Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 18 NİSAN 2006 SALI 8 TÜRKİYE İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Aydın Denizli Zonguldak Açık İstanbul HABERLERİN DEVAMI PB B PB PB B B B B PB 19 23 24 22 26 28 27 26 16 Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara Eskişehir Konya Sıvas Antalya PB PB PB PB B B B PB B 16 16 15 16 22 24 22 17 28 Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars PB B Y PB Y Y Y Y Y 26 23 23 29 19 21 13 12 13 Trabzon Ankara İzmir Hakkari Antalya Adana Ş.Urfa Erzurum Yurdun kuzey ve doğu kesimleri parçalı çok bulutlu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun doğusu yağışlı geçecek. Yağışlar Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda etkili olacak. Diğer yerler az bulutlu geçecek. Hava sıcaklığı yağış alan yerlerde biraz azalacak, diğer yerlerde artmaya devam edecek. Çok bulutlu DIŞ MERKEZLER Oslo Y 10 Helsinki K 4 Stockholm Y 12 Londra Y 15 Amsterdam Y 12 Brüksel Y 13 Paris PB 15 Bonn Y 14 Münih Y 17 Yağmurlu Stockholm Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina Zürih Y PB PB Y Y Y Y A Y 15 20 20 17 17 18 19 20 16 Moskova Aşkabat Astana Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam Karlı Y PB B PB Y A Y A B 12 31 17 31 12 25 6 30 27 Londra Berlin Moskova Belgrad Madrid Ankara Taşkent Tahran Kahire Sulu kar Gök gürültülü Parçalı bulutlu Sisli Bulutlu GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Yanıt ünlü ABD dergisi Newsweek’ten geldi: ‘‘...Türkiye geriye kayıyor...’’ Oysa, RTE yönetiminde Türkiye geriye doğru koşuyor! Amerikalılar AKP’yi ve Meclis’teki çoğunluğu parmağının ucunda oynatan RTE’nin gerçek yüzünü anlamakta geciktiler. İktidarının ilk yılından itibaren RTE’nin Türkiye’yi kendi din ilkelerine oturtmaya çalışacağını içeren yazılara, söylemlere gülüp geçtiler. O zamanlar ulusal yararları RTE’den yararlanmayı hedef alıyordu ve bu hedefe (Türkiye’nin limanlarını, topraklarını kiralamaya) AKP dışında hiçbir siyasal partiyle ulaşamayacaklarını bildikleri için RTE’nin gerçek yüzünü yansıtan yazılara, söylemlere kulak asmadılar. Şimdilerde şikâyetçi görünüyorlar. Şikâyetlerinde ne kadar içtenlik var, bilmek olanaksız. Ulusal yararları şikâyetlerin uygulamaya geçmesine ne ölçüde izin verecek, belli değil! Önemli olan başka bir beklenti: Gerici gidişe karşı toplum acaba ayılma sürecine girdi mi? Yoksa?.. ૽૽૽ ...Yoksa RTE’nin buyrukları doğrultusunda AKP iktidarının laik Cumhuriyeti temellerinden dinamitleyen girişimlerini demokrasinin gereği mi sayıyor? Öyle ya; başımızdaki adam veya adamlar 2002 yılında tek başına iktidara gelmelerini sağlayan ulusun, AKP’ye dilediğin gibi ne istersen yap yetkisini verdiğini söylemiyorlar mı? Ulus, 2002’de aldatıldı, bugün de aldatılıyor. 2002’de değiştiğini, geliştiğini, laik Cumhuriyete sadakatini ant içercesine söyleyerek iktidara gelen RTE; Türkiye’yi geriye götürecek her türden hareketi başlattı, yoğunlaştırarak sürdürüyor. Toplumu dinciler, şimdilik dinsel gerekleri yerine getirmeyenler, diye ülkeyi bölmenin tohumlarını attı. Arkası nasıl geleceği bilinmeyen dinsel uygulamalardaki ayrımı sergileyen görülmedik manzaralar izleniyor. Bira içen üniversitelinin, ellerinde döner bıçakları, muhafazakâr grup diye adlandırılan dinciler tarafından basılması... İstanbul Üniversitesi’nin kampusunda öğrencileri kantine kapatıp Kuran okuyan veya okutan, kız öğrencilerin başlarını örtmeye zorlayan din zorbaları... Kutlu Doğum Haftası’nda birçok okulda (ilköğretim) dinsel törenler yapılması... AKP iktidarının göz yumduğu marifetlerden. Aydınlarda ve toplumda kuzuların sessizliği sürdükçe sokakta başı açık kadınlara saldırılar olursa şaşırmayalım. AKP iktidarı RTE’nin gizli planına uygun kararlar alarak kaçak Kuran kursları açtıktan... özel yurtlar yönetmeliğini değiştirerek dini propaganda yapmayı suç olmaktan çıkardıktan... yaşamında bir gün bile öğretmenlik yapmamış emekli imamı ücretli öğretmenliğe atadıktan... Milli Eğitim’de kadroları darmadağın ettikten... öğrencilerine dağıtmak için Diyanet Vakfı’ndan 700 Kuran isteyen yönetici hakkında en küçük işlem yapılmadığını ve benzeri birçok olayı gördükten sonra... hâlâ geleceğe umutla bakabilir ve... Türkiye nereye gidiyor sorusuna yanıt aramak zahmetine katlanabilir misiniz? Bugün sahnede tarih yazanlarla tarihi karalayanlar var. Tarih yazan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer... Cumhuriyet tarihini karalayan ise RTE, işte bu Başbakan! ‘Ali Dibo Hakkâri’de’ TBMM Şemdinli Komisyonu’nun raporuna muhalefet şerhi koyan CHP’li üyeler, ildeki kamu ihalelerinde hükümete yakın 12 ailenin etkili olduğunu ileri sürdüler ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) TBMM Şemdinli Komisyonu’nun CHP’li üyeleri, komisyon raporuna karşı hazırladıkları muhalefet şerhinde, Hakkâri’deki kamu ihalelerinde hükümete yakın ailelerin etkin olduğunu belirttiler. CHP’li Komisyon Üyesi Ahmet Ersin, ‘‘Hakkâri’de de Ali Dibo’lar var’’ dedi. Komisyonun CHP’li üyeleri, düzenledikleri basın toplantısıyla ‘‘ek görüş’’ adı altında hazırladıkları muhalefet şerhini kamuoyuna açıkladılar. Komisyonun bazı eksikliklerine karşın ‘‘doyurucu’’ bir rapor hazırladığını belirten CHP’liler, ‘‘Komisyon siyasi iktidara rağmen böyle bir rapor hazırlamıştır’’ dediler. Ersin, komisyonun anayasaya aykırı kurulduğu yönündeki görüşlere katılmadığını, ancak yargı süreci sonuçlanana kadar raporun Meclis’te görüşülmemesinin doğru olacağını ifade etti. CHP’liler şu görüşleri aktardı: Şemdinli’de patlama olayının ‘‘lokal olmadığına’’ dair bilgiye ulaşamadık. Ancak Sayın Başbakan, bu olayın lokal olmadığını, ucu nereye kadar giderse takip edeceklerini söyledi. Başbakan’ın bu olayın lokal olmayıp organize olduğuna ilişkin bilgileri varsa komisyonumuza ve yargıya vermesi gerekirdi. Başbakan’ın, komisyon tarafından dinlenilmesini ısrarla istememize karşın bu isteğimiz kabul edilmemiştir. Hakkâri il ve ilçelerinde art arda meydana gelen olaylarda hükümet görevini ihmal etmiştir. Olaylarda vali ve kaymakamların hiçbir inisiyatif kullanamadıkları, sivil ve askeri bürokrasinin yaptıklarına ve dediklerine bağlı kaldıkları gözlenmiştir. Şemdinli’deki olaydan sonra Hakkâri Valisi’nin ve kaymakamların görev yerlerinin değiştirilmesi hükümetin yetersizliğini göstermiştir. Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in, komisyonumuza bilgi veren kamu görevlilerinin açıklamaları üzerine yaptığı tehditvari ve nezaket dışı konuşması; araştırma komisyonunun anayasaya aykırı olduğu konusundaki açıklamaları, Meclis ve komisyon çalışmalarını engelleyen, hukuka müdahale anlamına gelebilecek son derece yanlış ve tehlikeli bir gelişme olmuştur. Komisyonumuzca 77 kişinin bilgisine başvurulmuştur. Ancak Van Cumhuriyet Savcılığı’nın binlerce bilgi ve belge arasından sadece bir kişinin beyanlarına ilişkin tutanakları istemiş olması ve komisyon başkanının alınmış gizlilik kararına rağmen tutanakları göndermiş olması ve Van Cumhuriyet Savcılığı’nın gizlilik süreci devam ettiği sırada ve suç olmasına karşın söz konusu iddianame istenmediği halde, kendiliğinden eposta ile komisyon başkanlığına göndermesi ilginç bulunmuştur. Dolayısıyla bu gelişmeler yargının siyasallaştığı iddialarını güçlendirmiştir. Hakkâri ve ilçelerindeki en önemli ekonomik girdiler, kamu harcamaları ve kamu yatırımlarıdır. Bu ilimizdeki kamu yatırımlarına ilişkin ihalelerde ve kamu harcamalarında siyasi iktidara yakın 12 ailenin etkin olduğu gözlenmiştir. (Ahmet Ersin, bu durumu, ‘‘Hakkâri’de de Ali Dibo’lar var’’ diye açıkladı.) GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY FOTO MUHABİRLERİ DERNEĞİ YARIŞMASI Yılın basın fotoğrafları ANKARA (AA) Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) ‘‘Yılın Basın Fotoğrafları 2005’’ yarışmasında, Anadolu Ajansı (AA) Foto Muhabiri Eşber Okayer’in ‘‘Kuşadası’nda Can Pazarı’’ başlıklı fotoğrafı ‘‘Yılın Basın Fotoğrafı’’ seçildi. AA foto muhabirleri, yarışmadaki 14 ödülün 11’ini kazandı. TFMD’den yapılan açıklamaya göre, bu yıl 21’incisi düzenlenen yarışmada jüri, haber, spor ve serbest dallarda dereceye giren fotoğrafları belirledi. Jüri, yaklaşık 500 fotoğraf arasından AA’dan Eşber Okayer’in Aydın’ın Kuşadası ilçesinde Kadınlar Denizi’ne turist taşıyan şehir içi minibüse konan bombanın patlaması sonucu 4 kişinin öldüğü terör olayında yaşanan dehşeti bütün çıplaklığıyla anlatan seri fotoğrafları ‘‘Yılın Basın Fotoğrafı’’ seçti. Jüri, haber dalında ikinciliğe, yine terörün bir başka yüzünü yansıtan Yeni Şafak gazetesinden Behçet Güngör’ün ‘‘Adalet Bakanlığı’na İntihar Girişimi’’ rumuzlu fotoğrafını değer buldu. JTI’nın sponsorluğunda gerçekleştirilen yarışmada, JTI özel ödülleri ile Mustafa Pekcan Özel Ödülü’nün yanı sıra FMD Yönetim Kurulu tarafından FMD’nin kurucularından ve ilk başkanı olan Rafet Hüner adına da ilk kez özel ödül verildi. Anadolu Ajansı’ndan Tolga Adanalı, “Görmeden Koşabilmek” adlı seri fotoğraflarıyla JTI özel ödülünü kazandı. Muhalefet temsilcileri, ABD’ye üs verilmesinin stratejik hata olacağını vurguladı Türkiye’nin 1990’lı yıllarda ve 2000’lerin başında yaşadığı ekonomik krizlere baktığımızda şöyle bir durumla karşılaşıyoruz: Krizlerin öncesinde uzun süre cari açık yaşanmış. Rakamlarla örnek vermek gerekirse 1993 yılı boyunca cari açık bir önceki yılın 5 katına çıktı. 6.4 milyar dolar oldu. Hemen ertesi yıl 94’te ciddi bir ekonomik kriz yaşandı. 2001 yılında da yine benzer bir tabloyu görüyoruz. 1999 yılında 1.3 milyar dolar olan cari açık 2000 yılında 10 milyar dolara çıktı, 2001’de bilinen ve hâlâ etkisini yaşadığımız kriz patladı. Bugünkü duruma gelirsek... AKP iktidarı birçok alanda olduğu gibi cari açık konusunda da sözcüğün tam anlamıyla dikensiz bir gül bahçesi aldı. 2002 yılında 1.5 milyar dolar cari açık devralan AKP, bunu 2003’te 8 milyar dolara, 2004’te 15 milyar dolara, 2005’te ise 23 milyar dolara çıkardı. 2006 yılı öngörüleri muhtelif. 30’dan başlayıp 40 milyar dolara kadar çıkıyor. ૽૽૽ Başbakan Erdoğan’ın cari açık konusundaki görüşü net: ‘‘Bu açıktan korkmuyoruz!’’ Çok doğru bir saptama. Başbakan pek çok şeyden korkmadığı gibi, cari açıktan da korkmuyor! Devlet kurumlarıyla birbirine girmekten korkmuyor... Kıbrıs’ta ödün vermekten korkmuyor... Türkiye’nin itibarını pazara düşürmekten korkmuyor... Bunca şeyden korkmayan insan tabii ki cari açıktan da korkmaz. Başbakan’ın bu değerlendirmesindeki başlıca dayanak şu: ‘‘Bu açığı karşılayacak gücümüz olduktan sonra korkmaya da gerek yok.’’ Başbakan’ın sözünü ettiği başlıca güç, satışlar. Peki, günün birinde satacak bir şeyimiz kalmayınca ne yapacağız? Dış gelirimizin önemli dayanaklarını oluşturan pek çok sektör zorda. Tekstilcilerin hali ortada. KDV indiriminin ne kadar işe yaradığı belli değil. Turizmciler ciddi rezervasyon iptallerinden endişe ediyorlar. Kimileri duruma kara mizahla yaklaşıyor: Rezervasyon iptali olması için önce rezervasyon yaptırılması lazım. Rezervasyon yok ki, iptal edilsin! İç pazarımız tamamen korumasız. Başta Çin olmak üzere tüketim malları piyasasını yabancı ürünler doldurdu. Örneğin oyuncak sektörünün yüzde 90’ını Çin ele geçirmiş. Hani ekonomimiz Çin’in elinde oyuncak oldu desek yeridir. Ekonomideki bu gidişe siyasetçiler bir yana, pek çok ekonomist de dikkat çekmeye başladı. Sağduyusuna güvendiğimiz ekonomi yazarları, cari açığın tehlikelerinden söz ederken ne yazık ki rakamların güvenilmezliğine de vurgu yapmak durumunda kalıyorlar. Türk İstatistik Kurumu’nun ikide bir rakam değiştirmesi kuşkuları arttırıyor. İşadamlarından da sesini yükseltenlerin olduğunu görüyoruz. Örneğin Eski TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, cari açığı fay hattına benzetti ve kırıldığı zaman çok büyük tahribatın olacağını vurguladı. Ama bu hükümete tehlikenin ciddiyetini anlatabilene aşk olsun. Hani desek ki ‘‘Cari açık ciddi bir fay dalı’’, AKP’liler gülümseyerek karşılık verecekler: Haklısınız. Cari açık faydalı! ankcum࠽cumhuriyet.com.tr IŞIL ÖZGENTÜRK ‘Türkiye bataklığa sürüklenir’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Hükümetin ABD’ye yeni üsler için inceleme yapma yetkisi verdiğinin ortaya çıkması muhalefetin tepkisini çekti. DYP Başkan Yardımcısı Nüzhet Kandemir, ABD’nin Türkiye’den yeni üs istemlerinin ortaya çıkmaya başladığını belirterek ‘‘Hükümet nihai karar için tek başına değil,Türk halkı ve temsilcileriyle karar almalıdır. Ancak bu durum öyle göstermiyor’’ dedi. CHP Milletvekili İnal Batu ise ‘‘Irak’ın kaosa sürüklendiği bu dönemde, bu tür üslerin ABD’ye verilmesi durumunda Türkiye de bu rüzgâra kapılır’’ değerlendirmesini yaptı. DYP’li Kandemir, ABD’nin Türkiye’den yeni üs talepleri olacağının bilindiğini, ancak şimdi yerlerinin de ortaya çıktığını söyledi. ‘‘Üs verilmesi konusunda önemli olanın bu tesislerin ABD’ye mi, NATO’ya mı ait olacağı’’ diyen Kandemir, hükümetin bu konuyu mutlaka TBMM’ye de getirmesi gerektiğini söyledi. Kandemir, ‘‘Bu arayışların sonucunda verilecek cevabın ve kararın dikkatle izlenmesi gerekir. Söz de verip vermediklerini açıklamaları gerekir’’ dedi. CHP’li Batu da, üsler konusunda kilit sorunun, üslerin NATO’ya mı, yoksa doğrudan ABD’ye mi ait olacağı konusu olduğunu söyledi. Üslerin doğrudan ABD’ye verilmesi durumunda, Washington yönetiminin İran’a müdahalede bulunmaya hazırlandığı bu günlerde kafaların karışacağını vurgulayan Batu, şu değerlendirmeyi yaptı: ‘‘İran ve Irak’ın durumu kritik. Özellikle Irak’ın kaosa sürüklendiği bu dönemde bu tür üslerin ABD’ye verilmesi Türkiye’yi de bu rüzgâra sürükler. O zaman 1 Mart Tezkeresi’nin TBMM’de reddedilmesinin de bir anlamı kalmaz. Dilerim bunlar NATO’ya ait incelemelerdir.’’ Kendilerine konuyla ilgili herhangi bir bilgi verilmediğini de belirten CHP’li Batu, ‘‘Bu, hükümetin ABD’ye yaranma telaşı içinde olduğunu gösteriyor’’ diye konuştu. Batu, geçen günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Cüneyd Zapsu’nun, ‘‘Bu adamı kullanın’’ sözlerini anımsatırken ‘‘Zapsu, kullanın diyordu. İşte, kullanma demek ki böyleymiş. Şimdi AKP’de bir telaş başladı.ABD’nin güvenini kaybettik diye düşünüyorlar. Eğer ABD gerçekten doğrudan bir üs istediyse, bunlar, o güveni geri kazanma arzusu olarak görünüyor’’ değerlendirmesini yaptı. Ağla güzel yurdum Ⅵ Baştarafı Arka Sayfada Sahi, bir yurt nedir? Sadece bir toprak parçası mı? Elbette değil... Yurt, güven demek; yurt hepimizin hayalleri, umutları demek; hepimizin sevme gücü, yaratma gücü, neşesi demek, bugün yitirdiğimiz her şey demek! Musa Hoca’nın belgeselini hazırlarken, o dönemi ve Köy Enstitülerindeki hayatı anlatan yüzlerce fotoğraf taradık. Bir ara teknik bir azizliğe uğradık ve görüntülerimizin bir kısmı kayboldu, onu bulması için bilgisayar canavarı Mert’i çağırdık. Mert çok genç, her şeye meraklı biri, kaybolan görüntüleri teker teker bulup çıkardı ve bir daha da yanımızdan ayrılmadı. Gördüğü fotoğraflardan, dinlediği hikâyelerden öylesine etkilenmiş ki, çalışmanın bir parçası haline geldi.. film bittiğinde üzgündü ve bir önerisi vardı: ‘‘Bugün geldiğimiz hayatla o günlerdeki hayatı karşılaştıran, neleri yitirdiğimize dair çok şey söyleyen bir belgesel yapalım.’’ ‘‘Neleri yitirdik Mert?’’ ‘‘Geçmişimizi, bugünü ve geleceğimizi hocam. Bu güzel yurdu yitirdik. Daha ne olsun hocam?’’ Pazartesi uyandığımda, ‘‘Bugün güzel bir gün olacak’’ diyordum. Yazımı bitirdiğimdeyse sadece bir cümle dilimin ucunda: ‘‘Ağla güzel yurdum...’’ ABD elçiliği: Üs istemedik ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, Türkiye’den herhangi bir ‘‘üs’’ istemleri olmadığını bildirdi. ABD Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada, ‘‘Bugünkü (dünkü) Cumhuriyet gazetesinin ilk sayfasında yer alan haberde,ABD’nin Türkiye’nin Akdeniz ve Ege kıyılarında üç deniz üssü kurmak istediği iddia edilmektedir. Bu haber gerçeklere dayanmamaktadır.ABD’nin Türkiye’de herhangi bir askeri üs kurmak istemesi söz konusu değildir’’ denildi. ABD’nin, 1950 sonrasında Türkiye’de kurduğu üsler ‘‘tesis’’ olarak sunuluyor. Son dönemde ABD’nin üs istemine ilişkin çıkan haberler de bu kavram farklılığı nedeniyle yalanlanıyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan da, konuya ilişkin bir soruyu yanıtlarken, ‘‘Haberlerde öne sürülen hususlar doğru değildir’’ dedi. Bilim ve Sağlık / Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMİR Ⅵ Baştarafı 2. Sayfada diyen o büyük adamın kurduğu Cumhuriyet emin ve kararlı adımlarla bilimden, bilimsellikten uzaklaştırılıyor. Sandıktan çıkan iktidarın eliyle eğitim, Türkiye’nin, Türk halkının, her şeyden çok muhtaç olduğu akla, bilime dayanan eğitim baltalanıyor. Çağdışı akımlar yurtdışından da içeri sızmakta. Çağdaş bilimin temel dayanaklarından olan ve artık moleküler genetik ve DNA incelemeleriyle teori olmaktan çıkıp ispatlanmış sayılan ve bir olgu niteliği kazanan Evrim Kuramı reddedilmeye çalışılıyor. Bu amaçla üretilen intelligent design (akıllı tasarımcı) görüşü toplumlara empoze edilmeye çalışılıyor. Düşününüz dünyamız için ne büyük bir dram, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George W. Bush, bu akımın öncülüğünü yapanlar arasında yer alıyor. Yazık ki yurdumuzda yüz binler satamayan, ama o kadar okunduğunu sandığım bu gazete halkın aldatılmasına, kandırılmasına yarayan safsatalar, hurafeler ve dogmalara karşı bilimi büyük bir tutarlılıkla savunuyor. Burada, BilimTeknik ve onun editörü Orhan Bursalı ile birlikte Celal Şengör’ü övgü ile anmak istiyorum. Onlar Türk basınında bilimin ve bilimselliğin savunuculuğuna öncülük etme onurunu taşıyorlar. Bugün yurdumuzda bilim karşıtlığı, siyasal iktidarın yüreklendirmesiyle tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Tüm yurtsever insanların, ama özellikle üniversitelerin bilime sahip çıkmaları ve buna öncelik vermeleri gerekiyor. Hem de gür bir sesle. Yalnız üniversitelerimiz mi? İşadamlarımız da TÜSİAD, MÜSİAD ve sendikalarımızın da, toplumda ağırlığı olan ünlü sanatçılarımızın da, aydınlarımızın, özellikle Kürt, Ermeni sorunlarına yakın ilgi duyan aydınlarımızın da bilimden uzaklaşmakta oluşumuzdan kaygı duyacaklarına eminim. Gençlerin sahipsizliğinden okullarda olup bitenlerden üzüntü duymamak mümkün mü? Tüm sivil toplum örgütlerinin bir bilim toplumu olmamız için mücadele vermesini beklememiz çok doğal değil mi? Bununla da yetinmemeli liselere bilim tarihi dersleri konulması için çaba sarf etmeliyiz diye düşünüyorum. Evet büyük adamın söylediği gibi, her konuda, her yerde, her şey için yol gösterecek ancak bilimdir. Sağlıklı bir toplum yaratmamız için, çocuk ölümlerini önlememiz için, ekonomik kalkınmamız için, depremde evlerimizin yıkılmaması için, terörü yok edebilmek için, eşitsizliği giderebilmek için, sandık demokrasisinden gerçek demokrasiye terfi edebilmek için, en iyi beyinlere sahip yurtsever insanları yönetime seçebilmemiz için, cehalet içinde yuvarlanıp gitmemek için, özgürlükleri sıkma baş yerine başka yerlerde arayabilmemiz için, ak saçlı hocalarımızın elini sıkmayı günah saymak gafletinden kurtulmak için bilimi bütün gücümüzle, inatla ve tutarlılıkla savunmamız bir zorunluluktur. Not: Değerli bilim adamı, sınıf arkadaşım Prof. Dr. Kazım Türker’i kaybettik. Öğrenciliğinden beri çok çalışkan, bir koca İspirli idi o. Onu ünlü anatomi atlasının adı ile Sobotta Kazım olarak anardık. Farmakoloji alanında bilime gerçekten büyük katkıları oldu. Uğur Mumcu arabasında parçalandığı gün onu ziyarete gitmeye hazırlanıyordu. Sevgi ve saygı ile anıyorum. Işıklar içinde yatsın. coskunoz@superonline.com Erdoğan, kas spazmı oldu ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) AKP’nin yoğun il kongreleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı yorgun düşürdü. Belindeki ağrıları artan Erdoğan, dün akşam programını iptal ederek hastaneye gitti. Erdoğan’ın rahatsızlığının ‘‘kas spazmı’’ olduğu öğrenildi. Bakanlar Kurulu toplantısının ardından resmi programını iptal eden Erdoğan, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile saat 20.00 sıralarında Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gitti. Hastanede yaklaşık 1 saat 20 dakika kalan Erdoğan daha sonra konutuna gitti. Erdoğan’ın bel kaslarında spazm olduğu, bu nedenle hastaneye gelerek MR çektirdiği bildirildi. Erdoğan’ın MR’ında başka herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı, sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Hastane yetkilileri, Erdoğan’a ilaçla tedavi uygulandığını, ‘‘evinde istirahat’’ önerildiğini kaydetti. Bilimi inatla savunma Bugünün Türkiyesi’nde üniversitelerde görev alan unvanlı öğretim üyelerinin, ‘‘Ben görevimi yapıyorum ve üniversitedeki sorumluluğumu yerine getiriyorum’’ sınırları içinde kalmalarını asla yeterli sayamayız. Üniversite ve tüm bilim insanlarımız bilimi, bilimsel görüşleri dışlayan her girişimi en açık ve en sert tepkilerle karşılamalıdırlar. CUMHURİYET 08 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog