Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 4 NİSAN 2006 SALI 14 KÜLTÜR kultur࠽cumhuriyet.com.tr AYŞEGÜL YÜKSEL SAHNEDEN YAZI ODASI SELİM İLERİ Eskişehir’ de tiyatro haftası 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü sarıp sarmalayan hafta içinde yer alan etkinliklerle bir kente ya da üniversiteye hafta boyunca ‘‘tiyatro’’ yaşatmak nicedir benimsenmiş bir uygulama oldu. Geçen yıl coşkuyu Konya’da Selçuk Üniversitesi’nde paylaşmıştık. Bu yıl ise Eskişehir’deydim. Yılmaz Büyükerşen’in kentinde... İlk kez 1984 yılında tanımıştım Eskişehir’i. Eskiydi gerçekten. Ama Anadolu Üniversitesi yeşermekteydi hızla. Henüz ağaçları tam büyümemiş Yunus Emre Yerleşkesi’nde, konukevinden tiyatro salonlarına dek çağdaş yaşama biçimini destekleyecek her şey hazır edilmişti. Henüz yeterli sayıda eğitmeni yoktu belki üniversitenin. Ama inceliklere duyarlı bir çevre oluşturmak için tüm adımlar atılmıştı. Yılmaz Büyükerşen rektördü. Aradan geçen yıllar içinde çeşitli görevler nedeniyle birkaç kez daha gittiğim Eskişehir yavaş yavaş değişti. 2000’li yıllarda Büyükerşen Büyükşehir Belediyesi Başkanı’ydı artık. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, büyük kentlerdeki sanatçıları ve gençleri kıskandıracak kusursuzluktaki Haller Gençlik Merkezi’nde kurulmuş Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nü bitiren genç sanatçılar, bir yandan üniversitenin içinde Tiyatro Anadolu Topluluğu olarak profesyonel tiyatro yaparken, bir yandan da Şehir Tiyatroları’na emek vermeye başlamışlardı. Hızlı sanatsal gelişim Daha Nisanda... Daha nisanda, ilkyaz usul usul yaklaşırken, havalar ısınmışsa, cumartesi akşamları belki Edip Cansever’le buluşulacaktır. Gündüzden Armağan İlkin’le konuşulur telefonda. Akşam Kaptan’a gidilecek mi? Altan’la Armağan gidecekler, Edip Cansever belki gelecek, Mefaret Cansever de belki gelecek... Arnavutköyü’nde önünden henüz kazıklı yol geçmemiş bir Kaptan, alçakgönüllü bir Boğaziçi lokantası. Eskilerin ‘içkili lokanta’ dediklerinden. Bir yalının serin taşlığına girmiş gibi olurdunuz. Önce hafiften alkol ve meze kokusu. Solda camekân; camekânda balıklar, karides, zeytinyağlılar, göstermelik istakoz. Mutfak da orda. Sonra salona geçilir. Açık pencerelerden, açık deniz kapılarından sular güneşin son yansımalarıyla akıp gider. Geceyle birlikte serinlik artar, bazı pencereler kapatılır. Edip Cansever bir hüzünle gelirdi Kaptan’a. Armağan, Altan, üçümüz az önce masaya oturmuşuz. Böyle akşamlardan birinde ‘‘Sonrası Kalır’’dan söz açılmıştı: ‘‘Ne kalır benden geriye, benden sonrası kalır Asıl bu kalır.’’ Bence şairler kalıyor. Edip Cansever kalıyor. Dostluklar, günlerin ve mevsimlerin zamanından Armağan İlkin kalıyor. Şimdi, Edip Cansever’in güçlü yapıtında, şiirler arasında gelgite kapılmışken, ilkyaz başlangıcını, o nisan akşamını yeniden yudumluyorum. ૽૽૽ Toplumsal hayatın kargaşaya, amansız çalkantılara sürüklenedurduğu günlerdi. 12 Mart’la 12 Eylül arasındaki ürkünç zaman dilimi. Her şeye keder, kaygı örtülüydü. Sularda güneşin son yansımaları, çok geçmez silinir, sulara bakılmaz olunur, ‘karanlık’tan konuşulurdu. ‘‘On çizik... Daha çok çizikler...’’ Yüzler siliniyordu Edip Cansever’in şiirinde, çizikler kalıyordu. Yaşanılan günler, yüreğin çizildiği günlerdi. Edip Cansever, ‘‘Sonrası Kalır’’ı nasıl yazdığını mı anlatmıştı? Yazıp bitirdikten sonra, Edip Cansever şiirinden konuşmazdı ki. Bütün sancı, şiirin yazılış evresindeydi. Sözcükleri yoklayarak, sözcüklerden içsel kavgalar çıkararak kendine. Böyle, başka şiirlerinin yazılış evresine de tanıklık ettik. Küçük topluluğumuzda. Armağan İlkin yalnızca iyi bir çevirmen değildi. Bir yandan da, estetik duygusu gelişkin bir edebiyatseverdi. Yazdıklarınızı onunla paylaşabilirdiniz. Yazılan şiiri sevip sevmediğinizi Edip Cansever, bugün yüreğimi yakan, ince ve derin sezgisiyle hemen kavrardı. Tek bir sözcük için günlerce bunaldığı olurdu. 1970 sonrasında gezinip duruyorum günlerdir. Niçin gelirler? Niçin var olmuşlardır? Her biri bizde kalır. Bize söyledikleri. Yazdıkları. ‘‘Başka ne kalır’’ diyor Edip Cansever. O kadar çok şey kalıyor ki! Bilmediğimiz, bilemediğimiz. Derinlerde, çok derinlerde. Size rota çiziyorlar. Seyir defteri tutturuyorlar. Dünyanın en güzel tutsaklığı gibi artlarında sürükleniyorsunuz. ૽૽૽ Usta bir şairle birlikte geçmiş, nisanda, cumartesi akşamları geri geliyor ve bir tansıkla karşılaşmışçasına, şu nisan akşamı evden fırlayıp sokaklara kaçmak istiyorum. Arnavutköyü’ndeki Kaptan akşamları biteli yıllar... Ama işte Edip Cansever’in şiiri soluk alıyor. Her zaman. İstanbul’u, kimileyin, yalnızca ondan anılarla duyumsayabiliyorum. İşte, birlikte Kapalıçarşı’dan çıkmışız. Yolun başındaki genç yazar adayına deneyimlerini dile getiriyor. Sirkeci’den bindiğimiz dolmuş. İnanılmaz ama; sizin uz dilden uzak yazılarınızla ilgilenir, o genç edebiyat heveslisini coşkulara boğardı. Güzel tek bir cümleniz için ‘teşekkür’ bile ederdi! O kadar çok şey kalıyor ki. Bu gözyaşları, bu özlem kalıyor. Sizi öyle çok özlüyorum ki sevgili Edip Cansever!.. Öneriler: Kitap /Ben Ruhi Bey Nasılım, Edip Cansever, Koza Yayınları, 1976. Haldun Dormen’in yönettiği ‘Karmakarışık’ adlı oyundan bir sahne. zunlarını vermesi, Tiyatro Anadolu’nun kuruluşu derken, altıncı sezonunu açan Şehir Tiyatroları... Kimse kıskanmasın, herkes özensin; bu başarının arkasında, yarım yüzyıllık emek var... Düzeyli tiyatro Yıl 2006. Eşkişehir’i ilk görüşümden bu yana 22 yıl geçmiş. Kent yine ‘‘eski’’, ama ‘‘çay’’ üstündeki köprüler yenilenmiş, eski Eskişehir evleri restore edilmekte ve kısa sürede yaman bir ‘kültür mahallesi’ oluşacağının muştusunu veriyor; son derece şık bir tramvay sistemi kenti sarıp sarmalarken kent için, kentliler için yeni bir sanat uzamı oluşturulmuş: Opera deniyor genellikle; bir düğün salonundan tansıksı bir biçimde dönüştürülmüş, ince bir beğeninin ürünü, görkemli Kültür Sarayı... Büyükerşen boşuna mutlanmıyor. Şehir Tiyatroları üç ayrı uzamda yer alan sahnelerinde senfoni orkestrası konserleri, yerleşik opera ve baleleri olan kentlerden gelen konuk yapımları, çocuklargençlererişkinler için hazırlanan profesyonel tiyatro gösterilerini barındırıyor. Büyükerşen’in deyişiyle ‘‘İstanbul ve Ankara’nın dışında, beş sahne ve salonu olan tek kent Eskişehir...’’ Tiyatro adına bu çok özel aşamanın gerçekleşme öyküsü ise 55 yıllık bir tarihsel sürece dayalı. Öykü, 1950’de iktidara gelen Demokrat Parti’nin, Türkiye’nin her yöresindeki yetenekli ve hevesli gençlerin yetişmelerine olanak tanıyan Halkevleri’ni kapatmasıyla başlayıp bugünlere ulaşıyor. Halkevleri’nin ortadan kalkmasıyla ‘‘uzamsız’’ ve ‘‘kurumsuz’’ kalan tiyatro ve müzik etkinliklerinin zor koşullarda sürdürülmeye çalışılması, bu yolda iki büyük kentimizdeki sanatçı ve sanat yöneticileriyle yoğun bir iletişim içine girilmesi, iki büyük kentten Eskişehir’e turneler yapılmasının sağlanması, önce kurulan bir dernek, sonra da öğrenci kuruluşları yoluyla kentte ‘‘elverişli’’ görülen tüm salonların kullanılarak Eskişehir insanlarına neredeyse kesiksiz olarak sanat hizmeti verilmesi, ileri görüşlü yazarların, tiyatro insanlarının, fabrika müdürlerinin, komutanların, zaman zaman da yerel yönetimin tiyatroyu desteklemesi, böylece 27 Mart 1963’te Eskişehir’in ilk Şehir Tiyatrosu’nun, ardından da çocuk tiyatrosunun kurulması ve bütün bu yıllar boyunca bir yandan eğitimlerini sürdürürlerken bir yandan da sanat adına inanılmaz bir savaşımı gerçekleştiren Yılmaz Büyükerşen ve arkadaşlarının eylemi uzun ve anlamlı bir tarihçe oluşturuyor. 1966 yılında tiyatroda çıkan belki de çıkarılan yangınla bir darbe alıyor savaşım. Ancak, 1968 yılında İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi başkan yardımcılığına getirilen Büyükerşen’in ‘üniversite tiyatrosu’ kurmasıyla süreklilik sağlanıyor. Anadolu Üniversitesi’nin kuruluşu, bünyesindeki konservatuvarın ilk me Eskişehir’de ister Şehir Tiyatroları, isterse Tiyatro Anadolu yapımı olsun tüm oyunlar kapalı gişe oynuyor. Bilet ücretleri 2, indirimli olursa 1 YTL. Tiyatro, Eskişehir halkının yaşama biçiminin bir parçası olmuş. Çünkü böyle olması için elden gelenin de fazlası yapılmış. Eskişehir’de Dünya Tiyatro günü 20 Mart’ta başlayan bir etkinlikler zinciri içinde hafta boyunca sürdürüldü. 1. Eskişehir Çocuk ve Genç skişehir, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden yetişen sanatçıların çoğunlukta olduğu iki tiyatro kurumuyla, Tiyatro Anadolu ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ile kent halkına yaygın ve nitelikli bir tiyatro hizmeti veriyor. Yılmaz Büyükerşen’in önderliğinde kazanılmış bir kentçilik ve sanat savaşımı... E lik Tiyatroları Buluşması ile başlayan etkinlikler, Şehir Tiyatroları’nın ve Anadolu Üniversitesi’nin ayrı düzenlemeleriyle sürdü. Gösteriler, paneller, söyleşiler, oyunlar... Samuel Beckett’in ‘‘yüzüncü yaşı’’ kutlanırken Haldun Taner ölümünün yirminci yılında bir kez daha anılıyordu. 2006’da kuruluşunun 50. yılına ulaşan Dormen Tiyatrosu’ndan da bir izdüşümü vardı: Haldun Dormen, Eskişehir Şehir Tiyatroları’nın genç sanatçılarıyla, sahnelemede ‘‘usta’’sı olduğu vodvil biçeminde bir oyunu, Ray Cooney’in ‘‘Karmakarışık’’ oyununu çalışmıştı. Yine Şehir Tiyatroları’nda ‘‘Kral Aranıyor’’ başlıklı, or taoyunu biçemindeki bir çocuk oyunu, Tiyatro Anadolu’dan da Eric Chappell’in ‘‘Hırsız’’ını izledim. İzleyemediklerim, E.B.B.Ş.T.’den, Behiç Ak’ın kendi sahnelediği ‘‘Ayrılık’’, Ergin Orbey’in Nâzım Hikmet’ten uyarladığı ‘‘Kuvayı Milliye’’, Civan Canova’nın ‘‘Kıyamet Sularında’’, Tiyatro Anadolu’dan, Memet Baydur’un ‘‘Yangın Yerinde Orkideler’’i... Ancak, daha önceden bildiğim Eskişehir yapımları (sözgelimi, Bilgesu Erenus’un ‘‘Misafir’’i ve Özen Yula’nın ‘‘Gözü Kara Alaturka’’sı) da göz önüne alınırsa, şu saptama rahatça yapılabilir: Eskişehir’deki tiyatro, büyük kentlerimizdeki özel ya da tam ödenekli yerleşik tiyatrolarla rahatça yarış edebilecek düzeyde gelişmiştir. Eskişehir’in tiyatro uzamları ve seyircisi ise öteki kentlerden çok daha üstün bir konuma ulaşmıştır. ‘Köpek Kadın Erkek’ İstanbul’da ᮣ Ankara Devlet Tiyatrosu’nun oyunu bugünden başlayarak 8 Nisan’a kadar Atatürk Kültür Merkezi Oda Tiyatrosu’nda seyirciyle buluşacak Kültür Servisi Alman yazar Sibylle Berg’in yazıp Sibel Arslan Yeşilay’ın Türkçeye çevirdiği, Hakan Çimenser’in yönettiği Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı ‘Köpek, Kadın, Erkek’ bugünden başlayarak 8 Nisan’a dek İstanbul’da AKM Oda Tiyatrosu’nda seyirci karşısına çıkıyor. Oyunda Ekin Turan, Levent Şenbay ve Mert Tanık rol alıyorlar. Yönetmen yardımcılığını Berna Adıgüzel’in, dramaturgluğunu Özcan Özer’in yaptığı oyunun dekor tasarımı Suar Şeylan’a, giysi tasarımı Funda Karasaç’a, ışık tasarımı Şükrü Kırımoğlu’na, müziği Can Atilla’ya ait. Oyun, bir kadın, bir erkek ve bir köpekten oluşan üç isimsizin bir yıllık yaşantısını konu alıyor. Kadın ve Erkek tanışırlar, birlikte oturmaya başlarlar, ilişkilerinin günlük yaşamı içinde alışkanlık ve yabancılaşma ortaya çıkmaya başlar. Oyunun eğlenceli, ironik ve felsefi boyutunu ise anlatıcılık rolünü üstlenen köpek yansıtır. Erkek grafiker, kadın çevirmendir. Erkek sık sık kadını ziyarete gider, ona çiçekler getirir. Sohbet eder ve sokağı seyrederler. Daha sonra birlikte bir eve taşınırlar ve köpeği yanlarına alırlar. Köpek ilişkinin sismografı, katalizatörü, zaman zaman da psikiyatristi olur. Oyun 4 Nisan Salı, 5 Nisan Çarşamba, 6 Nisan Perşembe, 7 Nisan Cuma 20.00’de, 8 Nisan Cumartesi 15.00 ve 20.00’de izlenebilir. (0 212 245 25 90 0 212 251 56 00/372) Çizgi ailesi beyazperdede Ⅵ ANKARA (AA) Dünyanın en ünlü çizgi ailesi Simpsonlar’ı beyazperdeye taşıyan canlandırma film, Temmuz 2007’de seyirciyle buluşacak. BBC’nin internet sitesindeki habere göre, ABD televizyonlarında 17. sezonunu sürdüren ‘‘çizgi aile’’ beyaz perdede izleyici karşısına çıkacak. Film için hazırlanan 25 saniyelik fragman da ABD’de seyirciyle buluşmaya başladı. Yapımını 20th Century Fox şirketinin üstlendiği filmde Homer Simpson’ı Dan Castellaneta, Bart Simpson’ı Nancy Cartwright, anne Marge Simpson’ı Julie Kavner, evin kızı Lisa Simpson’ı Yeardley Smith seslendirecek. Kaynardağ’a armağan... Kültür Servisi Yardımcı felsefe doçenti Mustafa Günay’ın yayına hazırladığı, Aslan Kaynardağ’a armağan niteliğindeki ‘Türkiye’de Felsefenin Kurumlaşması’ adlı kitap yayımlandı. Ülkemizde felsefenin kurumlaşmasına yönelik çalışmaları ve bu kurumlaşmanın tarihsel açıdan araştırılmasına verdiği önemle tanınan 83 yaşındaki Kaynardağ için hazırlanan kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde Kaynardağ’ın yaşamı, yapıtları hakkında bilgiler, kendisiyle yapılan bir söyleşi ile bazı yazıları yer alıyor. İkinci bölümde, Melih Cevdet Anday, Tüten Anğ, Ali Ekber Ataş, Muzaffer Buyrukçu, Betül Çotuksöken, Zeynep Davran, Konur Ertop, Emre Kongar, H. Halik Erdem, Mustafa Eski, Mustafa Günay, Yücel Kayıran, Tomris Mengüşoğlu, Ayten Şan, Memet Fuat, Doğan Özlem, Server Tanilli ve Sibel Öztürk Güntöre’nin Kaynardağ üzerine kaleme aldığı yazılar bulunuyor. Kitabın üçüncü bölümünde ise felesefecilerimiz Bedia Akarsu, İsmail H. Demirdöven, Nuran Direk, Hatice Nur Erkızan, Abdullah Kaygı, Uluğ Nutku, Ömer Naci Soykan, Nilüfer Tapan, Harun Tepe ile Yaman Örs’ün ‘Kaynardağ’a Armağan’ için hazırladıkları yazılara yer veriliyor. İlya İzmir Yayınevi’nden çıkan kitap, Arslan Kaynardağ’ı tanıtırken aynı zamanda ülkemizin değerli bilim insanlarının yazılarıyla felsefenin Türkiye’deki gelişme sürecine de ışık tutuyor. BÜLENT DİKMENER HABER ÖDÜLÜ YARIŞMASI Gazeteci Bülent Dikmener’in anısını yaşatmak ve Türk gazeteciliğine olan katkılarını manevi yönden sürdürmeyi sağlamak amacıyla, adına 1980 yılında konulan “Haber Ödülü” 20052006 döneminde de sürdürülmektedir. Ödül koşulları şöyledir: 1. Ödüle her Türk gazeteci aday olabilir. 2. Adaylık, gazetecinin kendi ya da Ödül Komitesi üyelerinin önerisi ile gerçekleşir. 3. Ödüle aday gösterilecek haberlerin 1 Nisan 2005 ile 31 Mart 2006 tarihleri arasında günlük gazeteler ya da süreli yayınlardan birinde yayımlanmış olması gereklidir. 4. Ödüle aday olabilmek için nitelikleri 3. maddede belirtilen haberlerin yayımlandığı gazete ya da süreli yayınların bir sayısının 12 Nisan 2006 günü akşamına kadar Bülent Dikmener Haber Ödülü. Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sokak No: 2 Şişli/İSTANBUL adresine taahhütlü olarak ulaştırılması zorunludur. 5. Ödüller: a) Haber Ödülü, b) Jüri Özel Ödülü, olarak belirlenmiştir. Kazananlara, ödülü simgeleyen birer plaket ile özel armağanlar verilecektir. Ödül Komitesi: Müfit Alaçalı, Yalçın Bayer, Fikret Dağlıoğlu, Orhan Erinç, Yalçın Eryalçın, Doğan Katırcıoğlu, Ergin Konuksever, Turgay Olcayto, Deniz Som, Yılmaz Tunçkol, Ulvi Yanardağ. Aramızdan ayrılanlar: Orhan Apaydın (19261986), Etem Ütük (19251989), Ayhan Başoğlu (19281993), Kayhan Edip Sakarya (19481994), Soner Girgin (19371995), Çetin Özbayrak (19391995), Erhan Akyıldız (19471998), Oktay Kurtböke (19361999), Engin Bilginer (19452001). Sinema ve Tarih konferansı Ⅵ Kültür Servisi Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde yarın saat 11.30’da ‘Sinema ve Tarih’ başlıklı bir konferans yapılacak. Sorbonne Üniversitesi Öğretim Üyesi Kristian Feigelson’un konuşmacı olarak katılacağı konferans Beşiktaş Kampusu Cep Sineması’nda gerçekleştirilecek. (0212 236 54 90) Ⅵ ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ’nde 20.00’de İDOB’den ‘Madame Butterfly’ adlı opera. (0 212 251 56 00) Ⅵ AKBANK AKSANAT’ta 19.00’da Ulus Baker’in ‘Deleuze ve Diğerleri’ başlıklı söyleşisi. (0 212 252 35 00) CUMHURİYET 14 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog