Bugünden 1930'a 5,490,587 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 23 NİSAN 2006 PAZAR 6 DİZİ Bir daha bu cehennemi yaşamamanın tek yolu nükleer silahlara ve deneylere son vermek PAZAR ORHAN BURSALI Hiroşima: Yarına bir uyarı! merikan Hava Kuvvetleri’nin saldırıları Japon kentlerini çoktan yerle bir etmişti. Artık Japonların yenilgisine kesin gözüyle bakılıyor, bir an önce teslim olmaları bekleniyordu. 5 Ağustos gecesi, gece yarısından hemen sonra hava saldırısının habercisi sirenler bu kez Hiroşima’da duyuldu. Millet sığınaklara koşuştu. Sabaha karşı 02.10’da tehlikenin geçtiği bildirildi. Herkes evine döndü. Çevredeki kentlerden, sanayi kuruluşlarından, lise ve üniversitelerden Hiroşima’ya gelmiş ‘‘Gönüllü Gençlik Birimleri’’ o sabah saat yedide işe baş niden yaşamak, o acılara neden olanları yeniden laladı. İşleri, sığınak kazmak, hava saldırılarına da netlemek, insanlığın utanç labirentlerine yeniden yanamayacak bölgelerin boşalmasını sağlamak, dalmak için gitmedim Hiroşima’ya. Gitmezlik edeburalardaki yaşlıları, çocukları daha güvenilir yer meyeceğim için gittim. lere taşımaktı. Pırıl pırıl bir hava vardı. Bir buçuk milyon nüfuslu kent bugün bir ‘‘BaSaat 07.09’da, radyodan Hiroşima semalarında rış Parkı’’na dönüşmüş.. Kent yeni baştan imar dört B29 uçağı görüldüğü anonsu yapıldı. 07.30’da, edilmiş. Yıkımı, cehennemi, o günü olduğu gibi ko‘‘uçakların gözden kaybolduğu, geri gelmediği, teh ruyan tek yapı var. Eski Sanat Merkezi, Sanayi Ürünlikenin geçtiği’’ bildirildi. Aynı anda, uçakların bi leri Merkezi, Hiroşima Promosyon Merkezi bugün rinden Amerikan Hava Üssü’ne ‘‘hava pırıl pırıl ‘‘Atom Bombası Kubbesi’’ diye biliniyor. tek bulut yok plana devam’’ mesajı geçiliyordu. Elbet, Hiroşima’dakilerin bunu bilmelerine olanak yoktu. Saat 8’i geçmişti ki, Hiroşima Merkez Radyosu’nda o sabah görevli olan spiker Masanobu Furuta, ‘‘Acil uyarı’’ mesajını aldı. Canlı yayına bağlanmak üzere koridorda koşarken elindeki mesaja bir göz attı. ‘‘Saat 8.13. Ordu Bölge Komutanlığından bildirilmiştir: Üç büyük düşman uçağı yaklaşmakta olup...’’ Mikrofonun düğ Hiroşima’nın genel görünümünü belirleyen ‘Barış mesine basıp yayına gir Parkı’ ve ortada ‘Hiroşima Barış Müzesi’ (üstte). Her di. Cümleyi tamamlaya gün yüzlerce çocuk Japonya’nın her yerinden buraya geliyor. ‘Bir daha asla’ çığlığını gökyüzüne savuruyor. madı... 6 Ağustos 1945 sabahı saat 8.15’te dünyanın ilk atom bombası, Hiroİki nehir arasında kalan Barış Parkı’nın olduğu şima kentinin 580 metre üstünde patladı. Havada gibi, müzeden, kentin yeniden inşasından birkaç gün oluşan çapı 100 metrelik ateş topu, saniyenin on önce sözünü ettiğim mimar Kenzo Tange sorumlu. binde bir süresinde 300 bin santigrat ısıya ulaşıp Müzede savaşa ve atom bombasına ilişkin tüm çevreyi kavurdu. O anda yerdeki sıcaklık 6 bin de ayrıntıları, tüm tanıklıkları ve cehennemi yeniden receydi... yaşıyorsunuz. Ayrıntılara girmeyeceğim. Ancak müSonra. Sonra hiçlik, sonra ölüm, sonra yokluk... zede olsun, Barış Parkı’na dağılmış sayısız anıtSonra.. Yeryüzü var oldukça, hiç ama hiçbir in ta, heykelde, kayada, taşta, ağaçta olsun (Örneğin, sanın belleğinden silinmeyecek olan bir ad: Hiro Barış Tanrıçası heykeli, Barış Kulesi, Barış Çeşşima. ‘‘Benim adım Hiroşima’’ olacak tüm unutma mesi, Barış Saati, İlkokul Çocukları, Üniversite Öğların, tüm anımsamaların adı... rencileri anıtları, Gönüllü Gençlik Birimi, İşçiler Tepesi, Dostluk Anıtı vb.) beni en çok etkileyen A BUGÜN YA YARIN... şu oldu: Kyoto’dan Hiroşima’ya giden hızlı trende, ama Hiroşima, geçmişin gölgesinde kalmayıp, o geçneden, insan neden görmek ister ki Hiroşima’yı di mişe karşın, her anıtta, her köşede, her kaya, her ye soruyordum kendi kendime... ağaç, her yapıda, geleceğe yönelik uyarı görevini Bu sorunun tek yanıtı vardı. Gitmezlik edeme yerine getiriyordu. Her an vurgulanan şuydu: Neden atom bombayeceğimden gidiyordum Hiroşima’ya... Hayır 6 Ağustos 1945 sabahı saat 8.15’te yaşa sı atılmıştı? Gülümsediğinizi görür gibiyim: Sananları, sonraki saatlerde, sonraki günlerde, son vaşı bir an önce bitirmek için; daha çok kan döraki yıllarda yaşananları, o acıları, o ayrıntıları ye külmesini önlemek için, Sovyetler’e gözdağı ver Bilim Bir Şey Bilmiyor! Şüphesiz, ‘‘bilgi’’ nitelikli her şeyi bilime borçluyuz. Yeryüzünü ‘‘yöneten’’ yasaları büyük ölçüde ‘‘biliyoruz’’ ve bu verileri temel alarak yaşıyoruz.. Bu anlamda bütün kazandıklarımızı bilimin nitelikli çalışmalarına borçluyuz. Fakat, bilime bilmediği, doğrudan uğraş alanı olmayan şeyleri sorarsanız, bilim bir şey bilemez. Bilime, ‘‘ruhun olmadığını nereden biliyorsun’’ diye sorarsanız, yanıtı, ‘‘Ben, ruhun olduğunu bilmiyorum’’dur.. ‘‘Ruhun olmadığını’’ kanıtlamak, hiçbir zaman bilimin ilgi alanında değildir.. bilim, ‘‘ruh yoktur, insan özel bir yaratık değildir,’’ de demez.. hele hele, henüz bize ışığı bile ulaşmayan uzayın ötesinde ne olduğunu hiç bilmez.. Bu tür konularla teoloji, metafizik, bilimkurgu ilgilenir! Ama bilim şunu yapar: Elinde yeterli veri birikmişse, bir teori ortaya atar. Kuramlar, varsayımlar, tezler, bilimin akıl yürütme ve mantık kurmadan tutun deneysel araştırmalara kadar, sınır berisisınır ve sınır ötesi tartışmaları kışkırtır.. ૽૽૽ Mesela evrenin Büyük Patlama ile doğduğu kuramının doğruluğu kanıtlanmış değildir.. Üzerinde büyük ölçüde fikir birliği vardır. Çünkü bütün veriler, evrenin genişlemesi, Büyük Patlama’dan kaldığı varsayılan arka plan radyasyon ışıması... Her şey Büyük Patlama’nın varlığına işaret eder.. Bilim, sınırlarını bilir; bilimsel veriye, sezgiye, mantığa dayanmadan kuram oluşturamaz. Bilime bilmediği, bildiğini iddia etmediği konularla ilgili olarak ‘‘Nereden biliyorsun?’’ diye sorarsanız, ‘‘Ben bir şey bilmiyorum ki!’’ der.. Bir bilim insanının ‘‘İnsan beyni kâinattaki en karmaşık şeydir’’ dediğini ben hiçbir yerde okumadım.. Çünkü böyle bir bilimsel varsayım olmaz.. Ciddi bir bilim insanı zırvalamaz! Bunu kim demişse, nerede yazılıysa göstermek gerekir! Bilim ‘‘kâinat öncesi’’ olup olmadığını da bilmez. Büyük Patlama’dan öncesi için de bir sürü başka tezler vardır! Belki de ezelden beri evren doğup doğup yok olmaktadır! Paralel evrenler, sicim teorisi.. bir dizi görüş vardır tartışılan. ૽૽૽ Evren dediğimiz, uzaydaki olayların tümüdür; cisimlerin, varlıkların, boşlukların, molekül ve atomların, yıldızların.. davranış biçimleri, evrenin tümünü oluşturur.. Bilim, bu oluşumların davranışlarının toplam sonuçlarını kestirebilme iddiasında hiçbir zaman olamaz. Bilim, evrende durmadan bir değişimi gözler. Bu değişimin yasalarını, kurallarını anlamaya çalışır. Yeryüzündeki canlı hayatı, bütün bu fiziksel, kimyasal, biyokimyasal oluşumların ve değişimlerin dışında gören bir anlayış, bilimden kopar; akıllı tasarım vb. gibi bilim dışı görüşlere yönelir. Bilim, dogma değildir.. Her türlü varoluşun en temel sorunları üzerine kanıtlayamadığı ‘‘kesin gerçekler’’ ilan etmez. Kendisini ‘‘dogma’’lardan ayırabilmek ve arındırabilmek için, hatta ‘‘mutlak rölativizm’’ gibi, bence uç noktalara varan görüşler bile ileri sürüldüğü olur!.. Mutlak rölativizm, bilimsel olguları, kuramları reddetmek için türlü çeşitli ‘‘kaçak yol’’ arayan dinsel görüşlerin buluştuğu noktadır! Burası ‘‘bilinmezlik kapısı’’dır ve mutlak rölativistler, her şeyi bu pencereden seyretmeyi tercih ederler! ૽૽૽ Bilim, hayatın anlamı var mı yok mu, konusunu da doğrudan araştırmaz.. Ama bilim insanları, evrimsel biyolojik bütün verilere bakarak, hayatın anlamı hayatta kalmak, yaşamaktır, sonucuna varabilir. Ama, bilimsel veriler de, bunun ancak yeryüzündeki yaşama özgü söylenebileceğine işaret eder.. Evrenin ‘‘hayatta kalmak’’ gibi bir derdinin olup olmadığı sorusunun yanıtı şimdilik yoktur! Fakat, insan, hayatını, hem de aşırı miktarda ve fazlasıyla, kendi bireysel yaşam sınırlarının ve olanaklarının bile çok ötesinde anlamlandırmada büyük mesafe katetmiştir! Hayatın anlamı, bilinebildiği kadarıyla, insanın ortaya attığı bir sorundur ve insan için önemlidir.. Bilime, bilmediği alanlarda iddiası varmış gibi sorular yönelterek ‘‘Nereden biliyorsun’’ derseniz, bence yanıtı ‘‘bir şey bilmiyorum’’dur.. Kendi sorunlarımızla bilimin sorunlarını karıştırırsak, bilime haksızlık ederiz! A mek için, vb... Hayır, müzede olsun, müze dışında olsun Hiroşima’da hep, her yerde vurgulanan şuydu: Çünkü bu nükleer silah bir kez yaratılmıştı, geliştirilmişti, öyleyse denenmesi gerekiyordu! Hiroşima’da her yerde aynı çığlık yükseliyordu: Bugün de dünyada nükleer denemeler sürüyordu. Oysa atom bombasının yeniden bir daha kullanılmasını önlemenin tek yolu vardı: O da yeryüzünde bu deneylere son vermek! İTİRİRKEN Japonya yolculuğum sona ermek üzere... İlk kez gidilen bir ülkede on gün içinde edinilen izlenimler ne denli sağlıklı olabilir doğrusu bilemiyorum. Hayatı boyunca Japonya’da yaşamış bir arkadaşım, ‘‘Şu çılgın Japonları, ben 60 yıldır çözemedim, sen on günde çılgınlıklarını anlayabildinse, aferin’’ demişti, neredeyse dalga geçerek. Ona verdiğim yanıtı sizinle de paylaşabilirim: ‘‘Evet ama ben, bilim adamı Bozkurt Güvenç’in ‘Japon Kültürü’ adlı muhteşem kitabını okumuşum yıllar önce, yolculuk boyunca da yanımdan ayırmamışım!’’ İnanın, müthiş bir avantaj sağlıyor insana! (Teşekkürler Bozkurt Güvenç!) Yine de Japonya’dan dönerken, giderkenkinden bin kat daha çok soru vardı aklımda ve yüreğimde. Şu son zamanlarda gençlerin internet aracılığıyla bir araya gelip intihar etmeleri nedendi? Bunalımdan.. Yalnızlıktan.. Umutsuzluktan.. Ölümün ‘‘güzelliğine’’ ibadet etmekten.. Yoksa kimilerinin dediği gibi ‘‘zenginlik hastalığı’’mıydı? Belki de Samurayların soylu ‘‘harakiri’’ geleneğinin bir devamı.. Bilmiyorum bu konuyu herkesle konuştum, hep farklı yanıtlar aldım... Teknolojide bunca ileri giden bir toplumda, yeryüzünün ikinci büyük ekonomisinde, nasıl olur da tüm dış görünüme karşın kimi şeyler hiç ama hiç değişmezdi? Örneğin kadınların ikincil durumu? Ancak hemen belirteyim: Meclisteki temsil oranında bizden kat be kat üstünler. İki meclis var. Temsilciler Meclisi’nde 480 temsilcinin 43’ü kadın. Senato’nun 242 üyesinden 33’ü kadın... Bir yanda en popüler ve milli sporunuz, güce dayalı sumo olacak (bin kiloluk sumo güreşçilerini gözünüzün önüne getirin) dünyaya aikido, kiudo, kendo, judo, karate gibi dövüş ya da korunma sporlarını armağan edeceksiniz, öte yanda bir çiçeğin fotoğrafını çekmek için, bir çin vazosundaki çatlağı incelemek için saatlerce kuyrukta bekleyeceksiniz. Bu da biraz çılgınlık. En iyisi bu soruların yanıtlarını aramak için, ben yine Japonya’ya gideyim... Sadako’nun kuşları adako Sasaki, bir kız çocuğun adı. S Hiroşima’ya atom bombası atıldığında 2 yaşındaydı. Kent dışında bir köyde yaşıyordu. Ölmedi. Savaşın bitiminden on yıl sonra Sadako hastalandı. Hastaneye kaldırıldı. Radyasyon sonucu lösemi. Japonya’da bir inanca göre, ‘‘Kâğıttan bin adet turna kuşu yapmak, insana şans getirirdi’’. Sadako ‘‘origami’’ sanatının en popüler ürünü olan kuşlarını yapmaya başladı. İnanıyordu ki iyileşecekti. Ailesi, hastane yetkilileri ona bin kuşu çoktan tamamladığını hiç söylemediler. O hep bin adet kuş yapmaya çalıştı... Sadako’nun küçük bedeni kâğıt kuşları yapmaya sekiz ay dayandı. Onun ölümünden sonra sınıf arkadaşları Sadako’nun ruhunu özgür kılmak için kâğıt kuş yapmayı sürdürdü. Sonra bir okul daha, bir okul daha, bir okul daha, bir okul daha... Japonya’nın her köşesinden üç bin iki yüz okul, kâğıttan turna kuşları yolladı Hiroşima’ya, bir daha yeryüzünün hiçbir yerinde, hiçbir çocuk, atom bombasından, radyasyondan ölmesin diye. ‘‘Çocukların Barış Anıtı’’ 1958’de açıldı. Yüksek bir kulenin tepesinde bronzdan bir kız çocuğu kollarını gökyüzüne açmış, ellerinin arasında altın bir turna kuşu tutuyor. Kulenin içinde dev bir çan. Çanın bir yanında ‘‘Kâğıttan Bin Turna Kuşu’’, öte yanında ‘‘Dünyada Barış, Cennette Barış’’ yazılı. Kulenin çevresinde rengârenk kâğıttan binlerce, milyonlarca turna kuşu... Sadako’yu ve kuşlarını ellerimle, gözyaşlarımla, soluğumla okşadığım, kucakladığım gün, ilkokul çocukları gelip anıtın çevresinde oynuyor, o koca çanı çalıp duruyorlardı. ‘‘Bir daha asla’’ diye çalıyordu çan. ‘‘Bir daha asla’’ diye ötüyordu tüm kâğıt kuşlar... B Y BİTTİ Sayı:2004/4217 Bir borçtan dolayı satılmasına karar verilen taşınmazın aşağıda, cinsi, niteliği, tapu kaydı, vasfı, satış gün ve saati, önemli özellikleri ve satış şartları belirtilen taşınmaz; Balıkesir İli, Edremit İlçesi Akçay, Cilt: 3, Sayfa: 278, Ada: 519, Parsel: 3'de tapuya kayıtlı 1532 m2 miktarındaki 4/9 ve 5/9 hisseli taşınmaz ayrı ayrı satılarak paraya çevirlecektir. Taşınmazın Hali Hazır Durumu: Edremit İlçesi, Akçay mahallesi, Sarıkız mevkii denize 0 konumda bulunmaktadır. Taşınmaz tatbikatta hissedarları arasında 2 bölüme ayrılmış ve içerisinde bulunan motel ile motele bağlı üniteler olarak kullanılmaktadır. Parsele inen sokağa cepheli (A) bölümünde: Motel giriş holü tarafından ahşaptan yapılmış, camlı bölmeli kısım. Girişten sonra resepsiyon bölümü, resepsiyon bülümünden sonra 6 adet motel odası ve önü denize açık koridor, koridor üzerinde beton çıkma ve ahşap pergule, resepsiyon yanında her iki tarafında 5+5=10 odadan meydana gelen tek katlı, üzeri kiremit kaplı kargir motel binası, bu binanın sokağa bakan cepheleri derzli, taş kaplanmış vaziyettedir. Binanın deniz tarafında büyük, ahşap malzemeden yapılmış pergule bulunmaktadır. Pergulenin altında çay bahçesi ve teras olarak kullanılmaktadır. Motel odaları içerisinde wc, + banyo ve 2 yatak bulunmaktadır, odalar yaklaşık 14 m2 büyüklüğünde, kaloriferli, kapı ve pencere doğramaları ser pvc'dir. Yerler seramik kaplı, duvarlar renkli plastik boyalıdır. Tavanda kartonpiyer ve perdelikler bulunmaktadır. Motel binaları arkasında mutfak, kazan dairesi ve depoları barındıran kısım bulunmaktadır. Resepsiyon karşısında yemekhane, yemekhane yanında ise wc ve lavabolar bulunmaktadır. Depo, mutfak, kazan dairesini barındıran yapı 2. sınıf, diğer bölümler ise 1. sınıf yapılardır. Bu yapıların tümü tek katlı ve kargir yapıdadır. Parselin 2. kısmı olan (B) bölümünde bulunan yapılar; 4.80x7.20 mt boyutunda, 34.50 m2 büyüklüğünde tek katlı çatılı, çatı altı lambri, tabanları seramik kaplı bar kısmı, Bar kısmı önünde 14x5.20 mt. boyutlarında 73.84 m2 büyüklüğünde üstü pergule, etrafı plastik şeffaf malzeme+branda ile kaplanmış kafe olarak işletilen kısım, Bar kısmının devamında 4.75x4.75 mt. boyutlarında 22.56 m2 büyüklüğünde ikinci bir kısım bulunmaktadır. Bu kısım lobi olarak kullanılmaktadır. Bu bölümün yanında 4.10x4.90 mt. boyutlarında her türlü tefrişi yapılı 20.92 m2 büyüklüğünde mutfak kısmı, 11 adet motel odası ( (A) bölümü ile aynı özelliklerde) Süs havuzu, üstü ve etrafı ağaç pergule ile kaplı çay bahçesi olarak kullanılan kısım. Bu kısım içersindeki pergule 10x8.50 mt. boyutlarında 85 m2 büyüklüğünde altında süs havuzu, havuz üzerinde dekor için ahşap malzemeden yapılmış, köprü bulunmaktadır. Mutfak yanında kafe dışında küçük büfe bulunmaktadır. Bu kısımdaki yapılarda tek katlı kargir yapılardır. Taşınmazın İmar Durumu: Edremit ilçesi, Akçay Belediye Başkanlığı'nın 30.12.2004 tarih ve 2543 sayılı cevabi yazısı ile Leman Akpınar caddesi üzerinde bulunan tapunun 20.N.I pafta, 519 ada 3 parsel numarasında kayıtlı taşınmaz bulunduğu bölge Edremit Belediyesi'nden Edremit Noterliği'nin 19.04.2004 tarih ve 03337 sayılı onayı ile teslim alınan imar planına göre ‘‘Plaj alanı'' olarak onaylanmış olup, bu bölgedeki imar planında yapılacak yapı hakkında herhangi bir yapılaşma lejantı bulunmamaktadır, şeklinde bildirilmiştir. Muhammen bedeli: 4/9 hissenin 517.955,00. YTL (Beşyüzonyedibindokuzyüzellibeş YTL) Muhammen bedeli: 5/9 hisse için:647.445,00. YTL (Altıyüzkırkyedibindörtyüzellibeş YTL) Satış şartları: Satış, 30.05.2006 (Salı) günü 4/9 hisse için 14.00 14.10 arasında, 5/9 hisse için 14.20 10.30 arasında; Balıkesir ili, Edremit ilçesi, Adliye binası, zemin kattaki salonda İcra Müdürlüğü önünde açık arttırma suretiyle yapılacaktır. Bu arttırmaa tahmin edilen kıymetin %60'ını ve rüçhanlı alacakıllar varsa alacakları mecmuuni ve satış masraflarını geçmek şartı ile ihale olunur. Böyle bir bedelle alıcı çıkmazsa en çok artıranın taahhüdü baki kalmak şartıyla, 09.06.2006 (Cuma) günü aynı yer ve saatte ikinci artırmaya çıkarılacaktır. Bu arttırmada da bu miktar elde edilememişse, taşınmazın en çok arttıranın taahhüdü saklı kalmak üzere artırma ilanında gösterilen müddet sonunda en çok artırana ihale edilecektir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetinin %40'ını bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakları toplamından fazla olması ve bundan başka, paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi lazımdır. Böyle fazla olması ve bundan başka, paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi lazımdır. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. Artırmaya iştirak edeceklerin, talin edilen değerin %20 nispetinde pek akçesi veya bu miktar kadar milli bir bankanın teminat mektubunu vermeleri lazımdır. Satış peşin para iledir. Alıcı istediğinde 10 günü geçmemek üzere mehil verilebilir. Tellaliye resmi, ihale damga vergisi, tapu harç ve masrafları, KDV, tahliye ve teslim giderleri alıcıya aittir. Birikmiş vergiler satış bedelinden ödenir. İpotek sahibi alacaklılarla diğer ilgililerin (*) bu taşınmaz üzerindeki hakların hususiyle faiz ve masrafa dahil olan iddialarını dayanağı belgelerle (15) gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır. Aksi takdirde hakları tapu sicili ile sabit olmadıkça paylaşmadan hariç bırakılacaktır. İhaleye katılıp, daha sonra ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedei arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen sorumlu olacaklardır. Şartname ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için daire açık olup masrafı verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. İİK 127. maddesine göre İlanen tebliği; Adresleri tapuda kayıtlı olmayan, (mübrez tapu kaydında belirtilen) alakadarlara gönderilen tebligatların tebliğ imkansızlığı halinde işbu satış ilanı tebilğ yerine de kaim olmak üzere ilanen tebliğ olunur. Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etmiş sayılacakları, başkaca bilgi almak isteyenlerin (2004/4217) sayılı dosya numarası ile müdürlüğümüze başvurmaları ilan olunur. (İİK. Mad. 126) (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahileri de dahildir. (Basın: 18736) EDREMİT İCRA MÜDÜRLÜĞÜ'NDEN TAŞINMAZ AÇIK ARTIRMA İLANI obursali࠽cumhuriyet.com.tr UMDER (Uğur Mumcu Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği) GELENEKSEL DOSTLUK VE DAYANIŞMA YEMEĞİ Siz değerli dostlarımızla birlikte olabilmek için, her yıl geleneksel olarak düzenlediğimiz yemeğe katılmanızdan mutluluk duyarız. Tarih: 30/04/2006 Saat: 20.0024.00 Yer: Çamlık Restaurant Ayazma Cad. No: 1 Yakacık/Kartal/İST. İletişim: Satılmış Torun Tel: 0 533 646 81 39 0 216 475 86 10 BÜYÜKÇEKMECE İCRA HUKUK MAHKEMESİ'NDEN 2005/1120 Esas Davacı Murat Keskinkılıç vekili Av. İsmail Büyükkaymakçı tarafından davalı Selin Aksu aleyhine mahkememize açılan aktin feshitahliye davası nedeni ile; Davacı tarafından davalı Selin Aksu aleyhine Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün 2004/7971 Esas sayılı dosyası ile haciz ve tahliye talepli olarak icra takibi başlattığı ve 30 günlük yasal süre içinde borç ödenmediği gibi itiraz edilmediği bu sebeple davacı tarafından mahkememize aktin feshitahliye davası açıldığı mahkememiz duruşma salonunda 18.05.2006 tarihinde saat 11.00'de yapılacak duruşma gününün yapılan araştırmalarda bulunamayan davalı Selin Aksu'ya ilanen tebliğine karar verilmiştir. Yukarıda yazılı davayla ilgili mahkememiz duruşma salonunda 18.05.2006 tarihinde saat 11.00'de yapılacak duruşmaya davalı Selin Aksu'nun HUMK.'nun 509510. maddeleri uyarınca bizzat kendisinin gelmesi gerektiği veya kendisini bir vekille temsil ettirmesi varsa diyeceklerini ve belgelerini dosyaya ibraz etmesi, etmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilip karar verileceği hususu davalıya ilanen tebliğ olunur. 01.03.2006 Basın: 18662 TC GAZİOSMANPAŞA 1. AİLE MAHKEMESİ'NDEN Esas No: 2004/479 Davacı Hadice Karasu tarafından davalı Abidin Karasu aleyhine açılan şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanma davasının yapılmakta olan yargılamasında verilen ara kararı gereğince; ‘‘Yeni Mahalle Paşaçayırı Cad. No: 94 D: 3 Küçükköy/GOP/İst.'' adresinde iken adresi meçhul kalan davalı Abidin Karasu'ya dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilemediğinden, Davacı Hadice Karasu vekili Av. Murat Kılıç tarafından verilen dilekçe ile davalının kusurlu davranışları, baskı nedeni ile şiddetli geçimsizlik olduğundan boşanmalarına iştirak nafakası, tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesine, karar verilmesini, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ettiği ve bu davanın duruşmasının 12.06.2006 günü saat 11.00'de yapılmasına karar verildiği HUMK.'nun 213 ve 509510. maddeleri gereğince özrü olmaksızın belli gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadığı takdirde yargılamaya yokluğunda devam edileceği ve yokluğunda cereyan eden işlemlere itiraz edemeyeceği tebliğ yerine geçmek üzere ilan olunur. 18.04.2006 Basın: 18844 Doya No: 2005/505 Davacı Hazine tarafından davalı Fatma Şensoy aleyhine açılan Yayladere Merkez mevkii, 174 ada, 18, 37 ve 38 no'lu parsele ilişkin kadastro tespitine itiraz davasının 06.04.2006 tarihli ara kararı gereğince davalı Fatma Şensoy, tüm aramalara rağmen bulunamadığı gibi adresi de tespit edilemediğinden tebligat yerine geçerli olmak üzere adı geçene dava dilekçesi ve duruşma gününden haberdar edilmesi bakımından 7201 sayılı tebligat kanununun 28 ve 29, tebligat tüzüğünün 47 ve 50 maddeleri gereğince adına ilanen tebligat yapılmasına karar verilmiş olmakla, 06.07.2006 günü mahkememizde hazır bulunmanız veya bir vekille temsil edilmediğiniz takdirde yargılamaya yokluğunuzda devam edileceği, son ilan tarihinden 15 gün sonra ilgilisine tebliğ edilmiş sayılacağı hususu ilanen tebliğ olunur. 07.04.2006 Basın: 18381 KARAKOÇAN KADASTRO MAHKEMESİ'NDEN CUMHURİYET 06 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog