Bugünden 1930'a 5,498,322 adet makale



Katalog


«
»

4 NİSAN 2006 SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER 7 DÜZ YAZI ORHAN BİRGİT Cini Şişeden Kim Çıkardı?.. Başbakan, hafta sonunda yaptığı konuşmalardan birisinde, terör olaylarının kamuoyuna yansıtılmasında medyadan sansür yöntemine başvurmasını istedi. İlk bakışta, kamuoyuna çok çekici gelebilecek olan bir otokontrol uygulamasının son olaylar için geçerliliğini yitirdiğini hükümet başkanı demek ki göremiyor. Oysa Ankara’daki ABD Büyükelçisi, Diyarbakır’da başlatılan; önce öteki Güneydoğu kent ve kasabalarıyla büyük kentlerimize sıçratılmak istenilen serhildan provaları için, bilinçli ve abartmalı bir saptırma ile, bölgede bugüne kadar görülen en ciddi sivil patlama eylemi nitelendirmesini yapmıştı. Hafta sonunu Almanya’da geçiren bir meslektaşım, televizyonlardan ‘‘Türkiye’de Kürt isyanı olduğu’’ haberlerini dinleyince dehşete kapıldığını anlattı. Fransız Liberation gazetesine göre de, olanlar Kürt öfkesinin uyanışı olarak görülmelidir. Washington’ın Ankara Büyükelçisi’nin de, Alman kamuoyunu bilgilendiren o ülke medyasının da bu gözlemleri, acaba gerçekleri değil, bazı dost ve müttefiklerimizin ileriye yönelik arzularını mı yansıtmaktadır? Mimarlar Odası: Kıyı Yasası’nda değişiklik taslağı, ülkeyi 40 yıl geri götürüyor Korsanlar karaya çıkıyor MEB yönetmeliği Danıştay’da Ⅵ ANKARA (ANKA) EğitimSen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin hukuka aykırı düzenlemeler içerdiği gerekçesiyle Danıştay’a götürdü. EğitimSen, Danıştay’a yaptığı başvuruda, Resmi Gazete’nin 4 Mart 2006 günlü sayısında yayımlanan yönetmeliğin iptalini ve yürütmesinin durdurulmasını istedi. İstanbul Haber Servisi Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu, ‘‘Kıyı Yasası’ndaki değişiklik taslağının’’ Türkiye’yi 40 yıl geri götürdüğünü, kıyılarımızdaki tüm hukuksal ve kamusal hakların da tehlikede olduğunu belirtti. Mimarlar Odası’nca yapılan yazılı açıklamada, taslağın, ülkemizdeki kıyı politikasının, bu zenginliğin korunması yerine ‘‘tahrip edilerek kullanılması’’ yönünde devam ettiği vurgulandı. Açıklamada, kıyılarımız için şimdiye dek, ‘‘deniz taşımacılığının yaygınlaşması’’, ‘‘balıkçılığın teşviki ve düzenlenmesi’’, ‘‘kentlerde deniz yaşamı ve kültürü’’, ‘‘plajların geliştirilmesi’’, ‘‘rekreasyon amaçlı kullanımlar’’ gibi işlevler için yeni yasaların gündeme bile gelmediğine dikkat çekildi. Öncelik rant hırsının ᮣ AKP iktidarının hazırladığı Kıyı Yasası’ndaki değişiklik taslağı, kıyılarımızdaki tüm hukuksal ve kamusal hakları tehlikeye sokuyor. Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, egemen siyasetin kıyılara bakışında yalnızca ‘‘imar rantı hırsı’’nın öncelik taşıdığına işaret edildi. Yardım kampanyası Ⅵ İstanbul Haber Servisi Eyüboğlu Eğitim Kurumları, 24 yıl önce Afganistan’ın kuzeyindeki Pamir Yaylası’ndan gelerek Van’ın Gercüş ilçesine bağlı Ulupamir köyüne yerleşen Kırgız Türkleri için yardım kampanyası düzenledi. Köpekleri ağaca astılar Ⅵ DİYARBAKIR (Cumhuriyet) Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi karşısındaki ağaçlık alanda sert cisimle vurularak itlaf edilen 5 köpeğin leşi tellerle ağaçlara asıldı. Diyarbakır Doğa ve Hayvanları Kuruma Derneği Başkanı Sevgi Ekmeçiler, daha önce de 5 köpeğin Ziraat Fakültesi önünde öldürüldüğünü belirtti. Banka soyuldu Ⅵ ADANA (AA) Adana Güzelyalı Mahallesi’ndeki bir banka şubesinden, başka şubeye transfer edilmek istenen paralar, poşetlenerek müşterilere kapalı odadaki masanın üzerine bırakıldı. Görevlilerin, paraları nakil aracına taşıdıkları sırada, bir torbanın yerinde olmadığını fark etmeleri üzerine durum polise bildirildi. Yapılan sayımda, kaybolan paranın 40 bin YTL olduğu belirlendi. Yıllardır hep ‘‘ilave imar hakları’’nı içeren düzenlemeler yapıldığına, egemen siyasetin kıyılarımıza bakışında yalnızca ‘‘imar rantı hırsı’’nın öncelik taşıdığına işaret edildi. Anayasal ilkelere aykırı yasal düzenleme geleneğinin, son tasarıda da sürdürüldüğü, üstelik bu kez, geçmişten kalan, uygunsuz ve çağdaş kıyı hukukuna aykırı yapılaşmaların bile ‘‘yeni ve benzer yapılaşmalara’’ yasal dayanak tutulmak üzere olduğuna vurgu yapıldı. Odanın saptama ve kaygıları özetle şöyle sıralandı: Kıyılar ve Hatta Deniz, ‘‘İmar Arsası’’ Yapılıyor: Kıyı hukukumuzun temel ilkesi, deniz kenarında ancak ‘‘iskele’’, ‘‘balıkçı barınağı’’, ‘‘plaj’’ vb. gibi, işlevi gereği kıyıda yer almaları zorunlu tesislerin yapılabileceğidir. Bunlar dışında sadece park ve dinlence alanları düzenlenebilir. Tasarıda ise yasanın bu en önemli kuralı değiştirilerek yine öteden beri kesin imar yasağı getirilen dolgu alanları, hatta ‘‘su alanı’’ bile, kıyıda bulunmaları asla zorunlu olmayan yapılaşma arsalarına dönüştürülmektedir. Dolgu özendiriliyor Kıyılarımızda kooperatifler aracılığıyla başlatılan kanunsuz ve plansız yapılaşmanın yarattığı kirlilik ortada iken yeni yasa ile denetim tamamen kaldırılıyor. Sermaye sahibinin kıyılarda istediği her şeyi yapabilmesini sağlayacak düzenleme ile dev yolcu gemileri için inşa edilecek limanlarla birlikte sahilde konaklama tesisi kurulabilmesinin de yolu açılıyor. dırmak’’ anlamına gelen bu kuralın nasıl bir hukuk devleti anlayışıyla tasarıya yansıdığını tanımlamakta bile güçlük çekmekteyiz. 40 Yıl Geriye Gidilecek: İşte böylesine bir ‘‘devlet’’ anlayışına sahip olanlarca kaleme alınan tasarının, kıyı düzeninde ülkeyi 40 yıl geriye götürecek önermesi ise ‘‘kıyıya imar yaklaşma sınırlarının eskiden kalma yapılar esas alınarak’’ belirlenmesi. Oysa söz konusu eski yapılar, vaktiyle ve o dönemin yasalarına göre izinli uygulamalar olsalar bile, kıyı yaklaşma sınırlarını 50 ve 100 metreye çıkaran çağdaş düzenlemelerde bunların ‘‘tekrar edilmemesi’’ esas alınmıştı. Tasarı ise bu kuralı kaldırırken ‘‘çağdışı kalmış’’ uygulamaları temel alan bir kıyı düzenini, ‘‘40 yıl geriye gidilerek’’ Türkiye’ye yeniden getirmek niyetindedir. İmar Planlarını Bile Yatırımcı Yapacak: Bütün bu talana ve tahribata dönük uygulamalar, hiç değilse ‘‘çevreye ve topluma karşı sorumlu mimarlık ve şehircilik kuralları’’yla bir ölçüde bile olsa önlenebilecekken tasarı bu olanağı bile yok ediyor. Öngörülen talan kurallarını esas alacak imar planlarının yapımını da ‘‘girişimcilere’’ bırakarak kamusal ve mesleki denetimin gerçekleşmemesini sağlıyor. Engelsiz pazarlama politikası Halktan destek yok Diyarbakır ve çevresinde başlatılmak istenen başkaldırı eylemi, arkasında beklediği halk desteğini bulamadığı için daha fazla büyüyememiştir. Dahası, güçlü ve kararlı güvenlik güçlerinin tutumu, o büyümeyi önleyen çok önemli bir etken olmuştur. Ateşe verilen bir banka şubesinde görevli dört vatandaşımızın, sığınmak için girdikleri kasa dairesinde alevler içinde kaldıklarını kaçımız biliyor? Dahası, bu vatandaşlarımızı ölümden kurtarmak için polislerin ölümü göze alarak ellerinde su hortumları ile alevlerin içine girdiklerini de?.. Medyamız da, Başbakan’ın suçlamasının aksine, o provaların bu tür sonuçlarını sağduyu sahiplerinin sabırlarını zorlamamak içinabartma yöntemini kullanmadan vermiştir. Hükümet, Güneydoğu’daki o provalara olduğu gibi, medyanın olayları yansıtma biçimine de yanlış teşhisler koymamalıdır. Kaldı ki artık çağımızda sorunlar yerel kalmamakta, sadece terör örgütünün televizyonu, haber ajansı ya da internet siteleri ile hedef kitleler beslenmektedir. O yayınlar sadece hedef kitleyi değil, bölgedeki öteki vatandaşlarımızı da kapsama alanlarında tutmaktadır. DTP sözcülerinin çelişkileri Sağduyu sahiplerinin, olaylardan kendi kentlerinin ve işyerlerinin zarar görmesinden doğan tepkilerini gidermek amacıyla, olayların baş gösterdiği sırada ön sıralarda görünen destekçiler, hızlı bir strateji değişikliğine gitmek gereğini duymuşlardır. DTP üst yönetiminin yanı sıra yerel sorumlular da bu stratejiye uyan açıklamalar yaparken çelişkiden kurtulamamaktadırlar. Örneğin sözünü ettiğim partinin Diyarbakır Merkez İlçe Başkanı’na göre olaylarda güvenlik güçlerini taşlayan çocuk kalabalığı tinercilerden oluşmuştur. İşyerlerini yakıp yıkanlar ise leş kargalarıdır. Halk bunları yakalayıp gerekli mercilere teslim etmelidir. (Kanal 7’de yapılan söyleşi) DTP eşbaşkanları, tekli ya da ortak açıklamalarında olayları benimsemediklerini söylüyorlar. Hatta dün düzenledikleri basın toplantısında, ateşin büyük kentlere sıçratılma yönündeki girişimleri de desteklemediklerini belirttiler. Ama deneyimli bir politikacı olması gereken Ahmet Türk de, partinin öteki yöneticileri de bununla yetinmeyerek yörede Le Monde gazetesinin dün yayımladığı yazıda adını koyarak yazdığı gibi ‘‘Şiddeti, yasadışı ayrılıkçı bir örgüt olan PKK’nin tırmandırdığını’’ kabul edip etmediklerini artık kamuoyu önünde belirtmelidirler. DTP yöneticileri, sorun olarak nitelendirdikleri karmaşanın çözümü için somut önerilerini yuvarlak, üstü yarı kapalı sözler yerine yazılı ve detaylı bir görüş açıklaması ile vermeyi düşünmüyorlar mı? Bunu yapmadıkları, aksine Öcalan posterlerinin gölgesinde tırmandırılmak istenilen gösteriler karşısında yuvarlak ve dün başka, bugün başka açıklamalarla durumu idare etmeye kalkıştıkları sürece, bırakınız ülkenin siyasal partilerinden birisi olmayı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kendilerine karşı hızla başlayan güvensizliğin daha da büyümesini önleyemeyeceklerdir. Teröristin kaybedeceği hiçbir şey yoktur. Dağdan kentlere ateş sıçratmayı denemek, terörist için elbette tek çözüm yolu olabilir. Ama bu topraklar üstünde yaşayan herkesin, ortak sorumluluk bilincini yitirmemesi için şiddetin karşısına el ele çıkması gerekmektedir. Cini şişesine sokmak için... maması gereken ‘‘kıyı dolgularını’’ daha da özendirecek, yatırımlar için uygun olmayan ya da yer bulunamayan kıyılarda ‘‘rant ve spekülatif amaçlı yeni dolgu alanları yaratılması’’nı teşvik edecektir. Denize bile otel yapılabilecek Kıyı Dolguları Özendiriliyor: Bu yaklaşım, deniz kenarının tümüyle ve ‘‘uygunsuz yapılaşmayla işgali’’ni getireceği gibi, esasen ekolojik açıdan da sakıncalı olan ve zorunlu olmadıkça kesinlikle başvurul Oteller ‘Denize’ Bile Yapılacak: Aynı anlayışın tasarıda ‘‘doruğa çıkan’’ rant hırsı ise ‘‘kruvaziyer limanları’’ (yolcu gemileri) ile bağlantılı ‘‘ti cari yapılar’’la birlikte (çarşılar, ofisler) ‘‘konaklama tesisleri’’nin bile kıyı kuşaklarında gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Yani topluma açık ve herkesin özgürce kullanımına ayrılması anayasal kural olan deniz kenarları, ‘‘liman tesisi’’ gerekçesi altında turistik tesislerle işgal edilebilecektir. Dahası, bu oteller ‘‘su alanında’’, yani denizin üstünde bile yükselebilecektir. Yatırımcıya, ‘‘Tapulu Arazilere El Koyma’’ Desteği: Yi ne yıllardır hemen hiçbir ranta dönük kıyı yasası düzenlemesinde ‘‘akla bile gelmeyen’’ en vahim kurallardan biri de ‘‘özel mülkiyetteki kıyı arazilerinin yatırımcıdan alınacak paralarla kamulaştırılıp sonra da aynı yatırımcıya tahsisi’’dir. Her şey yatırımcı için Kıyılardaki özel arazilerini satmayan ya da kendisi değerlendirmek isteyen vatandaşlarımızı ‘‘yatırımcı çıkarları adına devlet aracılığıyla cezalan Yerel Yönetimler Devre Dışında: Tasarının, çağdaş çevre ve imar anlayışının temel kuralı olan ‘‘yerel ve demokratik karar hakları’’nı da yok etmesi, tüm kıyılarda bu kanuna göre başlayacak yağma uygulamaları için belediyelerin, il özel idarelerinin ve diğer ilgili kurumların denetim, müdahale ve engelleme olanaklarını geçersiz kılması, bunu sağlamak için de tüm kıyılarda tek söz ve karar sahibinin ‘‘merkezi hükümet’’ olması, ülkedeki tüm değerlerin ‘‘engelsiz pazarlanması’’ politikalarında hangi düzeylere gelindiğinin de açık göstergesi. Sonuç olarak; Mimarlar Odası da diğer duyarlı kurum ve kuruluşların bu tasarıya tepkilerine katılmakta ve kamu yararı ile ulusal hak ve çıkarlarımızı savunan tüm kurumlarla birlikte herkesi, tasarının yasalaşmaması yönünde etkin tutum almaya davet etmektedir. Faks: 0 212 677 08 21 obirgit࠽ekolay.net GENEL KURUL TOPLANTISI KOOPC, yola devam kararı aldı Haber Merkezi KOOPC’nin dün yapılan genel kurulunda, geçmiş dönemde görev alan yönetim kurulu ile yola devam kararı alındı. Gazetemizin yan kuruluşu olan KOOPC’nin 7. Genel Kurulu İstanbul Tabip Odası’nda gerçekleştirildi. Genel kurula KOOPC Genel Başkanı ve gazetemiz imtiyaz sahibi İlhan Selçuk, gazetemiz yazarları ve kooperatif ortakları ile Çanta Belediyesi Başkanı Tahir Sert katıldı. Özden Gönül’ün divan başkanlığına seçilmesiyle başlayan genel kurulun açılış konuşmasını yazarımız Abdülkadir Yücelman yaptı. Daha sonra kürsüye gelen İlhan Selçuk, KOOPC’nin kuruluş sürecini ve geldiği noktayı özetleyerek Çanta’da yapımı devam eden Cumhuriyet Mahallesi’nde tüm altyapı çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu kaydetti. Selçuk, yardımlarından dolayı Çanta Belediyesi Başkanı Sert’e de teşekkür etti. Dr. Erdal Atabek de, bir kültür kooperatifi olan KOOPC’nin doğal tarım konusunda da projeler geliştirdiğini ve mahalle sakinleri ile birlikte bu konuda çalışmalar başlattıklarını söyledi. Konuşmaların ardından yapılan seçimler sonunda, geçen dönem görev alan yönetim kurulu üyelerinin yeni dönemde de görevlerine devam etmesine karar verildi. Okullarda artan şiddet olayları Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinin başına yerleşti. İlköğretim okullarının kapısındaki işporta tezgâhlarında satılan bıçaklar bir anda gazetelerin birinci sayfalarına yerleşti. Delikanlılık ve genç kızlığın sınırındaki çocukların birbirlerini öldürmesi, okullarda artık geçmişte kaldığını sandığımız dayağın hâlâ bir ceza olarak kullanıldığını görmek velileri derinden sarstı. İlk önce yurdun dört bir yanından okullarda ve çevresindeki şiddet olayları manşetlere taşındı. Uzun süren analizlerden sonra medyada boy gösteren uzmanların büyük kısmı suçluyu bulmakta gecikmedi. Hem de bir örnekten yola çıkarak suçlu anında bulundu. TV’de yayımlanan Kurtlar Vadisi dizisinde yer alan ‘‘Mafyacı’’ Polat Alemdar’a özenerek arkadaşını bıçakla ENTERNET / MEHMET SUCU Şiddet Yaşamın Her Alanında yan genci örnek gösteren uzmanlar, faturayı bu diziye ve oyuncularına kesti. Hemen peşinden bu dizinin yayından kaldırılması için kampanya gibi haberler düzenlendi. Medya bunu yaparken bile bir çifte standart uygulamaktan çekinmedi. Kurtlar Vadisi dizisini eleştiren ve okullardaki şiddetin faturasını bu diziye kesen haberlerin yer aldığı aynı sayfada dizinin reklamı yayımlanıyordu. Oysa birkaç hafta önce aynı dizinin filmi, Kuzey Irak’ta Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesinin rövanşını almıştı. Emperyalist ABD’ye karşı beyazperdede verilen bir yanıttı. Sonunda yayınlar sonuç verdi. Medyamızın ünlü köşe yazarlarının bir süre önce kahraman ilan ettiği Kurtlar Vadisi, geçen hafta ilk 10 dakikası yayımlandıktan sonra yayından kaldırıldı. Diziyi yayından kaldıran kurum, ilk 10 dakikanın ardından yayını keserken özür bile dilemedi, nedenini söyleme zahmetine bile girmedi. ૽૽૽ İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, olayların medyada geniş yer bulması üzerine bir açıklama yaparak aldıkları önlemleri anlattı. Anımsamakta yarar var. Balıbey, İstanbul’da 2.5 milyon öğrenci bulunduğunu ve bu kadar çok öğrencinin olduğu bir yerde çok dikkatli davranmak gerektiğini vurgulamıştı. Balıbey, şöyle konuşmuştu: ‘‘Okullarda öğrencilerin üst ve çanta aramalarını sıklaştırdık. Anne babayı bilgilendirme çalışmalarımız var. Hedefimiz 800 bin aileye mehmet࠽cumhuriyet.com.tr gidince çocuğu ve eşiyle birlikte hangi yürek ferahlığı ile oturup sohbet edebiliyor? İzlemeye gittiği futbol maçında en galiz küfürleri edip oturduğu koltuğu sahada top oynayanlara atan baba, evine gidince çocuğunun okulundaki şiddete karşı nasıl tepki gösteriyor acaba? Bu soruları çok uzatmak olası. Hemen hepsi birer toplumsal gerçeklik. Ama çağımızdaki şiddetin bulaşıcı etkisinin nedenleri bambaşka. Okullardaki şiddet özellikle ABD’de çok yaygın. ABD’de, okullara her gün yaklaşık 200 bin silahın getirildiği tahmin ediliyor. Bu sayısal veri tek başına insanı dehşete düşürmeye yeter de artar. Kapitalistleşme süreci yoğunlaştıkça, küreselleşme kültürü dayatıldıkça bu ve benzeri sorunlarla daha çok karşılaşacağa benzeriz. ulaşmak ve onlara çocuklarını sokaklardaki tehlikelerden, maganda kültüründen nasıl koruyabileceklerini öğretmek.’’ Balıbey, çok önemli bir noktaya vurgu yapıyordu. Ailelere ulaşmak ve çocuklarını bu kültürden nasıl koruyacaklarını öğretmek gerekliliğinden söz ediyordu. Konunun belki de en can alıcı noktası da burası değil mi? Öğretmeninden velisine kadar hemen herkes zaten şiddeti yücelten ve medyadan fışkıran bir kültürle beslenmiyor mu? Dünün kahramanları bugünün sanık sandalyesinde oturmuyor mu? Dün sanık sandalyesinde oturanlar bugün kahraman olmuyor mu? İşyerinin önünde gösteri yapan öğrencileri linç etmeye kalkan baba, eve CUMHURİYET 07 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog