Bugünden 1930'a 5,438,586 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 20 OCAK 2007 CUMARTESİ 6 HABERLER Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, silahlı saldırı sonucu öldürüldü CUMARTESİ YAZILARI ATAOL BEHRAMOĞLU İç barışa suikast ink, dün saat 15.00 sıralarında Osmanbey’deki Agos gazetesinden çıkarken 1819 yaşlarındaki saldırganın açtığı ateş sonucu ensesine isabet eden iki kurşunla öldürüldü. Olay yerinde 4 boş kovan bulunurken Dink’in cesedi savcı gelene kadar iki saat kaldırım üzerinde bekletildi. Vurulmadan önce bir kişinin randevusuz gazeteye gelerek Dink’le görüşmek istediği ancak görüşemediği belirtildi. İstanbul Haber Servisi Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink (52), Şişli’deki gazete binası önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Dink’in gazeteden çıktığı sırada kimliği belirsiz bir kişi tarafından ensesinden vurulduğu belirtildi. Hakkında TCY’nin 301. maddesi uyarınca “Türklüğü aşağılamak” suçundan çok sayıda dava açılan Dink, yargılandığı sırada linç girişimlerine maruz kalmıştı. Dink, son köşe yazısında, tehdit edildiğini, Bursa’dan aldığı tehdit mektubunu savcılığa verdiğini yazdı. Yakınlarına “Beni hedef gösterdiler” dedi. Polis, suikastın ardından çok yönlü soruşturma başlattı. Çevredeki güvenlik kameraları incelemeye alındı. Dink’in vurulmadan önce bir kişinin gazeteye gelerek Dink ile görüşmek istediğini söylediği ancak randevusu olmadığı için görüşemeyeceğinin söylendiği öğrenildi. Aynı kişinin gazetenin bulunduğu binanın etrafında dolaşırken görüldüğü bildirildi. Dink, dün 15.00 sıralarında Osmanbey’de Halaskârgazi Caddesi’ndeki 192 numaralı Sebat Apartmanı’nda bulunan gazete binası çıkışında uğradığı suikast sırasında, başına isabet eden iki kurşunla öldürüldü. Dink’in, arkadan, ensesinin üst kısmına iki kurşun sıkıldığı belirlendi. Agos gazetesi çalışanları, pencerelerden Dink’in bina önünde yatan cesedini görünce gözyaşlarına boğuldular. Gazetenin Yayın Kurulu üyesi Serkis Seropyan, Dink’in yemek yedikten sonra bir kişi tarafından kapının önüne çağrıldığını belirterek “Birisi kapının önünde başına 3 el kurşun sıkmış’’ dedi. Görgü tanıkları ise 1.65 boylarında, 2530 yaşlarında bir kişinin koşarak ara sokağa kaçtığını ifade ettiler. İstanbul Valisi Muammer Güler ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin de incelemelerde bulumak üzere olay yerine geldi. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi ve Genel Sekreter Musa Çam, Dink’in ailesi, dostları, olayı duyar duymaz gazete binasına koştu. Dink’in eşi Rakel ve kızı Sera, sinir krizi geçirdi. Anne ve kızı daha sonra bir ambulansa bindirilerek hastaneye götürüldü. Babasının ölüm haberini alan Sera, “Babamı vurdular. Şimdi kanları daha mı temiz oldu? Babamın karşısına çıkamadılar, arkasından vurdular” diye bağırdı. Dink’in eşi Rakel Dink’in ise “Beni kocamın yanına götürün. Çocuklarımın hakkını bağışla yarabbim” diye ağladığı ifade edildi. Dink’in beyaz örtülü cesedi kaldırımda yaklaşık iki saat bekletildi. Cadde ne yaya ne de araç trafiğine kapatıldı. Ceset, Olay Yeri İnceleme Ekipleri’nin tespitlerinin ardından Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Dink’in sevenleri, cenaze ambulansa koyulurken gözyaşlarına boğuldu. Alkışlarla saldırıyı protesto eden grup, “Hrantlar Ölmez”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Katil devlet hesap verecek” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atarak Taksim’e yürüdü. ÖDP, İşçi Partisi (İP), SDP, Devrimci Sosyalist İşçi Platformu (DSİP), İHD ve ESP’nin de aralarında bulunduğu siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri, saldırıyı kınayarak “Susma, sustukça sıra sana gelecek”, “Hrant’a uzanan eller kırılsın”, “Faşizmi döktüğü kanla boğacağız” sloganları attı. Sık sık “sıra kimde” diye soran gruba, çevredeki esnaf da alkışlarla destek verdi. “Yurtsever Hareket” adına, Dink’in öldü İnternet Gerçeği Teknolojinin dışında kalamazsınız. Yazı bilinmeden önce şiir zihinde oluşturuluyor, bellekten belleğe geçerek varlığını sürdürüyordu. Yazının bulunması bu anlamda belleğin önemini azaltmıştır. Yazı makinesinin icadı şair ya da yazarın kaleme ve kâğıda gereksinimini yok edemediyse de, eski önemlerinin azalmasına neden olmuştur. Şiir için kâğıt, kalem bugün de önemini koruyor olsa da, şiir dışındaki yazınsal ürünlerin kâğıt, kalemle yazıya dökülmesi günümüzde ancak ya bir alışkanlık ya nostalji konusudur. Bilgisayar teknolojisi ise hepsinin üzerine tuz biber ekerek yazı makinesinin ölümünü ilan etti. Biz yazar çizerlerin, hepimizin evinde, bir, bazen birkaç yazı makinesi, unutuldukları köşelerde büsbütün çöpe atılacakları günü beklemekteler… Sözü bilgisayar teknolojisinden “internet”e; günümüzün bu uçsuz bucaksız, baş döndürücü, akıl almaz, gayya kuyusu, şeytani, tanrısal, sizi bir ya da birkaç tıklamayla dilediğiniz her şeye, her bilgiye, dilerseniz en alçaklara indirip dilerseniz en yücelerde gezdirebilecek olağanüstü buluşuna getirmek istiyorum… ૽૽૽ İnterneti yadsıyamazsınız. İnternetin sağladığı sınırsız olanakların dışında kalmak, interneti küçümsemek, bu konudaki bilgisizliğin sonucu olabilir. İnternetin olanaklarından ne ölçüde yararlanabildiğimiz ise bir başka konudur. İnternet başında saatler geçirmekten, yararsız oyunlarla zaman öldürmekten söz etmiyorum kuşkusuz. Bu, internetin, TV gibi, ondan da beter olumsuz yanıdır. Bilgi edinme konusunda ise, hiçbir bilgi edinme aracı internetle yarışamaz. İnternet önemsizleştirdi mi onları? Bilgisayar teknolojisinin yazı makinelerini ortadan kaldırması gibi, internet olgusu da kitabın sonu mu oldu ya da olacak? Burada sorun çatallaşıyor… ૽૽૽ Kendi adıma, şiir alanında ürün veren biri olarak, şiirlerimin sayısız internet sitesinde dolaşmasına itirazım yok. Bundan hoşlandığımı da söyleyebilirim… İnternetteki şiir dolaşımının, şiir kitaplarının zaten sembolik satışı üzerinde olumsuz etkisi olduğunu da sanmıyorum Tersi bile düşünülebilir. İnternette ilk kez karşılaşıp sevdiği şiirin kitabını edinmek isteyen okurlar mutlaka olacaktır. Fakat onlar bu kitaba büyük olasılıkla ulaşamayacaklardır. Çünkü büyük kentler dışında kitap ve kitapçılık ülkemizde can çekişmektedir. Ülkemizin birçok kentinde kitapçı esnafı, işyerini kapatmak zorunda kalmıştır ve bunun nedenini internete bağlamak (böyle düşünen varsa eğer) pek fazla safdillik olur. ૽૽૽ İnternet sitelerinde şiirlerimin dolaşması konusunda beni tedirgin eden, bu şiirlerin bazen bozuk ya da eksik çıkması, bazen de ve daha da vahim olarak, benimle ilgisi olmayan şiir ya da yazıların bu sitelerde yer almasıdır. (Birkaç kez değindim, yeri gelmişken bir daha söyleyeyim. “Ataol Behramoğlu’nun Duası” denilen şeyle benim bir ilgim yok. Bundan başka, “Diyorum ki” ya da belki “Düşünüyorum ki” başlığını taşıyan uzun bir saçmalık daha var bazı sitelerde, benim şiirlerimin arasında… Onunla da ilgim yok. Bunları bu sitelere bildirsem de sonuç alamıyorum.) Bundan başka, bir de “indirmek” diye adlandırılan olgu var ve sanıyorum ki yayınevleri en çok bundan tedirgin. Bu anlamda “internetten indirmek”, “korsan yayın”ın bir başka çeşidi, onun internet değişkesi (versiyon) oluyor… İnternet ve telif hakkı gerçeği de yine göz ardı edilmeyecek önemli bir sorundur. ૽૽૽ Sonuç olarak ve yine kendi adıma konuşacak olursam, bağlı olduğum yayınevinin ya da herhangi bir vârisimin, ben yaşarken ya da ölümümden sonra, şiirlerimin internet sitelerinde yayınına engel olmasını istemem… Fakat öte yandan, yasakçı olmayan bir denetimin gerekliliği, yazarın ve yayıncının haklarının korunması zorunluluğu da açık. Son zamanlardaki bazı çabaları öyle değerlendiriyor, yasakçılığa dönüşmemesini diliyorum. ૽૽૽ ÇOK ÜZGÜNÜM. ÖZ KARDEŞİM ÖLDÜRÜLMÜŞ GİBİ ÜZGÜNÜM. TÜRKİYE’YE BUNDAN DAHA BÜYÜK BİR KÖTÜLÜK YAPILAMAZDI. TÜRKİYE BU ALÇAKÇA CİNAYETİN ARKASINDAKİ GÜÇLERİ BULUP ÇIKARAMAZSA, DÜNYAYA TEŞHİR EDEMEZSE, HESAP SORAMAZSA, HER TÜRLÜ LANETİ HAK ETMEKTEDİR. HRANT DİNK’İ ANLAYAMAYAN, KORUYAMAYAN BİR ÜLKEDE YAŞADIĞIM İÇİN UTANIYORUM. HRANT DİNK’İ TÜRKİYE’NİN, TÜRKLERİN, ERMENİLERİN, BÜTÜN NAMUSLU, DEMOKRAT, UYGAR İNSANLIĞIN ŞEHİDİ OLARAK SELAMLIYORUM. D Yetimhaneden başyazarlığa uzanan yaşam ߛ 1954 Malatya doğumlu Hrant Dink, 1961’de ailesiyle birlikte İstanbul’a geldi. Anne ve babası boşanınca Gedikpaşa’daki Ermeni Yetimhanesi’ne yerleştirildi. Dink, bu sırada Türkiye’de gelişmekte olan sol siyasetten etkilendi. O dönem yasadışı olan Türkiye Komünist Partisi / MarksistLeninist çizgisinde siyaset yapmaya başladı. Yakalandığı durumda örgüt ile Ermeni cemaati ilişkilendirilmesin diye ismini mahkeme kanalı ile Fırat olarak değiştirdi. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde zooloji eğitimi aldı. Yetimhanede birlikte büyüdükleri Rakel ile evlendi. Sol siyasetin şiddet boyutundan uzaklaşmaya başladı. YARGILANDIĞI DAVALAR ir yazısı ve Reuters ajansına verdiği demeç nedeniyle “Türklüğü aşağılamak” suçlamasıyla 2 ayrı davadan yargılandı. Dink, Ekim 2005’te “Türklüğe hakaret” suçlamasıyla yargılanarak 6 ay hapis cezası aldı. Bu hükmü eleştiren bir yazısı nedeniyle “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçundan hakkında yeni bir dava açılmıştı. Dink’in dava konusu olan yazısındaki, ‘’Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan ile kuracağı asil damarında mevcuttur’’ ibaresinin suç unsuru taşıdığı ileri sürülmüştü. B Diasporayı uyarmıştı azılarında Türkiye’deki her etnik toplumun ortak ve barış içerisinde yaşaması gerektiğinin altını çizen Dink, aynı zamanda Ermeni cemaatinin patrikhane dışında sivil bir merkezi olması gerektiğine dikkat çekti. Ermeni diasporasına 1915 olayları için soykırım kelimesini içermeyen daha yumuşak muhalefet yürütmeleri çağrısında bulunan Dink, 12 Ekim 2006 Cuma günü NTV’de canlı yayında, Fransa Parlamentosu’nda kabul edilen Ermeni soykırımını inkâr yasa tasarısıyla ilgili olarak “Kaybeden Türkler olmayacak. Türkiye bundan sonra elinden alınan ifade özgürlüğünü ortaya koyacak” demişti. Dink, şu açıklamayı yapmıştı: “Kanunlaşsın kanunlaşmasın, kimse üzülmesin, bence Türkiye kazançlı çıkacak. Aksine Ermeniler kaybedecek.” Hrant Dink, Fransa Meclisi’nin, Sosyalist Parti’nin sunduğu “Ermeni soykırımının inkârını suç sayan’’ yasa teklifini kabul etmesiyle ilgili, “teklifin yasalaşması halinde ifade özgürlüğü adına Fransa’ya gidip yasayı ihlal edeceğini’’ açıklamıştı. Dink, yaptığı açıklamada, “Özellikle Türkiye’nin kendi içinde yapması gereken demokratikleşme sürecini bu tür olaylara kızıp, geri plana atmaması gerektiğini’’ vurgulamıştı. Dink, şunları söylemişti: “Türkiye’nin olan biteni soğukkanlılıkla karşılaması lazım. Bence çok daha önemli olan, Türkiye ile Ermenistan’ın ilişkilerini ve diyaloğunu sağlayabilmek için daha fazla çabalara girmek lazım. Sonuçta gördük ki, dışarıdan yapılan bu müdahaleler, bu diyaloğu sağlamaktan ziyade zorlaştırıyor.’’ Söz konusu teklifin yasalaşacağından emin olmadığını belirten Dink, “Yasalaşırsa gider bu yasayı ihlal ederim. İfade özgürlüğü adına ihlal ederim’’ demişti. Y RANDEVUSUZ ZİYARETÇİ Kardeşleriyle birlikte açtıkları yayınevi, kırtasiye işini sürdürürken eşi Rakel’le birlikte, kendileri gibi Anadolu’dan gelen kimsesiz ve yoksul çocukların yetiştiği Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nı yönetmeye başladı. Açılışından 21 yıl sonra kampa devlet el koydu. Bazı cemaat gazetelerinde kitap eleştirileri ile başlayan yazı hayatı, basında çıkan yalan haberlere gönderdiği düzeltmeler ile duyulmaya başladı. Patrikhane’ye, “Ermeni toplumu çok kapalı yaşıyor, kendimizi iyi anlatırsak önyargılar kırılır” diyerek bu amaçla Türkçe bir gazete çıkarmayı önerdi. 5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayımlanan Agos gazetesinin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi. Dink, Agos dışında Zaman gazetesinde yazarlık yapıyordu. ߛ ink’e silahlı saldırıda bulunan kişinin, 1819 yaşlarında, kot pantolonlu ve beyaz şapkalı olduğu belirtildi. Ancak televizyonlara yansıyan kamera görüntülerinde olay yerinden bir kişinin hızla uzaklaştığı, kot mont giydiği ve kafasında şapka olmadığı görüldü. (solda) Gazete binasının bulunduğu cadde üzerindeki güvenlik kameraları ve olay yerinin yakınındaki iş merkezleri, pasajlardaki kameralar incelemeye alındı. Olay yerindeki MOBESE kamerasının, olayın meydana geldiği noktayı görmediği kaydedildi. (Grafik: SÜLEYMAN ABAY) D ‘BABAMI VURDULAR’ Vali Muavini’nin odasında ‘uyarı’ azeteci yazar Aydın Engin: Agos’ta geçen cuma ve bu G cuma yayımlanan yazılarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmak istediğini yazmıştı. Çünkü 6 ay hapis cezası almıştı. Fakat onun için hapis yatmak önemli değildi, kendini aklamak istiyordu. Türklere, Türklüğe hakaret etmediğini kanıtlamak istiyordu. İstanbul Vali Muavini yaklaşık bir yıl önce Hrant Dink’i odasına çağırmış görüşmek için. Yanında bir erkek bir kadın daha varmış. Vali Muavini bu iki kişinin yakını olduğunu, görüşmeyi izlemelerinin bir sakıncası olup olmadığını sormuş. Hrant da bir sakıncası olmadığını söylemiş. Bundan sonra Vali Muavini hiç konuşmamış, odadaki konuklardan erkek olanı “Agos bu çizgisinde devam ederse Agos’un başına bir şey gelebilir” demiş. Gazetenin son iki sayısında yazdı bunları. Bunlar daha önce açıklamak istemediği, benim gibi birkaç yakın arkadaşı ile paylaştığı şeylerdi. Hrant Dink, Türkiye’yi kargaşaya sürüklemek, demokrasinin önünü kesmek isteyenler için mükemmel bir hedefti. Amaçlarına ulaştılar. Öte yandan valilik iddiaları yalanladı. CESEDİ KALDIRIMDA ataolb࠽cumhuriyet.com.tr Faks: (0212) 343 72 64 rüldüğü yerde açıklama yapmak isteyen Bedri Baykam protesto edildi. Dink’in yakın arkadaşı Orhan Alkaya, Dink’in enseye 3 nokta atışıyla öldürüldüğünü öğrendiklerini söyledi. Alkaya, “Cinayet profesyonelce işlenmiş. Bu ülke faşistlerin, katillerin ülkesi değil, bu ülke bizim ülkemiz. Hrant’ın ülkesi” dedi. Alkaya, bir görgü tanığının saldırganın kaçarken “Ermeniyi öldürdüm” dediğini söylediğini kaydetti. Saat 21.30’da Adli Tıp’ta işlemleri tamamlanan Dink’in cenazesi otopsi yapılmak üzere Yenibosna’daki Adli Tıp Morgu’na götürüldü. Otopsi raporuna göre, merminin bir tanesi ensenin üstünden girip kafasının ön bölümünde içeride kaldı. Diğer kurşunun ise beyinde olduğu, 4050 santim yakın mesafeden aynı silahtan ateş edildiği kaydedildi.Dink’i katleden kişinin 1819 yaşlarında, kot pantolonlu ve beyaz şapkalı olduğu belirtildi. Emniyet birimleri ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı. Dink’e silahlı saldırıda bulunan kişinin, 1819 yaşlarında, kot pantolonlu ve beyaz şapkalı olduğu belirtildi. Ancak TV’lere yansıyan kamera görüntülerinde ise olay yerinden bir kişinin hızla uzaklaştığı, kot mont giydiği ve kafasında şapka olmadığı görüldü. Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Taksim Meydanı’nda verilen eşkale uyan 2 kişiyi gözaltına aldı. Polis Merkezi’ne götürülen şüpheliler daha sonra Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nce serbest bırakıldı. Metro, otobüs ve vapur iskelelerinde güvenlik önlemleri alındı. Dink’in, Bakırköy’deki evi ile evin bulunduğu sokakta geniş güvenlik önlemleri alındı. Dink’in eşi Rakel ile kızı Sera, 19.15 sıralarında ağlayarak evlerine geldiler. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün, tüm şubelerinde görevli polislerin mesaileri uzatıldı. Vali Güler, 3 kişinin gözaltında olduğunu belirterek “Olayın çözülmesi an meselesi’’ dedi. Güler, “Gözaltında 3 kişi var. Elimizde net deliller var’’ diye konuştu. Resmi çalışma için Hollanda’da bulunan İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da ziyaretini yarıda keserek dün akşam saatlerinde İstanbul’a geldi. Resmi programa göre Cerrah’ın bugün dönmesi gerekiyordu. Dink’in cep telefonunun olay yeri yakınlarında bulunduğunu belirten Güler, cep telefonunun, gözaltındaki kişilerin birinin üzerinden çıkıp çıkmadığı sorusuna, “O konuda da bir şey söyleyemem. O hassas bir konu, çalışmalarımız sürüyor’’ yanıtını verdi. EHDİT EDİLDİM Türklüğü aşağılamak suçundan yargıç karşısına çıkan Dink ve avukatları Şişli Adliyesi’nde birçok kez linç girişimine maruz kalmıştı. Elektronik posta ve telefonla çok sayıda tehdit alan Dink, bir tehdit mektubunu aylar önce Şişli Cumhuriyet Savcılığı’na vererek şikâyette bulundu. Koruma talep etmeyen Dink, gazetenin son sayısında de bu tehditleri anlattı. 19 Ocak’ta çıkan gazetedeki, Agos’un Merceği’nden adlı köşesinde “Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği” başlıklı yazısında kendisine Bursa’dan postalanan mektuplardan birini, kaygı verici olduğu için Şişli Savcılığı’na teslim ettiğini, fakat bir sonuç alamadığını yazdı. T ‘Kendini hâlâ insan sananların başı sağ olsun’ İstanbul Haber Servisi Dink’in avukatlarından Fethiye Çetin, “Bu çocuğun başına böyle bir şey gelmesinden korkuyorduk. Hiç kastı olmadığı halde bilinçli olarak Türk düşmanı ilan edildi” dedi. Çetin, Dink’in AİHM’ye Türklüğü aşağılamadığını kanıtlamak için başvurduğunu söyledi. Ayrıca, Hrant Dink’in öldürülmesinden kısa süre sonra Agos gazetesinin web sitesindeki ana sayfa değiştirildi. Agos gazetesinden yapılan açıklamada, “Genel yayın yönetmenimiz, kardeşimiz, dostumuz, en can yakınımız Hrant Dink’i bilinçli ve alçakça bir cinayet sonucu kaybettik. Acımız hiçbir şeyle mukayese edilemez. Kendini hâlâ insan hissedebilenlerin başı sağ olsun” denildi. Dink’in cenazesi Kumkapı Ermeni Patrikliği’ne götürüldü. Cenaze töreninin tarihinin bugün açıklanması bekleniyor. GÜLER: AN MESELESİ İNCELEME BAŞLATILDI CUMHURİYET 06 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog