Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

11 NİSAN 2006 SALI CUMHURİYET SAYFA 17 Silah Aydın Dönmez: ‘‘Başbakan DTP’yi takıyye yapmakla suçlamış. Demek ki Başbakana kendi silahıyla saldırmışlar!’’ Ya ğ m u r E k i m Cüneyd Zapsu, adamının kullanılmasını istemiş... ‘‘Son kullanma tarihine bakmak gerek!’’ ‘‘ADAMA Türkiye’yi pazarlama yetkisi verirseniz, işte böyle olur’’ diyor Bülent Esinoğlu: ‘‘Cumhuriyetin maddi manevi bütün birikimleri berhava edildi. Sesinizi çıkarmadınız. Kıbrıs’ta çözümsüzlük çözüm değil dendi. Sesinizi çıkarmadınız. Ermeni yalanlarının çığırtkanlığı yapıldı. Sesinizi çıkarmadınız. Adam ‘Memleketi pazarlamak benim görevim’ dedi. Sesinizi çıkarmadınız. Sıcak suyun içindeki kurbağa gibisiniz. Adam bunlardan cesaret alarak ‘Silahları bırak masaya gel her şeyi konuşalım’ diyor. Masada neyi konuşacak? Bunun bildiği bir tek şey var. O da satmak. Zaten gel masaya dediği kişi de alıcı! Sattıkları her KİT’i iyi fiyata sattıklarını GÖRÜŞ BEDRİ BAYKAM Polise saldırana hapis geliyormuş. Ee, polisi korumak şart! Gaziantep Gaziantep’teki birçok ilköğretim okulunda, öğretmenlerin namaz saatlerinde boş bir odada toplanıp namaz kıldığını ve bu sırada sınıflarda öğrencilerin yalnız kaldığını biliyor musunuz? söylediler. Satacaklar satmasına da resmi muhatap arıyorlar. Gerçek alıcı sotede bekliyor. O da belli Büyük Ortadoğu Projesi’nin şantiye şefi. Gerçi bizimki bu büyük müteahhidin taşeronluğunu pardon ‘eşbaşkanlığı’nı yapıyor. Buna onların tabiri ile ‘insider treading’ demek lazım. Haksızlık ettiğimi sanan sıcak suyun içindeki insanımıza yukarıdaki tablodan ne çıkar diye sormalı. Bu gidişin sonundan demokrasi çıkar diyen hainleri bir yere koyarsak, sıcak suyun içindeki insanımızın olan biteni kavrama zamanı geçmek üzere.Türkçe konuşalım. Batı’nın federasyon dayatması ile karşı karşıyayız. ’Insider treading’ Birinci Körfez Savaşı’ndan bu yana Amerika ve içerideki işbirlikçilerince hazırlanan komplo budur. Tekrarlayacağım. Saddam zamanında Kuzey Irak’ta yaratılan yetki boşluğunun aynısı şimdilerde Güneydoğumuzda yaratılmaktadır. Şimdi yaratılan bu boşluk bir sonra iktidarı alacak ‘sahte laikçi ve sahte milliyetçi’ bir iktidar ile federasyona dönüştürülecektir. Amerikanın şimdilerde ‘laikçilik’ oynamasının nedeni budur. Böyle bir iktidar ile Türk halkına federasyonu kabul ettirmek daha kolay olacaktır. Amerika’nın ‘islamofaşist‘lerle işi bitti. Bakınız. Cüneyd Zapsu’yu azarlatıp göndermişler. Çaput kirlendi yeni çaput lazım. Sahte milliyetçiler ve ‘mini etek açık göbek laikçileri’ne dikkat.’’ Paris’te Konser Alanı Gibi Mitingler Hedefe Ulaştı Avrupa’ya her gidip geldi ğimde ruhum okşansa bile, bir vatandaş olarak büyük bir üzüntü duyuyorum. Keşke bizim Avrupa’ya yaklaştığımız masalına kanmışlardan biri olsam da ‘‘Oh ne güzel, pek yakında biz de bu seviyenin ortağı ve parçası olacağız’’ gibi yorumlarla kendimi avutabilsem. Geçen hafta Rotterdam’da ‘‘Off Corso’’ kulübünün kültür merkezinin, Hollanda’nın uçuk gece hayatı, pop sanat ve New YorkRotterdamİstanbul ekseni üzerinde uluslararası ‘‘happening’’ine davetliydim. Ünlü sanatçı Warhol’u merkez olarak alan ve bunun çevresinde sergi, söyleşi ve film gösterimleri içeren bir aktiviteydi. Bu vesileyle işlerim için Paris, Zürih ve Amsterdam’a da uğradım. ૽૽૽ Paris’te son haftalarda hü kümetin aldığı ve 26 yaşından küçüklerin sorgusuz sualsiz işten çıkarılabilmesi ile ilgili yasa tasarısının yarattığı büyük depremi takip ettiniz. Hükümet mecburen yasayı dün geri çekti. Üniversiteliler, sendikalar, liseliler hepsi kol kola yaptıkları dev protestolarla, grevlerle gençlerin iş güvencesini yok edip onların ‘‘hayata atılış’’ serüvenini en başından sabote etmeye yönelik olduğuna inandıkları bu yasaya ‘‘dur’’ dediler. Bazı konularda ödünler verilecekse, bunu yalnız gençlerin değil, her kesimin üstlenmesi gerektiğini vurguladılar. Cumhurbaşkanı Chirac’ın ise yasa tasarısını bir yandan onaylayıp bir yandan da ‘‘yürürlüğe konulup uygulanmaması’’(!) gibi iki arada bir derede kalmış formülleri, her iki tarafı da eşit derecede hoşnutsuzluğa sürüklemekten ve mizah dergilerine malzeme sağlamaktan başka bir işe yaramamıştı. Sonuçta hükümet ‘‘pes’’ etti, gençler kazandı. Ama ben size esas Bastille Meydanı’nda 4 Nisan’da katıldığım o dev yürüyüşle ilgili gözlemlerimi aktarmak istiyorum. Avrupa ile aramızda moral bozucu ve gittikçe açılan farklardan söz ediyoruz: ‘‘CPE’’ yasa tasarısı ile ilgili mitinglerde, aramızda gerek sosyal ve siyasi toplumsal bilinçlenme, gerek demokrasinin oturmuşluğuyla ilgili farkların ne derece büyük olduğunu tekrar gördüm. Çok derin katmanlara, 1789 Devrimi’ne, 1968’e, oradan 1976 baharına ve daha birçok durağa uğrayan bir olgunluk düzeyinde, o miting kalabalığı çok renkli görüntüler içeriyordu. ૽૽૽ Her yer cıvıl cıvıl, kadınlar kitlelerin yarısını oluşturuyor. Her noktada kin ve şiddet değil, hak ve özgürlük arayışı hâkim. Yasa tasarısından hiç etkilenmeyen insanlar bile yürüyor. Orta yaşlılar, yaşlılar, emekliler, hatta belki patronlar! Haksızlığa karşı çıkmayı doğal sorumlulukları olarak görüp ısrar ediyorlar. O meydan aynı zamanda bir rock konseri gibi. Her renkten genç dans ediyor, müzik enstrümanları çalıyor, göbek atıyor. Şakalaşanlar, uçanlar, palyaçolar, en seksi ve canlı kıyafetleriyle o meydana neşe ve heyecan katan kızlar, bu vesileyle tanışanlar, flört edenler... Bu büyük buluşmada, bağırıp çağıran, bayrak taşıyanları da, yarım saat öpüşenleri de belgeleyen kameralar... Her şey büyük bir neşe ve olgunluk içinde, her sosyal katmanın, her yaşın, her mesleğin içten katılımıyla kotarılmıştı. Hedefleri birbirlerini yemek değil, o yasaya direnip Dominique de Villepin’in inadını kırmaktı. İşte bu yüzden başardılar! ૽૽૽ Türkiye’de sayısız meydan buluşmasında yer almış biri olarak gıptayla izledim. Bizim gibi, çeşitli grupların iç çekişmelerinin, sosyal tutuculukların, sahte taassupların, gerçek kitleleri o meydanlardan kaçıran asalak ve sorumsuz kavgaların, gürültülerin fink attığı, sıkıcı ve tekdüze mitinglerden o kadar farklıydı ki... Keşke bir kanal, ‘‘tedavi amaçlı’’ olarak, iki saat boyunca Paris sokaklarının detay görüntülerini Türkiye’ye taşısa da demokrasimiz kendisini 70 yıl ileriye taşıyabilecek bir örneği yakından yaşayabilse... Email: bedbay࠽tnn.net Web: www.bedribaykam.com Email: info࠽yurtseverhareket.org Web: www.yurtseverhareket.org SESSİZ SEDASIZ (!) Liselerde matematik öğretmenliği EĞİTİM fakültelerinde ortaöğretim matematik öğretmenliği eğitimi alan öğrencilerin bir çift sözü var: ‘‘İyi birer matematik öğretmeni olmak amacıyla, bazılarımız kısıtlı olanaklarla, ailelerimizin büyük özverisiyle beş yıllık eğitimimizin son aşamasına geldik. Mesleğimiz olan öğretmenliğe başlayacağımızı düşünerek mutlu, umutlu ve heyecanlıydık. Ta ki 4 Nisan’a kadar! Bu tarihte gazete ve televizyon yayınlarından aldığımız üzücü habere göre, bu yılki öğretmen atamalarında yapılacak 36 branş ataması içinde lise matematik öğretmenliği ataması olmadığını gördük. Anlayamadığımız ve geçerli bir nedenini bulamadığımız bir şekilde, lise matematik öğretmeni atama sayısı ‘sıfır’ olarak açıklanmıştır. Bu duruma inanamamaktayız. Şimdiye dek çeşitli fakültelerin mezunları eğitimci olmadıkları halde paralı, kısa dönemli formasyon eğitimleri alarak öğretmen olarak atanmıştır. Üniversitelerimize en yüksek puanlarla girmemize ve devlet memurluğu atamalarında baz alınan Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda yüksek puanlar almamıza karşın atanamıyoruz. Önümüze çıkan her sınavda kendimizi kanıtlamış olmamıza rağmen devletimiz kendi bünyesinde bizi kadrosuna almıyor ve işsizler ordusuna bizi de katıyor. Üzülerek söylüyoruz ki, Ulu Önderimiz Atatürk’ün bize gösterdiği aydınlanma, çağdaşlaşma yollarının önü bizim için tıkanmıştır.’’ Anıl Öçal: ‘‘Askerlik şubelerini özel güvenlik şirketleri koruyacakmış. Küçücük Amerika’da paralı askerliğin doğum günü!’’ Gün Gayret Akif Kökçe: ‘‘Türkiye’ye küsen Sam Amca, PKK ile dost oldu. Ha gayret! Biraz daha küstürebilirsek, Apo’yu da geri isteyecekler!’’ 11 Nisan Urfa’nın Kurtuluşu Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMİR Bağımsız yaşamış Anadolu halkı Urfa’da Türk’ü, Arap’ı, Kürt’ü ile işgalci emperyalistlere karşı direnerek kurtuluş savaşı vermiş ve 11 Nisan’da ana yurdunu düşmandan temizlemiştir. Topçu meydanında temsili bir kurtuluş savaşı gösterisi eşliğinde trampetlerimiz, borazanlarımız ve krapon kâğıdı ile süslenmiş bisikletlerimizle bu kurtuluş gününü coşku ile kutlardık. Urfa tarihi paleolitik çağa kadar uzanıyor. Arkeologlar göl üstü kazılarında MÖ 11 bin yıla ait heykeller bulunduğunu bildiriyorlar. Makedonyalılar döneminde kutsal şehir anlamında EDESSA olarak anılıyor Urfa. Daha sonra Süryaniler ona Orhai, Araplar Vurhai diyorlar. İslam döneminde isim ElRuha olarak değişiyor. Urfa Akkoyunlular’dan sonra 1517’de Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmiştir. Bilindiği gibi 1984’te Urfa, şanlı unvanını kazandı. Urfa 1919’da önce İngilizler daha sonra ekimde Fransızlar tarafından işgal edildi. Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nce oluşturulan milis kuvvetler ile birleşen aşiret kuvvetleri Urfa Savaşçıları’nı oluşturuyorlardı. Urfalılar Anadolu’daki savaşı ve tüm yurdun kurtuluşunu sabırla ve heyecanla beklediler. 1923’te kurulan Cumhuriyet, Urfa’da yepyeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Artık bir büyük toplumsal dönüşüm ve bir devrim yurdumuzda geçerlidir. Eğitim seferberliği, salgın hastalıklarla mücadele, sıtma savaşları, trahom, frengi savaşları yanı sıra bir aydınlanma savaşıdır yaşanmakta olan. Bir topyekun kalkınma, ekonomik ve kültürel kalkınma amaçlanmaktadır. 1932’de halkevleri kurulmuştur. Birer aydınlanma odağıdır halkevleri. Orada tiyatro yapılır, müzik folklor çalışmaları yapılır, konferanslar verilir, halk oyunları düzenlenir. Bunlar halkla paylaşılmaktadır. Peygamberler şehri olarak anılan Urfa’da o kutsal Aynı Zeliha gölünde hafta sonlarında yüzme yarışları yapılır. İyi yüzücüler yetişir. Urfa’da kazananlar Adana’daki Türkiye birinciliklerine katılırlar. Urfa’nın orta yerinde Türk musikisi yapılan içkili gazino vardır. Bölge Spor Kulübü, Tayyare Cemiyeti, Öğretmenler Birliği çeşitli etkinlikler gerçekleştirirler. Geziler, uçurtma günleri yapılır. Urfa folklor grubu İstanbul’daki halkoyunları festivaline katılır. Mengü Ertel’in Cumhuriyete Kanat Gerenler programında ‘‘Bize garip derlerdi, onlardan farklı olmamıza hoşgörü ile bakarlardı. 30 yıl boyunca saygı dışı hiçbir davranışlarına rastlamadım’’ diyen Karşıyakalı bir anne ve hemen her alanda hizmet veren Urfalı bir babadan, iki Cumhuriyet öğretmeninden doğma bu satırların yazarı çocukluğunda bütün bunları coşku içinde yaşamıştır. Selvi ve söğüt ağaçları gölgesinde Aynı Zeliha ve Halilürrahman göllerinde yaz günleri yüzmüştür. Halkevlerinde sergilenen oyunları izlemiştir. Onlarla Urfa’nın ilçelerine yapılan ziyaretlere katılmış, tüm bu coşkuları Urfa halkı ile birlikte yaşamıştır. ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci࠽mynet.com HARBİ SEMİH POROY Çok partili düzen Ama işte çok partili düzen gelip çatmıştır ve her türlü bozulma, yozlaşma, oy avcılığı, oy ticareti şaşılası bir hızla yurtta egemen olmuştur. Feodalite, Ağa, Şeyh, Aşiret düzeninden kurtulamayan Urfa’da köy ağaları milletvekili yapılmış, demokrasicilik oyunu sahneye konmuştur. Politikacılar bir yüce adamdan, bir mucize adamdan Atatürk’ten hiçbir ilham almadıklarını ispatlarcasına oy uğruna, koltuk uğruna Türk devrimine ihanet etmişlerdir. Geçen yıl Cumhuriyetin ilk on yıllarını yaşamış hemşerilerimin, gençlerin de bulunduğu bir toplulukta bana dönerek ‘‘Hocam sen o gençlere kulah asma, onlar Şanlıurfalı.. biz senin kimin Urfalıyıh’’ deyişleri boşuna değildir. Ama onlar kuşkusuz Mehmet Faraç’ı kastetmiyorlardı. O halis muhlis bir Urfalıdır. Evet GAP kuruldu bölgede, önemli gelişmeler oldu. Atatürk Barajı’nın ardındaki geniş sularda bikinili kızlar sörf yapıyor, poşulu, zıbınlı insanlarımız da onları seyrediyor. GAP’ın, çok yönlü kalkınmayı öngören bir proje, bölge kalkınmasının itici gücü olması bekleniyor. Urfa’da nüfus artıyor, beton binalar yükseliyor, geniş caddeler açılıyor ama aydınlanmadan, çağdaşlaşmadan, bilimden uzak, dogmalara yakın bir kültür ortamında feodal, anti demokratik, mutlak erkek egemen tutucu bir yapı belki daha da yoğunlaşarak süregeliyor. Yürek parçalayıcı töre cinayetlerini de anmadan edemeyeceğim. Türkiye’nin başına gelen iktidarlar sadece bu yapıyı değiştirmeyi değil, ondan yararlanmayı düşünüyorlar. Evet Urfa’nın tüm yurdum gibi yeniden kurtarılmaya ihtiyacı var. Kurtuluş yıldönümü kutlu olsun. HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hayatepik࠽mynet.com BULMACA SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN OTOBÜSTEKİLER KEMAL URGENÇ kurgenc࠽yahoo.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 11 Nisan www.mumtazarikan.com ANTALYA KADASTRO MAHKEMESİ’NDEN Esas No: 2003/27 Karar No: 2004/19 Davacı İlkay Teke vs. tarafından davalılar Enis Güvenlik vs. aleyhine açılmış olan dava konusu Antalya Bahçelievler Mahallesi 556 ada 2 parsel, 570 ada 3 parsel taşınmazlarla ilgili kısmen kabulüne karar verilen tespite itiraz ile ilgili dava dosyamızın Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın 20.12.2005 tarihli ilamı ile onanmasına karar verilmiş olan dosyamızda müdahil davacı Süleyman Karabacak vekili Av. Hasan Ateş 21.03.2006 günlü tashihi karar dilekçesi ile onama kararının tashihen bozulmasına karar verilmesini istemiş olduğundan; adresleri tespit edilemeyen davalılar Zübeyde oğlu Hüseyin ve Havva oğlu Mehmet Reşit adlarına tashihi karar dilekçesi ilanen tebliğ olunur. Basın: 15776 BÜYÜKÇEKMECE 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NDEN Esas No: 2004/1457 / Karar No: 2005/1184 Davacı Ayşe Turhan vekili Av. Halis Yıldırım tarafından davalı Necati Turhan aleyhine mahkememize açılan boşanma davası Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/1457 Esas ve 2005/1184 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına, davacı tarafından yapılan 27.20 YTL mahkeme masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup, davalı Necati Turhan’a tebligat yapılamamıştır. Adı geçen davalı Necati Turhan tüm aramalara rağmen adresleri tespit edilememiş olduğundan, davetiye yerine kaim olmak üzere gazete ile ilanen tebliğine karar verilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 2829. maddeleri gereğince Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/1457 Esas, 2005/1184 Karar sayılı ilamın tebligatının ilanen tebliğine, ilandan itibaren 7 gün sonra 15 günlük temyiz süresinin başlayacağı hususu ilanen tebliğ olunur. 21.03.2006 Basın: 15727 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Kuyu gibi olan çukur ya 1 da çöküntü. 2 2/ 106 taşla 3 oynanan bir oyun... İnsa 4 nın kendine 5 karşı duydu 6 ğu saygı. 3/ 7 Gittikçe yaygınlaşan ve 8 deriyi harap 9 eden hasta1 2 3 4 5 6 7 8 9 lık... Galyum ele1 V E L A D İ K A mentinin simgesi. 4/ 2 O L A Y MA Ç A Kemiklerin yuvar3 Y A R A M A Z S lak ucu... Çeşme zıA Z A A L İ vanası. 5/ Engel... 4 V Kabul etmeyerek 5 O D M İ A M İ geri çevirme. 6/ Bir 6 D A L A Y L A M A E L T O R mal ya da paranın, e 7 A L A mek verilmeden 8 A L A T A N A sağladığı gelir... 9 E N E Z Z H A İ L İlaç. 7/ Ele avuca sığmaz... Telefon sözü. 8/ Elli şiniklik tahıl ölçeği... Yağı alınmış sütten yapılan peynir. 9/ Parlak kırmızı renkte bir süs taşı... Şiirde iki ya da daha çok dizeden oluşan birim. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Bilimsel bir sorunu incelemek ya da siyasal, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı. 2/ Afrika’da yetişen ve odunu mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç... Kıldan dokunmuş kaba kumaş. 3/ Sipersiz şapka... Torbalı balık ağı. 4/ Ahenk... Utanç duyma. 5/ Sait Faik Abasıyanık’ın bir öykü kitabı. 6/ Bir nota... Üzerinde film çevrilen stüdyo düzlüğü... İlave. 7/ Ördeğe benzer bir yaban kuşu... Zaviye. 8/ Budun ön kısmından elde edilen dana eti... Seçkin. 9/ İzmir’in Seferihisar ilçesine özgü bir tür tulum peyniri. CUMHURİYET 17 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog