Bugünden 1930'a 5,408,922 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET 12 EYLÛL 2005 PAZARTESt DIZI 12 Eylül askeri rejimi, ülkeyi ve devleti yeniden yapılandırdı Türkıyehizaya gir'12 Eylül 1980 günü sa- bahakarş.ırad- yolardanTRT sunucusu M e s u t M e r - can'ın sesi duyuldu: "Türk Si- lahhKuvvetie- ri, tç Hizmet Kanunu'nun verdiği TürkiyeCumhumeti'nikofianıa vekoruma görevini yüceTürkmiDetiadınaemirve ko- mutazinciri içinde ve emirk yerine getirme karannı ahnış ve ülkeyönetimine bütünüy- k el koymuştur. Girişilen harekâtm amacı, ülke bütünlü- ğünü korumak, miDi birtik ve berabeıüği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasuu önlemek,devtetotoritesinive var- hğmıyenidentesisetmekvedemokratik dü- zeninişkmesine maniolansebepleriortadan kaldınnaktır. Pariamento ve hükümet feshedilmiştir. Pariamentoüyekrinin dokunulmazhğıkal- dınlnuşür. Bütûn yurtta sıkryönetim ilan edilmiştir..." Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nu- rettinErsin. HavaKuvvetleri Komutanı Or- general Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvet- leri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Se- datCelasun'dan oluşan, Genelkurmay Baş- kanı Orgeneral Kenan Evren'ın başkanlı- ğındakı Müli Güvenlik Konseyı (MGK), Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ninyönetimi- ne el koyduğunu 1 numaralı bildirisiyle du- yurdu. Ülke ve devleti yeniden düzenle- mek içın önce "tehBkeli unsurlar" ortadan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Orami- ral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun'dan oluşan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren'in başkanb- ğmdaki Müli Güvenlik Konseyi(MGK), Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yönetimine el koyduğunu 1 numaralı bikürisiyk duyurmuştu. nEylül'ün bilançosu ağır oldu 12 Eylül'ün ardından başlayan operasyonlarda onbinlerce kişi kıslalarda, emniyet nezarethanelerinde aylarca uzayan sürelerde gözaltında tutuldular. Tüyler ürpertici işkenceyöntemleriyle karşılaştılar. tşkence ve insanhk onuruna ayktn davranışlar cezaev- lerinde de sürdü. Yalnızca resmi rakamlar bile toplumun üzerine nastl bir hınçla gidüerek bastınlmak istendiğini gösteriyor: Gözaltına ahnanlar: 650 bin Fişlenenler: 1 ntilyon 683 bin Yargılanan 'örgüt üyesi': 98 bin 404 Hüküm giyen 'örgüt üyesi': 21 bin 764 Kuşkulu ölüm: 144 Açlık grevinde ölenler: 14 Kaçarken vurulanlar: 16 'Çatışmada'öldürülenler: 74 Açılan işkence soruşturması veya dava sayısı: 9 bin 962 (1982-1988 arası) tşkenceyle yargılanan güvenlik görevlisi: 544 1981 yılt nisan-mayıs aylartnda ödüllendirilen güvenlik görevlisi: 1002 Cezaevlerindeki gazetecilerin aldığı toplam ceza: 3 bin 315 yü 3 ay Haklarında idam istenenler: 7 bin Ölüm cezası verüenler: 517 Askeri Yargıtay'ın onayladığı ölüm cezası: 124 Dosyası Meclis 'te bulunan idam hükümlüsü: 259 İnfaz edilen ölüm cezası: 50 12 Eylül öncesi döneminin öğrenci ve siyasi liderlerinden 78 'liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can: 12 Eylül faşizmi kendi çocuklannı yedi•y /*% Eylül öncesi döneminin öğ- / / rencive siyasi liderlerinden X +J 78'liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can'ın 12 Eylül öncesi ve sonrasındaki gelişmelere ilişkin soru- lanmıza yanıtlan şöyle: - Türkiye 12 Eylül'e nasıl gekö? CELALETTÎN CAN-60 'lı yıllar- da bütün dünyada olduğu gibi Türki- ye'de de kendine özgü bir hareketli- likortayaçıkrnıştı.*SosyalgeIşmeeko- nomik gelişmenin önüne geçti", bu haıeketliliğin önünü kestiler. Ancak 12 Mart darbesi programmı tamam- layamadı ve 2 yıllıksessizlikten son- ra toplum yeniden ayağa kalkmaya başladı. TûrtclYe başka noktalara taşındı Oğrencüer "Demokratik ünivera- te', köylüler "Toprak işleyenin", iş- çier toplusözleşme ve grev istekle- riyle sokağa çıkmayabaşladılar. Dün- yı çapındaulusalkurtuluş savaşlany- la eşitlik, özgürlük sloganlanyla za- nanın ruhu devrimci, sosyalist, eşit- lkçi, özgürlükçüydü. Afganistan, ABD'nin kontrolünden çıkrruş, tran aıti-Amerikancı bir çizgiye kaymış- tı Bunlar ABD emperyalizminin, D50'lerden buyana izlediğj Sovyet- Iff Birliği'ni kiışatma politikasının çjkmesi demekti. Toplumsal hare- letlerin geliştiği bir Türkiye'yi, ABD enperyalizminin, Sovyetler'i kuşat- «ıasının bir parçası haline getirmesi aordu. Türkiye'yi istikrarsızlaştınp «arbe rejimi ile başka bir noktaya ta- tsmak gerekti. Ecevit hükümetinin yerine "komünizme karşT bütün ge- •c; ve faşizan güçlerin koalisyonu' Milliyetçi Cephe hükümetleri kurul- du. 74'ten itibaren sivil faşist güçler, hayatın her alanında, okul işgalleriy- le başlayıp toplumun diger kesimle- rine saldırmaya başladılar. Faşist güç- lerinyetersiz kaldığı durumlarda po- lis destek verdi. 1976 döneminde MHP içerisinden daha sonra Susur- luk'ta orta çıkan çetenin, derin dev- letin temelleri atıldı. Çath'lar NA- TO'nun Brüksel"deki karargâhlann- delesinin karşısuıa çıkanlan kontr- gerilla hareketi ile can ve mal güven- liği sorunu yaratıldı, "Halkterörden bıkü" diye darbeye zemin hazırlan- dı. -12 Eylül'de ülkücüler de cezaevie- rine aükh, idam ediknler oldu. CAN - Anadolu'dan, muhafazakâr çevrelerden gelen yoksul çocuklar, toplumcumilliyetçilikle, "Ruslar ül- keyi işgal edecek" söylemleriyle sol- Can: 12 Eylul yasalan, zihniyet ve davranış kabplanyla hâlâ yaşıyor. da eğitildi. MHP güçleriyle, polisle, kontrgerillayla katliamlara dönüşen saldınlarla darbe tezgâhlanmaya baş- ladı. Bu katliamlann ilk adunı 1 Ma- yıs 1977'dir. 1978 Aralık'rndakiMa- raş katliamı ve sıkıyönetim, darbeye geçişin ilk adımıdır. -80öncesinde "sağ-solkavgası" ola- rak değeriendirilen olaylan emper- yahzmin yönlendirdiği güçlerin ya- ratüğmı rru söyiüyorsunuz? CAN - Geiişen demokrasi rSüca- culara, emekçüere saldırtıldı. Ame- rikan zokasını yutmuşlardı. Darbe- den sonra tarafsız bir görüntü ver- mekiçinbazılannıkırmakgerekti. Ka- rakolun bir kapısından girip bir kapı- sındançıkıyorlardı, işkence görecek- lerini düşünmemişlerdi. "Bizeihanet ettikr" dediler. 12 Eylül faşizmi ken- di çocuklannı yedi; doğru. Öyleyse onlar da darbecilerle hesaplaşsınlar. -Darbenin,Türkrje'nin gelecegıne nasıl etkisi oldu? CAN-78'lüer,hiç abartmadan söy- lüyorum. bu ülkeyi kendisinden faz- lasevdi. Hayata dair ne varsa gelecek günlere erteledi. Amerikan emper- yalizmine, faşizme karşı çıktılar. Po- litikleşen bu toplum tasfiye edildi, beş bin insan öldü, binlercesi göç et- mek zorunda bırakıldı, yuvalar yıkıl- dı. Ülkeningeleceği mafyaya, hortum- culara, neme lazımcılara bırakıldı. Türkiye'yi Amerikan emperyalizmi- ne bağlamak isteyenler bağımsızlık- çı, eşitlikçi iki kuşağı yok ettiler. Bir daha böyle kuşaklann doğmaması için öyle tedbirler aldılar ki toplumu parçaladılar. Bireyci gençler vetigtirdller Tükermeyi bir statü olarak benim- seyen bireyci gençler yetiştirdiler. "l lkenin durumu kötü, ne yapma>ı düşünüyorsun" sorusuna gençlenn cevabı "Yurtdışma gitmek". artık. "O'lerin toplumu, geleceğini kuraca- ğından umutlu bir toplumdu. Darbe- ciler, ülkeyi, geleceği aydınlık bir gençliği yok ettiler. Tarih önünde suç- ludurlar. Derin devlet, politikayı kont- rol ederhale geldi, ekonomiyiIMF'ye bağladılar. - "DarbecUer Yargdansuı" kam- panyasmın amacı nedir? CAN - 12 Eylül yasalan. zihniyet ve davranış kahplanyla, provokas- yonlanyla hâlâyaşıyor. 12Eylül'lehe- saplaşmak, Türkiye'nin toplumsal ve siyasal hayatından silerek demokra- sinin önünü açmak gerekiyor. Ancak anayasanın geçici 15. maddesi darbe- cileri tasarruflanndan dolayı yargıdan muaftutuy^r. Bu, Türkiye'nin ayıbıdır. kaldınldı, sonra kurulan düzen yasalarla kalıcılaştınldı. Anayasa ve yasalar oluşturulurken toplu- mun örgütlenmesi, düşünmesi, düşündüğü- nü ifade etmesinin önüne barikatlar konul- du. Darbecilerin icraatlannın tartışılmaz ve yargılanamaz olduğu da anayasayla güven- ce altına alındı. 12 Eylül cuntacılan, 12 Mart 1971 cuntasıruntamarnlayarnadığı'İop- hımu hizaya sokma" işini bu kez sağlama almak istiyorlardı. Türkiye'ye bol gelen demokrasi elbisesi, onyıl sonra yeniden el- den geçirilerek ıyice daral- tıldı. 12 Mart'ın ardından geiişen siyasal, ekonomık, toplumsal olaylar, Türki- ye'nin adım adım nasıl ye- ni bir cuntaya doğru gittiği- ni ya da koşullann yaratıldı- ğını gösteriyor. CHP-MSP koalisyonu, azınlık hükümetleri ve Sü- leyman Demirel'in başba- kanlığındaki Milliyetçi Cep- he hükümetleri, siyasalkriz- ler, sıkryönetimlerle geçen on yıllık sürede öğrenci genç- lik arasında başlayan kanlı kavga, karanlık cinayetlere kadar uzandı. Çalışanlar seslerini örgüt- lendikleri sendikalarda yük- seltirken sermayenin de hü- kümetlerden talepleri vardı. '24 Ocak Kararlarr Demirel azınlık hüküme- tiiçinTurgutÖzal'ın 1979'da hazırladığı "24OcakKarar- lan" olarak bilinen IMF programı, ancak cuntanın yarattığı hareketsiz kalmış toplum üzerinde hayata ge- çirilebildi. 24 Ocak Kararlan, darbe- nin, dünyada kapitalist sis- temin girdiği bunalımdan ve Türkiye'nin güçlenen ser- maye çevTelennin istekle- rinden ayn düşünülerneyece- ğinin en önemli örneklerin- den biridir. lMayısl977,Maraş,Ço- rum kaüıamlan, 16 Mart'ta öğrenci katliamlanyla darbe- nin koşullan hazırlandı. 1980 öncesi olaylardan Devrimci tşçi Sendikalan Konfederasyonu (DlSK) ve bağlı sendikalann yönetici- leri, Banş Derneği kurucu- lan, sanatçılar, bilim adam- lan ve binlerce genç sorum- lu tutuldu. DlSK kapatıla- rak yöneticileri idamla yar- gılandı. Binlerce kişi, aske- ri mahkemelerde, adil yargı- lamanın sözkonusu dahı ola- mayacağı mahkemelerde yargılandı. işkencelerden ge- çinldi. Gazeteler kapatıldı, kitaplar toplatıhp yakıldı. Atatürkçülük söylemi kul- lanılarak Türk Dil Kurumu. Türk Tarih Kurumu, Hal- kevleri gibi Atatürk'ün mi- raslanna kilit vuruldu. Ortaöğretim müfredatvna zonınlu din dersleri konul- du. Imam hatip okullannın sayısı arthnlarâk şeriatçı ha- reketleretabansağlandı. Top- lu iş sözleşmesi ve grevhak- kı başta olmak üzere sendi- kalhakve özgürlükleryasak- landı. 12 Eylül'den kısa bir süre sonra Güneydoğu'da yapı- lan operasyonlara gazeteci- ler götürülerek meydanlar- da yerlere yatunlan köylüle- rin fotoğraflan çektirildi. Di- yarbakır Cezae\i'nde tutuk- lulara, benzeri Nazi kamp- lannda görülecek işkence- ler yapıldı. Darbeden 4 yıl sonrabaş- layan kanlı süreç pervasız uygulamalarla tetiklendi. Olağanüstü nitelikteki dev- let güvenlik mahkemeleri (DGM) yenidenkurulurken üniversitelerin özerkliğine son verildi. Darbecilerin oluşturduğu Danışma Meclisi'nin hazır- ladığı ve 1982'deyapılanre- ferandum sonucubüyük ço- ğunluğun kabul ettiği anaya- saylatoplumsal yaşamın tüm alanlannda hak ve özgür- lükler kısıtlandı. GÖRÜŞ SONMEZ TARGAN 12 Eylül Depremi Doğal afetlerin içinde en büyük can ve mal yitimi- ne neden ctoılann başında deprem gelir biçiminde dü- şünürdüm. Çûnkü deprem, geleceği önceden kestirile- meyen ve beklenmedik anda insanın başına gelen yer- kabuğu devinmelen olduğu için çoğu kez önlem alma- ya bile fırsat bulunamadığı için sonuçta büyük yıkımlara neden olmaktadır. Oysa kimi doğa olaylannı önceden kestirmek, günü- müzün gelışmış bılım ve teknolojik olanaklanyla artk oia- sıdır. Ama ne ıkjınçtir kı gezegenimizin en geüşmış bilim ve teknolojik olanaklanna sahıp ABD'de, geleceği ön- ceden bilinmesine karşın Katrina Kasırgast nın New Or- leans kentinde yarattığı yıkımın önüne geçılememiş ve adeta burada yaşananlar kara bir ağlatıya (trajedi) don- müştür. Kara bir ağlatı diyorum, çünkü televizyondan ız- leyebıldiğimce ekrana gelen ınsan görüntulerinin tarna- mına yakınını zencıler oluşturuyordu. Uygarlık tarihinde doğal afetler denli ınsanlann canı- na ve malına büyük zarar vermış siyasal ve toplumsal afet- ler de var. Savaşlan saymazsak, özeHikle gezegenimizin 50 yıla varan son evresınde emperyalızmin dümen su- yunda yapılan askersel devırmeler ve bunlann birer uzan- tsı olan faşist uygulamalar sonucunda tanık olduğumuz nice insanhk ağlatılan var ki bunlara da siyasal deprem- ler dersek yeridir. Gezegenimizde yaşanan askersel devirmeler ve fatu- rası son derece ağır olan faşist uygulamalann aynntıla- nna bu yazının sınıriı ölçüleri içinde girmeyeceğiz, Ama bizde aradan 25 yıl geçmesine karştn topJumdayarattı- ğı acı ızler ıte siyasal yaşamımızda bıraktığı olumsuz so- nuçlan bugün bile silinmeyen 12 Eylül askersel devirme- sinden kısaca soz efrnek ıstiyorum. 12 Eylül 1980 yılında gerçekleşen bu faşist devirme- nin öncelikle neyi hedeflediğırve kısaca değinelım. 12 Ey- lül askersel devirmesinın temel hedefi, başta işçi sınıfı ol- mak üzere tüm emekçi sınıf ve katmanlardı. Daha siya- sal erki eline geçiıir geçirmez ilk işi, kendinden öncieki hükümetlerce alınan ama demokratik yollardan yaşama geçirilemeyen 24 Ocak Kararian'nı uygulamaya koymak oldu. Hemdekiminle?.. Bugün en fazla tedirginlığı duyulan (daha çok da as- kersel kesimden) irtica ve gericiliğin daha o günlerde alt- yapısını oluşturan ve bu kesımin siyasal erke tırmanma- sının yolunu açan Turgut Özal'la Turgut özal faşist as- kersel yönetimin ekonomi dumenını elıne almakia kalma- dı, takunyacı olarak nitelenen tutucu ve bağnaz kadro- lann devlet orunlan içinde yuvalanmasında da önemli rol- ler oynadı. Başka bir anlatımla, askersel yönetim 24 Ocak Kararian'nı uygulamaya sokmakla ışçı ve emekçilerin ekonomik, demokratik hak ve özgüriüklerine büyük dar- beler indirmekle kalmamış, siyasal Islamın erkegiden yo- lunun, ABD'nin de desteğıyle, daha o günlerde önünü açmıştr. Bu nedenle bugünkü siyasal fotoğraftan rahat- sız olanlar, önce 12 Eylüi paşalannı sorgulamak zorun- dadırlar. 12 Eylül askersel devirmesinın ikinci ve en önemli yı- kımlanndan biri de örgütsel ve siyasal alanda yaşanmış- tr. Siyasal partitenn tümü kapatılarak siyasetle uğraşmak adeta suçmuş gibi toplumda btr izlenim yaratılmaya ça- lışıldı ve bunda da büyük ölçüde amaca ulaşılmıştı. Son- radan bir styasetçtnin belırttığı gıbı, adeta "dağlara taş- /ara korku salınmıştı'. Dolayısıyla 8O'lı yıllann gençliğinin siyasete ilgi duymas) şöyle dursun, ınsanlar, bu ışterle uğ- raşanlardan vebadan kaçar gıbı kaçar duruma gelmişti. Bu alandaki uygulamalara yine yaşamın başka alan- lanndan bir ömek daha vermek gerekırse en büyük ya- rayı demokratik kitle örgütlerinin aldığını rahattıkla söy- leyebiliriz. ömeğin, Içişleri Bakanltğı'nın sayılan veri alı- nırsa 12 Eylül öncesi yurt ölçeğinde yaklaşık 150 bin olan sendika, oda ve meslek kuruluşlan, vakrf ve deme- ğin 50 bini kapatılmış, genye kalanlar ise ya işlevsiz du- ruma getirilmış ya da içi boşaltlmıştır. 12 Eylül'ün en önemli yönlendirmelerinden bir diğeri de dış politikada yaşanmtştır. Türkiye, Osmanlfnın son dönemi de dahil yakın tarihın hjçbir döneminde hiç bu denli dışandan yönetılmemiştr. Ozellikle ABD'nin ricala- n (!) adeta bir emır kabul edılip gereken ve ıstenen ne ıse yapılmıştır. ömeğin Yunanıstan'ın NATO'nun askersel ka- nadına tekrar geri dönmesi ıstemi, Türkiye tarafından o güne değin vetoediliyordu. ABD'nin isteği üzenne 12 Ey- lül paşalan bu vetoyu kaldırmakla kalmamış, Türkiye'yi NATO bünyesınde daha büyük sorumluluklara iten ço- ğu anlasmaya da imza atmışlardır. Bu aymazlığı bugün bir başka siyasal parti yapıyor olsa, vatan hainliğınden yargılanıyor olması ışten bile değildir. 12 Eylül'ün insanlar ve toplum üzerinde açtığı niceya- ra ve uygulamalan burada sayılara döksek bu sayfalann sınırian dar gelir. Burada bırkaç örnek vermekle yetine- lim. Bu dönem 650 bin kişi gözaltına alınmış ve bunlar- dan 7 bin kişi idamla yargılanmış. 517 kişiye ölüm ceza- sı verilmiş ve bunlardan 50'sı infaz edilmiştir (18 sol gö- rüşlü, 8 sağ görüşlü, 23'ü adlı suçlu. 1'i ASALA milita- nı). Yıne bu süreçte işkence görenler, sakat kalanlar, evi yuvası yıkılanlar, vatandaşlıktan çıkanlanlar, şuraya bu- raya sürgün edilenler saymakla bitmez. Ama 12 Eylül fa- şizmininhukuktanımazlığı bir yana, hıçbıretikaçıklama- sı bulunmayan bir olayını anlatarak bu yazıyı noktalamak ıstiyorum. Salt bu olay bile, 12 Eytül devirmesinin na- sıl bir siyasal ve toplumsal deprem olduğunu gösterme- ye yeter de artarsanınm; Erdal Eren tutuklandığı zaman gerek fizıksel olarak gerekse hukuksal olarak 17 yaşın- da bir çocuktur. Cunta hukuku bu çocuğu yargıladığı ve idama mahkûm ettiği zaman da daha 17 yaşını bile dol- durmamıştı. Gerek evrensel hukuk açısından gerekse o gün yürür- lükte olan Türk hukuku açısından bu çocuğun idam edil- mesi olanaksızdır. Ama gözü dönmüş 12 Eylül cunta yö- netimi, Erdal Eren'in yaşını büyütüp idam ettirerek sicili- ne bir de canı srfatını eklemiş oldu. Evet, neresınden bakarsanız bakın, 12 Eylül bir siya- sal ve toplumsal depremdır ve tannlar bile hiçbir dep- remde böylesine bir haksızlığı yapmazdı sanınz!.. Yarın: DİSK yargılanıyor: Sınıf tahakkümü' VEFAT Merhum Fevzi ve Merhume Ruhat Oker'in kızlan, Cem Oker ve Olcay Sezen'in kızkardeşleri, Av. Merih Sezen'in baldızı, Güney Uluengin'in eski eşi, Mete ve Semra, Can ve Aslı Uluengin'in çok sevgili anneleri, Bora ve Ipek'in biricik nenesi FİLİZ OKER Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi 12 Eylül 2005 Pazartesi günü (bugün) Erenköy Galip Paşa Camisi'nden öğle namazını müteakiben Çamlıca Çakaldağ Mezarlığı'na defnedilecektir. Allah rahmet eylesin. AİLESİ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog