Bugünden 1930'a 5,499,360 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 20 NİSAN 2006 PERŞEMBE 6 HABERLER Berrin, ‘Sevginin Umudu Türküler’ albümünün gelirlerini Ortopedik Özürlüler Federasyonu’na bağışladı PERŞEMBE ORHAN BURSALI Engelliler için türküler ᮣ İstanbul Sefaköy’de kız kardeşinin 2003 yılında geçirdiği trafik kazası sonunda bedensel engelli kalması, Berrin’in engellilerin sorunlarına çözüm için katkıda bulunmak istemesine neden olmuş. HATİCE TUNCER İktidarda Suudiler İktidar, Merkez Bankası Başkanlığı’na eşi türbanlı, Gül’ün arkadaşı bir bankacı atadı.. İyi bir bankacı vb. olabilir, ama iktidar ‘‘mezhebi’’nden! Burada ‘‘iktidarın takdiri’’ değil konu!.. Her iktidar şüphesiz bir seçim yapar, ama hiçbir siyasal iktidar zamanında, AKP takımı kadar böyle bir kriter uygulanmadı.. Sorun, bütün atamaların kaynağının dinsel olmasıdır! (*) Dinsellik, ama bu ne tür bir dinsellik veya Müslümanlık? ૽૽૽ ‘‘Tarihçilerin Kutbu’’, Emine Çaykara’nın, değerli tarihçimiz Prof. Halil İnalcık ile yaptığı bir ‘‘Nehir Söyleşi’’ kitabı (*). Halil İnalcık, tarihimizin derya adamı. 90 yaşına varacak, tarih arşivlerinden başını kaldırmıyor! Aydın, araştırmacı, bilim adamlığı işte böyle bir şeydir! ‘‘Şair ve Patron’’ ne güzel bir araştırma! TÜBA’nın yayımladığı ‘‘Tarih ve Akademi’’ de çok yoğun bilgi birikimi ve sentez ürünü. Tarihçilerin Kutbu, tarihimizin çeşitli konuları, ana doğrultuları, ana gerçekler üzerine neredeyse bütün ipuçlarını barındıran, özellikle tarihçi olmayanlar için bir rehber.. Ufuk açıcı, okumaya kışkırtıcı (Yakın tarihe ilişkin bazı görüşleri üzerinde kayıtlarım var). Okur bu kitapla tarihimizin atardamarlarında keyifli bir yolculuğa çıkıyor; İnalcık’ın durduğu limanların rengini, kokusunu, havasını alıyor.. İnalcık’ın Osmanlı padişahları konusunda anlattıklarından bir kez daha ortaya çıkıyor ki İslam dini Anadolu’da tamamen kendine özgü bir yapıya sahip.. Anadolu Müslümanlığı olgusu, Türklerin ve ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun Anadolu’da 1000 yıla yakın tarihi içinde, bu ülkenin insanına özgü bir biçim almış. Buranın insanıyla, kültürüyle, inancıyla, gelenek ve görenekleriyle yoğrulmuş.. İthal değil yerli bir yaşam biçimi ortaya çıkmış.. Bektaşiliğiyle, Aleviliğiyle, Mevlana’sıyla, Kızılbaşlarıyla... Ve bütün bunların karılmasıyla.. Osmanlı sultanları, halife! Ama ‘‘çoğu ayyaş’’.. ‘‘II. Murad bu yüzden tahtı bırakmak zorunda kaldı.’’ ‘‘Eşcinsellik, o zaman toplumca kabul edilmiş bir âdet’’.. Şair ve Patron incelemesinde de padişahların kurduğu ve özellikle savaş sonrasında üç günbir hafta süren ‘‘İşret Meclislerinde’’ şarap içildiğini belirten İnalcık. ‘‘Sultanların iki işlevi var: Bezm ü rezm, savaş ve saraya dönüp işret meclisi yapmak. Hayatları bununla geçer.. Eğer hava soğuksa kasırlarda düzenlenir işret meclisi, kasırlar bunun için yapılmıştır.. Çünkü insan mest olunca, ruhun daha yüksek hakikatlere eriştiği inancı vardı. Mesela ulemanın afyon içmesi mubahtı’’.. İnalcık, ‘‘Türk İslamı, Arap’ın İslamından hayli farklıdır!’’ diyor.. ૽૽૽ Şüphesiz! Egemen ülkeler, kendi kültürlerini, yaşam felsefelerini oluşturur, büyük ülkelermilletler kendi kültürlerini yaratır! Siyasal, toplumsal, sosyal, yazınsal, sanatsal... Tarih budur zaten! ‘‘Çeşitli uygarlıklar’’ da! Osmanlı İmparatorluğu, Anadolu ülkesi ve milleti, kendi kültürünü, tarihini yarattı! Bu kültür, Cumhuriyetimizle birlikte, yeni bir aşamaya yükseldi; yine bu ülkenin tarihiyle yoğrularak, kültürler bu defa laiklik şemsiyesi altında, ama bireyler Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı kimliği altında yaşam buldu.. Cumhuriyetle birlikte bu topraklarda yeni bir kültür yoğruluyor! Osmanlı kültürü, esas itibarıyla, toplumların evrimi, gelişmesi içinde yetersiz kalmıştı. Zaten çöküşü de bu yetersizleri barındırır! Osmanlı kültürü aşılmasaydı, bugün belki Türkiye Cumhuriyeti bile olmazdı! Bir gelecek kurulamazdı! ૽૽૽ AKP liderlerinin, kültürünün, felsefesinin, ideolojisinin kökleri, bu ülke topraklarından, Anadolu’dan değil! Kökleri, bu ülkeye tamamen yabancı! Taaa, Suudi kültürünü, Vahhabiliği veya Vehhabiliği bu ülkeye şırınga etmek istiyorlar! Bu açıdan, bir başka ‘‘kültür emperyalizminin’’ uygulayıcıları, işbirlikçileri konumundalar! Bu ülkenin tarihine, ne uzak ne yakın, hiç yakışmıyorlar! Niye bu ülkede tutunamayacaklarını asla da anlamayacakları nokta, tam da burası.. Çünkü 1000 yıllık tarihi biz oluşturduk, bu egemen bir tarihtir ve bu tarihi Suudilikle değiştirmeye kalkışmak, sadece yoksunluktur, kültürsüzlüktür, kendini ve tarihini bilmezliktir! Ümmilik, hele örgütlü iktidar olarak, bir ülkenin başına gelebilecek en kötü olay olsa gerek! (*) Liberal demokratları, liberal ‘‘solcu’’ takımını, devleti ve ülkeyi bu yoğun dinselleştirme zerre kadar ilgilendirmiyor, hatta iktidara destek bile veriyorlar, onlarla al takke ver külah içindeler.. Ama ‘‘ulusal seslerin yükselmesi’’ hepsinin tüylerini diken diken ediyor! Anlaşılıyor ki geleceklerini ümmetçilikte görüyorlar.. Ümmetçiliği, ülkenin dağılmasının tek ilacı olarak görüyor da olabilirler! (**) İş Bankası Kültür Yayınları. REHABİLİTASYON MERKEZİ DÜŞÜ errin, ‘‘Türküler nasıl ki halkın acısını, kedeB rini, isyanını, neşesini anlatıyorsa, bizler de bu gelenekten hareketle bireysel yaşayamayız. Kardeşimin başına gelen kaza da bu duyarlılığımda etkili oldu. Yalnız olmadığımızı, Türkiye’de 8 milyon engelli olduğunu öğrendim. Nüfusumuzun yüzde 12’si engelli ve aileleriyle birlikte 30 milyon kişi bu durumdan etkileniyor’’ diyor. Berrin’in Özgü Müzik’ten çıkan ‘‘Sevginin Umudu Türküler’’ albümüne eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlarından Mustafa Kul da sözlerini ve müziğini yazdığı ‘‘Kanlı Salaca’’ eseriyle destek olmuş. Fatih Kısaparmak’ın ‘‘Neyleyim’’ şarkısıyla destek olduğu albümde Berrin, Sıvas’ta Madımak Oteli’nde gericilerin katlettiği Muhlis Akarsu’nun ‘‘Sıvas Destanı’’ adlı türküsünü de söylüyor. ‘‘Ben bir isim değilim. Sanatçı diye nitelenebilmek için çalışıyorum’’ diyen Berrin, albümünün gelirini küçük de olsa engelli sorunlarına bir katkıda bulunabileceği düşüncesiyle Ortopedik Özürlüler Federasyonu’na bağışlamış. Bundan sonra çıkaracağı albümlerin gelirinin de bir bölümünü bağışlayacak olan Berrin şöyle konuşuyor: ‘‘Ben mesleğimi var olabilmek için yapıyorum. En büyük hayallerimden bir de annemin memleketi Rize’ye ve babamın memleketi Ağrı’ya birer okul ve engelliler için rehabilitasyon merkezi yaptırabilmek. Türkü söylememin ancak bu şekilde anlamı olabilir.’’ Halk müziği çalışmalarını yıllardır sürdüren Berrin, ‘‘Sevginin Umudu Türküler’’ adlı albümünün gelirini ‘‘Türkiye Ortopedik Özürlüler Federasyonu’’na bağışladı. Berrin’i engelli sorunlarıyla ilgilenmeye iten neden, 2003 yılında kız kardeşinin uğradığı bir kaza sonucu bedensel engelli kalması olmuş. Berrin, halk müziği çalışmalarına henüz ortaöğrenim çağındayken Arif Sağ Müzikevi’nde başlamış. Dört yıl bağlama, solfej dersleri alan Berrin, Türkiye’nin her yöresinden türküleri iyi yorumlayabilmek için yoğun bir çalışma içine girmiş. Biri erkek 7 çocuklu bir ailenin kızı olan Berrin, türkülerle iç içe yaşarken kız kardeşinin geçirdiği kazayla altüst olmuş. Kız kardeşi Serap Çayır 2003 Eylülü’nde iki küçük kızıyla annesini ziyaret etmek üzere Sefaköy’de minibüs beklerken freni patlayan bir TIR’la minibüsün arasında sıkıştı. 7 aylık kız çocuğu yaşamını yitirirken Serap Çayır ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Hastanede dikilmek üzere ayağı uzun süre arandıktan sonra cankurtaranda bulunduğunda artık çok geçti. Çayır’ın kangren olan bacağı dizinden kesildi. Berrin. CAKA’dan konser Keman sanatçısı Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları (CAKA) “Turkish Bank Sanat Etkinlikleri’’ kapsamında Mersin’de konser verdi. Turkish Bank’ın desteği ile sürdürülen “Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları’’ (CAKA) projesi kapsamında, çeşitli şehirlerde eğitim gören küçük kemancılar, Türkiye Turnesi’nin 2. Bölümü’nde Mersin Üniversitesi (MEÜ) Yenişehir Yerleşkesi İstemihan Talay Konferans Salonu’nda konser verdi. Aşkın, konser arasında yaptığı açıklamada, proje ile Türkiye çapındaki gençleri sanat dünyasına kazandırmayı amaçladıklarını söyledi. CAKA bugün Bursa’da bir konser verecek. (AA) AYRICALIKLI DAVRANMAYIN Çocuğunu ve bir bacağını kaydeden kız kardeşini yeniden yaşama bağlamak için ailesi mücadeleye ilk günlerde bilinçsiz başlamış. Zamanla, sonradan engelli olan birine nasıl yardımcı olunabileceğini öğrenmişler. Ortopedik Özürlüler Federasyonu’ndan yardım isteyen Berrin o günleri şöyle anlatıyor: ‘‘Onlara nasıl hayat dolu olabildiklerini sormuştum. Kardeşime yanlış davrandığımı söylediler. ‘Tuvalete giderken düşüyor mu, düşsün. Sen de giderken düşebilirsin’ dediler. Ona acıyarak davranmamamız gerektiğini anlattılar. Federasyonda bize çok şey öğrettiler, çok yardımcı oldular.’’ Berrin, halk müziği sanatçısının yalnızca kendi sıkıntılarıyla değil toplumun sorunlarıyla da uğraşması gerektiğini düşünüyor. Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü ‘Enstitüsüz eğitim güvensizlik yarattı’ İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) Günümüzde eğitim sisteminin eşitsizlik, adaletsizlik ve güvensizlik ürettiği belirtilerek bunda Köy Enstitülerinin kapatılmasının ve öğretim birliğinden uzaklaşılmasının önemli rolü olduğu vurgulandı. Süleyman Demirel Üniversitesi, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED), FakirDer ve Gönen Mezunları Kültür ve Dayanışma Derneği’nin, Köy Enstitülerinin kuruluşunun 66. yıldönümü nedeniyle düzenlediği ‘‘Okulöncesinden Ortaöğretime Türk Eğitim Sisteminin Yeniden Yapılanması Sürecinde Yeni Bakış Açıları Çalıştayı’’, Isparta Gönen’de gerçekleştirildi. Çalıştayın sonuç bildirgesinde, bugünkü eğitim sisteminin ezberci, hantal, yenilenmeye ve değişime kapalı, bilim dışı, katılımı dışlayan, öğretmen merkezli, dayatmacı ve eleyici olduğuna dikkat çekildi. Sistemin üretimden tüketime, kamusaldan özele, yurttaştan müşteriye doğru başkalaştırıldığının vurgulandığı bildirgede, ‘‘Ülkenin eğitim bütçesi yetersizdir. Var olan kaynaklar da dengesiz dağıtılmaktadır. Okullarımızın fiziki yapısı eğitimin özüne ve doğasına uygun değildir’’ denildi. Bildirgede “315 yaş arası çocukların eğitim görebileceği ‘çocuk köyleri’ (evleri) kurulmalıdır” görüşüne yer verildi. ONURSAL BAŞKANIMIZ Atatürk devrimlerinin ve Cumhuriyetimizin yılmaz savunucusu, inançlı ve kararlı Kuvayı Milliyeci, Ulusal Mücadelemizin unutulmaz önderlerinden KEMAL ÖZDEN’i yitirdik. Cenazesi 21 Nisan Cuma günü, Şişli Camii’nde öğle namazını müteakip (Saat 13.00) kaldırılacaktır. Aynur ve Musa Özden’in oğlu Ecem Aynur’un babası obursali࠽cumhuriyet.com.tr KEMAL ÖZDEN’i yitirdik. Dost ve sevenlerinin başı sağ olsun. KARDEŞLERİ Cenazesi 21 Nisan Cuma günü, Şişli Camii’nde öğle namazını müteakiben (Saat 13.00) kaldırılacaktır. CUMHURİYET 06 K ACI KAYBIMIZ Emperyalizme, işbirlikçilerine karşı Cumhuriyet'in ve devrimlerin yılmaz savaşçısı, tekelci sermayeye karşı ulusal sermayenin ve ulusal sanayinin dirençli savunucusu, ulusal bağımsızlığın, evrensel dostluk ve kardeşliğin mücadelecisi, Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği (USİAD) Onursal Başkanı, Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (STKBDer) Kurucu Yöneticisi fedakâr dostumuz, arkadaşımız, kardeşimiz KEMAL ÖZDEN'i yitirdik. Acımız çok büyük. Işıklar içinde yatsın. Başımız sağ olsun. HAŞMET ATAHAN Sivil Toplum Kuruluşları Birlik Dayanışma ve Eşgüdüm Derneği Başkanı
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog