Bugünden 1930'a 5,465,331 adet makale



Katalog


«
»

11 ARALIK 2006 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA HABERLER Merkezi Nüfus İşletim Sistemi’ndeki kayıtların yüzde 25’inin hatalı olduğu öne sürüldü 5 MERNİS’te skandal iddiası Haber Merkezi Türkiye’nin en büyük edevlet projesi olan 22 yılın emeği MERNİS’teki (Merkezi Nüfus İşletim Sistemi) 130 milyon kaydın yüzde 25’ten fazlasının hatalı olduğu öne sürüldü. İddiaları yalanlayan İçişleri Bakanlığı ise “İddialar tamamen hayal ürünüdür, gerçeklerle uzaktan yakından ilgili bulunmamaktadır’’ açıklamasını yaptı. ANKA’nın haberine göre, MERNİS’te meydana gelen hata Mersin’deki bir sahtecilik olayıyla ortaya çıktı. Haberde, Mersin Nüfus Müdürlüğü’nde görevli bir personelin, hazırladığı nüfus kâğıdına rahatlıkla TC Kimlik Numarası girebildiğinin ve bunu resmileştirebildiğinin ortaya çıkarıldığı belirtilirken olayın Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına da girdiği bilgisine de yer verildi. Habere göre, bir kişinin kayıtlarının nasıl bu kadar rahat düzenlenebildiği Emniyet Genel Müdürlüğü’nce soruldu. Sözlü yapılan görüşmede, bu kayıtların merkezdeki bilgisayarla eşzamanlı olarak güncellenebildiğini ifade eden Nüfus Genel Müdürlüğü yetkilileri, “Kötü niyetli memurların girdiği kayıtlar, tüm Türkiye’de güncellenmiş” dediler. Habere göre, Sağlık Bakanlığı’nda yapılan terfi ve atamalar sırasında da personelin verdiği TC kimlik numaraları ile internet üzerinden çıkan kayıtları karşılaştıran bakanlık yetkilileri, hataları görerek Nüfus Genel Müdürlüğü’nden yardım istedi. Haberde, MERNİS skandalının en önemli yönünün kayıtlardan hangilerinin hatalı olduğunun tam olarak belirlenememesinden kaynaklandığı vurgulanırken konuyla ilgili başvuruların 2004 yılından itibaren hızla artması üzerine harekete geçen İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri’nin yaptığı incelemenin de sorunların boyutlarını ortaya koyduğu belirtildi. Haberde müfettiş raporlarına ilişkin şu ifadelere yer verildi: “Müfettişlerin 2004 Ekim’inde hazırladığı raporda, yapılan incelemede aynı TC kimlik numarasına sahip 77 bin 756 kişi tespit edilerek ‘Bunlardan 58 bin 558 tanesi ha ᮣ Aynı TC kimlik numarasına sahip birden fazla kişi ve birden fazla TC kimlik numarasına sahip pek çok kişinin bulunduğu sistemi inceleyen yetkililer, hataların onarılmasının mümkün olmadığını belirttiler. İçişleri Bakanlığı ise iddiaları yalanladı. len yaşayan kişilerdir’ denildi. Aynı TC kimlik numarası almış kişilerin yarısının aslında aynı kişiler olduğunu ve bunların kadın olduğunu belirleyen müfettişler, ‘Boşanma ve vatandaşlık işlemleri sırasında ortaya çıkan kayıtların işlenmesinde hatalar yapılmıştır’ dediler. Müfettişler, 28 Ekim 2000’de ilk kez vatandaşlara TC kimlik numarası verilirken merkez ile taşra arasındaki data bağlantılarında zaman zaman yaşanan sıkıntıların tüm sisteme yansıdığının da altını çizdi. Raporda, ‘Programın TC kimlik numarası üzerinde güncelleme yapılabilmesine olanak sağlamasının en önemli sorun olduğu görülmüştür’ denildi.” ANKA’nın haberinde, yaşanan skandala, Nüfus Genel Müdürlüğü’ndeki merkezi sisteme online giriş yapabilen 943 ilçe nüfus müdürlüğünün neden olduğunun düşünüldüğü belirtilirken aynı TC kimlik numarasına sahip birden fazla kişi ve birden fazla TC kimlik numarasına sahip pek çok kişinin müfettişlerce tespit edildiği ifade edildi. Nüfus Genel Müdürlüğü’nün 130 milyonu aşkın TC kimlik numarası kayıtlarındaki hataları gidermek için çalışma başlattığı belirtilen haberde, ilk olarak hatalı çıkan kayıtların ilçelerden istendiği bildirildi. Habere göre, bu kayıtların 2005 yılında düzeltilmesinin ardından, beklenenin aksine sistem kendi kendine, yaşanan her nüfus hareketinde hata üretmeye devam etti. Haberde, hatalı TC kimlik numarası oranının yüzde 25’i aştığını fark eden İçişleri Bakanlığı yetkililerinin, olaya müdahale ederek “Kesin çözüm neyse tespit edin ve hemen gerçekleştirin” emrini Nüfus Genel Müdürlüğü’ne verdiği vurgulandı. Habere göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Eylül 2006’da “bürokratik işlem ve süreçlerin azaltılarak vatandaşlarla ilgili işlemleri basitleştirdiği” gerekçesiyle ödüllendirdiği Nüfus Genel Müdürlüğü, skandalı ortadan kaldırabilmek için gizlice yürütülen bir çalışmayla, bu konuda uzman olan KoçMeteksan grubunun MERNİS’i incelemesini istedi. Sistemi inceleyen şirket yetkilileri, hataların onarılmasının mümkün olmadığını belirterek “programın yeniden yapılması ve yeni yazılımla işletilmesi” gerektiğini, bunun da 8.5 milyon dolara mal olacağını ifade etti. ‘İktidar yanlısı’ ve ‘muhalif’ Temel.. ‘İktidar yanlısı’ ve ‘muhalif’ Temel.. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bütçe tasarısı görüşmeleri tamamlandı. Bütçe maratonu bu hafta genel kurula taşınıyor. Komisyonda Maliye Bakanlığı bütçesi görüşmeleri bol “fıkra”lı geçti. AKP’li Muzaffer Baştopçu, “iktidar yanlısı” bir Temel fıkrası anlattı: “Temel bir ülkenin maliye bakanı olmuş. Sevgili Temel, bakan olduktan sonra kabine arkadaşlarıyla birlikte, devrim niteliğinde, çok önemli gelişmeler sağlamış. Muhalefet ve muhalefetle birlikte olan medya bir türlü mutlu olmuyorlarmış. Benim demiş, bunların mutlu olabilmeleri için sıra dışı bir şey yapmam lazım. Oturmuş, düşünmüş, bir haber salmış, demiş ‘Yarın Karaburun’da, hani karşıda beş yüz metre ileride bir ada var ya, oraya kadar denizden gidip geleceğim’. Tabii heyecanlı bir şekilde millet, basın, muhalifler orada, elinde bir bastonla çıkıp gelmiş, üstünde mayosu, başlamış denizin üstünden yürüyerek gitmeye. Karşı adaya gitmiş, dönmüş ve ertesi gün ne olmuş biliyor musunuz arkadaşlar, bütün muhalifler ve medya… manşetlerde, haber ajanslarında ve flaş haberde ‘Yuh olsun, bakan yüzme bilmiyor’.” Arkasından muhalefetten bir dizi “muhalif” Temel fıkrası geldi. CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi, kısa bir Temel fıkrası anlattı: “Ülkenin birinde Temel cumhurbaşkanı olmak istemiş. ‘Deli misin?’ demişler, Temel ‘Şart midur?’ demiş.” CHP Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü, “Temel ile Dursun bir akşam gitmişler efkâr dağıtmak için bir meyhaneye, kafayı çekmişler” diye bir fıkra anlatmaya başlarken AKP’li Musa Uzunkaya “Bu Temel Trakyalıdır kesinlikle” diye laf attı. Tütüncü, Temel ile Dursun’un macerasını şöyle anlattı: “Sarmaş dolaş sevgi seliyle giderken birdenbire bir kavgaya şahit olmuşlar ve bu kavgada bir cinayet işlenmiş. Temel ile Dursun mahkemeye şahit olarak çağrılmışlar. Anlatmışlar. Fakat, bir fark var aralarında. Temel diyormuş ki: ‘Makasla öldürdü, makas vardı elinde.’ Dursun diyormuş ki: ‘Hayır, bıçaktı.’ Bıçaktımakastı, bıçaktımakastı, bunlar mahkemenin huzurunda, hâkimin huzurunda birbirlerine girmişler. Hâkim çok kızmış. ‘Atın bunları içeriye üçer ay. Yüce Türk adaletini, böyle ayaklar altına aldılar…’ Bunlar girmişler hapse ayrı ayrı yerlerde, çıkmışlar. Ve bir akşamüzeri deniz kıyısında volta atarken karşılaşmışlar. ‘Vay Dursun’, ‘Vay Temel’, sarılmışlar, öpüşmüşler, koklaşmışlar. Tam ayrılırken Temel dönmüş: ‘Bak, makastı değil mi?’ demiş. Dursun, ‘Hayır, bıçaktı.’ Bıçaktımakastı, bıçaktımakastı bunlar birbirlerine girmişler. Dursun iri, güçlü, Temel zayıf. Yuvarlanmışlar denize. Dursun almış Temel’i altına, suya bastırmış. Bir taraftan vuruyormuş, bir taraftan ‘Bıçaktı’ filan. Temel son nefesini verecek, suyun altında vücudu titreyerek eli çıkmış suyun üzerine, böyle makas işareti yapıyormuş. Şimdi ben AKP’nin durumunu buna benzetiyorum.” BAKANLIK YALANLADI Habere ilişkin bir açıklama yapan İçişleri Bakanlığı, “İddialar tamamen hayal ürünüdür, gerçeklerle uzaktan yakından ilgili bulunmamaktadır’’ dedi. Haberde yer alan, “kimlik sahteciliğinin üstünün kapatıldığı’’ iddiasının da “doğru olmadığı’’ kaydedilen açıklamada, “Mersin ilçe nüfus müdürlüklerinde görevli hiçbir personelin sahte kimlik düzenlemesinin söz konusu olmadığı’’ bildirildi. Açıklamada, 1998 yılından bugüne kadar tespit edilen “münferit hataların nüfus idarelerince süratle düzeltildiği’’ belirtildi. Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının verildiği 28 Ekim 2000 tarihinden bugüne kadar yaklaşık 65 milyon kişinin nüfus cüzdanının yenisiyle değiştirilmesinin sağlandığı bildirilen açıklamada, “Bu durum, MERNİS kayıtlarının yüzde 25’inin hatalı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu açıkça göstermektedir’’ denildi. MERNİS ihalesinin sır gibi saklandığı iddialarının da doğru olmadığı kaydedilen açıklamada, Web tabanlı yazılımın 8.5 milyon dolara mal olduğu iddiasının da doğru olmadığı, ihale bedelinin her şey dahil 6 milyon YTL olduğu bildirildi. Şarabın her şeyini bilir ‘tadı hariç’, saz çalar ‘sessiz’ Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, kuliste gazetecilerle Eurovison sohbeti yapıyordu. “Eurovison’a Kenan Doğulu mu gitsin, Hadise mi” sohbetleri yapılırken, Hadise’nin Sıvas milletvekili olan Şener’in hemşerisi olduğu anımsatıldı. Şener, “Sıvas’tan hem güzel şarkı söyleyen çıkar, hem saz çalan çıkar. Sıvaslılar müziğe yatkındır, özellikle türküye. Başka müzik dallarıyla da ilgilenmeleri normaldir” dedi. Şener daha sonra “Ben de saz çalarım, ama sessiz” dedi ve bu sözlerini bir anısını anlatarak açtı: “Âşık Veysel Müzesi’ne gezmeye gitmiştim. Duvarda sazı duruyordu. Gazeteciler, saz çalar mısınız, diye sordu. Ben de, çalarım getirin, dedim. Sazı verdiler elime, tıngırdatır gibi yaptım. Eee, diye sorulunca da, ben sazı sessiz çalarım, dedim.” Şener, daha önce de “Şarabın her şeyini bilirim, tadı hariç” demişti. Şener, ilginç bir bakan. Şarabın her şeyini bilir, tadı hariç... Saz çalar, sessiz. MERNİS bürokratik işlem ve süreçlerin azaltılarak yurttaşlarla ilgili işlemleri basitleştirdiği gerekçesiyle Başbakan Erdoğan tarafından ödüllendirilmişti. MUHATAP ALINDILAR PKK lideri, Mehmet Ağar’ın çıkışlarına övgüler yağdırdı Kürtlere Öcalan’dan ilginç yakınlaşma devlet muamelesi MEHMET FARAÇ MAHMUT GÜRER ANKARA Türkiye’nin, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni Irak Merkezi Hükümeti araya girmeksizin doğrudan muhatap kabul ettiği ortaya çıktı. Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Eğitim ve Araştırma Bakanlığı’na doğrudan bağlı olduğu için Türkiye tarafından tanınmayan Selahaddin Üniversitesi’nce onaylanarak Bağdat Büyükelçiliği’ne gelen öğrenci belgesine “Türk Dışişleri Bakanlığı Bağdat Büyükelçiliği” mührü vurularak üzerine tarih ve sayı verildiği saptandı. Bu durum Türkiye’nin “Kürdistan Bölgesi Başkanlığı”nı Irak Anayasası’nda yazandan bir adım öteye götürerek tanıdığını gösteriyor. Uluslararası hukuka göre federatif birimler (eyalet) başka bir devlet ile ilişki kuramıyor. Cumhuriyet’in ulaştığı “Irak Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Eğitim ve Araştırma Bakanlığı Selahaddin Üniversitesi Rektörlüğü”nün belgesinde önemli bir ayrıntı yer alıyor. Refik Şakir Selim adlı bir öğrencinin Selahaddin Üniversitesi’nde eğitim görmekte olduğunu konu edinen 29/3/2005 tarihli ve 3/13/321 sayılı belgede, Kürt Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Kayıt Genel Müdürü Aram İbrahim Hüseyin’in imza ve mührü yer alıyor. Belgenin Irak Dışişleri Bakanlığı yeminli tercümanı Heysem Şakir Hamit tarafından Türkçeye çevirilmesinin ardından ise Refik Şakir Selim’in belgeyi Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne götürdüğü belirtiliyor. Türkiye’nin tanımadığı üniversite tarafından hazırlanan belgede, büyükelçilik tarafından basılmış 2 kayıt, 2 de onay mührü ile İdari Ataşe Reşit Sağkol tarafından atılan onay imzası yer alıyor. Mühürlerde ise belgenin Türkiye tarafından 21/06/ 2005 tarihinde 108419 sayısı ile onaylanarak kayıt altına alındığı ifade ediliyor. Irak Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türk makamlarına ulaştırılmayan belgenin Bağdat Büyükelçiliği tarafından onaylanması ise Türkiye’nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile doğrudan ilişki kurduğunu ve federal yapıyı “siyasi muhatap” olarak tanıdığını ortaya koyuyor. Mehmet Ağar’ın Genelkurmay’la arasını açan “düz ovada siyaset” çağrısı, Abdullah Öcalan’ın son açıklamasıyla ilginç bir boyut kazanıyor. Öcalan bir dönem sert eleştiriler yönelttiği Ağar’ın son dönemdeki çıkışlarını “oldukça önemli” buluyor, “Ağar’ın kullandığı kavramlar benim kullandığım kavramlara yakındır!” diyor. Ezeli düşmanların aynı dili konuşmasını Amerika’nın oyunu mu, kaderin cilvesi mi saymak gerekiyor? Şırnak’ta 3 askeri şehit eden, Bingöl’de ise önceki gün bir helikopteri düşüren PKK’nin, tek taraflı ilan ettiği ateşkesten vazgeçtiği anlaşılırken örgütün beklentileriyle Mehmet Ağar’ın PKK konusundaki çıkışları arasındaki paralellik giderek belirginleşiyor. Ağar’ın PKK’lilere yönelik “Dağda silahla gezeceklerine düz ovada siyaset yapsınlar” çağrısı her ne kadar Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükkanıt’ın tepkisini çekse de Ağar aynı söylemini ısrarla devam ettiriyor. Bu arada Güneydoğu’da 1990 2000 yılları arasında yoğunlaşan faili meçhuller yüzünden Mehmet Ağar’ı uzun süre hedefte tutan Kürt kökenli siyasetçiler askerle çatışan DYP liderine ilginç bir yakınlaşma sergiliyor. Birçok kesim her ne kadar Ağar’ın PKK’nin ağzıyla konuştuğunu vurgu lasa da DYP lideri başta PKK ve DTP olmak üzere Kürt kökenlilerin yoğunlaştığı kurumlardan övgüler alıyor. Öcalan’la aynı dil!.. Son desteğin Abdullah Öcalan’dan gelmesi ise hem Genelkurmay’ın hem de CHP lideri Deniz Baykal’ın Ağar’a yönelik tepkisinin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha çarpıcı biçimde gösteriyor. Öcalan önceki gün avukatlarıyla yaptığı görüşmede Ağar için şunları söylüyor: “Ağar’ın son dönemdeki çıkışları oldukça önemlidir. Ağar’ın kullandığı kavramlar benim kullandığım faili meçhuller ve Kürt işadamlarının öldürülmesiyle ilişkilendirdiğini unutan Öcalan daha sonra şöyle diyor: “Ağar’ın çıkışı yeni bir Adnan Menderes çıkışıdır. Yani bir dördüncü dalga çıkışıdır. Daha önce Terakkiperver Partisi kuruldu, olmadı. Sonra Demokrat Parti kuruldu. Demokrat Parti’nin, Türkiye tarihinde başlattığı aşama neyse Ağar’ın çıkışı da o düzeyde önemlidir. Ağar yükselişe geçebilir, Kürt sorunu, kadın sorunu ve laiklik sorunlarına gerçekçi bir yaklaşım sergilerse başarılı ola AĞAR’DAN ‘ÖCALAN’ YORUMU ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) DYP lideri Mehmet Ağar, terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’la ilgili “Ağar’la söylemlerimiz yakın” haberlerine ilişkin “Bizim söylemlerimizden kendisi nasip alıyorsa bu Türkiye açısından faydalı olur, bir zararı olmaz” dedi. Ağar, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı Kıbrıs gibi milli bir politika meselesini iç politikaya taşımakla suçladı. kavramlara yakındır. Ağar’ın hayata geçirmeye çalıştığı model, AB’nin de hayata geçirdiği liberal demokrasidir. Ağar, Türkiye’nin ihtiyacı olan liberal demokrasiyi kavramış durumda. Bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Sanıyorum, TÜSİAD da Ağar’ı ve dolayısıyla liberal demokrasiyi destekleyecektir. ABD ve AB Ağar’ın arkasında, onu destekliyor olabilir.” Geçmişte Ağar’ı Susurluk, bilir. Ancak Ağar’ın ne kadar samimi olduğu, söylemlerini ne düzeyde tasarladığı, geri adım atıp atmayacağı konusunda en ufak bir şey söyleyecek durumda değilim. Bekleyip görmek lazım.” DTP’ye sert eleştiri… Öcalan, Ağar’ın aksine DTP’yi yerden yere vuruyor. DTP’nin teorik ve pratik olarak yetersiz olduğundan, yöneticilerinin de gelişmeleri, birçok şeyi kavramakta, çözmekte başarısız kaldığından yakınıyor. Daha sonra sözü tarikatlara getiren Öcalan, Kürt yurttaşların AKP’den uzaklaşıp DYP’ye yönelmesi konusunda sanki imalarda bulunmaya çalışıyor. PKK lideri, “Diyarbakırlılara, bütün Kürtlere söylüyorum. Tarikatları kullananlara, bunlara, bu partilere sakın oy vermesinler. Bir tek oy dahi vermesinler. Verilen oylar bomba olarak, linç kültürü olarak Kürtlere geri dönüyor” diye konuşuyor. Öcalan’ın içinde bulunduğu psikoloji, ateşkesle terör arasında gelgitler yaşayan PKK’den farklı görünmüyor. Bir terör örgütü lideri ve onunla uzun süre mücadele etmiş eski bir güvenlik mensubunun politikalarının aynı çizgide buluşması vahametin dışında şaşkınlık da içeriyor. Çünkü PKK lideri, tarikatlara oy vermeyin derken siyasi tarihi boyunca tarikatların kucağından inmeyen Demokrat Parti çizgisinin günümüzdeki temsilcisiyle aynı şeyleri konuştuğunu itiraf ediyor. Öcalan hem Kürt yurttaşların en çok tepkisini çeken bir siyasetçinin terörle mücadele dönemini unutuyor hem de Ağar’ın uzattığı bir parmak bala uzanırken Kürt yurttaşları senelerce oy uğruna kandıran Özal, Demirel ve Çiller deneyimlerinden ders almadığını gösteriyor! Ağar ise mayınlı alana dörtnala gidiyor! Peki, kıratın üzerinde kim oturuyor? TBMM kürsüsünden Hıristiyanlık dünyasını ‘aforoz’ Papa 16. Benedikt, Türkiye’ye geldi ve gitti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu ziyareti kazasız belasız atlattık diye sevinedursun, AKP Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek TBMM kürsüsünden Hıristiyan ülkelerini “aforoz etti”. TBMM Genel Kurulu’nda gündem dışı söz alan Çiçek, Papa’ya verdi veriştirdi: “Papa Benedikt, İslamiyete hakaret edip Peygamberimize taan eden, Türkleri barbar gören Papa değildi, bir başka Papa vardı karşımızda. Haçını giysisinin içine saklayan, sevecen, güler yüzlü, Türk dostu bir Papa. Ne oldu da Papa ve ziyareti birden hezimetten zafere dönüştü. Papa, geçmişteki görüntüsüyle Türkiye’ye gelseydi, kutsal ittifakı bu kadar kolay ve rahat gerçekleştiremez ve dünya kamuoyuna da bu kadar rahat kabul ettiremezdi. Şimdi, Fener Rum Patriği’ni ekümenik ilan etmiştir. Bu ittifak, Müslümanlığa karşı yapılmıştır. Papa’yı, Sultanahmet Camii’nde huzur duruşunda bulundu diye neredeyse Müslüman ilan ediyorduk. Daha yakında yüz binlerce Boşnak, Arnavut, Müslüman olduğu için Bosna’da şehit edildi. HıristiyanMüslüman savaşı ilan edildi, kutsal savaş dendi. Hâlâ, binlerce masum Müslümanın dozerlerle çukurlardan cesetleri çıkarılıyor. Dolayısıyla biz, bu katliamı yapan, kan kusan silahları üreten, pazarlayan, Müslüman ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini soyan Hıristiyan ülkelerini aforoz ediyoruz, lanetliyoruz.” ‘Oyuncu’ Arınç, ‘artist’ Şimşek’e karşı! AKP’liler “artist”leri sevmiyor olmalı. Önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mersin’de bir çiftçiyi “Artistlik yapma” diye azarladı. Arkasından TBMM Başkanı Bülent Arınç kendisine kadrolaşma eleştirileri yönelten CHP’li Berhan Şimşek’e “film adamı” diye laf attı. Oysa Şimşek’in anımsattığı gibi kendisi de amatör oyuncuydu. “Ekmek Teknesi” ve “Şubat Soğuğu” dizilerinde amatör oyuncu olarak rol almıştı. Şimşek, AKP’lileri “artist” sözcüğü konusunda bilgilendirdi: “Sanat anlamına gelen ‘art’ sözcüğünden türetilen ‘artistlik’ kelimesi sanatla uğraşana, sanatçıya denir. Aşağılamak, küçümsemek için kullanılacak bir söz değildir.” Ama, AKP’lilerin Berhan Şimşek’in sinema sanatçılığı geçmişini hedef alan suçlamaları hafta boyunca bitmedi. Genel kurulda TRT ile ilgili olarak verilen araştırma önergeleri görüşülürken, AKP’liler yine “artist” diye laf attı. Bu atışmalar tutanaklara şöyle yansıdı: BERHAN ŞİMŞEK TÜPRAŞ’ı özelleştirdiniz, ERDEMİR’i özelleştirdiniz, Türk Telekom’u özelleştirdiniz, fakat TRT’yi özelleştirmediniz, AKP’ye hediye ettiniz. Bu, Sayın Başbakan kimliğini tenzih ederim, benim için tabii ki Başbakanım önemli, yani TRT’yi değiştirdiniz, TRT, Tayyip Radyo Televizyon yaptınız. Kadrolar da size ait oldu. MEHMET ÇERÇİ (Manisa) – Rol yapma! Rol yapma! BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Bu ülke böyle ortadan kaldırılacak ve ufak ufak satılacak yer değil. MEHMET ÇERÇİ (Manisa) – Orada rol yapma! BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) Bakın arkadaşlar, içlerinizden kimlerin geleceğini tahmin ediyorum, ama çoğunuz gelemeyecek. Hiç değilse, bu on bir ay içerisinde şu konuştuklarımıza ve bu ülkeye sahip çıkın. Millete sahip çıkmadınız… MEHMET ÇERÇİ (Manisa) – Sen garanti mi aldın milletten? BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) Bunun garantisi var. İstiyorsanız, martta seçime gidelim, gelin. On aylık daha mazbata taşıyacaklar, onun acısıyla bu saldırıları yapıyorlar, biliyorum. MEHMET ÇERÇİ Artist. Yetkililer Nur Camii açılışında AMASYA (Cumhuriyet) Amasya’nın Savadiye Mahallesi’ndeki Nur Camii’nin temel atma törenine kentin üst düzey kamu kurumlarının müdürlerinin birçoğunun katılması dikkat çekti. Nur Camii Yaptırma Derneği’nce düzenlenen temel atma törenine AKP’li Amasya Belediye Başkanı İsmet Özarslan, Merzifon Belediye Başkanı Kadri Aydınlı, İl Emniyet Müdürü Mustafa Demirok, İl Müftüsü Selami Emen, İl Milli Eğitim Müdürü Avni Erdemir, Belediye Başkan Yardımcısı Metin Karaçağa ve çeşitli daire müdürleri katıldı. Yapılan konuşmalarda “Nur” isminde bir cami yaptırmanın özleminin giderildiği ve caminin en kısa zamanda bitirilmesi için desteklenmesi gerektiği belirtildi. CHP Amasya Merkez İlçe Başkanı Kemal Aksoy, “AKP iktidarı yerel yönetimler aracılığı ile çeşitli cemaatlerle kol kola. Zaten bu iktidar cemaatlere cesaret vermiştir” diye konuştu. Türey Köse, Emine Kaplan tbmmcum@ttnet.net.tr CUMHURİYET 05 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog