Bugünden 1930'a 5,500,162 adet makale



Katalog


«
»

4 NİSAN 2006 SALI CUMHURİYET SAYFA 17 Git Gülhan Elmas: “Anneler Günü’nde CHP ‘Anneni de al gel pikniği’ yapacakmış. Üzerine bir de ‘Partini de al git’ mitingi iyi gider!” Ya ğ m u r E k i m İşsizlik artarken Türkiye kalkınıyormuş... “Yeni kandırma modeli bu olmalı!” ALTI ay kadar önce bir bildiriyle “Kürt sorunu”nu çözmek üzere kamuoyunun önüne çıkarak kendilerine “aydın” denmesini istemeyen ama “düşünür” denmesine de itiraz etmeyen, Avrupa Birliği’nin maddi ve manevi desteğine her daim mazhar olmuş, Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenini kazanmış 12 kişilik enteldantel grubunu anımsıyor olmalısınız. Sevgili Cüneyt Arcayürek, bu gruba “Güneydoğu Melekleri” adını takmıştı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, huzuruna kabul ettiği “melekler”le görüştükten sonra “Kürt sorunu”nun varlığını kabul buyurmuş ve bu kabullenme büyük bir gelişme olarak alkışlanmıştı. Ardından da Başbakan’ın Diyarbakır’a gitmesi suretiyle çok önemli bir adım atılmış, “Güneydoğu Melekleri”nin ağzı kulaklarına GÖRÜŞ BEDRİ BAYKAM Fener Antep’i Antep’te yenmiş. Antep fıstığı böyle olur! 31 Mart 31 Mart’ta İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi kantininde toplanan bir grup öğrencinin Kuran okuyarak Osmanlı’da daha fazla şeriat isteyenlerin başlattığı ayaklanmayı kutladığını, bu “tören”den sonra dersten izinli sayılan grubun cuma namazına gittiğini biliyor musunuz? varmıştı. Amma fiyaka yapmışlardı. Aradan altı ay geçtikten sonra bir de bugüne bakın... Diyarbakır başta olmak üzere Güneydoğu’da ayaklanma provaları sahneleniyor. Dükkânların kepenkleri indiriliyor; işyerleri, bankalar, kamu binaları yakılıyor. Olaylar büyük kentlere doğru taşınıyor. İstanbul’da belediye otobüsleri herkesin gözü önünde yakılıyor; tek suçları sokakta yürümek olan masum insanlar ölüyor. Ayrılıkçı terör, önüne kadın ve çocukları katmış, arkasına bazı yerel yönetimleri almış, devlete “zılgıt” çekiyor! Meleke Meleklerin ağzını bıçak açmıyor! Melekler sırra kadem bastı! Kimse bunlardan, ayrılıkçı terörün katlettiği masum insanların cenaze törenine katılmasını, ailelerine başsağlığı dilemesini beklemiyor. Ama hiç olmazsa Başbakan için bir “geçmiş olsun” bildirisi kaleme alabilirlerdi: “Sevgili Başbakanımız. Biz düşünürlerin düşüncelerine yürekten inandığınızı biliyor ve biz de sizin düşüncelerinize en az sizin kadar inanıyoruz. İnanın, son gelişmeler karşısında Kürt sorunu için yepyeni düşünceler üretmek üzere eskisinden daha çok düşünüyoruz. Şimdilik, en samimi hislerimizle geçmiş olsun dileklerimizi kabul buyurmanızı arz ediyoruz.” Neredesiniz Güneydoğu Melekleri? Yoksa düşünme melekenizi mi yitirdiniz? Atatürkçülük Tutkalını Sulandıranlar Mutlu mu? Ülke muhteşem bir çizgi üzerinde... Bir yanda Batı kaynaklı malum çevreler, yüzyılın başından beri kaşıdıkları ve tetikledikleri ‘‘Türkiye’yi böldürme’’ senaryolarının belirli virajlardan sonra, son 1520 yılda bir yerlere doğru geliyor olmasının keyfini yaşıyor. Diyarbakır ve Batman’da alevler etrafı sarmış, serseri kurşunlar çocuklarımızı öldürüyor. Belediye Başkanı, teröristleri ‘‘yüreklendiren’’(!) sözlerini esirgemiyor... Ne yaptığını bilmeyen, aynen futbol maçlarındaki holiganizme katılır gibi, güvenlik güçlerine ve devlete saldırmayı kahramanlık sanan, beyni yıkanmış ufacık vücutlar, gencecik beyinler, oyun oynar gibi, çevrelerinden yapılan dolduruşlarla öne sürülüyorlar. Onlara yalan söyleyip kandırmak o kadar kolay ki... ૽૽૽ ‘‘Devlet’’ten mi söz ettik? Siz hiç ömrünüzde kendi hükümetinin açık tehditleri ve fiili uygulamalarıyla, rejimi çökme sınırlarına yaklaşan devlet duydunuz mu? Üzülerek görüyoruz ki Türkiye’de bugün laik düşünce, siyaset ve eğitim sistemlerini yok ederek hem demokrasiden hem de özgürlükçü beyinlerden kurtulmanın hesaplarını yapan, dinsel baskıyı adım adım kadrolaşmalarla, yasalarla, gerici belediye anlayışlarıyla topluma dayatmaya kalkan, çağdaş üniversiteleri ve rektörleri, öğretmenleri, hatta din adamlarını pasifleştirmeye, ortadan kaldırmaya gayret eden bir yönetim anlayışı hâkim. Gerici tehditler artık büyük kentlerde sanata, özgür düşünceye ve mesleğini yapmak isteyenlere de diş bilemeye başladı. Geçen hafta Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin önünde, sanatçıeğitmen adaylarının gittiği kahveleri basan gerici faşistler, yobazları aratmayacak şekilde gençlere saldırdılar. Yok sakalın şöyle böyle, yok küpen var, yok sen solcuya benziyorsun... İşte o üniversiteden bir gencin bana yolladığı cep mesajı: ‘‘Bizim bölüme yönelik saldırı iyice arttı. Arkadaşım bıçakla ağır yaralandı. Sebep, bizler resim yapıyoruz, nü çalışıyoruz ve dahası... CHP, kendi içinde aptalca tartışmaları bırakıp artık bir şeyler yapacak mı? Yoksa İran’dan beter olup şeriatın iyice yayılmasını seyredecek mi? Yakında bu gidişle saçımız açıkta sokağa çıkamayacağız.’’ Bu bıçakları çekenler, gençlere saldırarak iç harp provaları yapıp bir de utanmadan ‘‘Ergenekon’dan geliyoruz’’ diyorlarmış. Sn. Devlet Bahçeli’ye soruyorum: Kendisine ülkücü diyebilen bu gençler sizin partinizin adamları mı? Neyin ülküsü bıçakla, sopayla kendi vatandaşlarına saldırmaya hak verir? Bu konuda toplum Bahçeli’nin ivedi açıklamasını bekliyor... Bu konuya netlik kazandırmasında sayılamayacak kadar yarar var... ૽૽૽ Gelelim sonuca: Tito öldü, Yugoslavya karıştı, birbirine girdi, kan gövdeyi götürdü. Türkiye’de Atatürk öldü, ama Atatürkçülük ısrarla yaşadı, aydınlanma meşalesini yaymaya devam etti. Şimdi çeyrek asra yakın bir süredir Atatürkçülüğü, Kemalizmi saptırmaya çalışıyorlar. Başta ‘‘entelektüellerimiz’’! Mustafa Kemal ve Kemalizmi ne kadar eleştirirler ve yok sayarlarsa o kadar büyük adam olacaklarına inanmışlar. Atatürkçülük bu ülkenin tutkalı. Hem demokrasi ve hukukun, hem ülke bütünlüğünün, hem bilimsel düşünce ve özgür sanatın teminatı... O tutkalı yıllarca sulandırırsanız yobazlar iktidara da çıkar, gericiler sanatçılara, bölücüler bayrağa ve ülke bütünlüğüne de dil uzatmaya kalkar... ૽૽૽ İşte sevgili dostlarım, şu ortamda bile, değerli entelektüel(?) yazarlarımız her hafta sonu Atatürkçülüğe gazetelerin ‘‘düşünce’’ makalelerinde(!) sövmeye devam ediyorlar. Saçma sapan mantık oyunları ve saptırılmış yalan dolan bilgiler. Aynı gazetenin birinci sayfaları da en saf şekilde, bu kinin nereden geldiğini soruyor. Bu kin, bu bölücülük, bu yobazlık, yıllardır tekmelerinizle, çelmelerinizle yıpratmak için her yola başvurduğunuz Kemalizmin tutkalını sulandırmaya başlamış olmanızın eseridir. Tebrikler, devam edin! Beyinsiz, korumasız, sahte demokrasicilik oyunlarının depremlerini yaşıyoruz. email: bedbay࠽tnn.net Faks: 0212 227 34 65 SESSİZ SEDASIZ (!) Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri DEVLETİN temel niteliklerinin yozlaştırılmasını Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in veto hakkını kullanarak veya Anayasa Mahkemesi’ne giderek önlemeye çalıştığını ve fakat bunun yeterli olmadığını belirtiyor Aysel ve Sıtkı Ergüney: “Anayasa, ‘devletin başı’ olarak tanımladığı cumhurbaşkanını gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek veya kurulu başkanlığı altında toplantıya çağırmakla yükümlü kılıyor. Cumhurbaşkanının daha aktif bir tutum izleyerek, inisiyatif alarak, anayasadan kaynaklanan yetkilerini kullanması gerektiğini düşünüyoruz. Parlamentoda çoğunluğa sahip bir siyasi görüş, cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir tutumla toplumu test ediyor. Devletin, korunma mekanizmaları sürekli yıpratılıyor. Medyanın bilinen tutumu sayesinde gelişmeler adeta kanıksanıyor, kabulleniliyor. Bizlerin ancak kamuoyuna yansıdığı kadarıyla izleyebildiğimiz olaylara karşı tek başına direnmeye çalışan Cumhurbaşkanımız, Bakanlar Kurulu’nu toplama, Bakanlar Kurulu’na başkanlık etme yetkisini kullanmayı gerekli görmüyor mu? Bu şekilde, toplumun dikkat ve ilgisinin ülke sorunlarına çekilerek halkın doğru bilgilendirilmesi mümkün ve doğru olmaz mı?” Savaş Ünlü: “Yazarlardan, okullardaki söyleşi için sabıka kaydı istemek yetmez. Tam teşekküllü hastaneden kuş gribi, uyuz, kuduz olmadıklarına dair heyet raporu da istenmelidir.” Rapor Eğitim Sorunlarımız ve Okullarda Şiddet İ. GÜRŞEN KAFKAS Son günlerin en çok konuşulan, düşünülen konusu eğitim sorunlarımız ve okulllarda şiddettir. Genç bir nüfusu olan ülkemizin farklı eğitim sorunları vadır. 21. yy’da dahi ülkemizde ezbere dayalı eğitim sürdürülmektedir. Gençleri anlamak, dinlemek ve değer vermek gerekiyorken bugünün eğitim sistemiyle çözüme ulaşmak olanaksızdır. Danton’un ‘‘Eğitim, ekmek ve sudan sonra halkın en zorunlu gıdasıdır’’ özdeyişi gerçeği yansıtıyor. Gençler, yaşamlarının her aşamasında değişken özellikler gösterirler ve sorunlar yaşarlar. Onlar, bedensel gelişimlerinin yanında, zihinsel değişim de gösterirler. Bu değişim, kişilik ve duygusal gelişim, etik değerlerin şekillenmesi ve sosyalleşme ile kendini gösterir. Gençlerdeki en önemli sorunlar ergenlik döneminde yaşanır. Okulun ve ailenin gence yakın durması, demokratik davranması, sevgi, saygı ve hoşgörülü olmaları kaçınılmazdır. Genç, bu dönemde, iç dünyasındaki fırtınalarla savaşıyorken dış sorunlarla yıpratılmamalıdır. Gençler akıllarının sınırlarını zorlayarak bilgi toplumu olma yolunda ilerlemelidirler. Bilgili bireylerin özgürlüğe yönelişinde yaşama bakış açıları değişecektir. Salzman, ‘‘İyi bir çocuk yetiştirmek, hazine dolusu servetten daha değerlidir’’ özdeyişiyle genci yetiştirmenin önemine değiniyor. Eğitim sistemimizin siyasallaşması, hükümetin kadrolaşma baskısı ülkemizi içinden çıkılmaz sorunlara sürükleyecektir. Eğitimimizle ilgili hazırlanan, yurtiçi ve yurtdışı düzenlenen raporlar iç açıcı değildir. ‘‘Gençlerimize, çocuklarımıza neler oluyor’’ diye sorguluyoruz. Okullarda şiddet, taciz ve ölüm endişe yaratıyor. Ancak, rüzgâr ekmekle fırtına biçileceği bilinmelidir. Okullar arası farklı tutum takınmak, okulların yönetimlerinde kadrolaşmaya gitmek, atamalara dini vizyon getirmek bu sonuçları yaratacaktır. Öğretmen eğitimi, gelişimi ve gerekli yetkinlikleri bir türlü yeterince gerçekleşemedi. Çocuklarımıza toplumda sevgi, insan ilişkileri ve doğa bilinci eğitimle verilmelidir. Görsel ve yazılı basınımız eğitimsel konulara ağırlık vermeli, görsel kavramlarda seçkinliğe özen göstermelidir. Örgün ve yaygın eğitim kurumlarındaki yönetim, işleyiş, uygulama ve yöneliş hukuksal yaptırımlarla desteklenmelidir. Okullardaki şiddetin ilköğretimlere kadar inmesi içimizi üşütüyor. Sevgiye dayalı önlem kaçınılmazdır. Okullarda, öğrenci merkezli eğitimle, uygulamaya, araştırmaya, sorgulamaya, üretkenliğe, sanatsal verilere dayalı öğretimle başarıya ulaşılacaktır. Okul, çocuğun isteyerek gideceği, kültürel, sanatsal etkinliklere katılacağı, spor, müzik gibi alanlarda beceri kazanacağı, öğreneceği, kendini geliştireceği sıcak bir ortam olmalıdır. Öğretmen, teknolojik verilerle donanımlı, alanında seçkinci, rehberlik kültürüyle yoğrulmuş, çağdaş anlayışın bireyi olma özelliğinde olmalıdır. Geleceğimizin umut çiçeği çocuklarımıza ne oldu?.. Karşılıklı suçlamalar yerine devlet, devlet olma yüceliği ile olaya bakmalıdır. Ailelerin eğitilmesi, bilinçlendirilmesi, hoşgörü ve anlayışla birbirleriyle yakınlaşmaları konularında yaygın eğitim kurumları, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, yerel yönetimler ve devlet eşgüdümlü hizmet vermelidirler. Gençlerin enerjilerini olumlu yönde kullanarak spor, müzik, edebiyat ve sanatsal alanlarda değerlendirme programlarına ağırlık verilmelidir. Bu güzel ülke hepimizindir. Çocuklarımız yarınlarımızın güvencesidirler. Yarınlara sevgi dolu, üretken, başarılı, anlayışlı ve hoşgörülü bir toplum hazırlayacaksak, yönetenler onlara iyi örnek olmalıdırlar. Yönetenlerin görevlerini laik ve demokratik hukuk devleti anlayışı ile yerine getirmeleri, farklı anlayış, görüş ve uygulamalardan kaçınmaları koşuldur. Toplum kavga değil, gönenç istiyor. Çocuklarımızı, ‘‘müspet ilimin ışığında yetiştirmek’’, ‘‘gençlerimiz korumak’’ kavramları anayasamızın buyruğudur. Anayasa, devletimizin kalıcılığının da buyruğudur. Sevgi yolunda çocuklarımızla yürümek, barışçı bir toplum olmak dileklerimle... HARBİ SEMİH POROY HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hayatepik࠽mynet.com OTOBÜSTEKİLER KEMAL URGENÇ kurgenc࠽yahoo.com BULMACA SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 4 Nisan www.mumtazarikan.com Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi II. Başkanlığı ve Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu üyeliği yapmış değerli hocamız Prof. Dr. RÜŞTÜ KÂZIM TÜRKER’i kaybettik. Tüm tıp camiasına ve ailesine başsağlığı diliyoruz. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ Dosya No: 2005/139 Tal. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, nitleği, kıymeti, adedi, önemli özellikleri: Erzin İlçesi, Yeşilkent Köyü, Cumhuriyet Mahallesi, Şehit Davut Yülek Sokakta bulunan 8036 parsel üzerine inşa edilen 6 nolu dükkan: 40/7728 paylı, 39 m2 yere sahip zemin katta bulunan dükkanın tabanı seramik kaplama, duvarlar sıvalı boyalı, tavanı kartonpiyer giydirme, dış cephesi alüminyum çerçeve olup, içerisinde wc ve mermer tezgahlı mutfak dolabı bulunmaktadır. Dükkan: 55.000,00 YTL. üzerinden satılacaktır. Erzin İlçesi, Yeşilkent Köyü, Cumhuriyet Mahallesi, Şehit Davut Yülek Sokakta bulunan, 8036 parsel üzerin inşa edilen 7 nolu dükkan: 30/7728 paylı, 24 m2 yere sahip zemin katta bulunan dükkanın tabanı seramik kaplama, duvarlar sıvalı boya, tavanı kartonpiyer giydirme, dış cephesi alüminyum çerçeve olup, içerisinde wc ve mermer tezgahlı mutfak dolab bulunmaktadır. Dükkan: 50.000,00 YTL. muhammen kıymet üzerinden satılacaktır. Erzin İlçesi, Yeşilkent Köyü, Cumhuriyet Mahallesi, Şehit Davut Yülek Sokakta bulunan 8036 parsel üzerinde inşa edilen 28 nolu Büro: 60/7728 paylı, 60 m2. yere sahip birinci katta bulunan büronun tabanı seramik kaplama, duvarlar alçılı sıvalı, tavanı kartonpiyer giydirme, pencereler PVC olup, içerisinde wc ve mermer tezgahlı mutfak dolabı bulunmaktadır. Büro: 30.000.00 YTL. muhammen kıymet üzerinden satılacaktır. Erzin İlçesi, Yeşilkent Köyü, Cumhuriyet Mahallesi, Şehit Davut Yülek sokakta bulunan 8036 parsel üzerine inşa edilen 29 nolu Büro: 80/7728 pallı, 80 m2 yere sahip birinci katta bulunan büronun tabanı seramik kaplama, duvarlar alaçılı sıvalı, taanı kartonpiyer giydirme, pencereler PVC olup, içerisinde wc ve mermer tezgahı mutfak dolabı bulunmaktadır. Büro: 30.000,00 YTL muhammen kıymet üzerinden satılacaktır. Erzin İlçesi, Yeşilkent Köyü, Cumhuriyet Mahallesi, Şehit Davut Yülek Sokakta bulunan 8189 parsel üzerine inşa edilen 1 bodrum, 1 zemin, 4 normal kattan oluşan binada 1 nolu dükkan: 50/2400 paylı 27 m2 yere sahip zemin kattabulunan dükkanın tabanı seamik kaplama, duvarlar sıvalı boyalı, tavanı kartonpiyer giydirme, dış cephesi alüminyum çerçeve olup, içerisinde wc ve mermer tezgahlı mutfak dolabı bulunmaktadır. Dükkan: 30.000,00 YTL. muhammen kıymet üzerinden satılacaktır. Satış Şartları: 8036 parselde 6 nolu dükkan: 16.05.2006 günü saat: 10.00 10.10 8036 parselde 7 nolu dükkan: 16.05.2006 günü saat: 10.10 10.25 8036 parselde 8 nolu dükkan: 16.05.2006 günü saat: 10.30 10.40 8036 parselde 28 nolu dükkan: 16.05.2006 günü saat: 10.45 10.55 8036 parselde 29 nolu büro: 16.05.2006 günü saat: 11.00 11.10 8089 parselde 1 nolu dükkan: 16.05.2006 günü saat: 11.15 11.25’te 1 Satış Erzin İcra Dairesi’nde açık artırma suretiyle yapılacaktır. Bu artırmada tahmin edilen değerin %60’ını ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakları tolamını ve satış giderlerini geçmek şartı ile ihale olunur. Böyle bir bedelle alıcı çıkmazsa en çok artıranın tahhüdü saklı kalmak şartıyla 26/05/2006 günü aynı yerde ve saatlerde ikinci artırmaya çıkarılacaktır. Bu artımada da rüçhanlı alacaklıların alacağını ve satış giderlerini geçmesi şartıyla, en çok artırana ihale olunur. 2 Artırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen değerin %20’si oranında pey akçesi veya bu miktar kadar banka teminat mektubu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı istediğinde (10) günü geçmemek üzere süre verilebilir. Tellaliye resmi, damga vergisi, tapu harç ve masrafları alıcıya attir. Birikmiş vergiler, satış bedelinden ötenir. 3 İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgililerin (*) bu gyrimenkul üzerindeki haklarını, özellikle faiz ve giderlere dair olan iddialarını, dayanağı belgeler ile (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır, aksi takdirde hakları tapu sicil ile sabit olmadıkça, paylaşmadan hariç bırakılacaktır. 4 Satış bedeli, hemen veya verilen mühlet içinde ödenmezse, İcra ve İflas Kanunu’nun 133’üncü maddesi gereğince, ihale fesheilir. İki ihale arasındaki farktan ve %10 faizden alıcı ve kefilleri mesul tutulacak ve hiçbir hükme hacet kalmadan kendilerinden tahsil edilecektir. 5 Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için, dairede açık olu, gideri verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilirk. 6 Satışa iştirak edenlerin şartnameyi ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin, 2005/139 Tal. Sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. (İİK m. 126) (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahiplri de dahildir. (Basın: 13846) ERZİN İCRA DAİRESİ TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ ‘‘Top yuvarlaktır’’ ör 1 neğinde oldu 2 ğu gibi, aynı 3 düşünceyi değişik terimler 4 le tekrarlama 5 ya dayanan 6 üslup kusuru 7 ya da oyunu. 2/ Kalay oksit 8 katılarak do 9 nuklaştırılmış 1 2 3 4 5 6 7 8 9 ya da kemik tozu kaİ tılarak yarı donuk 1 H A M İ N T O hale getirilmiş cama 2 I L I S U B A S verilen ad... Bir soru 3 R H A S S A S H E ME sözü. 3/ Silah, zırh 4 T O L U Y A K gibi savaş aracı... 5 A T A Y Donuk renkli. 4/ İs 6 P O M A K L A R N A Z kambilde bir kâğıt... 7 O K A P İ Bademden yapılan 8 Z A A L A K O şerbet. 5/ İri bir hün 9 R A Y ON İ ZM nap cinsi. 6/ Kişinin öz benliği... İskandinav mitolojisinde, ‘‘Votan’’ da denilen en büyük tanrı. 7/ Dönemeç... İçinde anason, sakız gibi kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı. 8/ Kendisine âşık olan Samson’un saçlarını keserek onu güçsüz bırakan ve böylece Filistin’i İsrailoğulları’ndan kurtaran kadın. 9/ Danışıklı dövüş... Tütün dizmek, kurutmak ve işlemek için kullanılan kapalı sergi. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Orta Asya’daki kimi göçebe Türk boylarının içinde yaşadığı, tepesi kubbe görünümlü yuvarlak çadır. 2/ Müzikte ‘‘yapıt’’ anlamında kullanılan terim... Şaka yollu söylenen bir azarlama sözü. 3/ İçine sulu şeyler konulan kap... Bitek olmayan. 4/ Görünüşe göre olacağı sanılan... İngiltere’de çok sevilen bir cins bira. 5/ Taşların yapısını inceleyen bilim dalı. 6/ Bir sayı... ABD’de yayımlanan, dünyanın en ünlü mizah dergilerinden biri... Bir nota. 7/ Gizli ve ince bir anlam taşıyan. 8/ Ayak direme... Çıplak vücut resmi. 9/ Doğalgazın önemli bir bileşeni olan gaz... Briçte roberi oluşturan iki bölümden her biri. CUMHURİYET 17 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog