Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

20 NİSAN 2006 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA HABERLER Siyanür liçi yöntemine karşı çıkan Bergamalı köylüler, bir hukuk zaferi daha kazandılar 7 Altın işletmeciliğine ‘hayır’ İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) Kesinleşmiş yargı kararına karşı Bakanlar Kurulu’nun prensip kararıyla işletmede tutulan Bergama Ovacık Altın Madeni’nin kapatılmasına karar verildi. Danıştay, idarenin yargı kararlarını uygulamakla görevli olduğunu belirterek Ovacık Altın Madeni’nin siyanürlü yöntem kullanılarak işletmesine izin veren Bakanlar Kurulu kararını geçersiz saydı. Ovacık Altın Madeni’nin işletmede kalması için ortada hiçbir gerekçe kalmadı. İzmir Barosu tarafından açılan davada üst mahkeme, Bakanlar Kurulu’nun mahkemelerin kararlarına uyma zorunluluğunda olduğunu belirtti. Dava dilekçesinde Bakanlar Kurulu prensip kararının, mahkemelerin görüşlerinin uygulanmasını engellediğini belirten barosunun is GEÇMİŞTEN GELECEĞE ORHAN ERİNÇ Baku İzlenimleri... Bilmem fıkrayı daha önce aktarmış mıydım? Coni’nin biri, bir başka kente gitmek için özel şirketlere ait trenlerin geçtiği istasyona gitmiş. Tam parayı uzatıp bilet isteyecekken, tren düdüğünü duyan görevli gişeyi kapayıp dışarıya fırlamış. Coni de meraklanıp perona çıkmış. Bakmış üç görevli yan yana duruyor. Biraz sonra lokomotif ve çektiği bir vagon görünmüş. Vagonun arka sahanlığında da üç kişi varmış. Tren uzaklaşınca görevliler yerlerine dönmüşler, Coni biletini almış ama merakını gidermek için sormuş. Teftiş mi yaptılar? Yok, demiş görevli, o kişiler bizim şirketin başterzisi ile yardımcılarıydı. Yeni kıyafetler için ölçümüzü aldılar. ૽૽૽ Ne zaman eskilerin ‘‘ateş almaya gitmek’’ nitelemesine uygun geziler yapsam aklıma gelir. Azerbaycan’a yaptığımız gezi de bu kapsamda sayılabilir. Büyükelçilik Basın Müşaviri Bülent Uğur’un girişimi, Matbuat Şurası Başkanlığı ve Baku Sohbet Toplantıları Kulübü’nün katkıları ile Baku’da Azerbaycanlı meslektaşlarımızla birlikte olduk. Bu arada değişik tarihi yerleri de gezme olanağını bulduk. Konuşmalardan edindiğimiz ilk izlenim, Türkiye ile Azerbaycan’ın etkilendiği ortak kader oldu. Biz nasıl Ermeni soykırımı yapılmadığını dünyaya anlatabilme sıkıntısını yaşıyorsak, onlar da ülke topraklarının beşte birinin Ermenistan’ın işgali altında olduğunu, terör girişimleri sonucu binlerce kişinin öldürüldüğünü ve 1 milyona yakın Azerinin yurtlarından kaçmak zorunda kalarak kamplarda yaşama savaşı verdiklerini anlatamıyorlar. Türkiye medyasının bu durumu gündeme getirmemesinden de yakınıyorlar. ૽૽૽ Liderlik söz konusu olduğunda ilk söylenen ad Atatürk. Ardından Haydar Aliyev geliyor. Türkiye’de Atatürk’e karşı olmanın yaygınlaştırılması çabalarını anımsayınca insan bir başka duygulanıyor. ૽૽૽ Azerbaycan’da ve Anadolu’da yaşayanların ortak özelliklerinden birinin de alçakgönüllülük olduğu hemen fark ediliyor. Kimi konularda bizden daha hoşgörülüler. Örneğin bizimkiler 2005 yılındaki büyüme hızının yüzde 8 dolayında olduğunu neredeyse davul zurna eşliğinde ve büyük başarı olarak kamuoyuna iletmekten hoşlanıyorlar. Onlar ise aynı dönemdeki büyüme hızının yüzde 26.4 olmasını yeterli görmüyorlar ve pek de üstünde durmuyorlar. Petrol ihracatı nedeniyle dış ticaretleri açık vermiyor. Özellikle de BakuTiflisCeyhan petrol boru hattından geçecek petrolün Akdeniz’e ulaşmasıyla gelirlerinin katlanacağına inanıyorlar. Benzer noktalardan bir başkasını da gelir dağılımındaki adaletsizlik ve büyümeden sağlanan gelişmenin hakça paylaşılamaması oluşturuyor. Biz ne yapılabileceğini bilemez ve umutlanamazken, onlar bu sorunun çözümleneceğine inanıyorlar. ૽૽૽ Caddeleri dolaşırken Bağdat Caddesi ile Nişantaşı’ndan göz aşinalığı olan yabancı markaların mağazalarını görüyorsunuz. Belki henüz Türkiye’ye gelmemiş olanlar bile var. Türkiye’den giden ve ağırlığını üretim, ticaret ve inşaat alanlarındakilerin oluşturduğu 400 firma, yaklaşık 45 bin kişiye iş sağlıyor. ૽૽૽ Azerbaycan’da yayın yaşamını sürdüren 300 gazete var. Bunların yaklaşık 50’si bizdeki yaygın basın kapsamında görev yapıyor. Bağımsız olduğunu söyleyen birkaç gazete dışında gazetecilik hemen hemen ikiye ayrılmış. Yarısı iktidar yanlısı, yarısı da muhalefet partilerinin sözcülüğünü yapıyor. Cumhurbaşkanlığı’nın iki, Milli Meclisi’nde bir gazetesi var. 28 haber ajansından biri devlete ait. Altı televizyondan ikisi devlet televizyonu. Dört özel televizyon ise bağımsız ama sahiplerinin iktidar yanlısı olmaları nedeniyle muhalefetin sesi pek çıkmıyor. Orada da bizdeki yerel medya gibi ilan sıkıntısı çekiyor yayın organları. Gazetecilik yüksek eğitimi de bir fakülte ile sürdürülüyor. Hızlı bir Baku gezisinin özeti böyle... Koza, kararı yine dikkate almadı oza Altın Şirketi, sahip oldukları izin ve ruhsatların, Danıştay tarafından iptal edilen 2002 tarihli Bakanlar Kurulu prensip kararına dayanmadığını savunarak ‘‘her türlü denetime açık olarak ve dünyanın en yüksek standartlarıyla çalışmalarına devam ettiklerini’’ bildirdi. Bergamalı köylülerin avukatı Senih Özay ise Danıştay’ın verdiği kararın, Bakanlar Kurulu’nun 2002 yılında daha önce Danıştay’ın K verdiği iptal kararının ‘‘arkasından dolanarak’’ verdiği izne ilişkin olduğunu söyledi. Özay, ‘‘Danıştay, aldığı bu kararla daha önce verdiği yürütmeyi durdurma kararını nihai biçimde sonuçlandırmış oldu. Bu kararla üst mahkeme Bergama’da yer seçimi bakımından altın madenciliği yapılmasına ‘hayır’ demiş oluyor. Hâlâ burada altın çıkarmak için direnmemek gerek. Ama, burası Türkiye’’ diye konuştu. rıyla yeniden işletmeye alındı. Ve yeni bir hukuk mücadelesi başladı. İzmir Barosu’nca Danıştay’da kararın iptali istemiyle dava açıldı. Bu süreç işlerken, köylülerin kazanımlarının elinden alındığı ve adil yargılanmadıkları gerekçesiyle dava dosyaları 1998 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) gün temi yerinde görüldü ve hukuka uygun davranılmasına karar verildi. Yörelerinde siyanür liçi yöntemiyle altın madeni işletmeciliğine karşı çıkan köylüler, bir hukuksal kazanım daha elde ettiler. 1990’lı yılların ortasında başlayan çevre mücadelesi sürecinde, en büyük kazanım 1997 yılında Danıştay’ın karara bağladığı ‘‘Bergama’da siyanürlü altın madenciliğinde kamu yararı yoktur’’ yönündeki hükmü oldu. Köylüler ve çevreciler yerel mahkemenin kararını onayan üst mahkemenin görüşü üzerine madenin kapatılmasını sağladılar. Ancak siyasi iradenin devreye girmesi üzerine maden 2002’de Bakanlar Kurulu’nun prensip hükmündeki kara demine taşındı. AİHM geçen yıl, 10 köylüye 3’er bin Avro tazminat ödenmesine karar verdi. Son olarak 315 köylü hakkında da 3’er bin Avro tazminat ödenmesi kararı AİHM tarafından karar bağlandı. Bu aşamada 1479 köylü daha AİHM’ye benzer nitelikte dava dilekçesiyle başvuru yaptı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken maden el değiştirdi. Eurogold, Normandy gibi çokuluslu şirketler tarfından işletmede tutulan maden, yeşil sermayeye yakınlığıyla bilinen Koza firmasına geçti. Koza’nın sahibi Akın İpek, her açıklamasında madeni işletmekte ısrarcı olduklarını bildirdi. Bu sırada İzmir Barosu’nca Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle Danıştay’da açılan dava da esastan karara bağlanarak köylülerin lehine sonuçlandı. AKP HARİÇ YEDİ SİYASİ PARTİ ‘Nükleer karşıtları’ Sinop’ta birleşti CENGİZ DEMİREL SİNOP Sinop’ta 7 siyasi parti, 29 Nisan da yapılacak ‘‘Nükleere Hayır’’ mitinginde güç birliği yapma kararı aldı. Nükleer santralın Sinop’ta kurulacağının açıklanmasının ardından başlatılan ‘‘Nükleer sizin olsun, Sinop bizim’’ imza kampanyasına katılımlar hızla artıyor. Sinop’un resmi nüfusu 30 bin 400 olan merkez ilçesinde toplanan imza sayısı 22 bini aştı. Nükleer Karşıtı Platform sözcüsü Hale Oğuz hedeflerinin 30 bin imza olduğunu belirterek ‘‘İmzalar Çernobil’in yıldönümü olan 26 Nisan’da Enerji Bakanı’na verilecek’’ dedi. Oğuz, www.sinopbizim.org adlı siteden yürütülen kampanyaya destek verenlerin sayısının da 12 bine ulaştığı açıkladı. Sinop halkı 29 Nisan’da yapılacak olan mitinge hazırlanırken CHP İl Başkanı Hüseyin Keskin, DYP İl Başkan Yardımcısı Adil İlgüner, DSP İl Başkanı Ahmet Kavazak, SP İl Başkanı Hüseyin Şeker, ANAVATAN Merkez İlçe Başkanı İsmail Kalemtaş, MHP İl Başkanı Mehmet Şişek ve SHP Merkez İlçe Başkanı Zeynel Nallıoğlu’nun nükleere karşı güç birliği yaptığı açıklandı. Ortak hazırlanmış metni basına okuyan CHP İl Başkanı Hüseyin Keskin, ‘‘1986 doğumlu iki yeğenim var. Birini 16 yaşında kansere kurban verdik, diğeri ise doğumundan bu yana yatağa bağlı. İki yeğenim de Çernobil kurbanıdır’’ diye konuştu. 7 parti tarafından hazırlanmış bildiride ise nükleer santralın siyah beyaz televizyona benzetilmesi dikkat çekti. Bildiride, ‘‘ABD ve dünya nükleer santrallara bitmiş bir teknoloji olarak bakıyor. Türkiye’de bu senaryo renkli televizyon teknolojisinde yaşanmıştır. Önce bize siyah beyaz televizyonları sattılar, sonra renkli teknoloji ile siyah beyazlar elde kaldı’’ denildi. GÖZLER 29 NİSAN’DA... Tehlikeli atıklarını doğaya bırakan sanayi kuruluşlarının belirlenerek açıklanmasını isteyen çevreciler, ortak hareket edilmesini istedi. Sanayiciye ‘açıkla’ çağrısı İBB Meclisi’nin CHP’li üyesi Hatice Bayram, ‘Uyarmıştık, dinlemediler’ derken çevreciler de sanayicilere ‘Atıklarınızı ne yaptığınızı açıklayın’ çağrısı yaptı GÖKÇE UYGUN CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Tuzla Meclis üyesi Hatice Bayram, 2 yıl önce bölgedeki kirlililiğe yönelik yaptıkları uyarının dikkate alınmadığını söyledi. İstanbul Çevre Konseyi (İÇK) de Tuzla’da yaşanan zehirli varil felaketi nedeniyle sanayi kuruluşlarını, ‘‘atıklarını ne yaptıklarını açıklamaya’’ çağırdı. Öte yandan Tuzla Cumhuriyet Savcılığı, Orhanlı beldesinde bulunan tehlikeli atık varillere ilişkin adı geçen Gebze’de kurulu UNIFAR Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ’nin 3 yetkilisi hakkında ‘‘yetkisizlik kararı’’ verdi. Tuzla İlçe Hıfzıssıhha Kurulu’nun kararına göre tahlil sonuçları çıkıncaya kadar ilçedeki su kuyuları kapatılacak. İlçe Tarım Müdürlüğü de bölgedeki hayvanları sağlık kontrolünden geçirecek, sütlerinin de sağlık yönünden inceleyecek. NLEM ALINMADI’ İBB Meclisi’nin Tuzla’dan CHP’li üyesi Hatice Bayram, ilçedeki atıklar ve pis kokunun yarattığı kirliliklerle ilgili sorunları çok önceden gündeme getirdiklerini belirterek ancak bunlarla ilgilenilmediğini ve önlem alınmadığını dile getirdi. Bayram, konuyla ilgili şunları söyledi: ‘‘CHP grubu olarak Eylül 2004’te Tuzla Belediye Meclisi’ne bir öngerge verdik. Önergede, UNIFAR’ın atıkları ve çevreye saçtığı pis koku nedeniyle yurttaşların hasta olduğunu anlatarak Sağlık ve Çevre bakanlıkları nezdinde girişimde bulunulmasını istedik. Ancak bu önergeye yanıt bile gelmedi. Ekim 2004’te İBB Meclisi’ne sunduğumuz önerge Sirmen: Pepe istifa etsin ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Kocaeli Milletvekili Sefa Sirmen, Türk Ceza Yasası’nın (TCY) kasten çevre suçu işleyenlere verilen cezalara ilişkin maddelerinin yürürlüğünü 2 yıl ertelettiği için Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin istifasını istedi. Sirmen, CHP’li TBMM Çevre Komisyonu üyeleriyle birlikte Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Tuzla Orhanlı’da tehlikeli atık varillerin bulunmasının ardından yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. İzmit belediye başkanı olduğu dönemde İzaydaş’ın kuruluşu için çanin yanıtı da Ocak 2005’te verildi. Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından verilen yanıtta da sadece ‘Aydınlı’daki eski çöp döküm alanına, belediyenin döküm izni olmadığı halde endüstriyel nitelikli katı atıkların döküldüğü, bu atıkların İZAYDAŞ tarafından değerlendirilmesi için İstanbul Valiliği’ne 2004 yılında yazı yazıldığı’ söyleniyor.’’ ZAYDAŞ YETERSİZ’ Bünyesinde yaklaşık 200 çevre örgütünü barındıran İÇK Genel Sekreteri Türksen Başer Kafaoğlu, Türkiye’nin tek tehlikeli atık yakma merkezi olan İZAYDAŞ’ın kapasitesinin tüm atıkları bertaraf etmede yetersiz olduğunu anımsattı. Sanayi kuruluşlarını atıklarını ne yaptıkları konusunda açıklama yapmaya çağıran Kafaoğlu, ‘‘Bu konuda Türkiye çapında bir tarama yapılarak tehlikeli atıklalıştığını ve 1996’da da işletmeye açıldığına dikkat çeken Sirmen, Pepe’nin o dönem Kocaeli milletvekili olarak bu projenin her aşamasına engel olmaya çalıştığını söyledi. Pepe’nin, üzerinde ‘‘İZAYDAŞ’’ yazılı şapkayla çekilmiş fotoğrafını gösteren Sirmen, bunu hatıra olarak saklayacağını ifade etti. AKP hükümetinin çevreye olan duyarsızlığını uygulamalarıyla gösterdiğini belirten Sirmen, ‘‘Çevre Bakanlığı gibi önemli bir bakanlığı, Orman Bakanlığı ile birleştirmiştir. Çevre Bakanlığı’nı hafife aldığını göstermiştir’’ dedi. aldıklarını itiraf etmesi üzerine açıklama yapan şirket yetkilileri, olayla bir ilgileri olmadığını yineledi. UNIFAR’ın ortağı ve yönetim kurulu üyesi İskender Pısak, ‘‘Firmamız, etik değerleri her zaman en üst noktada korumuş, teknoloji ve çevre yatırımları ile de liderdir’’ dedi. Tuzla Cumhuriyet Savcısı Bayram Albayrak, soruşturma kapsamında UNIFAR Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ’nin Gebze’de kurulu olması nedeniyle yetkisizlik kararı verdi. Savcılık, soruşturmada adı geçen 2 firma ortağı ile bir yöneticisi hakkında gerekli işlemlerin yapılması için dosyayı Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na yolladı. Gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan 4 kişinin dosyası ise verilen ‘‘görevsizlik kararı’’ uyarınca, haklarında Çevre Kanunu’nun ilgili maddelerinin uygulanması amacıyla Tuzla Kaymakamlığı’na gönderildi. oerinc࠽cumhuriyet.com.tr TÜKETİM ÇILGINLIĞI İDDİALARI DOĞRULAYAN BULGU Dilovası’nda ‘atık kazısı’ yapılacak GEBZE (AA) Kocaeli Çevre ve Orman Müdürü Necati Farsak, Gebze’nin Dilovası beldesindeki çöp alanına kimyasal atık bırakıldığı yönündeki iddiaları araştırmak üzere bölgede kazı yapılacağını bildirdi. İzmit’te yayımlanan bir yerel gazetedeki iddialar üzerine Dilovası’na giderek çöp alanında incelemede bulunan Farsak, burada yaptığı açıklamada, sözü edilen bölgede iddiaları doğrulayan bulgulara rastladıklarını söyledi. Belediye tarafından önceleri çöplük olarak kullanılan alanın daha sonra bir şahsa kiralandığını, ancak geçen yıl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün olaya el koyarak buraya atık bırakmayı yasakladığını anlatan Farsak, ‘‘Bugünkü incelememde, girişteki kapı kilitli olmasına karşın atık bırakılmaya devam edildiğini gördüm’’ dedi. Çöp şeklindeki atıkların yanı sıra toprak altında varillerin bulunduğuna ilişkin belirtilere de rastladıklarını ifade eden Farsak, ‘‘Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve İzmit Atık ve Artıkları Yakma Değerlendirme AŞ (İZAYDAŞ) ile kimyasal atık taraması yapacağız’’ diye konuştu. Zenginlere dünya yetmiyor BARIŞ MUMYAKMAZ Dünyanın en büyük ekonomilerinin oluşturduğu G8 ülkelerinin çılgın tüketim alışkanlıkları her geçen gün küresel çevre sistemi için daha büyük tehlike oluşturuyor. En güçlü ekonomiye sahip ABD’nin mevcut tüketim anlayışını sürdürmesi için, dünya düzeyinde 5.3 adet gezegenin kaynaklarına gereksinim duyuluyor. İngiliz New Economics Foundation (NEF) tarafından yapılan araştırmaya göre, G8 ülkeleri dünyayı tüketiyor. G8 ülkelerinin tüketim miktarlarını karşılayabilmek için dünyanın kaynakları yetmiyor. Dünyanın geri kalanının hayatta kalabilmesi için G8 ülkelerinin kaynaklarına ihtiyaç duyduğu dünya sayısında 5.3 ile ABD listenin başında yer alırken, ABD’yi 3.1 ile İngiltere, 3.0 ile Fransa izliyor. G8 ülkelerinin tüketim alışkanlığına henüz ulaşmamış, kalabalık nüfusları ve gelişen ekonomileriyle dikkat çeken Brezilya (1.2), Çin (0.8) ve Hindistan 0.4 dünyaya gereksinim duyuyorlar. Uzmanlar sürekli büyüyen Çin ve Hint ekonomilerinde, zamanla değişen yaşam tarzlarının etkisiyle önümüzdeki yıllarda tüketim rakamlarının aşırı derecede artmasından endişeleniyor. ‘Ö rını doğaya bırakan firmalar belirlenmeli. Biz geçmişte çeşitli atıkları doğaya bırakan firmalarla ilgili bir kara liste hazırlamıştık. Diğer çevre kuruluşları da bu konudaki çalışmalarını açığa çıkarırlarsa yan yana bir duruş sergileyebiliriz’’ dedi. ÖMÜ ALANI ÇOK’ Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, yasaların, çevreyi bitirenlerin ülke sınırları dahilinde ömür boyu iş yaşamını bitirmek üzere yeniden yapılandırılması gerektiğini bildirdi. Atalık, Türkiye’de tesadüfen ortaya çıkarılmayı bekleyen daha birçok tehlikeli atık gömü alanı olduğu konusunda uyarıda bulundu. Tuzla’da bulunan zehirli atık varilleriyle ilgili olarak gözaltına alınan 4 şüphelinin atıkları UNIFAR Kimya Sanayi AŞ’den ‘G ‘İ UNİFAR’DAN AÇIKLAMA CUMHURİYET 07 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog