Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 14 NİSAN 2004 CUMA 8 TÜRKİYE İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Aydın Denizli Zonguldak Açık İstanbul HABERLERİN DEVAMI Y PB Y PB Y Y Y Y Y 17 20 21 17 22 22 17 20 20 Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara Eskişehir Konya Sıvas Antalya Y Y Y Y Y Y Y Y Y 16 21 17 20 19 19 21 19 20 Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B B PB PB PB PB PB PB B 26 25 21 28 23 24 22 16 19 Trabzon Ankara İzmir Hakkari Antalya Adana Ş.Urfa Erzurum Bütün bölgelerimiz parçalı ve çok bulutlu, Marmara’nın güney ve doğusu, Ege, Batı Akdeniz, İç Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz ile Doğu Karadeniz’in batısı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı gecek. Hava sıcaklığı Doğu Akdeniz ile doğu ve Güneydoğu Anadolu’da biraz artacak, diğer yerlerde azalacak. Çok bulutlu DIŞ MERKEZLER Oslo PB 10 Helsinki Y 6 Stockholm Y 10 Londra Y 15 Amsterdam PB 12 Brüksel Y 14 Paris PB 17 Bonn Y 12 Münih Y 11 Yağmurlu Stockholm Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina Zürih PB PB Y Y B PB B Y PB 11 16 24 15 19 12 17 18 17 Moskova Aşkabat Astana Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam Karlı Y B PB B PB B PB Y B 13 25 19 21 24 19 25 34 33 Londra Berlin Moskova Belgrad Madrid Ankara Taşkent Tahran Kahire Sulu kar Gök gürültülü Parçalı bulutlu Sisli Bulutlu GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada nımı, türban, terör, dış ilişkiler... Sezer’in üzerinde her zaman hassasiyetle durduğu konular. Bu kadar kapsamlı bir konuşma yapmak için Cumhurbaşkanı Sezer, Harp Akademileri’ni, konferans salonunda toplanan geleceğin komuta sınıfını oluşturacak kurmay dinleyicileri acaba neden yeğledi? Bu soruyu: Türk devletinin ordunun her dönemde güçlü olmasına önem verdiğini, her türlü tartışmanın dışında tutarak yıpranmamasına özen gösterdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Sezer, konuşma yeri olarak Harp Akademisi’ni... Dinleyici olarak geleceğin komutanları kurmay subayları seçmesindeki nedeni tek bir cümleyle yanıtlıyor: ‘‘Bu özen, iç ve dış sorunlar, özellikle terörde ve yakın çevre ülkelerindeki gelişmeler gözetilerek, Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonuçlandıran, laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza değin yaşatmak için en büyük güvence oluşturan ordumuz ve değerli mensupları yönünden titizlikle sürdürülmelidir.’’ ૽૽૽ Sezer, parti veya siyasetçi adı vermiyor; ancak söylemlerinin adresi belli. Türban konusunu hukuksal açıdan bir kez daha açıklıyor. İç ve dış yüksek mahkemelerin kararlarına karşın AKP iktidarının, Başbakan’la bir avuç bakanın veya milletvekilinin hâlâ sürdürmekte oldukları dayanaksız inatla çıkmaz yollarda dolaştıklarını anlatıyor. Türban Anayasa Mahkemesi’nde, Danıştay’da... Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde terslenmiş. Sav sahipleri bunlarla yetinmemiş, sorunu Birleşmiş Milletler’e kadar götürmüş ve buradan da aynı koşutta gerekli yanıtı almışlar. Bütün bu gelişmelere, hukuksal kararlara karşın türban sorununu çözeceklerini söylüyor bu iktidarın türban takıntılı iki yöneticisi; Başbakan’la Dışişleri Bakanı! Son günlerde artarak sürdürülen söylemlerde laikliğe yeni bir anlatım getirmeye çalıştığına değinen Çankaya’nın; rejimin yüz akı laikliği sıkıntıya sokan, silmeye çalışan gelişmeleri ayrıntılı olarak bilmediği söylenebilir mi? Bu açıdan bakıldığında Cumhurbaşkanı’nın laikliği ‘‘din ve vicdan özgürlüğü’’ diye tanımlayanlara dönük anlatımları elbette değer kazanıyor. ‘‘Bu tanımla’’ diyor Sezer; ‘‘Laiklik, din ve vicdan özgürlüğüne indirgenmekte ve anlamsız kılınmaya çalışılmaktadır’’ ve... Laiklik üzerine son yıllarda oynanan oyunları sergileyen bu cümlesi ile ‘‘...İrticai tehdit kaygı verici boyutlara ulaşmıştır...’’ diyen diğer bir cümlesi birleştirilince laik Cumhuriyetin içine düştüğü (düşürüldüğü) tuzak ortaya çıkıyor. ૽૽૽ Kuşku yok; RTE ile çevresindekiler; Cumhurbaşkanı’nın devletin karşı karşıya kaldığı iç ve dış sorunlarla ilgili gerçekçi saptamalarını; laiklik, türban ve giderek boyutlanan irticayla ilgili söylemlerini duymamış, ekranlarda izlememiş görünecekler ve bildiğimiz masalları sürdüreceklerdir ve fakat: Türbanı siyasal simgeye dönüştüren, yargıyı siyasallaştıran, irticaı devlet kadrolarına sokan, üstalt kimlik tartışması yaratarak bölünmeyi ateşleyen, PKK eylemlerinin hâlâ demokratik yollardan çözülebileceğini sanan, cilalı birtakım konuşmalarla, vaatlerle ülkeyi çıktığı çağdaşlık yolundan dinin karanlık uygulamalarına sürüklemeye çalışan... kim? Kimler değil... Kimmm? Sensin Bay Başbakan, sen! Şahin’den irtica uyarısına yanıt geldi: Elinde belge varsa ver işlem yapalım GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY Sezer AKP’yi kızdırdı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den irticai ve bölücü faaliyetler içinde olan kişilerin isimlerini kendisine vermesini istedi. Şahin dün düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in önceki gün Harp Akademileri Konferansı’nda yaptığı konuşmayı değerlendirdi. Şahin, konuşmanın bazı bölümlerinin kendi görev alanına girdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Sezer’in, ‘‘İrticai tehdit kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. İrtica, siyasete, eğitime ve devlete sızmaya çalışmaktadır’’ dediğini anımsatan Şahin, Cumhurbaşkanı Sezer’in devletin başı olduğunu ve söylediği her cümlenin önemli oldu ᮣ Bakan Şahin, Sezer’in devlete sızmış irticai faaliyetler içinde bulunan kişileri kendisine bildirmesi durumunda gerekeni yapacağını söyledi. AKP Grup Başkanvekili Çelik de, Sezer’in sözlerini “Akla, mantığa sığacak değerlendirmeler değil” şeklinde yorumladı. ğunu ifade etti. Sezer’in, devlete, eğitime, kamu kuruluşlarına gerek bölücü unsurların gerekse irticai unsurların giderek artan bir hızla sızmakta olduğu endişesini kamuoyuyla paylaştığını belirten Şahin, merkezi sınav ve yerleştirme sistemiyle kamuya personel alındığını kaydetti. Sınavı YÖK’e bağlı ÖSYM’nin yaptığını belirten Şahin, ‘‘Memur adayları da kamu kurum ve kuruluşlarında hemen göreve başlamazlar. Güvenlik soruşturması yapılır. Devletin görevli ve yetkili makamlarınca güvenlik soruşturması yapılır. Kamu görevini yapmaları bakımından bir engelleri yoksa memur adayı olarak göreve başlatılırlar. Devletin, ülkenin, vatanın birlik ve bütünlüğü konusunda zararlı düşünceleri olan, emelleri olan kişilerin devlette görev almamaları konusuna azami gayret gösterdiğimizi ifade etmek istiyorum’’ dedi. Cumhurbaşkanı Sezer’e çağrı yapan Şahin, şöyle devam etti: ‘‘Sayın Cumhurbaşkanımızın eğer elinde irticai faaliyetler içerisinde, bölücü faaliyetler içerisinde bulunduğu tespit edilen, kamuya girmiş veya girmek üzere olan kişiler varsa bunları Devlet Personel’den sorumlu bakan olarak bana intikal ettirirlerse derhal gereğinin yapılacağını, bu konuda yasaların, yönetmeliklerin bana vermiş olduğu görevi tabii ki Devlet Personel ve diğer kurumlardan başlamak üzere yerine getireceğimizi ifade etmek istiyorum.’’ AKP Grup Başkanvekili Faruk Çelik de, Sezer’in açıklamalarının anımsatılması üzerine, hükümeti geriye gidişle nitelendirmenin ve bu çabalarla ilintili hale getirmenin ‘‘akla ve mantığa sığacak değerlendirmeler’’ olmadığını savundu. Çelik, ‘‘Her sorumlunun, konjonktürel ve sanal sıkıntılar oluşturmamak konusunda çaba içinde olması gerekir’’ dedi. ÜLKÜCÜ KATİL AĞCA Belgesel çekme izni istedi HİLAL KÖSE Rejim Tehlikede... Ⅵ Baştarafı 2. Sayfada Geçen yüzyıllarda yalnızca hükümdarlar ve onların çevresindekiler tarafından yürütülen ‘‘gizli’’ diplomasi, yirminci yüzyılın başlarından itibaren yerini ‘‘açık’’ diplomasiye bırakmıştır. Bu anlayış değişikliği çerçevesinde, bireylerin, hükümetlerinin yürüttüğü dış politikayı denetleyebilmeleri mümkün olabilmelidir. Hükümetler; basınyayın organları, hükümetdışı kuruluşlar ve kamuoyu tarafından denetlenmediği takdirde, istedikleri iç ve dış politikayı izlemekte kendilerini özgür hissederler. Bu, tehlikeli bir gidiştir! Ben bugün ülkemde, üzülerek söylemeliyim ki, bu tehlikeli ve vahim gidişi gözlemlemekteyim. AKP hükümeti, ülkemizin varlığını ve geleceğini tehlikeye sokan bir oyun oynamakta ve kimsenin de buna karşı sesi çıkmamaktadır. Dış politikada izlenen Batı’ya bağımlılık çizgisi,Atatürk’ün dış politika ilkelerinin başında gelen ‘‘tam bağımsızlık’’ ilkesiyle de ters düşer. Ekonomi, maliye ve kültür alanlarında tam bağımsızlığını yitiren ülkemizin, siyasal alanda da tam bağımsızlığını yitirebilme olasılığıyla karşı karşıyayız. Bu duruma düşmemizin önlenebilmesi için, Atatürkçü aydınları, halkımızı ve özellikle de gençlerimizi, uyarı görevlerini yerine getirmeye ve Türkiye’nin, uluslararası toplulukta, Atatürk’ün döneminde sahip olduğu itibarlı ve onurlu konuma yeniden getirilmesine katkıda bulunmaya çağırıyorum!.. Ülkücü katil Mehmet Ali Ağca, medya ve ideolojik teröre maruz kaldığını, günah keçisine dönüştürüldüğünü söyleyerek belgesel hazırlamak için mahkemeden 1 yıl izin istedi. Mehmet Ali Ağca, Abdi İpekçi cinayeti ve iki gasp suçundan verilen cezaların birleştirilmesine ilişkin mahkemeye çıkarıldı. Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi, daha önce verdiği birleştirme kararının Yargıtay tarafından bozulması nedeniyle yeni bir duruşma yaptı. Duruşmada söz alan Ağca, 12 Eylül öncesi bazı hatalar yaptığını ancak bu aşamadan sonra topluma ve dünyada hiç kimseye kendisinden bir zarar gelmeyeceğini söyledi. Mahkeme heyeti, Yargıtay’ın bozma ilamına uyarak Ağca’ya verilen hükümlerin ayrı ayrı infaz edilmesine karar verdi. Roth: Reformlar durdu Alman Yeşiller Partisi Genel Başkanı Claudia Roth, Türkiye’nin içinde bulunduğu gergin ortamın endişe verici olduğunu belirtirken reform sürecindeki duraklamalara dikkat çekti. Roth, dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış ve AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış’ı ziyaret ederek bir süre görüştü. Roth,‘‘Milliyetçi ve ırkçı olaylarla karşılaşıyoruz. Ölüm olaylarına şahit oluyoruz. Kürt sorunuyla ilgili siyasisivil bir perspektifin oluşması ve bu konunun da bu yöntemle çözülmesi gerektiğini düşünüyorum’’dedi. AB Uyum Komisyonu Başkanı Yakış, görüşmeye geç kalması üzerine özür dileyen Roth’un elini öptü. (Fotoğraf: AA) Zira, Baradey dün 5. kez Tahran’a gitti. Her ziyarette diyaloğun önemi vurgulandı. İran yönetimi, nükleer enerjiyi barışçıl amaçlı olarak istediğini, bu yönde araştırmalar yaptığını, kesinlikle nükleer silah gibi bir niyeti olmadığını söyledi. Bunlara karşılık Baradey de şu istemi iletti: Bu durumda randevulu değil de, ani denetim yapma hakkı tanı. Biz de şüpheli bulduğumuz çalışmalarınızın olduğu yerlere habersiz gidelim! İran yönetimi buna yanaşmadı... İlk 4 ziyaretin özeti buydu. Girişte son ziyaretin sonucuna ilişkin düşüncemizi aktardık ama, bu kez durumun öncekilerden daha ciddi olduğunu da vurgulamadan geçmeyelim. İş artık Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde. BM’nin açılımının sık sık Bush’laşmış Milletler’e de dönüştüğü anımsanırsa, İran’ın işi öncekilerden zor. Ne var ki Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, göreve geldiği Ağustos 2005’ten bu yana takındığı tutumu değiştirmek niyetinde değil. Tahran Belediye Başkanlığı’ndan bu koltuğa oturan Ahmedinejad’a göre, ABD İran’a karışamaz, İran nükleer çalışmasını istediği gibi yapabilir. Son olarak önceki gün, İran’ın atom bombasının zeminini oluşturan uranyum zenginleştirme işleminde başarılı olduğu açıklandı. ૽૽૽ Türkiye, İran’ın BM’lik olmasından sonra bir ölçüde rahatlamış, Dışişlerimiz şöyle düşünmüştü: BM, uluslararası kamuoyunun en üst halkası. Orada alınan karara biz de uyarız, İran’ın aleyhine bir durum göründüğünde, ‘‘Arkadaş, biz BM’ye üyeyiz. O çerçevede bakmak zorundayız’’ deriz! Bu mantığın, Türkiye’yi tümüyle işin içinden çekip alamayacağı son yaşanan gelişmelerle bir kez daha ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan, geçen hafta cuma günü İran Büyükelçisi Firuz Devletabadi ile gizli bir görüşme yaptı. İki saati bulan görüşmeyi birkaç gün sonra Başbakanlık muhabirimiz Fırat Kozok ortaya çıkardı ve haber manşetten yayımlandı. Başbakan’ın Devletabadi’yle hangi konuları konuştuğu net olarak açıklanmadı. Ancak sızan haberler ağırlıklı olarak Irak’taki hükümetsizliğin ve İran’ın uluslararası alandaki konumunun masaya yatırıldığını gösteriyor. Devletabadi’yi, iki ülkenin geçmişte yaşadığı sorunların ayırdında olan bir büyükelçi olarak biliyoruz. Bu bağlamda hem kendi ülkesinin hem Türkiye’nin çıkarını iyi değerlendirdiğini söyleyebiliriz. İran’ın, ABD ile sürtüşmede Türkiye’yi ne olursa olsun yanında görme arayışı var. Kullanmak istediği kozlardan biri de Irak’ın ve Kuzey Irak’ın durumu. İran, Irak’ta kendisine yakın bir Şii hükümet oluşması, aksi halde kargaşanın sürmesi için her şeyi yapma hakkını kendinde görüyor olmalı. Zira, orada işler karışırsa sıranın İran’a gelmesi zor olabilir! ૽૽૽ Bu hafta Ankara’nın önemli bir konuğu da Amerikan Kongresi üyesi ve Türkiye ABD Dostluk Grubu Eşbaşkanı Robert Wexler idi. Arkadaş iyi ki dostluk grubundan! Başka bir gruptan olsaydı ne diyecekti, merak ediyoruz... Wexler görüşmelerde AKP’nin Hamas’la temasının hiç de iyi olmadığını, altını üstünü çize çize vurguladı. AKP’nin Hamas’la iyi ilişkiler içinde olması ABD açısından çok yaşamsal mı? Sanmıyoruz. O halde neden aradan bir süre geçtikten sonra AKP’ye yüklenmeye başladı? Bizce yanıt şu: AKP hükümetinden başta İran olmak üzere kimi konularda özel istemlerde bulunuyor. Bunun zaman geçirilmeden yerine getirilmesi için önüne Hamas faturasını uzatıyor! Fatura ne kadar kabarık bilmiyoruz ama, bildiğimiz bir şey var: Faturanın faizi zaman ayarlı... ankcum࠽cumhuriyet.com.tr Sendikaların karşı çıktığı sosyal güvenlik tasarısı, CHP’siz oturumda kabul edildi IMF istedi, yasa jet hızıyla geçti Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Gıdaİş kapatıldı Ⅵ İSTANBUL (AA) Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Gıdaİş Sendikası’nın, ‘‘yönetim kurulu üyelerinin 10 yıllık fiili çalışma süreleri bulunmadığı’’gerekçesiyle mahkemece kapatıldığı bildirildi. DİSK’ten yapılan açıklamada, kararın, uyum yasaları kapsamında anayasadan çıkarılan, ancak Sendikalar Yasası’nda var olmaya devam eden maddeye dayandırıldığı belirtilerek ‘‘Karar hukuk dışı’’ denildi. ‘Tecride son verilsin’ Ⅵ İstanbul Haber Servisi Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatlar, 5 Nisan Dünya Avukatlar Günü’nde cezaevlerindeki tecride karşı ölüm orucuna başlayan avukat Behiç Aşçı’nın ölmemesi için görüşme çağrısı yaptı. İstanbul Adliyesi önünde bir araya gelen grup adına konuşan avukat Hakan Günaslan, tutuklu ve hükümlüleri kişiliksizleştirmek, düşüncelerinden vazgeçirmek amacını güden tecrit uygulamasına son verilmesi gerektiğini vurguladı. kanvekili Ali Topuz ile yaptıklarını ve destek sözü aldıklarını belirterek daha sonra her zamanki gibi CHP’deki şahinlerin galip geldiğini ileri sürdü. Çelik, CHP’yi ‘‘hazımsızlıkla’’ suçladı. NTV’de katıldığı programda, yasaya yönelik eleştirilerde bulunan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bütün sendikaların ve sivil toplum örgütlerinin düzenlemeye karşı çıktığını söyledi. Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Başkanı Köksal Aydın ve beraberindeki heyeti kabul eden CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, tasarıyı, ‘‘ham hum şaralop, ekspres yasa’’ olarak nitelen dirdi. Koç, yasaya karşı direnişlerini sürdüreceklerini belirterek ‘‘Sokaklar, meydanlar bizim’’ dedi. KESK üyesi bir grup da TBMM önünde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı’nı protesto etti. AKP’li de eleştirdi Tasarıya bir eleştiri de AKP İstanbul Milletvekili Lokman Ayva’dan geldi. Ayva, Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı’nda engelliler için ‘‘arızalı’’ ifadesinin kullanıldığını belirterek ‘‘Bu hiç hoş olmamıştır. Biz özürlü müyüz yoksa kamyon muyuz? Bize kamyon muamelesi yapmasınlar. Bunun değiştirilmesi için önerge vereceğiz’’ dedi. SSK, BağKur ve Emekli Sandığı’nın ‘‘Sosyal Güvenlik Kurumu’’ adıyla tek çatı altında birleştirilmesini öngören tasarı, şu düzenlemeleri öngörüyor: ✔ Sosyal Güvenlik Kurumu’nun merkez örgütünde 4 bin 356, taşra örgütünde 24 bin 198 personel kadrosu bulunacak. ✔ SGK Genel Kurulu’nda işçi ve memur sendikaları başta olmak üzere sivil toplum örgütleri ve kamu kuruluşlarının temsilcileri görev alacak. 10 kişiden oluşan yönetim kurulunda ise kamu kurum ve kuruluşlarından 5’er, işçi, işveren, memur ve emekli örgütlerinden de 5’er kişi görev yapacak. ✔ SGK’ye bağlı olarak emeklilik işlemleri için Sosyal Sigortalar, sağlık işleri için Genel Sağlık Sigortası genel müdürlükleri kurulacak. Ödeme güçlüğü içindekilere yönelik olarak da Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü oluşturulacak. SGK’nin aktüeryal dengesi ve topladığı fonların yönetimi için de bir daire başkanlığı oluşturulacak. ✔ Emekli Sandığı, SSK ve BağKur’un tasfiye edilerek Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında birleştirilmesi kademeli olarak üç yılda gerçekleştirilecek. Birleşme için üç yıllık sürenin yeterli olmaması halinde bu süre Bakanlar Kurulu kararı ile iki yıl daha uzatılabilecek. İstanbul’da kaçak cep operasyonu Ⅵ İSTANBUL (AA) İstanbul Gümrük Muhafaza Başmüdürlüğü ekipleri, İstanbul’da faaliyet gösteren 10 firmanın, kaçak olarak getirilen 4 milyon YTL değerindeki yaklaşık 100 bin telefonu, telekomünikasyon kurumunda görevli memurların da yardımıyla kayıt altına aldıkları belirlendi. Operasyon kapsamında 10 firma sahibi ve çalışanı ile 2 telekomünikasyon görevlisi gözaltına alındı. Ülkücü dayağına kınama Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Gazi Üniversitesi’nden bir grup öğretim üyesi, üniversitede araştırma görevlisi olan Remzi Altunpolat’a geçen hafta ülkücü bir grup tarafından yapılan saldırıyı kınadı. 143 öğretim üyesinin imzasıyla yapılan açıklamada, ‘‘Saldırıyı, demokrasinin taşıyıcısı olan üniversite kurumuna ve üniversiter özgürlüklere yönelik bir saldırı olarak algılıyoruz’’ denildi. Halkevleri üyesine Başbakan’a hakaret cezası Bilimsel toplantıdan dönerken öldüler Demirel lehinde karar Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 13. Dairesi’nin, TMSF’nin Egebank’tan doğan zararların tahsiline ilişkin kararının, yürütmesini Şevket Demirel yönünden durdurmasına yapılan itirazı kabul etti. Kurul, bazı konular araştırıldıktan sonra yeniden yürütmenin durdurulması isteminin değerlendirilmesini istedi. Yumurtaya 1 yıl hapis TRABZON (Cumhuriyet) Trabzon’da, geçen yıl bir açılış töreni sırasında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı protesto ederek yumurta atan göstericilerden Halkevleri Trabzon Şube Başkanı Murat Bektaşoğlu, ‘‘Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na hakaret’’ suçundan 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme heyeti, sanığın kişiliği, sabıkasız oluşu nedeniyle TCK’nin 51. maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine karar verdi. Bektaşoğlu, Erdoğan’a, ‘‘Karadeniz uşağı, Amerikan uşağı olmayacak’’ şeklinde slogan atarak yumurta fırlatmıştı. Hocalar kaza kurbanı Yurt Haberler Servisi Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’ndeki konferanstan dönen Hacettepe Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selahattin Murat Rezak (38) ile aynı bölümden Doç. Dr. Günser Ayşe Gürer (37), Mengen ilçesinde meydana gelen trafik kazasında yaşamlarını yitirdi. Kazada, Uzman Dr. Hatice Özdemir de (34) ağır yaralandı. Öğretim üyelerinin, ‘‘5. Ulusal Sinir Bilimleri Kongresi’’ne katıldıkları ve Ankara’ya dönmek için yola çıktıkları öğrenildi. Kazaya, Bolu’nun Mengen ilçesi yakınlarında bir tankerin neden olduğu öğrenildi. Düzeltme Ⅵ Gazetemizin dünkü 6. sayfasında Prof. Dr. Suna Kili’nin “Öteki’ Amerika’nın Sesi” başlıklı yazısında yer alan “ve insanların soylu unvanlarına olanak vermiştir” tümcesinin doğrusu “ve insanların soylu unvanlardan arınmalarına olanak vermiştir” olacaktır. Ayrıca yazıdaki Nobel ödüllü Amerikalı iktisatçı Paul Krugman’ın adı Paul Krigman olarak yazılmıştır. Düzeltir, özür dileriz. Benzine zam Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Benzinlerin rafineri çıkış fiyatına, bugünden geçerli olmak üzere zam yapıldı. Zammın, pompa fiyatlarına yüzde 1.4 ile yüzde 1.5 arasında yansıması bekleniyor. Kurşunsuz benzinin çıplak rafineri çıkış fiyatı metreküpte (1000 litre) 690,79 YTL’ye, vergili fiyattta 2.424,23 YTL’ye yükseldi. CUMHURİYET 08 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog