Bugünden 1930'a 5,439,944 adet makale



Katalog


«
»

10 OCAK 2007 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA HABERLER 5 POLİTİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA CHP lideri Baykal, Erdoğan’ın ‘kaşarlı kadrolaşma’ suçlamasına yanıt verdi ‘Kara kadrolaşma, kuşatma’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhuriyetin kurucusu olmakla övünen partilerini hedef alan sözlerine “CHP’nin cumhuriyetle bağlantasından ancak cumhuriyet özürlü olanlar rahatsız olur. Cumhuriyet özürlü değilsen sen de cumhuriyete sahip çık” karşılığını verdi. AKP’nin “Kurban olam ayına yıldızına” afişlerinin “bir coğrafyada bulunduğunu, ancak bir başka coğrafyada bulunmadığını” vurgulayan Baykal, “ülkenin ihtiyacının afiş milliyetçiliği olmadığını” söyledi. Baykal toplantıdan sonra da, “Türkiye’nin bayrağıyla belli bir Yaşam Hikâyesi... Okunmuş ve duyulmuş sözlerle avunur bazen insan. Yanarak soğuktan buza kesmiş terden. Paul Eluard’ın insanı insanca yaşatan kelimelerinden... Duygularınız, hüzünleriniz!.. Yeni yılın ilk haftasında güneşli bir gökyüzünün altında nasıl hesaplaşır insan kendi kendisiyle? Şişli’de bir kafede sabah kahvemi yudumlarken İstanbul’un o kalabalığı içinde Eluard’ın “aşk ve özgürlük” kelimesine taktım kafamı... “Bir insan öldü başka silah bilmeden/Hayata açılmış kollarından gayrı/Bir insan öldü başka yol bilmeden/Mavzerlerin kıpraştığı yollardan gayrı/Bir insan öldü vazgeçmez hâlâ dövüşten/Ölüme karşı o karanlığa karşı” Hani yaşanmış hikâyeler vardır. Sevgi, dostluk vardır, yıllarca bir dantel gibi örülen. Ayrılıklar vardır, hüzünler; kaçışlar vardır, terk edilişler... Sevgili arkadaşım Devlet Tiyatrosu sanatçısı, şair Mustafa Yalçın derinden etkilemişti beni... Önceki gün Ataol Behramoğlu aramıştı. Ataol’un sesi titriyordu Mustafa’nın ölüm haberini verirken... Saatlerce sustum!.. İçimden bir şeyler koptu!.. Öfkenin, sevginin, dostluğun, arkadaşlığın, hırçınlığın simgesiydi... Ataol’un deyişiyle bir yaşam ustasıydı o!.. Yakışıklıydı... Kadınları severdi... Dostluğu, arkadaşlığı içtendi... Birden İzmir günlerine döndüm, 70’li yıllara gittim, Beyler Sokağı’ndaki meyhaneleri dolaştım birer birer... Kimler geldi, kimler geçti oralardan!.. Ölüm ve yaşam... Nasıl bir şeydir bu? Bugüne dek hiç anlayamadım!.. ૽૽૽ Gökyüzünün maviliği kayboluyor... Bir sis iniyor İstanbul’un üzerine... Şişli her zamanki gibi kalabalık... Paul Eluard’ı okuyorum... “İnsanlarda tek sıcak kanun,/üzümden şarap yapmaları/kömürden ateş yapmaları, öpücüklerden insan yapmalarıdır.” İlhan Selçuk’un yazısını okuyorum bir ara... Yılmaz Şipal’ın eşi Kumru’yla ilgili yazısından alıntı yapmış... Yılmaz Ağabey ve Kumru Hanım... Soylu ve uzun soluklu bir aşkın, sevdanın, sevginin resmini görür gibi olmuştum Yılmaz Şipal’ın “Yolun Açık Olsun” başlıklı yazısında... Ah Sevgili Yılmaz Şipal!.. Ah Sevgili Kumru Şipal!.. Anımsıyor musunuz on yıl önceki geceyarısı telefonlarını, o dostluk ve sevgi zincirini? İnceden bir yağmur çiselesin istiyorum... Bir şarkı çalsın sevgi üstüne... Mustafa’yı da yitirdik, Kumru Hanım’ı da... Zamanın içinde, gölgelerle konuşuyor gibiyim... İnsanı yaşatan kelimeler vardır; hani yunmuş, arınmış sözler; sıcaklık diyelim, güven diyelim; mesela aşk kelimesi gibi ve bazı çiçeklerin, ülkelerin ismi; mesela yiğitlik, kardeşlik, arkadaşlık; çalışma kelimesi gibi... Biz neresindeyiz toplum olarak bunların? Bu öfke, kin, nefret niye, haydi birileri gelsin açıklasın! Konuşsun erkekçe!.. Hayır konuşamazlar! Ürkektirler! Mert değildirler!.. Kenardan, arkadan saldırırlar, intikam duygularıyla çoğalırlar!.. ૽૽૽ Sevincin, umudun, yaşamın, aşkın, sevdanın, dostluğun, kardeşliğin o kocaman merdiveninde bir basamak daha çıkmak neden zor gelir insana? Ben dün sabah kahvemi yudumlayıp Eluard’ı ve gazeteleri okurken “yaşamölüm” üzerine bir yazı yazmak istedim, ama pek de beceremedim... Kalktım oturduğum kafeden... Şişli’de bir süre yürüdüm... Güle güle Mustafa Yalçın!.. Yolun açık olsun Kumru Şipal!.. Varlığın anahtarında; sevginin tomurcuğunda; denizin dalgalarında; çiçeğin kokusunda olun ikinizin de... Hoşça kalın!.. ᮣ Deniz Baykal, grup konuşmasında 2006 yılında kaygı verici işaretlerin ortaya çıktığına dikkat çekti. Anayasal rejimin temelleri konusunda herkesi üzecek tablolar yaşandığını vurgulayan Baykal, AKP’nin bayram afişlerini de eleştirerek “İhtiyacımız afiş milliyetçiliği değil, milli duruş” dedi. Baykal, Erdoğan’ın CHP’ye yönelik eleştirilerini de “CHP’nin cumhuriyetle bağlantısından cumhuriyet özürlüler rahatsız olur” sözleriyle yanıtladı. bölgeye giremiyor. Hangi bölgenin cumhurbaşkanı olacak” diye sordu. Baykal, grup konuşmasında 2006 yılında kaygı verici işaretlerin ortaya çıktığına dikkat çekti. Baykal, “2007 bir arayış, bir kırılma yılı ve umut ederim yeni bir başlangıç yılı olarak gözüküyor” dedi. Anayasal rejimimizin temelleri konusunda herkesi üzecek tablolar yaşandığını vurgulayan Baykal’ın mesajları ana başlıklarıyla şöyle: Kıbrıs’taki gelişmeler: Kıbrıs’ta bir üstgeçidin yıkılıp yıkılmayacağı konusu ile ilgili gelişmeler, Kıbrıs konusundaki dış politikanın, konuyla ilişkili kurumların milli mutabakatı ile götürülüyor olmadığını ortaya çıkardı. Üstgeçit yapılır, yıkılır önemli değil, ama yapılması gerekeni yetkili kurumlar aralarında değerlendirir, gerekeni yapar. KKTC’de bir hükümet krizi yaşandı. AKP’li genel başkan yardımcısı gizli isimle Lefkoşa’da otellerde kaldı, gizli görüşmeler yaptı, binbir türlü dedikodu çıktı. Saflar değişti, transferler yapıldı, bir parti hükümetin dışında kaldı, bir parti girdi, sonra da liman açma teklifleri yapıldı. Şimdi de Türkiye’ye meydan okuyan bir tavır. “Kurban olam” afişleri: Siyasi partilerin bayrağı ile bütünleşmesinden mutluluk duyarız. Ancak bu afişler bir coğrafyada var, bir başka coğrafyada yok. Bu hükümet, ayına yıldızına ülkenin bir coğrafyasında kurban oluyor, bir başka coğrafyasında, “bırakın bu lafları” mı diyor. En büyük, en vahim bölücülük bu değil mi? Türkiye’nin bir milli duruşa ihtiyacı var. Ancak ihtiyacımız olan bu afiş milliyetçiliği değil. Ulus devlet: “Artık milli devletin modası geçmiştir” anlayışı bir süredir bi Askeri araç devrildi: 6 yaralı Ⅵ KARAPINAR (AA) Konya’nın Karapınar ilçesinde bulunan Karapınar Atış Grup Komutanlığı’na giden askerleri taşıyan bir aracın devrilmesi sonucu 1 uzman çavuş ve 5 er yaralandı. Komutanlığa yaklaşık 1 kilometre kala meydana gelen kazada sürücü Müslüm Görgülü ile araç komutanı Uzman Çavuş Mutlu Bostaş, er Sefa Güney, Haydar Karaman, Mustafa Toytan ve Okan Çoban yaralandı. Yaralılar, Karapınar Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Erkan Mumcu: ÇİZMEDEN YUKARI MUSA KART Dış politika kahredici noktada ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu partisinin grup toplantısında hükümetin dış politikasını eleştirdi.Dış politikada “kahredici” bir noktaya gelindiğini söyleyen Mumcu, Irak konusunda “müdahale” gibi laflarla kimsenin avutulmamasını istedi. Mumcu, “Habur sınır kapısını kapatın, Ovacık sınır kapısını açın” çağrısında bulundu. Bunun yapılması durumunda, Başbakan Erdoğan’ın, “kürsüdeki babalanmasının arkasında yürek olduğuna inanacağını” ifade eden Mumcu, “Yapamaz. Çünkü orada bulunmasını sağlayanların oyuncağı oldu” diye konuştu. Terörle mücadele konusunda koordinatör atanmasıyla ilgili tartışmaları da değerlendiren Mumcu, “Koordinatör olmasaymış, bu konuyu gözden geçirirmişiz” denildiğini ifade etti. Mumcu, “Koordinatör meselesi, hükümetin, devletin parasıyla satın aldığı bir PİAR projesidir, bir halkla ilişkiler projesidir. Devletin ödenekleriyle bir lobi şirketinden satın alınmış bir hizmettir aslında. Türk milleti, kendi parasıyla kendi imkânlarıyla aldatılmaktadır. Mesele budur” diye konuştu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, “ABD’nin, bu işe gücü yetmiyor” dediğini söyleyen Mumcu, “Ülkenin dış politikası her yerde çatır çatır göçerken, ABD’nin gücünün bu işe yetmediğini söylüyor. Eh hayırlı işler” dedi. Gül’ün, “Kıbrıs’taki gelişmeler bizim dışımızda” dediğini anlatan Mumcu, “Kıbrıs’ta Lokmacı barikatı veya köprüsü denilen şey çatır çatır yıkılırken, dünyaya verdiğimiz manzara, ‘Türkler birbirine düştü’ görüntüsüdür” diye konuştu. Mumcu, “Yazıklar olsun. Kıbrıs hiçbir zaman bizim dışımızda olmadı” görüşünü dile getirdi. Irak petrolünde aslan payı, ABD ve İngiliz petrol şirketlerinin olacak. DHKP/C operasyonu Ⅵ İstanbul Haber Servisi DHKP/C örgütüne yönelik operasyonlarını sürdüren Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, uzun süren takip sonucu örgütün “Ortadoğu sorumlusu” ve örgüt lideri Dursun Karataş ile yakın ilişki içinde bulunduğu belirtilen Remzi U’yu, Kadıköy’de sokakta yürürken yakaladı. Operasyonun devamında ikisi kadın üç kişi daha gözaltına alındı. Bu kişilerin üzerlerinde ve bulundukları yerlerde yapılan aramalarda, çok sayıda örgütsel doküman, örgütsel bilgilerin yer aldığı bilgisayar ve CD’ler ile sahte kimlikler ele geçirildi. musakart@yahoo.com linçli, planlı yaygınlaştırılmak isteniyor. Bu Türkiye’yi de Ortadoğulaştırma sürecinin bir parçasıdır. Sakın ha, “Ulus devletin modası geçti” diye diye Türkiye’nin içinden bir ulus devlet çıkarmak isteyenlerin tuzağına düşmeyelim. Cumhuriyet özürlüler: Başbakan CHP’nin cumhuriyete sahip çıkmasından rahatsız oluyor. CHP’nin ta bu işin temelindeki bağlantısını yok sayabilir misin? CHP’nin cumhuriyetle bağlantasından ancak cumhuriyet özürlü olanlar rahatsız olur. CHP iktidar olmadı ki, kadrolaşsın: Başbakan, kadrolaşma konusunu, kendi üslubuna yakışan bir terminolojiyle gündeme getirdi. O üslubu sayın Başbakan’a iade ediyorum. CHP 28 yıldır seçim hükümeti olarak iki aylık süre hariçiktidarda bulunmamıştır. Türkiye CHP iktidarını kuşaklar boyu yaşayamamıştır. Çeyrek yüzyıldır CHP denenememiştir, politikaları uygulanamamıştır. Bu iktidar döneminde yaşananlar ortada, “kadrolaşma” sözü yetersiz, “kuşatma” dönemidir bu... Kadrolaşmanın bir “kara” kadrolaşma, “kuşatma” olduğu ortaya çıkıyor. Devlete hiç hizmet vermemiş kişi Maliye Bakanı’nın yanında müşavir oluyor, sonra yönetim kurullarına geliyor. 4 yıllık devlet memuru, genel müdür oluyor. Bir milletvekilinin ağabeyi hapisteyken yönetim kurulu üyeliğine atanıyor. Bir gecede TÜBİTAK duman ediliyor, Talim Terbiye bitiyor. Hayali ihracattan dosyası olan bir kişi Kızılay kurumunun başına getiriliyor. Ne olur sandığa gidin: Önümüzde seçimler var. Seçmen kütüklerini kontrol edin. Lütfen bu defa sandığa gidin ve oy kullanın. Bütün vatandaşlarımı oy kullanmaya çağırıyorum. Ne olur gidin, eliniz kime varıyorsa ona oy verin. Yeni nüfus kağıdı ve onun üzerindeki vatandaşlık numarasıyla oy kullanılacak. Vatandaşlık numaramı biliyorum, demek yetmez. Nüfus kağıdını değiştirmek gerekiyor. Maliyeti 20 YTL ’den aşağı değil. Gerekirse yasa çıkarılmalı. Herkes yeni nüfus kağıdına kolayca ulaşmalı. ‘Kerkük’te seyirci kalmayız’ Irak’ta etnik ve mezhep grupları arasında bir kan davası yaratılmaması gerektiğini söyleyen Başbakan Erdoğan,“Oldubittiye izin vermeyiz” dedi ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kerkük’te oldubittiyle referandum yapılmasına seyirci kalmayacaklarını söyledi. Erdoğan, partisinin grup toplantısında Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Ülkeyi zaafa düşürecek, milli birlik ve beraberliği tehdit edecek hiçbir girişime izin vermeyeceklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin önemli bir dönemden geçtiğini, böyle bir dönemde iktidar ve muhalefet olarak her zamankinden daha çok özen gösterilmesi gerektiğini söyledi. 2007 yılının Irak için kader yılı olacağını anlatan Erdoğan, devrik lider Saddam Hüseyin’in idamının, Irak’ın istikrarına katkıda bulunmak yerine hem Irak hem de Arap dünyasında tehlikeli bir kutuplaşmaya yol açmasından endişe duyduklarını belirtti. Irak’ta etnik ve mezhep grupları arasında bir kan davası yaratılmaması gerektiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, herkesi kin ve nefreti tahrik edecek her türlü söz ve davranıştan uzak durmaya çağırdı. Başbakan Erdoğan, “Bütün küresel aktörleri birlekte çalışmaya davet ediyorum. Bu olayın Arap dünyasındaki travmatik izlerini silmek için çok çaba göstermek gerekecektir” diye konuştu. Türkiye başta olmak üzere komşu ülkeleri hesaba katmadan yapılacak oldubittilerin Irak’ı istikrara kavuşturamayacağını kaydeden Erdoğan, “Irak meselesi bizim için AB sürecinden daha öncelikli bir hal almıştır” açıklamasını durup dururken yapmadığını, buradaki kastının Irak’taki gelişmelerin çok tehlikeli biçimde ivme kazandığı olduğuna dikkat çekti. AB sürecinin zaten teknik olarak işleyen bir süreç olduğunu kaydeden Erdoğan, Kerkük’te oldubittiye getirilerek bir referandum yapılmasının bütün bölgede çok tehlikeli gelişmeleri tetikleyebileceğini söyledi. Başbakan Erdoğan, cumartesi günü Irak Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı Tarık el Haşimi ile bir araya gelerek, sorunu bir kez daha konuşma olanağı bulacağını açıkladı. Filistin’in bugün “nifak arenası” haline getirilmek istendiğini kaydeden Erdoğan, Filistin sokaklarında yaşananların Hamas ve El Fetih’e asla yakışmayan, tarih, inanç ve kültürleriyle örtüşmeyen manzaralar olduğunu söyledi. Hamas ve El Fetih’in kendini “check etmesi”, kin ve nefretin nereden kaynaklandığının üzerinde durmaları gerektiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimize bir kez daha sesleniyoruz, bu anlamsız kardeş kavgasına son vermeye, birlik olmaya davet ediyoruz” diye konuştu. Vekâleten 9 bin 449 atama Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) TBMM Genel Kurulu’nda milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtlayan Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, görevi süresince bakanlığında 9 bin 449 atama ve 38 vekâleten görevlendirme yapıldığını söyledi. 7 yöneticinin başka yerlere gönderildiğini belirten Pepe, zorunlu nedenlerden dolayı da 113 personelin görevden alındığını kaydetti. Pepe, 2006’da yanan orman alanının 7 bin hektar olduğunu açıkladı. hikmet.cetinkaya࠽cumhuriyet.com.tr Faks numaramız: 0212/ 343 72 69 Cezalar günlük gönderilecek Ⅵ İstanbul Haber Servisi İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 2007 yılında araç tescil plakalarına yazılan cezaları günlük olarak sürücülerin adreslerine gönderecek. Emniyet’ten yapılan açıklamada, kentte 2006 yılında yazılan ceza sayısında 2005’e oranla yüzde 5.4, para miktarında ise yüzde 22.3 oranında artış oldu. 2005 yılında araç tescil plakasına yazılan cezaların tamamını sürücülerin adreslerine gönderen polis, 2006 yılında yazılan cezaları ise 31 Ocak 2007 tarihine kadar sürücülerin adreslerine göndermeyi tamamlayacak. F ENER RUM ERKEK LİSESİ VAKFI’NIN ‘TAŞINMAZ EDİNME HAKKI’NA İLİŞKİN BAŞVURUSU AİHM’ye göre Türkiye haksız PARİS (AA) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2. Dairesi, Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı’nın Türkiye aleyhine yaptığı başvuruda, Türkiye’yi haksız buldu. Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı’nın 1997 yılında yaptığı başvuruyu karara bağlayan AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) mülkiyet hakkıyla ilgili 1. protokolünün, 1. maddesini ihlal ettiği görüşüne vardı ve Türkiye’nin 890 bin Avro ödemesini kararlaştırdı. AİHM kararı gereği Türkiye, ayrıca 20 bin Avro mahkeme masrafı ödeyecek. AİHM, Vakfın, AİHS’nin ayrımcılığın yasaklanmasıyla ilgili 14. maddeden yaptığı başvurunun incelemeye alınmasına gerek görmedi. Türkiye’nin, 2. dairenin kararına itiraz edip davayı büyük daireye götürme hakkı bulunuyor. AİHM’nin büyük dairesi, temyiz mahkemesi özelliği görüyor. AİHM, Fener Rum Erkek Lisesi ile Yedikule Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi Vakfı’nın Türkiye aleyhine yaptıkları şikâyet başvuruları için 20 Eylül 2005 tarihinde ortak bir duruşma düzenlemişti. Duruşmaya, Türk hükümetinin avukatlarıyla birlikte, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Maliye Bakanlığı’ndan uzmanlar da katılmıştı. Türk hükümetinin avukatları, “azınlık vakıflarının taşınmaz edinme ehliyetine sahip olmadıklarını’’ belirterek başvurunun reddedilmesini istemişti. Türkiye’de konuyla ilgili 1935’te çıkan yasaya atıfta bulunan avukatlar, 1936’da vakıflar tarafından verilen beyannamelerin taşınmaz edinme hakkını sağlamadığını savunmuşlardı. Vakıf avukatlarıysa “taşınmaz edinme hakları olduğu’’ görüşünü savunarak kendilerine ayırımcılık yapıldığını iddia etmişlerdi. AİHM’nin verdiği bu karar, bozulmadığı takdirde, iadesi istenen 900 taşınmaza emsal teşkil edebilecek. CUMHURİYET 05 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog