Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

4 NİSAN 2006 SALI CUMHURİYET SAYFA DİZİ 9 EVREN’DEN İNCİLER ⅷ Evleniyorum diye dedikodu çıkarmışlar. Onu bir yakalasam, dedikoduyu çıkaranı, 12 Eylül’den beter edeceğim. ⅷ Başbakan genç olmalı, ekonomiden anlamalı ve güzel olmalı. (6 Haziran 1993, Muğla) ⅷ Köşk iğneli fıçıdır, bana da çok iğneler battı. (7 Nisan 1991) ⅷ Ağlama çocuğum, sakın korkma, ben varken kimse korkmaz, sen de korkma. (18 Temmuz 1983, Erdek) ⅷ Din görevlilerine Rabıta’dan maaş verilmesi kararnamesini döviz sıkıntısı nedeniyle imzaladım. (28 Mart 1987) ⅷ Mülkiyet duygusu leyleklerde de var. (4 Aralık 1982, Eskişehir) ⅷ Karikatür sergisini gezerken: ‘‘Burada açık saçık karikatür yok değil mi?’’ (9 Eylül 1986, Ankara) ⅷ Plaketleri denize attım. ⅷ Plaketleri denize atmadım, askeri müzeye verdim. (9 Kasım 2000) ⅷ Ahlaka mugayir eserler sergisi açılsın, görmek isteyen oraya gitsin. (Aralık 1994) ⅷ Yazısında kendisine ‘‘küstah’’ diyen Nazlı Ilıcak’a: 12 Eylül döneminde hapse girmiş, gazetesi kapatılmıştı, kuyruk acısı var. (8 Temmuz 2000) ⅷ Klozetlerin arkasına destek koyun. (Turistik bir tesisi gezerken.) ⅷ Namaz kılınacak safları öyle ayarlamak lazım ki namaz kılanın ayağı arkasındakinin burnuna değmesin. ⅷ Kavunkarpuz mevsimi geldiğinde kesimi nerede yapacaksınız. (Milpa Torba Tatil Köyü’ndeki aşçılara, Mayıs 1985) ⅷ Ben hiçbir zaman ismimin böyle okullara, caddelere verilmesini arzu etmiyorum. Öyle şeylerden hoşlanan insan da değilim, ama burada okumuş bir kişi olarak bu isteği kıramadım, memnuniyetle kabul ettim. (13 Mayıs 1983) ⅷ Bir insan kendi heykelinin açılışına gelmez. Böyle şey dünyada görülmemiş. Ben heykel meraklısı insan değilim, fakat hemşerilerim birçok defa geldiler gittiler. Hatta onlara dediğim şu olmuştur: ‘‘Sakın ola ki Atatürk’ün heykelinden daha azametli olmasın bir, fazla para verilmesin iki, Alaşehir’e sarf edin bu parayı. ’’ Buna dair söz aldıktan sonra peki dedim. Ama ben bunun açılışına gelmedim. Ben sizleri görmeye, Alaşehir kendi memleketim olduğu için buranın dertleriyle ilgilenmeye geldim. (10 Nisan 1987) ⅷ Vatan hainliği yapan bazı aydınlarımız var. Ne yapayım ben böyle aydını? Bu millete hükmetmek için aydın olmak gerekmez. Son padişah Vahidettin de aydındı. O aydın değil miydi, cahil miydi? Ama memleketi düşmanlara teslim etti. Ben ne yapayım o aydını? (28 Mayıs 1984) ⅷ Biz bu yolda güvenle yürüyoruz. Şayet ecelle veya ecel dışı böyle bir şey olursa daha arkamızda binlerce Evren Paşa’lar var. (28 Mart 1981) ⅷ Ve yine biliyorum ki bu unvanın tevcihi (fahri profesörlük ve doktorluk unvanı)... bir şükran ifadesi olarak yapılmaktadır. (4 Ocak 1983) ⅷ Şuraya bir siyah fırça vurmuş, yanına yuvarlak yapmış. Burada da bir siyah, aralar beyaz. Burada bir siyah, arada yuvarlaklar. Baktım, baktım, dedim ki, ben Türkiye’ye gittiğim zaman resme başlayacağım. Ben de yaparım bunu. Herhalde Picasso olduğu için böyle pahalı bunlar. (3 Temmuz 1988) ⅷ Çocuklarınızı okutunuz. Kızlarınızı bu medeni dünyanın nimetlerinden mahrum edemezsiniz. Onlar kendi arzularıyla kız olarak dünyaya gelmediler. Allah öyle istediği için yaratıldılar. Onların da dünyanın bütün nimetlerinden istifade etmeye hakları yok mu? (28 Mart 1981) ⅷ ‘‘İşkenceci Paşa sergi açtı’’ diye yazarsanız bir daha sergi açmam. (10 Nisan 2002) ⅷ Resim yapmaya inadına devam edeceğim. (12 Nisan 2002) ⅷ Ressamlık bir uzmanlık işi değil. Hangi işi yapıyor olursanız olun, yine de resim yapabilirsiniz. (12 Nisan 2002) ⅷ Enflasyonun düşmesinin nedenlerini açıklarken: Halk bizden korktuğu için mallara zam yapmıyordu. Çünkü biliyordu ki zam yaparsa işyerini hemen kapatırız. ⅷ Emel Hanım’ı arzularım, ama böyle bir şey mümkün değildi. O reddedilecek bir kadın değil. Güzel ve çekici, değil mi? Elbette arzulanır, ama cumhurbaşkanı olarak böyle bir şey yapamazdım. ⅷ Emel Sayın’la beraber olsaydım, oldum derdim, ne var bunda? Erkeğim ben, çekinmem ki... ⅷ Âşık olmak istedim de bir türlü olamadım. ⅷ Türkeş arkadaşımdı, hapisten çıkması için ricacı oldum. (12 Aralık 2001) ⅷ Bir gün ‘‘Beni ya da bir MGK üyesini öldürürlerse o örgütün hapisteki bütün mensuplarını öldürmek lazım’’ dedim. Emekli olduktan sonra Marmaris’te ‘nü’ resimler yapan Kenan Evren’e öneri: Erdal Eren’in gözlerini çizebilir misin Paşam! vren ve kuvvet komutanları, Türkiye’de tarihin akışını değiştiren 12 Eylül darbesini gerçekleştirdiğinde ‘‘Genç Bakış’’ programında kendisiyle sohbet eden gençlerin büyük çoğunluğu doğmamıştı daha. Onlar için büyük talihsizlik. Kenan Evren, kendisinden önce iki darbeye komuta etmiş Cemal Gürsel ve Memduh Tağmaç’a oranla hayli farklı ve bir o kadar da renkli bir kişilikti. Aslında önceki iki darbenin liderleri kadar oluşum süreçleri de 12 Eylül’den farklı gelişmişti. Gerek 27 Mayıs gerekse 12 Mart’ta ordu içinde farklı görüşleri savunan grupların varlığı bir iç hesaplaşmayı da beraberinde getirdi. 12 Eylül’de benzer bir durum yaşanmadı. Elbette bunda, 12 Mart darbesinin oluşum sürecinde ABD orijinli darbeyi gerçekleştiren sağcı subayların 9 Martçı solcu subayları tasfiye etmesinin de payı var. 12 Mart’ta alt kademeden üst kademeye uzanan o kadar geniş çaplı bir tasfiye yapıldı ki, iyi yetişmiş birçok subayın önü böylece kesilirken gelecek vaat etmeyen, yetenekleri ve birikimi sınırlı birçok subayın da önü açılmış oldu. Bunlardan birinin de Kenan Evren olduğu su götürmez bir gerçek. 9 Martçılar tasfiye edilmeseydi ya da Namık Kemal Ersun, Demirel tarafından re’sen emekli edilmeseydi, Evren önce kuvvet komutanlığına ardından da Genelkurmay Başkanlığı’na kadar yükselebilir miydi? Şüpheli... Nitekim, bu kademeye yükselmesine kendisi de şaşırmış ve bunu bazı söyleşilerinde itiraf etmiştir. ÇIKAN T OMBALADAN ÜÇ DARBE LİDERLERİ Gerçekte üç darbe lideri de ‘‘tombaladan çıktı’’ demek yanlış olmaz. 27 Mayıs’ta düğmeye alt kademeler bastı. Darbeye liderlik yapması için Cemal Gürsel sonradan ikna edildi. (Numan Esin’in Anıları). 12 Mart’ta ise Faruk Gürler ile Muhsin Batur’un ürkekliği ve kararsızlığının yanında, Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç’ın son andaki manevrasını doğru okuyamamaları sonucunda sol yerine ordunun sağ kanadı darbeyi gerçekleştirmiştir. Darbenin hemen ertesinde 9 Martçılar tasfiye edilmiştir. Tasfiye edilenler arasında 5 general, 1 amiral, 35 albay ve daha alt kademedeki yüzlerce subaydan birçoğu emekli edilmiş, bazıları da tutuklanmıştır. 12 Mart’ta yaşanan bu tasfiyeden sonra ordu içinde farklı görüşler ortadan kaldırılmış ve bunun doğal sonucu olarak 12 Eylül darbesi diğer iki darbenin aksine alttan yukarı değil, yukarıdan aşağıya dikte edilmiştir. 12 Eylül yönetimi, Eren’i 18’den küçük olmasına karşın yaşını büyüterek idama gönderdi. E 1 2 Eylül darbesinin mimarı Kenan Evren, görevi süresince ahlak polisliğini kendine iş edindi. Muzır eserleri yasaklayan, eser sahiplerine göz açtırmayan 7. Cumhurbaşkanı emekli olduktan sonra sanatsal yönünü keşfedip doğa ve ‘nü’ resimleri yapmaya başladı. Evren, başta Hande Ataizi (solda) ve dünyaca ünlü buz patenci Katarina Witt’in ‘nü’ resimlerini yaptı. (Fotoğraflar: SABAH) 12 Eylül’de 26 kişi idam edildi 27 Mayıs’taki yargılamalarda başta Başbakan ve DP Genel Başkanı Adnan Menderes olmak üzere Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idamla cezalandırılmış. Bunun rövanşı 12 Mart’ta alınarak Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan adlı solcu öğrenci liderleri darağacına gönderilmiştir. 12 Eylül’de ise darbe lideri Kenan Evren’in ‘‘Asmayalım da besleyelim mi?’’ sözlerinden hareketle 8’i sağdan ve 18’i soldan olmak üzere toplam 26 siyasi mahkum idam edilmiştir. İdam edilen sol görüşlü gençlerden Erdal Eren’i, hakkındaki delil yetersizliğine, Yargıtay’ın üç kez kararı bozmasına ve suçu işlediği tarihte yaşının 18’den küçük olmasına karşın yaşını büyüterek idama gönderen 12 Eylül yönetimi, DİSK yöneticilerini de idamla yargılamaktan çekinmemiştir. Dönemin ünlü askeri savcısı Süleyman Takkeci, yıllar sonra yaptığımız bir söyleşide, ‘‘Bana engel olmasalardı CHP yöneticilerinin de idamla cezalandırılmasını isteyecektim’’ diyerek darbenin kime karşı ve hangi mantıkla yapıldığını ortaya koyuyordu. olmasın’’ diye cumhurbaşkanlığı seçimi ile birleştiren darbe lideri Kenan Evren, süresi dolup cumhurbaşkanlığından emekli olduktan sonra Marmaris’e yerleşerek kendini resme verdi. ‘‘Ressam’’ Kenan Evren, daha çok manzara ve nü portreler çiziyor. Nü portrelerinde çıplak model kullanmadığını belirten Evren, Nurseli İdiz’i de hayal gücüyle soyundurup çizmişti. Belki aklına gelmemiştir diyerek anımsatmakta yarar gördük: ‘‘Siz, yaşını büyütüp idam sehpasına gönderdiğiniz Erdal Eren’in gözlerini çizebilir misiniz Paşam? Aysel Gürel, Eren’in bakışlarını dizeleştirdi, Sezen Aksu besteleyip okudu. Size de resmini çizmek kaldı.” ‘RESSAM’ KENAN EVREN Anayasa oylamasını ‘‘masraf 12 EYLÜL’ÜN FARKI Kenan Evren liderliğinde gerçekleşen 12 Eylül darbesi, başka açılardan da diğer iki darbeden ayrılır. 27 Mayıs’ta parlamentonun kapatılması ve siyasi faaliyetlerin durdurulması kısa süreli olmuş, Cemal Gürsel başkanlığında geçici bir hükümet kurulmuş, bir yıl içinde de yeni anayasa hazırlanarak halkoyuna sunulmuştur. 12 Mart’ta parlamento içinde bütün partilerin katılımıyla partilerüstü hükümet kurulmuştur. 12 Eylül’de ise sadece parlamento kapatılmakla kalmayıp bütün siyasi partiler, Türkİş Konfederasyonu hariç bütün sendikalar, işveren örgütleri hariç bütün meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları kapatılmış ve yöneticileri hakkında davalar açılmıştır. 27 Mayıs’ta sadece DP’nin üst düzey yöneticileri hapsedilirken 12 Mart’ta solcu avına çıkılmış, yüzlerce asker ve sivil solcu tutuklanarak sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmıştır. Bu arada Faik Türün’ün yönetimindeki kontrgerillanın Ziverbey işkencehanesinde ülkenin aydınları işkenceden geçirilmiştir. 12 Eylül’de ise eşi benzeri görülmemiş bir baskı ve zulüm uygulanmış, tutuklamalar ve yargılamalar sırasında insanlık ve hukuk ayaklar altına alınmıştır. On binlerce insan tutuklanmış, üniversitelerde ve bürokraside tam bir kıyım yaşanmış, gözaltına alınan insanlar ağır işkencelere maruz kalmış ve aylarca hâkim karşısına çıkarılmayarak özgürlükleri gaspedilmiştir. Diyarbakır ve Mamak cezaevleri başta olmak üzere birçok tutuklu ve hükümlü evi, ölüm evlerine dönüştürülmüş, çok sayıda tutuklunun ağır işkenceler sonucunda cezaevlerinden ölüleri çıkarken birçoğu da onuruna yediremedeği bu insanlık dışı tutumu protesto ederek canına kıymıştır. Bu arada önceki iki darbeyi hafif hasarla atlatan Türk basını, 12 Eylül’de Menderes hükümetinin kurduğu Tahkikat Komisyonu’nun baskılarını arar hale gelmiştir. Cuntanın icraatlarına yönelik en ufak eleştiride gazeteler kapatılıyor, yazarlar ve gazete yöneticileri kendilerini ya sıkıyönetim mahkemelerinde ya da cezaevlerinde buluyordu. Evren, 80 öncesinde gözüne kestirdiği Antalya Belediyesi’nin duvarındaki Prometheus resmini darbeden sonra boyatarak kapattı ve duvara ‘Ne Mutlu Türküm Diyene” yazdırdı. (Fotoğraflar: Hürriyet) SÜRECEK CUMHURİYET 09 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog