Bugünden 1930'a 5,454,175 adet makale



Katalog


«
»

20 OCAK 2007 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA EKONOMİ ekonomi࠽cumhuriyet.com.tr Hükümete yüklenen Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Eren, 2007 yılı için endişeli 13 İŞÇİNİN EVRENİNDEN ŞÜKRAN SONER ‘Ziraat Bankası kamuda kalsın’ ᮣ TMB Başkanı Erdal Eren, bankacılık sektöründe yabancı sermaye oranının artmasının Avrupa Birliği sürecinin ilerlediği dönemlerde sorun yaratacağını vurguladı. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesine kesinlikle karşı olduğunu ve devlet bankası olarak kalması gerektiğini söyledi. Halkbank’ın özelleştirilmesi halinde Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesinin de gündeme gelmesi bekleniyor; geçen hafta Meclis’te kabul edilen bir yasa değişikliğiyle özelleştirme için tanınan süre uzatıldı. “Gündem 2007” konulu toplantı sırasında gazetecilerle sohbet eden Eren, “Ziraat’ın kesinlikle özelleştirilmemesini istiyorum, devlet bankası olarak kalmalı” dedi. Bankacılık sektöründe yabancı sermaye oranının artmasının Avrupa Birliği sürecinin ilerlediği dönemlerde sorun yaratabileceğini söyleyen Eren, “Avrupa’nın büyük şirketleriyle rekabete girdiğimizde ne olacak? Türkiye’deki bankaları satın alanlar, Avrupa’dan veya kendi ülkelerinden şirketleri kayırmayacak mı? Milliyetçilik yapmayacaklar mı? Bizim endişemiz bu” diye ekledi. Öte yandan Eren, TMB’nin Sheraton Oteli’nde Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu’yu konuk ettiği yemekli toplantıda da 2007’nin Türkiye için çok önemli ve kritik bir yıl olduğunu dile getirdi. Eren, uluslararası ilişkilerde önemli gelişmelerin sonuçlarının ekonomiyi nasıl etkileyeceği konusunda “endişeli” olduklarını söyledi. Eren “Dış borcumuzun, cari açığın, bankacılık sektöründeki yabancı sermaye payının vardığı mertebeler, yüksek faiz değerli TL politikasının ihracat, turizm ve üretim sektörlerine negatif etkileri hükümetimizin bazı üyeleri tarafından bile sık sık dile getiriliyor” dedi. Eren, “Türkiye’nin birinci öncelikli gündemi olan Irak’ta ortam gittikçe ısınıyor. AB önemini kaybetmiş görünüyor. Sözde Ermeni soykırımını tanıma tasarısının kabul edilmesi dahil TürkiyeABD ilişkilerinde sorunların başlayabileceği bir döneme giriliyor. ABD ve İran arasındaki nükleer kriz tırmanıyor ve Türkiye’nin olası çatışmanın içine çekilmesi tehlikesi görünüyor” diye konuştu. Boşa Atmalar Büyük Provokasyonlar “Attım tuttu” özdeyişine hiç güvenmeyin. Hele de günümüzün acımasız çarklarında, uluslararası ilişkilerde atıp tutma hiçbir işe yaramıyor. Üstüne üstlük gereksiz bedel ödetiyor... Biriki günün gelişmelerini, siyasal tartışmalarını izleyememiştim. İlk karşılaştığım sokaktaki vatandaşın, “Kerkük’e girecek miyiz” sorusu ile şaşırıp kaldım. O sırada bir televizyon kanalının haber programında konuşan bir eski komutanın sesi duyulmayan açıklamaları için alt yazıda “Kerkük’e giremeyiz” vurgulaması vardı. En son açıklamaları bilemeden benim verdiğim refleks ise “Nereden çıktı? İktidarını, varlığını ABD’ye borçlu bir hükümet, metni bizce bilinmeyen bir BOP’a stratejik ortak sıfatı ile imza atmış Erdoğan Hükümeti, bırakınız Kerkük’e girmeyi, doğrusunu, yanlışını, ABD sınır komşuluğunu ilan etmişken Irak’ta ABD onayı ile uygulamaya sokulan projelerin herhangi birine karşı anlamlı bir tavır koyabilir mi?” oldu. Baktım beni tanıyarak soru sormuş, ancak düşüncelerini, yaşama bakışını hiç bilmediğim sokaktaki vatandaş, gelişmelerden çok kaygılı ama Erdoğan Hükümeti’nin hiç ama hiçbir şey yapamayacağı yargısı ile olup bitenlere benden çok öfkeli. Üç günün gazetelerini, internet postası ile gelen tartışmaları okuyarak edindiğim izlenimlerle, sokaktaki vatandaşın neden bu kadar kaygılı, öfkeli olduğunu anlamaya çalıştım. Gerçekten günler, saatler içinde önemli gerilim, tırmanışlar yaşanıyor. Irak bataklığı, bizi içine çekmeye ilişkin gelişmeler elbette yeni değil. Ama hızlanan bir tırmanışı görmemek için de kör olmak gerek... ૽૽૽ İnanılır gibi değil ama tam da bu cümlemin yarısında, komşum haber servislerinin hepsinden birden bağırış çağırışlar, çığlık sesleri, “Yapma, olamaz” haykırışları geldi. Koştum, onlar da televizyonların sesini açmışlardı. Gazeteci Hrant Dink silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirmişti. Olursa oyunun, provokasyonun bu kadar büyüğü ancak olur. Emperyal çıkarların son oyunları, son büyük projelerinde, enerji, petrol üzerinden yürütülen acımasız savaşlarda Türkiye’nin sesinin soluğunun kesilmesi hesaplarında, tetikçiler hangi örgütten olurlarsa olsunlar iplerini oynatanlar apaçık ortada. Ne yazık ki bu türden bir provokasyon cinayette ipleri oynatanlar üzerinden tartışmaları yürütmek nerede ise olanaksız olacak... Gündemde tartışmalar Ermeni soykırımı, Türkiye’deki ırkçı örgütlenmeler üzerinden yürütülecek. Çaresiz çünkü Hrant Dink kendine özgü, özgür bir gazeteci idi. Ermeni soykırımının tanınması gibi bir tezle karşımıza çıkması hoşumuza gitmese de, en hafifi ile kendisini kavganın objektif olamayan bir tarafı olarak görsek de, Türkiye içinde çatışmadan yana bir Ermeni ırkçı militanı asla değildi. Tam tersi Ermeni diasporasındaki fanatik Ermeni lobisine göre fazlası ile barışçı, görüşleri pek de sevilmeyen bir kişilikti. Kendi adıma pek çok görüşünü, tezini paylaşmasam da, bir arada yaşam için yolu açacak, gazeteci olmanın ötesinde önemli bir aydın ve düşünür olduğuna inanıyordum. Tartışmasız, öldürülmesi barıştan yana değil, çatışmacı, ayrılıkçı, özellikle de Türkiye’yi sıkıştırmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürecek bir gelişme. Hatta daha bir komplocu bakış açısı ile, ABD, Bush’un Ortadoğu’daki yeni savaşçı stratejisinde Türkiye’yi susturmayı, karşı duruşlar olasılığını sıfırlamayı hedef alan bir operasyon... Hrant Dink’e kızanlara öncelikle seslenmek, uyarıda bulunmak isterim. Öldürülmesi, provokasyon, oynanan oyunların boyutları anlamında, Türkiye’nin yaşadığı bütün önemli, sonuçları sarsıcı faili meçhul cinayetlerle eş önemde. Günümüz kritik gelişmelerinde daha bile sarsıcı sonuçları olabilir. Hele de ilkesiz, dış politikada şaşkın, baskılara ve kendi iktidar hesaplarına bağlı rüzgârgülü gibi hareket eden Erdoğan Hükümeti iktidarında, panikle atılacak adımlar, değişik stratejilerden korkmamak, kaygı duymamak olanaksız... Yazımın başlığından göreceğiniz üzere özellikle Başbakan Erdoğan’ın son günlerdeki boşa atma niteliğindeki dış politika üzerine kendi icraatları ve niyetleri ile çelişen üslubu üzerinde durmak istemiştim. Açıklamalara geçemeden yaşadığımız bu büyük provokasyon, sanki Erdoğan’ın, hükümetinin icraatları ile iç politikaya dönük birkaç meydan okuma içerikli açıklamalarındaki çelişkiye karşılık tehdit içerikli.. Türkiye’nin birikimi bu tuzağı aşacak, oyunu bozacak düzeyde biliyorum, ancak bu iktidarın bu birikimi değerlendirebileceğine de hiç ama hiç güvenmiyorum. Toplumsal duyarlılık, ülkeye sahip çıkma sorumluluğu giderek önem ve anlam kazanıyor... soner࠽cumhuriyet.com.tr EUROMONEY’NİN SEÇİMİ Şirket, Kuzey Afrika, Malta, Mısır ve Suriye’ye kadar genişlemeyi hedefliyor YKB en iyi hizmet veren özel banka Ekonomi Servisi Euromoney, Yapı Kredi Bankası’nı (YKB) hem Türkiye’nin hem de Orta ve Doğu Avrupa bölgesinin en iyi özel bankacılık hizmeti veren kurumu seçti. YKB’den, Euromoney’nin tüm dünyada yürüttüğü 2007 Özel Bankacılık Araştırması’na ilişkin olarak yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’de 13, Orta ve Doğu Avrupa bölgelerinde ise 28 kriterde en iyi kurum seçilen YKB’nin, tüm müşteri segmentlerine yönelik hizmetleriyle ana sıralamada birinci olduğu belirtildi. Yapı Kredi Özel Bankacılık Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Didem Gordon, 2006 yılında tamamlanan Yapı KrediKoçbank birleşmesiyle her iki kurumun ihtisaslaştığı özel bankacılık alanındaki güçlerinin birleştiğini söyledi. Gordon, “Özel bankacılık ile varlık yönetimine verdiğimiz önem ve uzun dönemlerde yaptığımız yatırımlar, bankamızın Avrupa’nın özel bankacılık hizmeti veren kurumları arasında saygın bir konuma gelmesini sağladı’’ ifadesini kullandı. İhracatçının RoRo’su hedef büyüttü ᮣ Türkiyeİtalya ortaklı T.İ. RoRo, Trakya üzerinden Avrupa’ya giden 15 bin TIR’ın 10 binini gemi ile Çanakkale’den İtalya’ya taşımayı amaçlıyor. Ekonomi Servisi İhracatçılar tarafından ihraç mallarının taşınması amacıyla kurulan, İtalya ile Fransa’ya hızlı ve ekonomik taşıma rotasını Çanakkale ve İtalya’nın Brindisi Limanı arasında oluşturan T.İ. RoRo, yeni hedefler belirledi. Türkiye TİM şemsiyesi altında 30 ortakla, 2 milyon 55 bin Avro vererek, tamamı 4 milyon 110 bin Avro sermayeli İtalyan Puglia Navigazione Srl.Bari unvanlı armatör şirketinin yüzde 50’sine ortak olan T.İ RoRo hedef büyüttü. T.İ RoRo Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztiryaki, yaptığı basın toplantısında, “TürT.İ. RoRo Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztiryaki (solda) ve T.İ.RoRo Yönetim Kurulu Üyesi Sedat Alpaslan şirketin hedeflerini anlattı. T.İ. RoRo ilk seferini 3 Aralık 2006’da Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in katılımıyla (altta) gerçekleştirmişti . kiye’nin ihtiyacı olan, ihracatçıların menfaatına olan bir şirketi kurduk” dedi. Öztiryaki, şirketin 80 TIR taşıma kapasiteli, 20 deniz mili süratli olan üç RoRo gemisi sahibi olduğunu vurgulayarak, Türk TIR’larının Çanakkale’nin Kepez Limanı’ndan İtalya’nın en güney limanı Brindisi Limanı’na taşıdıklarını söyledi. Öztiryaki, Tür kiye’den 15 bin TIR’ın Trakya üzerinden karayoluyla Avrupa’ya gittiğini belirterek, bu TIR’ların 10 bin adedini Kepezden Brindisi’ye taşımayı hedeflediklerini söyledi. Öztiryaki, haftada 2 gemiyle, 3 sefer yaptıklarını, taşıma kapasitesinin artmasıyla sefer sayısını 5’e çıkaracaklarını söyledi. FİNANS ENSTİTÜSÜ ‘Türkiye’de yabancı yatırım artacak’ WASHINGTON (AA) Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), Türkiye’ye dönük 2006’da 22 milyar dolar olarak kaydedilen net doğrudan yabancı yatırım toplamının, bu yıl biraz daha artarak 22.5 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini duyurdu. Dünyanın 60 ülkesinden 360 banka ve finans hizmet kurumunun oluşturduğu IIF’nin yeni “Gelişmekte Olan Piyasalara Sermaye Akışları’’ raporu açıklandı. IIF Başkanı Charles Dallara, Türk ekonomisinde son yıllarda çok etkileyici gelişmeler meydana geldiğini belirterek “Türk ekonomisine yönelik yabancı yatırımlarda, daha önce hiç görülmedik bir ivme yaşanıyor’’ dedi. 10 ay kamuda istihdam edilecek personel yılın ilk yarısında brüt 705893 YTL alacak Özelleştirme mağduruna ‘geçici’ ücret ᮣ İşsiz kalan ve tekrar kamuda geçici olarak istihdam edilen 21 bin 193 kişinin alacağı ücretler belirlendi. Geçici personele ücret dışında ödeme yapılmayacak. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Özelleştirme uygulamaları sonucu işsiz kalıp da tekrar kamuda çalışmaya başlayan geçici personelin yılın ilk yarısındaki brüt tavan ücretleri, 704.7 YTL ile 892.7 YTL arasında belirlendi. Bakanlar Kurulu’nun dünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak 1 Ocak 892.7 YTL, lise ve dengi okul mezunları 798.7 YTL, ilköğretim mezunları da 704.7 YTL alabilecek. Geçici personele, ücret dışında herhangi bir ödeme yapılmayacak, sözleşmelere de bu yönde bir hüküm konulamayacak. İstihdam edildiği süre içinde başka kazanç getirici bir iş yapamayacak olan geçici personele, çalıştıkları her ay için azami 1 gün ücretli izin verilebilecek. Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine tabi tutulan geçici personelden, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emekliliğe hak kazananların sözleşmeleri, emeklilik hakkının elde edildiği tarihte sona erecek. 2007 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren “Kamu Kurum ve Kuruluşlarındaki Geçici Mahiyetteki İşleri Yürütmek Üzere Geçici Personel İstihdamı ve Bu Personele Ödenecek Ücretler’’ hakkında kararına göre bu yıl geçi ci mahiyette işleri yürütmek üzere kamu kurum ve kuruluşlarında azami 21 bin 193 kişi istihdam edilecek. Bunların istihdam süresi de 10 ayı geçmeyecek. Brüt tavan ücret olarak üniversite mezunları yılın ilk yarısında Atlasjet Havayolları 2007 yılından umutsuz ÖZCAN YAŞAR Atlasjet Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ersoy, Türkiye’de havacılık alanında 2007 yılı beklentilerini çok olumlu görmediklerini belirterek uçaklarının 7’sini bir yıllığına Suudi Arabistan Havayolları’na kiraladıklarını söyledi. Ersoy, içeride ve dışarıda olabilecek tüm ekonomik, siyasi gelişmelere karşılık Atlasjet Havayolları’nın gelece ğini garanti altına almak için başlattıkları çalışmanın sonuçları olarak filolarındaki uçak sayısını kiralama yöntemini uyguladığını açıkladı. Ersoy, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri de dikkate ala rak dalgalı kur sisteminde iç hat cirolarının YTL gelirlerinde de olası dalgalanmalara karşı kur riskini ortadan kaldırmaya yönelik bir uygulamaya gittiklerini de kaydetti. Ersoy, uçaklarının bir bölümü ile yüzde 86 doluluk ortalamasıyla iç hat uçuşlarında, diğer uçaklarımızı ise iptal riski en düşük seviyede olan büyük tur operatörlerinin uçuşlarını gerçekleştirmek üzere kontratladıklarını ifade etti. THY en hızlı büyüyen şirket Ekonomi Servisi Türk Hava Yolları, geçen yıl Avrupa’nın en hızlı büyüyen ulusal havayolu şirketi oldu. Avrupa Havayolları Birliği’nin kasım ayı sonu itibarıyla yayımladığı verilere göre, THY geride kalan 11 ayda, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24.7 artışla 1 milyon 314 bin yolcu taşıdı. Avrupa’nın 30 ulusal havayolu şirketi arasında THY, havayolu trafiğini yüzde 25.5 ve kapasitesini yüzde 24.6 artırarak yine ilk sırada yer aldı. Bu dönemde THY, yüzde 67.9 doluluk oranına ulaştı. Alman Lufthansa’nın kontrolüne geçen İsviçre havayolu Swiss International Airlines, yolcu sayısını yüzde 22.2 artırarak THY’nin ardından en hızlı büyüyen ikinci şirket olurken Romanya, havayolu Tarom yüzde 20.6 oranıyla üçüncü sırada yer aldı. CUMHURİYET 13 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog