Bugünden 1930'a 5,419,912 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

OEYLÜL2005CUMA CUMHURİYET SAYFA njVo£!j£vLJlil\ dishabta cumhuriyet.com.tr 11 Bush'a Tom DeLay darbesi • VVASHINGTON (AA) ABD Temsilcıler Meclisı fioğunluk lideri Tom DeLay, partisinin seçim kampanyasında, bağış toplamaya ilişkin yasalar ihlal ettiğı gerekçesiyle hakkında dava açılması ûzerine geçici olarak görevinden aynlmak zorunda kaldı. Cumhuriyetçi Partili DeLay ile birlikte seçim kampanyasına bağış toplama faaliyetlerine yardun eden 2 adamı hakkında da dava açılacac. Reuters'ten şikâyet mektubı • LONDRA(AA)- Reuters haber ajansı, Irak'taki Amerikan askerlerini medyanın savaşı izlemesini engelkmekle suçladı. Reuters. ABD'li senatör John Warner'a yazdığı mektupta, Irak'taki ABD askerkrinin gideröc artan sayıda basın mensubunu gözaltına aldığını ve gazetecilerin ûzerine açılan kaza ateşnin arttığına dıkkat çekti. Londra'datepöf uyarısı yapıldı • LONDR\(AA)- Londra Emniyet Müdüri Yarduncısı Andy Haymın, kentin gerçek bir terör tehdidiyle karşı karşıya bulunduğunu, Scotland Yard'ın çok sayıda teröı zanlısını saldın planı kuskusuyla takibe aldığını açıkladı. 7 ve 21 Temmuz'da yaşananlardan bu yana "teşebbüs halindeyken son anda önlenen bir saldın girişimınin" olmadığın: belirten Hayman. ancal. kentin bir başka saldınya sahne olmasının an meselesi olduğunu söyiedi Japonya, ittlca talebira peddetti • TOKYO(AA)- Japonya'dan 1999 yılında Japonya'dan iltica talebınde bulunan Erdal Doğan adlı Kürt kökenli Türk yurttaşın talebi Japon Adalet Bakanlığı'nca gerı çevrildi Doğan bunun üzerine mahkemeye başvurdu. Ancak Tokyo'dakı Yüksek Mahkeme ise Doğan'ın başvvırusunu reddetti. Karannı açıklayan Yüksek Mahkeme yargıcı Yoshinori Ishikanwa, Türkiye'de demokrasinin yaygınlaşması ile özgür- lüklerin genişlediği ve bu nedenle Kürtlerin iltica edemeyeceğı kanaatine vardı. İltica başvurusunda bulunan Doğan'ın, karan Japon temyiz mahkemesine götüreceği öğrenildi. Affden Talabani'nin danşntamta baskn • BAĞDAT(AA)-Irak'ta Amerikan askerlerinin, dün gece Devlet Başkaru Celal Talabani'nin danışmanlanndan birinin evinde arama yaptığı bildirildi. Talabani'nin danışmanı Adnan Ed Duleymi. El Arabiye tele- vizyonuna yaptığı açıkla- mada, "Amerikan askerleri evime girip hepimizı bir odaya tıktı. Oğlumun ellenni bağlayıp gözlerine bant yapıştırdılar" dedi. Irak'ın en büyük Sünni partisi olan Islam Partisinin de mensubu olduğu Halk Konferansı örgütünün genel sekreter- liğinı de yapan Ed Duleymi. askerlerin tanımadığı kimselerle ilgıli sorular sorduklannı. evi aradıklannı, ama bir şey bulamadıklannı anlatn. Vtüzakere çerçeve belgesine göre tüm uluslararası anlaşmalar AB'ye uydurulacak Lozan'ı delmegirişimiANKARA(CumhuriyetBü- rosu) - AB tarafindan üzerinde birtürlü uzlaşmaya vanlamayan -müzakereçerçeve bdgesTnde Ankara'dan "KırmıaÇizgifcr'' olarak açıkladığı çok sayıda noktada taviz isteniyor. Belge- nin dönembaşkanlığı tarafindan hazırlanmasının ardından üze- rinde Rum kesimi, Fransa ve Avusturya'nın istekleri üzeri- ne değişiklik yapüdığı bilini- yor. Curnhuriyet'inele geçirdi- ği belgenin ana hatlan şöyle: • Madde 1: Bumaddede müzakerelerin ucunun açık ol- duğu belirtiliyor: ''Müzakere- ler Türkiye'nin kendi şartian- na göreteineflendirilecek ve mü- zakerelerin ikrkme YaaTürki- ye'nin üyetik gereksinimlerini karşiamâsnıdakiierlemeycbağ- h otocakür. Müzakerelerin pay- laşılan amaa katrinndır. Bu mü- zakmferucuaçıkbirsüreçolup sonucunöncedengarantiedüme- si mümkün değüdir. Bu süreç- te AB'nin hazmetme kapasite- si dedahilohnaküzere tüm Ko- penhag kriterierini göz önüne alacakor." • Madde 2: Türkıye'nin bu madde ile gümrük birliği ek protokolü konusundaki tüm yü- kümlülüklerini yenne getirme- si isteniyor: "Türkiye; ortak- hk anlaşması ve bu anlaşmayı tüm yeniüyedeviedere yansıtan ek protokolden özeUilde Türki- ye-AB gûmrük isbirüği ilişki- sindenve ayıuzamandadiizen- H olarak gözden geçirilen kaü- bmortakhğıbelgesinden doğan yükümlülükkrini yerine getir- meudir." 5. madde: Bu madde ile Tür- kiye'nin AB'nin içındekı ve dı- şuıdaki devletler ile olan ilişki- lerini birlik ile uyumlaştırması isteniyor. Diplomatik kaynak- lar bunun, AB üyesi ülkelerin BM ve NATO gibi uluslarara- sı örgütlere üyeliğinin Türkıye tarafindan veto edilmemesinin istendiği anlamının çıktığını söylüyorlar. Türkiye daha önce Kıbns Rum Kesimi'nin BM üyeliğini veto etmişti. Madde şöyle: "Kaühmsürecinde.Tür- kiye'den; üçüncü ülketereyöne- tik poutikasını ve uluslararası organizasyonlar içindeki tutu- munu. Birtiğin bu konulardaki poitikavetutumule uyumhı ha- le getirmesi takp edüecektir.*' • Madde 8: AB'nin Kıb- ns ile ilgili olarak yaptığı kar- şı deklarasyona atfin yer aldığı madde, bu metni Türkiye açı- sından "resmT hale getiriyor: "Türkiye, büiiğin müktesebao- nı, kattum sırasında uygulama- ya koymahdır. Hukuksal yakın- kaşmanınyanısra kaühm, mük- tesebann zamanında ve etkili uygulanması anlamına gelir. Müktesebat sürekli gelişerek bhüğin kuruktuğu temelanlaş- malarm yanı sıra hukuki bağ- layıcıhğı olsun ya da olmasın. bîrtik çerçevesinde onaytanmış kunnnlararası anlaşmalar,öoer- geler, açıklamalar, tavsiyeler, deldarasyonlar,ortaktutumlar, sonuç büdirgeleri gibi tüm bel- gekri kapsar." • Madde 9: AB'nin Yuna- nistan ve Kıbns ile imzaladığı • Türkiye'den limanlan açması, Kıbns Cumhuriyeti'ni tanıması, Ermenistan ile sınır sorunlarını çözmesi istenirken serbest dolaşıma kısıtlama getirilebileceği belirtiliyor. Aynca AB'nin hazmedebilmesi şart koşuluyor. bazı antlaşmalar Lozan Antlaş- ması ile çelişmesıne karşın bu maddeyle AB Türkiye'nin tüm uluslararası anlaşmalannı ken- disiyle uyumlu hale getirilme- sini istiyor: "Türkne'nin so- nuçta bir üye deviet olarak sa- hipolacağıhaklarvevükümlü- lülder, Türkiye ile tophıluklar arasındaki mevcut tüm ikfli an- laşmalannve Türkiye'nin taraf olduğu üyeük >ükümlülükleri OebagdaşmavandiğertümuhB- lararası anlaşnıalann sona er- mesini gerektirecektir." • Madde 10: Bu madde Ankara tarafindan imtiyazlı or- taklığa yol açıcı olarak değer- lendiriliyor: "Uzun geçiş dö- nemlerûderogasyonlar(istisna- lar). özel düzenlemeler ve kab- a önlemlergibikoruyucuöntetn- lerin tenıeli olarak sürekli (ka- bcı) olabilen maddekr kullanı- labflir. Komis>ongerekti gördü- ğündebunlankişüerin dolaşımı, yapısal politikalar ve tanm ko- nusunda önerebiKr.'" • Madde 11: 2014 yılın- dan önce müzakereleri tamam- lasabıle Türkiye'nin bırliğe üye olamayacağını karara bağlıyor: "Türkiyenin katüımırun mali yönleri. uygulanacak fınansal çerçeve belgesinde \er almah- dır. Bu nedenle,Türkhe'ninka- tüuıu ozlü mali sonuçlar doğu- rabifccegirKİen.müzakereler,sa- dece, 2014yüıvesonrasıdönem için geçerfi olacak fınansal çer- çe\ebelgesinin haznianarakyü- rüriüğe ginnesinden sonra ve muhtemel önemli mali reform- lan takiben sonuçlandırdabile- cektirT • Madde 17: AB üyeligi ve müzakereler konusunda ye- ni şartlar getiren madde, AB tarihinde ılk kez müzakereleri dönem başkanının değil, Hü- kümetlerarası Konferans'uıyö- netmesini öngörüyor: "Türki- ye ile müzakereleri üye ülkekri ile birlikte Hükümetlerarası Konferans vönetir." AMNESTY INTERNATİOHAI ' FERMEZ GUANTAHAMO Lluslararası Af Örgütü eylemcileri, Paris'teki .\BD Büyükelçüiği önündeGuantanaıuo'da tutsaklara yapıtuı işkenmi protestoetnier. "Guantanamo'>ıı kapat ve işkenceyi durdur 1 " yazüı dövizkri boyunlanna asan eyiemcfler, dizlerinin üstüneçökerek tutsaklann içindebuhınduğu koşulları canlandırdılar. Guantanamo'da yüzlerce tutsak uzun süredir içinde yaşadıkları koşullan protesto amacıyla açtak grevi yapıyor. (Fotoğraf: AP) 'İşkenceyi durdur 9 Gül: Ciddiproblem var Dışişleri Bakanı, müzakerelerin 3 Ekim'debaşlamama riski bulunduğunu söyledi. Başbakan ise 'çok ciddi birproblem olduğunu sanmıyorum' dedi ANK4RA(CumhuriyetBürosu)-Dışişleri Ba- kanı AbduüahGüL müzakere çerçeve belgesi net- lik kazanmadan Lüksemburg'a gitmeyecekleri- ni \ urgulayarak "•Müzakerelerin başlamasıyla 0- gü1ckkfiproblenderkkarşıkarşıyayız r 'dedi. Baş- bakan TayyipErdoğan ise çerçeve belgeyle ilgı- li olarak "îten çok ciddi bir probkmlerinin oldu- ğunu sanmryonınr yorumunda bulundu. Dışişleri Bakanlıği'ndabasıntoplantısı düzen- leyen Gül, Müzakere Çerçeve Belgesi'nin kabu- lünün 3 Ekim'deki AB dışişleri bakanlan toplan- tısına kahnasını normal karşıladıklanru belirte- rek, bu derece önemli bir konunun dışişleri ba- kanlan düzeyinde ele alınmasının doğal olduğu- nu kaydetti. Kendilerinin AB ile randeN-ulannın 3 Ekim Pazartesi akşam saatlerinde olduğunu anımsatan Gül, "Müzakere Çerçeve BelgesiBe ü- güi görüşkrimiz herkes taranndan biBniyor. çer- çeve belgesini görmeden Lüksemburg'a gitmeye- ceğimiz de bfliniyor'' dedi. Yoğun bir diploması trafiğı yaşadıklanru belirten Gül, Türkiye'nin as- la kabul edemeyeceğı hususlann AB tarafindan iyi büindiğini söyledi. Bir soru üzerine, çerçeve belgesınin kabulünün "son dakikaya kalmasınT değerlendıren Gül, üyelik süreçlenninher zaman herkes ıçın zor olduğunu ıfade ederek, "Şüphe- siz Türkiye için farkb zorhıklar var, Türkfye'nin büyüklüğünden, farklı özeDiklerinden kaynakla- nan" dıye konuşru. Gül, müzakerelerin 3 Ekim'de başlamamariskininbulunup bulunmadığı şeklın- de soniNoı da "Şüphesiz ki var ama bir taraftan da yoğun gayret var" diye yanıtladı. Erdoğan: Tasarı onlann görevi Arap Emirlikleri Birliği gezisinden dönüşün- de gazetecilerin sorulannı yarutlayan Başbakan Tayyip Erdoğan ise "Çerçeve belgesini tasan ha- line getirmek bizim görevimiz değiL Ben çok cid- dibir probiemlerinin olduğunusanmıyorum. Bel- ki daha net bir hale getireüm. her tarafi memnun edetim diye düşünüyor olabilirier. Bizim bu saat- ten sonra 17 Arahk müzakere çerçeve belgesi tas- lağı vardır, bunun dışında bir şey kabul etmemiz mümkün değikür'* dıye konuştu. I 4 Ek protokol 3 Ekim'den sonra görüşüleçek' diyen TBMM Başkanı, 'soykınm' koşulunatepki gösterdi Annç: Sabnnnzı deniyorlar AKP göz boyadı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki temaslannı değerlen- dirmek üzere önceki gün basvn toplantısı dü- zenleyen Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Tür- kiye'nin yayımladığı deklarasyonun "huku- ki bir beige değiL hukuki bir tespit olduğunu'' söylemesi tepkiyle karşılandı. CHP'li Onur Öyinen,hükümete "Mademhukukideğikti ne- den deklarasyon yayunladuıız, kamuoy unun gözünü boyamakiçin mi?" diye sordu. Hü- kümetin daha önce deklarasyonun uyum pro- tokolünün bir parçası olduğunu açıîdadıgını söyleyen Oymen, Erdoğan'ın açıklamalannuı bu konuda bir "geri adun anldiğmı n göster- diğini belirtti. Öymen, "Biz o zaman da dek- larasyonla bu işin çözülemeyeceğini, rezerv konması gerekt^ini söyledik. Bunu koyama- dılar. Şimdidedeklarasyonunhukukitarafi ol- madıgmı söylüyorlar. Eğer böyleyse nasıl bir anlaşmanmparçasıoluyor? Hükümetin konu- yu Meclis'e götürmesi genekir" dedi. J I JLJIŞİŞLERİ'NIN YORUMU: Hukuken etkisiz ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Dışişle- riBakanhğı SözcüsüNamıkTan, AP'nin "Er- menisoykuTmı"nuı Türkiye tarafindan tanrn- masına yönelik ta\siye karannm hukuki bağ- layıcılığı bulunmadığını iddia etti. Tan, "Bu karariabiıiiktesÖ/deErmemsoykınnubirkez dahaAPgündemine taşmmış ohnaktadır. Ko- nunun sivasi platfornılarda görüşühnesinin hiç kimseye yarar sağjamadığını bir kez daha hanriatmakisteriz" dedı.Tan, AP'nin tavsiye karannda Türkıye'run AB'ye üyeliğı öncesin- de "Ermeni soykmmTnı tanunası yönünde ifadelere yer verildiğini kaydederken AP'nin 1987'de kabul ettiği karara Türkiye'ninuyma- dığınmrjelirtüdiğini bildirdi. Tan. Türkiye'nin her zaman tarihin tartışmah dönemlerinin ta- rihçiler tarafindan değerlendirilmesi gerekti- ğini savunduğunu ifade etti. Bu doğrultuda Tür- kiye'nin arşivlerini araştrrmacılara açtığmı belirten Tan, "Türkiye yapKikatküannısür- dürmeye devam edecekrjr" dıye konuşru. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - TBMM Başkanı Bülent Annç, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Ermeni soykınmı iddialannın tanınmasına yönelik koşuluyla ilgıli olarak "Türkiye'ıün sabrı denenıyor" dedi. Ânnç, Kıbns ile ilgili ek protokolün 3 Ekim'den önce TBMM'den geçırilmesını isteyen Hıristiyan Demok- ratlar'a **Hiç bekkmeyin" yanıtıru verdi. Annç, proto- kolün müzakereler başlandıktan sonra Meclis'e gele- ceğım söyledi. Annç, dün NTV'de AP'de alınan karan değerlendirdi. Türkiye'nin Rum Kesimi'ni tanımaya- cağı yönünde hukuki ve siyasi anlamda gerekli dekla- rasyonlan gönderdiğini belirten Annç, "Ek protokolün 3 Ekim'den önce Mecüs'te onaylanacağını bekleyen var- sa hiç beklemesin" dedi. Soykrnm iddialan konusunda TBMM'de yapılan görüşmeler sonucunda ortak dekla- rasyon yayımîandığına \ e Türkiye'nin arşivlerinin açıldığma dikkat çeken Annç, 1915'te yaşanan savaşta trajik olaylann soykrnm sayılamayacağını kaydetti. AKP'li Fırat: Masadan kalküabilir AKP Genel Başkan Yarduncısı Dengir Fırat, Avrupa Parlamentosu karanyla ilgili olarak "Türkiye, 3 Ekim'de masaya oturma iradesini. o masadan Türki- ye'nin menfaatleri haleldar olacağı zaman kalkma ira- desi olarak da göstermeye muktedirdir'' dedi. Fırat, Türkiye "dekı kızıl elma koalisyonunun aynısının yurt- dışında da olduğunu, dışanda da Türkiye'nin AB'ye girmemesını isteyen gruplann bulunduğunu belirtti. BIÇAK SIRTI EROL MANİSALI Avrupa Medyası Bizi Neden Anlamıyor? Avaıpalı gazeteciler, televizyoncular, radyocu- larTürkiye'yi bir türlü anlamıyorlar. Olaylara "ken~ di gözlükleriyle" baktıklan için anlamalanna da im- kân yok. Son haftalarda 3 Ekim görüşme süreciyle ilgili olarak gelenlerfazlalaştı. Alman, Fransız, Ingiliz, Bel- çikalı, Avusturyalı. Isveçli 8-10 medya çahşanı gö- rüş almaya geldiler. Sorduklan sorular çok ilginç. Ben onlann sorulanna şaşınyorum, onlar da be- nim yanıtlarıma. Ancak yanıtlan art arda dinledikten sonra yavaş yavaş uyanıp anlamaya başlıyoriar. DieVVeft'ten ga- zeteci soruyor: "Siz Türkiye'nin AB içinde yeral- masına karşı mısınız?" Yanıt: "Ben Türkiye'nin AB'ye tek yanlı bağlanmasına karşıyım; Türki- ye'nin sömürge durumuna sokulmasına hayırdi- yorvm." Cevaplan anlamaktazortanıyor, "Sayın Ma- nisalı, Isveç, Ispanya AB 'ye girdikten sonra sömûr- ge mi oldular, Türkiye neden sömürge olsun?" Söz- lerimi hâlâ anlamamış; "Sayın gazeteci Türkiye üye olmuyor, tek yanlı bağlanıyor". - Biraz biraz anlamaya başlıyor ama kafası yine bulanık. Bu defa ben sormaya başlıyorum; siz Bla- ir'in, Chirac'ın ya da Schröder'in, Türkiye'nin tam üyeliği ile ilgili bir eylemini gördünüz mü? - Alman ya da Fransız gazeteci o anda düşün- meye başlıyor, "Galiba haklısınız" sözcükleri du- daklarından dökülüyor. Gelelim en zor soruya... Bu tür basit soru ve yanıtlardan sonra sıra, biraz daha zor olanlara geliyor. "Sayın Manisalı, sizin hükümetleriniz, meclislehniz, medyanız bu gerçe- ği görmüyortarmı?" Buyrun cenazenamazına... Şim- di ben nasıl yapıp da adama (ya da kadına), - bir kısmı, gözünü kapatıp görmek istemiyor; - gören azınlığın sesi duyulmuyor. sansür var; - ya da "O kadar cahil olanlar var ki, Avrupalı- laşıyoruz diye ülkeyi sağmal inek durumuna dü- şürüyohar"... - Veya "bilinçli ve programlı bir biçimde, Türki- ye'yi AB'nin arka bahçesi yapmak isteyenler ol- duğunu", nasıl olur da söyleyebilirim karşımdaki- ne? Işi kibarlığa (ve kelıme oyunlanna) vurup hiç işlemeyen demokrasinin, "az işlediğini, yetersiz kaldığını; bunun da AB ile ilişkilerde çarpıklığa neden olduğunu" söylersem hem kendimi hem de karşımdakini kandırmış olacağım. Üstelik "bizim kimi sermaye çevrelerinin, kendi halkı için değil onlar için çahştığmı" nasıl söylenm? Hele hele medyanın yüzde doksanının buna dahil olduğunu söylersem gazeteci çıldıracak!.. - Nasıl olur da bu Avrupalılara, kimi şirketlerin, kimı medya çevrelerinin, kimi akademisyen ya da siyasilerin "AB ve ABD'nin maşalan durumuna geldiklerini" itiraf edebilirim? Siz bir Ingiliz yaza- nn, "Töny B/a/r, Alman ya da Fransız için çalışı- yor" diyebileceğini hayal edebilir misiniz? önümde iki seçenek var; ya karşımdaki gaze- teciye, vaziyetı kurtarmak için inanmadığım şey- leri söyleyecegim ya da "o/i be" deyip gazeteci- nin suratına gerçeklen haykıracağım. Okuriarımın datahmin edeceği gibi "oh ^ " d e - yip içimdeki doğruları bir bir döküyorum. Üstelik, bu doğrulann Avrupa'ya (ve Batı'ya) uzanan uçla- nnı da Avrupalının suratına vuruyorum. - Türkiye'yi dışlayan sizsiniz. - Türkiye üzerindeki sömürgeci talepleri daya- tan sizsiniz. - O sıraladığım, içimizdeki maşalan ayarlayan, Truva atlannı yerleştiren sizlersiniz. - Türkiye'nin iç bozukluklannda ve dengesizlik- lerinde bizim kadar sizin de suçunuz var. - 1961 Anayasası'nı Batı ortadan kaldırdı. Batı sömürgeci olduğu sürece sorunlar çözülmez. Alışılmış söyleşilerin dışına çıkan bu konuşma- lardan karşımdakiler biraz rahatsız olsalar da, "Hak- lısınız" demek durumunda kalıyorlar. Ben de "Oh be rahatladım" diyerek önümdeki kâğıda sözcükleri art arda ekliyorum. Şimdi yap- tığım gıbı... www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali 3farklı usul işletiliyor AP kararları Konsey'ibağlar ANKAR\ (Cumhurhet Bürosu) - Başbakan Recep TayAİp Erdoğan'ın tersi yöndeki açıklamalanna karşm Avrupa Parlamentosu'nun (AP) kararlanrun Türkiye açısından bağlavıcılığı bulunuyor. Avrupa Komisyonu (AK) Türkiye Delegasyonu taranndan bastuılan "12 Derste Avrupa" başlüdı kitapta, konu şu şekilde ele aluuyor: "Parlamento ve Konsey, yasama yettdsini payiaşryor ve bunu, üç farkh usul kuüanarak gerçekieştiriyor. Üki. 1986'da Avrupa Tek Senedi tara&ndan getirilen 'ışbirliği usulü'~ Bu usul kapsamında Parlamento, AK taranndan önerilen yönerge ve tüzük taslaklan üzerinde göriiş bildiriyor. AK, Pariamento'nun görüşünü dikkate almak için önerisini değiştirebüıyor. İkincisi, yine 1986'da getirilen onay usulü'. Bu usul kapsamında Parlamento, Komisyon taranndan müzakere edilen uluslararası anlaşmalar ve önemli diğer konularda, onayun vermeu. L çüncüsü. Masstricht Anlaşması'yla (1992) getirilen, 'ortak karar alma usulü". Bu usuL, işçikrin serbest dolaşımı. iç pazar. eğitim. araşurma, çevre, trans-Avrupa ağları, sağhk, kültür ve tüketicinin korunması dahil tüm önenıh' konular dizisinde Pariamento'yu yasamada Konsey ile eşit düzeye getiriyor. Muktvekillerinin Konsey'in ortak tavnna karşı mutlak çoğunhıkla oy kullanması hahnde Pariamento'nun, bu alanlarda önerilen me\7uatı reddetme yetkisi var. Bununla konu uzlaşma komitesine getirüebUryor." Buna göre ikinci ve üçüncü usuller Türkiye açısından ohna - ^ T " bile AK içm doğrudan bağlayıcıhk taşi) y
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog