Bugünden 1930'a 5,499,977 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 1 NİSAN 2006 CUMARTESİ 4 ALİ SİRMEN HABERLER DÜNYADA BUGÜN Hükümet, KPSS’yi devre dışı bırakarak sözleşmeli aldığı personeli daha sonra memur yapıyor İznik Gölü’nde Nimetin Hakça Paylaşımı İznik Gölü, İstanbul’dan hızlı feribotla gittiğiniz takdirde bir buçuk saat uzaklıkta; Yalova’ya otuz, Bursa’ya otuz beş kilometre uzaklıkta bir cennet parçasıdır. Yaklaşık 32 kilometre boyunda, 13 kilometre enindeki gölün genelde derinliği 30 metreyi bulur ya da aşar. Gölün su toplama alanı 1.246 km2’dir. Gölü bilenler, havzadaki kirliliğin yıldan yıla arttığının da farkındadırlar. Kargil, Asilçelik ve Döktaş fabrikaları, görünürdeki koruma önlemlerine karşın, gölü kirletmeyi sürdürürler. Kimi yağhaneler de artıklarını buraya dökerler. Kirlenme daha çok, bölgeye sonradan gelen kuruluşlardan kaynaklanır. Köylü kendi yağ imalathanelerinde dikkatlidir, çünkü gölün suyu onun nimetidir. DSİ pompalama sistemiyle gölün suyunun tarımda kullanılmasını sağlamıştır ve şimdi tesisler kullanan yerel yönetimlerin idaresine devredilmeye başlanmıştır. İznik Gölü çevresi, başta zeytin olmak üzere, sebze ve meyve üretimi yapılan verimli topraklarla çevrilidir. Göl sulama açısından bir nimet olduğu kadar, su ürünleri açısından da nimettir. Buradan ihracatı da yapılan kerevit, gümüşbalığı ile yerli tüketimde kullanılan sazan ve yayın çıkar. Okurlarım arasında, yolu İznik’e düşenlere, kuzey yakada Orhangazi’ye 21 km. uzaklıktaki, Boyalıca’nın hemen girişinde bulunan kıyı lokantası ‘‘Istakoz’’a uğramalarını salık veririm. ૽૽૽ Çok lezzetli olan tatlı su ıstakozu diğer adıyla kerevit, Türk göllerinden çıkarıldıktan sonra, özellikle Avrupa ülkelerine ihraç edilir. İznik Gölü ürünleri de bir zamanlar bunlar arasındaydı, ama zamanla miktarın azalması ve buranın kerevitlerinin boylarının ufak olması (halbuki lezzetleri büyüklerden de güzel) yüzünden kerevit ihracatı durmuş bulunuyor. Şu anda, özellikle İtalya ve Yunanistan’a ihracatı süren su ürünü gümüşbalığıdır. Gölden yılda 2.250 ton gümüşbalığı alınmakta ve ihraç edilmektedir. 2001 yılından beri, bu göl dört avlak bölgesine ayrılmıştı. Avlak bölgeleri, Orhangazi, Çakırca, İznik ve Narlıca idi. Daha önceleri özel şahıslara tahsis edilen avlakların 2001 yılından bu yana, söz konusu yerlerdeki halkın oluşturduğu su ürünleri kooperatiflerine verilmesi de, ‘‘Bölgelerdeki avlak sahaları Resmi Gazete’de yayımlanır ve kullanımı bölgedeki kooperatiflere verilir’’ diyen 1380 sayılı Su Ürünleri Yasası’nın amir hükmüne uygun bir uygulamadır. Dört kooperatifin toplam 300 üyesi, (bunlara avcıların yanında çalışan ığrıpçıları da katın) gölün nimetini, yasada da öngörüldüğü gibi, hakça paylaşıp üretim yapmaktaydılar. Bu yıl da öyle olması beklenmekteydi. Nitekim Tarım Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü (Tügem) Eylül 2005’te yine aynı uygulamanın sürmesi yolunda bir görüş bildirmişti. ૽૽૽ Ama ne olduysa, bu yılın mart ayında yeni bir görüş daha verildi ve bu defa gölün dört avlak sahasına bölünmesi yerine, tek avlak sahası haline getirilmesi önerildi. Bu değişikliğin nedenini öğrenmek isteyen balıkçılara verilen bilgi ise 2007 yılına kadar stok saptaması çalışmalarının yapılacağı oldu. Böylesi inandırıcı olmayan bir açıklama tabii ki, ilgili insanları tatmin etmedi. Konuştuğum kimi kooperatif yöneticileri, kuruluşları saf dışı bırakıp yeniden şahısları egemen kılacak bir düzenleme içinde olunduğunu ileri sürüyor ve kimi isimler veriyorlar. Elde bir delil olmadığı için bu isimleri yazmıyorum. Söz konusu kişilerin AKP ile yakınlığı da ileri sürülüyor. Tekrar ediyorum, bu konuda kanıtlanmış bir şey olmadığından, ne ileri sürülen isimleri ne de bu konuda AKP’yi suçluyorum. Bu arada, AKP il encümen üyelerinden Adnan Kamil, Ekrem Uçar, Mustafa İlhan, Enver Özdemir ve Osman Koçdemir, kooperatif üyelerinin haklarını savunmak ve kanunun amir hükmüne uyulmasını sağlayacak bir çözüme aracı bulmak üzere Ankara’ya hareket etmiş durumdalar şu sırada; üreticiden yana tutumları için kendilerini kutlamak gerek. Bakalım Tarım Bakanlığı Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürlüğü’nü, hakça uygulamayı sağlayacak bir rapor konusunda ikna edebilecekler mi? Ülkenin dört bir yanı, talan ve sömürü ile kemiriliyor. Şu günlerde İznik Gölü’ne dikkat edin! İznik’te gölün nimetlerinin hakça paylaşımı ancak kamuoyunun uyanık dikkatiyle mümkün olacaktır. Ülkenin neresinde olursanız olun, ‘‘İznik bize uzak, bana ne’’ demeyin! Unutmayın ki, nimetlerin hakça paylaşımı hepimize gerekli ve susarsanız bir gün sıra size de gelecektir. AKP’nin kadrolaşma oyunu EMİNE KAPLAN ANKARA Son dönemde ‘‘geçici ve sözleşmeli personel’’ uygulamasıyla kadrolaşmaya ağırlık veren AKP hükümeti, sözleşmeli personel olarak aldığı kişileri bir süre sonra yasa değişikliğiyle memur kadrolarına atıyor. Bu atamalarda ise KPSS yerine kurumların yaptığı sınav esas alınıyor. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, 10 kurumda sözleşmeli olarak görev yapan 1000’e yakın kişinin memur kadrolarına atanmasına ilişkin yasa tasarısı bulunuyor. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nun gündeminde yer alan bir yasa tasarısı, AKP hükümetinin kadrolaşmadaki oyununu ortaya çıkardı. Hükümet, önce ‘‘geçici ve sözleşmeli personel’’ adı altında kamu kurum ᮣ ‘‘Geçici ve sözleşmeli personel’’ uygulamasıyla KPSS’yi devre dışı bırakarak kadrolaşan AKP hükümeti, bu personeli daha sonra yasa değişikliği yaparak memurluğa geçiriyor. Ancak memurluğa geçiş için KPSS yerine kurumlarca sınav yapılıyor. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, 10 kurumda çalışan yaklaşık 1000 sözleşmeli personelin memur kadrolarına atanmasına ilişkin yasa tasarısı bulunuyor. ve kuruluşlarına personel alımı yapıyor. AKP hükümeti, 2004 yılında sözleşmeli personel için 10 bin kontenjan ayırırken 2005 yılında bu rakam 33 bine, 2006 yılında da 43 bine çıkarıldı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, sözleşmeli personel kontenjanının bir kısmının özelleştirme mağdurları için ayrıldığını belirterek sözleşmeli öğretmenlerin KPSS ile alındığını söyledi. Sözleşmeli personel alımının ardından kadrolaşma planının ikinci ayağı devreye giriyor. Bu kez KPSS devre dışı bırakılarak kamu kurumlarına alınan sözleşmeli personel, yasa değişikliği ile memur kadrolarına atanıyor. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nun gündeminde yer alan Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye bir madde eklenmesine ilişkin yasa tasarısı, 10 kurumda çalışan 1000’e yakın sözleşmeli personelin memurluğa geçişini öngörüyor. Kurumlara göre tahsis edilmesi öngörülen kadrolar şöyle: Başbakanlık (456), Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı (3), Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (178), Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı (60), Hazine Müsteşarlığı (82), Dış Ticaret Müsteşarlığı (68), Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (20), Savunma Sanayii Müsteşarlığı (83), Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (5), Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı (18). Tasarıya göre, sözleşmeli personelin memurluğa geçişinde KPSS yerine kurumların yapacağı sınav esas alınacak. Bu kadrolara yapılacak atamalarda, Devlet Memurları Yasası’nın atama ve adaylığa ilişkin hükümleri uygulanmayacak. Yapılacak sınavlara ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı’nca ortak hazırlanacak ve Bakanlar Kurulu’nca yürürlüğe konulacak. İhdas edilen kadroların sınıf, unvan ve dereceleri, söz konusu kadrolara ataması yapılacak sözleşmeli personelin eğitim durumları ve hizmet süreleri, ilgili kurumlar ile Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı’nın katılımıyla oluşacak komisyon tarafından belirlenecek. CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, ‘‘söz konusu tasarının AKP hükümetinin kadrolaşmada ne aşamaya geldiğini gösterdiğini’’ belirtti. AKP, Cumhurbaşkanı Sezer’den dönen isimlerin yerine vekâleten görevlendirmeler yapıyor ANKARA Devlet ‘vekillere’ emanet ᮣ Ankara’da önemli görevlerde bulunan isimlerin büyük bölümü vekâleten göreve gelmiş kişilerden oluşuyor. TÜBİTAK’tan TRT’ye, Devlet Tiyatroları’ndan Gençlik Spor’a birçok kurum, vekil bürokratlar tarafından yönetiliyor. FIRAT KOZOK SHP ve ÖDP’ye saldırı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Ankara’da önceki gece kimliği belirsiz kişilerce SHP ve ÖDP’ye yönelik molotoflu saldırı düzenlendi. SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, ‘‘barışa, kardeşliğe, demokrasiye inanan tüm yurttaşları, teröre ve provokatörlere karşı omuz omuza durmaya çağırdığını’’ belirtti. Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre, önceki gece geç saatlerde ilk olarak Özgürlük ve Dayanışma Partisi Keçiören ilçe başkanlığına gelen kişiler, molotofkokteyli attılar. Kısa bir süre yanan bezin duvarda iz bırakması dışında bir zarar veremeyen saldırganlar, 2 saat sonrasında Mamak’ta ortaya çıktılar. Sosyaldemokrat Halk Parti’nin Mamak ilçe binasının kapısına benzin döken saldırganlar, kapının yanmasına neden oldular. SHP Genel Başkanı Karayalçın, yaptığı yazılı açıklamada, partisinin Mamak ilçe binasına dün sabah saldırıda bulunulduğunu, kapının yakıldığını, su borularının patlamasıyla bir facianın önlendiğini kaydetti. Saldırıyı ‘‘vahim’’ olarak niteleyen Karayalçın, ‘‘SHP binasına yapılan saldırı, son günlerde Güneydoğu illerimizde tırmandırılan olayların başka yerlere taşınması kararının bir sonucu olabilir. Provokatörlerin Güneydoğu illerimizde tezgâhladıkları oyunlarını yaygınlaştırmak için SHP’yi olayların içine çekme girişimleri boşa çıkarılacaktır’’ dedi. ANKARA Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Merkez Bankası Başkanlığı’na Adnan Büyükdeniz’in atanmasına ilişkin kararnameyi veto etmesinin ardından gözler vekil bürokratlara çevrildi. Kamuda, TÜBİTAK, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, SHÇEK ve birçok bakanlıkta vekiller görev yapıyor. Hükümet, atamaları Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den dönen isimlerin yerine vekâleten görevlendirmeler yapıyor. Ankara’da önemli görevlerde bulunan isimlerin büyük bölümü vekâleten göreve gelmiş kişilerden oluşuyor. Çeşitli kurumlardaki üst düzey vekil bürokratlardan bazıları şöyle: TÜBİTAK Başkanlık: Prof. Dr. Nüket Yetiş, Genel Sekreterlik: İbrahim Berberoğlu, Genel Sekreter Yardımcılığı: Ali Şimşek. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Genel Müdürlük: Mehmet Atalay, Genel Müdür Yardımcılığı: Kaptan Başaran, Yunus Algül. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Genel Müdürlük: Salih Melek. TRT Genel Müdürlük: Ali Güney. Merkez Bankası Başkanlık: Erdem Başçı, Başkan Yardımcılığı: Rifat Günay. Özürlüler İdaresi Başkanlığı Başkanlık: Dr. Mehmet Aysoy. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Genel Müdürlük: Nesrin Avşar Çelik. SHÇEK Genel Müdürlüğü Genel Müdürlük: Dr. İsmail Barış. Gümrük Müsteşarlığı Müsteşarlık: Murat Şahin, Müsteşar Yardımcılığı: Hüseyin Şahin, Gümrük Kontrol Genel Müdürlüğü: Umman Hamitoğulları. Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı: Maksut Mete, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü: Nizamettin Kalaman, Bilgi İşler Daire Başkanlığı: Ali Kaya, Eğitim Daire Başkanlığı: Özcan Avcı. İçişleri Bakanlığı Müsteşarlık: Şehabettin Harput, Müsteşar Yardımcılığı: Zekeriya Şarbak, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü: Mevlüt Atbaş, Personel Genel Müdürlüğü: Mustafa Yaman, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü: Cengiz Aydoğdu. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkan Vekilliği: Osman Arıoğlu. Milli Eğitim Bakanlığı APK Kurulu Başkanlığı: Nurettin Konaklı, İlköğretim Genel Müdürlüğü: Prof. Dr. Servet Özdemir, Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü: Hüseyin Acır, Yurtdışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü: Hasan Kaplan, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü: Cemal Taşar, Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü: Hasan Albayrak. Erdoğan’ın, 1.5 yıl önce açılışını yaptığı GüzelbahçeSeferihisar duble yolu üzerinde yer alan köprü de çöktü. Başbakan Erdoğan’ın seçim vaatleri çürüyor ve çöküyor Duble yol köprüleri yıkılıyor OZAN YAYMAN İZMİR AKP’nin seçimler öncesi vaatleri arasında yer alan ‘‘15 bin kilometre duble yol’’ projesi kapsamında yapılan otoyollar çürüyor, köprüler yıkılıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 1.5 yıl önce açılışını yaptığı GüzelbahçeSeferihisar duble yolu üzerinde yer alan Çamlı Köprüsü de çöktü. Mart ayındaki yağışlar sonrası yana yatan köprünün tek şeridi trafiğe kapatıldı. Erdoğan’ın Denizli’de 4 ay önce açılışını yaptığı kavşakta çatlaklar oluşmasının ardından İzmir’de de bir köprü çöktü. İl merkezini Çeşme Yarımadası’nın güneyine bağlayan güzergâhta yer alan Çamlı Köprüsü yağışlara dayanamadı. Başbakan Erdoğan’ın 1.5 yıl önce açtığı GüzelbahçeSe ferihisar duble yolu üzerindeki köprünün çökmesi çevre ulaşımını aksattı. Adını bitişiğindeki Çamlı Köyü’nden alan köprünün tek şeridi trafiğe kapatılırken, ulaşım diğer şeritten verilmeye başlandı. Köprünün yana yatan kısmının giriş ve çıkışına büyük uyarı levhaları asıldı. Karayolları 2. Bölge Müdürü Erol Altun yaşananların ardından yaptığı açıklamada, köprünün eski bir yapı olduğunu ve 40 yıla yakın bir süre önce hizmete açıldığını söyledi. Altun, köprü temelinin dip değil yüzeysel nitelikte olduğunu belirterek ‘‘Eski bir yapıda aşırı yağışlar sonucu çökme söz konusu. Yağışlar, dere yatağında hareketlilik yaratıyor ve sonuçta yüzey temelli olan köprü ayaklarında hasar meydana geliyor. Çökmenin ardın dan ekiplerimiz incelemelere başladılar. Şu an hasarı gidermek üzere bir proje hazırlanıyor. 2006 yılı içinde köprünün hasarlı kısmında onarımlar tamamlanacak ve trafiğe kapalı kısım yeniden hizmete açılacak’’ dedi. GüzelbahçeSeferihisar duble yolu üzerindeki köprünün çökmesinin yanı sıra Denizli’de 4 ay önce Erdoğan tarafından hizmete açılan köprülü kavşağında da çökmeler ve kasisler oluşmaya başladı. Erdoğan gelişme üzerine, ‘‘Denizli’deki köprünün yanında drenaj çalışması yapılıyormuş. Söz konusu kasisler orasıyla ilgili. Basın kamuoyuna yanlış bilgi veriyor’’ açıklamasını yapsa da, kavşakta onarım çalışmaları başladı. Köprünün zemininde oluşan çatlak ve kasisler, ekipler tarafından giderilmeye çalışılıyor. asirmen࠽cumhuriyet.com.tr AÇIKLAMA YAPILDI Genelkurmay fişleme iddialarını yalanladı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı’nın kamu görevlileri ve bazı kişiler hakkında bilgi topladığı veya istihbarat yaptığına ilişkin dün Sabah gazetesinde yayımlanan haberi yalanladı. Açıklamada, haberlere konu olan belgelerde ‘‘tahrifat yapıldığının’’ belirlendiği bildirildi. Genelkurmay Genel Sekreterliği’nden dün yapılan yazılı açıklamada, basında yer alan haberler anımsatıldı. Açıklamada, ‘‘İnceleme sonucunda, tahrifat yapılmak suretiyle söz konusu emirlerin ilgisi olmayan konularla irtibatlandırılarak gündem yaratılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Günümüz teknolojik imkânlarıyla her türlü belgenin tahrif edilmesi, sahtesinin yapılması ve amacından saptırılması mümkündür’’ denildi. 14 PKK’linin öldürülmesiyle başlayıp, Diyarbakır’da cenaze törenleriyle süren ve diğer bazı kentlere de yayılan gösteriler, yeni gelişmelerin habercisi mi? Kürt sorunu boyut mu değiştiriyor? Bu sorunun sıkça sorulmaya başlandığı bir döneme girdik. Ülkede Özgür Gündem gazetesinin dünkü manşeti Abdullah Öcalan’ın açıklamasını esas almıştı. Uzun bir aradan sonra avukatlarıyla görüşen Abdullah Öcalan, Nevruz sırasında ortaya çıkan gösterileri yorumlayarak şunları söylemişti: ‘‘Burada çıkan iradeye herkesin saygı göstermesi gerekir. Gidişat hızla karanlığa doğru gidiyor. Devlet sorunun nereye gideceğini anlamadı. Eğer demokratik bir çözüm önlemi alınmazsa çok karanlık bir gelecek olur. Ben formülü demokratik konfederalizm diye açıklamıştım.’’ ૽૽૽ Nevruz gösterileri sırasındaki temel görüntülerden birisi Öcalan posterleriydi. İkincisi ise, ‘‘Öcalan irademiz Kürt Sorunu Yeni Bir Mecraya mı Giriyor? dir’’ diyen açıklamalardı. DTP önderliğinde Güneydoğu’nun çok çeşitli kent ve kasabalarındaki gösterilere buna benzer eğilimler damgasını vurmuştu. Bu görüntü, yeni bir görüntü olarak kabul edilebilirdi. Daha önceki gösterilerde de Öcalan posterleri yer alıyordu, PKK yanlısı sloganlar atılıyordu. Bu kez farklı olan, mitinglerde mikrofondan ‘‘Öcalan irademizdir’’ çağrısının açıkça yapılmasıydı. Daha önce ‘‘Aman yapmayın’’ uyarıları öne çıkardı. Artık bunlar münferit olmaktan öte bir şey haline dönüşmüştü. Durum değişmişti denebilirdi. Bölgeye egemen olan ve PKK’nin etki alanı içinde bulunan siyasi akım, yeni şeyler söylüyordu. Bu yeni şey, Öcalan’ın siyasi özgürlüğünü de içine alan bir çözüm talebiydi. Türkiye, silahların gölgesinde böyle bir şeyi kabul edemezdi. PKK zorluyordu. Türk tarafında ise AKP’nin yumuşak ve uzlaşmacı davrandığına ilişkin eğilimler yaygınlaşıyordu. Sertlik, yeni sertlik eğilimini davet ediyordu. ૽૽૽ PKK’liler bunu neden yapıyordu? Belli ki bölgesel ve küresel dengelerin kendilerini göstermelerine uygun olduğunu düşünüyorlardı. Sanki hedeflerini bir üst düzeye çıkarmış gibiydiler. Türkiye’de ise bir süredir, ‘‘bu sorunun kanlı çözüleceğini’’ düşünen çevreler seslerini yükseltiyorlardı. Tırmanış sürüyordu. Kuzey Irak’ta PKK, varlığını sürdürebiliyordu. Bunda ABD’nin de en azından bir ‘‘kollayıcı’’ tutumundan söz edilebilirdi. Bu ‘‘kollayıcı’’ tutum, Türkiye’ye karşı bir kozu elde tutmak için miydi, yoksa Kuzey Irak’taki istikrarı bozmamak için miydi? Buna karar vermek kolay değildi. Sonuç olarak, ABD bölgede PKK’yi yok etmek isteyen tarafta değildi. Kuzey Irak’ta ‘‘Kürdistan’’ adlı bölgede egemenliklerini kuran Kürtler, kendi dillerini konuşuyorlar, Kürtçe eğitim yapan üniversitelerde çocuklarını okutuyorlar, kendi güvenliklerini sağlayan askeri güçlere kumanda ediyorlardı. Hemen sınır ötesindeki Türkiye Kürtleri bunun farkındaydı, gidip görüyorlar, gitmeseler bile öğreniyorlardı. ૽૽૽ PKK, öyle görünüyor ki, fırsat buldukça bu tepkileri daha da yükseltecek. Şunu görmek gerekiyor: PKK bölgede hâlâ çok etkili. Gösterilere çok büyük sayıda kitle katılmıyor. Bu doğru ancak, o gösterilere katılmayan insanların da Kürt kimliğini kabul temelinde talepleri bulunuyor. Değişik partilere oy verseler de şiddet eylemlerini hiç onaylamasalar da bölge halkının siyasi, ekonomik, sosyal önemli talepleri bulunuyor. Bu dengeler içinde neler olabilir? Kürt sorunu, ne yazık ki artık ciddi bir bölgesel sorun haline dönüştü. Türkiye, kendi içinde halledebileceği en azından asgari düzeyde tutabileceği bir sorunu ne yazık ki bugünlere getirdi. Şimdi bundan sonra neler olabilir noktasında düşünelim. Bu sorunun bir ucu ABD’de, öbür ucu Bağdat’ta tamam. Ancak sorunun asıl tarafı bizim içimizde. Onun için Danimarka’ya veya dışarıdaki başka ülkelere kızarak bu işi çözemeyiz. Kürt sorunu bugünden yarına çözülecek bir sorun değil. Ancak bu sorun makul bir düzeye indirilebilir. Şu anda makul olmayan tehlikeli bir düzeyde seyrediyor. Yapılacak ilk iş, Kürtlerin geniş makul çoğunluğuyla birleşmek. Bunun yolu da Kürtlere yönelik, onları ikna edecek yeni adımlar atmaktan geçiyor. Diyarbakır’daki ya da Güneydoğu’daki makul çoğunluk henüz ne yapacağına karar vermiş değil. Bunu unutmayalım... CUMHURİYET 04 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog