Bugünden 1930'a 5,502,563 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 16 KASIM 2007 CUMA 4 HABERLER Bölümü 380 bin YTL ’ye mal olan dizinin 13 bölümünün haklarını 44 bin YTL ’ye sattılar DÜNYADA BUGÜN ALİ SİRMEN ‘Siyasi Kalpazanlık’ Neye Denir? Son yıllarda Türkiye’de iktidarı ele geçirenlerin aile resimleri önem kazandı. “Demokrasimiz!” ile birlikte gelişen yolsuzluk ve kokuşmuşluğun gerçek görüntüsüne ulaşabilmek için aile resimlerine mutlaka bakmak gerekir. Yolsuzluğa, yoksulluğa ve kokuşmuşluğa son vermek savıyla iktidara oturan AKP’nin döneminde, bunların tarihe mi karıştıkları, yoksa doruğa doğru mu tırmandıkları konusunun takdirini siz okurlarıma bırakırım. Ama Türkiye’nin son yıllardaki yolsuzluk ve yoksulluk tablosunun iyi kavranması için, Tuncay Mollaveisoğlu’nun Kanaltürk’teki aynı adlı programının izlenmesini öneririm. Başbakan’ın aile fotoğrafının net biçimde görülebilmesi için ise yine aynı araştırmacı gazeteci arkadaşımızın “Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda” adlı yapıtının okunması gerekir. Başbakan Erdoğan iktidara gelirken, “benim aile fotoğrafım milletimdir” demişti. Ama zamanla onun da çeşitli uluslardan bir aile fotoğrafı oluştu. Bunun gündeme getirilmesi, nedense Başbakanı sinirlendiriyor ve Kasımpaşalı biçemiyle etrafa çatmasına vesile oluyor. Son olarak da, CHP Genel Başkanı Baykal’ın Çalık Grubu’nun genel müdürü olan damat Berat Albayrak’ı gündeme getirmesine kızan Tayyip Bey, Deniz Beyi “siyası kalpazanlık” ile suçladı. ૽૽૽ Sorun çözmekten çok sorun yaratmaya, özgürlüklerin sınırlarını genişletmekten çok kısmaya, demokrasiyi geliştirmekten çok idiokrasiye dönüştürmeye eğilimli siyasetimizin, özü gibi biçemi de bozuk olduğundan, siyasilerimizden düzeyli yanıtlar, kaliteli benzetmeler beklemek abes olur. Biçem sorununu bırakalım bir yana da, şu “siyasi kalpazanlık” konusuna bakalım. Deniz Baykal’ın iddiaları yanlış olsaydı, yani Başbakan’ın yakın çevresi içinde yer alan Çalık Grubu, AKP iktidara geldiğinden bu yana palazlanmamış olsaydı, Türkiye’de ve yabancı ülkelerde enerji işine girmemiş bulunsaydı, Çalık’ın başında Berat Albayrak bulunmasaydı, Deniz Bey’in ileri sürmüş olduğu iddiaların siyasi dürüstlükle bağdaştırılması mümkün olamazdı. Acaba öyle midir, dersiniz? ૽૽૽ Çalık Grubu’nun, AKP iktidara geldikten sonra palazlandığı, Samsun Ceyhan hattını ihalesiz aldığı, ülkenin çoğu yerinde ve Irak’ta enerji ve bu cümleden olarak petrol arama işlerine giriştiği, şu anda Ceyhan’da bir rafineri yapımı için izin beklediği yalan mı? Enerji Bakanı Hilmi Güler’in İsrail ziyareti sırasında, SamsunCeyhan hattının bu ülkeye uzatılması işinin Çalık’a verilmesi için aracılık ettiği yalan mı? Başbakan’ın Sudan ziyaretinin ertesinde, İndian Oil’e verilen işin de Çalık’a geçtiği doğru değil mi? Enerji işine girmiş olan Çalık’ın, TPAO Genel Müdürü Osman Saim Dinç’i 2531 sayılı yasanın öngördüğü 3 yıllık bekleme süresine uymadan transfer ederek, bu kamu kuruluşunun bilgilerine konduğu, Dinç hakkında bu konuda suç duyurusunda bulunulduğu doğru değil mi? 2 milyar dolar aktifi olan Çalık’ın başına Başbakan’ın kızı Esra Erdoğan ile 2004 yılında evlenmiş olan Berat Albayrak’ın genel müdür olarak getirildiği yalan mı? Berat Erdoğan daha önce ağabeyi Serhat Erdoğan’ın Star’ın Genel Müdürlüğü’ne geçmesinden sonra, daha önce onun işgal ettiği genel müdürlük koltuğuna oturduğu doğru değil mı? Başbakan işi laf kalabalığına getiriyor. Bir noktayı açıklığa kavuşturmak gerek, Baykal’ı siyası kalpazanlıkla suçlayan Başbakan, damadı Serhat Albayrak’ın, Çalık Genel Müdürlüğü makamına Esra Hanım ile evlenmeden önce mi yok sonra mı atandığını açıklamak zorundadır. Gelmeyecek olan bu açıklamayı boşuna beklememeniz için biz şimdiden açıklayalım. Berat Albayrak bu makama 2004 teki nikâhından sonra, 2006’da vekaleten atanmış, daha sonra asaleten getirildiği de 2007’de açıklanmıştı. Şimdi söyler misiniz bana, “siyasi kalpazanlık” diye neye denir? TRT’nin malı deniz ᮣ TRT yönetimi Kınalı Kuzular adlı dizinin VCD ve DVD’lerini kendisi üretip satmak yerine üretimi ve kârı yapımcı şirkete bırakmayı tercih etti. FIRAT KOZOK ANKARA TRT, yalnızca 1 bölümü 380 bin YTL ’ye mal olan “Kınalı Kuzular” dizisinin 13 bölümüne ait VCD ve DVD satış hakkını, dizinin yapımcı şirketine 2 yıllığına 37 bin 800 dolara (44 bin 604 YTL) verdi. Şirket ise dizinin VCD’lerini kısa sürede hazırlayarak piyasaya sundu. Kurumun 2001’de hazırlanan fiyat tarifesine göre, toplam değeri 40 milyon 492 bin dolar olan 12 film ve 55 RTÜK genel müdürü seçecek ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), TRT Genel Müdürlüğü için bugün yapacağı toplantıda 3 aday belirleyecek. Kurul, adayları başvuran 58 kişinin arasından belirleyebileceği gibi dışarıdan da aday gösterebilecek. Bugüne kadar ataması iki kez Çankaya’dan dönen Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şahin’in kurulun en güçlü adayı olduğu ifade ediliyor. Kurula CHP kontenjanından seçilen Şaban Sevinç’in aday gösterdiği Uğur Dündar ise adaylığı düşünmediğini açıkladı. Dündar, “TRT’nin başarılı olabilmesi için mali ve idari özerkliğe kavuşturulmasının zorunlu olduğu inancındayım. Bu reform da ancak iktidar ve muhalefetin desteğini alacak bir genel müdür tarafından sağlanabilir. Bu nedenle adaylıktan affımı rica ediyor ve şahsıma gösterilen teveccühe tekrar teşekkür ediyorum’’ dedi. bölümünün yalnızca Türkiye ve Almanya için olmak üzere 2 yıllık VCD ve DVD olarak işlenme, işlenmenin çoğaltma ve yayma hakkını tam ruhsatla, alt lisanslı olarak devretti. Sözleşmede, VCD ve DVD olarak işlenme, işlenmenin çoğaltma ve yayma diziyi bir süre önce yalnızca 1 milyon 727 bin dolara 3’er yıl ve 8’er aylığına ayrı ayrı kiraya veren TRT’de yeni bir skandal yaşanıyor. Edinilen bilgilere göre, TRT yönetimi bu kez de, “Kınalı Kuzular” adlı dizi için aynı yöntemi uyguladı. Kurum, İstan bul’da faaliyet gösteren YSM Sanat Etkinlikleri Prod. Rek. Yay. Hiz. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. adlı firmayla bir sözleşme imzalayarak bölümü 380 bin YTL ’den 13 bölümlük bir film yaptırdı. Kurum, daha sonra yeni bir sözleşmeyle, aynı şirkete, dizinin 13 hakkının toplam 30 bin bandrolle sınırlı kalacağı belirtildi. Sözleşmede firmanın, hak devrine karşılık olarak 13 bölümlük dizi için bandrol başına 1.20 ABD Doları artı KDV ile programın kopyalama ücreti olan 1800 ABD Doları artı KDV olmak üzere toplam 37 bin 800 dolar (44 bin 604 YTL) artı KDV ödeyeceği belirtildi. Sözleşmenin ardından şirket, hazırladığı VCD’leri zaman geçirmeden piyasaya sundu. VCD’ler 13 bölüm halinde 25 YTL ’den satışa sunuldu. Oysa TRT kendi üretimi olan dizi, film ve belgeselleri DVD ya da VCD olarak çoğaltıp satabiliyor. Kınalı Kuzular dizisi adını, Çanakkale’de şehit düşen ve annesinin cepheye gönderirken vatana kurban olsun diye kına yaktığı Kınalı Hasan’dan alıyor. P Sıvas Şehitleri Anıtı tahrip edildi SAKD SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı avukat Kazım Genç, Karşıyaka Mezarlığı’nda bulunan Sıvas Şehitleri Anıtı’nın tahrip edildiğini ve anıttaki pirinç levhaların çalındığını bildirdi. Genç, sorumluların cezalandırılması istemiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Genç ve dernek üyeleri, Ankara Adalet Sarayı önünde toplanarak, basın açıklaması yaptı. Genç, Sıvas’taki Madımak Oteli’nde, 1993 yılında öldürülen 33 aydın için Karşıyaka Mezarlığı’nda yaptırdıkları anıt mezarın, 11 Kasım’ı 12 Kasım’a bağlayan gece kimlikleri tespit edilemeyen kişi veya kişilerce tahrip edildiğini ve anıt mezarda bulunan pirinç levhaların sökülerek çalındığını kaydetti. Aynı şekilde geçen hafta içinde dernek genel merkezinin bulunduğu dairenin kapısındaki pirinç levhanın da sökülerek çalındığını belirten Genç, “Her iki olayı birlikte değerlendirdiğimiz zaman bu saldırıları basit birer hırsızlık olayı olarak görmenin ve değerlendirmenin olanaklı olmadığını ifade etmek isteriz. Birileri planlı ve kasıtlı olarak örgütümüze ve kültür şehitlerimizin anıtına zarar vererek, bizlere gözdağı vermek istemektedir’’ dedi. Genç ve beraberindekiler, basın açıklamasının ardından hazırladıkları suç duyurusu dilekçesini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundular. Sıvas’taki Madımak Oteli’nde öldürülen 33 aydın için Karşıyaka Mezarlığı’nda yaptırılan anıt mezardaki pirinç levhalar çalındı. ÇANKAYA’DAKİ DELEGE SEÇİMİ TARTIŞMASI BÜYÜYOR CHP’de SavErdem gerilimi ANKARA (Cumhuriyet Büro Çankaya İlçe Başkanı Mustafa Yıl lege listesi bile sizin el yazınızla su) CHP Genel Başkanı Deniz dırım, kendisine verilen delege lis yazılmış” sözleriyle, Fuat Çay’ın Baykal son Merkez Yönetim Ku tesinde değişiklik yapınca görevden da “Önce Kürtleri partiden dışrulu (MYK) toplantısında Çanka alındı ve disipline verildi. Yıldı ladınız, sonra da Alevileri” diyeya’daki delege seçimleri nedeniy rım’ın itirazı önceki gün MYK’de rek Sav’ı hedef aldığı aktarıldı. Tople çıkan tartışmalar sırasında ağır görüşülürken, sert tartışmalar ya lantıda zaman zaman sesler yükselığını Genel Sekreter Önder şandı. Erdem’in “Genel sekreterin lirken; Sav’ın bazı tutanaklarla birSav’dan yana koyunca, iki MYK odalarda gizli kapaklı delege se likte açıklamalar yapması üzerine CHP lideri Baykal’ın üyesiyle birlikte “başarı“Uzatmayın, şu kritik lar” dileyerek toplantıyı ᮣ Çankaya delege seçimleri sırasında CHP durumda bu kadar terk eden Genel Başkan Genel Sekreteri Önder Sav ile Genel Başkan belge varken, yerini Yardımcısı Eşref Erdem muhafaza edemez. yönetimden kopma noktaYardımcısı Eşref Erdem ekipleri arasındaki Ama il yönetimi desına geldi. Odasını boşalgerilim yükseldi. Baykal tavrını Sav’dan yana tan Erdem’in bugün parti koyunca Eşref Erdem MYK toplantısını terk etti. ğerlendirsin, disiplin kuruluna verilmesin” deki tüm görevlerinden isgörüşünü dile getirdiği tifası bekleniyor. CHP’de delege seçimleri sürer çimleri yapmaması gerekir. İlçe öğrenildi. Baykal’ın ağırlığını Sav’dan yaken; genel merkez yönetimindeki başkanını kendisi atadı, neden ekipler arasındaki yarış büyük tar şimdi görevden alıyor” sözlerine na koyması üzerine Erdem’in MYK tışma ve kavgalara yol açıyor. Çan Sav’ın “Ben partim için çalışıyo üyeleri Mahmut Yıldız ve Fuat kaya delege seçimleri sırasında rum. Sen de bazı odalarda ilçe Çay ile birlikte “başarılar” dileyeCHP Genel Sekreteri Önder Sav başkanlarıyla toplantı yapmıyor rek toplantıyı terk ettiği öğrenildi. ile Genel Başkan Yardımcısı Eşref musun?” karşılığı verdiği öğrenil Bundan sonra yapılan oylamada Erdem ekipleri arasındaki gerilim di. MYK üyelerinden Engin Al Çankaya İlçe Başkanı Mustafa Yılyükseldi. Sav’a yakınlığı bilinen tay’ın “Sinop’taki bir ilçenin de dırım’ın itirazı reddedildi. İHD: Vekile değil memura dokunun ANKARA (ANKA) İnsan Hakları Derneği Başkanı Hüsnü Öndül, dokunulmazlıkla ilgili MHP’nin önerdiği sistemin halen Türkiye’nin içinde bulunduğu otoritertotaliter sistemi daha da koyulaştırmak olduğunu belirterek MHP’nin diktatörlük rejimi getirmek istediğini savundu. Öndül “Türkiye’de parlamenterlerden önce memurların dokunulmazlığı var. Örneğin Genelkurmay Başkanı’nı yargılayacak bir mahkeme yok bu ülkede. Vatandaşa işkence yapan bir polis memurunu da amirleri izin vermeden yargılayamıyorsunuz” dedi. Oya Baydar’dan ‘Kayıp Söz’ Gazeteden çıkarken posta kutusuna baktım. Bir faks gelmişti cezaevinden. “Remzi Uçucu, 2 No’lu F Tipi Hapishane C ilave 119 Tekirdağ” yazıyordu faksın üst köşesindeki adreste. Adres olarak verilen “C ilave” dikkatimi çekti. Demek ki ilaveler yapılıyordu “özel güvenlikli” cezaevlerine. Tutuklu sayısı artıyordu. Bunu böyle yorumladım. Remzi Uçucu, değişik gazetecilere, yazarlara gönderdikleri mektuplara ve fakslara el konulduğunu söylüyordu. Gönderilmeme gerekçesi ise onlara şöyle açıklanmıştı: “Ceza İnfaz Kurumu İdaresi ve görevlilerini hedef gösteren; asılsız iddialarla kişi ve kuruluşları paniğe yönelterek kamuoyunda gündem oluşturmak, kurumu karalayıcı yalan ve yanlış ibare kullanmak.” Uçucu, durumu bizlerle paylaşmak amacıyla bu faksı yollamıştı. Ben de sizlerle paylaşıyorum. Neden böyle bir faksla başladım yazıma: Oya Baydar’ın yeni çıkan romanı “Kayıp Söz”ü okudum. Oya Baydar dün akşam SuTV’deki konuşmamız sırasında romanın “hayatımızdaki şiddet”i sorgulayarak tartıştığını, bunun üzerinden hayatın acılarını aktardığını ifade etti. ૽૽૽ “Şiddet” yaşamımızın her alanını kaplamış durumda. Güneydoğu’da tırmanan şiddet, zaten gergin olan toplumumuzun kılcal damarlarına kadar işliyor. Sanki şiddet günlük, olağan ve rutin bir şey gibi girmiş hayatımıza. O faksı yollayan tutukluyu düşünüyorum. Tek ya da üç kişilik bir hücrede geçecek gencecik yaşamının önemli bölümü. Dışarıda neler yaşamıştı bilmiyorum. Kim olduğunu da bilmiyorum. Şunu biliyorum ki, Türkiye’nin hapishanelerinde yaşamak kolay değil. Şiddet, çaresizlik iç içe. Dışarıda acaba nasıl bir hayatı olmuştu? ૽૽૽ Oya Baydar, “Kayıp Söz” romanında 68 kuşağından evli bir çiftin hedeflerinden, hayal kırıklıklarından, arayışlarından yola çıkıyor. Yolculuk günümüz Türkiye’sinin gergin coğrafyasının içinde şekilleniyor. Kadın, Batı’ya, yurtdışında yalnızlığı tercih eden oğluna doğru yol alırken, erkek Doğu’ya gidiyor. Kadın, başarılı bir genetik bilimci, erkek ise ünlü bir romancı. Terör, ailenin gelinini havaya uçuruyor. Yazar “Ömer Eren”, Doğu’nun en doğusuna gidiyor. O yörede yaşananları, oranın insanlarını, askerleri, örgütten kaçanları, töreden kaçanları görüyor. Onların acıları ve açmazlarıyla kendisine yeni bir yol çizmeye çalışıyor. ૽૽૽ Romanın kadın kahramanlarından birisi de “Jiyan”. Okumuş bir Kürt kadını. Kocasını öldürmüşler. Kendisi, bu uç kasabada eczacılık yapıyor. Yaşamaya ve direnmeye çalışıyor. Ölümle yaşam arasındaki ince çizgide tutunmaya çabalıyor. Yazar Ömer Eren, kısa bir aşk hikâyesinin ardından Jiyan’la konuşuyor: “Barışçı çözümlerin konuşulmasının bile güçleşeceği kötü günlere doğru gidiliyordu. Bölgedeki farklı çıkarlar, farklı güç dengeleri, sorunun Türkiye sınırlarının ötesine taşmasının getirdiği yeni güçlükler çözüm umutlarını söndürüyor, en azından erteliyordu.” Jiyan’ın duruşu ise şöyle anlatılıyor: “Jiyan, onu ilk tanıdığı andan beri içine işleyen tutkulu, duygulu konuşmasıyla, çalışma programlarının, gündemlerindeki işlerin, olağanüstü durum bahanesiyle değiştirilmemesini, ertelenmemesini savunuyordu. Yas evinde şehit aileleriyle, dağda ölenlerin ailelerinin, en azından analarının buluşturulmasına, ortak yas eylemine büyük önem veriyor, ne pahasına olursa olsun yapılması gerektiğini savunuyordu.” ૽૽૽ Oya Baydar, ortak yas projesinin bir ütopya olduğunu, ama yine de bir geleceği, bir umudu koruması açısından önemli olduğunu söylüyor. “Kayıp Söz”, Kürt sorununa, Güneydoğu’da yaşananlara ilişkin bir söz. Bir edebiyatçının sözü... O bölgeyi anlamaya, o bölgeye yönelik kaygıları aktarmaya çalışıyor, o bölgede oluşan umutlarla ve umutsuzluklarla yüzleşmeye çabalıyor. Oya Baydar romandaki diline dönerek şunları söylüyor: “Şiddet nerede başlar? Laboratuvarlarda deney hayvanlarını keserken mi, savaşta ölürken, öldürürken mi? Çocuğuna kendi değerlerini dayatırken mi, insanın acısının fotoğrafını çekerken mi? Töreyi uygularken mi, sevişirken mi, yoksa yabancıyı ötekileştirirken mi?” “Kayıp Söz”ü okuyun. asirmen࠽cumhuriyet.com.tr CHP’DEN SORU ÖNERGESİ AKP’li bürokrata bakan koruması ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, eski Güzel Sanatlar Genel Müdürü, AKP’den 2002 seçimlerinde aday olan Bayram Bilge Tokel hakkında açılan soruşturma kararlarına ilişkin bilgi istedi. İnce’nin sorularını yanıtlayan Günay, Tokel hakkında 13 ayrı konuda soruşturma açıldığını bildirdi. Ancak Günay, müfettiş raporlarına da giren bazı konuları görmezden geldi. Günay, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nın enstrüman gereksinimini karşılamak üzere KDV dahil, 462 bin 619 YTL değerindeki enstrüman alımının 4734 sayılı Kamu İhale Yasası’na aykırı bir şekilde 20 parçaya bölünerek ve doğrudan temin yoluyla alındığı müfettiş raporlarına giren konuya hiç değinmedi. Bunun üzerine İnce, Günay’ın soruşturmalar konusunda eksik bilgi verdiği gerekçesiyle yeni bir soru önergesi hazırladı. İnce, Bakan Günay’a, önergeye verdiği yanıtta müfettiş raporlarına konu olan suçlamaların neden görmezden geldiğini sordu. CUMHURİYET 04 CMYK
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog