıyor. Önceki gün DTP Parti Meclisi’nin toplantısında konuşan Demirtaş, “Nasıl 8 askeri getirme iradesini gösterdiysek silahları susturma, tek bir silahlı insanın kalmaması ᮣ DTP’nin ‘Akan kanı durduracak projemiz var’ deyişinin altında PKK’nin, Abdullah Öcalan’ın sağlık kontrolünden geçmesi, Kürt dili ve kimliğinin anayasada yer alması gibi siyasi istekleri yer alıyor. PKK’lilerle rahatlıkla diyalog kurabilen vekillere sahip DTP, terör örgütünü kınamakta zorlanan bir görüntü çiziyor. nı sağlama inisiyatifini gösterebilecek durumdayız. İnfial yaratmayacak, üniter ama tek devlet kalarak, bölünmeden tüm kültürleri de özgürleştirecek bir projemiz var” diyerek siyasi partilere çağrı yapıyor. Demirtaş “Meclis’i, siyaseti, çözüm merkezi haline getirmek istiyoruz” diyor. DTP içinde Öcalan’ın avukatlığını yapmışlar bir yana örgütün dağ kadrosunda faaliyet göstermiş milletvekillerinden günlerdir söz ediliyor. Kimi milletvekilleri askerleri teslim alabilecek düzeyde PKK’lilerle rahatlıkla diyalog da kurabiliyor. Oysa aynı DTP, PKK’yi kınamaya zorlanırken toplum ve örgüt arasında sıkışmış bir görüntü çiziyor. Demirtaş’ın son çıkışı çözüm bunalımındaki bir partinin giderek yalpaladığını ve daha doğrusu ayakta kalmaya çalıştığını da gösteriyor. Çünkü PKK’nin kimi üst düzey yöneticilerince uzun süredir ısrarla dile getirilen öneriler, Kürt siyasal hareketinin tek ortak hedefinde birleşiyor. Bu akımın legal ve illegal hiçbir unsurunun, PKK’nin siyasallaşma rotasından çıkamayacağı gerçeği Demirtaş’ın projesinin de bağımsız olamayacağını kanıtlıyor. Bunu görmek için Kandil Dağı’nı üs tutan örgüt yöneticilerinin aylardır yinelediği bazı açıklamalara bakmak gerekiyor. Örneğin Duran Kalkan’ın 28 Ekim’de ANF’ye yansıyan, “Kürt kimliği kabul edilme li” başlıklı sözlerini yorum katmadan okumak yetiyor: “Kürt kimliğinin kabulü çok önemli. Bu sağlansın, ondan sonra sorunlar çözülebilir! Hele kimlik kabul edilsin, sorunun çözümü o zaman sağlanır. Kürdistan üzerinde egemenlik sürdüren devletlerin anayasal düzeyleri başta olmak üzere, BM düzeyinde kabulünün sağlanması temelinde ancak sorun çözülebilir. Onun dışında hiçbir yaklaşım sorunun çözümünü gerçekleştirmez!” Kandil’in projesi!.. Aslında ılımlı çizgisini ve yöneticilerini devre dışı bırakan DTP’nin çözüm olarak öne çıkarmaya çalıştığı projenin nereye dayandığını görmek için kâhin olmak gerekmiyor. Öcalan’ın projesi!.. Türkiye’ye gelen Kürt partileri aracılığıyla ‘adım atın temas kuralım’ denildiği öğrenildi AKP’den Barzani’ye mesaj ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) AKP, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimde faaliyet gösteren ve hafta başında sessizce Türkiye’ye gelen Kürt partileri aracılığıyla Mesud Barzani’ye, “PKK konusunda adım atın, sizinle temas kuralım” mesajı gönderdi. Edinilen bilgilere göre İslami Cemaatin Başkanı Ali Babir, Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) siyasi bürosu üyesi Ersalan Beyız, Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) siyasi büro üyesi İzzettin Bervari, Kürdistan İslami Birliği Genel Sekreteri Selahattin Bahaadin ve Kürdistan Sosyalist Partisi siyasi büro üyesi Muhammed Haci Mahmut’tan oluşan Kürt heyeti hafta başı Türkiye’ye geldi. Heyet, İstanbul’da AKP’nin dış ilişkilerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, Başbakanlık Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Irak Koordinatörü Büyükelçi Oğuz Çelikkol ile bir araya geldi. Görüşmelerde, Barzani’ye, “Hükümet olarak bölgesel Kürt yönetimiyle temas kurulmasına karşı değiliz. Ancak öncelikle, kuzeydeki Kürt yönetiminin PKK ile mücadelede iyi niyet göstermesi lazım. Bunun için de Türk kamuoyunun beklentilerinin en azından bir bölümünün karşılanması gerekiyor ki, hükümet olarak bunu arkamıza alıp masaya oturalım” mesajı gönderildiği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Kürt parti temsilcileri de kuzeydeki peşmerge güçlerinin PKK ile mücadelede yeterli olamayacağını savunup “Hangi adımlar sizin beklentilerinizi karşılar” diye sordular. Bunun üzerine de Türk heyeti “Örgütün içinden birkaç kişiyi teslim etmeniz, adım olarak görülebilir” dedi. Örnek olarak da Erbil’e gidip gelen PKK yöneticilerinden bazılarını gösterdi ve “Adamlar hastaneye gidiyor, lokantaya gidiyor. Bunları yakalamanız sorun olmaz” dedi. Türk heyeti ilişkilerin PKK yüzünden bozulduğunu örnekleriyle anlattı ve “ilişkilerde düzelme de aynı noktadan başlar, bunun için PKK’ye karşı bazı somut adımlar atmalısınız” mesajı verdi. Görüşmelerde sınır ötesi operasyon, ekonomik ambargo da ele alındı. Görüşmede, Türkiye’nin Barzani’yi hedef almadığı, hükümet için sorunun PKK olduğu üzerinde duruldu. Hatta, AKP’lilerin bu Kürt heyetine güvence verdiği öğrenildi. Bu güvenceyi ve mesajları alan Kürt partilerinin temsilcileri, Türkiye’den ayrıldıktan sonra direkt olarak Barzani’nin yanına gitti. Bağış’ın ve diğer Türk yetkililerinin verdiği mesajları aktardılar. Görüşmenin ardından açıklama yapan heyet üyeleri Türkiye’deki temasların verimli geçtiğini, önlerindeki duvarı aştıklarını belirttiler. Kürdistan TV’nin haberine göre, Kürdistan İslami Birliği Genel Sekreteri Bahaddin, Türkiye ile bölge arasındaki ikili ilişkilerin iyileştirilmesi amacıyla Ankara’ya gittiklerini, isteklerini anlattıklarını belirtti. Bahaddin, “Herkesin birlikte yaşayabileceği refah ortamını istedik. Çok iyi bir vakitte iyi bir görüşme oldu. Önümüzdeki duvarı aşmış olduk” dedi ve PKK sorununun çözümüne yönelik karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını vurguladı. Bahaddin, “Ankara ve Türk Silahlı Kuvvetleri kararlı bir tutum içinde. PKK sorununun çözümü konusunda diplomasi ve diyalog yolu tercih edilmeli. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri bizim taleplerimizi görüşüp tartışacak. Biz barışçıl çözüm temelinde yaklaştık, oturduk, barışçıl ve diyalog temelinde sorunların çözülmesini konuştuk” diye konuştu. Bahaddin ayrıca, “Türkiye ile Kuzey Irak’taki yönetim arasında sorunların diyalog ve görüşmelerle çözülebileceğini vurguladık. Onlar da aralarında bir tartışma yürüteceklerini bunun sonucunda cevap vereceklerini bildirdiler” dedi. Askerden yürüyüşte mesaj Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Diyarbakır’a gelişinin 70. yıldönümü, düzenlenen törenle kutlandı. Diyarbakır Garı’nda düzenlenen törende, Atatürk’ün Diyarbakır’a trenle gelişi temsili olarak canlandırıldı. Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Atatürk’ün 15 Kasım 1937’de Diyarbakır’da halk tarafından büyük coşku ve sevgi gösterileriyle karşılandığını belirtti. Etkinlikte Vali Mutlu, 2. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğgeneral Ayhan Gümüş, 16. Almanya’dan Türkiye’ye destek BERLİN (AA) Alman Meclisi dünkü oturumunda, Sol Parti tarafından ‘’Türkiye’nin Irak’a askeri müdahalesi önlenmeli’’ başlığıyla sunulan karar tasarısı reddildi. Sol Parti’nin verdiği tasarı Alman Meclisi’nin dünkü oturumunda görüşüldü. Tasarı Sol Partili milletvekillerinin oylarına karşı diğer tüm parti üyelerinin oylarıyla reddedildi. Görüşmeler sırasında konuşan Birlik partileri (CDU/CSU) meclis grubu üyesi Ruprecht Polenz, ‘’PKK terör PKK’li Murat Karayılan’ın benzer açıklamaları da Demirtaş’ın öne çıkardığı projenin ardında nasıl bir beklenti yattığını gösteriyor. 4 Kasım’da PKK’nin web sitelerine Karayılan’ın şu sözleri yansıyor: “Kürtler de artık siyaset ve güç sahibidirler. Eğer siz şiddetin ortadan kaldırılmasını istiyorsanız biz hazırız. Biz kimlik ve kültürümüzle yaşamak istiyoruz! Kürt sorununun diyalog ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi için yol açılmalıdır.” Karayılan bir gün sonra yaptığı açıklamada ise DTP liderinin detaylarını vermediği projeyi deşifre ediyor: “Silahların tümden devre dışı bırakılması için siyasi bir projenin geliştirilmesine hazırız. Bu, önderliğimizin (Öcalan) istemidir. Bu istemimiz taktik değil, stratejiktir!” Abdullah Öcalan ise geçen hafta İmralı’da avukatlarıyla yaptığı son görüşmede “siyasi proje”nin DTP milletvekillerince Meclis’e getirilmesini istiyor. Öcalan, Diyarbakır’da gerçekleştirilen Demokratik Toplum Kongresi’ne değinirken şöyle konuşuyor: “Kongre, Kürtlerin Türkiye ulusuyla, Türk devletiyle hangi konularda, hangi noktalarda nasıl uzlaşacağını, Mekanize Tugay Komutanı Tuğgeneral Birol bunun ilkelerini koyar. Erdem, öğrenciler, yurttaşlar, askeri bando eşOluşturulan bu ilkeler, liğinde İstasyon ve Ekinciler caddelerinden gemilletvekillerince Mecçerek Anıt Park’a kadar yürüdü. Yürüyüş sılis’e götürülebilir, orarasında marşlar okuyan askeri tören takımı, da tartışılır!” zaman zaman “Tek bayrak, tek devlet, tek milEvirip çevirmeden let, tek dil’’, “Bayrak inmez, vatan bölünmez’’, söylemek gerekiyor; “Şehitler ölmez, vatan bölünmez’’ ve “Ne mutDTP lideri Demirtaş, lu Türk’üm diyene’’ diyerek tempo tuttu. EvÖcalan ve Kandil’deki lerinin balkonlarına çıkan çok sayıda yurttaş, PKK’liler aylardır soruaskerleri alkışladı. (Fotoğraf: AA) nun TBMM çatısı altında, tüm siyasi partilerin ortak çabasıyla gündeme getirilerek anayasal düzeyde tartışılmasını ve çözülmesini istiyor! PKK bu istemini şiddeteylemlerinden bir an önce vazgeçmeli. Türk hüle dayatmaya çalışıyor! kümeti öldürülen 100’den fazla askerden dolayı DTP ise yönetime gelen büyük baskı altında. Kuzey Irak’taki yerel hüşahinler, parti kongrekümetin de PKK’nin terör saldırılarıyla Türkisinde yapılan “dişe diş ye’nin Irak’a çekilmeye çalışılmasını önlemesi mücadele” çağrılarıyla, lazım’’ diye konuştu. Hür Demokrat Parti Milletsiyasal çözüm istemini vekili Werner Hoyer de “Küçük bir silahlı grubun önümüzdeki süreçte Türkiye sınırlarından içeriye sızarak terör eylemdaha sert bir üslupla dilleri düzenlemesi kabul edilemez” dedi. lendireceğini gösteriyor. Talabani’ye takipsizlik Ⅵ İstanbul Haber Servisi İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani hakkında “terör örgütü PKK’ye yardım ve yataklık’’ suçundan yapılan soruşturmaya takipsizlik kararı verdi. Kararda, uluslararası hukuk kuralları ve uluslararası sözleşmelere göre bir ülkenin başka bir ülkenin, cumhurbaşkanını yargılayamayacağı belirtildi. Yanlış hesap Bağdat’tan döndü El Maliki ve Zebari ile yapılan görüşmelerde gündeme gelen ve PKK’ye karşı ‘koz’ olarak kullanılmak istenen Irak’ın Saddam döneminden kalan borçları bir türlü hesaplanamadı BAHADIR SELİM DİLEK BM: Türkiye’yi anlıyoruz Ⅵ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) BM Sözcüsü Michelle Montas, Türkiye’ye karşı artan terör saldırıları konusunda açıklama yaptı.Açıklamada “BM Genel Sekreteri Ban Kimun, Türkiye’nin ulusal güvenlik endişelerini tamamen anlamaktadır. Iraklı yetkililerin Irak topraklarını Türkiye’ye karşı sınır ötesi saldırılar düzenlemekte kullanan silahlı grupları durdurmak için mümkün olan her şeyi yapmaları konusunda zorlamaya devam etmektedir’’ denildi. ANKARA Irak’ın Saddam Hüseyin döneminden kalan borçlarının ertelenmesini veya tamamen silinmesini Bağdat yönetiminin PKK ile mücadelesinde göstereceği siyasi iradeye bağlayan Türkiye, söz konusu borçların miktarını bir türlü tam olarak hesaplayamayınca, elindeki kozu boşa çıkarmış oldu. Edinilen bilgilere göre, gerek Irak Başbakanı Nuri el Maliki’nin gerekse Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’nin Ankara’daki temasları sırasında Irak’ın Türkiye’ye Saddam Hüseyin döneminden kalan borçları da gündeme geldi. Türk yet kililer daha önce alınmış olan, “Irak’ın borçlarının silinmesi ya da ertelenmesi konusunun PKK ile mücadeleye göre belirlenmesi” kararı uyarınca, “Şimdilik Irak’ın borçlarını silmeyi düşünmüyoruz. Terör örgütüne karşı atacağınız adımlara göre karar vereceğiz” görüşünü karşı tarafa ilettiler. Ancak, Iraklı yetkililer ülkelerinin Türkiye’deki görünen borç miktarını öğrenmek isteyince sıkıntı çıktı. Çünkü Türkiye, hem devletler arasındaki hem de özel sektöre ait borçların toplamını hesaplayamamıştı. Bu nedenle Türk yetkililer Iraklı yetkililer ile yaptıkları ikili görüşmelerde bir türlü belli miktar belirtip, “Eğer teröre karşı beklentilerimizi karşılarsanız, bu kadar miktardaki borcunuzu sileriz” diyemediler. Türk yetkililer çareyi “hesaplamala rımız sürüyor” demekte buldu. Bu da Türkiye’nin yaptırım konusundaki gücünü azalttı. 1980’li yıllardan kalan borçların bir türlü tam olarak hesaplanamamasında, belgelerin çeşitli kurum ve kuruluşlarda olmasından, kur değişikliğine kadar birçok neden etkili oldu. 1991’deki Körfez Savaşı ve sonrasında Irak ile iş yapan özel şirketlerin, alacaklarını Dışişleri Bakanlığı’na net olarak bildirmemiş olması da sıkıntıyı arttırdı. Faizlerle 1 milyar doları aşıyor Türk yetkililer en önemli borç kalemlerinden biri olan KerkükYumurtalık hattından kaynaklanan borçları gündeme getirebildiler. 1990’dan bu yana Türkiye’nin toplam 820 milyon 136 bin dolar alacağı birikti. Irak şimdiye kadar bunun 75.2 milyon doları nı ödedi. Faiz de işletilmesi durumunda Türkiye’nin Irak’tan olan alacağı 1 milyar doları geçecek. Irak’ın Türkiye’de hem devlete hem de özel sektöre olan borçları konusunda 3 milyar dolardan 9 milyar dolara kadar geniş aralıklı rakamlar telaffuz edilirken, savaş sonrası ülkenin toplam dış borcunun ise 112 milyar dolar olduğu hesaplanmıştı. Irak’ın Rusya ve Fransa’ya, ayrı ayrı her birine olan borçları 89 milyar dolara, sadece Bulgaristan’a ise 1.3 milyar dolara ulaştı. Ülkenin özel sektör bankalarına da 1 milyar dolar ticari kredi borcu bulunuyor. Irak’taki şimdiki hükümet dış borçlarının 1991 yılı sonu itibarıyla 42 milyar 97 milyon dolar civarında hesaplanmıştı. Ancak bu rakama faiz borçları ve Körfez ülkelerinden alınan 30 milyar dolar borç dahil edilmedi. ‘Youtube’da Nevruz tutuklattı Ⅵ DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) Diyarbakır’da çeşitli tarihlerdeki Nevruz etkinliklerinde çekilmiş ve içerisinde terör örgütüne ait simgelerin yer aldığı görüntüleri “YouTube”a gönderen 17 yaşındaki İbrahim O. Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, kullandığı bilgisayarın IP numarasından tespit edilerek gözaltına alındı. Sorgusunun ardından adliyeye sevk edilen O. TCY’nin “terör örgütünün propagandasını yapmak” suçunu içeren 7/2’nci maddesi uyarınca tutuklandı. Nuri el Maliki. CUMHURİYET 06 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog