Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

28 NİSAN 2006 CUMA CUMHURİYET SAYFA 17 Kule Zehra Top: “23 Nisan’da 21 yaşındaki çocukları Meclis’te konuşturanlar 19 Mayıs’ta 50 yaşındaki açık liseli gençlere sahada kule yaptırsın!” Ya ğ m u r E k i m Bağdat, Ankara’ya nota vermiş... “Kürdili hicazkâr makamından!” MECLİS Başkanı Bülent Arınç’ın ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın laik cumhuriyet düzeninden ve bu düzeni sağlayan anayasadan yakınmaları hiç umulmadık bir şekilde hayırlara vesile oldu. Bu vesile ile yıllardır Amerika’da tedavi edilen Fethullah Gülen’in de fikriyatını öğrendik ve artık “rejim tartışmaları”nda son noktayı koymanın zamanının geldiğini anladık. Fethullah Gülen hazretleri, Türkiye’de kopartılan gericilik yaygaralarının dinsizliğin maskesi olduğunu buyurmuşlar. Allah’tan Türkiye’de İslamcı bir parti iktidarda bulunuyor, aksi halde dinin elden gitmesi söz konusu olacaktı. Neyse ki hazret, İslamcı iktidara yüklenen çevreleri uyarmakla üzerine düşen vazifeyi yerine getiriyor. Bakın ne diyor hazret: “Yıllardır fuhuş, edepsizlik ve soysuzlaşma peşinde koşanların hoş görülmesi ve ilerici GÖRÜŞ MURTAZA DEMİR ABD ile ortak vizyon belgesinin ilk maddesi: Güçlü olan daima haklıdır! Ağaç Erol Düşova: “Egemenlik duvarda kalmayacakmış. Ağaca mı asacaklar?” addedilmesine rağmen, kendi değerlerine ve dinine bağlılığını ifade eden insanlara ‘mürteci’, ‘fundamentalist’ damgası vuruldu. Günümüzde takiyyenin katmerlisi yapılmaktadır. Camideki Müslümana Müslim yerine mürteci diyen, İslamı ve bazı emirlerini fundamentalizm, gericilik şeklinde karalamak isteyenler bu çağın sinsi takıyyecileridir. İrtica küfrün takıyyesidir; gericilik yaygaraları dinsizliğin ve ilhadın (İslama, Kuran’ın kurallarına karşı gelme) maskesidir. İrtica yerine İslamiyet dedikleri zaman, camiden çıkan herkesin zafer işareti yaparak, ‘Ben de Müslümanım’ demesinden korkuyorlar. Akla hayale gelmez entrikalarla dini, dindarı baskı altında tutmaya çalışıyorlar.” Rejim Fethullah Gülen hazretlerinin yüreklere su serpen bu fikriyatı aynı zamanda “rejim tartışmaları”nda da mutlu sona gelindiğinin müjdesini veriyor. Fakat yeter ki Meclis Başkanı Arınç ve Başbakan Erdoğan müjdeli mesajın manasını anlasın ve gereğini yapabilsin. Ben anladım; gereğini yapmak Arınç ve Erdoğan’a kalıyor. Arınç ve Erdoğan’ın öncelikle yapmaları gereken, büyük bir “tevazu” içinde Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmayacaklarını, Meclis dışından ehil bir kişiyi aday göstereceklerini açıklamalarıdır. Ve o kişi Fethullah Gülen’dir. Fethullah Gülen Cumhurbaşkanı, Bülent Arınç Meclis Başkanı, Recep Tayyip Erdoğan Başbakan. Din elden gitmeden rejim kurtulur inşallah! Çözüm Ne?.. Ülkenin şeriat kurallarıyla yönetilmesinin, ‘‘Tanrı emri’’ olduğuna inandırılanların dışında kalan herkes, din devleti özlemcilerinin aldığı mesafe karşısında, korku ve kaygı içinde. Yapılan son kamuoyu yoklamalarının satır aralarındaki ‘‘derin mesaj’’ ve özellikle insanlarımızın ruhsal/sosyal, ekonomik eğiliminden çıkan veri, ne yazık ki, yukarıda ifade edilen ‘‘korkuyu’’ pekiştiriyor. Geleceğin kötü habercisi olan bu korku ya da kaygılar, yarına dair hiç de iç açıcı haberler vermemektedir. Beynimizi kemiren kaygı, diğer üst düzey sorumlular gibi, uzun süredir Cumhurbaşkanımızın da gündemindedir. Sayın Cumhurbaşkanımız, 12 Nisan günü Harp Akademileri’nde yaptığı konuşmada, ‘‘İrtica tehdidi kaygı verici boyutlara ulaşmıştır’’ dedikten sonra, ‘‘teminat’’ olarak ‘‘laik rejimimizi’’ göstermiştir. ૽૽૽ Tespit doğrudur ama ‘‘teminat’’, yani çözüm boyutunda bir sorun, hatta paradoks yok mudur? Sayın Sezer, rejimin, anayasamızın ‘‘laik’’ nitelemesinden yola çıkarak bunun bir ‘‘teminat’’ olduğuna dikkat çekiyor ve rejimin kendisini koruyacağını var sayıyor. Demokratik rejimlerin can damarı olarak bilinen laiklik, çağdaş Batı’da tavizsiz uygulanır ve kazanımında büyük bedellerin ödenmesi nedeniyle dinin siyaseten kullanılması eğilimi, çok büyük tepki çeker. Ayrıca rejimin koruyucularından biri olan yargı erki, yürütmeyi ve uygulamalarını izler, rejim karşıtı eylem ve eğilimlere karşı gerekli refleksi göstererek yasal gereğini yerine getirir ve böylece rejim korunmuş olur. Çevrenize bakın: Böyle bir işleyiş görüyor musunuz? Manzara şöyle: ‘‘laik rejim’’ harakiri durumunda. Yani, kamu kadrolarına çöreklenen yüz binlerce insan, rejim düşmanlığı yaparak, rejimin altını oyuyor ve rejim, kendi kendini vuruyor; Cumhuriyetin savcıları ise gözlüyor! Kaldı ki, verilen tavizlerle, sosyal ve siyasal yaşamımızın en etkileyici/yönlendirici kuruluşu haline getirilen Diyanet’in ‘‘koruyuculuğuna’’ ve insafına bırakılan laiklik konusunda savcı ne yapabilir, bu da ayrı bir sorundur. ‘‘Tilkiye seni tavuklara bekçi yapacağız’’ demişler de, öyle hoşuna gitmiş ki, gülmekten kriz geçirmiş! Biri birinin 180 derece karşıtı olan laiklik ve dincilik bir arada yürümüyor. Yürümez de! ૽૽૽ Dinciliğin kamu kaynaklarında finanse edilerek kontrolü esasına dayandırılan Türkiye tipi laiklik formü, dünyada eşi olmayan, ucube ve alaturka safsatadan başka bir şey değildir. Aslında bu formül değil, kördüğümdür! Evrim teorisine ve pozitif bilime inanmayan; demokrasiye, laikliğe karşı olan ve sosyoekonomik ikbalini, din devletinin tahakkukuna bağlayan, böyle eğitilen inandırılan kafalar, laikliği neden korusun? Yargının, anayasaya ve rejime sahip çıkma zamanı gelmiştir... Ertelenemez bir noktada olan laiklik sorununu çözmeyen sorumlular, vurdumduymaz bir ruh hali ve şaşılası bir kafa karışıklığı içindedirler. Açık ki, ‘‘laiklik tehlikede’’ olduğuna vurgu yapılarak, sorun çözülmüyor ve hükümete yapılan açık uyarılar dahi hiçbir işe yaramıyor. Sorun ancak, kafamızdaki tabuları yıkarak mengeneleri kırarak ve netleşerek çözülür. Laikliğe bakışımızda, tanımında ve uygulanmasında çok temel bir yanlışın içinde olduğumuz, halihazır koşullarımızdan belli değil mi? Sorun, laiklik anlayışımızda ve yürütme organının dünyaya bakışında düğümlendiğine ve yürütme, yasamayı da etkilediğine göre, geriye sadece yargının gücü kalmıştır ve bu gücün harekete geçmesinden başka çare kalmamıştır. Ülkemizin geleceğiyle ilgili sorumluluk duyan herkes, önerisini açık yüreklilikle ortaya koymalı ve en az din devleti isteyenler kadar cesur olmalıdır gurbuzcapan@eksev.org.tr/Faks: 0212 672 73 79 SESSİZ SEDASIZ (!) Ankara Anafen ve Anafen dershaneleri İSLAMCI Zaman gazetesinin aynı kafadan Anafen dershaneleri ile işbirliği yaparak yayımladığı liselere giriş sınav sorularından birini geçen gün duyurmuştuk. Okuma parçasına göre sorunun doğru yanıtı Atatürk’ün milletine karşı büyük bir sevgi duymadığıydı. Anafen dershanesini, adının baş harflerinden yola çıkarak 1988 yılında Ankara’da kuran Ahmet Nuri Akay aradı; dershanesinin adının 1992 yılında çalındığını açıkladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın İstanbul’da “Anafen” adıyla dershane kurulmasına onay verdiğini; itirazının Bakanlık tarafından kabul edilmediğini söyledi. Akay, İstanbul’da kurulan “Anafen”in daha sonra Türkiye’ye yayılarak birçok ilde şube açtığını ancak Ankara ve ilçelerine giremediğini bildirdi. Ahmet Nuri Akay, “Atatürkçü kimliği ve ulusal düşüncesiyle Ankara’da tanınmış bir kişiyim. Kurduğum dershanemin adını değiştirmememin nedeni ise, bu şahısların Ankara ve ilçelerinde şube açmasını engellemek içindir” dedi. Haberiniz olsun... Bu arada çağdaş dershanelerin yöneticileri dikkat... Maliye Bakanlığı “gözünün üstünde kaşın var” hesabıyla dershanelere baskın denetimler yapıyorlar. Şeriatçı dershaneler bu denetimlerden muaf! Amaç, ağır cezalarla çağdaş dershaneleri kapanma noktasına getirmek. Maya Süleyman Ekim: “Erkan Mumcu, AKP’den ayrılıp ANAP’ın başına geçtikten sonra daha da AKP’li oldu.” Tescil Ahmet Önen: “Evrim gerçeğini kabul etmeyen AKP’li yöneticiler, okul yıllarında biyoloji dersinden sınıf geçtiklerine göre, takıyye yaptıkları tescillenmiş olmuyor mu!” Cumhurbaşkanı’na Hitap Etmeyi Bilmek MERİÇ VELİDEDEOĞLU ‘‘10 Nisan Laiklik Günü’’nden iki gün sonra, 12 Nisan’da Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Harp Akademileri konferansında yaptığı tarihsel konuşmanın daha bir süre gündemde kalması, güncelliğini sürdürmesi gerektiği kanısındayız. Şu günlerde Türkiye için yaşamsal kimi gerçekleri, örneğin devlete, eğitime, kamu kuruluşlarına gerek bölücü unsurların gerekse irticai unsurların giderek artan bir hızla sızmakta olduğunu dile getirmesi, bütün bunlara göz yuman iktidarı ve taraftarlarını kuşkusuz çok sarstı. Laiklikten verilecek en küçük ödünün, Atatürk devrimlerini yörüngesinden saptırarak yok olması sonucunu doğuracağını, oysa irtica tehdidine karşı en büyük güvencenin laik düzen olduğunu Cumhurbaşkanı’nın açıkça belirtmesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı kızdırdı. Hızını alamayan Başbakan, hiçbir ortamda kullanılmaya uygun olmayan bir dille Cumhurbaşkanı’na yanıt verdi. Cumhurbaşkanı’nın 12 Nisan uyarı konuşması nasıl tarihselleşecekse, Başbakan’ın tıpkı yurttaşa ‘‘ulan ananı al da git!’’ deyişi gibi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na ‘‘Bu millet sizi affetmez, bunu böyle bilin!’’ diye seslenişi de ne yazık ki siyasal tarihimizde yerini alacaktır. Bir bakıma suçüstü yakalanmış gibi olmanın sıkıntısına düşmüş olsa da bir başbakanın, cumhurbaşkanına bu biçemle (üslupla) hitap etmesi, onun gördüğü eğitiminöğrenimin daha çok da yapısının, yaradılışının (tıynetinin) bir sonucu olarak görülmelidir diyoruz. AKP iktidarının, dolayısıyla Başbakan’ın taraftarı laiklik karşıtı, laiklik düşmanı basının Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i, İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad ile aynı düzeyde görüp karşılaştırması gülünçtür. Eski deyimle tam bir‘‘hezeyan’’dır; tam bir saçmalama, sayıklama örneğidir ki, üstünde durulmaya değmez. Öte yanda, devletin tüm kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları tarafından anayasal düzenimizin temelini oluşturan laikliğin korunması amacıyla topyekun bir savaşım verilmektedir, diyor Cumhurbaşkanı. Dolayısıyla bu savaşımı veren sivil toplum kuruluşlarının, Cumhurbaşkanı’nın konuşmasından sonra, Cumhurbaşkanı’nın tarihsel uyarılarını desteklediklerini, yanında yer aldıklarını ilk elde yoğun bir biçimde belirtmelerinin beklentisinin içinde olundu. Örneğin KESK, DİSK, TMMOB, TTB, USİAD gibi çağdaşlıktan, çağdaş demokrasinin temeli olan laiklikten yana olduklarına inandığımız kimi örgütlerden ses çıkması umuldu. Gönüllü sivil toplum kuruluşlarının 1923 Aydınlanma Devrimi’nden yana olanlarından coşkuyla dolu olarak Cumhurbaşkanı’nın uyarılarına katılmaları arandı kuşkusuz. Özellikle son üç yıldır, Türkiye’de olup bitenler karşısında edilgin kalmaktan şikâyet eden kuruluşlara, bireylere bir fırsattı Cumhurbaşkanı’nın 12 Nisan konuşmasını destekleme girişimi. Cumhurbaşkanı’nın uyarılarının yanında olduklarını bildiren örgütler vardı elbet, ama iki elin on parmağına ulaşamadı bile. Çağdaş insanlar için soluk almakla eşanlamda olan laiklik, kadınlar için iki kez soluk almaktır; bu bakımdan laiklikten yana kadın örgütlerinin, 12 Nisan uyarılarının baş destekçisi olmaları gerekir diye düşünüyor insan. İzleyebildiğimiz kadarıyla bir kadın örgütü ‘‘Kadın Araştırmaları Derneği’’, bölücülüğe ve gericiliğe karşı verilecek topyekun savaşta her zaman Cumhurbaşkanı’nın yanında yer alacağını bildirdi. Az da olsa umutlanıyor insan. KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak࠽yahoo.com.tr ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci࠽mynet.com BULMACA HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hayatepik࠽mynet.com SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 9 TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 28 Nisan www.mumtazarikan.com Esas No: 2005/409 Esas Davacılar Hamiyet Eroğlu, Fatma Betül Saraçoğlu, Mualla Rigers, Selma Saraçoğlu, Sana Karakaş ve Suat Saraçoğlu vekilleri tarafından, davalılar Ethem oğlu Hamdi, Mustafa Mazlum oğlu Sami, Galip oğlu Mübarek, Galip kızı Azize, Halil karısı Şadiye Eldem, Halil kızı Belkıs Emine Eldem, Ahmet Reşit kızı Emine Semine Bey ve Ahmet Reşit kızı Fatma Semine Rey (Bey) aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasında verilen ara kararı uyarınca; Davacılar vekili mahkememizin 2005/409 E. ve birleşen 2005/495 E. sayılı dosyasına verdiği dilekçeleri ile özetle; tapuda davalılar murisi Ethem Paşa adına kayıtlı Gebze, İstasyon Mah., 29L11 pafta, 1342 ada, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazları müvekkilleri murislerinin, Ethem Paşa adına kayıtlı olduğunu bilmeden 3. kişiden harici senetle 1969 yılında satın aldıklarını, taşınmazlar üzerine ev yaptıklarını ve bu tarihten itibaren taşınmazları davasız, aralıksız, malik sıfatıyla kullandıklarını, taşınmazlara fiilen zilyet olduklarını belirterek davaya konu taşınmazların davalılar murisi Ethem Paşa adına olup tapu kaydının iptali ile üzerindeki yapı ve muhdesatları ile birlikte müvekkilleri adına hisseleri oranında tesciline karar verilmesini talep etmiş, davalıların Abdi İpekçi Mah. 1543 Sk. No: 25 Gebze adresine çıkarılan tebligatların bila tebliğ iade edildiği, mahkememizce yapılan araştırmada da davalıların tebliğe yarar açık adresleri tespit edilemediğinden, aleyhlerine açılan tapu iptali ve tescil davasında, 02.06.2006 günü, saat 09.30’da yapılacak duruşmaya HUMK’nin 213. maddesi uyarınca gelmeleri, gelmedikleri takdirde yokluklarında duruşmalara devam olunacağı ve karar verileceği davetiye yerine kaim olmak üzere ilan olunur. 23.03.2006 Basın: 13407 GEBZE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NDEN Esas No: 2005879 Davacı Seçkin Köse vekili Av. Perçin Sorhun tarafından davalı Veli Köse aleyhine açılan tenfiz davasında adresi tespit edilip tebligat yapılamadığından ilanen tebliğine karar verilmiş olup, Davalı Veli Köse’nin (Kamil oğlu 1966 d.lu Amasya Merzifon nüf. kayıtlı) duruşma günü olan 19.04.2006 günü saat 09.00’da mahkememizde bizzat hazır bulunması veya vekiline kendisini temsil ettirmesi, muayyen günde ibraz etmek istediği vesikaları göndermesi ve her halde mahkemede bulunması gerektiği, gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceği hususları HMUK’nin 213 ve 337. maddeleri uyarınca dava dilekçesi duruşma günü tebliği yerine kaim olmak üzere ilanen tebliğ olunur. Basın: 13551 ANTALYA 1. AİLE MAHKEMESİ’NDEN 1/ Konya'nın 1 Hadım ilçe 2 sinde bir ma3 ğara ve şelale. 2/ Ağzımızda 4 ki dişlerin bir 5 bölümüne ve 6 rilen ad... Roma mitoloji 7 sinde avcılar 8 tanrıçası. 3/ 9 Dağ kekiği... 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Uğraş. 4/ Bir şeyin eP İ sas tutulan yüzü... Pi 1 D İ M Y A T yangoda en küçük ik 2 İ F A R A H İ M ramiye. 5/ Sigorta için 3 M A N T I V A R ödenen ücret... Hay 4 Y T O Z A K H vanlara vurulan dam 5 A R I Z A İ K A ga. 6/ Bir topluluğu 6 T A V A EM İ R oluşturan bireylerden 7 H A K İ M R A her biri... İnce kum ve 8 P İ R K İ R A Z çimentoyla yapılan 9 İ M H A R A Z A düzgün döşeme sıvası. 7/ Karışık renkli... Havadaki su buharı. 8/ Giysilerin arka yakasının kirlenmemesi ve yıpranmaması için kullanılan büyük ve devrik yaka. 9/ Kırık ya da çıkık... Hitit. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Halk dilinde ilkbahara verilen ad... Notada durak işareti. 2/ Namaz çağrısı... Düşman. 3/ Eskiden mürekkebi kurutmakta kullanılan ince kum... Yapraklarında çok acı ve ıtırlı bir madde bulunan, hekimlikte de kullanılan bir bitki. 4/ Azerbaycan ve Kars yöresine özgü telli bir çalgı... Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü. 5/ İzmir'in bir ilçesi... Danimarka'nın plaka imi. 6/ Bireyi yangın çıkarmaya iten saplantılı itki. 7/ Eski Mısır'da güneş tanrısı... Bir yapıyı koruyan ve suların yapıya zarar vermesini önleyen taş kaplama. 8/ Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri... Tarih öncesine dayanan efsane. 9/ ‘‘Melâli anlamayan nesle değiliz'' (Ahmet Haşim)... İlgi eki. CUMHURİYET 17 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog