Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

10 NİSAN 2006 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA 17 Taşocağı Muğla’nın Mergenli Köyü Muhtarı İsmail Külahlı ile Güzelyurt Köyü Muhtarı Vedat Yavuz Ankara’daydılar. Enerji Bakanlığı’ndan Orman Bakanlığı’na, Kültür Bakanlığı’ndan TBMM’ye kadar dolaştılar. Bir maruzatları vardı... İki köyün sınırında, Musalar Dağı’nın oraya Maden İşleri Genel Müdürlüğü bir şirkete taşocağı ruhsatı vermişti. Köyler, Sarıgerme kıyısına ve aynı zamanda milli park olan Aşı Koyu’na çok yakındı. Doğal çam ormanları ile birçok endemik bitki ve hayvan türleri bu bölgedeydi. Köylülerin büyük çoğunluğu tarımla uğraşıyordu. Taşocağı işletmesinin çıkaracağı tozlar, hem tarım ürünlerinin büyümesine ve gelişmesine engel olacaktı, hem doğayı tahrip edecek, hem de insan sağlığına zarar verecekti. Dolayısıyla yöre köylüleri taşocağına karşıydılar... Kutluca’nın çocukları Taraf Güneydoğu’da olaylar tırmandırılırken ABD Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı açıklamalar yapıp ‘‘tüm tarafları’’ sakinliklerini korumaya, düzeni sağlamaya ve sükunete davet ediyor. ABD’ye göre haydi diyelim, bir taraf Türkiye Cumhuriyeti... Diğer taraf ya da taraflar kim? PKK’yi terör örgütü olarak görmediğini açıklamış olan, DTP’li Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ise Tempo dergisinde ‘‘taraf’’lığa ‘‘...şimdi yeniden iki tarafın da silahlı otoritelerinin inisiyatif aldığı bir döneme girmek üzereyiz’’ ifadesiyle yeni bir anlam yüklüyor ve çıtayı yükseltip hedefi gösteriyor: ‘‘Kürtlerin bir süredir artık beraber, bir arada yaşayamayız duygusuna kapıldıklarını görmek lazım.’’ Yapılan referandumdan da belli oldu, yurttaşların ezici çoğunluğu ‘‘Sosyal Güvenlik Reformu’’ denen şeyi iste miyor. Neden istesin ki? AKP iktidarı, girmiş IMF’nin, Dünya Bankası’nın koluna.. bırakın yaşayanları, daha doğmamış çocukların bile haklarını şimdiden kısmaya kalkışıyor. Emeklilik yaşı 2036’dan 2048’e kadar iki yılda bir birer yaş arttırılırken, sonraki 9 yıl için 67 yaşa, 2075’ten sonraHer ne kadar Baydemir sonradan ‘‘Bir kez daha ülkemizde yaşayan Türkler ve Kürtler olmak üzere tüm zenginliklerimizin bir arada barış içinde yaşam sürdüreceklerine olan inancımı paylaşmak istiyorum’’ diyerek yukarıdaki sözlerinin düzeltilmesini istemiş olsa da, ileti çok açık... Ya Recep Tayyip Erdoğan ne diyor? ‘‘Elde silahla dolaşmaya gerek yok. Silahsız bir şekilde masaya gelirsin, her şeyi konuşursun...’’ diyor. Kendisini ‘‘taraf’’ yerine koyuyor Erdoğan. Elde silahla dolaşanı, silahını bırakırsa masada ‘‘taraf’’ olarak göreceğini de söylemeye getiriyor. ‘‘Taraf’’ sözü dönüp dolaşıp uğultuya dönüşüyor: ‘‘Tehlikenin farkında mısınız? Tehlikenin farkında mısınız?’’ resi, kadınerkek oranları) gerekirken bunların hiçbiri dikkate alınmamıştır. Yasanın genel gerekçesinde ‘nüfus yapısında beklenen değişimin’ göz önüne alındığından söz ediliyorsa da, bu değişimin ne olduğu belirsizdir. Madde gerekçesinde ise böylesine iddialı 69 yılı kapsayan bir düzenlemeyi haklı gösterecek hiçbir gerekçeye yer verilmemiştir.’’ AKP bugünü halletti de.. iş 69 yıl sonrasına kaldı!.. Besni Kutluca köyünde 7 yıldır ilköğretim okulunda görev yapan işi aydın, aklı aydın, gönlü aydın Saadet Tabakcı öğretmenin yetiştirdiği çocuklar bu 23 Nisan Bayramı’nda, Ankara’ya gelip Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i ziyaret etmeyi düşlüyorlardı. Geçenlerde Cumhurbaşkanlığı’ndan aramışlar Saadet öğretmeni. Çocuklarını, 23 Nisan saat 16.00’da Çankaya Köşkü’nde beklediklerini söylemişler. Saadet Tabakcı’nın sesi telefonda çınlıyordu: ‘‘Öğrencilerimden Ferhat Karataş 3 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımıza bayram ve yeni yıllarda kart yazıyordu. Bazen de mektupla okulda yaptıklarımızı yazıp çocukça haberlerini iletiyordu. Gönderdiğimiz her karta yanıt geldi. 23 Nisan’da Sayın Cumhurbaşkanımızla tanışacağı haberini duyunca Ferhat’ın sevincini anlatmama gerek yok sanırım.’’ Çocuklar, mutluluklarını bilinç sepetlerine atarlar; ileride başkalarıyla paylaşmak üzere... SAĞNAK NİLGÜN CERRAHOĞLU ROMA Bir ‘‘Timsah’’tır gidiyor! Seçim günü herkesin ağzında bu sözcük var... Bahar güneşini görür görmez şimşek hızıyla masalarını kaldırımlara, meydanlara taşıyan kahvelerde, sokak aralarındaki mütevazı ‘‘trattoria’’lar ve restoranlarda, kiosk’larda herkes ‘‘Caimano’’ aşağı, ‘‘Caimano’’ yukarı, ‘‘Timsah’’ı konuşuyor. ‘‘Caimano’’ Türkçe telaffuzuyla ‘‘Kaymano’’ Nanni Moretti’nin son filmi. Film, değişken yüzleri olan, karanlık bir işadamının siyaset sahnesine paraşütle inişini; Berlusconi’yi konu alıyor. ‘Timsah Berlusconi’ Musa Kart’ın ‘Kedi’sine nispet! ‘‘Caimano’’ yani ‘‘Timsah’’, Moretti’nin Berlusconi’ye yakıştırdığı tanım! Musa Kart’ın ‘‘Kedi’’si, Moretti’nin yaptığı bu dehşet verici göndermenin yanında bir çocuk masalı denli masum kalıyor. Moretti’nin anlattığı hikâye aynı zamanda tüyler ürpertici ‘‘sansürün’’ (daha doğrusu otosansürün) öyküsü. Buna rağmen İtalyan yönetmen, Berlusconi’yi ‘‘Hayvanlar Âlemi’’nin en sevimsiz yaratıklarından biri olan ‘‘timsah’’la betimlemekten geri kalmamış. Başlı başına bu, Türkiye’nin, ifade özgürlükleri konusunda Berlusconi’ye rağmen İtalya’dan ne denli geri olduğunu göstermeye yetiyor. Moretti’nin filminde iç içe geçen paralel iki öykü var. İlki, karısı (Margherita Buy Ferzan Özpetek’in ‘‘Cahil Periler’’indeki başrol oyuncusu) ile sancılı bir boşanma yaşayan film yapımcısı Bruno’nun (Silvio Orlando) öyküsü. Kişisel ve profesyonel anlamda iflas yaşayan Bruno’nun eline, Berlusconi’nin hayatını konu alan bir senaryo geçiyor. Bruno’nun ilk sorunu, yapımcı desteği aramak oluyor. Ve beklendiği gibi büyük sorunlar yaşıyor. İtalyan TV’si RAI, projeyi geri çeviriyor. Oyuncular şu ya da bu nedenle Berlusconi’yi canlandırmaya yanaşmıyorlar. Depresyon, yalnızlık, çaresizlik, parasızlık içinde kıvranan Bruno, elindeki kısıtlı imkânları ‘‘Berlusconi’nin hayatındaki tek bir günü’’ beyazperdeye aktarmak için kullanıyor. Bu da filmin en vurucu, en can alıcı sahnesini oluşturuyor... Baraj Çalışma Bakanlığı, toplusözleşme yapma yetkisinde gerekli yüzde 10’luk işkolu barajının kaldırılması için iki seçenek geliştirdi. İlk seçenek, işkollarında toplusözleşme yetkisinin en fazla temsil gücüne sahip üç konfederasyona üye olma koşuluna bağlanmasını içeriyor. İkinci seçenek de barajın 2013 yılına değin kademeli olarak kaldırılmasını öngörüyor. Türkİş Genel Başkanı Salih Kılıç, ikinci seçeneğe daha yakın durduklarını söyledi bize: ‘‘Baraj hemen kaldırılmamalı. Hele hele taşeronlaşmanın, esnek çalışmanın, geçici işçiliğin yaygın hale getirildiği bir ortamda yüzde 10 barajı tümüyle kaldırılırsa, her küçük ünitede bir sendika kurulur ki, o da sendikacılığı öldürür. Barajın zamana yayılarak indirilmesi en iyi çözüm...’’ Doğmamış çocuklara bile yetiyorlar sı için de 68 yaşa yükseltiliyor. Bakın, bu durumu Prof. Dr. Ali Rıza Okur, Birleşik Metalİş’in konuya ilişkin düzenlediği sempozyumdaki konuşmasında nasıl değerlendirmiş: ‘‘69 yıllık bir dönemi bugünden düzenlemek son derece iddialı bir çabadır. Üstelik bu çabanın dayanağı da belirsizdir. Reform hazırlığının iki yıllık bir geçmişi vardır. İki yıllık bir hazırlığın, bu derece önemli, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren sosyal güvenlik reformu konusunda yetersiz kalacağı ve çözüm yerine kaos getireceği yaygın bir biçimde dile getirilmektedir. 69 yıllık bir perspektif içinde yaş kademelendirilirken dayanak olarak bilimsel verilerin alınması (nüfus yapısı, yaşam kalitesi, ölüm oranları, ortalama yaşam sü ‘Yargıçlar rejimini durdurun’ Milano’daki adalet sarayındayız. Berlusconi’nin çok davasında görüldüğü gibi, ‘‘zamanaşımı’’ boşluğundan yararlanmak için ‘‘5. yıla sarkan’’ bir rüşvet davasında yargıçlar, başbakanı sorguya çekiyor. Filmlerinde aktör olarak da yer alan Moretti’nin bizzat canlandırdığı ‘‘Berlusconi’’, bu sahnenin ardından 7 yıla mahkum oluyor. Burada işte İtalyan Başbakanı’nın ‘‘timsah yüzüyle’’ karşılaşıyoruz. Korumalar eşliğinde Adalet Sarayı’ndan ayrılan işadamı medya patronu başbakan, taraftarlarını ‘‘yargıçlara karşı isyana’’ teşvik ediyor: ‘‘Beni, yalnız bana oy veren seçmenler yargılayabilir. Bu yargıçlar demokrasisini, bu rejimi durdurmak zamanı gelmiştir!’’ diyor. Ve ‘‘başbakan’’ olay mahallinden uzaklaşırken, arabanın arka camından ‘‘Adalet Sarayı’nın ateşe verildiğini’’ görüyoruz! Moretti belli ki bütün filmi, izleyenleri ürperten bu sahne için çekmiş. Vermek istediği mesaj çok açık: ‘‘Eyy seçmen kendine gel; ülke büyük bir yangının eşiğinde!’’ Matematik bir planlamayla seçim kampanyasının son iki haftasında vizyona giren film, karizmatik bir lider ve derli toplu program çıkaramayan sol muhalefet karşısında tereddüt geçiren seçmenleri sarsmak ve uyandırmak için çekilmiş. ÇALIŞANLARIN SORULARI/SORUNLARI YILMAZ ŞİPAL KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak࠽yahoo.com.tr Hâkim ve Savcıların Emekli Aylıkları (2) 30 Haziran 1989 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 375 sayılı Yasa Hükmünde Kararnamenin 1. maddesi ile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu, kapsamındaki kamu görevlilerine, malul ve emeklilerine, dul ve yetimlerine “1000 gösterge rakamı üzerinden memuriyet taban aylığı” ile, ayrıca her bir hizmet yılı için 20 gösterge rakamı karşılığı kıdem aylığı ödenmesi öngörülmüştür. “Ancak 25 ve daha fazla hizmet yılını dolduranlar için gösterge rakamı 500 olarak uygulanır.” Memuriyet taban aylığı göstergesi için farklı “taban aylık katsayısı” uygulamasına geçilmiş ve böylece emekli aylıklarına uygulanan katsayılar, biri genel aylık katsayısı, diğeri de “taban aylık katsayısı” olmak üzere ikiye çıkmıştır. TC Emekli Sandığı Yasası’na, 15 Ocak 1992 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 476 Yasa Hükmünde Kararname ile Ek Madde 70 eklenmiştir. Bu madde ile kamu görevlilerine ödenen, “Zam, tazminat ve ödenekler ile benzeri ödemeler toplamına karşılık gelmek üzere” Özel Tazminat benzeri bir ödeme birimi “TC Emekli Sandığı’nca ödenen emekli, malul, dul ve yetim aylıklarına da yansıtılmıştır.” Bu uygulamada en yüksek devlet memuru olan Başbakanlık Müsteşarının genel göstergesi (1.500) ile ek göstergesi (8.000) toplamının (9.500) Brüt tutarının ( 405,18 YTL): Ek göstergesi 8400 ve daha yüksek olanlarda % 240’ına (972,42 YTL) Ek göstergesi 7600 (dahil) 8400 (hariç) arasında olanlarda % 200’üne (810,35YTL) Ek göstergesi 6400 (dahil) 7600 (hariç) arasında olanlarda % 180’ine (729,32 YTL) Ek göstergesi 4800 (dahil) 6400 (hariç) arasında olanlarda % 150’sine (607,76 YTL) Ek göstergesi 3600 (dahil) 4800 (hariç) arasında olanlarda % 130’una (526,73 YTL), Ek göstergesi 2200 (dahil) 3600 (hariç) arasında olanlarda % 70’ine (283,72 YTL) Diğerlerinde % 40’ına, (162,07 YTL), “karşılık gelen tutarları emekli aylığı bağlama oranlarına göre emekli aylıklarına yansıtılması” öngörülmüştür. 1) Üst düzey kamu görevlilerine “Makam Tazminatı” ödenmektedir. 2802 sayılı Hâkim ve Savcılar Yasası kapsamından emekli olanlara da “Yüksek Hâkimlik Tazminatı” ödenmektedir. 26 Nisan 2000 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Ek’inde “Makam veya Yüksek Hâkimlik Tazminatı alanlara”, ayrıca “Temsil Tazminatı” ya da “Görev Tazminatı” ödenmesi uygulamasına geçilmiştir.. Makam Tazminatı göstergelerine göre uygulanan Temsil Tazminatı göstergeleri en çok 30.000 (otuz bin), en az da 17.000 (on yedi bin) olarak belirlenmiştir. Hâkim ve Savcılardan, Yüksek Hâkimlik Göstergeleri 7.000 göstergenin altında olanlar için Temsil Tazminatı yerine “Görev Tazminatı” ödenmektedir. Yüksek Hâkimlik Tazminatı Temsil Tazminatı ve Y. Hâkim Temsil Görev Tazminatı Göstergeleri Tazminatı Tazminatı 1 Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı, Sayıştay Başkanı ve Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Danıştay Başsavcısı 15.000 20.000 2 Anayasa Mahkemesi Üyeleri, YargıtayDanıştay Birinci Başkan Vekilleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vekili, YargıtayDanıştaySayıştay Daire Başkanları, Adalet Bakanlığı Müsteşarı 8.000 18.000 3 YargıtayDanıştaySayıştay Üyeleri, Birinci sınıf Hâkim ve Savcılar (Birinci sınıf hâkim ve savcılardan; Adalet Bakanlığı’nda Bakanlık Yüksek Müşaviri, Müsteşar Yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkanı, Genel Müdür, A PK Kurulu Başkanı ve Müstakil Daire Başkanı görevini yapmakta olanlar dahil) ve Sayıştay Savcısı 7.000 17.000 4 (**) Birinci sınıfa ayrılmış, bu sınıfa ayrıldığı tarihten itibaren de meslekte üç yılını doldurmuş Yargıtay ve Danıştay Üyeliklerine seçilme hakkını da kaybetmemiş bulunan Hâkim ve Savcılar 4.500 7.000 5 (**) Birinci sınıfa ayrılmış diğer Hâkim ve Savcılar 2.000 6.000 6 (**) Birinci sınıfa ayrılmış diğer Sayıştay meslek mensupları ve Sayıştay Savcı Yardımcıları 2.000 6.000 (**) (4) (5) (6) Görev Tazminatı Göstergeleri ‘Cannes’da ikinci ‘Altın Palmiye’ye aday Filmin, hedef aldığı mutereddit kesim üzerindeki doğrudan etkisini ölçmek güç. ‘‘Sokaktaki adam’’ için, biraz fazla oyuncaklı ve rafine bir yapıt bu. Film (Bruno’nun öyküsü) içinde anlatılan ikinci film (Berlusconi’nin öyküsü) ve Bruno’nun ‘‘hayalinde kurguladığı alternatif senaryolarla’’, hayata geçirdiği ‘‘fiili senaryo’’ arasında yer alan gelgitler nedeniyle vasat izleyiciye kolay bir akış sunmuyor. Buna karşın ‘‘usta bir iletişimci’’ olan Moretti, İtalya’daki ‘‘sinsi sansürün’’ üstüne çıkarak başbakanı ‘‘timsah’’la özdeşleştirmeyi başarıyor! Kritik bir seçim arifesinde Roma sokaklarında konuşulan da zaten bu: ‘‘Timsah Berlusconi!’’ Sandık başına giden İtalyanların zihninde şu ya da bu biçimde yer eden bu ‘‘yırtıcı sürüngen imajı’’, köşe yazarları tarafından her gün bir başka biçimde öne sürülüyor. Moretti dolaylı yolla da olsa sonuçta mesajını muhataplarına ulaştırmayı başarıyor. Sanatsal açıdan film, yönetmenin en zengin, en başarılı yapıtı. ‘‘La Stanza del Figlio’’(Oğlanın Odası) filmiyle beş yıl önce ‘‘Altın Palmiye’’ye layık görülen İtalya’nın ‘‘yeni Fellini’’si: bu yıl da ‘‘Cannes’’ın en güçlü adayı... HARBİ SEMİH POROY HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hayatepik࠽mynet.com BULMACA SEDAT YAŞAYAN OTOBÜSTEKİLER KEMAL URGENÇ kurgenc࠽yahoo.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 10 Nisan www.mumtazarikan.com SOLDAN SAĞA: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Osmanlı 1 devletinde 2 Karadağ prenslerine 3 verilen unvan. 4 2/ Önemli tarihsel olgu... 5 İskambilde 6 bir renk. 3/ 7 Uygun ve yararlı olmayan. 8 4/ Üye... Or 9 han Hançerli1 2 3 4 5 6 7 8 9 oğlu’nun bir romanı. 1 F O S S E P T İ K 5/ Bir kişinin ya da L AMA toplumun yaşamın 2 İ Y O T N EM daki yüce bir olayı 3 T A L E P 4 A R A S C U anmak üzere yazılan 5 İ K İ L E M E lirik şiir türü... 6 U Z L E K E ABD’de, plajlarıyla T A R A K ünlü bir kent. 6/ Bu 7 H A S dizm’in en yüksek 8 U L A M N E T A ruhani önderi. 7/ Ka 9 D E F R O S T E R rışık renkli... Kolera hastalığına yol açan mikrop. 8/ Akdeniz Bölgesi’nde bir akarsu... Sodyum elementinin simgesi. 9/ Edirne’nin bir ilçesi... Engel oluşturan şey. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Osmanlı devletinde Eflak ve Boğdan beylerine verilen unvan. 2/ ‘‘Göl sanırdık ne zaman dalsak gözlerine’’ (F.N. Çamlıbel)... Bir yapının giriş yeri. 3/ Antalya’nın bir plajı... Osmanlı Devleti’nin bir dönemine de adını vermiş olan çiçek. 4/ Rumların kutsal saydıkları kaynak ya da pınar... Ender, seyrek. 5/ Üst görevlinin yanında bulunan kimseler. 6/ Üstü kapalı olarak anlatma... Tanrı. 7/ Bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper. 8/ Yiyecek bulamayan, yoksul kimse... Yeşile çalan açık sarı renk. 9/ Hatay ilinde bir ırmak... Asya’da bir göl. CUMHURİYET 17 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog