Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 4 NİSAN 2006 SALI 4 ALİ SİRMEN HABERLER DÜNYADA BUGÜN Diyarbakır’da yaralanan bir kişinin daha ölmesiyle bölgedeki can kaybı 12’ye yükseldi İsmail Cem’i Dinlerken Geçen hafta pazartesi günü, Bilgi Üniversitesi’nde İsmail Cem’i dinledim, konu ‘‘Türkiye ve Ortadoğu’’ idi. Son zamanlarda sağlık sorunları nedeniyle aktif siyasetten bir süreliğine uzak kalmış olan gazeteci dostum, herkesin bildiği gibi çok kendine özgü bir politikacıdır. Daha delikanlılık çağlarında yazdığı kitapta Türkiye’nin azgelişmişliğini ve nedenlerini irdeleyen, 1977 yılında ‘‘Tarih Açısından 12 Mart, Tarihteki Yeri ve Sonuçları’’ adlı bir yapıt yayımlayarak, bu darbeye çok özgün bir biçimde eğilen İsmail Cem, kitap sahibi ender politikacılarımızdan biridir. Kuşku yok ki, İsmail Cem, yabancı dillere vukufu, kültürü, yaşam gustosu, sanatla içli dışlılığı ile bir elittir. TRT Genel Müdürlüğü sırasında, değerini sonraki uygulamaları gördüğümüzde daha iyi anladığımız başarısı da bu niteliklerinden kaynaklanmıştır. Bu elit tavrı Cem’in siyasal yaşamında, hep halktan yana tavır koymasını engellemediği gibi, bu gibi vasıfların hiç de muteber sayılmadığı sandık savaşlarında altta kalmasına da neden olmamıştır. Uzun süren Dışişleri Bakanlığı sırasında, TürkYunan yakınlaşmasına, tabii ki koşulların da yardımıyla, büyük katkıda bulunan Cem salt bu hizmeti dolayısıyla tarihe geçecek bir kişidir. Kısacası, seçkin bir gazeteci, ülkemizde ne yazık ki örneğine az rastlanan aydın bir politikacı ve devlet adamı olan İsmail Cem’in dış politika konularındaki görüşlerini dinlemek, kaçırılmaması gereken bir fırsattı. ૽૽૽ Cem, konuşmasının ilk bölümünde, 1. Dünya Savaşı sırasında Araplar ile aramızın açılmasına yol açan olaylardaki yanlış algılamaları, yanlış bilgilenmeleri yüzünden ülkemizin Ortadoğu’ya yabancılaşma süreci içine girdiğimizi vurguladıktan sonra ‘‘12 Mart’’a değindi. İsmail Cem’e göre 12 Mart’ta Süleyman Demirel’in devrilmesinin ardında Amerikan parmağı bulunuyordu ve bunun nedenleri de Süleyman Bey’in Ortadoğu’da proİsrail tavır yerine daha Arap yanlısı bir tutumu benimsemesiyle birlikte, salt ekonomik kalkınma kaygısıyla, dış ilişkiler yelpazesini çeşitlendirerek SSCB ile ekonomi alanındaki yakınlaşma idi. 12 Eylül döneminde Demirel’in Dışişleri Bakanı Çağlayangil ile yaptığım, pek az bir bölümü Cumhuriyet’te yayımlanan çok uzun özel görüşmelerin ışığında, buna Amerikan casus uçağı U2 olayı ile Karadeniz’deki bazı dinleme tesislerinin kapatılmasını da ekleyebiliriz. Tarihçi ve araştırmacı yazar, Prof. Dr. Çetin Yetkin, ‘‘Türkiye’de Askeri Darbeler ve Amerika’’ adlı yapıtında da bu gözlemi doğrularken bir gerçeği de vurguluyor: İç politikada ve Türkiye’de laik, demokratik cumhuriyet rejiminin baltalanması konusunda, Demirel ile ABD arasında bir zıtlık olmaması, dış politikadaki çelişkiyi önlememiştir. Garip bir gaye birliği ve zıtlığın kucak kucağa yaşadığı oluşumdur söz konusu olan. ૽૽૽ Kısacası, kimi zaman, Cumhuriyet’in temel nitelikleri ve Türkiye’nin iç yapısı konusunda ABD ile görüş birliği içinde olan iktidarlar ile Washington arasında dış politika konusundaki ayrılıklar büyük uçurumlar doğurabiliyor. Bu sütunda 25 Mart 2006 tarihinde yayımlanan ‘‘Büyük İttifak Sonunda Bozuluyor mu?’’ başlıklı yazıda da, bu olguya değiniliyor ve AKP’nin baş destekçisi olan (bence bu destek içerdekinden de daha önemli) Washington’u gittikçe tedirgin etmekte olduğu, ittifakın zedelendiği belirtiliyordu. İsmail Cem de geçen haftaki konuşmasında aynı tanıyı dile getirdi. Deneyimli Dışişleri Bakanı’na göre bunun nedeni, 1 Mart tezkeresinden çok, Tayyip Bey’in Dışişleri’ni kale almadan, kendi danışmanlarıyla yürüttüğü dış politikadır ve Türkiye şu anda Ortadoğu politikasında dışlanmış, sözüne kulak asılmaz bir ülke haline gelmiştir. İsmail Cem özellikle üç olay üzerinde duruyor. 1 Felluce olayları için Hükümet yetkililerinin ‘‘soykırım’’ demeleri. 2 Irak seçimlerini alaycı, küçümseyici ifadelerle nitelemeleri. 3 Hamas’ın ABD, İsrail ve Yahudi lobisini çıldırtan ziyareti. Bütün bunlar, Tayyip Erdoğan’ın ABD politikasına karşı ideolojik tutumundan değil, ‘‘büyük ittifakın’’ gereklerini yerine getirmekteki beceriksizliğinden kaynaklanmaktadır. Washington’un nabzını tutan Yasemin Çongar da, ABD’nin Erdoğan’a kuşkucu bakışını Milliyet’teki köşesinde dün açıklıyordu. Burada çok üzerinde durduğumuz, Erdoğan ile simgeleşen ılımlı İslam modelinin sınırları ve neden gerçekleşemeyeceği ayrı bir yazı konusu. Ama Erdoğan’ın kendi tavrıyla, eninde sonunda, dış odaklı ılımlı İslam modelinin sorgulanmasını gündeme getireceğini hep vurguladık. Nitekim getirdi de... Aferin ona! DÜZELTME: Tiyatro Sanatçısı ve Yazar dostum, Macide Tanır Hanımefendi, önceki gün telefon ederek, İstanbul Sinema Günlerinde, ‘‘Kültür!’’ Bakanı Atilla Koç’un alkışlanmasının protesto anlamını taşıdığını belirtti. Büyük sevinç duyarak, bu yanlışımı düzeltirim A.S. DTP il başkanı tutuklandı MAHMUT ORAL/ ARİF ARSLAN/ ARİF FARAÇ/ ADNAN AVUKA/ İBRAHİM KARAASLAN Bölgede günlerdir süren olaylarda can kayıpları artıyor. Diyarbakır’da yaralanan bir kişinin daha yaşamını yitirmesiyle olaylarda ölenlerin sayısı 12’ye yükseldi. Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde çıkan olaylarda göstericileri dağıtmak için ateş açan bir korucunun kendisini hedef aldığını iddia eden DTP’li Belediye Başkanı Emrullah Cin, sığındığı dükkândan polis korumasında çıkarıldı. PKK militanlarının cenazelerinin kaldırıldığı Diyarbakır’da 28 Mart günü çıkan olaylarda yaralanan 19 yaşındaki Emrah Fidan hastanede öldü. Valilikten yapılan açıklamada, olaylarda 161’i sivil, 199’u güvenlik görevlisi 360 kişinin yaralandığı bildirildi. Yaralılardan 31’inin tedavisinin sürdüğü belirtildi. Açıklamada, 320 işyerinin zarar görmesine yol açan olayların ardın ᮣ Öldürülen 4 teröristin Diyarbakır’daki cenaze töreni öncesi Roj TV’ye çıkarak halkın yürüyüşe katılmasını isteyen DTP Batman İl Başkanı Karabulut, hakkında verilen tutuklama kararı doğrultusunda savcılığa gelerek teslim oldu. dan gözaltına alınan 566 kişiden 354’ünün tutuklandığı bildirildi. Tutuklanan çocuklardan Mustafa Özkan’ın önceki hafta Finansbank’a atılan bombanın faili olduğu öğrenildi. DTP üst düzey yöneticileri ve belediye başkanları dün Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’i ziyaret etti. Demokrasi Platformu üyeleri de Baydemir’e destek için açıklama yaptı. Öte yandan gösterilere katılmak için 4 gün önce evden ayrıldığı belirtilen M.M’nin (17) cesedi morgda bulundu. teylleri ile saldırırken polis gaz bombası kullandı. Bu sırada göstericiler ile ilçede görev yapan Dotki Aşireti mensubu korucular arasında tartışma yaşandı. Bir korucu, göstericileri dağıtmak için rasgele ateş açtı. Seken kurşunlardan biri, göstericilere müdahale eden bir polisi ayağından yaraladı. Olay sırasında DTP’li Başkan Cin, olay yeri yakınlarındaki bir dükkâna sığınmak zorunda kalırken polislerin korumasında belediye binasına götürüldü. Cin, silahla açılan ateşin asıl hedefinin kendisi olduğunu iddia etti. Ceylanpınar ilçesinde işyeri sahiplerine kepenk kapatma çağrısında bulunan 4 DTP’li de gözaltına alındı. da gözaltına alınan 41 kişiden 38’i tutuklandı. Tutuklananlar arasında 5 çocuk da bulunuyor. DTP İl Başkanı Ayhan Karabulut ise hakkında verilen tutuklama kararı doğrultusunda avukatıyla birlikte savcılığa gelerek teslim oldu. Karabulut, Batman M Tipi Cezaevi’ne konuldu. Suriyeli militanın cenazelerinin ilçeye geleceğini duyan esnaf, dükkânları kapadı, sokaklar boşaldı. Mersin Mersin’de olayları protesto etmek için DTP önünde toplanan Mersin Demokrasi Platformu üyeleri Atatürk Caddesi’ne yürüdü. Burada yapılan basın açıklaması sırasında bir kişi Türk bayrağı açarak gruba tepki gösterdi. Protestocu, polis tarafından olay yerinden uzaklaştırıldı. Mardin Mardin Valisi Mehmet Kılıçlar, Kızıltepe ve Nusaybin ilçelerindeki izinsiz gösterilerde çıkan olaylarda 2 göstericinin yaşamını kaybettiğini, 8 polis memuru ile 18 göstericinin yaralandığını, 58 kişinin de gözaltına alındığını açıkladı. Kızıltepe’de dün güne sakin başlayan yurttaşlar, öğleden sonra dedikodu nedeniyle paniğe kapıldı. Malatya’da morgda bekletilen 3 Muş Muş’ta DTP, KESK ve Tutuklu Aileleri Derneği üyelerinden oluşan 40 kişilik grup, belediye binası önünde toplandı. Aralarında Varto Belediye Başkanı Demir Çelik’in de bulunduğu grup, basın açıklamasının ardından bir süre oturma eylemi yaptı, daha sonra Öcalan lehine slogan atarak DTP il binasına kadar yürüdü. Şanlıurfa Viranşehir ilçesinde ise Cumhuriyet Caddesi’nde protesto yürüyüşü yapan göstericiler ile polis arasında arbede çıktı. Göstericiler molotofkok Batman Batman’da meydana gelen olaylar TMY gelecek hafta Meclis’te İĞNELİ FIRÇA ZAFER TEMOÇİN AKP’li Gündüz ‘Gözaltı süresi uzatılmaz’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Terörle Mücadele Yasa Tasarısı’nın önümüzdeki hafta Bakanlar Kurulu’nda görüşüleceğini, ardından da TBMM’ye sevk edileceğini söyledi. Yasayla, gözaltı süresinin uzatılmasının söz konusu olmadığını belirten Çiçek, terörist cenazelerindeki olayların önlenmesi amacıyla, teröristin öldüğü yere gömülmesine yönelik düzenlemenin tasarıda yer alabileceğini kaydetti. Bakanlar Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplandı. Toplantının ardından açıklama yapan Çiçek, toplantıda son dönemde çeşitli kentlerde yaşanan olayların masaya yatırıldığını söyledi. Güvenlik güçlerine ve yargı mensuplarına olaylardaki tutumları nedeniyle teşekkür eden Çiçek, ‘‘Özellikle güvenlik güçleri halkla teröristleri ayıran bir yaklaşım içerisinde olmuştur. Bu yaklaşımı her türlü takdirin de üzerindedir’’ dedi. Terörle Mücadele Yasası Tasarısı’nın bu hafta netleştirileceğini söyleyen Çiçek, ‘‘Özgürlük güvenlik dengesi sağlanarak, güvenlik birimlerinin ihtiyaçları dikkate alınarak ve dünyadaki gelişmelere uygun olarak bir tasarı hazırlıyoruz’’ diye konuştu ‘35 çapulcu’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) AKP Grup Başkanvekili İrfan Gündüz, Terörle Mücadele Yasası’nın değiştirilmesi konusunda hükümetin çalışması olduğunu belirterek ‘‘Türkiye’nin geldiği noktadan geriye gitmesine kimse razı olamaz. Ama vatandaşın huzur iklimini 35 çapulcunun bozmasına da rıza gösterilemez’’ dedi. TBMM’de soruları yanıtlayan Gündüz, CHP’nin “gerekli önlemlerin alınmadığı” yönündeki eleştirilerinin anımsatılması üzerine ‘‘Türkiye’nin küresel güç haline gelmesini istemeyen mihrakların hedefleri nedir? Ekonomide kaydedilen rakamların Doğu ve Güneydoğu’ya ulaşmasını engellemeye yöneliktir’’ dedi. Gündüz, kimsenin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücünü sınamaması gerektiğini kaydetti. zafertemocin@postamatik.com ‘Önce PKK terör örgütü desinler’ Merkez Bankası Başkanlığı ile ilgili bir soru üzerine ‘‘Yeni bir isim Sayın Cumhurbaşkanı’na teklif edilecektir. Onu bu hafta içerisinde büyük bir ihtimalle göndeririz’’ diyen Çiçek, DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün Başbakan’la görüşmek istediğinin anımsatılması üzerine, ‘‘Evvela PKK’nin bir terör örgütü olduğunu bir açık yüreklilikle söyleyiversinler” yanıtını verdi. ‘Tahammül sınırı zorlanıyor’ Üniversite ve sivil toplum örgütleri, iç ve dış provokasyonlara karşı hukuk ve demokrasi ilkeleri doğrultusunda etkin önlemlerin ‘acilen’ alınmasını istedi Haber Merkezi Diyarbakır’da başlayan, Türkiye’nin çeşitli illerine yansıyan olaylara karşı üniversite ve sivil toplum kuruluşlarından tepkiler yükseliyor. İzmir’deki 5 üniversite, Ankara’daki Başkent Üniversitesi Senatosu ve Müdafaai Hukuk Derneği, olaylara karşı etkin ve kararlı mücadele çağrısı yaptı. Diyarbakır, Batman, Van, Mardin ve Siirt’teki terörist eylemler üzerine, İzmir’de bulunan Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi senatoları ortak açıklama yaptı. Açıklamada, son dönemde gerek dünya konjonktüründeki barışı tehdit eden gelişmeler, gerekse Türkiye’deki iç barışa yönelik saldırılara rağmen, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘‘dimdik’’ ayakta olduğu vurgulandı. da gerekli tüm önlemlerin alınması için başta Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümet olmak üzere tüm anayasal kurumları göreve davet ediyoruz’’ denildi. bütünlüğünü, hukuk ve demokrasi değerlerini yükseltecek nitelikte etkin bir kararlılığı ortaya koymaya çağırdığını’’ açıkladı. Müdafaaİ Hukuk Derneği Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada ise olaylar ‘‘devlete başkaldırı’’ olarak nitelendirilerek ‘‘Başta sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere devletin tüm yasama, yürütme ve yargı görevini üstlenmiş, ülkeyi savunmak ve güvenliğini korumakla görevli olanlara, daha vahim durumlarla karşılaşmadan gereğini yapmaları için çağrıda bulunuyoruz’’ denildi. Erdoğan bölgeye gitmeye hazırlanıyor Öte yandan Erdoğan, terörist cenazelerinin ardından yaşanan olaylarla gündeme gelen Diyarbakır ve Tunceli’ye gitmeye hazırlanıyor. Erdoğan, bu hafta sonu başlayacak ve haziran ayı başına kadar sürecek AKP il kongrelerinin birçoğuna katılmayı kararlaştırdı. Taslak listeye göre Erdoğan, 14 Nisan’da Tunceli, 3 Haziran’da da Diyarbakır il kongrelerine katılarak ‘‘birlik beraberlik’’ mesajı verecek. Erdoğan geçen yıl gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretinde ‘‘Kürt sorunu vardır’’ sözleriyle büyük tartışma yaratmıştı. Yaşam hakkına gasp Başkent Üniversitesi Senatosu da dün yayımladığı bildiride, ‘‘hiçbir özgürlük, demokrasi, yasa ve meşruiyet anlayışına sığmayan, insanlarımızın yaşam hakkını gasp eden, tahammül sınırını zorlayan ve yasaların suç saydığı bu eylemler karşısında Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını, ülke Anayasal kurumlara çağrı Açıklamada, ‘‘Ülkemizin birlik ve bütünlüğüne yönelik iç ve dış provokasyonlara karşı hukuk ve demokrasi ilkeleri doğrultusun asirmen࠽cumhuriyet.com.tr ÇOCUKLARIN KULLANILMASI DTP, Erdoğan’ın sözlerini eleştirdi ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) DTP Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın terör örgütünün eylemlerde kullandığı çocuklara ailelerinin sahip çıkması gerektiğine ilişkin sözlerini eleştirdi. Tuğluk, ‘‘Sayın Başbakan şunu bilsin ki, bizler de bu ülkenin ve çocuklarımızın geleceği için çocuklarımıza bedenimizi siper edeceğiz’’ dedi. Tuğluk, Eşbaşkan Ahmet Türk ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, DTP Merkez Yürütme Kurulu’nca hazırlanan açıklamayı okudu. Bingöl’deki operasyonda ölen teröristler için ‘‘gerilla’’ ifadesinin kullanıldığı açıklamada, yaşananlardan hükümetin sorumlu olduğu belirtildi. Açıklamada, İstanbul’daki saldırılarda masum insanların ölmesinden derin üzüntü duyulduğu kaydedildi. Ahmet Türk, terör örgütünün eylemlerde çocukları kullanmasının nasıl değerlendirildiğinin sorulması üzerine, ‘‘Hiçbir hareket, hiçbir zaman çocukları piyon olarak kullanmaz. Bu doğru değil’’ dedi. Güneydoğu’da 14 PKK’linin öldürülmesiyle başlayan ve tüm ülkeye yayılma eğilimi gösteren olaylar, korku verici bir boyuta ulaşmış durumda. PKK’nin gerilimi arttırmak ve bir iç çatışmayı körüklemek amacına kilitlendiği anlaşılıyor. Yapılan eylemleri başka türlü açıklamak, yorumlamak mümkün değil. Şiddetin şiddeti doğurduğunu herkes gibi PKK’liler de biliyor. O zaman bütün bunlar ne anlama geliyor? PKK ne yapmak istiyor? PKK eylemlerine bakınca tam olarak ne istediklerini anlamak mümkün değil. Nevruz gösterileri sırasında hemen tek talep gündeme geldi: ‘‘Öcalan irademizdir.’’ Bu ne anlama geliyor? Siz bu sorunu çözmek isterseniz, gidip Öcalan ’la konuşun. Nevruz gösterileri sırasında bazı DTP’lilerin de benzer şekilde ‘‘Öcalan irademizdir’’ çağrısına destek verdiklerine tanık olduk. Yani, siz Öcalan’ı muhatap kabul edinceye kadar biz şiddet eylemlerini tırmandıracağız demek istiyorlar. Böy Yasal Kürt Siyasetçileri le bir talebin tepkiyle karşılanacağını PKK’liler bilmiyorlar mı? Bilmemeleri mümkün mü? O zaman neden böyle davranıyorlar? Sorunu tamamen içinden çıkılmaz hale getirip, konuyu iyice uluslararası boyuta taşımak mı istiyorlar? ૽૽૽ ‘‘Öcalan irademizdir’’ bastırmasının arkasında kim var? Öcalan mı? Bundan çok emin olamayız. Öcalan’ın cezaevinde tecrit koşullarında, bazı gazetelerin bile bir kısmının kesilip verildiğinin söylendiği koşullarda, bu olaylara hâkim olup yönlendirmesi mümkün mü? Çünkü son 6 ay içinde Öcalan’la avukatları ancak birkaç görüşme yapabildiler. Öcalan’ın son görüşmede Nevruz gösterilerini kendisine anlatan avukatlarına, ‘‘Ortaya çıkan iradeye saygılı olunsun’’ dediğini Ülkede Özgür Gündem gazetesi aracılığıyla avukatları aktardılar. Avukatları tam olarak ona ne aktardılar? O bunu nasıl anladı, bilemiyoruz. Bu nedenle Öcalan’ın sürece egemen olduğunu iddia etmek çok zor. Sert çatışmaların Öcalan’ın daha da zor koşullara mahkum edilmesini beraberinde getireceğini Öcalan hesap edemez mi? O zaman bu gerilim stratejisini kim planlıyor? Kandil’deki PKK’liler mi? Onlar neden böyle bir gerilimi istiyor olabilirler? Siyasi alanın ellerinden kaçacağını düşünerek inisiyatifi elde tutmak ve bölgedeki ülkelere kendilerini muhatap kabul ettirmek için böyle bir yola başvurabilirler. Bu arada Erdoğan hükümetinin Hamas liderlerini kabul etmesine ABD yetkililerinin kızdığını biliyoruz. ABD’nin bu kızgınlığını PKK’liler kendi lehlerine değerlendirmek istiyor olabilirler. ૽૽૽ Bu gerginlik stratejisinin iki önemli sonucu daha oluyor. Kürt siyasi hareketinin legal alandaki temsilcileri tamamen köşeye sıkışıp zor duruma düşüyorlar ve kelimenin tam anlamıyla iki ateş arasında kalıyorlar. Bir yanda PKK’nin bastırması, öte yandan kamuoyunun hedef olarak onları görmeleri, işlerini zorlaştırıyor. Bu kadar ağır bir bastırmayı idare edebilmek kolay değil. Nitekim yasal Kürt siyasetçileri hata üstüne hata yapıyorlar. Nevruz kutlamalarında ‘‘Öcalan irademizdir’’ sloganının baskın hale gelmesine bir anlamda ortak oldular. PKK’nin şiddet eylemlerine hiçbir tepki gösteremediler. Tek taraflı olarak devlet güçlerini eleştirdiler. Bu da onları daha fazlasıyla köşeye sıkıştırdı. Süreç öyle görünüyor ki, DTP’li yöneticilerin ve DTP’li belediye başkanlarının baskı altına alınmasını, tutuklanmalarını beraberinde getirecek. Yasal temsilciler tamamen bertaraf olabilirler. PKK’nin böyle bir süreci planlamış olması mümkün. O zaman tek muhatap olarak kendilerinin kalacaklarını düşünebilirler. Tabii sürecin sert leşmesiyle birlikte hükümet de zor duruma düşüyor. Demokratikleşme konusundaki planların hiçbir şansı kalmıyor. İnisiyatif ister istemez askeri alana kayıyor. ૽૽૽ PKK’nin ya da onların böyle hareket etmesini isteyen güçlerin planı şöyle özetlenemez mi: Amaç DTP’lileri ve siyasi demokratikleşme şansını tamamen ortadan kaldırmak ve kanlı bir sürecin yolunu açmaktır. Bu nerede durur? Şimdiden kestirmek zor. Ancak onların kendilerine göre bir planı olduğu belli. Şiddetin amacı buysa, barış isteyenlerin amacı tam tersi olması gerekmez mi? Sorunun çözümünde muhatap olacak güçler, er geç yasal siyaset alanından çıkacaktır. Bu alanı korumak ve işlerliğini geliştirmek gerekiyor. Kürtler ise bu kanlı sürece engel olabilmek amacıyla şiddete karşı daha cesur bir tavır ortaya koymak durumundalar. Türkiye’nin de bir demokrasi ve çözüm planı olması gerekmiyor mu? CUMHURİYET 04 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog