Bugünden 1930'a 5,439,944 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 10 OCAK 2007 ÇARŞAMBA 4 HABERLER Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar’ın son çalışmasına göre Cumhurbaşkanlığı için ‘yetersiz’ GLOBALPOLİTİKÜLTÜR ERGİN YILDIZOĞLU Yurttaş, Erdoğan’ı istemiyor FIRAT KOZOK Irak’tan Çıkan Yol İran’dan mı Geçiyor? ABD’nin Irak’tan çıkması olanaksız. Bunun en az iki nedeni var. Birincisi, ABD’nin Irak’a gelmesinin arkasında uzun dönemli jeopolitik çıkarlar var. İkincisi, ABD dışişleri, Irak’tan çıkarlarsa, bölgenin, halen nükleer silahlara sahip olmaya çalışan İran’ın etkisine açık kalacağına inanıyor. İsrail’in ve bölgedeki Sünni Arap devletlerinin yöneticileri de aynı düşüncede. Ayrıca, İsrail faktörü ABD’yle İran ve Suriye arasında bölgeye yönelik bir çıkar ortaklığı, modus operandi oluşturmaya engel. Ama, ABD halkı Irak’tan çıkılmasını istiyor. Meclislerin ikisini de ele geçiren Demokratlar bu isteğe duyarlı davranmaya çalışıyorlar. Başkanlık seçimleri yaklaşmaya başlayınca, seslerini daha da yükseltecekleri kesin. Öyleyse, ABD eğer Irak’tan, bir biçimde, uzun dönemli jeopolitik çıkarlarına zarar vermeden çekilmeyi planlayacaksa, önce, İran’ın etkisizleştirilmesi gerekiyor. Diğer bir deyişle ABD açısından Irak’tan çıkış, İran üzerinden geçiyor… ANKARA AKP’ye yakınlığıyla bilinen Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar’ın son kamuoyu araştırması, seçmenlerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmasını istemediğini ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 57.6’sı, “Erdoğan cumhurbaşkanı olmalı mı” sorusuna “hayır” yanıtını verdi. Bu görüştekilerin yüzde 36.8’i Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığı için “yetersiz” bulduğunu ifade etti. Metropoll’ün, 27 ilde toplam 2 bin 356 kişiyle gerçekleştirdiği anketten ilginç sonuçlar çıktı. Ankette yöneltilen “AKP hükümetini genel olarak başarılı buluyor musunuz” sorusuna katılımcıların yüzde 43.6’sı “evet”, 29.5’i ise “hayır” yanıtını verdi. Ancak hükümetin tarım politikalarıyla ✔ Seçmenin yüzde 57.6’sı Erdoğan’ı cumhurbaşkanı olarak görmek istemiyor. ✔ Erdoğan cumhurbaşkanı olmasın diyenlerin gerekçesi: O makam için yetersiz. ✔ Katılımcıların yüzde 49.5’i AKP’nin oylarının giderek azaldığını düşünüyor. ✔ Ankete göre, bugün seçim olsa, AKP yüzde 29.7, CHP ise yüzde 14.2 oy alacak. ilgili soru karşısında veriler tersine döndü. Katılımcıların yüzde 40.6’sı hükümetin tarım politikalarını başarısız bulduğunu ifade ederken, yüzde 16.5’i iktidarın uygulamalarını “kısmen başarılı”, yüzde 27.8’i de “başarılı” olarak değerlendirdi. 19.8’i partinin oylarının aynı seviyede olduğunu ifade ederken, yüzde 11.2’si “fikrim yok” dedi. Ankette Cumhurbaşkanlığı ile ilgili sorulara da ilginç yanıtlar verildi. “Sizce cumhurbaşkanı kim olmalı” sorusuna katılımcıların yüzde 14.6’sı Erdoğan, 9.3’ü Bülent Arınç, 5.2’si Ahmet Necdet Sezer, 4.2’si de Abdullah Gül yanıtını verdi. Ancak seçmenlerin yüzde 25.2’si, söz konusu makama bu isimlerin dışında bir kişinin oturması gerektiği yönünde görüş bildirdi. Ankette Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ile ilgili sorulara verilen yanıtlar da, seçmenin Erdoğan’ı “Çankaya’da görmek istemediğini” bir kez daha ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 57.6’sı “Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olmalı mı” sorusuna “hayır” yanıtını verdi. Yüzde 33.7’lik kesim bu soruya “evet”, 8.7’si de “fikrim yok” diye karşılık verdi. Erdoğan’ı cumhurbaşkanı olarak görmek istemeyenlerin yüzde 36.8’i buna gerekçe olarak Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı için “yetersiz” olduğunu gösterirken, yüzde 21.5’i, kendisinin başbakan olarak kalmasının daha yararlı olacağını ifade etti. Katılım AKP’nin oyları azalıyor Anketten çıkan bir diğer çarpıcı sonuç ise AKP oylarının giderek düşmesi oldu. “Sizce AKP’nin oyu artıyor mu, azalıyor mu” sorusuna katılımcıların yüzde 49.5’i “azalıyor”, yüzde 19.5’i de “artıyor” yanıtını verdi. Soruyu yanıtlayanların yüzde cıların yüzde 12.9’u, Başbakan’ın “laikliğe ve rejime yeterince bağlı olmadığını” ifade ederken, yüzde 7.1’i Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması durumunda partinin dağılacağını ve oylarının azalacağını, yüzde 2.2’si de ülkede gerilim yaşanacağını kaydetti. Ankette “Sizce Erdoğan Cumhurbaşkanlığı’na aday olacak mı” sorusuna katılımcıların yüzde 58.8’i “evet” yanıtını verirken, yüzde 22.1’i ise “hayır” dedi. Katılımcılar, Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmaması durumunda bu koltuğa AKP içerisinden kimin oturması gerektiği sorusuna da yanıt verdi. Katılanların yüzde 27’si Cumhurbaşkanlığı makamında Abdullah Gül’ü görmek istediklerini belirtirken, yüzde 15.7’si tercihini Bülent Arınç’tan, yüzde 1.5’i de Abdüllatif Şener’den yana kullandı. Savaş davulları, rüşvet, ‘ılımlılar ekseni’ İran’a yönelik bir sürecin hızlanmaya başladığının ilk belirtileri aralığın ikinci yarısında ortaya çıkmaya, giderek de çoğalmaya başladı. ABD Suudi Büyükelçisi Prens El Türki’nin aniden istifa ettiğini daha önce aktarmıştım. Bu olayın etrafında yoğunlaşan söylentiler, Türki’nin, Suudi yönetimi içinde, İran’a yakınlaşmaktan yana olan bir kesimi temsil ettiğini düşündürüyor (The Times 04/01, UPI 07/01). Tam o sırada İngiltere’de çok ilginç bir gelişme yaşandı. Tony Blair, Suudi kraliyet ailesinin, İngiliz silah şirketlerinden rüşvet aldığına ilişkin soruşturmayı, İngiliz yasalarının Suudilere uygulanmayacağını açıklayarak durdurdu. Hemen arkasından Dubai’de yapığı bir konuşmada, Ortadoğu’da İran, Hamas ve Hizbullah’a karşı bir “ılımlılar ekseni” oluşturma çağrısı yaptı (BBC 20/12/06). ABD ve İngiltere bölgede, İran karşıtı bir cephe inşa etmeye çalışıyorlardı. Bu sırada, ABD, İran’a yönelik bir harekât sırasında Irak’ta arkasını sağlama almak için Mukteda el Sadr milislerine yönelik bir saldırıya hazırlanmaya başladı. Blair’e yakın İngiliz medyasının, “havası” bu yönde değişmeye başladı. Örneğin, BBC’nin en önemli haber analiz programı NewsNight yaptığı özel bir programda, geçen ay Irak’ta yakalanan beş İranlı diplomatın, Irak siyasetini etkilemeyi amaçlayan üst düzey istihbarat görevlileri olduğunu anlattı. Halbuki bu diplomatlar Irak hükümetinin davetlisiydiler. The Observer gazetesinin garip bir başyazısı da, Irak’taki “iç savaştan” Mukteda el Sadr’ın “zorba militanlarının” sorumlu olduğunu ileri sürdü. Boston Globe İran’da rejim değişikliğine yönelik, gizli ve açık eylemlerin eşgüdümünü sağlamak için kurulan İran Suriye Politika ve Harekât grubunun etkinliklerinin ve bütçesinin arttığını bildiriyor (02/01/07). İsrail uçakları Akdeniz’de, Cebelitarık’a kadar gidip gelerek uzun menzilli uçuş provaları yapıyorlar (UPI, 09/01). TÜRKİŞ BAŞKANI KILIÇ: Cumhurbaşkanı emekten yana olmalı ᮣ Cumhurbaşkanı seçiminin siyasal gerilime neden olmasını istemediklerini belirten Salih Kılıç, “Cumhuriyetin temel niteliklerine uygun, emekten yana bir cumhurbaşkanının seçilmesi gerilimi azaltır” diye konuştu. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Türkİş Genel Başkanı Salih Kılıç, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin, ülkede siyasal gerilime neden olmasına kesinlikle karşı olduklarını belirterek “Tüm toplumu kucaklayan, toplumun her kesiminden takdir görecek niteliklerde, cumhuriyetin temel niteliklerine uygun, emekten yana bir cumhurbaşkanının seçilmesi, Türkiye’de gerilimleri azaltır, toplumsal uzlaşmayı sağlar” dedi. Kılıç, dün düzenlediği basın toplantısında, 2006 yılını değerlendirirken, 2007 yılına ilişkin beklentilerini de dile getirdi. Türkiye’nin siyasal açıdan yeni ve zorlu bir sürece girdiğini ifade eden Kılıç, bunların başında cumhurbaşkanlığı seçiminin geldiğini belirtti. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin, ülkede siyasal bir gerilime neden olmasına karşı olduklarını vurgulayan Kılıç, şunları söyledi: “Türkİş, cumhurbaşkanı seçiminin, anayasamızın 101. maddesinde belirtilen nitelik ve tarafsızlık ilkesine uygun, 102. maddesindeki kurallar çerçevesinde yapılmasını uygun bulmaktadır. Siyasi irade, sivil toplumun sesine kulak vermelidir.” Kılıç, “Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığına nasıl bakıyorsunuz” sorusu üzerine ise henüz kimsenin adaylığını açıklamadığını, yapılacak açıklamaların ardından anayasanın 101. maddesindeki ilkeler ışığında adaylıklarla ilgili değerlendirmelerde bulunacaklarını belirtti. “Erdoğan, saydığınız niteliklere uygun mu?” sorusuna karşılık olarak da Kılıç, “Şahıslar üzerinde yorum yapma noktasında değilim” dedi. Kılıç, “Sayın Başbakan’ın adaylığı gerginliği artırır mı” sorusu üzerine ise gerginliğin artmaması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini vurguladı. İĞNELİ FIRÇA ZAFER TEMOÇİN A ‘Temsilde adalet sağlanmalı’ RINÇAĞAR GÖRÜŞMESİ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) TBMM Başkanı Bülent Arınç, Türkiye’nin, yüzde 9.5 oy alan bir partinin 34 milyon oyunun boşa gittiği bir seçim sistemini taşıyamadığını belirterek “Temsilde adaleti mutlaka yerine getirmemiz gerekir. Bunu, AİHM’nin ‘yap’ demesi karşısında yapmak, ağırımıza gider” dedi. DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, seçim kanunlarındaki değişiklik önerilerini iletmek üzere Arınç’ı makamında ziyaret etti. Ağar, temsilde adalet anlamında, istikrarı bozmadan, ülke barajını düşürmeden, baraj konusunda yüzde 4 veya 5’leri kabul ederek “Türkiye milletvekilliği” getirilmesiyle bu sıkıntının ortadan kaldırılabileceğini söyledi. Arınç da, Ağar’ın, kendisine seçim kanunlarında değişiklik önerilerini içeren bir mektup gönderdiğini belirterek bu değişiklikler arasında Türkiye milletvekilliği ve tercihli oy sisteminin yer aldığını söyledi. İdeal seçim yasasının 45 temel noktası bulunduğunu belirten Arınç, bunlardan birinin, 100 milletvekilinin ülke seçim çevresinden seçilebilmesi olduğunu ifade etti. Anayasa Mahkemesi’nin daha önce bu düzenlemeyi iptal ettiğini anımsatan Arınç, “Oysa 100 milletvekilinin bu şekilde seçilebilmiş olması, Türkiye için temsil açısından yararlıdır” diye konuştu. ‘İki yıla kalmaz savaş’ mı? Başkan Bush’un savunma ve dış politika kadrosunu yeniden düzenleyerek etrafına savaştan yana politikacıları toplaması (The Times 06/01) da kimi kararların çoktan alınmış olabileceğini düşündürüyor. Geçen hafta, Los Angeles Times, neocon’ların yönetim üzerindeki etkilerinin yeniden artmaya başladığını aktararak, Associated Press ve UPI uçak gemileri USS Stennis’in ve USS Ronald Reagan’ın Basra Körfezi’ne gitmekte olduğunu yazarlar, USS Eisenhower’ın eylülden bu yana körfezde olduğunu anımsatırlarken, İngiltere’de Daily Mirror, Bush’un bir üst düzey danışmanı, CIA İran uzmanı Marc Gerecth’e dayanarak, Bush yönetiminde, özellikle İsrail’de savaş yanlısı eğilimlerde belirgin bir güçlenme olduğunu, ABD’nin iki yıl içinde İran’a mutlaka saldıracağını iddia ediyordu (04/01). Pazar günü de The Times, çeşitli İsrail istihbarat kaynaklarına dayanarak, bir İsrail saldırısının düşük verimli nükleer bombalarla yapılacağını ileri sürdü. Gazeteci Robert Fox, The First Post’taki yorumunda “Medya bizi yumuşatmaya mı çalışıyor” diye soruyordu (05/01). Bush, bugün yeni Irak politikasını, bu bağlamda da Irak’a ek asker göndereceğini açıklayacak. Eski NATO Başkomutanı Wesley Clark, nüfus/polis oranından hareketle Irak’ta sonuç alabilmek için en az 500 bin asker gerektiğini, söz konusu 2030 bin ekstra askerin, olsa olsa kısa dönemli, yerel amaçlı kullanılabileceğini, genel resmi etkilemeyeceğini söylüyordu (The Independent, 07/01). Sakın bu ek asker, yığınak vb… Irak’ta düzeni sağlamakla değil de yaklaşmakta olan İran operasyonuna yönelik ön tedbirleri almakla, örneğin El Sadr’ı tasfiye etmekle ilgili olmasın? erginy@tr.net http://erginyildizoglu.blogspot.com namikzafer@yahoo.com ‘Kürtler azınlık değil’ İtalya’da bulunan Sezer, ‘Kürt kökenli yurttaşların da azınlık haklarından yararlandırılması’ isteğine, ‘Kürtler çoğunluğun parçasıdır’ yanıtını verdi Dış Haberler Servisi İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano’nun davetlisi olarak bu ülkeye giden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Kürt yurttaşların “azınlık haklarından’’ yararlandırılmasını isteyen İtalya Temsilciler Meclisi Başkanı Fausto Bertinotti’ye Kürt kökenli yurttaşların azınlık değil çoğunluğun parçası olduğunu anlattı. İtalya gezisine dün başlayan Sezer, İtalyan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano tarafından resmi törenle karşılandı. Karşılamanın ardından iki Cumhurbaşkanı yaklaşık bir saatlik heyetlerarası görüşmeye başkanlık etti. Görüşmenin ardından iki Cumhurbaşkanı ortak açıklama yaptı. Napolitano ile görüşmelerinde iki ülkenin ortak ilgi alanına giren bölgesel ve uluslararası konulara ilişkin görüş alışverişinde de bulunduklarını bildiren Sezer, İtalya’nın AB üyeliğine verdiği güçlü destekten mutluluk duyduğunu söyledi. İtalya Cumhurbaşkanı Napolitano da Türkiye’de 500’ü aşkın İtalyan şirketinin faaliyette bulunduğunu belirterek Türkiye ile İtalya’nın, Ortadoğu barış sürecinde aynı görüşleri paylaştığını anlattı. Napolitano, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemeyi sürdüreceklerini belirtti. Sezer, İtalya Temsilciler Meclisi Başkanı Fausto Bertinotti ile bir görüşme yaptı. Görüşmede, Bertinotti’nin Kürt kökenli yurttaşların “azınlık haklarından’’ yararlandırılmasını istediği, Cumhurbaşkanı Sezer’in de Türkiye’de azınlık kavramının Lozan Antlaşması ve anayasada tanımlanmış olduğunu anımsatarak, Kürt kökenli yurttaşları azınlık olarak değil çoğunluğun bir parçası olarak gördüklerini söylediği öğrenildi. Olmazsa olmaz... Arınç, 2001’de ana başlıkları bu olan bir seçim sistemi öngördüklerini dile getirerek, parlamento dışındayken veya seçimden önce bunları konuşmanın kolay olduğunu, ancak parlamentoya girdikten sonra bunların gerçekleştirilemediğini belirtti. Yönetimde istikrar kadar, temsilde adaletin, “gerekli, olmazsa olmaz” olduğuna olan inancını dile getiren Arınç, şunları söyledi: “Türkiye, şu anda en son DYP örneğinde yaşandığı gibi yüzde 9.5 oy alan bir partinin 34 milyon oyunun boşa gittiği bir seçim sistemini taşıyamıyor. Ancak yönetimde istikrar açısından barajların muhafazasında ihtiyaç varsa, tartışılır. O zaman başka argümanlarda temsilde adaleti mutlaka yerine getirmemiz gerekir. Yarın AİHM’nin veya başka bir mercinin, Türkiye’ye ‘bunu yap’ demesi karşısında yapmak, ağırımıza gider.” Sezer’e torun kutlaması Öte yandan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in İstanbul’da bankacı olan oğlu Levent Sezer’in dün bir oğlunun olduğu öğrenildi. Sezer’in torunu olduğu haberini alan İtalya Cumhurbaşkanı Napolitano’nun Sezer ve eşi Semra Sezer’i kutladığı öğrenildi. Cumhurbaşkanı Sezer, İtalya Cumhurbaşkanı Napolitano ile görüştü. (Fotoğraf: AA) Öğretmenlerden savunma Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Talim Terbiye Kurulu (TTK) Başkanı İrfan Erdoğan’ın girişimleriyle TTK’deki görevleleri sona eren, ancak bakanlık merkez teşkilatta görevlendirilen öğretmenler kendilerini savundu.Yazılı açıklama yapan Hasan Işık, Emel Çoban, Okan Çoban ve Erol Duran, TTK Başkanlığı’nda çalıştıkları sürece herhangi bir kitabın komisyonlara dağıtımında, incelenmesinde ya da değerlendirilmesinde görev almadıklarını belirttiler. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’la başlattığı tartışma, siyasette kadın konusunu yeniden güncel hale getirdi. Deniz Baykal’ın eşiyle birlikte siyasi etkinliklere katılmaması bir tercih meselesidir. Olcay Baykal’ın tercihi, onun karar vereceği bir tercihtir. Söylenecek fazla bir şey olduğunu düşünmüyorum. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığının da eşi üzerinden yapılmasını doğru görmüyorum. Sonunda Cumhurbaşkanı olacak kişi erkektir. Onun aday olup olmaması onun üzerinden yapılmalıdır. Tayyip Erdoğan bence Cumhurbaşkanlığı’na aday olmamalıdır. Üzerinde uzlaşılabilecek bir isim tercih edilmelidir. Bu ayrı bir konu. ૽૽૽ Gelelim asıl meseleye. Türkiye’de kadın siyasette dışlanıyor. Sosyal Kadın Tartışması ve Gerçekler... demokratı da İslamcısı da fazla fark etmiyor. İkisine yön veren anlayış da erkek egemen anlayış. KADER’in (Kadın Adayları Destekleme Derneği) yaptığı bir araştırmayı, Birgün gazetesi dünkü sayısında aktarıyordu. Evrin Güvendik’in haberi Meclis’teki grubu olan iki partiye ilişkin rakamları ele alıyordu. Manzaraya bakalım: AKP’nin 20 kişilik Merkez Yürütme Kurulu’nda sadece 3 kadın bulunuyor. Oran yüzde 15 düzeyinde. 50 kişilik Merkez Karar ve Yürütme Kurulu’ndaki kadın sayısı ise 12. Oran yüzde 24. AKP’nin hiç kadın il başkanı yok. Aynı konuda sosyal demokrat CHP’ye baktığımızda benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. CHP’nin 81 kişilik Parti Meclisi’nde kadın üye sayısı 20. CHP’nin 21 kişilik Merkez Yürütme Kurulu’nda kadın üye sayısı 2. CHP’nin 81 il başkanından yalnızca 3’ü kadın. ૽૽૽ Yönetim kademelerinde bu kadar az sayıda kadın yer alırken, örgütlerde kadınların birçok ağır yükü omuzladığı da ayrı bir gerçek. Yani siyasette kadın yok değil var, ama yönetimlere getirilmiyor. AKP Kadın Kolları, Erdoğan’ın talimatıyla 6 ayda yapılan 5 binin üzerindeki toplantıda 224 bin kadınla bir araya gelerek hükümetin icraatlarını, kadın ve aileye bakışı anlattı. AKP yönetimi seçim öncesi kadın kollarını seferber ederken, kadın kolları ve teşkilatları aracılığıyla ev toplantıları, il ve ilçelerde salon toplantıları düzenliyor. ૽૽૽ Tabii bütün bu tabloyu en acıklı bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüyoruz. Meclis’te toplam 24 kadın milletvekili bulunuyor. Bu oran yüzde 4.5’le dünya sıralamasının en gerilerinde bir yerde duruyor. Üstelik bu konuda iktidarıyla muhalefeti arasında da bir fark bulunmuyor. Hükümette ise yalnızca bir kadın bakan yer alıyor. İşte ülkemizin gerçeği budur. Deniz Baykal, eşi Olcay Baykal’la siyaset meydanına çıksa ne olur, çıkmasa ne olur. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan’la birlikte dolaşsa, Emine Erdoğan parti içinde etkili olsa ne değişir ki! Burada sorun, siyaseti erkek egemen durumdan kurtarmaktır. Ülke mizin geleceği, demokrasinin kaderi kadın sorununa çok yakından bağlıdır. Bir ülkede kadın siyaset sahnesinde yoksa o ülkede demokrasi bir erkek demokrasisidir. Kadınların katılmadığı demokrasi ise yalan bir demokrasidir. Toplumun yarısını oluşturan kadınların siyaset dışına itildiği bir yerde adalet de olmaz, özgürlük de olmaz. Ben iktidar ve muhalefet partileri arasında kadınlar üzerinden yapılan erkek karakterli tartışmayı bu duygularla izlediğimi söyleyebilirim. Ne AKP’nin, ne CHP’nin ne de diğer siyasi partilerin bu konuda söyleyecekleri sözler inandırıcı değildir. Tablo ortadadır. Deniz Baykal ya da Tayyip Erdoğan, erkek egemen tabloları değiştirmeye niyetliler mi, değiller mi? Bunu bize söylesinler… Gerisi lafügüzaf… AKP’li üyenin kravat direnişi! Ⅵ MUĞLA (Cumhuriyet) Muğla İl Genel Meclisi’nin AKP’li üyesi Esat Mahmut Kaçar, 2007 yılının ilk meclis toplantısına da kravatsız geldi. AKP Grup Başkanvekili Cem Erkin, CHP’lilerin eleştirileri üzerine, “Kendisini uyardım, ama söz dinletemiyoruz. Yıllarca taktın şimdi mi zor geliyor?” derken, Kaçar “Yasalarda böyle bir madde yok” yanıtını verdi. Cinnet getiren polis iki kişiyi vurdu Ⅵ KONYA (AA) Konya’nın Selçuklu ilçesinde, bir süredir ilişkisi olduğu öne sürülen Neşe Balaban ve güvenlik görevlisi Adnan Kılıç’ı konuşurken gören polis memuru Azmi Ö, Balaban ve Kılıç’ı başlarına ateş ederek öldürdü. Evli olduğu belirtilen Azmi Ö, Konya Emniyet Müdürü Salih Tuzcu ve Asayiş Şube Müdürü Ercan Taştekin’e teslim oldu. Azmi Ö’nün aldatıldığını düşünerek cinnet getirdiği belirtildi. CUMHURİYET 04 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog