Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 10 NİSAN 2006 PAZARTESİ 4 HABERLER ATO’nun raporuna göre Türk hâkimi Avrupalı meslektaşlarından daha çok çalışıp daha az kazanıyor 2000’Lİ YILLARDA ERDAL ATABEK Y argıç kıskaç altında ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) ATO’nun hazırladığı kıyaslamalı yargı raporuna göre Türk yargıçlar Avrupalı meslektaşlarına göre daha fazla çalışmasına karşın daha düşük ücret alıyor. Mahkeme sayısının fazlalığına karşın hâkim sayısındaki ortalama düşük düzeyde kalıyor. ATO Başkanı Sinan Aygün, Türkiye’de hâkimlerin Avrupalı meslektaşlarına göre daha fazla çalışıp daha az kazandığına işaret ederek ‘‘Türk hâkimi, dava dosyaları ile cüzdanı arasında sıkıştı’’ dedi. ATO, Adalet Bakanlığı’nın verileri ile Avrupa Etkin Yargı Komisyonu’nun ‘‘2002 Avrupa Yargı Sistemleri’’ çalışmasını esas alarak ‘‘Türki Tehlikenin Farkındayım Ama... ‘‘Erdal Bey, Ben sizin sürekli okurunuzum. Cumhuriyet gazetesine internet abonesiyim. Ve yine sizi takip etmeye çalışıyorum. Çocuklara doğruların öğretilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bugün şiddetten bahsediyoruz. Çocuklar birbirini bıçaklıyorlar. Öldürüyorlar. Onlar doğuştan katiller mi? Hayır. Başta, çıkardıkları yeni aflarla bizi bugüne getiren hükümetler. Daha sonrakiler, suçlulara emsal teşkil eden şahsa özel yasaları çıkaranlar, İktidar partisinin adamlarıyla doldurulan, iktidarın çıkarına çalışan RTÜK en büyük suçludur. Tecavüz edip hunharca cinayet işleyenler birkaç yılda hapisten çıkıyor. Yasalar boşluk vermese hükümetler oy toplamak için af çıkarıyor. Bu çocuklar gazete başlıklarında, konu komşunun ağzında, Adam öldürenlerin cezasız kaldığını öğreniyor. Karısını öldüresiye döven adam bunu kendinde hak sayarken, kimilerinin ‘Kadın kim bilir ne yapmıştır?’ diyerek suçu onaylayışını, televizyonda kapkaççıların geride kafası gözü şişmiş mağdurlar bırakırken, asla yakalanamadıklarını, 810 yaşındaki 15 defa yakalanıp salıverilen hırsızların kameraya sırıtmalarını, Devletten 11 trilyon çalan birinin suçlu bulunduğu halde nasıl da evinde istirahat edebildiğini, bu çocuklar medyadan öğreniyor. Aynı medyada ‘racon değil kafa kesilebileceğini’, birkaç kafa kesince lüks evlerde yaşayıp lüks arabalara binebileceğini, her zaman Allaha inanmasını, ibadetini mutlaka yapması gerektiğini, çünkü cezasını ‘gönül gözünde’ vicdanında çekebileceğini öğreniyor. Yani yasalarla değil, bu dünyada değil. Ceza öbür dünyada, ‘sırlar dünyasında’... Oysa o çocuk biliyor. Açlık bu dünyada, sefalet bu dünyada. Ne yapsın? Bilmediği bir dünyada ceza çekecek. Bunlar çocuk. Ne verirseniz onu alırsınız. Sanıyorlar ki suç işleyip birkaç gün ceza almakla mafya babası olunur. Polat olunur. ..........Biliyorum ki ben bunları boşa konuşuyorum, boşa yazıyorum. Bu çocuklar bilerek böyle yapılıyor, bilerek toplum bu yere getiriliyor. Amaç, ‘cebren ve hile ile vatanın tüm kalelerini zaptetmek’. Yabancı sermayeli yayınlar ile kafası karıştırılan, suça eğilimli, sağlıklı düşünemeyecek bireyler yetiştirmek. Yabancı devletler için önemli olan bu zengin topraklar. Toprakların üstündeki eğitimsiz gençlerden kime ne? Bırak birbirlerini öldürsünler. Şimdi düşünüyorum. Ben çiçek gibi üzerine titrediğim, gözümden sakındığım, canım, yaşama sevincim, biriciğim, beş yaşındaki kızımı hangi okullara göndereyim? Hangi sokaklarda oynatayım? Kızımı ne şekilde eğiteceğimi çok iyi biliyorum. Güzel bir gelecek sağlamak için her şeyi yapmaya hazırım da güvenliğini nasıl sağlayacağım? Tüm bunlarla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum. Ben ona en doğruları gösterirken bu kadar yanlışın içinde onu nasıl koruyacağım? Sözüm size değil, sadece sorum size Erdal Bey. Bir fikir verin. Ben tek başıma ne yapabilirim? Nerden başlayabilirim? Teşekkür ederim. G.M.Ö.’’ Erdal Atabek’in yanıtı haftaya. email: erdalatak࠽gmail.com erdalatak࠽superonline.com www.erdalatabek.com ᮣ ATO’nun kıyaslamalı raporuna göre, İngiltere’de mesleğin başındaki bir hâkim aylık 13 bin 972 Avro, İrlanda’da 9 bin 7 Avro, İsviçre’de 8 bin 333 Avro, Norveç’te 6 bin 756 Avro, Danimarka’da 6 bin 437 Avro gelir elde ediyor. Türkiye’de ise mesleğe yeni başlayan bir hâkim aylık 750 Avro kazanıyor. ye ve Avrupa’nın adalet sistemlerini’’ karşılaştırdı. 21 Avrupa ülkesi ile Türkiye’nin yargı sistemlerinin mercek altına alındığı çalışmaya göre, mesleğe yeni başlayanlardan yüksek mahkemeye kadar tüm kademelerdeki hâkimler, Avrupa ortalamasının çok altında maaş alıyor. İngiltere’de mesleğin başındaki bir hâkim aylık 13 bin 972 Avro, İrlanda’da 9 bin 7 Avro, İsviçre’de 8 bin 333 Avro, Norveç’te 6 bin 756 Avro, Danimarka’da 6 bin 437 Avro gelir elde ediyor. Türkiye’de ise mesleğe yeni başlayan bir hâkim aylık 750 Avro kazanıyor. Yüksek mahkeme veya temyiz mahkemesi hâkimi düzeyine ulaşan hâkimler de İngiltere’de 22 bin 163 Avro, İrlanda’da 15 bin 699 Avro, İsviçre’de 16 bin 666 Avro, Norveç’te 9 bin 562 Avro, Danimarka’da 9 bin 516 Avro maaş alıyor. Türkiye’de görev yapan yüksek mahkeme hâkimi ise aylık 1937 Avro’luk gelirle, sadece 1841 Avro gelir elde eden Polonyalı meslektaşlarını geride bırakıyor. Hâkimlerin gelir seviyesindeki düşüklüğe rağmen iş yüklerinin fazla olduğu vurgulanan rapora göre Türkiye, 22 Avrupa ülkesi içinde en fazla mahkemeye sahip ülke. Türkiye’de toplam 2 bin 508 adet genel nitelikli ilk derece mahkemesi bulunuyor. Türkiye’yi 2 bin 249 mahkeme ile İspanya, 1047 mahkeme ile İtalya izliyor. Geri kalan ülkelerde bulunan genel nitelikli ilk derece mahkeme sayısı bini geçmiyor. İhtisas mahkemelerinde de aynı tablo söz konusu. Çocuk mahkeme leri, trafik mahkemeleri, icra ceza mahkemeleri, icra tetkik mahkemeleri, iş mahkemeleri, aile mahkemeleri, tüketici mahkemeleri, idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri, fikri sınai haklar ceza mahkemelerinden oluşan ihtisas mahkemesi sayısı Türkiye’de 1440. Avrupa ülkelerinde ise ihtisas mahkemelerinin sayıca en fazla bulunduğu ülke 611 mahkeme ile Fransa. Fransa’yı 545 mahkeme ile İspanya izliyor. Hollanda’da 2, Danimarka’da da sadece 1 adet ihtisas mahkemesi bulunuyor. Almanya ve Macaristan’da 20 bin kişiye 5, Polonya’da 4 hâkim düşüyor. Türkiye’de ise 20 bin kişiye ancak 1 hâkim hizmet verebiliyor. Çiçek, uluslararası alanda zor durumda kalınmaması için eğitime önem verdiklerini söyledi CHP’Lİ ÖZPOLAT: İşkence suçunda artış ᮣ 2004 yılının temmuzeylül döneminde 1321, ekimaralık döneminde ise yüzde 19 artışla 1574 soruşturma açıldı. Bu suçlar nedeniyle 2004’ün temmuzeylül döneminde açılan dava sayısı 117 iken, ekimaralık döneminde bu sayı yüzde 108 artışla 244’e yükseldi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) İşkence ve kötü muamele suçları nedeniyle 2004 yılının temmuzeylül döneminde 117 dava açılırken, ekimaralık döneminde yüzde 108 artışla, açılan dava sayısı 244’e yükseldi. 2004’ün ikinci yarısında toplam 47 sanık hakkında mahkumiyet kararı verildi. Anavatan Partisi İstanbul Milletvekili Emin Şirin’in soru önergesini yanıtlayan Adalet Bakanı Cemil Çiçek, 2004 yılıyla ilgili işkence ve kötü muamele rakamlarını verdi. Çiçek, hükümlü ve tutuklulara sevk ve nakilleri sırasında kötü muamelede bulunulmadığını, ceza infaz kurumlarında da doktorlar tarafından gerekli muayenelerinin yapıldığını bildirdi. Çiçek’in verdiği bilgilere göre; işkence ve kötü muameleden dolayı, 2004 yılının temmuz eylül döneminde 1321, ekimaralık döneminde ise yüzde 19 artışla 1574 soruşturma açıldı. Bu suçlar nedeniyle 2004’ün temmuzeylül döneminde açılan dava sayısı 117 iken, ekimaralık döneminde bu sayı yüzde 108 artışla 244’e yükseldi. Bu suçlar nedeniyle 2004 yılının ikinci yarısında 47 sanık hakkında mahkumiyet kararı verildi. Çiçek, Adalet Bakanlığı ile AB ve Avrupa Konseyi’nin ortak projesi çerçevesinde 9 bin 200 hâkim ve savcıya 2005’te Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının temel alındığı eğitim verildiğini bildirdi. Çiçek, Türkiye’nin uluslararası alanda zor durumda kalmaması ve Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan insan haklarına saygılı olmanın gereği olarak, hazırlık soruşturmalarının kanuna uygun olarak yapıldığını vurguladı. Soruşturmaların sağlıklı ve süratli bir şekilde sonuçlandırıldığını kaydeden Çiçek, ülkenin, insan hakları ihlallerinden dolayı maddi ve manevi zarara uğramasını engellemek amacıyla yasa ve yönetmeliklere titizlikle uyulduğunu bildirdi. ‘Siyaset yargıdan elini çekmeli’ Haber Merkezi CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Özpolat, yeni CMK uygulamalarından doğan sorunlarla savaşmanın yine avukatlara düştüğünü söyledi. Özpolat, TBMM’de gündem dışı yaptığı konuşmada savunma makamının sorunlarını dile getirdi. Ülkenin gündeminin yargı bağımsızlığını zedeleyen gelişmelerle dolu olduğunu vurgulayan Özpolat, ‘‘Bugün, yargının siyasallaştırılması girişimleri, tarihi zirvesindedir. Siyasi içerikli iddianamelerle, hukuk devleti dinamitlenmektedir. Yargı bağımsızlığı, darbe dönemlerinde bile bu denli tehlike altında olmamıştır’’ dedi. Adalete güvenin zedelendiği bir ülkede, toplumsal güvenlik ve barışın da tehlikede olduğunu belirten Özpolat, avukatların isteklerini şöyle sıraladı: ‘‘Siyaset, yargıdan derhal elini çekmelidir. Yargı üzerinden cumhuriyetin kurumlarıyla hesaplaşmaya son verilmelidir. Yargı mensuplarını kendi memurları haline getirme ve kadrolaşma hevesinden vazgeçmelidir. Yargının sorunları, ilgili kesimlerin demokratik katılımıyla, devrimsel nitelikte bir yargı reformu kapsamında ele alınmalıdır.’’ Başbakan Erdoğan’ın Danıştay’ı hedef alan sözlerini de anımsatan Özpolat, ‘‘Başbakan’a göre Danıştay ülke için yapılan iyi işlerin önünde engelmiş. Biz de diyoruz ki, ülkenin gelişmesinin önünde bir engel var, ama o Danıştay değil. İyi ki Danıştay var da, sizin hukuk dışı işlemleriniz oradan dönüyor. Ya olmasa’’ diye konuştu. İstanbul’daki yürüyüşe vali, emniyet müdürü ve belediye başkanları da katıldı. (ATAKAN ADALI) Polis, 161. yılını kutladı MecidiyeköyTaksim arasında yapılan ‘Polis Halk Yürüyüşü’nde 1 kilometrelik Türk bayrağı taşındı ANKARA/İSTANBUL (Cumhuriyet) İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, ‘‘Polis teşkilatımız, özellikle geçirmekte olduğumuz çok hassas dönemlerde provokatif eylemlere karşı gösterdiği sağduyulu yaklaşım ve soğukkanlı tavrıyla herkese örnek olmaktadır’’ dedi. İstanbul’da Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 161. yılı etkinlikleri kapsamında, MecidiyeköyTaksim arasında yapılan ‘‘Polis Halk Yürüyüşü’’nde Polis Okulu öğrencileri 1 kilometrelik Türk bayrağı taşıdı. İçişleri Bakanı Aksu, Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 161. yılı dolayısıyla 81 İl Emniyet Müdürlüğü’ne gönderdiği mesajda cesaretini ve kabiliyetini, bilimsel bilgi ve teknoloji ile birleştiren Emniyet Teşkilatı’nın, dünyanın sayılı güvenlik kuruluşları arasında yer aldığını kaydetti. Emniyet Teşkilatı’nın, eğitilmiş insan gücü, modern araç ve gereçleri ile Türkiye’nin yüz akı bir kuruluş haline geldiğini belirten Aksu, şöyle devam etti: ‘‘Esas gayesi, ülkemizin huzur ve güvenini sağlamak olan Emniyet Teşkilatı, kesintisiz 24 saat hizmet veren birkaç kamu kurumundan birisidir. Polis teşkilatımız, özellikle geçirmekte olduğumuz çok hassas dönemlerde provokatif eylemlere karşı gösterdiği sağduyulu yaklaşım ve soğukkanlı tavrıyla herkese örnek olmakta ve ülke genelinde din, dil ırk ayrımı gözetmeksizin vatandaşlarımızın huzur ve güven içinde bir arada yaşamasını sağlama ve sağlanan bu ortamı kararlı bir şekilde devam ettirme görevini başarıyla yerine getirmektedir.’’ İstanbul’da MecidiyeköyTaksim arasında gerçekleştirilen ‘‘Polis Halk Yürüyüşü’’ne İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah üzerinde‘‘İstanbul Emniyet Müdürlüğü’’ yazılı kaşkol ve şapkalarla katıldılar. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün de katıldığı kutlamaya yurttaşlar da ellerinde Türk bayraklarıyla destek verdi. PROF. DR. İZZETTİN DOĞAN ‘Medeniyetleri Alevilik birleştirir’ İstanbul Haber Servisi Alevi Vakıfları Federasyonu 1. Olağan Genel Kurulu dün İstanbul’da gerçekleştirildi. Alevi Vakıfları Federasyonu Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Alevilerin barışçı İslam anlayışının, çatışan medeniyetleri buluşturmada etkili olabileceğini söyledi. Genel kurulda konuşan Doğan, Alevi yurttaşların Atatürk dönemi hariç hemen hemen hiçbir zaman eşit yurttaş statüsünde yaşayamadığını ifade etti. Doğan, farklı derneklerde, vakıflarda örgütlenen Alevilerin federasyon çatısı altında bir araya geldiğinin altını çizerek ‘‘Bugün Alevi toplumunun inanç bazında örgütlenerek bir araya gelmesinin yıldönümü’’ diye konuştu. Alevilerin, Atatürkçülüğe ve laik Cumhuriyete bağlı olduğunu da vurgulayan Doğan, ‘‘Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyet, sizin yüreklerinizde yaşadığı sürece yaşayacaktır’’ dedi. Doğan, medeniyetler çatışmasının yaşandığı ve Batı’nın tüm Müslümanları terörist olarak gördüğü bu dönemde, Alevilerin barışçı İslam anlayışının, iki medeniyeti buluşturmada etkili olabileceğini söyledi. Doğan, Sultanbeyli’de cemevi yapımına ilişkin tartışmalara değinerek ‘‘Yurttaşların kendi inançlarını özgürce yapabilecekleri bir cemevinin yapılmasını, her manada destekliyoruz’’ dedi. Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Doğan Bermek de, Alevi toplumunun değerlerine sahip çıkmada bir araya gelmenin önemli bir araç olduğunu vurguladı. Konuşmaların ardından, CHP Milletvekili Ensar Öğüt, Prof. Dr. İzzettin Doğan’a Damal Dağları’ndaki Atatürk siluetini gösteren bir fotoğraf hediye etti. Diyarbakır Valisi Efkan Ala ile, Kanal 7’de Mustafa Karaalioğlu’nun sunduğu ‘‘İskeleSancak’’ programında bölgedeki son olayları konuştuk. Vali Ala’nın bir devlet görevlisi olarak konuyu yorumlarken söyledikleri dikkate değer şeylerdi. Alışık olmadığımız üslubundan ve yaklaşımından etkilendiğimizi söyleyebilirim. Ala, olayların ilk patlak verdiği günden itibaren değişik şeyler söylüyordu. Programda daha ayrıntılı olarak düşüncelerini dile getirme olanağını buldu. Neler söyledi Diyarbakır Valisi: Demokrasisi gelişmiş ülkelerde bile terör vardır, demokrasinin terörü tamamen bitirmesi mümkün değildir. Demokrasi halkın teröre olan desteğini azaltır, sıfıra indirir. Olağanüstü Hal bir çözüm değildir. Günışığında çözülemeyen sorunlar alacakaranlıkta hiç çözülemez. AB sürecinde Türkiye’nin demokrasi açısından attığı adımlar terör örgütünü rahatsız etti. Halk, özgürlük yolunda atılan adımlardan sonra ortaya çıkan bu ey Diyarbakır Valisi’nin Duruşu... lemlere ilk kez tepki gösterdi ve eylemcilere ‘‘Daha ne istiyorsunuz?’’ sorusunu sordu. Vatandaş terör değil ekonomik kalkınma istiyor. Diyarbakır’ın yoğun göç aldığını dile getiren Ala, düşüncelerini şöyle özetledi: Demokrasi kimseye sorunsuz bir gül bahçesi bahşetmez. Elbette sorunlar olacaktır. Demokrasi terörü bitirmez, halkın teröre verdiği desteği azaltarak sıfıra indirir. Gelişmiş ülkelerde halkın teröre desteğine baktığımızda sıfır seviyesinde olduğunu görürüz. Sorundan beslenme yerine çözümden beslenmeliyiz. ૽૽૽ Vali Ala’nın bu yaklaşımının ne önemi var diye sorabilirsiniz: Şunu söyleyeyim, bugüne kadar bölgedeki olaylar, o bölgenin devlet yetkililerince, genellikle bir asayiş sorunu olarak görüldü. Polisiye önlemlerle bu işin üstesinden gelinebileceği savunuldu. Vali Ala’nın farklılığı burada. Şu söyledikleri önemli: ‘‘Biz bu sorunu güvenlik açısından kontrol altında tutabiliriz. Tabii ki olayları sıfıra indirmek mümkün değil. Bazı olaylar azalarak da olsa sürer. Bizim görevimiz bu. Ancak bu sorun artık buraya özgü bir sorun olmaktan öteye bir özellik kazandı. Bizim bunu çözmemiz mümkün değil. Bunu çözecek olan siyasi iradedir.’’ Sorunun korkutucu boyutlara ulaşacağını, PKK’nin bombalama ve şiddet eylemlerini sürdüreceğini biliyorduk. Beklediğimiz ne yazık ki oluyor. Elazığ’da bir yarbayın ve bir erin ölümüne neden olan mayını patlatan PKK’nin başka yerlerde başka bombalar patlatması ve silahlı saldırılar düzenlemesi sürpriz olmayacak. ૽૽૽ Bu durumda ne yapılması gerekiyor? İşte sorun burada. Vali Efkan Ala’nın da işaret ettiği gibi Türkiye’nin demokratikleşme yolunda ilerlemesi bu sorunun çözümü için en mümkün seçenek. Avrupa Birliği’ne yönelen Türkiye, bu yolda ilerlemek noktasında sıkıntılar yaşıyor. Demokrasinin bütün kurum ve kurullarıyla işletilmesi kolay değil. Kanunlar değişiyor ama uygulamada büyük sorunlar ortaya çıkıyor. İşte bu noktada sorun çıkınca gerilim de artıyor. ‘‘AB bizi zaten almayacak’’ söylemi hemen yüksek sesle dile getiriliyor. AB’nin Türkiye’yi alıp almayacağı tartışması bir yana, Türkiye’nin AB’ye girmek amacıyla sistemini demokratikleştirmesi daha önemli değil mi? AB ülkeleri içinde Türkiye ile ilişkiler konusunda bizleri öfkelendirecek tavırları olan ları görüyoruz. Ancak bütün bu olumsuz koşullara rağmen Türkiye’nin demokrasi ve özgürlükçü yönde ilerlemeden vazgeçmesi doğru olabilir mi? Kürt sorunu dahil, bütün temel sorunları şiddetten arındırarak çözebilmenin yolu, bu konuları tartışabilmenin, duygular yerine akılı öne çıkaran çözümleri aramanın yolu ancak köklü bir demokrasi ile mümkün değil mi? ૽૽૽ İşte bu noktada ısrar, şiddeti çözüm olarak görenleri rahatsız ediyor. Statükodan yararlananlar, çözüm ve demokrasi sözcüklerinden hoşlanmıyorlar. Aşırı milliyetçilik işte bu ortamdan besleniyor ve değişimin önüne dikiliyor. PKK’nin şiddette ısrar eden çizgisi, bu tür milliyetçilik için arayıp da bulamadığı bir ortam yaratıyor. Diyarbakır Valisi Efkan Ala’nın sözleri ve tutumu işte bu ortam içinde önem kazanıyor. İnsanı esas alan çizginin öne çıkması, çözüm için daha olumlu bir ortam yaratacaktır. CUMHURİYET 04 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog